Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Atatürk'ün Biyografisi Yaşamı ve hayatı

  1. #1
    AdministratoR
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Atatürk'ün Biyografisi Yaşamı ve hayatı

    Sponsorlu Bağlantı

    Atatürk'ün Biyografisi Yaşamı ve hayatıMUSTAFA KEMAL'İN ÇOCUKLUĞU VE EĞİTİMİ

    Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve
    ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal. 1881 yılında Selanik'te doğmuştur.
    Babası Ali Rıza Efendi, bir gümrük memurudur. Annesinin adı Zübeyde Hanım'dır.

    İlkokul eğitimi için, Selanik'teki Şemsi
    Efendi okuluna gitmiş, ancak babasını çok küçük yaşlarda
    kaybedince okuldan ayrılmak zorunda kalmıştır. Mustafa, kız kardeşi Makbule
    ve anneleri, dayıları ile birlikte, Selanik yakınlarındaki çiftlik evine yerleşmişler; yaşamı bu şekilde bir süre devam etmiştir.

    Mustafa
    çiftlikte çalışırken, annesi okula gitmemesinden
    endişe duymaya başlamıştır. Sonra, annesinin Selanik'te bulunan kız kardeşinin
    yanına giderek Askeri Rüştiyeye kaydını yaptırmıştır. Rüştiye'yi 1895
    yılında bitiren Mustafa Kemal Manastır'daki Askeri İdadi'ye
    girmiş ve başarılı bir şekilde bitirmiştir.
    Mustafa Kemal daha sonra İstanbul'a gitmiş, 13 Mart 1899 yılında başladığı Harbiye'yi bitirdikten sonra,1902 yılında Harp Akademisine başlamış ve 11 Ocak 1905
    yılında kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur.


    ORDU KUMANDANI OLARAK MUSTAFA KEMAL


    1906 yılında Şam'a gönderilen Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam'da
    "Vatan ve Hürriyet" adında bir dernek kurmuşlardır. 1911 yılında İtalya
    ile yapılan savaş esnasında, kendi isteğiyle Trablus'a gitmiş, Derne ve
    Tobruk'un savunmalarında görev almıştır. Mustafa Kemal henüz Libya'da
    iken başlayan Balkan Savaşında da, başarılı bir kumandan
    olarak (1912 - 1914) hizmet vermiş ve savaş sonunda Sofya'ya askeri ataşe
    olarak atanmıştır.

    Mustafa Kemal'in Sofya'da bulunduğu sırada 1. Dünya Savaşı çıkmıştır.
    8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilen Mustafa Kemal,
    kritik bir zamanda Anafartalar'daki Türk kuvvetlerine kumanda etmiştir.

    Bu sırada İngilizler, Fransızlarla birlikte Çanakkale Boğazı'na çıkarma yapmış,
    savaş esnasında, Mustafa Kemal'in kalbinin üzerine bir şarapnel parçası
    isabet etmiş ise de, göğüs cebinde bulunan saati onun hayatını
    kurtarmıştır. Mustafa Kemal o anda içinde bulunduğu ruh halini üstlenmiş olduğu
    büyük sorumluluğa bağlamış ve : "Aslında, bu tür bir
    sorumluluğu üstlenmek hiç de kolay değildi, ancak yurdumun parçalandığını
    görmektense ölmeyi tercih etmiş olmam nedeniyle, bunu gururla kabul
    ettim." sözleriyle duygularını ifade etmiştir. Düşman saldırısının püskürtülmesinde Mustafa Kemal’in üstün cesareti, askeri bilgisi, yeteneği ve uzak görüşlülüğünün büyük bir rolü olmuş, genel olarak Çanakkale, özel olarak Anafartalar savunması, dünya siyasi ve askeri tarihine onun adıyla yazılmıştır.

    Mustafa Kemal daha sonra Kafkaslarda ve Suriye'de hizmet etmiş ve 1918 Mondros Mütarekesi’nden hemen önce Suriye'de bulunan Yıldırım Orduları
    grubunun kumandanlığına getirilmiştir. Mütarekeden (ateşkes) sonra,
    İstanbul'a dönmüştür.


    İSTİKLAL SAVAŞI


    Mondros Mütarekesinden sonra, anlaşmayı imzalamış olan ülkeler anlaşmanın
    öngördüğü koşullara uymamışlardır. Çeşitli bahaneler öne süren İtilaf Devletlerinin ( Fransa,
    İngiltere ve İtalya ) Donanmaları İstanbul'a gelmiş, Adana vilayeti Fransızlar tarafından,
    Urfa ile Maraş vilayetleri ise, İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Antalya ve Konya'da
    İtalyan askerleri, Merzifon ve Samsunda ise İngiliz askerleri, hemen her yerde yabancı subaylar, yetkililer ve ajanlar vardır. Yine İtilaf Devletlerinin onayıyla Yunan Ordusu'nun 15 Mayıs 1919'da
    İzmir'e çıkması üzerine, Mustafa Kemal Anadolu'ya gitmeye karar vermiş ve 16 Mayıs 1919'da, "Bandırma" isimli küçük bir tekne ile İstanbul'dan ayrılmıştır. Mustafa Kemal, Anadolu'ya yapacağı bu yolculuğu esnasında düşmanlarının bu gemiyi batırmayı planladıkları konusunda uyarılmıştır. Ama o bundan korkmamış ve 19 Mayıs 1919 Pazartesi tarihinde Samsuna ulaşarak Anadolu toprağına ayak basmıştır.

    İşte bu tarih, Türk İstiklal Savaşının başlangıcıdır. Mustafa Kemal bu tarihi daha sonra kendi doğum tarihi olarak da seçmiştir.

    Böylece, Anadolu'da bir ulusal direniş dalgası oluşmuş, Doğu’da Erzurum'da da bir hareketlilik başlamıştır. Mustafa Kemal hızlı bir biçimde hareket ederek tüm organizasyonun başına
    geçmiştir. 1919 yılının yazında yapılan Erzurum ve Sivas kongrelerinde ulusal bir sözleşme ile ulusal hedefler ilan edilmiştir.

    İstanbul'un, İşgal kuvvetlerince işgal edilmesi üzerine, Mustafa Kemal, 23
    Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisini açarak merkezi Ankara olan yeni ve
    geçici bir hükümet kurmuştur. Mustafa Kemal aynı gün Meclis Başkanlığına getirilmiştir.
    Bu sırada Yunan Ordusu da, Çerkez Ethem'in ayaklanmasından yararlanarak ve onunla işbirliği
    içerisinde Bursa ve Eskişehir yönünde harekete geçmiştir. Ancak 10 Ocak 1921
    tarihinde, düşman kuvvetleri Batı Cephesi Kumandanı Albay İsmet İnönü ve orduları tarafından
    çok ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. 10 Temmuz 1921 tarihinde ise, Yunan Ordusu beş tümen ile Sakarya'ya bir cephe saldırısı başlatmıştır. 23 Ağustos tarihinden 13 Eylül tarihine kadar aralıksız olarak
    süren büyük Sakarya Savaşı sonrasında, Yunan Ordusu yenilmiş ve çekilmeye zorlanmıştır.
    Bu savaş sonrasında, Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Gazi ve Mareşal unvanlarını vermiştir. Düşmanlarını ülkesinden kovmaya kararlı olan Mustafa Kemal, 26 Ağustos 1922 sabahında, ordularına saldırıyı başlatma emrini vermiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde, tüm düşman kuvvetleri Dumlupınar'da ya öldürülmüş ya da esir edilmiş, düşman ordularının Kumandanı General Trikupis esir alınmıştır.

    9 Eylül 1922 tarihinde Atatürk’ün “ORDULAR! İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR, İLERİ!...” emriyle, kendilerini kovalayan ordularımızdan kaçmakta olan düşman kuvvetleri İzmir yakınlarında denize dökülmüşlerdir.

    Olağanüstü askeri bir yeteneğe sahip olan Mustafa Kemal komutasındaki Türk kuvvetleri yurdu
    işgal etmiş olan Müttefik kuvvetlere karşı bir İstiklal mücadelesi vermişler ve sonunda bütün cephelerde zaferler kazanmışlardır. 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşmasının imzalanmasıyla, hem bu zafer hem de bu zaferin ürünü olan yeni Türk devleti tüm dünyaca tanınmıştır. Mustafa Kemal, yeni, sağlam ve dinç bir devlet kurmuştur. 29 Ekim 1923 tarihinde, yeni Türk Devletinin idare şeklinin Cumhuriyet olduğunu ilan etmiştir. Ve Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.



  2. #2
    AdministratoR

    Standart Cevap: Atatürk'ün Biyografisi-Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı-Atatürk'ün Yaşamı-Atamı


    ATATÜRK'ÜN GÖRÜŞLERİ



    Ekonomi üzerine

    Atatürk Devrimlerinin sonucunda, Türkiye'nin ekonomik yapısı tümüyle iyi
    yönde bir gelişme göstermiştir. Kapitülasyonların kaldırılması ile
    birlikte, ulusal bir ekonomi için gerekli olan temel
    atılmıştır. Atatürk'ün ülke ekonomisi hakkındaki düşüncesini, "Memleketin
    efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür" sözlerinde bulmak mümkündür.

    Dış Politika üzerine

    O dönemde birçok
    ülke yöneticisinin izlediği iç çatışma politikalarına, polis devleti taktiklerine ve nihayet
    uluslararası ihtilaflara yönelmelerine rağmen, Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözüne
    sıkı bir biçimde, bağlı kalan Türkiye, bu dönemde ülke içerisindeki devleti ve
    onun kurumlarını içten çökertme girişimlerini engelleyebildiği gibi,
    savaşlara da bulaşmamayı başarmıştır.




    ATATÜRK DEVRİMLERİ

    Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu gibi, aynı zamanda
    büyük bir devrimcidir. O dönemde, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş
    medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan gelişmiş toplumların
    aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize edilmesi gerekmektedir.

    Mustafa Kemal de bunu yapmış,
    1924 ile 1938 yılları arasında, insanlarının kurtuluşu ve hayatta
    kalabilmesi için yaşamsal öneme sahip olan devrimleri hayata
    geçirmiş; bu devrimler, Türk halkı tarafından büyük bir coşku ile
    karşılanmıştır.

    Harf Devrimi

    Atatürk'ün gerçekleştirdiği en önemli devrimlerden birisi de, 3 Kasım 1928 tarihinde
    Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesi olmuştur.

    Kıyafet Devrimi

    Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar dinsel geleneklerden kaynaklanan çarşafı atıp,
    modern giysiler, erkekler ise fes yerine şapka giymeye başlamışlardır.

    Hukuk Sisteminin Laikleştirilmesi

    1920 yılında kurulmuş olan yeni Türkiye Devletinin yeni bir hukuk
    sistemine de ihtiyacı olduğunu bilen Atatürk, Mecelle, yani din esaslarına dayalı
    Medeni Kanun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, o dönemde geçerli olan ceza
    yasasını ise İtalyan Ceza Yasası ile değiştirmiştir. Kısacası Türk Hukuk Sistemi tüm çağdaş
    gereksinimler ışığında modernize edilmiştir.

    Öğrenimin Laikleştirilmesi

    19. Yüzyıl başlarına dek, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde çeşitli eğitim sistemleri
    uygulanmıştır. Atatürk, İslami eğitim veren medrese sisteminin, yeni toplumun
    ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini; bu nedenle, batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim
    sisteminin oluşturulması gerektiğini görmüş, böylece önce öğretimin birleştirilmesi
    (Tevhid-i Tedrisat) kanunu çıkarılıp dini eğitim veren tüm öğrenim kurumları kapatılarak,
    bütün eğitim işleri Milli Eğitim Bakanlığı çatısında birleştirilmiş,
    1933 yılında da bir üniversite reformu gerçekleştirilmiştir.

    Kadınlara Sağlanan Medeni Haklar

    Atatürk Devrimleri ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş olan Türk kadınına
    yeni haklar tanınmış; kabul edilmiş olan yeni Medeni Kanun gereğince kadınlar da
    erkeklerle eşit haklara sahip olmuş, resmi görevlere atanmaları, oy vermeleri ve
    Millet Meclisine seçilmeleri mümkün kılınmış; tek eşlilik ilkesi ve
    kadınlara tanınan eşit haklar, Türk toplumuna bir canlılık kazandırmıştır.



    ATATÜRK İLKELERİ

    Atatürk ilkeleri, altı ana başlık altında toplanabilir:

    Cumhuriyetçilik:

    Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir
    İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece
    modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.

    Halkçılık:

    Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi
    ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu
    olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte
    kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934
    yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.
    Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler
    olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan
    çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf
    farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,
    sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
    etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade
    edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,
    halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki
    sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

    Laiklik:

    Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına
    gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması
    anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız
    olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.

    Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri
    ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi
    akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.

    Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.

    Devrimcilik:

    Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı
    Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.
    Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.
    Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

    Milliyetçilik:

    Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik
    ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.

    Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir;
    yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,
    gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik
    Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

    Devletçilik:

    Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin
    bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
    olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.


    iSTiKLAL MARŞI

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
    O benimdir, o benim milletimindir ancak!

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
    Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
    Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
    Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

    Mehmet Akif Ersoy


    ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜ

    Atatürk ülke içerisinde sık sık seyahat etmektedir.
    Gemlik ve Bursa gezileri esnasında Atatürk soğuk alır. Tedavi olmak ve dinlenmek üzere
    İstanbul'a geri döner. Ama, ne yazık ki hastalık ciddidir.
    10 Kasım 1938 tarihinde saat 9.05'te tüm çabalara rağmen çok sevdiği halkından
    ayrılmak zorunda kalır. Ama insanlarının gözünde ölümsüzlük kazanmıştır. Öldüğü andan
    itibaren, çok sevilen ismi ve hatırası, çok sevdiği halkının kalbinde
    yerini almıştır. O bir kumandan olarak birçok savaş kazanmış, bir lider
    olarak kitleleri etkilemiş, bir devlet adamı olarak başarılı bir yönetim
    sergilemiş ve nihayet bir devrimci olarak bir toplumun sosyal, kültürel,
    ekonomik, politik ve hukuki yapısını kökten değiştirmeyi başarmış; dünya tarihindeki
    en üstün şahsiyetlerden birisi olmuştur.Tarih onu Türk ulusunun en şerefli evlatları ve
    insanlığın en büyük liderleri arasında sayacaktır.




  3. #3
    AdministratoR

    Standart Cevap: Atatürk'ün Biyografisi-Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı-Atatürk'ün Yaşamı-Atamı

    ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - ASIL METİN

    Ey Türk Gençliği!

    Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza
    ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en
    kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek
    isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve
    Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde
    bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve
    şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve
    Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir
    galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın
    kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları
    dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün
    bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde
    iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde
    bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini,
    müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru
    zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evladı!

    İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve
    Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil
    kanda mevcuttur.

    Ankara, 20 Ekim 1927

    -o-

    ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - YENİ TÜRKÇE

    Ey Türk Gençliği!

    Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin
    korumak ve savunmaktır.

    Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en
    değerli güven kaynağındır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu
    kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün,
    bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak
    için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
    düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
    Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada
    benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı
    düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele
    geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman
    girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere,
    yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
    olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında
    bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların
    siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde
    ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

    Ey Türk geleceğinin gençliği!

    İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve
    Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu
    kanda vardır!

    Söylev' den 20 Ekim 1927


    CUMHURİYETİN 10. YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
    ATATÜRK'ÜN NUTKU - ORİJİNAL


    Türk Milleti!

    Kurtuluş savaşına başladığımızın 15'inci yılındayız. Bugün
    cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.

    Kutlu olsun!

    Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın
    en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

    Yurttaşlarım!

    Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk
    kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki
    muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber
    olarak azimkarane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi
    göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve
    azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri
    seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve
    kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet
    seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş
    asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket
    mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok
    çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da
    muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri
    yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk
    milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve
    çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda,
    elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.

    Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti
    olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda
    yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz
    çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara
    sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve
    tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine
    çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda,
    kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.

    Büyük Türk Milleti,

    On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaat eden çok
    sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin
    hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı
    iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle
    yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medeni alem,
    az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün
    unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki
    inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi
    doğacaktır.

    Türk Milleti!

    Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük
    şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

    Ne mutlu Türküm diyene!

    Ankara, 29 Ekim 1933



    CUMHURİYETİN 10. YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
    ATATÜRK'ÜN NUTKU - YENİ TÜRKÇE


    Türk Ulusu!

    Kurtuluş Savaşı'na başladığımız 15'inci yılındayız. Bugün
    cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.

    Kutlu olsun!

    Bu anda büyük Türk Ulusunun bir bireyi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın
    en derin sevinici ve coşkunluğu içindeyim.

    Yurttaşlarım!

    Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk
    kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki
    başarıyı, Türk Ulusunun ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak
    azimle yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli
    görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunluluğunda ve
    azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve uygar ülkeleri düzeyine
    çıkaracağız. Ulusumuzu en geniş refah araç ve kaynaklarına sahip
    kılacağız. Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne
    çıkaracağız. Bunun için, bize zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici
    görüşüne göre değil, çağımızın hız ve hareket kavramına göre
    düşünülmektedir. Geçen zamana oranla, daha çok çalışacağız. Bunda da
    başarılı olacağımıza kuşkum yoktur. Çünkü Türk ulusunun karakteri
    yüksektir. Türk ulusu çalışkandır. Türk Ulusu zekidir. Çünkü Türk Ulusu,
    ulusal birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Çünkü Türk
    Ulusunun yürütmekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda, elinde ve
    kafasında tuttuğu meşale, müsbet bilimdir. Şunu da önemle belirtmeliyim
    ki, yüksek bir insan topluluğu olan Türk Ulusunun tarihsel bir niteliği
    de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki
    ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan
    zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik
    duygusuna ara vermeden ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek
    geliştirmek ulusal ülkümüzdür. Türk ulusuna çok yaraşan bu ülkü, onu,
    bütün insanlığa gerçek huzurun sağlanması yolunda, kendine düşen uygarca
    vazifeyi yapmakta başarılı kılacaktır. Büyük Türk Ulusu! Onbeş yıldan
    beri, giriştiğimiz işlerde başarı vaat eden çok sözlerimi işittin.
    Mutluyum ki, bu sözlerimin, hiçbirinde, ulusumun, hakkımdaki güvenini
    sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı inanç ve kesinlikle
    söylüyorum ki, ulusal ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk
    Ulusunun büyük ulus olduğunu bütün uygar dünya, az zamanda, bir kere daha
    tanıyacaktır. Hiçbir an kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar
    niteliği ve büyük uygar yeteneği, bundan sonra ki gelişmesi ile,
    geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

    Türk Ulusu!

    Sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük ulus bayramını daha büyük
    onurla, mutluluklarla, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

    Ne mutlu Türküm diyene!

    29 Ekim 1933



    ATATÜRK'ÜN BAZI ÖZDEYİŞLERİ

    - Ne mutlu "Türküm" diyene.

    - Geldikleri gibi giderler.

    - Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak
    Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

    - Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı
    bir türlü öğretemedim.

    - Yurtta sulh, cihanda sulh.

    - Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.

    - Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.

    - Doğruyu söylemekten korkmayınız.

    - Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir.
    Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve
    hissediyorsanız bu yeterlidir.

    - Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır.

    - Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

    - Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri !

    - Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine
    ve refaha ulaştırmaktır.

    - Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.

    - Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden
    sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler
    kazanmaya devam edeceğiz.

    - Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise,
    "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım"
    diyebilenindir.

    - Egemenlik verilmez, alınır.

    - Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.

    - Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

    - Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır.

    - Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.

    - Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının
    yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır.
    Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz
    ve yaşamayacaktır.

    - Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.

    - Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir
    bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.



    ATATÜRK'ÜN YAŞAMINDAKİ KRONOLOJİK OLARAK OLAYLAR

    1881
    Mustafa'nın Selanik'te dünyaya gelmesi.

    1893
    Mustafa Selanik'teki Askeri Hazırlık Okuluna başlar ve burada öğretmeni
    tarafından kendisine ikinci ismi "Kemal" verilir.

    1895
    Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri Liseye başlar.

    1899
    Mustafa Kemal İstanbul'da Harbiye'nin hazırlık sınıfına başlar.

    1902
    Mustafa Kemal Harbiye'den mezun olur ve buradan sonra Harp Akademisine
    devam eder.

    11 Ocak 1905
    Mustafa Kemal Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun
    olur ve Şam'da bulunan Beşinci Orduda görev almak üzere Şam'a gönderilir.

    Ekim 1906
    Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam'da "Vatan ve Hürriyet" adıyla gizli bir
    dernek kurarlar.


    Eylül 1907
    Mustafa Kemal Üçüncü Orduya tayin edilir ve Selanik'e gönderilir.

    13 Eylül 1911
    Mustafa Kemal İstanbul'daki Genel Kurmaya tayin edilir.


    9 Ocak 1912
    Mustafa Kemal Libya'daki Tobruk taarruzunu başarılı bir şekilde yönetir.

    25 Kasım 1912
    Mustafa Kemal Hareket Başkanı olarak Akdeniz Boğazları özel Kuvvetlerine
    atanır.

    27 Ekim 1913
    Mustafa Kemal Sofya'ya Askeri Ataşe olarak atanır.

    25 Nisan 1915
    İttifak Devletleri Arıburnuna çıkarma yaparlar ve Mustafa Kemal Tümeni
    ile ilerlemelerini durdurur.

    9 Ağustos 1915
    Mustafa Kemal Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilir.

    1 Nisan 1916
    Mustafa Kemal Tuğgeneralliğe terfi eder.

    6-7 Ağustos 1916
    Mustafa Kemal Bitlis ve Muş'u düşmandan geri alır.

    31 Ekim 1918
    Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grup Kumandanı olur.

    30 Nisan 1919
    Mustafa Kemal Erzurum'da bulunan Dokuzuncu Orduya geniş yetkilerle
    Müfettiş olarak atanır.

    16 Mayıs 1919
    Mustafa Kemal İstanbul'u terkeder.

    19 Mayıs 1919
    Mustafa Kemal Samsun'a ayak basar.

    8 Temmuz 1919
    Mustafa Kemal gerek Üçüncü Ordu Müfettişliği görevinden gerekse
    ordudan istifa eder.

    23 Temmuz 1919
    Mustafa Kemal Erzurum Kongresi Başkanlığına getirilir.

    4 Eylül 1919
    Mustafa Kemal Sivas Kongresi Başkanlığına getirilir.

    27 Aralık 1919
    Mustafa Kemal İcra Heyeti ile Ankara'ya gelir.

    23 Nisan 1920
    Mustafa Kemal Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisini açar.

    11 Mayıs 1920
    Mustafa Kemal İstanbul hükümeti tarafından ölüme mahkum edilir.

    5 Ağustos 1921
    Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi tarafından Başkumandan olarak atanır.

    23 Ağustos 1921
    Türk birliklerinin Mustafa Kemal tarafından yönetildiği Sakarya savaşı başlar.

    19 Eylül 1921
    Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ile Gazi
    unvanını verir.

    26 Ağustos 1922
    Gazi Mustafa Kemal Büyük Taarruzu Kocatepe'den yönetmeye başlar.

    30 Ağustos 1922
    Gazi Mustafa Kemal Paşa Dumlupınar savaşını kazanır.

    10 Eylül 1922
    Gazi Mustafa Kemal İzmir'e girer.

    1 Kasım 1922
    Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal'in Hilafetin kaldırılması
    Yönündeki önerisini kabul eder.

    14 Ocak 1923
    Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım İzmir'de vefat eder.

    29 Ekim 1923
    Türkiye Cumhuriyetinin ilan edilmesi ve Gazi Mustafa Kemal'in
    ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi.

    24 Ağustos 1924
    Gazi Mustafa Kemal İstanbul Sarayburnu'nda ilk kez şapka giyer.

    9 Ağustos 1928
    Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu'nda yeni Türk Alfabesi ile ilgili konuşma yapar.

    12 Nisan 1931
    Gazi Mustafa Kemal Türk Tarih Kurumunu kurar.

    12 Temmuz 1932
    Gazi Mustafa Kemal Türk Dil Kurumunu kurar.

    16 Haziran 1934
    Büyük Millet Meclisi bir yasa geçirerek Gazi Mustafa Kemal'e "Atatürk"
    soyadını verme kararı alır.

    10 Kasım 1938
    Atatürk vefat eder.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Atatürk'ün Biyografisi Yaşamı ve hayatı


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Atatürk'ün Hayatı Yaşamı Resimlerle Anlatımı
    By MaqiwoL in forum Atatürk Resimleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 18.12.13, 22:37
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.02.11, 17:40
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.04.09, 01:22
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.04.09, 01:05
  5. Atatürk'ün Yaşamı ve Hayatı Kronolojisi
    By MaqiwoL in forum Atatürk'ün Hayatı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.04.09, 01:39

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.