Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Paragrafla İlgili Test Soruları (61 Soru) - Paragraf İle İlgili Testler Ve Cevapları

  1. #1
    LaDy
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni Paragrafla İlgili Test Soruları (61 Soru) - Paragraf İle İlgili Testler Ve Cevapları

    Sponsorlu Bağlantı

    Paragrafla İlgili Test Soruları (61 Soru) - Paragraf İle İlgili Testler Ve Cevapları


    1.Geçmişi anlatan bir yazar bile içinde yaşadığı zaman dilimini aydınlatmak ve geleceğe ışık tut*mak amacını taşır. Bu amacı alçak gönüllülükle kendisi taşımıyorsa yapıtı taşıyordur. "Yarına kalmak değil, günüme kök salmak istiyorum." di*yen yazar bile, bu dünyadan geçmeden önce al*kış seslerini duymak sevdasında değilse, bulmak istediği kökün yarın çiçekleneceğini ve tohum vereceğini umar.
    Aşağıdakilerden hangisi bu parçada savunu*lan görüşle çelişir?
    A) Yazarlar ister geçmişi ister bugünü anlatsın*lar gelecek umudunu taşırlar.
    B) Yazarların neyi anlattıklarından çok hangi amaçla yazdıkları önemlidir.
    C) Yazarların gelecekte anılmaları dünü ve bu*günü anlatmalarına bağlıdır.
    D) Yazarların alçak gönüllükleri, farkında olma*dıkları amacıyla çelişir.
    E) Yazarlar ister dünü ister bugünü anlatsınlar
    bir yanlarıyla geleceğe ışık tutarlar.

    2.Şair, sanat adamı, gerçek duygularını, gerçek inançlarını söyleyen adam değil, söylediklerinin doğru olduğuna beni inandırabilen adamdır. Şa*ir beni inandırabiliyorsa yeter; ama acemi şairse; inandıramıyorsa, inançları, duyguları için canını versin, gene inanmam. Hem sanat eserinde sa*mimilik aramayız; aradığımız o eserin samimi görünmesidir.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Sanatçı acemi ise duygu ve düşüncelerini inandırıcı kılamıyorsa okuyucuyu etkileyemez.
    B) Sanatçı inandıklarını en güzel bir biçimde iş*lerse başarılı sayılır.
    C) Sanatçı eserine inançlarını yansıttığı takdirde inandırıcılığını yitirir.
    D) Sanatçının eserlerinde gerçek duygu ve dü*şüncelerini söylemesi beklenmemelidir.
    E) Sanatçı söyledikleri doğru olmasa bile onları
    inandırıcı kılabilen kişidir.


    3.Şiirin bir dili vardır. Bu konuştuğumuz, yazdığı*mız dil değildir. Şiirin ayrı bir dili olduğu gibi, her şairin de ayrı bir dili vardır, bundan kuşkunuz ol*masın. Şiir başka dile çevrilemez, aktarılamaz, derler ya işte bu yüzdendir. Şair de kendi dilin*den başka bir dilde şiir yazamaz.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) İyi bir şiirin başka dile çevrilmesi mümkün de*ğildir.
    B) Başarısız şairlerin şiirleri başka dile çevrilebi*lir.
    C) Şiir dili günlük dilden çok kültür diline yakın*dır.
    D) Şairi, yazdığı dilin şairi saymak gerekir.
    E) Her şairin dili, üslubu kendine özgüdür.

    4.Büyük yazarlar, hepsi değilse de çoğu bir sorunu ortaya atmak, bir düşünceyi yaymak, yahut sa*vunmak için yazmışlardır; ama bunu ustaca yapmışlardır. Doğru bildiklerini söylerken güzel söylemek gerektiğini de gözden kaçırmamışlardır. Benim anladığıma göre bizdeki genç roman*cılarla genç hikayecilerin yazılarında, çok kimse*nin sinirlerine dokunan bir acemilik var ki bazen savundukları, düşüncelere de kötülüğü dokunu*yor. Dünün büyük eserlerini ustaların kitaplarını okumakla işte o acemilikten kurtulabilirler.
    aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Büyük yazarlar düşüncelerini ustaca savun*maya dikkat etmişlerdir.
    B) Genç yazarlar büyük eserleri okuyarak ken*dilerini geliştirebilirler.
    C) Büyük yazarların çoğu eserlerinde bir düşün*ceyi yaymak, savunmak amacını gütmüşler*dir.
    D) Genç yazarlar acemilikten kurtuluncaya ka*dar herhangi bir düşünceyi savunmamalıdır.
    E) Genç yazarların acemilikleri savundukları düşüncelerin zararına olmaktadır.

    5.Şair düşüncesinin cılızlığını, bayalığını vezinle,kafiyeyle, ahenkle örtebiliyor; şair olduğu için birçok kusuru bağışlanıyor. O kusurlar nesirde daha çok göze çarpıyor. Ben otursam da boyuna bülbülü, gülü anlatsam çekilir mi? Şairler nice
    yüzyıllardan beri söylüyor, gene seve seve okuyanlar bulunuyor. Hele bir hikayecinin anlattıkları başka bir hikayecinin anlattıklarına benzesin
    bir kıyamettir kopuyor. Şairlere neden çatmıyorlar? Nesir yazanınki çalmak da onlarınki çalmak değil mi?
    Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Şairler biçimden yararlanarak düşüncelerin yetersizliğini kapatabilir.\
    B) Şairler nesircilere nazaran daha az eleştirilir.
    C) Şairler her zaman özgün konularda yazmak zorundadır.
    D) Şairler aynı konuları yüzyıllarca söyleseler bile yadırganmazlar.
    E) Düzyazı yazmak şiir yazmaktan daha zordur.

    6.Divan edebiyatından çıkarken bize kuvvetli şairden çok, kuvvetli naşir (yazar) lazımdı. Batı'dan öğreneceğimiz, bir an önce öğrenmeye muhtaç
    olduğumuz şey düzyazıydı. Avrupa bize şiiri öğretemezdi. Çünkü şiiri biz ona öğretecek durumda idik. Edebiyatımız baştan başa şiirdi. Ancak şiir, içinde yaşadığımız âleme gözlerimizi kapatmıştı. Yaşayabilmek için yeryüzüne inmek, etrafimizi görmek, düzyazıya yönelmek zorundaydik.

    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Yaşamı algılamak, gerçekleri görmek için f düzyazıya ihtiyacımız vardı.
    B) Kültür eksikliğimiz düzyazının yokluğundan ileri geliyordu.
    C) Divan edebiyatı düşünceden çok duygulara ; yönelikti.
    D) Divan şiiri gerçeklerden uzaktı, yaşamı öğ-renmemizi engelliyordu.
    E) Şiir alanında Batı'dan daha ileri seviyedeydik.

    7. Güzellik, bir tablo üzerinde ilk göze çarpan şeydir, bir kitapta ise gizlidir. Bir sesteki ya da bir yüzdeki sevimlilik gibi inandırma yoluyla etki eder. Zorlamaz, fark ettirmeden kabul ettirir kendisini. İnsan kanıtlara boyun eğdiğini sanır, oysa
    göremediği bir çekiciliğe kapılmıştır.

    Bu parçaya göre bir kitabın güzelliğinin en belirgin özelliği nedir?
    A) Kanıtlarının sağlam ve etkili olması
    B) Büyülü; bizi saran bir çekiciliğinin olması
    C) Duygulardan çok duyuları etkilemesi
    D) Düşüncelerimizi etkileyip geliştirmesi
    E) Okuru kendini incelemeye yöneltmesi

    8. Ben hep kendimi eleştirdim. Benim en acımasız eleştirmenim yine benim. Aldığım övgülere kapıldım, yergileri hoşgörüyle karşıladım. Hepsinden bir şeyler aldım elbette. Nurullah Ataç, Necati derdi başka bir şey demezdi. Şiirimi beğenirdi.
    Ama ben yeni şiirimde o seviyeye erişemezsem,yırtar atardım onu. Böyle yetmişin üzerinde şiirimi yok ettim.

    Bu parçanın yazarı aşağıdakilerin hangisiyle nitelenemez?
    A) Özeleştiri yapan
    B) Daha iyisini yapmaya çalışan
    C) Övgü ve yergilere kulak asmayan
    D) Başkalarınca takdir edilen
    E) Eleştirilmekten memnun olan
    9. Ahmet Mithat Efendi kendisine yapılan "şiirden anlamaz" eleştirisi üzerine şunları yazar: Şiiri pek de sevmediğim yargısına varmışsınız.
    Gençliğimde şiirle ben de uğraştım; ancak sonraları araştırmalarım ilerledikçe, şiire nefret değil -şiirden nefret edilmez- düşmanlık göstermeye
    başladım. Çünkü gördüm ki sözden amaç anlamdır.

    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Düzyazının şiirden üstün olması
    B) Şiirde öğreticiliğe yer verilmemesi
    C) Yazarın şiirden zamanla soğuması
    D) Şiirin değersiz sayılması
    E) Şiirde anlamın ikinci planda kalması

    10. Eski şair, sanatı sahte bir ciddiyetle ele alıyordu. Bir kalem efendisi resmiyeti ile ölçülü konuşma*ya alışmıştı. Şiir diye sunduğu eserlerinde gün*delik konuları, sokağı, sokak adamlarını, kitleyi küçümsüyor; bir nükte, bir mizah unsuru bulun*durmayı pot kırmak kabul ediyor, bunları sanatın ağırbaşlılığına aykırı buluyordu.
    Bu parçaya göre aşağıdaki dizelerden hangi*si eski şiire örnektir?
    A) Bir aydan beri iş arıyorum, meteliksiz Ne üstte var ne başta
    B) Beyaz yüzlü serviler uzanırken yerlere Açtı dallar göğsünü gecelerin yasına
    C) Ey şehir bütün hemşehrilerim Bayramınız bayramım, kaderiniz kaderim
    D) Taşranın küçük kasabalarında Sebze arabalarıyla yolculuk ettim
    E) Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırından çektiği kadar

    11. Mimar olan yeğenimle yine aynı meslekten eşi ziyaretime gelmişlerdi, ikisi de eski İstanbul hay*ranı. Aile büyüklerimizden kalma eski, siyah be*yaz resimlerin bulunduğu albümleri önlerine koy*dum. Çokları albüme bakmaktan sıkılır; ama on*lar tam tersine saatlerce ayrılamadılar albümün başından. Çünkü içlerinde fotoğraf ustalığı olan*lar ya da belge niteliği taşıyanlar vardı. Bazısı büyüklerimizin gittikleri yerlerin hatırası, bazısı çeşitli illerden gönderilmiş, yurdumuzun bundan elli atmış sene öncesinin görüntüleriydi.
    Bu parçaya göre yazarın yakınlarının albüme bakmaktan sıkılmamalarının aşıl nedeni aşa*ğıdakilerden hangisidir?
    A) Albümde büyüklerinin fotoğraflarının bulun*ması
    B) Resimlerin siyah beyaz olması
    C) Fotoğrafların usta işi olması ve belge niteliği taşıması
    D) Albümde İstanbul'un eski zamanlarına ait re*simlerin bulunması
    E) Resimlerin doğal ve tarihi değeri yüksek şehirlere ait olması

    12. Halktan uzak kalmak şairlerimize öyle pahalıya mal olmuştur ki bugün hiçbiri kendi halkıyla ter-cümansız konuşamıyor. Abdülhak Hamit, kapıla*rı zorlamış, yollar açmış şiirimizde, kabul. Böyle iken hangi sözü, hangi şiiri, köyümüzde ağızdan ağıza dolaşabilir, günlük konuşmalarımıza ken*diliğinden karışabilir? Demek ki en büyük yarat*ma gücü bile halktan ayrı düştü mü hayattan da ayrı düşüyor; kendi kendine yaşayamıyor.
    Aşağıdaki yargılardan hangisi bu parçadan çıkarılamaz?
    A) Abdülhak Hamit şiir alanında yeniliklere yö*nelmiş yaratıcı bir şairdir.
    B) Halkın sevip benimsediği bir sanatçı her za*man sevilip sayılır.
    C) Halkla bütünleşemeyen sanatçılar gelecekte unutulur.
    D) Şairlerin günlük konuşmalarımıza girecek ka*dar etkili ve sade dizeleri olmalıdır.
    E) Şairler sözleriyle halkın yaşantısına karışabil-
    melidir.

    13. Balzac "Tılsımlı Deri" adlı romanında bir banke*rin verdiği yemekte on beş yirmi konuğu aynı an*da konuşturuyordu. Onun kâğıt üzerinde anlattı*ğı bu sesleri, kulaklarımı sağır edercesine somut olarak duyuyordum. Daha da önemlisi, duymak*la kalmıyor, konuşan konukların her birini görebi*liyordum da; onların gözlerini, bakışlarını, tüm hareketlerini görebiliyordum. Oysa Balzac ban*kerin konuklarının ne görünümlerini ne de yüz çizgilerini anlatıyordu.
    Yazarın, Balzac'ın romanlarında başarılı bul*duğu yön aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Birden çok kişiyi aynı anda konuşturabilmesi
    B) Kişilerinin dış görünüşlerini çok canlı bir şe*kilde yansıtabilmesi
    C) Okurlarına kişilerini çok yakından tanıtabil-mesi
    D) Sözcüklerle kişilerine görünürlük kazandıra*bilmesi
    E) Kişilerini konuştururken samimi olabilmesi
    14.Sahnenin tozunu ilk yuttuğunda on yedi yaşındaydı. Oyunculuk dışında oyun yazarlığı, yönetmenlik, gazetecilik, çevirmenlik gibi uğraşlarla da ilgilendi. Tiyatro dünyamızın en renkli kişiliklerinden biri olan bu yetenekli sanatçının ilgi alanı ti-
    yatro ile de sınırlı kalmadı. Güncel konular üzerinde yazdıklarıyla düşüncelerini okurlarla paylaştı. Anlatılanla dinleyeni, oyunla seyirciyi bir araya getiren bir usta oldu.
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
    A) Oyunculuğunun yanı sıra gazeteci kimliğine sahip olduğuna
    B) Oyunculuğa erken yaşlarda başladığına
    C) Yeteneklerinin oyunculukla sınırlı kalmadığına
    D) İyi bir sanatçı olduğuna
    E) Ününün ulusal sınırları aştığına
    15.Kanımca genel bir kusurumuz, romanlarımızın anlatım yönünden ekonomik olmayışı söz yükünün fazlalığı. Kimi romanlarımızda konular körük gibi açılmakta; fakat zor kapanmaktadır. Eski romancılarımızın "çalakalem" yazma hastalığı, bi-
    zim kuşağa "çalatuş" yazma hastalığı olarak geçmiş görünüyor.
    Bu parçaya göre yazarın romanlarımızda ulaşılmasını istediği yön aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Açık ve özlü bir anlatıma kavuşması
    B) Herkesin anlayabileceği biçimde yazılması
    C) Konularda ayrıntılara az yer verilmesi
    D) Kısa ve özlü eserlerin yazılması
    E) Cümle kuruluşlarına ve yazıma özen gösterilmesi
    16.Şiiri düz yazıdan ayıran dilsel özelliklerden en önemlisi anlamın düz yazıda çizgisel olması, şiirde ise çizgisel olmayıp dolaylı olmasıdır. Düz yazıda, yani şiir olmayan bir metinde anlam hazır olarak vardır ve gösteren - gösterilen ilişkisi
    açıktır. Şiirde ise gösteren için birden fazla gösterilen olabilir ve her okur farklı gösterileni anlam olarak algılayabilir.
    Bu parçaya göre şiir hangi yönüyle düz yazıdan farklıdır?
    A) Anlamca yoğun olması
    B) Söz diziminin farklı olması
    C) Sezgisel yönünün ağır basması
    D) Kişisel olması
    E) Her okur için farklı anlamlara gelebilmesi

    17. Sanatçı ister ressam, ister romancı, ister ozan olsun, işe her zaman ya resimden başlayacaktır, ya romandan ya da şiirden. Bir sanatçı başlan*gıçta hiç de öteki insanlardan daha duygulu de*ğildir. Ressam her şeyden önce resimleri seven adamdır, görünümleri değil. Ozan da ilkin batan güneşten değil, dizelerden hoşlanır. Sanatçının ilk gereci hiçbir zaman yaşam olmamıştır.
    Bu parçada ası! anlatılmak istenen aşağıdaki*lerden hangisidir?
    A) Sanatçı doğanın görünümlerini değil, kendi gördüklerini yansıtır.
    B) Sanatçının ilk örneği yaşam değil, sanat ese*ridir.
    C) Sanatçı duygu bakımından diğer insanlardan farklı değildir.
    D) Sanatçı yalnız kendi sanat dalıyla ilgilenme*lidir.
    E) Sanatçı yaşamı örnek alarak eser vermekten kaçınmalıdır.




    18. Bazı hayvanlar tek tek kelimeler öğrenebilir; fa*kat kavram geliştiremez, öğrendiği kelimelerle yeni cümleler kuramaz. Burada bilinç değil, şuur*suz bir taklit söz konusudur. Biz sözle nesneler arasında bağlantı kurarken, zihnimiz sürekli kav*ram geliştirir. Bu yeteneğimiz olmasa, nesne ile söz arasında kuracağımız ilişki, papağanınkinden öteye geçemezdi.
    Yukarıdaki paragrafın ana düşüncesi aşağı*dakilerden hangisidir?
    A) İnsanla hayvan arasındaki fark, insanın oku*duğunu kavrayabilmesidir.
    B) Taklit asla bir öğrenme biçimi olamaz, bazı hayvanların kelimeleri taklit edip kavrayama*ması bunun ispatıdır.
    C) Zihni sürekli çalışan insanın, kavrama yete*neği artar.
    D) insan, anlama ve anlamlar arasında ilgi kura*bilme yeteneğiyle diğer canlılardan farklılaşır.
    E) Bir şeyi şuursuzca taklit eden insanların papağandan farkı yoktur.

    19. Türk şiirinde eski, divan şiiridir. Bu şiirin eskiyen yanı yalnız biçimi, vezni ve dili değil, bağlı oldu*ğu şiir anlayışı ve dünya görüşüdür. Bu görüş ise yeni kalıplara giderek bugünün şiirinde yaşayabi*lir, yaşıyor da. Genç şair, gazel biçimini kullandı*ğı zaman, gazeldeki şiir anlayışını bilmeyerek sürdürdüğü zaman eskidir. Yeni dil, yeni biçim, yeni konu, şiirin gerçekten yeni olmasını sağla*yamaz.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Divan şiirinin dünya görüşü ve şiir anlayışı eskimiştir.
    B) Divan şiirinin dünya görüşü yeni kalıplarda yaşamaya devam etmektedir.
    C) Divan şiirinin biçimi, vezni, dili eskimemiştir.
    D) Genç şair divan şiirinin şiir anlayışını sürdür*düğünde eskidir.
    E) Bir şiirin yeni olması dilinin, biçiminin, konusunun eskiliğine bağlı değildir.
    20. Öykü anlayışımı şu tanımla belirtmek isterim: Pencereden bakıyorsunuz, bir adam köşeyi dö*nüyor; sokağınızdan, pencerenizin önünden ge*çiyor, öteki köşede yitiriyorsunuz onu. işte öykü, sokağın iki ucu arasında adamın geçip gidişini anlatır. Adamın ilk köşeyi dönmeden önceki du*rumu da, öteki köşeyi döndükten sonra başından geçenler de artık sizi ilgilendirmez.
    Böyle diyen bir yazarın öykülerinde yer ver*meyeceği unsur aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Gözlemlediği olayları aktarmak
    B) Bildiği tanıdığı çevreyi betimlemek
    C) Kendi bakış açısını kullanmak
    D) Kişileri ve olayları gözlemlediği zaman dili*minde yazmak
    E) Olayı değişik mekânlar içinde yeniden ele almak
    21. Şairlerin, yazarların, filozofların kişiliklerini, yaşamlarını çok az kişi bilir, bilmesi de gerekmez zaten. Bizi ilgilendiren onların yaşamı değil ya-pıtlarıdır. Bedenleri yoktur onların, yalnızca yapıtları vardır. Rousseau'nun paranoyak olduğunu biliyor olmamız yapıtlarının değerini azaltır mı hiç?
    Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Sanatçının kişiliği yapıtlarına yansır.
    B) İyi bir yazarın yapıtları ile yaşamı arasında bir paralellik vardır.
    C) Bir yapıtı değerlendirirken yapıt dışında hiçbir şey ölçü alınmamalıdır.
    D) Düşünceleriyle örtüşmeyen yapıtlar üreten sanatçılar toplum tarafından dışlanır.
    E) Sanatçılar yapıtlarıyla olduğu kadar yaşamları ve kişilikleriyle de topluma örnek olmalıdır.
    22. Bir eserin güzel yahut çirkin olduğunu kestiriveren adam, yanılmasa bile, o eserde ne var, ne yok ilk bakışta hepsini görebilse bile bir eleştirmen değildir. Sezgisi güçlü bir adamdır, belki büyük bir adamdır, her şeydir; ama eleştirmen sa-
    yılamaz. Eleştirmen yargılayan ama yargılarken acaba, yanılıyor muyum, diye korkan bunun için de hem beğendiği eserlere hem beğenmedikleri-
    ne bir daha, bir daha dönen adamdır.

    Eleştirmeni iyi bir okurdan ayıran özellik aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
    A) Yargılamasının tutarlı olması

    B) Bir esere şüpheyle yaklaşması

    C) Kanılarını tekrar tekrar kontrol etmesi

    D) Beğenisinin güçlü olması

    E) Eseri bütünlüğü içinde değerlendirmesi
    Cevap Anahtarı : 1.C 2.C 3.B 4.D 5.E 6.B 7.B 8.C 9.D 10.B 11.C 12.B 13.D 14.E 15.A 16.E 17.B 18.D 19.C 20.E 21.C 22.C

    TEST - 2
    1. Son zamanlarda çıkan bazı romanlarda bunaltıcı, gereksiz, şairane tasvirler gerçekten çok.Ama her romanın her tasviri hakkında bu hükmü
    vermek elbette haksızlık olur. Romanına ve yerine göre tasvir bazen sıkıcı, bazen sürükleyicidir.Romanın psikolojisinin, kişilerin iç dünyaları ile ilgili her tasvirin, sürükleyici; romana sırf süs olsun diye eklenmiş olan her tasvirin de sıkıcı olduğu değişik değerde birkaç romanın karşılaştırılmasından açığa çıkar.

    Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarı*labilir?
    A) Tasvirler genel olarak, roman için gereksiz ayrıntılardır.
    B) Tasvir, okuyucunun olayın akışını kavrama*sını kolaylaştırır.
    C) Yerinde yapılan tasvirler, romana karşı ilgiyi artırır.
    D) Günümüz romanında tasvir, gereği olmayan bir ayrıntı durumundadır.
    E) Romanda tasvir, olaylar ve kişilerle değil,çevre ile ilgili olmalıdır.
    2. İnsanı soyut fikirler, salt duygular dünyasında yaşayan bir varlık gibi görmeye olanak yoktur.İnsan, her zaman dış çevrenin etkisindedir. Bu
    etki, kişiliğin silikliği oranında kendini duyurur.Çevrenin insan üzerindeki bu etkisine karşılık,insanın da çevre üzerinde etkisi vardır. Bu da kişiliğin büyüklüğü ölçüsünde güçlüdür.

    Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı so*nuç aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Çevreden edindiği düşünceler, kişinin yaşa*mına yön verir.
    B) Kişiliğini kazanmış birey, toplumda daha ba*şarılı olur.
    C) Doğanın, kişinin duygu ve davranışları üze*rinde kaçınılmaz etkisi vardır.
    D) Kişi, kendi istediği biçimde bir çevre oluştura*bilir.
    E) Kişiyle çevre arasında mutlak bir etkileşim
    vardır.

    3.Günümüzde neler okursunuz türünden bir soru*yu, adı okumaza çıkmasın diye yasak savmak için yanıtlayan birçok kimse arasında, Pekos Bili, Red Kit benzeri şeyleri okumaya bayıldığını söy*leyen yöneticiler, yüksek görevliler bile var. İlya-da nere, Red Kit nere diyeceksiniz; ancak yine de aradaki yüzyıllar boşa geçmiş sayılmaz. Ki*tapları üstünkörü suçlayan, okuyana için için öf*ke duyan yetkililerin bile, "Ben okumam." deme*yi kendilerine yedirememeleri ilginçtir. Arka kapı*dan da olsa, okumaya bir yerlerden bulaşmış ol*manın onuru, böylelerine yeter de artar.
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmuştur?
    A) Önemli yerlere gelmiş insanların bile okuma*nın erdemini kavrayamamış olması
    B) Her kitabın nitelikçe aynı kalitede olamaya*cağı
    C) Nitelikli kitapların uygun okuyucu bulamama*sı
    D) Okumak için gerekli zamanın ayrılmaması
    E) Günümüzde nitelikli kitap bulmanın çok zor
    olması

    4.Gerçek dostların yapması gereken sevdiklerini korumak, ikaz etmek, onların yanlış yola gitmele*rine engel olmaktır. Uçuruma doğru ilerleyen ço*cuğumuz için "Çocuğumdur, istediği yere gitsin, ben karşısına çıkmayayım!" diyor muyuz? Tam tersine! "Ne yapıyorsun?" diyerek onu durdurma*yı nasıl bir babalık görevi kabul ediyorsak, çok sevdiğimiz dostlarımız, öğrencilerimiz, arkadaş*larımızın da yanlış yollara giderlerse, önlerine çıkmak insanlık görevimizdir.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdaki*lerden hangisidir?
    A) İnsan, sevdiklerinin ve dostlarının kötülüğe düşmesine göz yummamalıdır.
    B) Gerçek dostlarının varlığını bilen insan, ken*dini güvende hisseder.
    C) İkili ilişkiler insan yaşamını anlamlı hâle geti*rir.
    D) Kişi, davranışlarıyla çevresindekileri kırma*maya özen göstermelidir.
    E) Zor duruma düştüğünde kişiye ilk yardım
    edecek yine yakın çevresindekilerdir.

    5. Her toplum sanat eseri yaratır, demek ki her toplumda tenkit gücü vardır, tenkit gücü bulunduğu inancı vardır. Bir kere sanat eseri yaratmak ne demektir? "İşte bu güzeldir, bu iyidir sizler de beğenin." demek değil midir? Bu sözler bir tenkitçi yargısı değil de nedir?
    Aşağıdakilerden hangisi parçanın ana düşüncesidir?
    A) Toplumdaki tenkit yeteneği sanat eserlerinin \ ortaya çıkmasını sağlar.
    B) Sanatçılar, eserlerini tenkitlere göre biçimlendirir.
    C) Her sanatçı, ortaya çıkardığı eserin ilgi gör-mesini, beğenilmesini ister.
    D) Toplumun beğenisi üzerinde en etkili kişiler eleştirmenlerdir.
    E) Her sanatçı ortaya koyduğu esere, aynı zamanda, eleştirmen gözüyle bakmalıdır.
    _
    6. Seçim dönemi, parti başkanlarıyla ileri gelenlerinin beyaz camda daha fazla boy göstermesi demek. Siyasilerimizi, vekil adaylarımızı medya aracılığıyla daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz böylece. Elbette medya patronlarının, tele-
    vizyon ve gazete yetkililerinin tanımamızı uygun gördükleri liderleri, onların kendilerine ya da medyanın onlara yakıştırdığı yeni "imajlarıyla tanıyoruz. Doğu'daki savaş, ekonomik krizlerin faturasını niye hep bizim ödemek zorunda kaldığımız, düşünce suçu gibi sakıncalı konulardan söz edilmeyecek. Böyle şeyleri anlatıp da içimizi karartacak liderler bir yol bulunup ekrandan uzak
    tutulacak.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Siyasilerin seçim dönemlerinde suya sabuna dokunmayan konulardan bahsettiğine
    B) Medyanın siyasileri halka tanıtmakta bir araç ; görevi yaptığına
    C) Siyasilerin kimi dönemlerde gerçek kimlikleriyle ortaya çıkmamasına
    D) Siyasilerin seçim dönemlerinde daha sık görüldüğüne
    E) Siyasilerin her bakımdan halka örnek olması gerektiğine

    7. İnsanlar kendi seviyesindeki insanlarla konuşur,dertleşirler. Bazen büyükler konuşurken, gereksiz olarak araya küçükler de girer. Onların, bü-
    yükler konuşurken araya karışmamalarını, biraz kaba da olsa onlara anlatmak gerekir.

    Yukarıdaki açıklama aşağıdaki sözlerden hangisiyle daha özlü anlatılabilir?
    A) Atı sağlam kazığa bağlamak gerekir.
    B) At var meydan yok.
    C) Atlar nallanırken kurbağalar ayağını uzatmaz
    D) At olur, meydan bulunmaz; meydan olur, at bulunmaz.
    E) Atı alan Üsküdar'ı geçti.
    8. Bir sanat eseri gönlünüzde yanmakta olan küçük alevi büyütebilir. Yeter ki bu küçük aleve yeni alevler katmak hevesi sizde bulunsun. Maddi gı-
    dalardan aldığınız lezzet, bu manevi gıdaların size verdiği zevkin yanında çok küçük kalacaktır.Manevi gıdalardan aldığınız lezzetle etrafınızı ve etrafınızdakileri daha iyi anlayacak ve kendinizi onlara kolaylıkla anlatacaksınız.

    Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangi*sidir?
    A) Sanatın insan üzerindeki olumlu etkileri
    B) Bir sanat yapıtı oluşturmanın güçlükleri
    C) Sanatın herkese seslenen ortak bir dil olduğu
    D) Sanatın dünü ve bugünü
    E) İnsanların sanattan ve sanat yapıtından bekledikleri
    9. Aydın; bilinmezcilik, gericilik ve tutuculukla mücadele eden kişidir. Sartre'ın deyimiyle "burnunu başkalarının işine sokan" kişidir; "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" demeyen kişidir.Görüldüğü gibi bu tanım, bir durum ve konumdan çok bir eylemi gösteriyor. Yani kişiyi aydın yapan etken, onun derin ve engin bilgisi değil
    Bu parçayı sürdürebilecek en iyi cümle aşa*ğıdakilerden hangisidir?
    A) bu bilgiyi başkalarına aktarabilme gücüdür.
    B) sahip olduğu bilgiyi eyleme dönüştürmesidir.
    C) aldığı uzmanlık dereceleridir.
    D) yüreğinde hissettiği bilim ateşidir.
    E) manevi değerlere olan saygısıdır.




  2. #2
    LaDy

    Standart Cevap: Paragrafla İlgili Test Soruları (61 Soru) - Paragraf İle İlgili Testler Ve Cev

    10. Yazdığı yer nerede olursa olsun her yazı yazan, yazar değildir; yayımlanmış her yazılı metin kendiliğinden yazınsal ya da bilimsel değildir. Bunların kendilerine özgü içerik, dil, biçim ve söylemleri vardır. Bir yazılı metne tür adını bu özellikler ve nitelikler verir. Her önüne gelen yazdığı metne dilediği bir türün adını veremez. Kim böyle bir şey yaparsa yaptığı iş kalpazanlık, sahteciliktir. Bilerek ya da bilmeyerek, bu tür yazıları yayımlayan, tanıtan ve okuyanlar da bunların suç ortaklarıdır.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

    A) Her yazılı metnin kendine göre bir üslubu da ' beraberinde getirdiği
    B) Yazar olmanın belli ölçütleri olduğu
    C) Bir yazılı metne adını veren türün keyfi olarak belirlenemeyeceği
    D) Her yazı yazana yazar denemeyeceği
    E) Usta yazarların metnin türünü daha iyi belirlediği
    11. Çok sevdiğim bir arkadaşımla romanlar üstüne konuşuyorduk. Kendisi bir roman ödülünün yargıcılar kurulu üyesiydi. O sıralarda okuyup da
    çok beğendiğim bir romandan söz ettim kendisine. Birden parladı: "Ben o herifin yazdıklarını okumam." dedi. "O bana göre bir ... yazamaz."
    Ama dedim sen yargıcılar kurulu üyesisin, o da yarışmaya katılmış bir yazar. "Olsun." dedi, kestirdi attı. Tabi, o roman da ödül modül alamadı o yıl.

    Bu öyküden çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İnsanlar kendi duygu ve düşünceleri ile örtüşmeyen yazarlara ilgisiz kalır.
    B) Nitelikli olmayan yapıtların ödüllendirilmesi S doğru olmaz.
    C) Kişisel duygu ve düşüncelerle verilen kararlar doğruyu yansıtmaz.
    D) Bir yapıtın değerini belirleyen en önemli ölçüt î zamandır.
    E) Ödül alan her yapıtın okunmaya değer olduğu söylenemez.

    12. (I) Toplumumuz yüzyıllardır içerikten yoksun biçimsel Batılılaşmanın esiri olmuştur. (II) Batı'ya ve yerleşikliğe özlemimizden ata sporumuz diye
    bellediğimiz güreşi bir göçebelik sporu sayıp küçümsedik. (III) Üstelik "atın aptalı rahvan, adamın aptalı pehlivan" diye bir de deyim uydurduk.
    (IV) İngiliz'in futbolunu ulusal spor ilan ettik. (V)Biliyorsunuz, bugün Türkiye güreşmiyor, güreş yalnızca köylülerin sporu. (VI) Anadolu'nun küçücük kasabalarında bile güreş yok; fakat futbol var.

    Bu parçanın ana düşüncesi numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?
    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
    13. Yoğunluğunu hissetmek, iletmek istenen mesajın anlamını araştırmak için şiiri deşmek, yaz gecelerinin yıldızlarını ürperten garip kuşu, eti için
    öldürmekten farklı olmasa gerek. Bir parça et,susturulan o büyülü sesi karşılamaya yeter mi?

    Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
    A) Şiirde anlam çok önemli olmamalıdır.
    B) Şiirde ahenk, anlamdan daha önce gelir.
    C) Şiir anlaşılmaktan çok duyulmak için yazılır.
    D) Şair için önemli olan, şiirin hissedilmesi değil, anlaşılmasıdır.
    E) Şairin görevi, duyguları, musikiden faydalanarak ifade etmektir.
    14. Kalıcı tiyatro her şeyden önce dile bağlı olduğuna göre, oyun yazarı olmak isteyen genç, Göktürk Yazıtları'ndan günümüze dek bütün Türk edebiyatından kendini sorumlu tutmalı. Divan şiiriyle Halk şiirinin ustalarını iyice tanımalı; bir yabancı dil öğrenip dünya tiyatro sanatının şaheserlerini okumalı, tüm insanlığın tiyatro mirasına sahip çıkmalıdır.
    Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi tiyat*ro yazarı olmak isteyen birinden beklenmez?
    A) Kalıcılığa ulaşmış sanatçılara benzemeye çalışmak
    B) Türk edebiyatının bütün dönemlerine ilgi duy*mak
    C) Tiyatro ile ilgili evrensel gelişmeleri izlemek
    D) Türk edebiyatının bütün sanatçılarını iyi tanı*mak
    E) Tiyatro tarihiyle yakından ilgilenmek

    15. Roman yazarları ahlaki öğütler vermek zorunda değildir. Bu kitaplar "sosyal değerleri" yaratmıyorlar, var olanları yansıtıyorlar. Tasvir ettikleri
    hayat tarzı, öne sürdükleri değerler okuyucuya uygun olduğundan romanların sürümü oldukça fazladır. Bu romanlar, beğenmediğimiz bir durumun nedeni olmaktan çok durumun bir ifadesidir.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Romanlarda istenmeyen, hoşa gitmeyen du-rumların anlatılabileceğine
    B) Sözü edilen romanların yoğun ilgi gördüğüne
    C) Romancıların okuyucunun ilgisini çeken bir f yaşam tarzını yansıttığına
    D) Kimi kitapların yalnızca var olanları yansıtmakla yetindiğine
    E) Bu romanlarda üsluba gereken önemin verilmediğine

    16. İnsan yaşamındaki en önemli kavramlardan biri olan özgürlük, şimdilerde bir şampuanın çok satması için feda ediliyor. Namık Kemallerin "efsunkâr" (büyüleyici) bulduğu, Nazım Hikmetlerin uğruna ölümlere gittiği özgürlüğe ne oldu? Şimdi artık biz farkında olsak da olmasak da kafamızın
    içinde bir yerlere, özgürlüğün o kadar da önemli olmadığı, sonunda fiyatı neyse ödenip alınabilir bir nesne ile özdeşleştirilebileceği işlenmekte.

    Bu parçanın yazarının aşıl yakındığı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Kimi reklamların özgünlükten çok uzak olması
    B) İnsanların özgürlüklerine yeterince sahip çık-maması
    C) Özgürlük gibi bir kavramın kimi nedenlerle f içinin boşaltılıp değersizleştirilmesi
    D) Özgürlük adına savaşan sanatçılara sahip çı-kılmaması
    E) Reklamların inandırıcılıktan yoksun olması
    17. Mensur şiir türü de, Türk nesir dilinin gelişmesinde, ifadenin kurallaşmasında, oldukça faydalı sonuçlar doğurdu. Serveti Fünûn'dan itibaren büyük bir gelişme kaydeden Türk nesir dili İkinci Meşrutiyet Dönemi'nin iyice serpilen bu nesri ile yeni bir aşama kaydetti. Türkçe, iç içe giren, zamanla uzayan ve yerine göre aniden duruveren cümleleriyle, o kadar sanatkârane bir havaya ulaştı ki; bu dil okuyan ve yazana kelimenin ger-
    çek anlamıyla bir ferahlık veriyordu.

    Bu parçada aşıl üzerinde durulan konu aşağı*dakilerden hangisidir?
    A) Mensur şiirin getirdikleri
    B) Serveti Fünûn ve mensur şiir
    C) Türk şiir dilinin gelişmesi
    D) Türk dilinin cümle yapısı
    E) Mensur şiirde ifade zenginliği
    18. Dün akşam gördüğüm oyun iyi miydi? Bir şey söylemeyeceğim, iyi de olmasa tutmalıyız, övmeliyiz o oyunu; bizim de onun için. Bir yandan bir Türk tiyatrosu kurmak istiyoruz, bir yandan daTürkçe ne yazılırsa yermeye kötülemeye kalkı-
    yoruz. Yazarlarımızı böyle kırarsak Türk tiyatrosu nasıl kurulur, nasıl ilerleyip gelişir?

    Parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden ya*kınmaktadır?
    A) Yapılan eleştirilerin yapıcı değil, yıkıcı olma*sından
    B) Bazı kişilerin yapılan çalışmalara ilgisiz kal*masından
    C) Okurların kitap yerine tiyatroya yönelmelerin*den
    D) Eleştirmenlerden çok azının tiyatroya ilgi duymasından
    E) Ülkemizde belli bir düzeye ulaşmış tiyatro eseri bulunmamasından
    19. Bugün gazetelerimiz halkımızın günlük yaşamda kullandığı sözcük sayısını artırıcı bir yayın politikası izlemekten uzaktır. Tam tersine onlar, kul-
    landıkları sözcük sayısını azaltmak yoluyla tiraj almayı yeğlemiştir. Bu da kültürel erozyonun daha da hızlanmasına neden olmuştur. Artık gaze-
    telerimiz okunmamakta seyredilmektedir. Okurları değil seyircileri vardır. Yazı olarak yüz elli, iki yüz sözcükle yazılmış resim tercih etmektedirler.

    Bu parçaya göre bir gazeteden beklenen en önemli özellik aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Okuyucuya doğru haberler ulaştırması
    B) Sanata ve edebiyata daha çok sayfa ayırması
    C) Dürüst ve güvenilir bir yayın politikası izlemesi
    D) Her seviyedeki okura hitap etmesi
    E) Okuyucunun sözcük hazinesine katkıda bulunması

    Cevap Anahtarı : 1.C 2.E 3.A 4.A 5.A 6.E 7.C 8.A 9.B 10.E 11.C 12.A 13.D 14.A 15.E 16.C 17.A 18.A 19.E

    TEST - 3
    1.Genç öykücüler, çocukluklarını anlattıkları ya da öz yaşamlarından devşirdikleri ilk öykülerinde yabana atılmayacak bir başarıyı yakalıyorlar. Bunda, çocukluk dönemlerinin öyküyü hep içinde taşımasının payı büyüktür. Yazık ki çok geçme-
    den tıknefes bir yaratma süreci başlayacaktır. Yazılacaklar, ilk öykülerde tükenmiş, kendiliğinden öykü gizli gücü taşıyan konular bitmiş, yaşantılar bugüne gelmiştir. Bugünü yazmaksa çocukluk günlerini yazmaktan zordur.
    Bu parçanın bütününde yazar neyden yakınmaktadır?
    A) Çocukluk günlerini anlatan öykücülerin azlIğından
    B) Geçmişlerini iyi öyküleyen genç öykücülerin şimdi yaşanan olay ve durumlara değinen öyküleri yazmada yetersiz kaldıklarından
    C) Günümüzde yazılan öykülerin daha önce ya-zılan öykülerden içerik ve dil bakımından daha düşük olmasından
    D) Öykünün, geçmiş yıllara oranla daha az okunmasından
    E) Gençlik günlerini anlatan öykülerin gereğinden çok okunmasından
    2.Bayrağa sahip çıkmak, onun temsil ettiği değerlere sahip çıkmaktır. "Bayrak" şiirinde "Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim." der şair. Her şey... Bizi biz yapan değerler bayrağımızla temsil edilmekte. Eğer arkasında bu değerler yoksa, bay-
    rak, nihayet bir bez parçasıdır ve uğrunda ölmeye değmez.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Her ulusun bir bayrağı vardır.
    B) Bayrağına sahip çıkmayan milletler bir gün \ onu kaybederler.
    C) Ulusları birbirinden ayıran öğelerin başında J bayrak gelir.
    D) Bayrağı bayrak yapan, onun temsil ettiği de- \ ğerlerdir.
    E) Bayrak, birçok kavramı karşılar.
    3. Oktay Rıfat, kelimelerle oynamakla beraber şiir duygusu güçlü, orijinal bir şairdir. Şiirlerinde insana dünyayı yeni bir ışık içinde gösteren ve derin düşünceler telkin eden dizeler yaratmıştır.Onun en büyük özelliklerinden birisi, peşin bas-
    makalıp düşünceleri şiire sokmayışı, yaratıcılık yeteneğini serbestçe kullanışıdır. Modern ressamlar gibi dünyanın alışılmış ölçülerini değiştirecek, yadırgama duygusu uyandıran yeni dünya meydana getiriyor. Bu tür şiirlerinde gerçeği tak-
    lit eden realizmin tam karşıtı, bir fantezi ve oyun söz konusudur.

    Bu parçada, Oktay Rıfat'la ilgili aşağıdakiler*den hangisine değinilmemiştir?
    A) Oktay Rıfat'ın şiirleriyle modern resim arasın*daki ilgiye
    B) Şiirlerinde özgün düşünceler işlediğine
    C) Dünyayı yeniden yorumladığına
    D) Basmakalıp düşüncelerden kaçındığına
    E) Anlatılanlardan çok anlatım biçimine önem
    verdiğine


    4. Çok okuyan bir kişi olduğumu söyleyemem. Çoğu zaman, elime aldığım kitabı biraz karıştırdıktan sonra, beni sıkıyor, sürükleyici değil diye bı-
    rakıveririm. Aslında bırakmamalıyız. Birtakım kitaplar vardır, sıkılsak da, kolay kolay anlamasak da okumalıyız; yenmeliyiz sıkıntıyı. Anlamaya gelince; ne biliyoruz anlamadığımızı? Anlamak
    bir bakıma alışmak demektir. İlk okuyuşta anla-
    madığımız, tat alamadığımız bir kitabı elimizden atmak, düşüncemizi işletmek istemediğimizi gösterir.

    Bu parçada yazar, aşağıdakilerden hangisine deainmemiştir?
    A) Bazı kitapları sürükleyici bulmadığına
    B) Bir kitabı okumakta ısrarlı olmanın onu anla*mayı sağlayabileceğine
    C) Okumaktan vazgeçmenin doğru olmadığına
    D) Bazı kitapların mutlaka okunmasının gerekli*liğine inandığına
    E) Anlaşılması güç olan kitaplarla zaman kay-
    betmemek gerektiğine


    5. İnsanın kendisi için yazması diye bir şey yoktur. Yazma işleminin karşısında okuma etkinliği vardır. Birbirine bağlı bu iki etkinlik iki ayrı kişiyi ge- rektirir. Zihnin ürünü olan bu somut ve imgesel nesneyi yazarla okuyucunun ortaklaşa çabası ortaya çıkaracaktır. Sanat, ancak başkası için ve
    onun aracılığı ile vardır.

    Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Sanat, zihnin yarattığı bir etkinliktir.
    B) Okuma da yazma gibi beyinsel bir etkinliktir.
    C) Bir sanat yapıtını değerli ve anlamlı kılan, sa-natseverlerdir.
    D) Her yazar, okuyucuları için yaratır.
    E) Okumak, zihinsel bir etkinliği de beraberinde getirir.
    6. Sanat, tarih içinde belli bir zamanın sorunlarını,isteklerini yansıttığı ölçüde insanlığı temsil eder.Köleliğe dayalı bir toplumun yalnızca şartlarını
    yansıttıkları sürece Homeros, Sophokles eskimiş yazarlardır. Ancak, o toplumda gördükleri eksikliklere, tutkulara dikkatimizi çektikleri ölçüde de
    bugün yaşıyormuşçasına yenidirler.

    Bu parçaya göre bir yazarın yeni kalmasının asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Bireysel olaylara çözüm üretmesi
    B) Anlattıklarında sanat kaygısı gütmesi
    C) İnsandaki evrensel değerleri işlemesi
    D) Toplumsal sorunları ele alması
    E) İnsanların yeteneklerini geliştirmelerine yardım etmesi
    7. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?
    A) Oysa bu sanatçı yapıtlarını kalıcı olsun diye oluşturmuştu.
    B) Bunun yanında eleştirmenler de hatalarını kabul etmeliler.
    C) Şair, bu yüzden kendini bir türlü aşamayıp taklitçiliğe düşmüştür.
    D) Kimi yazarlarımız da konuyu tek yönlü ele alarak, eserlerin gerçekliğine gölge düşürmüşlerdir.
    E) Günümüzde, köşe yazarı olmanın bazı zorlukları vardır.

    8. Türk sanatının Batı'ya yönelmesi, kimilerini rahatsız etmiştir. Batı anlayışıyla
    üretilen yapıtlar taklit sayılmış, benimsenmemiştir bu kişilerce.Onlara göre
    Aragon'dan etkilenmek, Picasso gibi çizmek Batı taklitçiliğidir. Onlara Eliot'un Hint
    şiirlerinden, Aragon'un Şeyh Galip'ten, Picasso'nun Afrika resminden etkilendiğini
    söylesek bu garip düşüncelerinden vazgeçerler mi acaba?
    Bu parçanın yazarı aşağıdakilerin hangisine karşı çıkmaktadır?
    A) Etkilenmenin taklit gibi algılanmasına
    B) Sanatçıların birbirlerinden etkilenmelerine
    C) Sanatta Batılılaşmanın yanında olmayanlara
    D) Batı sanatını yok sayanlara
    E) Sanatçıların değerinin bilinmemesine
    9. Genç, yaşlı birçok ünlü yazarımızın sadece kendilerini beğenmeleri, kendileriyle
    böbürlenmeleri az okumaları yüzünden değil mi? Bu anlamda aynı zamanda kültür
    boşlukları yaratıyor. Bir kere baştacı olmaya görsünler! Daha doğruyu, daha güzeli
    bilmedikleri, araştırma zahmetine katlanmadıkları için —
    Düşüncenin akışına göre, bu parçanın sonu*na aşağıdakilerin hangisinin getirilmesi uy*gun olmaz?
    A) eksiklerini göremiyorlar.
    B) okuyucu bulmakta güçlük çekiyorlar.
    C) kendilerini aşamıyorlar.
    D) düşüncelerini "tek doğru, tek güzel" buluyorlar.
    E) tek düzeyde eserler vermeye devam ediyorlar.
    10. Eylül, çok sade bir aşk macerası içinde, kahramanların ruhunda yaşayan kararsızlıkları, tereddütleri, ümit veya ümitsizlikleri uzun uzadıya tahlil eder. Psikolojik alanda yazılmış ilk eser olmasına rağmen başarılı bir eserdir. Roman kahramanlarının betimlemeleri mükemmeldir. Diğer tipler de oldukça canlıdır. Ancak yazar ruhsal çözümlemelerde sözü gereksiz yere uzatarak oku-
    yucuyu oldukça sıkmaktadır.

    Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
    A) Türünün ilk örneği olmasına
    B) Romanda ele alınan konuya
    C) Kahramanların iç dünyasına ilişkin özelliklere
    D) Romanın olumlu ve olumsuz yanlarına
    E) Güçlü bir gözlemle çağını iyi yansıtmasına

    11.Tiyatro alanında ünlenmek isteyen yazarların tek inceleyecekleri şey, insan olmalıdır. İnsanları tam anlamıyla gören ve derin bir sezişle anlayan yazar, başarılı olur. Bir savurganın, bir cimrinin, dürüst bir insanın, kof bir kibirlinin, bir kıskancın ne olduğunu iyi bilen, onları sahnede başarılı çiz*meyi ve gözlerimizin önünde yaşatmayı, hareket ettirip konuşturmayı da bilir.
    Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağı*dakilerden hangisidir?
    A) Tiplemelerdeki ustalık, oyun yazarının göz*lem gücüyle ilgilidir.
    B) İnsan gerçeğini iyi kavrayabilen bir oyun ya*zarı başarılı ürünler verir.
    C) Gerçek sanatçı, insanlardaki olumlu yönleri görebilendir.
    D) Oyun yazarları da romancılar kadar insanın doğasıyla ilgilenmelidir.
    E) Bir oyunun yönetmeni de insanları yazar ka-
    dar iyi tanımalıdır.

    12.Sanat ve sanatsal etkinlik insanlaşmanın hem bir -edeni hem de bir sonucudur. Çünkü insanın duygusal gelişimi, ancak bedensel gelişimiyle açıklanabilecek diyalektik bir ilişki içinde temelle-mebilir. Bu da sürekli bir özgünleşme bilincinin maddi temellerini oluşturur. Bu nedenle insanın s-dini aşması ve özgünleşmesi, onun sanatsal ekinliğine doğrudan bağlıdır.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine deginilmemiştir?
    A) Sanat ve sanatsal uğraşılar insanı insan yapar.
    B) Ruhsal ve bedensel gelişim bir arada gerçek*leşir.
    C) Düşünsel özgünlük ve sanat birbirlerini ta*mamlar.
    D) Sanatta ileri toplumlar özgün düşünmeye sa*hip toplumlardır.
    E) İnsan, sanatla iç içe olduğu anda kendini ge-
    liştirebilir.

    13.Edebiyat ürünlerine yan çizme estetik eğitimin*den yoksun bırakır gençliği. Yaşamlarının her döneminde bu eksiklik duyulur. Üniversite gençliğinin yalnızca güncele kenetlenmesi onu tekdü*ze bir yurttaşlık bilincine de sürükler. Türkiye'yi anlamak yalnızca bu tür kitaplarla mümkün değildir, edebiyat ürünleri de bu anlaşılmayı estetik bağlamda gerçekleştirecektir.
    Bu parçanın yazarının "üniversite gençliği" ile ilgili olarak asM yakındığı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Ülkemizi yeterince tanımamalarından
    B) Kitap okuma alışkanlığına sahip olmamala*rından
    C) Edebî yapıtlara ilgi duymamalarından
    D) Ulusal bilinçten çok uzak olmalarından
    E) Yurttaşlık kavramının önemini bilmemelerinden
    14. Kitaplar, yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin
    baskısından kurtarır,hoşlanmadığım kişilerin havasından dilediğim
    zaman ayırıverir beni. Rahatımı kaçıran bir saplantıyı başımdan atmak için
    kitaplara başvurmaktan iyisi yoktur. Hemen beni kendilerine çeker,
    içimdekinden uzaklaştırırlar.
    Bu parçaya göre yazarın kitabı sevmesinin ve okumasının nedenleri arasında aşağıdakiler*den hangisi gösterilemez?
    A) Yazarı sorunundan uzaklaştırması
    B) Yazarı birlikte olmak istemediği kişilerden ayırması
    C) Yazarı her durumda avutabilmesi
    D) Yazarı birçok bilgiyle donatması
    E) Yazarı yalnızlığından kurtarması
    15. Piyano, enstrümanların aristokratıdır. Klasik dönemden bu yana müzik tarihini tuşlarının arasına sığdıran bir çalgı. Müzisyenliğin ne kadar uzağında olursanız olun; bir piyanonun tuşuna dokunduğunuzda çıkan ses sizi mutlu edecektir.Ancak piyano davetkârlığı oranında, kaprisli ve zor bir enstrüman. Eğer onunla yakın bir ilişki içine girmek arzusundaysanız onu, yaşamınızın
    merkezi yapmak zorundasınız. O zaman sizi dinleyecek ve içinizdekileri sese dönüştürecektir.

    Bu parçaya göre, piyano için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Seçkin, önemli bir çalgıdır.
    B) Köklü bir geçmişe sahiptir.
    C) Müzikten anlamayanların bile ilgisini çeker.
    D) Kolay öğrenilen bir çalgıdır.
    E) Piyano öğrenmek, yoğun bir ilgi ve çalışmayı gerektirir.
    16. Eleştirmenin sanatçıya göre şanslı yanı vardır. Sanatçı, çalışmasının başlangıcında estetik düzenden yoksun bir yaşam, bir doğa, bir karanlık
    yığını karşısındadır. Bu karmaşa ile savaşmış; düzenli ve aydınlık ikinci doğa ortaya koymuştur. Eleştirmenin yaşamı olan bu ikinci doğa, bir an-
    lamda geometrik bir biçimdir. Eleştirmenin çabası yokluktan bir varlık çıkarmak çabası olmayacaktır. Onun işi ölçü çıkarmak değil, ölçüyü tart-
    mak, tanımak, yorumlamaktır. Sanatçının konusundaki karmaşaya karşılık, onun konusu düşünsel bir düzendir.

    Bu parçadan çıkarabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Hem eleştirmen, hem de sanatçı okura sanat zevkini tattırmak için çalışır.
    B) Eleştirmen, sanatçıya çalışmalarında yardımcı olan, yanlışlarını gösteren kişidir.
    C) Sanatçı eserini ortaya koyarken alabildiğine özgür davranır, eleştirmen ise esere bağlı kalmak zorundadır.
    D) Sanat kurallarına uyarak eser veren sanatçı, yazdığını eleştirmene beğendirmeye çalışır.
    E) Ele aldığı konuya bir düzen vermeye çalışan sanatçının yapıtını eleştirmen değerlendirir.

    17. Türkiye'nin genç nüfusu hızla artmaktadır. Ulusların mutlu geleceğini genç kuşakları oluşturur.Madeni işlesek yüzyıllar emeklerimizi silebilir,
    mermer üzerinde çalışsak eserimiz zamanla yok olabilir; oysa genç beyinlere eğilirsek; düşünen, gören, anlayan, konuşan, etkileyen, ölümsüzlüğe uzanan eserler yaratmış oluruz. İnsanı işlemek, en iyi yatırımdır.

    Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdaki-
    lerden hangisidir?
    A) Mermer ve madenle ölümsüz eserler verilebilir.
    B) Türkiye'nin nüfusu her geçen gün gençleş-mektedir.
    C) Ulusların mutlu geleceğini genç kuşaklar ya-ratır.
    D) Zaman, tüm eserleri etkisizleştirir.
    E) İnsanı eğitmek, o ülkenin yarınlarını güvence altına almaktır.

    18. Bir yazarı karalamak kolaydır; ama okumak ve eleştirmek zordur. İyi eleştiri yapmayışımız da okumayı bilmeyişimizden kaynaklanmaktadır
    Bir yazarı eleştirebilmek için, yazar eserini yaratırken ne kadar yorulmuşsa bizlerin de okurken o kadar yorulmamız gerekir.

    Bu parçada aşıl vurgulanmak istenen aşağı*dakilerden hangisidir?
    A) Bir yazarı karalamak, onu eleştirmek değildir.
    B) Bir kitabı okumadan eleştirmek haksızlıktır.
    C) Okumakla eleştirmek birbiriyle yakından ilgili*dir.
    D) Sağlıklı bir eleştiri yapmak için yapıtı çok iyi incelemek gerekir.
    E) Nitelikli her okur, aynı zamanda iyi bir eleştir-
    mendir.

    19. Her yıl, yeryüzünden bir dil daha eksiliyor. Ne zaman buna benzer bir haber okusam, Türkçe ile ilgili sıkıntılarım artıyor. Ne yapabilirim diye yeni-
    den düşünmeye başlıyorum. En sonunda "Siyah Beyaz" gazetesinde dil yazıları yazmaya başladım. İşte elinizdeki kitap, bu yazıların bir araya
    getirilmesiyle oluştu.

    Bu parçada, aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
    A) Kimi diller niçin zamanla yok oluyor?
    B) Dille ilgili olarak yazmaya ne zaman karar verdiniz?
    C) Dille ilgili kitabınızı nasıl oluşturdunuz?
    D) Türkçenin geleceği ile ilgili bir endişeniz var mı?
    E) Dil ile ilgili yazılarınızı nerede yazmaya başladınız?
    20. Kısa cümle, gölge vurulmamış bir resim gibidir:ileriyi geriyi belirtmez, dümdüzdür. Ancak uzun cümlelerle yazmak elimden gelmedi, baktım ki
    hem akıcı olmuyor, hem de bir yanı karanlık içinde kalıyor. Bıraktım.

    Bu parçaya göre yazarın uzun cümle kurmayı bırakmasının asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Uzun cümleyi açıklamaktan bıkması
    B) Düşünce ve duyguları ayrıntıya boğması
    C) Uzun cümlelerin özü kavramayı engellemesi
    D) Uzun cümlelerle yazmayı başaramaması
    E) Yalın anlatıma elverişli olmaması

    Cevap Anahtarı : 1.B 2.D 3.E 4.E 5.C 6.D 7.E 8.A 9.B 10.E 11.B 12.D 13.C 14.D 15.D 16.E 17.E 18.D 19.A 20.C

  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    Paragrafla İlgili Test Soruları (61 Soru) - Paragraf İle İlgili Testler Ve Cevapları

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 10 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 3,50 puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.01.12, 22:29
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.01.12, 16:59
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.01.12, 23:43
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.01.12, 22:57
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.12.11, 13:41

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.