Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
Sayfa 1/4 123 ... SonSon
19 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Çevreci Kuruluşlar-Gönüllü Çevre Kurumları-Çevreyi Koruma Amaçlı Örgütler-Çevrecilik

  1. #1
    AdministratoR
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Çevreci Kuruluşlar-Gönüllü Çevre Kurumları-Çevreyi Koruma Amaçlı Örgütler-Çevrecilik

    Sponsorlu Bağlantı

    Çevreci Kuruluşlar-Gönüllü Çevre Kurumları-Çevreyi Koruma Amaçlı Örgütler-Çevrecilik

    Çevreci Kuruluşlar - TEMA

    Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı ya da kısaca TEMA, 11 Eylül 1992 tarihinde, kurulmuş olan çevreci vakıftır.

    Kuruluşu

    TEMA 11 Eylül 1992 tarihinde, Karaca Arboretum'un kurucusu, BM Çevre Ödülü sahibi Hayrettin Karaca ve Tekfen Holding kurucu ortaklarından, Türk-BDT İş Konseyleri Başkanı Nihat Gökyiğit tarafından projeyi hayata geçirdi.

    Amaçları

    • Biyoçeşitlilik, doğal varlıkları, hayvancılığın temeli olan çayır ve meraları korumak,
    • Erozyonu önlemek,
    • Ağaç ve orman sevgisini topluma mal etmek ve topluma doğayı korumaları için bilgiler vermektir

    Projeler


    Meşe Projesi

    TEMA Vakfı'nın 1998 yılından beri sürdürdüğü Meşe Projesi, Türkiye genelinde 1 milyon hektar alanda sağlıklı meşe ormanları oluşturmayı hedeflemektedir. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın işbirliği ile gerçekleştirilen projenin toplam maliyeti 1.8 milyar ABD doları civarındadır.
    Tarihte "Meşe Denizi" olarak bahsedilen Anadolu'da bugün 6.500.000 hektar alanı kaplayan meşe ormanlarının 5.750.000 hektar alanı bozuk ve çok bozuk meşe ormanlarından oluşmaktadır. TEMA Vakfı - Orman Bakanlığı işbirliği ile1998 yılından beri sürdürülen "Meşe Projesi" dünyanın en büyük ağaçlandırma projelerinden biridir. Yurt çapında 1 milyon hektar alanda sağlıklı meşe ormanları oluşturmayı hedefleyen "Meşe Projesi" meşe tohumu ekimi, meşe fidanı dikimi ve canlandırma kesimi (meşe rehabilitasyonu) çalışmalarını hedeflemektedir. Projenin toplam maliyeti 1,8 milyar $'dır. TEMA Vakfı'nın Orman Bakanlığı ile işbirliği sonucu, başta halkımız olmak üzere özel - kamu sektörü, Türk Silahlı Kuvvetleri, Eğitim Kurumları'nın destekleriyle 1998-2004 yılları arasında 640 milyon adet tohum toprakla buluştu.
    Bu proje dünya içinde bulunduğu küresel ısınma tehdidine karşı mücadeleye, Türkiye’nin katkı projesidir,TEMA vakfın görüşüne göre.



  2. #2
    AdministratoR

    Standart Cevap: Çevreci Kuruluşlar-Gönüllü Çevre Kurumları-Çevreyi Koruma Amaçlı Örgütler-Çevr

    TEMA Vakfının Amaç ve Hedefleri


    TEMA Vakfının Amaçları

    • Ülkemizde doğal varlıkların ve çevre sağlığın korunması, erozyonla mücadele, toprak örtüsü ve toprağın korunması ve ağaçlandırmanın önemi hakkında kamuoyunu eğitmek ve bilinçlendirmek
    • Erozyon felaketinin doğuracağı sonuçlar, alınacak önlemler konusunda halkımızı bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve böylece oluşturulacak bilinçli ve etkin kamuoyu desteği ile hükümetleri erozyonla mücadelede, gerçekçi ve uygulanabilir politikalar üretme ve uygulamaya teşvik etmek
    • Biyoçeşitlilik, toprak, su ve doğal çevrenin korunmasına ilişkin milli politikaların oluşturulmasına yardımcı olmak ve bu esaslardan ödün verilmemesi için mücadele etmek
    • Ağaç ve orman sevgisini topluma mal etmek
    • Hayvancılığın temeli olan çayır ve meraları koruyup, geliştirmek
    • Doğal zenginliklerimizin bilinçsizce kullanılıp, geri dönüşümsüz bir şekilde yok olmasına izin vermeyerek, korumak, geliştirmek ve Türkiye'nin geleceğini güvenceye almak
    • Çölleşmeyle mücadelede dünyaya örnek bir hareketi Türkiye'den başlatmak
    • Doğal varlıkların, insan sağlığının, yeşil alanların, toprak ve bitki örtüsünün, ormanların, meraların korunması, geliştirilmesi ve yenilerinin teşkil edilmesini sağlamak için faaliyette bulunmak
    • Bu amaçları gerçekleştirmek için gerekli teşkilatın oluşturulmasını, yasaların çıkmasını sağlamak ve gönüllü kuruluşların öncülüğünde toplumun bütün kesimlerinin desteği ile erozyonla mücadelenin ikinci bir İstiklal Savaşı kabul edilerek erozyon tehlikesi ile mücadele edilmesi



    TEMA Vakfının Hedefleri

    TEMA'nın hedefi öncelikle ulusumuza, onun temsilcilerine, siyasal partilere ve hükümetlere, resmi ve özel kuruluşlara, eğitim kurumlarına, basın yayın organlarına, toprak erozyonunun nedenlerini, vahim sonuçlarını ve ülkemizin çöl olma tehlikesini anlatmaktır. TEMA bu hedef doğrultusunda, siyasi güçleri, doğal varlıkların yok edilmesi ve erozyon sorununa çare bulmadan iktidar olamayacaklarına inandırma çabasındadır. Bu nedenle erozyon sorununa karşı duyarlı, bilinçli ve etkin bir kamuoyu oluşturmaya çalıştırmaktadır.


    TEMA Vakfı, ülkemizin en değerli hazinelerinden birinin toprak olduğunun bilincindedir. Bu nedenle, orman, çayır, mera ve tarım alanlarının, su ve bitki gen kaynaklarının, doğanın korunması ve erozyonun önlenmesi konusunda, belli bir devlet politikasının gerekli ve zorunlu olduğuna inanmaktadır. Bu hedeflere ulaşmak ancak teknik yönden yeterli bir kadro, teşkilat ve mali imkanlarla mümkündür.

    TEMA Vakfı, toprak erozyonu nedeniyle hızla yok olan tarım alanlarının ve meraların verimliliğinin arttırıldığı koşulda, kırdan kente göçün önlenebileceğine inanmaktadır.

    Alinti
    tema vakfi

  3. #3
    AdministratoR

    Standart Çevreci Kuruluşlar - Greenpeace (Yeşil Barış)

    Çevreci Kuruluşlar - Greenpeace Hakkında (Yeşil Barış)

    Greenpeace

    Greenpeace Avrupa, Amerika, Asya ve Pasifik'te 40 ülkedeki varlığıyla kar amacı gütmeyen bir çevre kuruluşudur.
    1971'den bu yana dünyanın dört bir yanında çevre katliamlarına karşı güçlü bir mücadele veren Greenpeace, çalışmalarını bağımsız olarak sürdürmek için devletlerden, şirketlerden ya da siyasi partilerden bağış ve sponsorluk kabul etmez; tüm çalışmalarının kaynağını sadece bireylerden aldığı maddi ve manevi destek oluşturur.
    Greenpeace, gezegenimizi yaşanmaz hale getiren çevre suçlarına şiddet içermeyen doğrudan eylemlerle tanıklık eder ve bunları basın aracılığıyla gündeme getirir.
    Çevre mücadelesi sabır ve kararlılık ister. Hedefler genellikle uzun vadede gerçekleştirilebilecek türdendir ve ancak kamuoyu desteğiyle başarıya ulaşabilir. Greenpeace eylemcilerini arada bir ortaya çıkıp ortalığı karıştıran bir grup maceracı olarak görenler de vardır kuşkusuz. Oysa her eylem, uzun ve yoğun araştırmalara ve çalışmalara dayanır.
    Greenpeace, bilimsel verilere dayanan kampanyalar yürütür.
    Çevreye karşı işlenen bir suça tanıklık etmek, kamuoyunun dikkatini çekerek suçu işleyenler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla yapılan barışçıl eylemler; sabırla yapılan analizler, raporlar, basın açıklamaları, yetkililerle görüşmeleri içeren tüm çalışmaların 'vitrini'dir yalnızca..
    Greenpeace ayrıca, uluslararası anlaşmalara lobi etkinlikleriyle ağırlığını koyan, taslaklar öneren ve kabul ettirebilen az sayıdaki yetkin çevre örgütünden birisidir.
    Greenpeace'in şu anda 24 ulusal ve 4 bölgesel ofisi ve bu ofislerin yaptığı çalışmaları olanaklı kılan 101 ülkede 2 milyon 800 bin destekçisi vardır.
    Küresel bir örgüt olarak Greenpeace, dünya üzerindeki en kritik konular üzerinde çalışmalar yürütüyor:
    - Okyanuslar ve yaşlı ormanların korunması,
    - İklim değişikliğini durdurabilmek için fosil yakıtların kademeli olarak sonlandırılması ve yenilenebilir enerjilerin teşvik edilmesi,
    - Nükleer silahlanma ve nükleer kirliliğe son verilmesi,
    - Zehirli kimyasalların ortadan kaldırılması,
    - Genleri ile oynanmış organizmaların doğaya bırakılmasının önlenmesi.

    Kaynak: greenpeace.org



  4. #4
    AdministratoR

    Standart Cevap: Çevreci Kuruluşlar-Gönüllü Çevre Kurumları-Çevreyi Koruma Amaçlı Örgütler-Çevr

    Greenpeace'in Doğuşu

    "Dalga Çıkartmayın", s. 13-18

    Amçitka yeryüzünün depreme en yatkın bölgelerinden birinde yer alır. 1964'te, Richter ölçeğiyle şiddeti 8,3 ila 8,6 arasında kaydedilen korkunç bir deprem, Alaska kıyılarında 800 kilometrelik bir şeridi harap etmiş, 115 kişi ölmüş, binlercesi evsiz kalmış, eyaletteki ticaret ve sanayinin yüzde 75'i yıkıma uğramıştı. Tsunami denilen sismik deniz dalgaları Oregon, California, Hawaii ve Japonya kıyılarını dövüp durdu. İzleyen 18 ay boyunca sürüp giden daha küçük sarsıntıların sayısı da 10 000'e ulaşıyordu.
    İşte ABD, nükleer silahlarını denemek için tutup bu bölgeyi seçmişti! 2 Ekim 1969'da 1 megatonluk nükleer bir bombanın yüzeyin 1 200 metre altında patlatılmasıyla, Amçitka bir kez daha sallandı.
    Kod adı Milrow olan bu patlama, pek çok tartışmayı da beraberinde getirmişti; çünkü, her şey bir yana, yeni bir deprem felaketine yol açmasından endişe ediliyordu. Denemenin yapılacağı gün 10 000 kadar protestocu, ABD ile Kanada arasındaki belli başlı sınır geçişlerini kapatarak, kaygılarını dile getirmeye çalıştılar. Pankartlarında şunlar yazılıydı: "Dalga çıkartmayın. Yer yarılırsa kabahat sizindir." Böylece, ABD birliklerinin Kanada'daki İngilizler'le karşı karşıya geldiği 1812 Savaşı'ndan beri iki ülke arasındaki sınır ilk kez kapanmış oluyordu.
    ABD Atom Enerjisi Komisyonu (AEC) tüm protestoları görmezden geldi ve Perşembe öğleden sonra saat tam 3.06'da deneme gerçekleştirildi. Kanada'daki Victoria'da sismograf kayıtları, Richter ölçeğiyle 6,9 şiddetinde şok dalgaları oluştuğunu göstermişti. Ama bomba, ne bir depreme ne dev dalgalara neden oldu. İnsanların korkusu da bir süre için yatıştı. Sonra ABD tarafından 1971'de yeni bir denemenin planlandığı açıklandı. Bu yeni patlamanın kod adı Cannikin'di ve Milrow'dan beş kez daha güçlü olacaktı. Bir şeyler yapmak gerekiyordu.
    Güçbirliği
    Anti-nükleer protestolara en çok ilgi gösteren kişilerden biri Jim Bohlen'dı. II. Dünya Savaşı'nda ABD donanmasında derin su dalgıcı ve radar operatörü olarak görev yapan New Yorklu Bohlen, Okinawa ve Iwo Jima seferleri sırasında Büyük Okyanus'ta bulunmuştu. 1945'te ABD ilk atom bombalarını Hiroşima ve Nagazaki'ye attığında da Okinawa'daydı.
    Savaş sonrasında, sahip olduğu beceriler Bohlen'ı, uzay çağına yönelen ABD ordusunun önemli silahları Minuteman ve Polaris füzeleri üzerinde çalışmaya yöneltti. Ancak Bohlen, 1962'deki Küba Füze Krizi'nin yol açtığı nükleer savaş tehlikesinden fazlasıyla rahatsız olmuştu. Hükümetinin güttüğü politikalara gittikçe yabancılaşmaya başladı. ABD'nin Vietnam'a müdahalesine şiddetle karşı çıktı. 1966'da üvey oğlunun askere gitmesi gerekince işinden ayrıldı, ailesiyle birlikte Vancouver'e gitti ve orman ürünleri araştırmacısı olarak çalışmaya başladı.
    Vancouver'de Bohlen ve eşi Marie çok geçmeden, aktif olarak barış hareketine katıldılar. Diğer asker kaçaklarına da evlerini açmışlardı. Bu faaliyetler, bazı önemli tanışıklıklara da olanak sağladı. 1967'deki bir savaş karşıtı yürüyüşte Kuvey-kır mezhebine bağlı bir çift olan Irving ve Dorothy Stowe'la tanıştılar.
    Stowe'lar da ABD'den kaçıp 1961' de Yeni Zelanda'ya yerleşmişlerdi. "Kuzey yarıkürede bir toplu kıyım olursa, burada yaşama şansı bulabileceğimizi düşündük; bir de, çocuklarımızın bomba denemelerinin dehşetini yaşamasını hiç istemiyorduk," diye anlatıyordu Dorothy o günleri. 1966'da Vancouver'e geçmişlerdi. New England'dan Yale mezunu bir avukat olan Irving, çok geçmeden savaş karşıtı duygularını dile getirmenin bir yolunu bulmuş, gizli yayımlanan Georgia Straight adlı gazetede yazmaya başlamıştı.
    Bohlen'a Kuvaykır dinini tanıtan da Irving oldu. Kuveykırlar "tanıklık etme" denilen belli bir protesto biçimini benimsemektedir. Bir tür pasif direniştir bu, karşı çıkılacak bir faaliyetin yürütüldüğü yere gidilir ve sadece orada bulunmakla muhalefet oluşturulur.
    Bohlen ve Stowe, Amerikan kökenli bir çevre koruma grubu olan Sierra Club'ın Kanada şubesinin de aktif üyeleri oldular. Bir dizi yöresel çevre mücadelesi verdikten sonra, 1969'da ilgileri Amçitka'daki tehlikeye yöneldi. Adada yapılması planlanan bomba denemeleri, ikisini de giderek daha çok endişelendiriyordu. Sorun, çoğu kimsenin Kanada'daki protestolardan bile haberdar olmadığı ABD'de konuyu duyurabilmenin bir yolunu bulmaktı.
    Bohlen o günleri şöyle anlatıyor:
    "Nükleer silah denemeleri konusunda hiçbir şey yapmayan Sierra Club, Marie ve beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Birleşik Devletler'e gelince, buradaki öğrenci hareketi (yayın organlarınca) hiç duyurulmamıştı bile. Bunun üzerine Marie şunları söyledi: 'Kuveykırlar 1958'de bir gemiyle Güney Pasifik'teki Bikini Atolü'ne gidip atmosfer içi hidrojen bombası denemesini protesto etmek istediler. Geminin adı Golden Rule'du. Daha Bikini'ye gidemeden Hawaii'de tutuklandılar. Ama bu, bütün ülkede haber olarak duyuldu. Neden biz de bir gemi edinip gitmeyelim?'
    "Bu fikri beğenmiştim. O sırada telefon çaldı. Yazacak bir şeyler bulmaya çalışan kimi gazeteciler, çevre hareketinde neler olup bittiğini soruyordu. Onlara, 'eşimle ben de tam oturmuş bunu konuşuyorduk,' dedim, 'düşündük ki, bir gemiyle Aleut Adaları'na gidip bombalamayı protesto etmek, müthiş iyi bir fikir olacak.' Ertesi gün haber gazetede yayımlanmıştı bile."
    9 Şubat 1970'teki haberin başlığı şöyleydi:
    "Sierra Club Bombaya Abluka Planlıyor." Basit korumacılar olarak daha tarafsız bir rolü tercih eden ABD'deki Sierra Club, Kanada şubesinin bu yeni ve cüretkâr girişimine karşı çıkmıştı. Böylece Bohlen ve Stowe, British Columbia Üniversitesi'nden genç bir hukuk öğrencisi olan Paul Cote ile birlikte, 1969'daki sınır gösterisinden esinlenerek adlandırdıkları Dalga Çıkartmayın Komitesi'ni kurdular. Komitenin tek amacı Amçitka patlamasını durdurmaktı.
    İngiliz Kolumbiyası Üniversitesi'nde ekoloji öğrencisi olan Patrick Moore'un da eşliğiyle Bohlen, bir süre sonra Alaska'da halka açık toplantılarda konuşarak AEC'yi Cannikin patlamasını durdurmaya ikna etmek için çaba gösterdi. Ama asıl hedef, Amçitka'da "tanıklık etme" eylemine olanak verecek bir protesto teknesi edinmekti. Uzman bir gemici olan Cote kiralayabilecekleri ucuz bir tekne aramakla meşguldü; Stowe ise gerekli parayı sağlamaya ve mürettebat bulmaya adamıştı kendini.
    Vancouver'de 49. Avenue and Oak'taki Ünitaryen Kilisesi'nde yapılan bir planlama toplantısında gruba yeni bir isim bulundu; kısa, ama özlü, kendi kendine enerji sağlayabilecek kadar dışavurumcu ve her yerde ilgi uyandırabilecek bir isim.
    " 'Dalga Çıkartmayın Komitesi', pek fazla anlam ifade etmeyen bir yığın kelime"ydi Bohlen'a göre, "kimse buna bir yakınlık duyamıyor, anlam veremiyordu. Bu yüzden grup herkesin anlayabileceği daha geniş kapsamlı bir isim düşünmeye çalışıyordu."
    Grubun yeni adının tam olarak nasıl oluşturulduğuna ilişkin açıklamalar birbirinden farklıdır. Ancak herkes, yeni adı ortaya atan kişinin Kanadalı genç bir sosyal hizmet görevlisi olan Bill Darnell olduğunu kabul etmektedir. Gezegene yönelik ilgi ve endişelerle nükleer silahlara karşı muhalefeti yeni ve güçlü bir görüşle birleştiren ve tüm zamanların en etkili çevreci protestolarından bazılarına esin kaynağı olan dinamik bireşimi bulan Darnell oldu.
    "Greenpeace" doğmuştu.

    Kaynak:
    Michael Brown, John May
    Greenpeace - Yeşil Barış'ın Öyküsü
    Özgün adı: The Greenpeace Story

  5. #5
    AdministratoR

    Standart Cevap: Çevreci Kuruluşlar-Gönüllü Çevre Kurumları-Çevreyi Koruma Amaçlı Örgütler-Çevr

    Greenpeace (İngilizce: Yeşil Barış), 1971'den bu yana dünyanın dört bir yanında çevre katliamlarına karşı güçlü bir mücadele vermektedir, çalışmalarını bağımsız olarak sürdürmek için devletlerden, şirketlerden ya da siyasi partilerden bağış veya sponsorluk kabul etmez; tüm çalışmalarının kaynağını sadece bireylerden aldığı maddi ve manevi destek oluşturur.
    Greenpeace, gezegeni yaşanmaz hale getiren çevre suçlarına karşı bilimsel verilere dayanan kampanyalar yürütür ve şiddet içermeyen doğrudan eylemlerle tanıklık ederek bu suçları basın aracılığıyla gündeme getirir.
    Şu anda 24 ulusal ve 4 bölgesel ofisi ve bu ofislerin yaptığı çalışmaları olanaklı kılan 41 ülkede 3 milyon destekçisi vardır. Greenpeace Türkiye ofisi 1992 yılında faaliyete geçmiştir.

    Temel İlkeleri

    1. Şiddetsiz Doğrudan Eylem
    2. Bilimsellik
    3. Bağımsızlık

    Başlıca çalışma alanları

    • Okyanuslar ve yaşlı ormanların korunması.
    • İklim değişikliğini durdurabilmek için fosil yakıtların kademeli olarak sonlandırılması ve yenilenebilir enerjilerin teşvik edilmesi.
    • Nükleer silahlanma ve nükleer kirliliğe son verilmesi.
    • Zehirli kimyasalların ortadan kaldırılması.
    • Genleri ile oynanmış organizmaların doğaya bırakılmasının önlenmesi.
    • Savaşların önlenmesi.
    • Küresel Isınma'nın durdurulması.
    • Ticari amaçlı balina avının kontrol altına alınması.


+ Cevap Ver
Sayfa 1/4 123 ... SonSon
  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Çevreci Kuruluşlar-Gönüllü Çevre Kurumları-Çevreyi Koruma Amaçlı Örgütler-Çevrecilik


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.10.10, 00:27
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.10.10, 00:23
  3. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.10.10, 00:21
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.10.10, 00:06
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.04.10, 10:58

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.