Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Çevre Koruma Politikası Çevre Koruma Politikasında Ekonomik Araçlar

  1. #1
    Özel Üye
    Sponsorlu Bağlantı

    Çevre Koruma Politikası Çevre Koruma Politikasında Ekonomik Araçlar

    Sponsorlu Bağlantı

    Çevre Koruma Politikası Çevre Koruma Politikasında Ekonomik Araçlar
    ÇEVRE KORUMA POLİTİKASINDA EKONOMİK ARAÇLAR NELERDİR?
    Ekonomik araçlar ekonomiyi yönlendiren üreticiler ve tüketiciler gibi çeşitli karar gruplarının verecekleri karada ve yapacakları tercihlerde faaliyetlerin fayda_maliyet dengesi göz önüne almasını sağlayan yöntemler olarak tanımlamak mümkündür.Böylece kirletenlerle toplum arasında , bir yandan vergiler ve yardımlar gibi ekonomik araçlarla para transferleri sağlanırken ,öte yandan ticari izin gibi araçlarla yeni piyasalar oluşturulmaktadır.Örneğin Danimarka'da uygulanan cam şişeler üzerindeki ambalaj vergisinin amacı şişelerin toplanıp yeniden kullanımını teşvik etmektedir. Bu vergi kullanılan şişelerin toplanma ve temizlenme maliyetlerini karşılayacak kadar yüksek olmaktadır. Plastik şişeler üzerindeki vergi oranı ise , karton ve ince levhalar üzerindeki vergi oranları ile karşılştırıldığında,oldukça yüksek düzeyde bulunmaktadır.
    Ekonomik araçların temel amaçlarından birisi de doğal kaynakların verimli kullanımı ve dağılımı için uygun fiyatlandırmayı sağlamaktır. Doğru bir fiyatlandırma , çevresel tehlikenin marjinal maliyetinin , kirliliği azaltmanın marjinal maliyetine eşit olduğunu gösterir. Ancak,çevresel mal ve hizmetler pazarlanamaz durumda ise veya çevresel hasarın maliyetlere yansıması söz konusu değilse doğru bir fiyatlandırma mümkün olamaz Bu durumda alternatif olarak, kirliliği azaltarak cevreyi korumanın maliyetini çevreye atılan kirleticiler için ödenen fiyata eşitlemek mümkündür .Çevreye göre ayarlanmış bu tür bir fiyatlandırma çevresel faaliyetleri azaltmaya yönelik bir teşvik unsuru sayılabilir.
    Çevre politikalarını başarılı kılabilecek ekonomik ve mali araçları kısaca şu şekilde sıralamak mümkündür.
    1)Vergiler a)Atık vergileri
    *Gaz atık vergiler
    *Sıvı atık vergileri
    *Katı atık vergileri
    *Atık bertaraf etme vergileri
    b)işletme vergileri
    *Kayıt vergileri
    *Lisans vergileri
    c)Kullanma Vergileri
    d)Temizleme arıtma vergiler
    e)üretim vergisi
    f)Emisyon vergisi
    g)ürün vergisi
    h)Ambalaj vergisi
    ı)Beklenmedik kar vergisi


    2)Vergi dışı araçlar
    a)Bagışlar
    *Karşılıksız
    *Koşullu
    b)Teşvik ödemeleri
    c)Vergi indirimleri
    d)Gelir kayıplarının tazmini
    e)Transfer ödemeleri
    Kentleşme-konut ana başlığı altında ilgili 23. maddede "Sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak ve kamu mallarını korumak amacıyla ülke düzeyinde yerleşme sorunları çözüme kavuşturacaktır."57.maddede ise,"ülkenin konut ihtiyacı;sosyo-ekonomik gelişmeler dikkate alınarak,şehirlerin özelliklerini ve çevre sorunlarını gözeten bir planlama çerçevesinde karşılanacak,toplu konut yapımı teşebbüsleri desteklenecektir."denilmektedir.
    1983 yılında yürürlüğe giren 2872 sayılı çevre kanunu,çevre ve ekonomik ilişkileri açısından önemli sayılacak kalkınma çabaları ile çevrenin korunması arasındaki ilişkiler .kirlenme yasağı kirletenin sorumluluğu gibi temel ilkeler getirmiştir.
    Daha sonra 2863 sayılı Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kanunu,2873 sayılı Mili Parklar Kanunu çıkarılarak kanunu çerçevesi belirlenmiştir.
    Çevre kanunun uygulanmasına yönelik,1985 yılından itibaren yönetmelikler çıkarılmıştır.Bunlar 1985 tarihli çevre kirliliğine önleme fonu yönetmeliği ve gürültü kontrol yönetmeliği,1987 tarihli gemi ve deniz araçlarına verilecek cezalarda suçun tespiti ve cezanın kesilmesi usulleri ile kullanılacak Makbuzlara Dair Yönetmelik,1989 tarihli su kirliliği yönetmeliği,1991 yılında 443 sayılı çevre ile çevre korunması ve iyileştirilmesi,kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en


    uygun ve en verimli şekilde kullanılması ve korunması,ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile doğal zenginliklerinin korunması,geliştirilmesi ve her türlü çevre kirliliğinin önlenmesi için Çevre Bakanlığı’nın kurulmasına teşkilat ve görevlerine ilişkin esasları düzenlenmesi ilkesi getirilmiştir.1991 tarihli Katı Atıkların Kontrol Yönetmeliği,1993 tarihli Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği,1993 tarihli Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği,1993 tarihli Zararlı Kimyasal Madde ve Ürünlerin Kontrolü Yönetmeliği olarak sıralanmaktadır.

    Türkiye’de Çevre Kirliliği Sorunlarının önlenebilmesi İçin Alınması Gereken Tedbirler-Öneriler
    Türkiye’de çevre kirliliği hava,su,deniz,toprak ve gıda kirlenmesi ve gürültü şeklinde başlamış,sanayileşmenin hızlı olduğu bölgelerde ise etkin denetimin yapılmayışı,yanlış yerleşme,plansızlık,denetimsizlik şeklinde görülen çevre kirliliği sorunu gün geçtikçe etkisini arttırmıştır.Bu tür sorunların azaltılması ya da önlenebilmesi birtakım tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir.
    1983 yılında çıkarılan 2872 sayılı çevre kanunu ,çevre korunması ve kirliliği ile ilgili amaç,tanım ve ilkeleri,önlem ve yasakları kapsamaktadır.Yasa,çevre konusunda önemli bir aşama olmasına rağmen yeterli niteliklere sahip değildir.Bu yasada çevreyi kirleten ve yasaklara uymayan kişi,kurum ve kuruluşlara karşı yaptırım gücü yetersiz kalmaktadır.Özellikle çevresel konularda yargılama yetkisine sahip olacak ve para cezalarının yanı sıra hapis cezalarını da ön gören yasal düzenlemelere ve çevre mahkemelerine ihtiyaç duyulmaktadır.Bunun yanında çevre sorunuyla ilgili alıcı-verici ortam standartlarının belirlenmesi,yerleşim ve sanayi kuruluşlar için arazi yer seçimi iç esaslarının sağlam temellere oturtulması,çevresel etki değerlendirmesi vb... ile ilgili yönetmeliklere ihtiyaç bulunmaktadır.
    Çevre kirliliğinin artmasının diğer bir önemli nedeni ise yerel yönetimler ve sanayi kuruluşlarından kaynaklanmaktadır.Bilindiği gibi evsel ve kanalizasyon atıklarının değerlendirilmesi belediyelerin görevidir.Günümüzde belediyelerin içinde bulundukları mali yetersizlikler nedeniyle,bu görevlerini yeterince yerine getirmeleri mümkün değildir.Aynı zamanda,sanayi atıklarının minimize edilmesi ve önlenmesi görevi de sanayi kuruluşlarının görevidir.Sanayi kuruluşları için sanayi atıklarının değerlendirilmesi yüksek maliyet unsuru yaratmaktadır.Gerek belediyelerin gerekse sanayi kuruluşlarının bu tür atıklarını önleyebilmeleri sağlanacak ve atık tesislerini kurabilecek birtakım teşviklere ve yaptırımlara bağlıdır.Bu teşvikler belediyelerin mali kaynaklarını arttırabilecek düzenlemelerin getirilmesi,belediyelerin ve sanayi kuruluşlarının atık su tesislerini kurabilmelerini özendirecek kredi kolaylıklarının sağlanması vb... olabilecektir.Ayrıca çöplerin değerlendirilmesi için çöp fabrikalarının kurulması gerekmektedir.Bu da çöp vergisinin arttırılması,çevre kirliliğini önleme fonundan sağlanacak kredi ya da yap-işlet-devret modeli ile sağlanabilir.
    Çevre yasasının dördüncü bölümünde belirtilen çevre kirliliğini önleme fonunun gelirleri,motorlu taşıt araçlarını fenni muayene ücretinin 1/5 i,bir defaya mahsus olmak üzere taşıt alım vergisinin ¼ ü,yük gemilerinden ton başına alınan para,yolcu taşıma gemilerinde bilet bedelinin bin de 5’i ,hava taşıt araçlarından yurt içi taşımaları için bilet bedelinin binde 5’i ve yük başına alınacak para,Çevre Bakanlığı bütçesine bu amaçla konan ödenek,fondan verilecek kredilerin faizleri ile banka faizleri,bağış ve yardımlar,iştirak payları ve kanuna göre verilecek para cezalarından oluşmaktadır.Elde edilen fon gelirleri çevre kirliliğini önlemek için kullanılması amaçlanmakla birlikte yetersiz kalmaktadır.Çevre kirliliğini önleme fonunun geliştirile bilmesi için gelir kaynaklarının geliştirilmesi gerekmektedir.Fonun gelir kaynaklarının arttırabilmesi için,çevrenin korunması konusunda çaba gösteren uluslararası kuruluşlardan kredi sağlanması,bunun yanında mevcut kaynakların arttırılması ve yeni kaynakların yaratılması gerekmektedir.
    Türkiye’de sanayi,enerji üretimi,madencilik ve ulaştırmanın neden olduğu kirliliğin önlenmesi için öncelikle ülke koşullarına uygun teknolojiler,devlet politikası olarak belirlenmeli ve çevre teknolojisinin alt yapısı oluşturularak, sağlıklı bir üretim ve uygulamaya geçilmlidir. Çevre envanterinin kesin sonuçlarının alınması, çevresel etki değerlendirme sisteminin uygulamaya konulması, alıcı ve verici ortam sıtandartlarının belirlenmesi gibi hususların uygulanması, teknoloinin alt yapısını oluşturur.
    Türkiye’de tasfiye teknolojisinin kullanım açısından sanayii üç gruba ayırmaktadır.
    *Eskiden kurumuş, çevre arıtım tesisi olmayan sanayii
    *Yeni kurulmuş fakat, çevreyi kirleten eski teknoloji kullanan sanayiiler
    *Modern teknolojiler kullanan, dolayısıyla en modern arıtım teknolojileri beraberinde getiren sanayiler.
    İlk iki grubda bulunan sanayiler kendilerine uygun gördükleri arıtım tesisini kurmak zorundadırlar. Bu nedenle gerk devlet teşviki gerekse kredi kuruluşlarınca bu sanayi kuruluşlarına kredi kolaylığı sağlanmalıdır.
    Üçüncü grup ise arıtım tesisini ana üretim tesisi ile birlikte uyguladıkları için bir sorun çıkmamaktadır.
    Devlet, kamu kesminde kirletici büyük sanayi kompleksleri ile yeni kurulacak sanayi tesisleri için arıtma teknolojisi uygulamasını sağlamak,



    özel kesim için ise gerekli mali , yasal ve idari önlemleri almak ve uygulamak zorundadır.
    Yapılan bazı faaliyetlere rağmen henüz ayrıntılı bir çevre politikası ve temel nitelik taşıyacak bölgesel planlar mevcut değildir.ayrıca bürokrasininde çevre konusunda yeteri kadar açık davranmadığı da açıktır. Bunun en büyük nedeni de , çevre korumaya ayrılacak fonların , sanayileşmeyi yavaşlatacak endişesinden kaynaklanmaktadır. Kısaca Türkiye’nin çevre oplitikası henüz açık ve kesin bir şekil almış değildir. Bu nedenle çevre bakanlığınca bölgesel planlar hazırlanmalı ve uygulanmalıdır.
    Çevre kirliliğikonusunda Çevre Bakanlığının görev ve yetkileri ile bütçeden ayrılan payın artırılması gerekmektedir.
    Çevre kirliliğinin önlenememesinin nedenlerinden biriside , insanların çevreye olan duyarlılığı gösteren çevre bilincinin yaygınlaştırılması oluşturmaktadır. Bu da ancak iyi bir eğitimle mümkündür. Özellikle ilokuldan başlamak üzere insanlarımıza çevre eğitiminin verilmesi gerekmektedir. Özellikle medyanın bu eğitime katkısı sağlanmalı, televizyonlardan sık sık panel ve senpozyum düzenlenerek halkın bilgilen dirilmesi gerekmektedir.
    Türkiye’de çevre sorunlarının çözümüne yönelik çeşitli üniversitelerde çevre kürsüleri kurulmuş, idari kademelerde ve çevre sorunlarının çözümü için örgütlenme ve yasal düzenlemere gidilmiştir. Çevre kirliliğinin önlene bilmesinde üniversitelerin bilimsel çalışmalarından yararlanılması gerekmektedir.
    Her yıl düzenlenen çevre günü çevre haftası olarak ele alınmalı ve etkinliği artırılmalı, bu hafta kapsamında çeşitli faaliyetler düzenlenmelidir.
    Ekonomik kalkınmaya çevrenin entegre edilmesi için çevre sorunları, kalkınma planları çerçevesinde ele alınarak çevre ile ekonomini uyumlaştırılması gerekmektedir.
    Sanayi için yer seçimi ve arazi planlaması ile doğal kaynakların daha etkin kullanımı sağlanmalı ve sanayi dağılmındaki dengesizlikler engellenmelidir.
    Öncelikle çözülmesi gereken hava, su kirliliği gibi çevre sorunları ,projeye bağlanarak çözüme kavuşturulmalı, sağlanan tecrübeler, teknoljik olanaklar geliştirilerek uygulamaya aktarılmalıdır.
    Çevre kirleticileri sanayilerin (mevcut ve kurlması düşünülen), gelecekteki arıtma teknolojisi maliyetlerini şimdiden yüklenmelerinin uygun olacağı düşünülmelidir. Bu konuda, özellikle aşırı kirliliğin yoğun


    olduğu alanlardan başlamak üzere kamu ve özel kesim sanayilerinin arıtma tesisine kavuşturulması , finansal ve idari ile hukuki açıdan gerekli düzenlemeler ivedilikle sağlanmalıdr. Bazı kamu ve özel kesim sanayilerinde arıtma tesisleri işletilebilir hale getirilmelidir.
    Özel kesimin arıtma tesisi kurma zorunluluğu , Çevre Kanunu’nun öngördüğü kredi desteği ile teşvik edilip kolaylaştırılmalıdır.
    Çecre yatırımlarının gayri safi milli hasılaya ‘ya oranları artırılmalıdır.
    Bölge koşullarının uygun ekolojik havza standartları saptanarak kademeli olarak uygulamaya konulmalıdır.
    Kesin sonular veren çevre envanteri araştırması “ gerçekleştirilmelidir.
    Kirletiçi sanayilerin “Çevre Etki Değerlendirilmesi” istenmeli ve denetlenmelidir.
    Kentsel yerleşmelerde yeşillendirmeye ve ağaçlandırmaya daha geniş alan ayrılmalı ve öncelik verilmelidir.
    Çevre kirliliği denetimine yönelik “Teknik Elaman” gereksinimi karşılanarak yeterli araç-gereç gereksinimi sağlanmalıdır.
    Çevresel sorunlar , yerel ve bölgesel sorunlardır. Bu nedenle bu sorunların çözümünde tüm dünya olduğu gibi daha etkin, yerinde ,uzun formalite ve zaman kaybından tasarruf sağlanacak , gerektiğinde katılımcı bir yaklaşımla konuya yaklaşa bilecek yerel yönetimlerede görev verilmelidir.




  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Çevre Koruma Politikası Çevre Koruma Politikasında Ekonomik Araçlar


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.05.12, 14:13
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06.01.12, 15:54
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.01.12, 15:52
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.01.12, 15:40
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.02.10, 00:34

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.