Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: İnsan Hakları İnsan Hakları Nelerdir? İnsan Hakları Hakkında İnsan Hakları Tanımı

  1. #1
    Özel Üye
    Sponsorlu Bağlantı

    İnsan Hakları İnsan Hakları Nelerdir? İnsan Hakları Hakkında İnsan Hakları Tanımı

    Sponsorlu Bağlantı

    İnsan Hakları İnsan Hakları Nelerdir? İnsan Hakları Hakkında İnsan Hakları Tanımı İnsan Hakları Genel İnsan Hakları Bilgi İnsan Hakları Kavramı
    İNSAN HAKLARI

    İnsanlar toplum halinde yaşamaya başladıktan sonra toplum içinde dirlik ve düzeni sağlayacak bir örgütlenmeye ihtiyaç duydular. Başlangıçta toplumun belirlediği şeflerce yönetilen insan topluluklarının giderek kalabalıklaşması ve işbölümü farklılaşmalar sonucu başlangıçtaki basit yönetim biçimi daha karmaşık bir hal aldı.
    Devlet kavramının kaynağı başlangıçtaki yönetim örgütüdür. Başlangıçtaki ilkel çağlarda içgüdüleri ile hareket eden insan toplulukları vahşi hayvan sürülerinden pek farklı sayılmazdı. Bu sebeple aralarında güçlü olanlar yaşıyor zayıflar ise ölüme terk ediliyorlardı. Ayrıca sözü edilen ilkel insan toplulukları, kendi yaşamlarının daha rahat sürdürebilmek için kendileri dışındaki insan toplulukları ile savaşa giriyor, birbirlerini yok edinceye kadar savaşıyorlardı. Doğal olarak bu çağlarda insanların insan haklarından haberdar olduğu söylenemez.
    İlkel insanların başlangıçtaki örgütlenmeleri ilk çağlarda daha gelişerek site devletlerine ve gidere imparatorluklara dönüştü. İlk çağlarda insanların bir kısmı için az da olsa insan haklarından söz etmek mümkündür. Zira bir site devletinde yaşayanlar; siteyi kuranlar, yabancılar ve kölelerden oluşuyordu. Siteyi yönetenler sitenin en ayrıcalıklı insanları idi. Ondan sonra sırası ile siteyi kuranlardan seçilen askerler ve sitenin kurucuları olan toprak sahibi yerliler geliyordu. Sitedeki yabancılar ise en az hak sahibi olan kimselerdi. Köleler ise savaşlarda esir alınmış olan başka site yurttaşları olup hiçbir hakka sahip olmayan ve sadece alınıp satılan eşya durumundaydı. Bu arada her gruptan insanlar kendi aralarında eşitti. Görüldüğü üzere ilk çağlarda insanlara gerektiği kadar değer verilmiyordu. Ve acımasız savaşlar sonunda esir edilen insanların insan olmaktan kaynaklanan doğal hakları bilinmiyordu ve bu nedenle çiğneniyordu.
    İlk çağ devletlerini yıkılıp krallıkların kurulduğu Orta çağda da kölelik kısmen devam ettirilmişti. Ancak İlkçağdaki gibi belirleyici bir ağırlığı yoktu. Kölelik yerine derebeylerine körü körüne bağlı köylülük oluşmuştu. Köylüler de köleler gibi hemen hiçbir hakka sahip değildi. Daha doğrusu derebeylerinin izin verdiği kadar haklara sahiptiler. Ortaçağ devletleri kırsal alanlarda köylülerin, şehirlerde de küçük işletme sahiplerinin ve bu işletmelerde çalışan işçilerin emeğine ve tüccarların yarattığı sermayeye dayanmak suretiyle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlardı. Ancak ortaçağ devletlerinin egemenleri, sürekli olarak ezdikleri halkın üzerine yükledikleri yükü bazen hafifletebilmek amacıyla komşu ülkelere saldırıyor ve onları yağmalayarak da yaşamlarını sürdürüyordu. Tabi bu yağma savaşlarında kendi köylülerinden ve işçilerinden oluşturulan ordularla, diğer ülke ordusunu meydana getiren insanları yok ediyor bu arada ölen kendi köylü ve işçilerini de umursamıyorlardı. Bu savaşlarda esir aldıkları yoksulları öldürürlerken varlıklı olanları fidye mukabilinde serbest bırakmak üzere sağ bırakıyorlardı. Bu durum 17. yüzyıla kadar değişmeksizin devam etti. Diğer bir anlatımla orta çağda da insan hakları tanınmıyordu.
    17. yüzyıl düşünürleri tarafından ortaya atılan doğal hukuk anlayışı, insanlar arasında eşitlik ve demokrasi fikirlerinin gelişmesine neden oldu. Zamanla Amerika’da kurulan ABD ve Fransa’da ortaya çıkan Büyük Fransız İhtilali, sözü edilen demokrasi fikirlerinin bütün dünyaya hızla yayılmasını sağladı. Doğal olarak demokrasi düşüncesinin kaynağı olan doğal hukuk anlayışı da yayılmaya başladı. Doğal Hukuk ilkelerine göre İnsanlar, salt insan olmaktan kaynaklanan bir takım haklara sahip olduklarını kavradılar ve zamanla bu haklarına sıkı bir şekilde sahip çıkmaya başladılar. Kısacası demokrasi düşüncesi geliştikçe insanlar sahip oldukları doğal hakların sınırlarını da genişletmeye başladılar. İnsanların bu çabaları sonunda ise demokrasi düşüncesi daha bir hızla gelişmeye başladı. Ve giderek Günümüzün demokrasi kavramına ulaşıldı. Günümüzde ise insanlar demokrasinin İnsan Hakları ile birlikte var olabileceğinin farkına vardılar. Diğer bir anlatımla Demokrasinin olmadığı yerde insan haklarından söz edilemeyeceği, insan haklarının bulunmadığı yerde de demokrasiden söz edilemeyeceğinin farkına vardılar.
    Bu açıklamadan sonra, insan olarak doğmamız sonucunda kazandığımız ve insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmemiz için mutlak bir şekilde gerekli bu hakların din, dil, cinsiyet ve ırk ayrımı olmaksızın tüm insanlar doğuştan sahip oldukları vazgeçilemez ve devredilemez haklar olduğunu söyleyebiliriz. Ve dolayısı ile insan onuru ve saygınlığın da devredilemez olduğu söylenebilir. İnsan haklarının diğer bir özelliği de dokunulamaz haklar olmalarıdır. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere insanların en temel haklarının çiğnendiği, Din farklılıkları, Irk ve dil ayrımı, cinsiyet farklılıkları insanların farklı muamelelere tabi tutuldukları görülmüştür. Sözü edildiği şekilde insan hakları çiğnenmesi olaylarının giderek azalmakla birlikte günümüzde de sürdüğünü de görüyoruz.
    İnsan haklarının korunmaması durumunda hangi sorunlar ortaya çıkar şeklindeki Ödev sorusunun açıklamasına gelince, yukarıdaki açıklamalar daha başka söz söylenmesini gerektirmeyecek bir şekilde açık olduğunu söyleyebiliriz. Yine de tekrarlamakta fayda vardır. Bu sebeple, insan haklarının korunamaması durumunda ortaya çıkan en önemli sorun demokrasinin yaralanmasıdır. Başka bir anlatımla Yasalar önünde eşitlik, adil yargılanma, düşünce özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, bilimsel düşünce, seçme seçilme özgürlüğü ve laiklik düşüncesi yaralanır. Savaşlar ortaya ç›kar. Ülkeleri tiranlar (zorbalar) yönetmeye başlar. Kısacası insancıl olan her şey yok olur. Bu sebeple demokrasi ve insan haklarının korunması konusunda hepimiz görevli sayılırız. Ve görevimiz hiç yüksünmeden yürütmeliyiz.
    İNSANLIĞIN ORTAK MİRASI

    A. KAVRAMLAR
    *İnsan Kavramı
    İnsan kavramının tanımı değişik şekillerde yapılabilir:
    *İnsan, doğan, büyüyen ve ölen canlı bir varlıktır.
    *İnsan, düşünme yeteneği olan akıllı bir varlıktır.
    *İnsan, duygusal yanı olan, bir tarihi olan ve geçmişini bilen bir varlıktır.
    *İnsan alet yapan, kullanan, bilim, sanat, düşünce ve edebiyatla uğraşan varlıktır.

    İnsanın, diğer canlılarla benzer tarafları da vardır: Doğmak, beslenmek, yaşlanmak ve ölmek gibi. İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli özellikler ise; çevreyi kendine uydurması, aklını kullanması, duygusal değerlerinin (sevinç, üzüntü, barış, özgürlük, eşitlik, hak vb.) olmasıdır.

    *İnsanlık Kavramı
    İnsanlık, tüm insanları içine alan bir kavramdır. Bu kavramın içine, geçmişte yaşamış, bugün var olan ve gelecekte de yaşayacak bütün insanlar girmektedir.
    İnsanlık, bütün insanlar tarafından ortaklaşa paylaşılan bir niteliktir. İnsanlık kavramı, barış, hoşgörü, kardeşlik, dayanışma, özgürlük, yardımlaşma gibi düşüncelerin ortaya çıkışına temel olmuştur. İnsanlık, bütün insanların, insana yaraşır bir yaşam sürdürmeleri için ulaşılmak istenen bir amaçtır.

    *Ortak Miras Kavramı
    Miras, bir neslin kendisinden sonra gelecek kuşaklara bıraktığı her şeydir. Bu miras bir ev, bir sanat eseri olabileceği gibi; "demokrasi" ve "özgürlük" gibi bir düşünce ürünü ya da doğal güzellikler de olabilir.
    Ortak miras ise daha kapsamlıdır. Ortak miras, geçmişteki bütün insanlık tarihini ve geleceği de içine alan maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Bilim, teknoloji, sanat ve edebiyat ürünleri ve düşünceler sadece üretildikleri toplumlarda değil, tüm toplumlarda bir değer taşır. Bu ürünler bütün insanlar için anlamlıdır ve bu nedenle de insanlığın ortak mirası olarak kabul edilir.



    B. İNSANLIĞIN SANAT, DÜŞÜNCE, EDEBİYAT VE BİLİM MİRASI
    İnsanlığın Sanat Mirası
    Bir duygunun, düşüncenin, doğal güzelliğin, yaratıcılık katılarak anlatılmasına sanat denir. Örneğin; mimarlık, heykel, müzik, tiyatro, roman, öykü vb. çeşitli sanat dallarıdır.
    İlk çağlarda insanların mağara duvarlarına yapmış oldukları resimler de ilk sanat ürünü olan eserlerdir. Çin, Hindistan, Mısır, Mezopotamya ve Anadolu'da kurulan uygarlıklar, bütün insanlık tarihi üzerinde etkili olan yeni uygarlıkların ortaya çıkışını hızlandırdı. İnsanlığın sanat mirasının temellerini bu eski uygarlıklar oluşturmuştur. Ayrıca, Amerika kıtasındaki İnka ve Aztek uygarlıklarının varlıkları da bilinmektedir.
    Bugün yurdumuzda örneklerini gördüğümüz bazı sanat eserleri, yüzyıllarca süren çabalar sonucu oluşturulmuştur. Bu eserleri korumak hem yurdumuz için, hem de insanlık için bir görevdir.
    Farklı kültürlerin sanat alanında ortaya koyduğu bütün eserler, insanlığın sanat mirasını oluşturmaktadır.

    İnsanlığın Düşünce Mirası
    İlk insanlar, başlangıçta çevrelerindeki olaylardan etkilenir ve bunlara bir anlam veremezken zamanla düşünmeye, doğayı gözlemlemeye başlamıştır. Çevresinde olup bitenleri anlamaya çalışmak, olaylar arasında ilişki kurmak, insan düşüncesini geliştirmiştir.
    İnsanlar, duygu ve düşüncelerini önceleri el, kol hareketleri, sesler ve yüz ifadeleriyle anlatmışlardır. Böylelikle "dil" oluşmuş ve zamanla sözlü ifadeler yerini "yazı"ya bırakmıştır.
    İlk Çağ'ın dünyaca ünlü başlıca düşünürleri; Kofüçyüs, Buda, Tales, Heraklit, Sokrat, Eflatun ve Aristo'dur.
    Orta Çağ'da ise Avrupa, karanlık bir dönem geçirirken, İslam dünyasında bilim ve düşünce alanında büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Biruni, Farabi, İbni Sina, İbni Rüşd, Harezmi, Cabir, İmam Gazali, Uluğ Bey, Nasreddin Tusi gibi bir çok bilim adamı ve düşünür çağa ışık tutmuştur.
    15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa'da başlayan Rönesans ve Reform hareketleri insan düşüncesine yeni boyutlar kazandırmıştır. 17. ve 18. yüzyıllarda Hümanizm (insancıllık) fikri ön plana çıkmış, 1789 Fransız İhtilali ise özgürlük, eşitlik hareketleri tüm insanlığı etkilemiştir. J.J. Ruso, Makyavel Volter ve Monteskiyö fikirleriyle bu hareketlere hız kazandırmışlardır.

    İnsanlığın Edebiyat Mirası
    Olayların, düşüncelerin, duyguların ve hayallerin yazı dili aracılığıyla şekillendirilmesine edebiyat denir. Şiir, öykü, roman, tiyatro oyunları vb. edebiyat ürünleridir. Geçmişten günümüze dek uzanan ilk edbiyat ürünleri destanlardır. Gılgamış Destanı, Oğuz Kağan Destanı, İlyada ve Odesa gibi...
    Dünyaca ünlü bazı edebiyat eserleri şunlardır:
    William Shakespeare (Şekspir)'in Romeo ve Juliette, Servantes'in Don Kişot, Viktor Hugo'nun Sefiller, Balzac'ın Vadideki Zambak, Dante'nin Suç ve Ceza....
    Tarih boyunca, nesillerden nesillere aktarılan bir kültür mirası vardır.Bu miras içinde edebiyattan sanata, bilimden müziğe dek herşey bulunur. Tüm bunlar ortak mirası oluşturur. Bize düşen görev bu mirası koruyup, bir sonraki nesle aktarmaktır.

    İnsanlığın Bilim Mirası
    Evreni ve evrende olan olayları konu edinen, deney ve gözleme dayanan, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurarak yasalara ulaşmaya çalışan, sistemli bilgiler topluluğuna bilim denir.
    İlk Çağ'da Babilliler, bilimsel çalışmaların ilk örneklerini vermişlerdir. Matematik ve astronomiyle uğraşmışlardır. Daha sonra bu bilgiler, tüm dünyaya yayılmıştır. İlk Çağ'ın ünlü matematikçisi Arşimet'tir.
    Yeni Çağ'da ise, Paskal, Dekart (matematik), Kopernik, Kepler, Galile (astronomi), Nevton (yer çekimi) ünlü bilim adamları olarak adlarından söz ettirmişlerdir. Tabi, İslam dünyasında da daha önce isimlerini verdiğimiz, Biruni, Harezmi, Cabir, İbni Sina, Farabi gibi pek çok alimden de burada bahsetmek gerekir.
    Günümüzde ise bilimsel alanda çok daha büyük ilerlemeler kaydedilmiş durumdadır. Bu gelişmeler sayesinde dünya sanki küçülmüş, herhangi bir yerde ortaya çıkan olay bir kaç dakika sonra tüm dünya insanlarınca duyulacak hale gelmiştir.
    Bizler, bizden önce yaşamış insanlardan daha çok bilgiye sahibiz. Bizden sonra gelecekler de daha fazla bilgiye sahip olacaklar.


    C. İNSANLIĞIN ORTAK MİRASININ ÖNEMİ
    1.Ortak miras, günümüz insanının çevre şartlarına egemen olmasını sağlamıştır.
    2.Ortak miras ürünleri, insan yaşamını kolaylaştırır.
    3.İnsanlar, ortak miras olarak kabul edilen doğal güzellikleri gezerek, görme, dinlenme, zevk alma ve güzel bir ortamda bulunma ihtiyaçlarını gidermiş olurlar.

    Ortak Mirasın Özellikleri
    1.Ortak miras, insanların yüzyıllar boyu süren birikimleri sonucu oluşmuştur.
    2.Ortak miras, tek bir ulusa ait değildir.
    3.Ortak mirasa katkıda bulunmak, tüm insanlığın yararınadır.
    4.Bütün insanlar, ortak mirasın ürünlerinden yararlanma hakkına sahiptirler.
    5.Ortak mirası korumak ve geliştirmek tüm insanların ve toplumların görevidir.

    İNSAN HAKLARI

    KAVRAMLAR

    Hak Kavramı
    Hak, bir şeyi yapabilme yetkisidir. Bunu yapıp yapmamakta herkes kişi serbesttir. Yani kişi hakkını kullanır ya da kullanmaz. Kimi hakların çiğnenmesi, ahlaki olarak saygısızlıktır. Bazı haklar ise yasalarla koruma altına alınmıştır.

    İnsan Hakları Kavramı
    İnsan hakları, bütün insanların yalnızca insan olmalarından dolayı sahip oldukları haklara denir. Bu hakların temelinde, insanın değerli bir varlık olduğu anlayışı yatar.

    Evrensellik Kavramı
    Evrensel bütün insanlığı ilgilendiren, dünya ölçüsünde, dünya çapında demektir. Örneğin, bilim ve sanat evrenseldir.
    Bir düşüncenin evrensel olması, dünyanın neresinde olursa olsun değer taşıması anlamına gelir. İnsan hakları da evrensel bir kavramdır. Bugün, tüm demokratik toplumlar, insan haklarının evrenselliğini kabul ederek insanlar arasında hiçbir ayrım yapılmadan bu hakları sağlamaya çalışmaktadır. Çünkü, insan hakları her zaman, her yerde ve herkes için geçerli olan haklardır.
    İnsan hakları temelde, insanın özündeki değeri korumayı amaçlar. Çağımızın ideali, insan haklarını gerçekleştirebilecek, güvence altına alabilecek bir toplum düzenini, dünyanın her yerine yayabilmektir.

    İNSAN HAKLARI DÜŞÜNCESİNİN GELİŞMESİ
    İnsan Hakları Düşüncesinin Ortaya Çıkışı
    İlk insanlar, günümüzde olduğu gibi toplu halde değil, dağınık olarak yaşıyorlardı. Yaşamları, hem doğa şartlarıyla, hem de birbirleriyle mücadele ederek geçiyordu. Güçlü olan,zorla başkalarının elinde olanı alabiliyordu. Karşılaşılan güçlükler, insanlar arasında dayanışmayı ortaya çıkardı. Böylece insanlar, ilk kez küçük gruplar haline yaşamaya başladılar. Zamanla ortaya çıkan haksızlıklar ve çatışmaların önlenebilmesi amacıyla insanlar aralarında örgütlenmeye başladılar. Sonuçta, devlet dediğimiz birlik ortaya çıktı.
    İlk devletlerde herkes eşit haklara sahip değildi. Toplum, sınıflara ayrılmıştı. Kral ve ailesi, soylular, din adamları geniş haklara sahipken, halkın hakları ise sınırlıydı. Bu durum, Yeni Çağ'a kadar bu şekilde devam etmiştir.
    Kurulan ilk devletlerde insanları haklara eşit sahip olmaması, beraberinde mücadeleyi de getirmiştir. Yüzyıllarca süren bu mücadele, ilk olarak İngiltere'de başarıya ulaşmış ve ilk kez kralın etkileri sınırlanmıştır.

    Yeni Çağ'da İnsan Hakları Düşüncesinin Gelişimi
    İnsan hakları düşüncesinin gelişiminde ilk ciddi başarılara 17. ve 18. yüzyıllarda ulaşılmıştır. O dönemde bu düşünceye en büyük katkıyı "doğal hukuk" düşüncesi diye bilinen akım sağlamıştır. Doğal hukukçulara göre; "insanın doğuştan kazandığı haklar ve özgürlükler vardı. Bunlar sınırlanamaz, engellenemez, baskı altında tutulamazdı. "Doğal Hukuk Akımı'nın en önemli temsilcileri, T.Hobs ve J.J.Russo'dur.

    Tarihsel süreçte, insan hakları düşüncesi adım adım geliştirilmiştir. Bu gelişmeler özetle şu şekildedir:
    *1689 İngiltere Haklar Bildirgesi
    *1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi
    *1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi
    Bunlardan sonuncusu olan Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi, diğer ikisine göre daha geniş kapsamlıdır. Sadece Fransızlar için değil, herkes için geçerli hakları ilan etmiştir.

    Bu haklardan en önemlileri şunlardır;
    *Bütün insanlar özgür doğar ve eşit haklara sahiptir.
    *Devlet, temel hakları ve özgürlükleri korumak zorundadır.
    *Kanunlar önünde tüm insanlar eşittir.

    Yeni Çağ'ın sonlarına doğru, yaşama hakkı, özel yaşamın gizliliği, sağlık hakkı, eğitim hakkı, düşünce, kanaat ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü gibi "birinci kuşak haklar" da denilen hak ve özgürlükler belirlenmiştir.

    20.Yüzyılda İnsan Hakları Düşüncesindeki Gelişmeler
    İnsan hakları mücadelesi, yüzyıllar boyu sürmüş olsa da bu hakların uluslar arası alanda kabul görmesi oldukça yenidir. II.Dünya Savaşı'ndan sonra insan hakları, ülkelerin kendi iç sorunları olmaktan çıkarılmıştır. 1945 yılında, Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanmıştır. Devletler, insanlığa ve insan haklarına karşı yapılan saldırları uluslar arası düzeyde önleme çabasına girmişlerdir. Buna bağlı olarak 10 Aralık 1948'de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (İHEB) imzalanmıştır.Bu bildirgede;
    *Yaşama Hakkı,
    *Kişi Güvenliği,
    *İşkence ve kölelik yasağı,
    *Haksız tutuklamaların önlenmesi,
    *Herkesin ülkesindeki yönetime katılması,
    *Yasalar önünde eşitlik,
    *Konut dokunulmazlığı,
    *Özel yaşamın gizliliği,
    *Din ve vicdan özgürlüğü gibi konular yer almıştır. Bu hakların tamamından tüm ülkelerde yaşayan insanların yararlanması ilkesi benimsenmiştir. Kişilerin insanca yaşaması için, ekonomik ve sosyal baskılardan kurtulmaları gerektiği vurgulanmıştır.
    İHEB, fazlaca bağlayıcılığı olmayan bir bildirgeydi. Yıllar sonra "Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme" ile "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme" de uluslarca imzalandı. 1976 yılında 35 ülkenin imzalamasıyla İHEB, hem bağlayıcı hem de yükümlülük getiren bir içerik kazanmış oldu. Türkiye de 10 Mart 1954'te sözleşmeyi imzalayarak bu yükümlülüğü üstlenmiştir.
    Günümüzde, insan haklarıyla ilgili çalışmalar daha da hızlanmıştır. Çünkü, demokratik yönetimlerin temelinde insan haklarının korunması vardır. Gelişen bilim ve teknoloji yeni insan haklarını ortaya çıkarmıştır. Bunlar:Çevre hakkı, barış hakkı, gelişme ve ilerleme hakkı, insanlığın ortak mirasını koruma hakkı gibi haklard



  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    İnsan Hakları İnsan Hakları Nelerdir? İnsan Hakları Hakkında İnsan Hakları Tanımı


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Şiirleri - İnsan Hakları - Demokrasi Şiiri
    By RedBuLL in forum Çocuklar İçin Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.04.12, 19:45
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.04.12, 19:12
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.10.11, 16:58
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.05.11, 03:03
  5. Kadın Hakları-Kadının İnsan Hakları
    By Sword_of_HeLL in forum Diğer Hukuk & Döküman Vs.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.04.09, 16:20

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.