Sponsorlu Bağlantı

1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Vitaminlerin ve Minerallerin İnsan Vücudu İçin Önemi

  1. #1
    AdministratoR
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni Vitaminlerin ve Minerallerin İnsan Vücudu İçin Önemi

    Sponsorlu Bağlantı

    Vitaminlerin ve Minerallerin İnsan Vücudu İçin Önemi


    Annelerin en büyük kaygı*sı; çocuğunun sağlıklı bü*yümesidir. Hangi vitaminden ne kadar alacağı, yeterli miktarda alıp almadığından sürekli endişe duyarlar. Peki çocuğunuzun yeterli vitamin ve mineralleri alıp almadığından nasıl emin olacaksınız?

    Vitaminler ve Mineraller

    Vitamin ve mineraller, sağlık için vazgeçilmez iki kaynak. Vitaminlerle mineraller bedende işbirliği yaparak görevlerini yerine getirirler. Her vitaminin kendisine özgü bir özelliği vardır ve belirli bir organı veya organ grubunu etkiler. Beden mineralleri kullanırken vitaminler bunu denetler. Eğer mineral oranı düşükse, vitaminler de görevlerini yapamaz. Vitamin eksikliğinde vücudumuz mineralleri sınırlı kullanabilir. Mineral eksikliğinde de vitaminlerin yararı azalır. Bu nedenle vitaminlerle mineraller arasında bir denge kurulması gereklidir.

    Vücudumuzun kendiliğinden ürettiği iki vitamin var; D ve K. Diğer vitamin kaynağımız ise besinler... Vitaminlere mutlaka ihtiyaç duyuyoruz çünkü büyümeye yardım ediyor, sinir ve sindirim sistemi*nin normal çalışmasını sağlıyor ayrıca aldığımız besinlerin daha iyi kullanımına ve vücut direncinin yükselmesine yardımcı oluyor.

    Vitaminler, Yağda Eriyen ve Suda Eriyen Vitaminler olmak üzere iki alt gruba ayrılıyor. A, D, E ve K vitamininden oluşan yağda eriyen vi*taminler, sentezleri için kolesterol gerektiriyor, yağ dokusunda depo*lanabiliyor ve ihtiyaç anında salınabiliyor. B vitamini grubuyla C vita*mini ise suda eriyen vitaminler ve vücutta depolanamıyorlar. Bu ne*denle de her gün belirli miktarlarda dışarıdan alınmaları gerekiyor. Yağda eriyen vitaminlerin fazla alınması sonucunda toksik etkiler söz konusuyken, suda eriyen vitaminlerin de daha çok, eksikliği sorun ya*ratıyor.

    A VİTAMİNİ:

    A Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Vücudun hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin oluşmasına yardım eder, solunum enfeksiyonlarında bedenin direncini artırır. Gözlere yararlıdır.

    Balıkyağında, karaciğerde, tereyağı ve kremada, peynirde, yumurta sarısında bulunur. Sonradan A vitamini (retinol) ne dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur. A vitamini karaciğerde depolanır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır. Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir.

    D VİTAMİNİ:

    Yağda eriyen bir vitamindir. En önemli işlemi kalsiyum metabolizmasını düzenlemek ve denetlemektir. Kalsiyumun kemiklere taşınmasına ve yerleşmesine yardımcı olur. Bu vitamin eksikliğinde beden besindeki kalsiyumu kendine mal edemez. Güneş ışığını doğrudan almayan bireylerde D vitamini eksikliği görülür. Aldığımız günlük besinlerde D vitamini pek yoktur. Balık yağında D vitamini boldur. Beden bu vitamini kendi yapabilecek niteliktedir; ancak bunun için yazın bedenimizin güneşin ultra-viole ışınlarını almasını sağlamalıyız. Çünkü beden D vitaminini cilt yoluyla oluşturur. Eksikliğinde çocukluk çağı raşitizmi oluşur.

    E VİTAMİNİ:

    Çok önemli bir vitamin olan E vitamini yağda erir. Güneş ışınlarına ve alkali ortama duyarlıdır. Hücre zarının koruyucusudur, damar tıkanıklığını önler, erken doğmuş bebeklerde demirin kullanılmasına yardımcı olarak kansızlığın oluşmasını engeller. Başlıca kaynaklar; çimlendirilmiş buğday, tohumlu besinler, soya fasulyesi yağı, arı sütü, ceviz. İkinci derecedeki kaynaklar; marul, su teresi, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır, yulaftır.

    C VİTAMİNİ:

    Suda eriyen bu vitamin ateş etkisiyle veya pastörizasyon sonucunda yok olur. İnsanı bakterilere karşı korur, damarların sağlığını sürdürür. Bu vitaminden her gün bir miktar almak gerekir. C vitamini kandaki kalsiyumun bedene dağılışında büyük rol oynar. Eksikliği damarların çatlamasına, kemiklerin kolay kırılmasına, eklemlerde ağrıya, diş etlerinde kanamaya, sık sık soğuk algınlığına, damar şişmelerine, sırta ağrı veren disk şikayetlerine, soluk kesikliğine, bedensel halsizliğe, hızlı kalp atışına, baş ağrısına, bitkinliğe v.b. yol açar. C vitamini; portakal, greaypfrut, limon, lahana, çilek, kivi, ıspanak, kavun, domates, pancar yaprağı, yeşil fasulye, bezelye, yeşil biberde v.b. bulunur.

    B1 VİTAMİNİ:

    B grubu vitaminlerin birçok çeşidi vardır. Suda eriyen B1 vitamini iştahı önemli oranda etkiler; besinin sindirilmesine yardım eder ve bedeni enfeksiyona karşı korur. Sinir dokularının normal çalışması için gereklidir. Bu vitamin eksikliği nasıl anlaşılır? Çabuk yorulma, çabuk öfkelenme, asabiyet, unutkanlık, kaslarda ve baldırlarda ağrı, sık kalp atışı, bacaklarda şişme, çocuk seslerine katlanamama, iştahsızlık, yorgunluğa karşın uyuyamamak B1 vitamini eksikliğine işaret edebilir. Rafine edilmiş unlu maddeler yendiği oranda bu vitamine gereksinim artar. Tütün, alkol, şeker B1 vitaminini yok eder. Aldığı karbonhidratlı besinlerden yararlanabilmesi için bedenin bu vitamine gereksinimi vardır. B1 vitamini;
    kuşkonmaz, lahana, havuç, kereviz, hindistancevizi, hindiba, greyfurt, limon, maydanoz, nar, turp, şalgam yaprağı, su teresi, bira mayası, çimlendirilmiş buğday, akdarı, soya fasulyesi, yulaf, mısır, muz ve kargo pirinçte bulunur.

    B2 VİTAMİNİ:

    Suda eriyen bu vitamini beden B1 vitaminine oranla daha kolay depo edebilir. Beden karbonhidratlı besinleri enerjiye çevirmek için B1 ve B2 vitaminlerini aynı zamanda kullanır. Gözlerde yanma ve kuruluk, dudaklarda çatlama, ayakaltlarında yanma, kulakta ve burunda pullanma, titreme, sersemlik, hareketlerde ağırlaşma, sindirim bozukluğu, saç dökülmesi, dilde ülserleşme B2 vitamini eksikliğinin belirtileridir. Hayvansal besinlerde, süt ve süt ürünlerinde, buğday başağında, yeşil sebzelerde, havuçta, enginarda, fındıkta, yerfıstığında ve mercimek gibi bitkisel besinlerde bol miktarda B2 vitamini bulunur. Işık bu vitamini kolaylıkla yok eder. Büyümenin fazla olduğu çocukluk döneminde ihtiyaç fazladır.

    B6 VİTAMİNİ:

    Suda eriyen vitamin olan B 6 vitamini vücutta depolanmaz. Karbonhidrat protein ve yağların enerjiye dönüşümünde rol oynar. Alyuvar ve akyuvar oluşumunda görev alır. Sağlıklı sinir sistemi için gereklidir. Hormonların yapımında yer alır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Hemoglobin üretiminde yer alırlar. Eksikliğinde bağışıklık sisteminin zayıflaması, kansızlık, bebeklerde havale görülmesi gibi sorunlara sebep olur. Muz, balık, yumurta, tavuk, süt, avakado, patates, yulaf, bezelye, havuç, hububatlar ve kuruyemiş B6 vitamini içeren besinler arasındadır.

    B12 VİTAMİNİ:

    B12 vitamini suda eriyen bir vitamindir, fakat diğer suda eriyen besinlerden farklı olarak karaciğerde, böbreklerde ve diğer vücut dokularında depolanır. Kobalt minerali içerir ve dolayısıyla kobalamin olarak da bilinir. Cobalamin alyuvarların oluşumunda folik asitle birlikte çalışır ve böylelikle kansızlığı önler. B12 vitamini kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Vücudda gerektiği kadar B12 yoksa makrositer anemi meydana gelir. Bu vitamin sağlıklı sinir sistemi muhafazası için gereklidir. Uzun sureli eksikliği, eğer tedavisiz kalırsa, geri dönülemez nörolojik hasarlara neden olabilir. İlaveten, vücut besinlerin emilimi ve uygun hazım için de bu vitamine ihtiyaç duyar. Aynı zamanda hafızayı ve konsantrasyonu da geliştirmeye yardım etmesi ve rahat bir uyku sağlaması da b12 vitamini faydaları arasındadır.

    B12 vitamin eksikliği ciddi zihinsel sorunlara yol açar. Kansızlık görülür. El ve ayaklarda uyuşmaya sebep olması da B12 vitamini eksikliği ile ortaya çıkabilecek bir sorundur. Karaciğer, böbrek, sığır eti, yumurta, süt, peynir ve balık b12 vitamini içeren besinler arasındadır. B12 vitamini bitkisel yiyeceklerde bulunmaz.

    NİKOTİNAMİT (NİASİN): Niasin su ve alkolde çözünen, asit, alkali, ısı ve ışığa dayanıklı bir vitamindir. B grubu vitaminlerinden biri olarak, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmalarında görevlidirler. insan vücudunda serbest bulunmaz. İnsan vücudunda ve barsaklarda triptofan, kinürenin ve 3-hidroksiantronulik asid üzerinden niasin ve niasinamid haline çevirilir. Niasin ve niasinamid, vücutta birbirine dönüşür. Bağlı şekilde insan dokularında ve özellikle bitkilerde bir hayli yaygındır. Diğer B vitaminleri gibi tahıl kabuklarında da boldur. Diyet, niasin ve triptofan açısından yetersiz olduğu zaman Pellegra Hastalığı görülür. Pellegra; deri, sindirim sistemi veya merkezi sinir sistemi semptomları ile karakterize edilmektedir. Derinin güneş gören yerlerinde simetrik lezyonlar oluşur. Bu lezyonlar daha sonra siyah renge dönüşür. Santral sinir sistemi semptomları olarak baş ağrısı, uykusuzluk, depresyon, baş dönmesi, hatırlama güçlüğü ortaya çıkar. Pellegra hastalığında; hastaya nikotinik asit verildiği zaman 24 saat içinde hızla düzelme olur.

    PENTOTANİK ASİT : Pantotenik Asit olarak da adlandırılan B5 vitamini hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarda bulunabildiğinden Yunanca ?heryer? anlamına gelen ?pantos? sözcüğünden kökenini almıştır Vücutta depolanmayan ve suda eriyen bir vitamindir mide bağırsak sisteminin normal çalışmasına yardımcı olur; kolesterol, D vitamini, kırmızı kan hücreleri ve antikorların üretimi için gereklidir
    Normal büyüme ve gelişmeyi destekler Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesine yardım eder Birçok vücut materyalinin sentezine yardımcı olur Böbrek üstü bezinin fonksiyonunu destekler, enerji metabolizmasında gereklidir Çeşitli böbrek üstü bezi hormonları, steroidler ve kortizonun oluşumunda hayati rol oynadığı için antistres vitamini olarak da tanımlanır Pantatonik asit yetersizliğinde kusma, kasılma karın ağrısı yorgunluk gibi belirtiler tespit edilmiştir. Dana eti, karaciğer, balık, tavuk, yumurta, peynir, fasulye, tüm tahıllar, hububatlar, karnabahar, bezelye, avakado, patates, mısır, kuru yemişler de bolca bulunur.

    BİOTİN: H vitamini ya da B7 vitamini olarak da bilinen biotin B grubu vitaminlerden biridir. Diğer B vitaminleri gibi karbonhidrat proteni ve yağların enerjiye dönüşümünde görev alır. Birçok enzimin yapısına girerek besinlerin vücuda faydalı olmasını sağlar. Hücre gelişimi için biotin gereklidir. Lenfosit üretimde rol oynar. Eksiliğinde iştahsızlık, bulantı anemi gibi sorunlara sebep olur. Süt, yumurta, balık, bira mayası, patates, soya, ceviz, fındık biotin içeren yiyecekler arasındadır.

    FOLİK ASİT: Vitamin B12 den farklı olarak, vücut büyük miktarlarda B9 vitamini (folikasit) depolamaz. Genellikle vücut rezervleri bir kaç ay için yeterlidir ve dolayısıyla vücut için daimi folik asit kaynağı yoksa eksiklik yaşamak çok kolaydır. Hafızada sorunlar, sinirlilik, depresif durumlar, halsizlik, kilo kaybı, fiziksel çalışmaya karşı dayanaksızlık folik asit eksikliğinde ortaya çıkabilecek belirtilerdir.

    Yetersiz beslenme ve emilim bozukluğu folik asit eksikliğine yol açan başlıca faktörlerdir. Hamilelikte Folik Asit : Hamile kadınlarda bu madde için artan bir talep vardır ve ceninin sağlıklı gelişimi için kritik önemdedir. Eksikliği spina bifida (ayrık omurga) gibi nöral tüp bozukluklarına yol açabilir.

    Yapılan araştırmalar folik asidin hamilelikte bebeğin santral sinir sistemi gelişimi üzerinde tahribata neden olan spina bifida adlı hastalığı önleyici etkisinin olduğunu göstermektedir.

    Spina bifida, Nöral Tüp Defekti olarak adlandırılan bir grup doğumsal anomalinin bir türüdür. Genellikle omurga kemiği ve bazı durumlarda da omuriliği etkiler. Folikasit eksikliği beyin gelişiminin olmamasına ve beyin dokusunun kafatasındaki açıklıktan dışarı çıkmasına yol açabilir.

    Ayrıca bu vitaminin eksikliği erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve plasentanın erken ayrılmasına da sebebiyet verebilir.

    Hamilelik öncesi folik asit kullanımı: Bebek sahibi olmayı planlıyorsanız folik asit kullanımına hamilelikten en az bir ay önce başlamalı ve hamileliğinizin ilk 12 haftasında devam etmelisiniz.

    Folik asit eksikliği kalp hastalığı riskini de arttırabilir. Homosistein seviyelerini düzenler ve dolayısıyla arterlerde plak birikimini azaltır. Yüksek kolesterol düzeylerinden şikâyetçi iseniz, doktorunuzdan, bu maddenin yüksek düzeyleri yüksek kolesterol ilave sorunları ile birlikte kalp sorunlarından şikâyet riskinizi katlayabileceğinden, kan homosistein düzeyinizi kontrol etmesini isteyin.

    Folik asit eksikliği makrositik anemiye neden olabilir. Bu hastalıkta, vücuttaki alyuvar hücreleri büyür ve hücrelerin sayısı düşer.

    B12 vitamini eksikliği de bu tip anemiye neden olabileceğinden, folik asit B12 vitamini ile takviye etmek önemlidir.

    Folik asit içeren yiyecekler: Koyu yeşil yapraklı sebzeler tüm tahıllar ve kuru baklagiller de folik asit bulunur.

    Ancak, ışık, ısı ve gıda işleme onu kolayca yok edebilir, dolayısıyla, azami yararı sağlayabilmek için sebze ve meyveleri taze olarak veya mümkün olduğu kadar az pişirilmiş şekilde tüketmek en iyisidir.

    Fasulye, fındık, ceviz, yumurta sarısı, portakal da folik asit bulunan gıdalar arasındadır.

    Besinlerin yanısıra folik asit tablet olarak da alınabilir.

    · Folik asit vitamini B vitaminleri ile özellikle B12 ve B6 vitaminleri ile birlikte alındığında daha etkili olur. Dolayısıyla bu vitaminlerin bileşimini içeren formülde bir takviye arayınız.

    · Takviyenin kalitesi daima üreticinin kalitesine bağlıdır; dolayısıyla, aynı bileşenleri içeren iki ürün eşit kalitede olmayabilir. Bileşenlerin maliyeti kullanılan folik asidin saflığına göre çok değişebilir ve birçok ürün sağlığınıza zararlı olabilecek katkı maddeleri içerir.

    MİNERALLER

    Mineraller, vücudun sağlıklı kalabilmesi için gerekli olan ve vücudumuzun kendi kendine oluşturamadığı inorganik maddelerdir. Minerallerin Görevleri vitaminler ile birlikte çalışarak vitaminlerin ve diğer besin maddelerinin etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Böylece, sağlıklı diş ve kemik yapısı, kalbin düzenli ve verimli çalışması, kas fonksiyonları, üreme sağlığı, hücre korunması ve gelişimi, sağlıklı dolaşım ve sinir sistemi, vücuttaki su dengesinin korunması gibi pek çok hayati fonksiyonda görev alırlar. Bu nedenle, insan vücudu için sağlıklı ve dengeli beslenmede vitamin ve minerallerin önemi büyüktür.

    Vücudun sağlıklı kalması için ihtiyaç duyduğu Mineral Çeşitleri 15'ten fazladır. Vücut, ihtiyaç duyduğu bu mineralleri yeterli miktarda karşılayamazsa yetersiz beslenme sonucu Mineral Eksikliği; aldığı mineralleri fazla miktarda kaybetmesi sonucu Mineral Kaybı oluşur. Mineral Eksikliği pek çok hayati fonksiyonun aksamasına ve ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Bu nedenle, mineral eksikliğinden korunmak için sağlıklı ve dengeli beslenmek ve yeterli sıvı almak gerekir. Minerallerin yeterli miktarda alınmasının yanında, alınan minerallerin de normalden fazla kaybedilmemesi gerekir. Mineral Kaybı vücudun ihtiyacı olan minerallerin çeşitli nedenlerle fazla miktarda vücuttan uzaklaştırılması sonucu Mineral Eksikliği oluşmasına neden olur. Mineral kaybının en önemli nedenlerinin başında gelen sigara ve alkolün dışında; ishal, terleme, idrar söktürücü ilaçlar vb. yollarla vücudun sıvı ve mineral kaybetmesidir. Mineral Kaybının önlenmesi için alkolden ve sigaradan uzak durulmalı ve dengeli beslenme ve yeterli sıvı alımına özen gösterilmelidir. Vücudun mineral ihtiyacı hamilelik ve emzirme döneminde, büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda ve sporcularda daha fazladır.

    KALSİYUM: İnsan vücudu açısından Kalsiyumun önemi, özellikle kemik oluşumu ve diş sağlığı açısından almış olduğu görevleri nedeniyle, çok fazladır. Bu nedenle insan vücudundaki kalsiyumun % 99?u kemiklerde ve dişlerde bulunur. Kalsiyumun, kas büyümesi ve kasların gerginliği, enerji üretimi, kanın pıhtılaşması, sinir iletimi ve kalbin düzenli çalışmasında önemli görevleri vardır. Gebelik ve doğumdan sonra süt yapımında da büyük rolü vardır. Ayrıca kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır.

    Kalsiyum Eksikliği: Kalsiyum eksikliğinde, başta kemiklerin ve dişlerin zayıflaması sonucu raşitizm, kemik erimesi ve diş çürümesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Saç ve tırnaklarda kırılmalar meydana gelebilir. Ayrıca, eklem ağrıları, kas krampları, egzama, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, sinirlilik, uykusuzluk ve depresyona neden olabilir. Gebelikte ve yeni doğan bebeklerde kalsiyum ihtiyacı daha fazladır. Bu nedenle, özellikle gebelikte ve bebeklerde kalsiyum ihtiyacını karşılamaya özen göstererek kalsiyum eksikliği sonucu oluşabilecek gelişim bozukluklarının önüne geçilmelidir. En çok Kalsiyum içeren besinler süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleridir. Ayrıca, lahana ve nane gibi yeşil sebzelerde, yumurta, incir, badem, fındık, fıstık, tereyağı, pekmez, keçiboynuzu ve balık gibi besin maddelerinde bol miktarda kalsiyum bulunur.

    FOSFOR: Fosfor, kalsiyumla birlikte kemiklerin oluşumunda, besin öğelerinin metabolizmasında görev alan enzimlerin yapısında bulunur ve hücre çalışması için gereklidir. Ayrıca fosfor vücut sıvılarının asit ortama dönüşümünü engeller, hücre içi ve dışı sıvıların dengede durmasını sağlar. Vücuttaki fosforun %90 kemikte ve dişlerde geri kalan %10 u ise vücut sıvılarında bulunur. Eksikliğinde kilo kaybı, kemiklerde ağrı, diş çürümesi, yorgunluk gibi belirtileri mevcuttur. Protein yönünden zengin besinlerin fosfor içerikleri de yüksektir. Süt ve türevleri, et ve türevleri, tavuk, balık, yumurta, tahıllar ve kuru baklagiller gibi.

    MAGNEZYUM: Magnezyum, sinir sisteminin aşırı duyarlılığını azaltarak sakinleşmeye yardımcı olduğu için ? Anti-stres Minerali ? olarak da bilinir. Enzimlerin harekete geçirilmesi ve kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol alır. C vitamini, sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor gibi vitamin ve minerallerin daha etkili kullanılması için de gereklidir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendirir. Sinir sistemi sağlığı, vücut ısısının dengede tutulması gibi pek çok fonksiyonda görev alan magnezyum, kemik ve diş gelişimi ve sağlığı açısından da gereklidir. Astım ve alerjik nezleyi hafiflemesi de Magnezyumun Faydaları arasındadır. Adet dönemi öncesi magnezyum takviyesi adet sancılarını azaltır. Gebelikte görülen kramplara karşı koruyucudur. Magnezyum eksikliği kalp, böbrek, beyin ve karaciğer fonksiyonlarında aksaklıklara yol açarak halsizlik, iştahsızlık, huzursuzluk ve uyku bozukluları, dalgınlık, hafıza zayıflığı, öğrenme güçlüğü, böbrek yetmezliği, kalp çarpıntısı, kramp gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bebeklerde havale tehlikesini arttırır. Stres, gebelik ve emzirme gibi durumlarda vücudun günlük magnezyum ihtiyacı artar. Balık ve tavuk eti, peynir, yumurta, tam unlu ekmek, yerfıstığı, patates ve portakal bol miktarda magnezyum içeren besin maddeleridir.

    ÇİNKO: Vücuttaki pek çok fonksiyonda görev alır. Protein sentezi, büyüme ve cinsel gelişimin yanı sıra bilhassa bağışıklık sistemi için gereklidir. Vücudun kendi kendini iyileştirmesi ve yenilemesi gereken durumlarda ve zihinsel fonksiyonlarda önemli roller üstlenir. Cildin ve kasların erken yaşlanmasını önler. Hücre yenilenmesini destekleyerek cildi güzelleştirir, tırnakları güçlendirir ve saç dökülmesini önler. Çinko eksikliğinde, bağışıklık sistemi zayıflar; halsizlik, yaraların geç iyileşmesi, saçlarda zayıflama ve dökülme gibi belirtiler görülür. Ayrıca, gelişme geriliği, iştahsızlık, öğrenme ve dikkat eksikliği görülebilir. Çinko Eksikliği bunların dışında, çocuklarda cinsel gelişim geriliğine ve yetişkinlerde ise sperm sayısı azlığına neden olmaktadır. Tırnaklardaki beyazlama çinko eksikliğinin belirtileri arasındadır. Yemeklerin yanlış pişirilmesi sonucu besin değerlerini kaybetmesi,alkol ve stres çinko eksikliğine neden olan başlıca faktörlerdir. Et, deniz ürünleri, baklagiller, tahıllar, yumurta, fındık, süt ve süt ürünleri ile lifli besinler bol miktarda Çinko içeren besin maddeleridir.

    İYOT: İyot Mineralinin büyük bir kısmı Tiroid bezinde bulunur ve Tiroid bezinin fonksiyonlarını düzenler. İyot, tiroid bezinin etkilediği zihinsel fonksiyonlar, normal büyüme ve gelişme, enerji kullanımı ve kilo kontrolü, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışması gibi başlıca fonksiyonlarda önemli görevler alır. Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu vücutta iyot yetersizliği oluşması durumunda önemli sağlık sorunları meydana gelir. İyot Eksikliği, tiroit bezinin fonksiyonlarını yerine getirmesine engel olarak başta guatr olmak üzere, zekâ geriliği, gelişim bozukluğu, kısırlık gibi şikâyetlerin oluşmasına neden olur. Süt, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler ve deniz ürünleri bol miktarda iyot içeren besinler arasındadır. İçme suyu önemli bir iyot kaynağı olmakla birlikte, özellikle iyot miktarı yetersiz içme sularının kullanımı iyot eksikliği oluşmasına neden olabildiği için iyotlu tuzlar kullanılarak iyot eksikliğinin giderilmesi amaçlanır.

    DEMİR: İnsan vücudu için önemi ve faydaları açısından vazgeçilmez bir mineraldir. B vitaminlerinin kullanımı, bakır ve kalsiyum emilimi, kanda oksijeni taşıyan kırmızı kan hücrelerinin ve çeşitli enzimlerin üretimi için gereklidir. Demir minerali, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. Vücut direncini arttıran demir yorgunluğa karşı etkilidir. Demir minerali vücudun büyümesine de yardım eder. Bu nedenle, özellikle gelişme çağındaki çocuklar için vücut ve beyin gelişimi açısından çok önemlidir.

    Demir yetersizliğinde bebek ve çocuklarda zeka gelişimi ve koordinasyon bozulur, dikkat ve algılama azalır, büyümede gerilik görülür, enfeksiyona duyarlılık artar, tırnak, deri ve mukoza değişiklikleri ortaya çıkar. Gebelerde düşük ve bebek ölümleri oranı, düşük ağırlıklı bebek dünyaya getirme ve enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Özellikle 0-2 yaş arasındaki bebeklerin süt tüketiminin fazla olması ve ek gıdalara başlama döneminde demirden zengin gıdalar tüketilmemesi demir yetmezliğine neden olmaktadır.

    Kuru kayısı ve kuru üzüm gibi kurutulmuş meyveler, kırmızı et ve karaciğer, pekmez, tahıllar, yumurta, lahana, fasulye, pancar, patates, fındık, badem, şeftali, armut, hurma, kabak ve balık bol miktarda demir içeren besin maddeleridir. Hayvansal ve bitkisel kaynaklı normal bir beslenme ile alınan demirin %10?u emilebilmektedir. Hayvansal besinlerin sınırlı tüketiminde diyette C vitamini diğer besinlerle beraber alınmalıdır. Et ve benzeri yiyeceklerin satın alınamadığı zaman yumurta, kurubaklagiller, kuru meyveler, pekmez, tahin ve yeşil sebzeler daha çok diyette yer almalıdır. Posa miktarı yüksek olan besinlerin fazla miktarda tüketimi demirin vücuttan atılmasını hızlandırdığı için posayla birlikte C vitamini alımı posanın etkisini azaltmaktadır. 0-4 ay bebeklerin günlük demir gereksinimi 5 mg?dır. Sadece anne sütü ile karşılanabilir. 5-12 ay arasındaki bebeklerin günlük demir gereksinimi 10 mg?dır ve ek besin takviyesi yapılması gerekmektedir.



  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Vitaminlerin ve Minerallerin İnsan Vücudu İçin Önemi


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Minerallerin İnsan Vücudu İçin Önemi
    By MaqiwoL in forum Biyoloji
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.02.13, 22:44
  2. Su Minerallerin İnsan Vücudu İçin Önemi
    By MaqiwoL in forum İlköğretim & Lise
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.12.12, 17:43
  3. Minerallerin İnsan Vücudu İçin Önemi
    By mavi_su in forum Sağlık
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.06.12, 00:49

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.