Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Hz Muhammed Nerede Vefat Etti - Hz Muhammed Nerede ve Ne Zaman Vefat Etti

  1. #1
    lug
    lug çevrimdışı
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Hz Muhammed Nerede Vefat Etti - Hz Muhammed Nerede ve Ne Zaman Vefat Etti

    Sponsorlu Bağlantı

    Hz Muhammed Nerede Vefat Etti


    peygamberin ölümü
    hz muhammedin ölüm yeri

    peygamberimiz nerede ölmüştür


    Peygamber efendimiz 8 Haziran 632, Medine vefat etmiştir.Hz muhammedim ölümü şöyle anlatılır..


    Peygamber Efendimiz vefat etmeden öncetüm ashab evinde toplanırlar.kızı Hz. Fatıma , hanımı Hz. Aişe anamız ve diğer tüm Ashab..Peygamber Efendimiz bitkindir.allahu teala Azraili gönderir.


    git habibime sor dilerse canını al dilemezse dön geriye gel.


    Azrail bir bedevi kılığında yeryüzüne iner ve Peygamberimizin kapısını çalar.

    Ashab "kim o" diye seslenir
    bir misafir der kapıdan ve kapıyı açmalarını ister
    AShab kovar onu sonra gel die.
    bu sefer yine kapıyı çalar Azrail.
    yine kim o derler
    aynı ses bu sefer şiddetlenmiştir.
    Ashab ın dizlerinin bağı çözülür Azrailin sesini duyunca
    Peygamber Efendimizde sesi duymustur ve gelenin Azrail oldugunu bilmektedir.
    Ashaba onu içeri almasını ve kendilerinin onunla kendisini başbaşa bırakmalarını ister.
    Bedevi kılığında Azrail içeri girer ashab dışarı çıkar

    ve Azrail : Ya Resulallah , Allahu tealanın selamı var. iznin olursa emaneti almaya geldim.


    Resulallah : "daha değil zamanı var" der.


    bu sefer Cebrail gelir Efendimize.


    der ki : " Ya resulallah , gökler senin için hazırlandı , melekler saf tuttu gelişinizi gözler. Cennetin kapıları senin için açıldı Cennet senin için hazırlandı" der.

    Peygamber Efendimiz mahsundur. uzgundur. söylenenlere sevinmez bile.

    Cebrail a.s ' a sorar Efendizimiz : " daha müjde ver ".


    Cebrail , " ya Resulallah, Herşey , herkes gelişinizi beklemektedir. arş sizin için hazır , Cennet sizin için hazır. daha ne müJde vereyim? " der.


    Resulallah : " Ümmetimden haber ver sen bana onların durumu ne olacak ben yokken " der

    Cebrail a.s gider Allah'ın huzuruna tekrar gelir
    ve ümmetinden % 30 u kurtulacak der. Peygamber efendimiz ağlamaya baslar.
    Cebraile " daha Müjde ver " der.
    Cebrail a.s gider Allah'ın huzuruna tekrar gelir
    sonra Peygamberimize döner ve " ümmetinden yarısı kurtulacak " der .
    efendimiz yine ağlamaya başlar be " daha müjde ver " der
    bu sefer Cebrail gider yine gelir ve , Ya Resulallah , sana tabi olan, Allah'a şirk koşmayan sünneti seniyyene sımsıkı sarılan tüm ümmetin kurtulacak" der

    Peygamber efendimiz rahatlar.ve Hz. Fatıma Validemizi çağırır kulağına eğilerek fısır fısır bişeler söyler.

    Fatıma hz. leri ilk önce ağlar ,
    Peygamber efendimiz yine eğilir kulağına fısır fısır bişeler söyler .
    bu sefer Fatıma Hz. leri gülmeye başlar .

    Ashab merak eder ve ilk fırsatta sorar neden ilk önce ağlayıp sonra da güldüğünü. şöyle buyurur hz.


    Fatıma : " babam bana yakında öleceğini söyledi ilk kulağıma fısırdamasında o yüzden ağladım. " gülmeme gelince " bana benden sonra ilk gelecek olan (ilk ölecek müslüman) sen olacaksın dedi ona da güldüm " der.


    ve Peygamber efendimizden sonra sadece 6 ay yaşar.

    Peygamber efendimiz Azraili çağırır ve emanetini al der.

    Azrail canını almaya başlayınca peygamber efendimiz çok terler ve yüzü kızarmaya başlar

    Azraile der ki : " ya Azrail ümmetimin canını da böyle mi alacaksın."
    Azrail buyurur ki : " Ya Resullalah , Kimsenin canını sizin ki kadar kolay almadım almayacağım."
    Efendimiz ağlamaya başlar. "Ümmetim bu acıya dayanamaz. onların acısınıda bana yükle canımı öyle al".
    ve Peygamber efendimiz şahadet parmağını kaldırıp 3 kere , Şahit ol yâ Rab (ya Refiki ala ) der ve canını teslim eder.
    Vefatından sonra , ashab onu musalla tasına koyar lar ve ayrılırlar ordan. çünkü Peygamber efendimizin vasiyeti vardır
    ben vefat ettikten sonra beni musallaya bırakın 3 gün gelmeyin der.
    çünkü saf saf melekler inip onun namazını kılacaklardır.
    sizler 3 gün sonunda gelin der.
    Peygamber efendimizi yıkama hususunda ashab arasında çelişki çıkar.
    kimi yıkamayalım kimi yıkayalım der.
    ama Peygamber efendimiz yine vasiyet etmştir. " Beni âbamla (gömleğimle) yıkayınız" diye.
    çelişki sürerken gaibden bir ses şöyle nidâ eder : " Onu yıkamayınız , O anasından doğdugu gibi tertemizdir. yıkamaya gerek yoktur" hemen ardından yine gaibden bir ses daha duyulur ve şöyle demektedir .

    " Onu yıkayınız , size ilk seslenen size vesvese veren Şeytandı ben Hızırım " der.

    ve Ashab başlarında da Hz. Ali 2. sese kulak verir ve Efendimizin beni abamla yıkayın sözünü akıllarına getirirler. onu yıkarlar.
    Efendimiz Hz. Ali'ye vasiyet etmiştir. "beni sen yıka gözüme , burnuma ve sakalıma biriken suyu iç " diye.
    dediği gibi Hz. Ali vasiyeti yerine getirir sözü gecen yerlere biriken suyuda içer. Böylece zamanın en büyük alimi kendisi olur.
    defin işlemi olmadan 3 gün melekler saf saf namazını kılarlar. 3. günün sonunda ashab namazı kılar. ve defin için Efendimizin kabri şerifine Hz. Ebubekir iner.

    Peygamberimizi kabrine indirme işi ona vasiyet edilmiştir.

    onu kabri şerifine indirirken bakar ki Peygamber efendimizi mübarek dudakları fısır fısır kımıldamaktadır.
    eğilir ve sese kulak verir.şöyle demektedir efendimiz

    " Ümmeti , Ümmeti , Ümmeti..."


    Peygamberimiz dilinden La ilah illallah cümlesini düşürmeyerek 13 Rebiulevvel 11 (8 Haziran 632) tarihinde Pazartesi günü MEDİNE DE vefat etti.



  2. #2
    Moderator

    Standart Cevap: Hz Muhammed Nerede Vefat Etti - Hz Muhammed Nerede ve Ne Zaman Vefat Etti

    Resulullah efendimizin, hicretin onbirinci yılı, Safer ayının yirmi yedinci günü, mübarek başı ağrımaya başladı. Kendisinden sonra, Ebu Bekri Sıddıkın halife seçilmesi için, vasiyet yazdıracağını bildirip kalem getirilmesini emir buyurdu. Hz. Abdurrahman emirlerini yapmaya giderken (Sonra getirirsin, şimdi dursun!) buyurdu ve mescid-i âlem minbere çıkıp Eshabına nasihat verdi ve helalleşti. Sonra, Ebu Bekri Sıddıkın üstünlüğünü, kıymetini, kendisinden çok hoşnut olduğunu bildirdi. Birkaç gün sonra hastalık arttı. Ensar-ı kiram, çok üzüldü.

    Hz. Abbas’ın oğlu Fadl ile Hz. Ali bu hâli Resulullah efendimize haber verdi. Merhamet buyurarak, sıkıntıya katlanıp ve bu ikisinin koltuğuna girip tekrar mescid-i şerife gelip minbere çıktı. Ensara dönüp buyurdu ki:
    (Ey Eshabım! Benim ölümümü düşünüp telaş ediyorsunuz. Hiçbir peygamber, ümmeti arasında sonsuz kaldı mı ki, ben de sizin aranızda sonsuz kalayım? Biliniz ki, ben Rabbime kavuşacağım. Size nasihatim olsun ki, Muhacirin büyüklerine saygı gösterin!)

    Sonra (Ey Muhacirler! Size de vasiyetim şudur ki, ensara iyilik edin! Onlar size iyilik etti. Evlerinde barındırdı. Geçinmeleri sıkıntılı olduğu halde, sizi kendilerinden üstün tuttular. Mallarına sizi ortak ettiler. Her kim, Ensar üzerine hakim olur ise, onları gözetsin, kusur edenleri olursa affetsin. Allahü teâlâ, bir kulunu dünyada kalmak ile, Rabbine kavuşmak arasında serbest bıraktı. O kul, Rabbine kavuşmak istedi) buyurdu.

    Ebu Bekri Sıddık, bu sözün ne demek olduğunu anlayıp, canımız sana feda olsun ya Resulallah! diyerek ağladı. Resul-i ekrem ona, sabır ve katlanmak lazım geldiğini emretti. Mübarek gözlerinden yaş akıyordu. (Ey Eshabım! Din-i İslam yolunda sıdk ve ihlas ile malını feda eden Ebu Bekir’den çok razıyım. Ahiret yolunda arkadaş edinmek elde olsaydı, onu seçerdim) buyurdu. Yine lütuf ederek söze başlayıp buyurdu ki:
    (Ey muhacirler ve ey Ensar! Vakti belli olan bir şeye kavuşmak için acele etmenin faydası yoktur. Allahü teâlâ, hiçbir kulu için acele etmez. Bir kimse Allahü teâlânın kaza ve kaderini değiştirmeye, iradesinden üstün olmaya kalkışırsa, onu kahr ve perişan eder. Allahü teâlâya hile etmek, Onu aldatmak isteyenin işleri bozulup, kendi aldanır. Cennete girmek, bana kavuşmak isteyen, boş yere konuşmasın.

    Ey Müslümanlar! Kâfir olmak, günah işlemek, nimetin değişmesine, rızkın azalmasına sebep olur. Eğer insanlar, Allahü teâlânın emirlerine itaat ederse, hükümet başkanları, amirleri, valileri onlara merhamet ve şefkat eder. Fısk, fücur, taşkınlık yapar, günah işlerlerse, merhametli başkanlara kavuşamazlar.

    Benim hayatım, sizin için hayırlı olduğu gibi, ölümüm de hayırlıdır ve rahmettir. Eğer birini haksız yere dövmüşsem veya birine fena bir söz söylemiş isem, bana aynı şeyi yaparak hakkını alsın, birinizden haksız bir şey almışsam, geri istesin helalleşelim. Çünkü, dünya cezası, ahiret cezasından pek hafiftir. Buna katlanmak daha kolaydır.)

    Resulullahın ölüm hastalığı
    Hastalık zamanında, ezan okundukça, mescid-i şerife çıkar ve imam olup, cemaat ile namaz kılardı. Vefatına üç gün kala, hastalığı ağırlaştı. Artık mescide çıkamadığından (Ebu Bekre söyleyin Eshabıma namaz kıldırsın) buyurdu. Ebu Bekri Sıddık, Resulullahın hayatında müslümanlara imam olarak, 17 vakit namaz kıldırdı. Cenaze işlerini Hz. Ali’nin yapmasını emir buyurdu. Resulullahın hastalığı ağırlaştı. Pazartesi günü Eshab-ı kiram, mescid-i şerifte saf saf olup Ebu Bekri Sıddıkın arkasında sabah namazını kılarlar iken, Fahr-i âlem mescide geldi. Kendi de Hz. Ebu Bekir’e uyup, arkasında namaz kıldı.

    O gün öğleden önce, Cebrail aleyhisselam, Azrail aleyhisselamla birlikte kapıya gelip içeri girdi. Azrail aleyhisselamın girmek için izin beklediğini söyledi. Resulullah efendimiz izin verdi. Azrail aleyhisselam içeri girip selam verdi. Allahü teâlânın emrini bildirdi. Resul-i ekrem, Hz.Cebrail’in yüzüne baktı. O da, (Ya Resulallah! Mele-i ala sizi bekliyor) dedi. Bunun üzerine (Ya Azrail! Gel, vazifeni yap) buyurdu. O da, mübarek ruhunu alıp, ala-yı illiyyine ulaştırdı.

    Resul-i ekremde mevt alametleri görünce, Ümm-i Eymen hazretleri, oğlu Üsame’ye haber gönderdi. Üsame ve Ömer Faruk ve Ebu Ubeyde bu acı haberi alınca, ordudan ayrılıp, Mescid-i Nebeviye geldiler.

    Hz. Âişe ve diğer hatunlar, ağlayınca, mescid-i şerifteki Eshab-ı kiram şaşırdı. Ne olduklarını anlayamadılar. Beyinlerinden vurulmuşa döndüler. Hz. Osman’ın dili tutuldu. Hz. Ebu Bekir, o anda evinde idi. Koşarak geldi. Hemen, hücre-i saadete girdi. Fahr-i âlemin yüzünü açtı, mübarek yüzü ve her yeri latif, nazif olarak, nur gibi parlıyordu. (Mematın da, hayatın gibi ne güzel ya Resulallah!) diyerek, öptü. Çok ağladı. Mescide geldi. Şaşırmış olan Eshab-ı kirama nasihat verip, ortalığı düzene koydu. Resulullah vefat edince, Eshab-ı kiramın hepsi bu derin üzüntü ile ne yapacağını şaşırdı. Üzerlerine çöken acıdan, dehşetten, kiminin dili tutuldu kimisi yerinden kalkamaz, sokağa çıkamaz oldu.

    Hz. Ali de, ayrılık ateşinden ne yapacağını şaşırmıştı. Hz. Ömer şaşkınlıktan eline kılıç alıp, (Kim Resulullah öldü derse, boynunu vururum) diyerek sokak sokak dolaşmıştı. Kötü niyetli olan münafıklar bu kargaşalıktan istifadeye kalkmıştı.

    Bu karışık hâli gören Ebu Bekri Sıddık mescide gidip, minbere çıkarak, (Ey Resulullahın Eshabı! Biz Allahü teâlâya kulluk ediyoruz. O hep diridir. Hiç ölmez. Hiçbir zaman yok olmaz. Zümer suresinin (Ey sevgili Peygamberim! Bir gün gelecek, sen elbette öleceksin. Onlar da elbette ölecektir) mealindeki otuzuncu âyetini okudu. Allahü teâlânın haber verdiği gibi, Resulullah efendimiz vefat etmiştir) dedi. Böyle tesirli sözlerle nasihat etti.

    Eshab-ı kiramın şaşkınlıkları gidip, akılları başlarına geldi. Hatta Hz. Ömer, bu âyet-i kerimeyi işitince (Bu âyet, öyle hatırımdan çıkmıştı ki, yeni nazil oldu sandım) buyurmuştur.

    Hz. Ebu Bekir, münafıkların bir fesat çıkarmak üzere olduklarını, bir münafığı halife seçmek için toplandıklarını sezerek, cenaze işlerini Hz. Ali’ye bırakıp, halife seçmeyi görüşen Eshab-ı kiramın yanlarına gitti. Görüşme sonunda, oradakilerin hepsi, Hz. Ebu Bekri halife seçti. Resulullahın vefatının ikinci günü, Hz. Ali de mescide gelerek Hz. Ebu Bekir’e biat eyledi. Hz. Ebu Bekir, sözbirliği ile halife yapıldı.

    Hz. Ebu Bekir, halife seçilince, ertesi günü, mescide gelip, minbere çıkıp buyurdu ki:
    (Ey müslümanlar! Sizin üzerinize vali ve emir oldum. Halbuki, sizin en iyiniz değilim. Eğer iyilik yaparsam bana yardım edin. Kötü iş yaparsam, bana doğru yolu gösterin! Doğruluk emanettir. Yalancılık hıyanettir. Sizin zayıfınız, bence çok kıymetlidir. Onun hakkını kurtarırım. Kuvvetine güvenen ise, bence zayıftır. Çünkü, ondan, başkasının hakkını alırım. Hiçbiriniz cihadı terk etmesin, cihadı terk edenler zelil olur. Ben Allah’a ve Resulüne asi olur, doğru yoldan saparsam, sizin de bana itaat etmeniz gerekmez. Kalkın, namaz kılalım! Allahü teâlâ hepinize iyilik versin!) [H.S. Vesikaları]




  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    Hz Muhammed Nerede Vefat Etti - Hz Muhammed Nerede ve Ne Zaman Vefat Etti

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 2 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 5,00 puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.04.12, 21:28
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.10.11, 17:50
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.08.11, 15:38
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.05.11, 13:22
  5. Hz. Ebu Bekir Miladi kaç yılında vefat etti?
    By ѕυρєяisi in forum Soru Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.10.10, 03:21

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.