Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
Like Tree1Likes
  • 1 Post By Sword_of_HeLL

Konu: Charles Darwin Kimdir - Charles Darwin Hayatı

  1. #1
    Mavi Admin
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Charles Darwin Kimdir - Charles Darwin Hayatı

    Sponsorlu Bağlantı

    Charles Darwin Kimdir Charles Darwin Biyografisi Charles Darwin Hayatı Charles Darwin Buluşları Charles Darwin Hakkında
    (1809 -1882) Düşünce tarihinde pek az bilim adamı Darwin ölçüsünde tepki çekmiştir. Evrim kuramını içine sindiremeyenler onu hiç bir zaman bağışlamamışlardır. Yaşadığı dönemde, "Maymunla akrabalık bağın annen tarafından mı, baban tarafından mı?" diye alaya alınmıştı. Günümüzde ise daha ileri giden, onu bir "şarlatan", dahası bir "şeytan" diye karalamak isteyen çevreler vardır.

    Bir bilim adamına gösterilen bu tepkinin nedeni neydi? Darwin kimdir, ne yapmıştı?

    Darwin küçük yaşında iken de horlanmıştı, hem de babası tarafından: "Seni, anlaşılan, ava çıkma, köpeklerle eğlenme ve fare yakalama dışında hiç bir şey ilgilendirmiyor. Geleceğin, kendin ve ailen için yüz karası olacaktır!"

    Geleceğinin yüz karası olacağı söylenen çocuk, biyolojinin anıt yapıtı Türlerin Kökeni'nin yazarı, tüm çağların sayılı bilim adamlarından biri olur.

    Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Charles Darwin, sekiz yaşına geldiğinde annesini yitirir. Çocuğunun iyi yetişmesi yolunda hiç bir şey esirgemeyen babası başarılı ve saygın bir hekimdi. Dedesi Erasmus Darwin, evrim konusuyla ilgilenen tanınmış bir doğa bilginiydi.

    Entellektüel bir çevrede büyüyen Charles okulda parlak bir öğrenci değildi. Öğretmenleri arasında ona "aptal" gözüyle bakanlar bile vardı. Oysa bu bakış, yüzeysel bir izlenimi yansıtmaktaydı; sıkıntı Charles'ın okul programıyla bağdaşmayan kendine özgü ilgilerinden kaynaklanıyordu. Hayvanlara, özellikle böceklere derin bir ilgisi vardı. Daha küçük yaşında onu saran bu ilgi, ilerde belirginlik kazanan üstün gözlemleme yeteneğinin itici gücüydü.

    Üniversitede, ilk iki yılını alan tıp öğrenimi başarısız geçer. Dönemin tartışma konuları arasında onu yalnızca canlıların kökeni sorunu ilgilendirmekteydi. Ama babası umudunu tümüyle yitirmek istemiyordu; hekim olmak istemeyen oğlunu hiç değilse din adamı olmaya ikna eder.

    Edinburg'dan Cambridge Üniversitesine geçen delikanlı burada da, teoloji öğreniminin yanı sıra böcek toplama etkinliğini sürdürür; oluşturduğu zengin koleksiyonla bilim çevrelerinin beğenisini kazanır. Bu arada botanik ve jeoloji derslerini de izlemekten geri kalmaz.

    Yirmi iki yaşında üniversiteyi bitirir, ama kilisede görev almaya yönelik değildir. Bir rastlantı, aradığı olanak kapısını ona açar. Güney Amerika kıyılarından başlayarak uzun süreli bir araştırma gezisine çıkmaya hazırlanan kraliyet gemisi Beagle'e doğa araştırmacısı aranmaktaydı. Botanik profesörünün tavsiyesi üzerine Darwin'e, masraflarını kendisinin karşılaması koşuluyla, bu görev verilir. Ancak genç bilim adamının babasının desteğini sağlaması kolay olmaz.

    1831'de başlayan geziye Darwin beş yıl süren yoğun ve çetin bir uğraşla, dünyanın henüz bilinmeyen pek çok kıyı ve adalarında türlere ilişkin fosil ve örnekler toplar; gözlemsel bilgiler edinir, notlar alır. Doğa onun için tükenmez bir laboratuvardı. Özellikle Gallapagus adalarındaki dev kaplumbağalar ile kuşlar üzerindeki gözlemleri, değişik çevre koşullarında türlerin nasıl oluştuğu konusunda ona önemli ipuçları sağlamıştı. Kimi türlerin çevreyle uyum kurarak sürdürdüğü, kimi türlerin ise değişen koşullarda uyumsuzluğa düşerek yok olduğu izlenimi kaçınılmazdı.

    Ülkesine döndüğünde Darwin'in yapması gereken şey, topladığı bilgileri işlemek, evrim olgusuna kanıtlara dayalı açıklık getirmekti. Ne var ki, bu kolay olmayacaktı. Bir kez toplanan gözlem verilerinin düzenlenmesi bile yıllar alacak bir işti. Sonra, evrim konusu dikenli bir sorundu; yerleşik önyargılara ters düşmek kolayca göze alınamazdı.

    Darwin incelemelerinden türlerin sabit olmadığını, uzun süreli de olsa, çevre koşullarına göre değiştiğini öğrenmişti. Ama "evrim" denen bu değişimin düzeneği neydi? Bu soruya yanıt arayışı içinde olan Darwin'e 1838'de okuduğu bir kitap ışık tutar. Thomas Malthus'un yazdığı Nüfus Üzerine Deneme adlı bu kitap ilginç bir tez ortaya koyuyordu: canlılar için yaşam bir var olma ya da yok olma savaşımıdır; çünkü, hemen her çevrede, nüfus artışı beslenme olanaklarını kat kat aşmaktadır. Bu savaşımda güçlüler karşısında zayıf kalanlar yok olup gider; çevresiyle uyumsuzluğa düşenler elenirken, uyum kuranlar çoğalır.

    19. yüzyılın acımasız kapitalizminin "laissez faire et laissez passer" (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) sloganında da yansıyan bu düşünce, Darwin'in yirmi yıl sonra açıkladığı evrim kuramının özünü oluşturur: doğal seleksiyon evrimin itici gücü, ilerlemenin dayandığı düzenekti.

    Evrim düşüncesi, insanın kendi varlık kökenini bilme merakım da içermektedir. İlkel topluluklarda bile kendini açığa vuran bu merakın özellikle mitoloji ve dinlerin oluşumundaki rolü yadsınamaz. Ancak bilim öncesi açıklamalar masalımsı birer öğreti niteliğindedir. Her şey gibi insan da Tanrısal gücün ürünüdür. Gelişmiş dinlerde bile evrim düşüncesi yer almamıştır.

    Evrimden ilk söz edenler, M.Ö. 6. yüzyılda yaşayan İyonya'lı filozoflar olmuştur. Thales tüm nesneler gibi canlıların da sudan oluştuğu savındaydı. Daha çarpıcı görüşü onu izleyen Anaximander'de bulmaktayız: "Canlıların kaynağı denizdir. Başlangıçta balık olan atalarımızdan bugünkü formumuza evrimleşerek ulaştık." Gene o dönemin bir başka filozofu, Herakleitus, canlıların gelişmesinde aralarındaki çatışmanın rolüne değinir. Bunlardan ikiyüz yıl sonra gelen antik çağın ünlü filozofu Aristoteles'te evrim düşüncesi daha belirgindir. Onun görüşünde aşağıdaki ilginç noktaları bulmaktayız:

    (1) Canlıların en ilkel düzeyde kendiliğinden oluştuğu,
    (2) Organizmaların basitten daha karmaşık formlara doğru geliştiği,
    (3) Canlıda organların ihtiyaca göre oluştuğu.

    Ancak ortaçağ teolojisinde bu tür düşüncelere yer yoktu. Gerçek kutsal kitaplarda açıklanmıştı. Evrim düşüncesi bir sapıklıktı.

    Evrime bilimsel yaklaşım, Aydınlık Çağı'nın sağladığı göreceli özgür düşünme ortamını bekler. Bu alanda ilk adımı Fransız doğa bilimcisi Buffon'un attığı söylenebilir. Buffon, canlıların sınıflanmasına ilişkin Aristoteles sistemini düzeltme ve geliştirme amacıyla çalışmaya koyulur. İlgilendiği konuların başında evrim geliyordu. Fosil ve diğer kanıtlara dayanarak canlı türlerin evrimle oluştuğu görüşüne ulaşmıştı. Ama kilisenin sert tepkisiyle karşılaşınca, Buffon, "Kutsal kitapta bildirilenlere ters düşen sözlerimi geri alıyorum" diyerek sessizliğe gömülür.

    Ünlü isveç botanikçisi Linnaeus'un modern sınıflama yöntemine ilişkin çalışması evrim düşüncesine destek sağlayan başka bir girişimdir. Darwin'in dedesi Erasmus Darwin de, Buffon gibi, canlıların yaşam dönemlerinde edindikleri beceri veya özelliklerin yeni kuşaklara geçmesiyle evrimleştiği görüşündeydi.

    Bu görüşü geliştiren Fransız doğa bilgini Lamarck ise evrim konusunda oldukça tutarlı ilk kuramı oluşturur. Kısaca, "canlıların yaşam dönemlerinde kazandıkları özelliklerin ya da uğradıkları değişikliklerin (bunlar çevre koşullarının etkisinde ortaya çıkabileceği gibi, organların kullanış veya kullanışsızlık nedeniylede olabilir) kalıtsal yoldan yeni kuşaklara geçtiği" diye özetleyebileceğimiz bu kuram, sağduyuya yatkın görünmesine karşın, bilim dünyasında beklenen ilgiyi bulmaz.

    Kuramın olgusal içerik yönünden yetersizliği bir yana, bilinen kimi gözlemsel verilere ters düşmesi benimsenmesine olanak vermiyordu. Açıklama gücünü bugün de koruyan, daha kapsamlı ve tutarlı evrim kuramını Darwin'e borçluyuz. 1859'da yayımlanan Türlerin Kökeni adlı yapıtta ortaya konan bu kuramın benimsenmesine ortam hazırdı. Kısa sürede bir kaç yeni basım yapan kitap, insanlığın dünya anlayışında eşine pek rastlanmayan köklü bir devrime kapı açmaktaydı.

    Dönemin seçkin bilginlerinden T. H. Huxley'in şu sözlerinin çağdaşı pek çok bilim adamının duygularını dile getirdiği söylenebilir: Biz türlerin oluşumuna ilişkin, doğruluğu olgusal olarak yoklanabilir bir açıklama arayışı içindeydik. Aradığımızı Türlerin Kökeni'nde bulduk. Kutsal kitabın masalımsı açıklaması geçerli olamazdı. Bilimsel görünen diğer açıklamaları da yeterli bulamıyorduk. Darwin kuramı her yönüyle bilimsel yeterlikte idi.

    Kuramın dayandığı iki temel nokta vardır:

    (1) Canlı dünyada, yeni türlerin oluşumuna yol açan sürekli ama yavaş giden değişim;

    (2) "Doğal seleksiyon" dediğimiz evrim sürecini işler kılan düzenek.

    Birinci nokta, türlerin sabitliği varsayımını içeren yerleşik öğretiye ters düşmekteydi. İkinci nokta, evrimin tüm ereksel görünümüne karşın salt mekanik terimlerle açıklanabileceğini göstermekteydi.

    Darwin kuramının özünü oluşturan doğal seleksiyon, başlangıçtan günümüze değin, değişik eleştirilere uğramıştır. Bu nedenle, ilkenin öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Darwin'in evrim kuramı, gözlenebilir üç olgu ve iki ilke içerir.

    İlk olgu, üreme biçimleri ne olursa olsun, canlıların geometrik diziyle çoğalma eğilimidir.

    İkinci olgu, bu eğilime karşın türlerde nüfusun aşağı yukarı sabit kaldığıdır. Bu iki olgudan, Darwin 'yaşam savaşımı' ilkesine ulaşır.

    Üçüncü olgu, canlıların (bir türü hatta bir aileyi oluşturan bireylerin bile) az ya da çok belirgin farklılıklar sergilemesidir. Yaşam savaşımı ilkesiyle birleşen bu olgu Darwin'i temel ilkesi olan doğal seleksiyon düşüncesine götürür. Belli bir çevrede farklı özellikler taşıyan bireyler arasında yaşam savaşımı varsa, doğal koşullara uyum bakımından, özellikleri üstünlük sağlayan bireylerin (veya türlerin) egemenlik kurması, diğerlerinin elenmesi kaçınılmazdır.

    Evrim sürecinin dayandığı bu düzeneğe, tüm eleştiri ve uğraşlara karşın, daha geçerli diyebileceğimiz bir alternatif bulunamamıştır. Ayrıntılarında kimi değişikliklere uğramakla birlikte, kuramın sürgit Darwinci kalmayacağını gösteren herhangi bir belirti yoktur ortada!

    Newton, yerçekimi ilkesiyle devinim yasalarının, yersel ya da göksel, tüm nesneler için geçerli genellemeler olduğunu göstermişti. Darwin de yaşam savaşımı, doğal seleksiyon, çevreye uyum gibi bir kaç ilke içeren kuramıyla evrim olgusuna bilimsel açıklama getirdi; insanın ottan çiçeğe, amipten maymuna uzanan canlı dünyanın bir parçası olduğunu gösterdi.



    BİLİMSEL BİR TOPLANTI
    Herkes 30 haziran 1860 tarihini bekliyordu.
    O gün Oxford’daki İngiliz Bilim Geliştirme Derneği’nin bir toplantısı yapılacaktı.
    Bu tip etkinliklerde bilimsel konular ele alındığı için görüşmelerde ciddiyet ön plandadır.
    Bilimle ilgili kişiler fikirlerini ağırbaşlı tavırlarla anlatır,izleyenler sessizce dinlerlerdi.
    Ama o gün yapılacak toplantının her zamankinden farklı geçeceği tahmin ediliyordu.
    Zihinlerde böyle bir kanı belirmesinin iki nedeni vardı:
    Birincisi, Darwin’in evrim kuramı için görüşler ortaya konacaktı.
    İkincisi,o günlerin iki ünlü bilim adamı arasındaki kişisel çekişme en üst seviyedeydi.
    Richard Owen hayvan anatomisi alanında uzman bir kişidir.
    Fosil kemiklerini,eksiklikleri tamamlayarak tam iskelet haline getirmede dünyaca ünlü idi.
    Thomas Henry Huxley ise kendi alanında bir hayli başarılı olan biyologdu.
    Bu iki kişi birbirinden hiç hoşlanmıyordu.Meslek hayatları boyunca bu böyle devam etti.
    Özellikle Zooloji Derneği,Royal Society ve Doğa Tarihi Müzesi mücadele mekanları oldu.
    Bu kurumların idari yapısı,buralara sunulan bilimsel bilgiler ve sonuçların değerlendirilmeleri…
    Bunların tümü, ikisi için uzlaşamadıkları konulardan sadece birkaçıdır.
    En önemlisi ise R.Owen ,Darwin’den ve onun kuramından nefret ediyordu.
    Huxley ise Darwin’in en ateşli taraftarıydı.
    Toplantıya katılacak olan bir diğer kişi ise herkesin dikkatini üzerinde toplamıştı.
    Bu kişi Oxford Piskoposu Samuel Wilberforce idi.
    Tabii ki evrim kuramının tek kelimesine bile inanmıyordu.
    İnanmamak bir tarafa elinden gelse bu tip görüşleri insanların zihninden silerdi.
    Yaygın bir söylentiye göre R.Owen bir gece önce piskoposu evinde ziyaret etmişti.
    Ona teori ile ilgili geniş açıklamalarda bulunmuştu.
    Nihayet o gün geldi.
    Bin kişiden fazla insan salonu olduğu gibi doldurdu.Bir o kadarı içeri girememişti.
    Darwin toplantıya katılmıyordu.
    Açılış konuşmasını New York Üniversite’sinden J.W.Draper yaptı.
    Konu ‘Bay Darwin’in Görüşleri Işığında Avrupa’nın Entelektüel Gelişimi’ idi.
    Konuşma açılış özelliğinde idi ama tam iki saat sürdü.
    Büyük bir ihtimalle dinleyicilerin ezici çoğunluğu uyuklamıştır.
    Nihayet kürsüye Piskopos S. Wilberforce çıktı.
    O günlerde ses kayıt cihazları olmadığı için bundan sonrası rivayet şeklindedir.
    Üstelik bu rivayetler konuya taraf olup olmama açısına göre yorumlanarak söylenir.
    İfade edilen kelimeler harfi harfine olmasa da asıl düşünce olarak bugüne ulaşmıştır.
    S. Wilberforce evrim teorisinin anlamsızlığından söz ederek konuşmasına başladı.
    Bir müddet sonra Thomas Henry Huxley’in oturduğu bölüme döndü.
    Bizzat ona,maymunlarla akrabalığının büyükanne tarafından mı,
    Yoksa büyükbaba tarafından mı geldiğini sordu.
    Huxley,şüphesiz Darwin’in insanların maymundan geldiğini iddia etmediğini biliyordu.
    Söz konusu olan insan ve maymunun ortak bir atadan türeyişi idi.
    Ama Piskopos S. Wilberforce’ın bu sorusu karşısında biraz sinirlendi.
    Orada bulunanların bazısı bu sözlerin şaka yollu söylendiğini belirtmiştir.
    Ama bazıları da bir meydan okuyuş olarak algıladı.
    Huxley ayağa kalkarak cevabını şöyle verdi:
    --‘Bilimsel gerçekleri baltalamak için diller döken bir adamın soyundan gelmektense,
    Alçak gönüllü ve haddini bilen bir maymunun soyundan gelmeyi tercih ederim.’
    Huxley’in sözleri kelimesi kelimesine böyle miydi?Bunu tam olarak bilemeyiz.
    Ama;orasının bilimsel tartışmaların yer aldığı bir mekan olduğunu,
    Böyle bir yerde cahilce konuşan birinin akrabası olmaktansa,
    Maymunla akrabalığı yeğleyeceği anlamında konuşmuştu.
    Bu sözler üzerine ortalık bir anda karıştı.
    Bağırıp çağıran insanların gürültüsü salonun her yanını kaplayıverdi.
    İzleyicilerin bir kısmı bu sözlerin S. Wilberforce’ın makamına hakaret olduğunu söylüyordu.
    İyi bir bilim takipçisi olan Lady Brewster yere düşüp bayıldı.
    O tarihten 25 yıl önce Darwin’in yolculuk yaptığı geminin kaptanı Robert Fitzroy da oradaydı.
    Elindeki Kutsal Kitap’ı havada sallayıp ‘Kitap.Kitap’ diye bağırıyordu.
    Piskopos S. Wilberforce ve yanındakiler salonu terk etti.
    Bunlardan sonra neler olduğu da çeşitli şekillerde anlatılır.
    Bazıları bir-iki bilimadamının kürsüye çıkarak konuştuklarını ve toplantının devam ettiğini söylerler.



    Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882) İngiliz doğabilimci.

    Ailesi
    Çömlek endüstrisi kralı Josiah Wedgwood'un kızı Suzannah ve zengin bir doktor, özgür düşünceli şair ve evrim konusu üzerine de çalışmış bir bilim adamı olan Erasmus Darwin'in torunu, Robert Darwin'in oğlu olarak İngiltere, Shrewsbury'de dünyaya gelen Charles Darwin sekiz yaşına geldiğinde annesini yitirdi.

    Öğrenim Hayatı
    Shrewsburry School'da eğitimine başlayan Darwin'in de okulla arası, Einstein gibi pek iyi değildir. Öyle ki hocaları arasında ona aptal gözüyle bakanlar vardır. Oysa bu başarısızlık, Darwin'in okul müfredatıyla örtüşmeyen ilgi alanlarıyla ilgilidir.

    Darwin daha sonra baba mesliğini devam ettirmek için Edinburg Üniversitesi'ne tıp öğrenimi için gider. Ancak başarısız iki yılın sonunda babası tıp eğitimini bıraktırır ve Darwin'i din adamı olmaya ikna eder. Edinburgh Üniversitesi'ni bırakıp, Cambridge Üniversitesi'ne teoloji öğrenimi için devam eder. Ama doğa tarihiyle olan ilişkisi gün geçtikce aşka dönüşür. Teoloji öğreniminin yanı sıra böcek toplama etkinliğini sürdürür ve oluşturduğu koleksiyonuyla bilim çevrelerinin takdirini kazanır. Bu arada botanik ve jeoloji derslerine katılır. Tüm bunların yanı sıra Edinburgh'da, öğrenciler tarafından kurulan Plian Societynin üyesi olur ve ilk kez bu maddeci toplulukta bilimsel tartışma içerisine girer. Burada botanik profesörü John Steven Henslow ile yakın dostluk kuran Darwin tüm ilgisini doğa tarihine verir. Henslow'un desteğiyle, 1831'de beş yıllık bir bilimsel araştırma gezisine çıkan Beagle adlı gemide doğa bilimci olarak görev alır. Bu Darwin'in yaşamında bir dönüm noktası olmuştur. Yolculuk boyunca başta Patagonya olmak üzere, dünyanın pek çok yerinden türlere ilişkin fosil ve örnekler toplar, gözlemsel bilgiler edinir, notlar alır. Özellikle Galapagos Adaları'ndaki dev kaplumbağalar ile kuşlar üzerindeki gözlemleri, türler arasındaki akrabalık ilişkilerini kavramasında etkili olmuş ve birçok canlının aynı atadan gelip evrim geçirerek farklılaştığını keşfetmiştir.

    Eserleri
    Görüşlerinin tepki toplayacağı ve bundan karısı ve çocuklarının zarar göreceği endişesiyle çalışmalarını yalnızca yakın çevresiyle paylaştı ve uzun süre yayımlamadı. Bu arada boş durmayan Darwin, yaklaşık yirmi yıl hiç durmadan kanıt toplamaya devam etti. 1858'de evrim konusunda kendisiyle aynı düşünceleri paylaşan Alfred Russel Wallace'ın da mektuplarını eklediği bir bildirgeyle görüşlerini açıkladı. 1859'da da çalışmalarını Türlerin Kökeni (The Origin of Species) adlı kitapta topladı.

    Geniş yankılar uyandıran kuram bütün dünyada tepkiyle karşılandı. Darwin tüm saldırılara karşın 1871'de İnsanın Türeyişi kitabını da yayımladı. Bu eseri yazarken Darwin Thomas Malthus’un Toplumun Gelecekteki Gelişmesine Etkileri Açısından Nüfus Üzerine Bir Deneme adlı eserinden etkilenmişti. Malthus’a göre, bir insan veya hayvan topluluğu, bütün bireyleri yetişkin yaşa gelir ve ürerse çok büyük bir hızla iki katına çıkabilir. Teze göre; "Hayvan topluluklarının az çok kararlı bir nüfusu korumaları, çok sayıda bireyin üreme yaşına gelmeden ölmesine bağlıdır. Ancak kendilerini yaşam koşullarına iyi uyarlayanlar üreyecek yaşa gelebilmektedir. Her şey sanki yaşam zorlukları üremeye yatkın bireyler arasında bir ayıklama yapıyormuş gibi gerçekleşmektedir."

    Ölümü
    Hıristiyan inanışına olan bağlılığını yitiren ve bir agnostik (bilinemezci) olduğunu bildiğimiz Charles Darwin 19 Nisan 1882'de öldüğünde, ailesi onu bölgedeki bir kilise avlusuna, çocuklarının mezarlarının yanına gömmeyi düşünüyordu. Ne var ki, aynı düşünceyi paylaşmayan bazıları çarçabuk harekete geçerek, önde gelen bilim insanları ve hükümet üyelerini ikna çalışmasına girişti. Amaçları, bu kişileri biraraya getirip İngiltere'nin ünlü kilisesi Westminster Abbey'nin baş rahibinden Darwin'in buraya gömülmesini rica etmelerini sağlamaktı. Baş Rahip George Granville Bradley, “gerekli onayın canı gönülden verileceği”ni bildirdi. Böylece, agnostik olan Darwin 26 Nisan Joseph Hooker, yazılarıyla Darwin'i kendi kuramını yayımlamaya yönelten genç doğabilimci Alfred Russel Wallace ve ABD'nin İngiltere büyükelçisi James Russell Lowell da vardı. Darwin bu kilisenin “Bilginler Köşesi” olarak bilinen bölümünde, Sir Isaac Newton'un gömülü olduğu yerin birkaç metre ötesinde ve astronom Sir John Herschel'in yanı başında yatıyor. Darwin, yeryüzündeki canlı türlerinin değişimini betimlemek için “gizemlerin gizemi” tanımlamasını ortaya atan büyük filozof Herschel'e, Türlerin Kökeni kitabının girişinde göndermede bulunmuştu. günü öğleden sonra Westminster Abbey'ye gömüldü. Tabutunu taşıyanlar arasında eski dostu botanikçi Joseph Hooker, yazılarıyla Darwin'i kendi kuramını yayımlamaya yönelten genç doğabilimci Alfred Russel Wallace ve ABD'nin İngiltere büyükelçisi James Russell Lowell da vardı. Darwin bu kilisenin “Bilginler Köşesi” olarak bilinen bölümünde, Sir Isaac Newton'un gömülü olduğu yerin birkaç metre ötesinde ve astronom Sir John Herschel'in yanı başında yatıyor. Darwin, yeryüzündeki canlı türlerinin değişimini betimlemek için “gizemlerin gizemi” tanımlamasını ortaya atan büyük filozof Herschel'e, Türlerin Kökeni kitabının girişinde göndermede bulunmuştu.

    Çalışmalarıyla İlgili
    Bugün Darwin özdeşleşen evrim kuramı, aslında çok öncelere dayanır. Öyleki ilk kez MÖ 6. yüzyılda İyonya'lı filozoflar evrimden söz etmişlerdir. Thales, Anaksimandros, Herakleitos, Aristotales, İbni Haldun gibi pek çok bilgin, canlılığın oluşumu ve gelişimi konusunda fikirler ortaya atmıştır. Ancak bu konu üzerine en kapsamlı çalışmaları gerçekleştiren ve olgusal olarak yoklanabilinicek bir kuram haline getiren Charles Darwin olmuştur. Bugün kuram paleontoloji, genetik ve embriyoloji gibi bilimler tarafınca sürekli yenilenmekte ve gelişmektedir.

    Darwin’in mektupları internete taşındı
    Evrim teorisinin babası Charles Darwin’in hayatı boyunca yazdığı 9 bin mektup, Cambridge Üniversitesi’nin katkısıyla internet ortamına taşındı.LONDRA - “Darwin Mektupları” adlı projede, ünlü bilimadamının 12 yaşından ölümüne kadar yazdığı mektuplar yer alıyor. Darwin’in tüm hayatı boyunca 14 bini aşkın mektup yazdığı düşünülüyor. Dünyadaki en büyük arşiv ise Cambridge Üniversitesi’nde. Arşivi internetten kullanıma açan üniversite, bu şekilde meraklılarına Darwin’i daha yakından tanıma imkanı sağlamayı amaçlıyor. Sitede, kısa vadede 5 bin mektuba tam erişim sağlanacak.
    RedBuLL likes this.
    Eğer bir gün
    dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa,
    Rabb'ine dönüp "benim büyük bir derdim var" deme!

    Derdine dönüp "BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABB'İM VAR!" de!



  2. #2
    Mavi Admin

    Cevap: Charles Darwin Kimdir Charles Darwin Biyografisi Charles Darwin Hayatı Charles

    Charles Darwin Kimdir Buluşları Hakkında Bilgi

    Charles Darwin 1809’da Birminhan’da hali vakti yerinde bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 16 yaşında tıp eğitimi görmesi için Eidinburgh Üniversitesi’ne gönderildi. Ancak bu konu ilgisini çekmediği için babası ona rahip olmasını ve bu amaçla Cambridge Üniversitesi’de öğrenim görmesini önerdi. Bununla birlikte Charles’i en çok ilgilendiren konu doğa tarihiydi. Cambridge’de öğretim görevlisi olan Joseph S. Henslow’la tanıştı ve daha sonra da dost oldu. Darwin, Henslow’un sayesinde Güney Amerika kıyılarına yapılan resmi keşif gezisine katılma imkanı buldu. Yine bu dönemde Darwin’in doğa bilim görüşlerini etkileyen bir başka şey de Alexander von Humboldt’un kitaplarıdır. Humboldt’un kitapları ona kendi deyimiyle “doğabiliminin soylu yapısına bir katkıda bulunmak” isteğini uyandırdı. Darwin, bu bağlamda 27 Aralık’ta başlayacak ve 5 yıl sürecek bir deniz yolculuğuna çıktı.

    Charles Darwin, yolculuk dönüşü zooloji ve jeoloji konusundaki incelemelerini ve yolculuk günlüğünü yayınladı. Bütün bunlar onun kamuoyunda ün kazanmasını sağladı.

    TÜRLERİN KÖKENİ
    Darwin nihayet bu geziler ve araştırmalardan sonra temel eseri olan Türlerin Kökeni’ni yayınladı. (1843). Bu eserin yazarken Darwin özellikle Thomas Malthus’un Toplumun Gelecekteki Gelişmesine Etkileri Açısından Nüfus Üzerine Bir Deneme eserinden etkilenmişti. Malthus’a göre, bir insan veya hayvan topluluğu, bütün bireyleri yetişkin yaşa gelir ve ürerse çok büyük bir hızla iki katına çıkabilir. Buradan hareketle de Darwin meşhur Doğal Ayıklama tezini geliştiri. Teze göre; “hayvan topluluklarının az çok kararlı bir nüfusu korumalarını, çok sayıda bireyin üreme yaşına gelmeden ölmesine bağlıdır. Ancak kendilerini yaşam koşullarına iyi uyarlayanlar üreyecek yaşa gelebilmektedir. Her şey sanki yaşam zorlukları üremeye yatkın bireyler arasında bir ayıklama yapıyormuş gibi gerçekleşmektedir.

    Bu ve bunun gibi bir çok iddia içeren kitap o dönemde bir çok kişinin tepkisini çekmişti. Özellikle dini ve felsefi eleştiriler yapıldı. Tartışmanın en can alıcı bölümlerinden biri, İngiliz Bilimsel İlerleme Derneği’nin 30 Haziran 1860’ta Oxford’da toplanan yıllık oturumunda meydana geldi. Anglikan Piskoposu Samuel Wilberforce bu toplantıda Darwin’in tezine çok sert eleştiriler getirdi.
    Bir çok bilim adamı türlerin evrimini kabul etmekle birlikte doğal ayıklama tezine karşı çıktılar. Felsefi karşı çıkışlar ise Darwin’in bu tezinin ırkçılığa varabilecek sonuçlar doğuracağı yönündeydi.
    Charles Darwin’in mücadele dolu hayatı 1882’de sona erdi. Geliştirdiği kuramlar halen günümüzde tartışılmaktadır.
    Eğer bir gün
    dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa,
    Rabb'ine dönüp "benim büyük bir derdim var" deme!

    Derdine dönüp "BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABB'İM VAR!" de!

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Charles Darwin Kimdir - Charles Darwin Hayatı


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Charles Darwin Evrim Teorisi Nedir?
    By MyLoVe in forum Nasıl Yapılır ?
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.07.12, 18:56
  2. Charles Caplin Resimleri, Komik Adam Charles Caplin Resmi
    By Di@ßLeSsE in forum Ünlülerin Resimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.04.11, 12:59
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.01.10, 21:34
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.12.08, 21:22
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.11.08, 12:22

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.