Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Kelimede Anlam, Gerçek Anlam, Mecaz Anlam, Yan Anlam, Yakıştırma Anlam, Terim Anlam

  1. #1
    AdministratoR
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni Kelimede Anlam, Gerçek Anlam, Mecaz Anlam, Yan Anlam, Yakıştırma Anlam, Terim Anlam

    Sponsorlu Bağlantı

    Kelimede Anlam, Gerçek Anlam, Mecaz Anlam, Yan Anlam, Yakıştırma Anlam, Terim Anlam, Eş Anlam, Karşıt Anlam, Deyim, Atasözü, Sesteş Sözcükler, Özdeyiş, Yansıma Sözcükler, ikileme, Ad Aktarması, Kök, Ek, Kelime Yapısı


    KELİME ANLAMI



    GENEL BİLGİLER

    Sözcük, çoğu zaman, dilin kendi başına anlamı olan en küçük
    parçası, diye tanımlanır. Ağaç, hayal, dost gibi sözcükler buna
    örnektir. Bazı sözcükler ise tek başına anlam taşımayıp diğer
    sözcüklerle bir araya geldiğinde belli bir anlam ifade eder: için,
    gibi, göre vs.

    ÖSS'de sözcük anlamına dayalı sorular değişik soru
    biçimleriyle karşımıza çıkar. Kimileri: "Aşağıdakilerden hangisinde
    altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?" Gibi bilgiye
    dayalı olduğu halde, kimileri: "Aşağıdakilerden hangisinde "gün" sözü
    ötekilerden farklı anlamda kullanılmıştır?" Gibi sözcüğün cümle
    içindeki yorumuyla ilgilidir. Hatta yoruma dayalı sorular sözcük
    anlamıyla ilgili soruların çoğunu oluşturur.



    GERÇEK, MECAZ VE YAN (YAKIŞTIRMA) ANLAM

    Gerçek anlam, bir sözcüğün temel anlamıdır; buna sözcüğün
    ilk akla gelen anlamı ya da sözlükteki ilk anlamı da denir. Bir
    sözcüğün diğer anlamları gerçek anlamından yola çıkılarak
    oluşturulmuştur. Örneğin "Burun" dendiğinde aklımıza ilk gelen,
    insanın bir organıdır. Öyleyse: "Burnundaki benler onu öyle tatlı
    gösteriyordu ki..." Cümlesindeki "burun" sözü insanın bir organı
    anlamında olduğundan gerçek anlamında kullanılmıştır. Ancak aynı söz:
    "Bugünlerde burnu büyüdü kimseleri gözü görmüyor." Cümlesinde insanın
    bir organı anlamını vermekten çok uzaktır. Temelde bu, gerçek anlamdan
    doğmuş ancak tamamen farklı bir özellik kazanmıştır.

    İşte sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak
    kazandığı bu anlama mecaz anlam diyoruz.

    Bir de sözün, çoğu kaynağın mecaz anlama dahil ettiği ancak
    mecaz anlamdan biraz farklı olması yönüyle yan anlam ya da yakıştırma
    diye de anılan bir anlamı vardır. Yukarıda verdiğimiz "burun" sözünü
    "Ayakkabımı biraz küçük almışım; burnu ayağımı sıkıyor." Cümlesinde
    ele alalım. Buradaki "burun" sözü gerçek anlamda değildir; çünkü
    "insanın bir organı" ifadesini taşımıyor. Tam olarak mecaz anlama da
    girmez; çünkü temelde gerçek anlamla yakın bir ilgisi vardır.
    Ayakkabının o kısmına burun denmesinin nedeni insanın burnuna konum
    itibariyle benzemesindendir. İşte sözcüğün, gerçek anlamında
    karşıladığı varlığa şekil benzerliğinden dolayı başka bir varlığa
    verilmesine yan anlam ya da yakıştırma denir.



    SOMUT VE SOYUT ANLAM

    Sözcükler varlıkları ve kavramları karşılar. Varlık, madde
    olarak bulunan yani duyu organlarıyla algılanabilen bir nitelik taşır.
    Örneğin; ağaç, yeşil, kalem gözle; soğuk, ıslak dokunmayla; ses,
    gürültü işitmeyle; koku koklamayla; acı, ekşi tatmayla algılanabilir.
    İşte duyu organlarımız yardımıyla algılayabildiğimiz bu sözcüklere
    somut anlamlı sözcükler denir.

    Oysa üzüntü, sevgi, özlem, hasret, rüya gibi sözcükleri
    herhangi bir duyumuzla algılayamayız; bunların sadece kavram olarak
    var olduğunu kabul ederiz. İşte bu tür sözcüklere de soyut anlamlı
    sözcükler denir.

    Bir sözcük her zaman somut olamayacağı gibi her zaman soyut
    da değildir. Bir cümlede somut olan sözcük başka bir cümlede soyut
    anlam taşıyabilir. Örneğin; "Bu iki çizgi arasındaki açı kırk beş
    derece vardır." Cümlesindeki "açı" sözcüğü ölçülebilen bir değer
    taşıdığından somut anlamlıdır. Aynı sözcük " Sen bu sorunu hangi
    açıdan ele aldın?" Cümlesinde, ölçülebilen bir değer olmaktan çıkmış,
    mecaz anlam kazanarak soyut bir kavramı karşılar duruma gelmiştir.



    TERİM ANLAM

    Herhangi bir bilim, sanat ya da meslekle ilgili özel bir
    kavramı karşılayan sözcüklere terim denir. Yeni bulunan bir kavram,
    yeni bir terimle karşılanabileceği gibi, günlük hayatta kullanılan bir
    sözcüğe özel bir anlam verilerek de karşılanabilir. Örneğin "ağız"
    sözü "Adamın ağzında diş kalmamış, hala genç gibi davranıyor."
    Cümlesinde gerçek anlamında ve günlük kullanımıyladır. Aynı söz
    "İstanbul'da büyümüş; ama Karadeniz ağzıyla konuşuyor." Cümlesinde
    dilbilgisinde bir tanım olan "yöresel konuşmalara dilde verilen
    karşılık" anlamına gelerek bir terim oluşturmuş. Ya da "Irmağın ağzı
    toprakla dolmuştu." Cümlesinde olduğu gibi "ırmağın denize karıştığı
    yer" anlamında kullanılarak coğrafi bir terim olmuştur.



    EŞ ANLAM

    Aynı kavramı karşılayan farklı sözcükler eş anlamlıdır.
    Örneğin "ayakkabı" sözü ile "kundura" sözü aynı nesneyi karşıladıkları
    için eş anlamlı sayılır. Ancak bir sözcük daima başka bir sözcükle eş
    anlamlı olmaz. Bazen aynı sözcük farklı cümlelerde eş ya da farklı
    anlamlar da taşıyabilir. Cümlenin gelişine göre eş anlamlılık durumu
    değişir. Örneğin; "Çocuğun kara gözleri, büyüleyiciydi." Cümlesindeki
    "kara" yerine "siyah" diyebiliriz. Ancak "Ah alnımın kara yazısı!"
    Sözündeki "kara" yerine "siyah" getirilemez. Çünkü "kara" sözü
    cümlelerin ikisinde de farklı anlamlar veriyor. Dolayısıyla ikinci
    cümlede mecaz anlama geldiği için yerine "siyah" sözcüğünü
    getiremiyoruz.



    KARŞIT (ZIT) ANLAM

    Birbirine karşıt kavramları karşılayan sözcüklerdir. Karşıt
    anlamlı sözcükler iki zıt noktayı belirtirler. Örneğin; "güzel"
    sözcüğünün karşıtı "itici" olamaz çünkü iticilikte sevimsizlik anlamı
    da vardır. Oysa "güzel" sözü sevgiyi beraberinde ifade etmez. Bunun
    karşıtı ancak "çirkin"dir. Aynı durum eylemlerde de görülür. Örneğin;
    "sevmek" eyleminin karşıtı "sevmemek" değildir. Çünkü "sevmek" iyi bir
    duygunun varlığını bildirir. Sevmemekte ise bu duygunun bulunmadığı
    anlamı vardır. Oysa karşıtlıkta, olan duygunun tam karşıtı olmalıdır;
    bu da "nefret etmek"tir. Bu nedenle karşıtlıkla olumsuzluğun farkını
    görmek önemlidir.



    DEYİM

    En az iki sözcükten meydana gelen, sözcüklerden en az birisi
    mecaz anlamıyla kullanılan, cümlede eylem bildiren söz öbekleridir.
    Deyimi oluşturan sözcükler çoğu zaman kendi anlamlarından uzaklaşmış
    görülürler. Örneğin: "Haberi duyunca etekleri zil çaldı." Cümlesinde
    "etekleri zil çalmak" çok sevinmek anlamına gelen bir deyimdir. Ancak
    burada etek, zil, çalmak sözlerinin sevinmekle bir ilgisinin olmadığı
    açık.

    Bazı deyimlerde ise sözcükler gerçek anlamlarını tamamen
    yitirmemiş olabilir. Örneğin: "Yükte hafif pahada ağır ne varsa
    getirin." Cümlesindeki altı çizili deyimde "yük" ve "paha"
    sözcüklerinin gerçek anlamlı olduğu açıktır.

    Deyimler genellikle bir eylem bildirir. Bu nedenle bir eylem
    gibi çekimlenebilir. Bu yönüyle atasözlerinden farklılık gösterir.
    Atasözleri daima cümle halinde bulunup yargı bildirirlerken, deyimler
    mastar olarak da kullanılabilir. Örneğin "küplere binmek" deyimdir ve
    "sinirlenmek" anlamındadır. Mastar halinde de anlamlıdır. Ancak bu
    açıklamaya uymayan deyimler de vardır. Örneğin, "Dün az kalsın kaza
    yapıyordum." Cümlesinde altı çizili söz deyim olarak verilmiş. Biz bu
    deyimi "az kalmak" şeklinde mastar olarak kullanamayız. Aslında bir
    eylem de bildirmeyen bu tür sözler, deyimlerin genel niteliklerine pek
    uymaz.



    ATASÖZÜ

    Yıllar önce söylenmiş, dilden dile aktarılarak günümüze
    kadar gelmiş, öğüt bildiren, genel kural niteliği taşıyan söz
    öbekleridir. Genellikle kesin bir yargı bildiren cümleler biçiminde
    görülür.

    Atasözlerinin söyleyeni belli değildir. Sadece mecaz anlam
    veren atasözü olabileceği gibi, sadece gerçek ya da hem gerçek hem
    mecaz anlam taşıyanlar da vardır. Örneğin; "Tatlı dil yılanı
    deliğinden çıkarır." Atasözü sadece mecaz; "Dost ile ye iç, alışveriş
    etme." Sadece gerçek"; "Taşıma su ile değirmen dönmez." Hem gerçek hem
    mecaz anlam verir.



    SESTEŞ (EŞSESLİ) SÖZCÜKLER

    Yazılışları aynı, anlamları arasında hiçbir ilgi bulunmayan
    sözcüklerdir. Örneğin:

    Bir gül de içimiz aydınlansın.

    Bu gül bahçesini çok severim.

    Cümlelerinde altı çizili sözlerin yazılışları aynıdır. Ancak birincisi
    eylem, diğeri çiçek ismi olan bu sözler arasında hiçbir anlam ilgisi
    yoktur. Öyleyse bunlar sesteş sözcüklerdir.



    ÖZDEYİŞ (VECİZE)

    Kim tarafından söylendiği bilinen özlü sözlerdir. Genellikle
    evrensel nitelikler gösterir.

    Düşünüyorum, öyleyse varım.

    Descartes



    YANSIMA SÖZCÜKLER

    Doğada duyulan seslerin taklit edilmesiyle oluşan
    sözcüklerdir. Bu sözcüklerde ses-anlam ilişkisi güçlüdür. Bu tür
    sözcükler sese dayalı olduğundan çoğu dilde benzerlik gösterir.

    Çalılıktan çıtır çıtır sesler geliyordu.

    Köpek acı acı havlıyordu.

    Su şırıl şırıl akıyordu.

    Cümlelerinde altı çizili sözler yansımadır.

    Yansıma sözcüklere benzeyen ancak ses ilgisi bulunmadığından
    yansıma denmeyen sözcükler de vardır.

    Güneş pırıl pırıl parlıyordu.

    Işıl ışıl bir güne merhaba dedik.

    Cümlelerinde altı çizili sözler sese dayalı olmadığından yansıma değildir.



    İKİLEME

    Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da
    değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya
    getirilmesiyle oluşan söz öbeğidir. İkilemeler yapıca ve anlamca
    farklılıklar gösterir.


    A. Aynı sözcüğün tekrarıyla yapılabilir.

    Usul usul sınıfı terk etti.

    Koşa koşa geldi.


    B. Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.

    Yalan yanlış sözlerle ortalığı karıştırdı.

    Artık kimsede ar namus kalmadı.


    C. Karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.

    Aşağı yukarı iki aydır kimse uğramadı buraya.

    İşin aslını er geç öğreneceğim.


    D. Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir.

    Eğri büğrü yollardan denize ulaştık.

    İçeriye ufak tefek bir adam girdi.


    E. Her ikisi de anlamsız sözcüklerle yapılabilir.

    Ivır zıvır eşyaları tavan arasına kaldırdık.

    Böyle eften püften sebeplerle oyalama beni.


    F. Sözcüklerden biri ya da her ikisine ekler getirilerek yapılabilir.

    Beni baştan aşağı şöyle bir süzdü.

    Onunla başa baş mücadele etti.

    Her ikileme cümleye değişik bir anlam katar.

    Yüzüme acı acı gülümsedi. (kuvvetlendirme)

    Gideli aşağı yukarı iki gün oldu. (ihtimal)

    Ivır zıvır eşyaları atın. (değersiz)

    Caddede sıra sıra ağaçlar vardı. (çokluk)



    AD AKTARMASI

    Benzetme ilgisi kurmadan bir sözün başka bir söz üzerine
    kullanılmasıdır. Bunda, parça söylenip bütün, genel söylenip özel
    çağrıştırılabilir.

    "Biz hilale şan arayan gemicileriz."

    Dizelerinde "hilal" sözü bayrak yerine kullanılmıştır.

    "Bu derste Fikret'i okuyacağız."

    Sözünde "Fikret" sözü Fikret'in şiirleri anlamında kullanılmıştır.



    KÖK - EK- KELİME YAPISI


    KÖK : Bir kelimenin, daha küçük parçalara ayrılmayan,
    anlamlı en küçük parçasına denir. Kelime kökü, kelimenin tamamı ile
    ilgili olmalıdır.
    Örnek:
    "Okul" kelimesinin kökü, "oku" fiilidir. Fakat bu kelimede "ok" kısmı
    da bir anlam taşır. Ama okul ile ok arasında bir ilgi yoktur.

    Kökler dilin ana malzemesi olup bilemediğimiz zamanlardan
    beri vardır.Sonradan yapılmazlar.İhtiyaç duyduğumuz kelimeler bu
    köklerden faydalanılarak yapılır.

    Kökler iki çeşittir:


    1. İSİM KÖKLERİ
    Bir varlığı, niteliği, ilgiyi veya duyguyu en kısa biçimde
    tanıtan köklere denir. Dört çeşittir:

    a) Varlık kökleri : Çöl, yol, sıra, ev...
    B) Nitelik kökleri : İyi, güzel, kötü...
    C) Duygu kökleri : Ah, vah, tüh, ey...
    D) İlgi kökleri : Ben, sen, o, ile, için...

    İsim kökleri cümle içinde "isim, zamir, zarf, sıfat, edat,
    bağlaç ve ünlem" göreviyle kullanılabilir. Dilimizde isim kökleri en
    fazla üç heceden oluşur.
    Örnek: Karınca, kelebek, araba...

    İsim kökü içine "yansıma kök" dediğimiz doğa ses ve
    görüntülerinden esinlenerek yapılmış kökler de girer.
    Fış – kır-
    miyav-la-
    çıt-ırtı
    fıs- ılda-


    2. FİİL KÖKLERİ
    İş, oluş,hareket ve durum bildiren köklere fiil kökleri denir.
    Örnek: Gel-, otur-, ver- ...


    Dilimizde hem fiil hem isim kökü olarak kullandığımız
    kelimeler de vardır. Bunlara " ortak kök" denir.Bu kelimeler tek anlam
    taşımalarına rağmen diğer köklerin tersine hem isim hem fiil eklerini
    alabilirler.Bu kökleri sesteş (eş sesli) kelimelerle karıştırmamak
    gerekir.Sesteş kelimeler, iki ayrı kelimedir, ortak kök ise tek bir
    anlamı olan, kullanıldığı yere göre fiil ya da sim olan kelimedir.

    Örnek:
    eski - y – en giysi
    fiil kökü
    eski
    ortak kök


    eski -ci
    isim kökü





    ağrı - lar
    isim kökü

    ağrı
    ortak kök


    ağrı - yor
    fiil kökü



    taş- taş – kın su
    fiil kökü fiil kökü

    sesteş
    kelimeler

    taş taş – lık arazi
    isim kökü isim kökü


    Kelime obekleri (bilesik kelime, coklu kelime, kelime grubu
    da denilebilir, bu konuda tem bir isimlendirme var mi bilemiyorum.
    Tankut ve Mert obek demislerdi, begendim, genellikle onu kullaniyorum)
    uzerinde epeydir calismak istiyordum, ancak islerden ne yazik ki ancak
    biraz zaman ayirabildim. Oncelikli amac kelime obeklerinin cumle
    icerisinden tespiti. Bunu yapmak aslinda zor degil, ancak her NLP
    konusunda oldugu gibi, gene kayaya bilgi eksikligi konusunda carptim.
    Elimizde var olan obeklerin isaretlenmis bir derlemesinin bulunmasi
    gerekiyor.
    Onceden de bahsi gecmisti, kelime obeklerinin farkli yapilari var. En
    cok karsilasilani genellikle kendi baslarina ayrik bir kavrami ifade
    eden ( Kok+ek kalibi, Kok+ek kalibi... ) seklindeki yapilar. Ornegin
    "abayi yakmak" -> ( aba AD + belirtme(yukleme) eki, yak FIIL + genel )
    seklinde. Bu sekilde farkli ek gruplari ile kelime obeklerinin buyuk
    kismi isaretlenebilir. Kotu olan sey ise 40-50 bin civarinda (daha da
    fazla olabilir) bu sekil obegin bulunmasi. Bunlarin tamaminin elle tek
    kisi tarafindan isaretlenmesi mumkun degil. Bu isin bilgisayar
    tarafindan yari otomatik olarak koklerin tespiti ve ek kaliplarinin
    elle secilmesi bu konudaki izlenecek yontem olabilir. Hatta isin
    basinda sadece koklerin tespiti yeterli olacaktir.
    Elimde dogru durust bilgi olmadigindan cok hos olmasa da TDK
    sitesinden bu bilgileri cekecek minik bir orumcek mekanizmasi yazmaya
    karar verdim. Cektigim bilgileri sadece deney amaciyla kullanacagimdan
    umarim darilmazlar. Zemberek , Http Client ve Java 5 threadpool
    yapilarini kullanarak sozlukteki tum kokler icin sirayla ilgili URL'yi
    olusturup surekli olarak ayni anda 30 gorevi isletecek sekilde
    mekanizmayi baslattim (daha fazlasini isletseydim dos saldirisi
    yapiliyor sanabilirlerdi belki). Gelen HTTP cevabindan bilesik
    kelimeleri ayiklama kolay olmadi, ama sonucta TDK sitesinden tum
    koklere karsilik dusen bilesik kelime deyim ve atasozlerini 3 saat
    gibi oldukca iyi oldugunu dusundugum bir surede indirdim.

    Tabi is bitmiyor burada. Gelen bilesik kelimelerin bir
    depoya atilmasi gerekiyor. Dosyadan bu bilesik kelimeleri okuyup kok
    bulucu ile koklerini kestirdim. Birden fazla sonucun ciktigi
    durumlarda hangisinin secilmesi gerektigini kestirmek tam olarak
    mumkun degil. Simdilik balta bir sekilde en uzun boylu koku sectim. Bu
    sekilde elimde tum kelime obeklerinin oldugu bir depo oldu. Depo
    icinde istenilen bir ya da birden fazla kokun icinde gectigi tum
    obekleri bulacak baska bir mekanizma daha koydum ama henuz
    kullanilmiyor.. Normalde gercek uygulamada bellek tuketimi nedeniyle
    kelime obeklerinin nesne ya da ogmulu iliskisel bir veri tabaninda
    saklanilmasi daha mantikli . O konuda da denemem oldu ama lafi cok
    uzatmayayim.

    Daha sonraki konu ise asil analiz. Sorun su. Elimizde bir
    dizi kelime olsun: (w1, w2, ..., wn) bunun kok cozumlenmesinden
    elimizde en kotu ihtimalle ( (k11, k12.. K1m), (k21, k22...
    K2m),....,(kn1,kn2,..,knm) ) seklinde bir diziler dizisi ortaya
    cikacaktir. Sonrasi tum olasi ardisil kok dizilimlerinin kelime
    obekleri olusturup olusturmadigi akillica yazilmis bir algotma ile
    depodan bulunmasina bakiyor. Simdilik sadece en uzun kokleri secerek
    (k1, k2,..., kn) diziside yer alabilecek kelime obeklerini bulan basit
    bir metod yazdim. Deney dizinindeki basit kelime öbegi bulucu sinifini
    isleterek ornek cumlelerdeki obeklerin bulunmasini gozleyebilirsiniz.
    Tabiki cok fazla eksik var,yanlis kokler secildiginden obekleri tam
    bulamiyor.

    Abuk subuk bir ornek:
    "Van kedisi tuhaf tuhaf bakıp postu sererek tası tarağı toplayan adama
    yardım etti."
    Bulunan obek adaylari: [van|kedi , post|ser , tas|tarak , yardım|et]

    Eksiklikler

    Oncelikle obeklerin,v ozellikle koklerin isaretlenmesi (etiketleme)
    Ek sablonlairninv yapilairnin ortaya cikarilmasi. Ve analizdeki
    gorevlerinin belirlenmesi.
    Analizde koklerin tamaminin testi gerekiyor.v
    v Sozlukte yer almayan bilesik kelime yapilarinin incelenmesi .
    (tekrarlama, fiil obekleri gibi. Ornegin: "abuk subuk", "gelip
    gelmedigini" gibi.)
    v Obeklerin disk uzerinde saklanmasi ve sorgusu.
    İcinde bir kelimesi ayriv olan ama ayni anlama gelen obekler (abayi
    sermek, postu sermek.. Gibi)
    Bu noktada durup asil sorunumuz olan bilgi girisi konusunda
    tekrar dusunmek istiyorum. Bilgi olmadan algoritmaniz ne kadar sahane
    olursa olsun bir ise yaramiyor. Biliyorum akademide bunun tersi
    gecerli ama bana gore algoritma NLP'de bilgiden sonra geliyor. Cok
    karmasik olmayan ve kelime obeklerinin isaretlenmesini kolaylastiracak
    cok katilimli bir mekanizmayi yapmak zor degil. Ama isler ve zaman
    aleyhimize. Bakalim, zaman dar ama bakarsiniz bir seyler cikar ortaya.
    BU KONUYU ÖĞRENCİLERE NASIL ÖĞRETEBİLİRİZ?
    Kelimede anlam, kelimenin yapısı ve kelime öbekleri gibi
    konuları çocuklara şu şekilde öğretebiliriz:ilk önce bu konuları
    çocuklara düz anlatım yolunu kullanarak anlatırız;fakat bu konular
    içerisinde verilen her bir türden hemen sonra o türün tanımını,
    özelliklerini çocuklara da sorar ve anlatılan türle ilgili örnekler
    vermelerini isteriz. Bu metodla konunun tüm türleri bittikten sonra
    uygulama bölümüne geçeriz. Bu bölümdeanlattığımız konuyu
    tablolaştırırız. Yani anlattğımız konuyla ilgili iki tablo
    oluştururuz. Bu tablolardan birinde anlatılan konularla ilgili
    örnekler, diğer tablodaysa bu örneklerin hangi türe ait olduğu yer
    alır ve çocuklardan bunları eşleştirmeleri istenir. Bu bölüm başarıyla
    gerçekleştirildikten sonra ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada ise tek
    bir tablo oluşurulur ve bu tablo içerisinde sadece konuyla ilgili
    türlerin örnekleri yer alır. Çocuklardan ise ikinci bir tablo
    oluşturmaları ve oluşturdukları tablo içerisine verilen örneklerin
    hangi türe ait olduklarını yazmaları istenir. Bu aşamada konunun
    mantığının öğrenilip öğrenilmediği dolaylı yoldan ölçülmüş olur. Bu
    bölümde başarıyla gerçekleştirildikten sonra son aşamaya geçilir. Bu
    aşamada da anlatılan konuların türleri verilir ve çocuklardan bu
    türlerin tanımlarını yazıp söylemeleri istenir. Bu aşamanın da
    başarıyla gerçekleştirilmiş olması gerekir. Böylece bu aşamada da
    konunun mantığının öğrenilip öğrenilmediği doğrudan ölçülmüş olur.
    Sonuç olarak şu söylenmelidir ki:gerçekleştirilen tüm bu aşamalar
    sayesinde konunun öğrenciler tarafından tam anlamıyla öğrenilmesi
    sağlanır. Ayrıca öğrenilenlerin aha kalıcı olması sağlanmış olur.

    1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşıt anlamlı sözcükler bir arada
    verilmemiştir?

    A) O, okulu bitirince ben işe başladım.

    B) Onları yerdikçe, kendisi övülüyordu.

    C) Burada onun üzüldüğünü görüyor umursamıyordu.

    D) Bu tembel adam, nasılsa çalışkan oldu.

    E) Burumu iyi değerlendirip kötüleri cezalandırdı.



    2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ağız" sözcüğü, temel (ilk)
    anlamında kullanılmıştır?

    A) Bu duruşmada da ağız değiştirdi.

    B) Anadolu ağzıyla Rumeli ağzı arasında ses farkı çoktur.

    C) Mağazanın ağzı ormanlık bir yere açılıyordu.

    D) Ağzında dişleri kalmadı hep çektirdi.

    E) Bu iş kesenin ağzını açtı.



    3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat, özelliğini belirttiği
    varlığa küçültme anlamı katmamıştır?

    A) Mavimsi giysi ona yakışmıştı.

    B) Kısacık boyuyla ortalıkta dolaşıyor.

    C) Ona güzelce bir ev aldık.

    D) Biricik kızını çok özlemişti.

    E) Ufacık kedi duvarı bir sıçrayışta aştı.



    4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kadar" sözcüğü "ölçüsünde,
    derecesinde" anlamına gelmektedir?

    A) Konferansa yüz kadar öğrenci gelmişti.

    B) Dün gece sabaha kadar uyumamış.

    C) On beş yaşına kadar Ankara'da oturmuş.

    D) Bu yaşta onun kadar kuvvetli çocuk görmedim.

    E) Anlatılanlardan ben de filmi görmüş kadar oldum.



    5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "için" kelimesi neden – sonuç
    ilişkisi kurmaktadır?

    A) Üç gün için İstanbul'a gidecekmiş.

    B) Sorun bugün için çözülmüştür.

    C) Saha çamur olduğu için maç ertelenmiş.

    D) Bu gezi için ayrılan para azdır.

    E) Bu armağanı sizin için almıştım.



    6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ce" eki, geldiği ada "görelik"
    anlamı kazandırmıştır?

    A) Bu bilgice bizden daha iyiydi.

    B) Kanımca bu konu açıklama ister.

    C) Buraya gelen yaşça büyük olanıydı.

    D) Senin yanında bunca yılım geçti.

    E) Adamca bir davranıştı, doğrusu.



    7. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yansıma sözcüklerle oluşturulmuş
    ikileme yoktur?

    A) Türlü türlü yemekler sundular.

    B) Vıcık vıcık bir çamur vardı.

    C) Püfür püfür rüzgar esiyordu.

    D) Kütür kütür erikler yedik

    E) Çağıl çağıl sular geçtik.



    8. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi gerçek
    anlamıyla kullanılmıştır?

    A) Yazarın eserlerinin, pürüzlü bir anlatımı var.

    B) İyi yazar, okuyucusu ile sıcak bir diyalog kurar.

    C) Bu hikayenin ağır, anlaşılmayan bir konusu var.

    D) Yazar eserde, çevre betimlerine yer vermiş.



    9. "az daha" söz grubu, aşağıdaki cümlelerin hangisinde diğerlerinden
    farklı anlamda kullanılmıştır?

    A) Ağaca tırmanırken ayağı kaymış, az daha düşüyormuş.

    B) Peşimden koşan küçük köpek az daha ayağımı ısırıyordu.

    C) Annesi yetişmeseydi küçük çocuk az daha camdan düşecekti.

    D) Okula ulaşmak için az daha yürümemiz gerekiyor.



    10. "susmak" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamda
    kullanılmıştır?

    A) Saatlerce konuştuktan sonra bir süre sustuk.

    B) Tatlı tatlı öten bülbül biraz sonra susmuştu.

    C) Susarsanız ben de derse başlarım

    D) Parasal nedenlerle bir sanat dergisi daha sustu.



    CEVAPLAR: 1.c 2.d 3.d 4.d 5.c 6.b 7.a 8.d 9.d 10.d


    1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim kullanılmamıştır?

    A) Ressam doğaya bakar ve güzellikleri tuvaline aktarır.

    B) Yazar, romanları ile okuyucusunun gönlünde taht kurdu.

    C) Ocak ayında gerçekleşen Ay tutulmasını izlediniz mi?

    D) Bizler sorumluluklarımızın bilincinde olursak yaşamı kolaylaştırmış oluruz.



    2) "Düşmek" sözcüğü aşağıdakilerin hangisinde gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

    A) Bu mallar elimize çok ucuza düştü, diyebilirim

    B) Eskiden büyüktü, şimdi düştü ve fakirleşti.

    C) Bir anlık dalgınlığından yaralanıp onu da tongaya düşürdük.

    D) Çocuk, vazoyu da düşürüp kırmasın mı?



    3) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün anlamı
    diğerlerinden farklıdır?

    A) Bazen şakaları bile kaldıramam.

    B) Kimi zaman ayın hareketlerini izlerdik.

    C) Ara sıra okula gitmediğini babası da biliyordu.

    D) Sık sık güreşlere katılması, kendini yorgun düşürmüştü.



    4) "yanık" sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamıyla
    kullanılmıştır?

    A) Sofrada bir dilim yanık ekmek vardır.

    B) Kulağımıza bir ozanın yanık sesi geliyordu.

    C) Ocaktaki odunlar hala yanık durumdaydı.

    D) Burnuma yanık koksusu geliyor, dedi.



    5) Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcülerden hangisi "terim" değildir?

    A) Yazının önemli bir bölümünü onun portresine ayırmıştı.

    B) Yeni çıkan kitabımla ilgili eleştirileri okudum.

    C) Olayları hikaye etme, üstün bir yetenek işidir.

    D) Edebiyat sanatı insanlardaki ruh inceliğini ortaya çıkarır.



    6) "ince" kelimesi hangi cümlede gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

    A) Kızlar halı dokurken ince düşüncelere dalmışlardı.

    B) İnce ipek ipliklerle halılar daha güzeldir.

    C) Halı dokumak, herkesin beceremeyeceği ince bir iştir.

    D) Hali satıcısının ince davranışı müşteriyi etkiledi.



    7) "yarın" kelimesi aşağıdaki cümlelerin hangisinde diğerlerinden
    farklı anlamada kullanılmıştır?

    A) Tören yarın erken başlayacak.

    B) Her insan yarını düşünmelidir.

    C) Size yarından önce gelemez.

    D) Seyahatini yarına erteledi.



    8) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "soğuk" sözcüğü diğerlerinden
    farklı anlamda kullanılmıştır?

    A) Terliyken soğuk bir şey içme.

    B) Bu sokağın çeşmelerinden soğuk sular akardı.

    C) Önerilerimizi soğuk karşılayacağını sanmıyordum.

    D) Soğuk sütten yoğurt yapılmaz.



    9) Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi gerçek
    anlamıyla kullanılmıştır?

    A) Bana karşı davranışları oldukça soğuktu.

    B) Ceyhan'ın tatlı suyu Akdeniz'in tuzlu sularına karışır.

    C) Tatlı bir gülümseme gönül kazandırır.

    D) Yalnız kalınca gurbet acı geldi.



    10) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özelden genele doğru bir anlatım vardır?

    A) Petrol ürünlerinden benzine zam geldi.

    B) Türk tarihinde, Çanakkale Savaşı'nın yeri önemlidir.

    C) Alfabenin yirmi dördüncü harfi t'dir.

    D) Çocukluk günlerim ömrümün en güzel dönemidir.



    CEVAPLAR: 1.d 2.d 3.d 4.b 5.d 6.b 7.b 8.c 9.b 10.d




  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Kelimede Anlam, Gerçek Anlam, Mecaz Anlam, Yan Anlam, Yakıştırma Anlam, Terim Anlam


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Test Soruları
    By MaqiwoL in forum Dil Bilgisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.12.12, 22:44
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.12.12, 22:39
  3. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Örnekleri
    By MaqiwoL in forum Dil Bilgisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.12.12, 22:32
  4. Mecaz Anlam, Gerçek Anlam ve Yan Anlam‎
    By MaqiwoL in forum Dil Bilgisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.12.12, 22:30
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.01.11, 22:38

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.