Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
Sayfa 4/6 İlkİlk ... 23456 SonSon
26 sonuçtan 16 ile 20 arası

Konu: Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçilerimiz

  1. #16
    LaDy

    Standart Cevap: Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçilerimiz

    Harzemli başta "Cebir Kitabı" olmak üzere, yapıtlarının Avrupa'da yapılan

    çevirileri, o zamana kadar hiç bilinmeyen bir bilimi ve bu bilimle yeni bir dünya

    görüşü getirmesi ile önem taşır..

    Görüldüğü gibi Harzemli yapıtlarının İspanya, İtalya, İngiltere, Almanya,

    Fransa'da çeşitli bilim çevrelerinde çok yönlü ele alınıp incelenme süreci her

    hangi bir konuda yenilik getiren yapıtların incelenmesinden ayrıcalık taşıyan

    boyutlardadır. Bu ülkelerde özellikle öğretmenler Aristo felsefesini Yunan ve

    Mezepotamya Aritmetiğini öğrenme olanağını bulmuştu. Problem çözmede

    yeterli olamayan bu bilgilerden başkalarını ararken, ele geçirdikleri İslam

    matematikçileri kaynakları kurtarıcı olmuş, bu kaynaklar bir çokları tarafından

    kendi dillerine çevrilerek öğreti kaynağı olmuştur. İşte batı kaynaklarında

    Harzemli için yazılanlardan bir kaç örnek:

    F. Cakori (1895) "Matematik konusunda en güvenilir bilim adamı İbn Musa Al-

    Khwarizmi'dir" K.Vogel(1963) "Matematiğin gelişmesinde kilometre taşı olan ve

    ilk kez Hint sayıları ve onlarla işlemleri geliştirip tanıtan Mohammed İbn
    Musa'dır",

    C.B Boyar (1968) Al-Memun'un Bağdad' da kurduğu "bilim Evi" üyeleri arasında

    Al-Khwarizmi isimli bir matematikçi vardı ki, adı sonradan Euclides gibi batı

    Avrupada ağızdan ağıza dolaşan bir sözcük oldu",

    H. Evens(1969) "Cebir ve Hint sayıları üzerine kitapları 12. Yüzyılda Latince'ye

    çevrilmiş ve konuları tüm Avrupa'yı etkilemiştir",

    E.T. Bell(1954) " Cebri 19. Yüzyılda bugünkü yapısına götüren yolda, en önde

    gelen dönem, ünlü yorumcu ve üstün değerde denebilecek bir anlatım sanatı

    gelişimini yaratan Al-Khowarizmi dönemidir. Ona büyük matematikçi adı

    verilmekle beraber, eğer tüm çalışmaları birlikte değerlendirilirse, ona çağının

    en büyük matematikçisi denecektir."

    Avrupa 16. Yüzyıldan sonra matematik alanında iz bırakan matematikçiler

    yetiştirmiştir ise de bunlardan pek çoğu, İslam matematikçilerinin

    kaynaklarından yeter bilgileri alarak kendilerini geliştikleri bir gerçektir.

    Bunların en önde geleni ve en etkili olanı "cebrin babası" sayılan Harzemli' dir.

    Söyleyebiliriz ki; yarattığı cebirsel çözümleme ve çözüm algoritması yöntemleri

    bir bitki üremesi için çekirdek ya da tohum ne ise, Harzemli yapıtları tüm

    dünyaya bazen tohum bazen de fidan görevi yapmıştır.

    --------------------------------------------------------------------------

    1) Harzemli: Asıl adı, Musa oğlu Muhammed olan,

    Harzem kentinde doğmuş olması ndeni ile Arapça Harzem Kentinden olan

    anlamına AL_HAREZMİ ve Türkçe deyişle HARZEMLİ ve Batıda Al-Khowaizmi

    adı anılan, Orta çağin ünlü Türk Matematikçisi.

    2) Harzemli'nin eserlerini verdiği "Bağdat Okulu"

    ortamında konuşma, eğitim ve bilim dili Arapça olması nedeni ile yapıtlarını

    Arapça yazmıştır. Nasıl ki Batı bilim hatta eğitim dili olarak uzun yıllar Latince'yi

    kullandı ise, İslam dünyası da Arapça'yı aynı amaçta kullanmıştır. Bu nedenle,

    Ortadoğuya egemen olan ülkelerde çok çeşitli kültür ve kökenden gelen bilim

    adamları hep Arap olarak tanıtilmışlardır. Bu çerçeve içinde, Batının

    Harzemli'den Arap matematikçisi tanımından başka bir nitelği ile tanımlaması

    beklenmez. Gerçekte de Arapça'nın önde geldiği İslam kültürü içinde yaşamış

    ve yapıt üretmiş tüm bilim ve sanat adamına "Arap" denmiştir. Halbuki,

    Arap sözcüğü Ortadoğuda yaşayan 10 dan çok ayrı kökenli halka kısaca

    verilen ortak bir isimdir. Harzemli Batı Türkmenistanlıdır.

    --------------------------------------------------------------------------


    Kısa, Yararlanılan Kaynaklar Listesi:

    1- Rosen F. , (1831) Algebra of Muhammad Ben Musa, Londra, Oriental

    Translations Fund.

    2- Karpinski L.C., (1915) Robert Chester's Latin Translation of The Algebra of

    Al-Khowarizmi

    3- Hooper A., (1948) Maykers of Mathemetics, NY. Dower Pub.

    4- Dilgan H., (1957) Muhammed İbni Musa El_Harezmi, İTÜ, yayınları

    5- Evens H.,(1969) An Introduction to History of Mathematics, NY., Holt

    Rinerhart and Wiston Inc.

    6- Said H.M.,(1983) Peronalities Nobles Scientists and Thinkers of Muslim Era,

    Karachi, Hardard Foundation

    7- Hoyrop J.,(1985) Algeraic Traditions Behind İbn Türk and Al-

    Khowarizmi,Roskilde, Roskilde Universitet

    8- Saidan A.S.,(1985) The Algbra and Arithmetic of Mohammad İbn Musa,

    Ankara, Atatürk Kültüt.Merkezi

    9- Ayyubi.N.K.,(1885) Contribution of Khwarizmi to Mathematics and

    Geography, Ataürk Kültür Merkezi

    10- Hughes B.B.,(1989) Chester's Latin Translation of Al-Khwarizmi's Al-Jabr,

    Stutgrt, Franz Steiner Verlag

    11- Sayılı, A.at all, (1989) Al-Khwarazmi's Algebra, Pakistan Hijra Council,

    İslamabad

    12- Kılan N.K.,( 1990) Bilgisayar Programlamasının Kökeni, TBD 8. Ulusal Bilişim

    Kurultayı, Bildiri, Ankara

    13- Kılan N.K.,(1992) Contribution of Al-Khowarizmi to Computer Science, 5th

    Kharazmi Science Festival

    14- Kılan N.K.,(1996) Cebrin Babasi Harezmi, Populer Bilim Dergisi, Sayı 30,
    Ankara

    15- Kılan N.K.,(1997) Sayılar ? kim Geliştirdi ? Kim Tanıttı, Popüler Bilim Dergisi,

    sayı 43, Ankara

    16- Kılan N.K.,(1999) Bilime İki temel Kuram Veren Türk Kökenli Matematikçi,



  2. #17
    LaDy

    Standart Ünlü Türk Matematikçi (NAZIM TERZİOĞLU)

    Ünlü Türk Matematikçi (NAZIM TERZİOĞLU)

    Nazım Terzioğlu (Kayseri, 1328/1912 - Silivri, 20 Eylül 1976) ilk öğrenimini, doğum yeri olan Kayseri'de yapmış, İstanbul'da başladığı orta öğrenimine İzmir'de devam ederek 1930'da İzmir Lisesi'nden mezun olmuştur. Ord. Prof. Dr. Cahit Arf ve Prof. Dr. Tevfik Oktay Kabakçıoğlu (1910-1971) gibi değerli matematik bilginlerinin de mezun olduğu İzmir Lisesi, o sıralarda Türkiye'nin en iyi matematik öğretmenlerine sahipti. O yıllarda Atatürk'ün isteği ile başarılı gençler yüksek öğrenim için devlet tarafından yurtdışına gönderiliyordu. Terzioğlu da bu amaçla düzenlenen sınavı kazanarak, Milli Eğitim Bakanlığı adına matematik öğrenimini görmek üzere Almanya'ya gitmiştir. Göttingen ve Münih üniversitelerinde yüksek öğrenimini bitirmiş ve doktorasını dönemin ünlü matematikçisi Prof. Dr. Constantin Caratheodory'nin (1873-1950) danışmanlığında yapmıştır. Constantin Caratheodory; Edirne, İstanbul ve İzmir'de yaşamış bir Rum ailesine mensuptu. Kendisiyle aynı adı taşıyan dedesi Constantin Caratheodory (1802-1879), II.Mahmud'un özel hekimi, saray hekimi ve 1827 yılında açılan ilk modern tıp okulumuz Tophâne-i Amire'nin de cerrahi hocasıydı. Onun oğlu, matematikçi Caratheodory'nin babası Stephan Caratheodory (1836-1907) ise hukukçuydu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Brüksel maslahatgüzarıydı.

    Almanya'daki öğrenimini bitirdikten sonra yurda dönen Terzioğlu, İÜ Fen Fakültesi Matematik Enstitüsü'nde Riyazi Mihanik ve Yüksek Hendese asistanı olarak göreve başlamıştır (1937). 1942'de doçent olmuş ve ertesi sene naklen, yeni kurulan Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Enstitüsü Profesörlüğüne atanmıştır (1943). Bu fakültede iki yıl çalıştıktan sonra, profesör olarak İÜ'deki görevine dönmüştür (1944). 1950-1952 yıllarında Fen Fakültesi Dekanlığı yapmıştır. Terzioğlu, bu yıllarda ülkemizin büyük eksikliğini duyduğu bazı bilimsel kurumların kuruluşunu gerçekleştirmiştir. Bunlar, İÜ Jeofizik Enstitüsü, İstanbul Baltalimanı'nda Hidrobiyoloji Enstitüsü ve Uludağ'da Prof. Dr. Adnan Sokullu ve Prof. Dr. Sait Akpınar ile birlikte kurduğu Kozmik Şua En-stitüsü'dür. Fen Fakültesi Dekanlığı'nın ardından aynı fakültede Matematik Enstitüsü Analiz Kürsüsü Başkanlığı'na getirilmiştir (1953).

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÛ)'nin kuruluşunda büyük emeği geçen Terzioğlu, 1965-1967 yıllarında, İU'ndeki görevini korumakla birlikte, önce vekaleten, sonra da asaleten bu üniversitenin kurucu rektörlüğünü yapmıştır. KTÜ'nde, Türkiye'nin ilk Temel Bilimler Fakültesi'ni kurma şerefi O'nundur. 1967'de İÜ Fen Fakültesindeki görevine dönen Terzioğlu, 1969 ve 1971 yıllarında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne seçilmiş ve bu görevini iki dönem sürdürmüştür (28 Ekim 1969 - 28 Ekim 1971 ve 28 Ekim 1971 - 31 Mayıs 1974). Rektörlüğünün ilk yıllarında, Şehzade Camii manzumesine ait tarihi imaret binasını Vakıflar'dan tahsisen alarak restore ettirmiş ve buraya son sistem bir matbaa yerleştirerek, 6 Ağustos 1971'de Fen Fakültesi Matematik Araştırma Enstitüsü adıyla hizmete sokmuştur. Bu enstitüde yabancı ülkelerden bağış ve satın alma yoluyla sağladığı 2.000 ciltlik bir matematik kütüphanesi de kurmuştur. Ölümünden sonra, Fen Fakültesi'nin teklifi üzerine, "Nazım Terzioğlu Matematik Araştırma Enstitüsü" adını alan enstitü günümüzde de çalışmalarını sürdürmektedir.

    Silivri Belediyesi ile yaptığı görüşmeler sonucunda, Silivri'de 35 dönümlük bir arazinin İstanbul Universitesi'ne bağışlanmasını temin eden Terzioğlu, bu arazinin bir bölümünde Fen Fakültesi Matematik Araştırma Enstitüsü'ne bağlı 18 çalışma odası, 3 büyük konferans salonu, kütüphane ile yurtdışından gelecek bilimadamlarını ağırlamak üzere bir de misafirhane yaptırmıştır. Terzioğlu, lisans üstü öğretime çok önem verir ve yetenekli gençlerin özel olarak yetiştirilmesi gerektiğine inanırdı. Bu ortamı sağlamak için, 3 Eylül 1973 tarihinde hizmete giren Silivri tesislerinde; kongre, seminer, kollokyum, yaz kursları, geliştirme kursları düzenleyerek yabancı bilimadamlarını davet etmiş ve bu suretle genç kuşakların yetişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Terzioğlu'nun Silivri tesislerinde düzenlediği bilimsel toplantılar şunlardır:

    10-14 Şubat 1973: "I. Yurtiçi Matematikçiler Toplantısı";

    9-14 Temmuz 1973: "Uluslararası Sonlu Grupların Gösteriliş Teorisi Yaz Semineri" ile ilgili hazırlık kursu.;

    15-28 Temmuz 1973: "Uluslararası Sonlu Grupların Gösteriliş Teorisi Yaz Semineri";

    20 Ağustos - 9 Eylül 1973: "Uluslararası Fonksiyonel Analiz Simpozyumu";

    8-21 Eylül 1975: "Uluslararası Cebrik Sayılar Teorisi Simpozyumu" ile ilgili hazırlık kursu.;

    22-27 Eylül 1975: "Uluslararası Cebrik Sayılar Teorisi Simpozyumu";

    23-26 Nisan 1976: "II. Yurtiçi Matematikçiler Toplantısı";

    Ağustos 1976: "Ultrases Kongresi" (Fizikçilerle ortak);

    5-11 Eylül 1976: "Uluslararası Fonksiyonel Analiz Kongresi";

    20-25 Eylül 1976: "Uluslararası Rolf Nevanlinna Simpozyumu".

    Terzioğlu'nun hocası olan Finlandiyalı Prof. Dr. Rolf Nevanlinna için düzenlenen bu simpozyumun açılış günü sabahı Terzioğîu bir kalp krizi geçirerek vefat etmiş, buna rağmen programda bazı değişiklikler yapılarak simpozyum tamamlanmıştır. Terzioğlu'nun 22 Eylül'de yapılan cenaze törenine konuk matematikçiler de katılmış ve simpozyum 23 Eylül'de başlamıştır. Terzioğlu bu simpozyumun onur konuğu seçilmiş, Prof. Dr. Rolf Nevanlinna'ya istanbul Üniversitesi tarafından "doctoris honoris causa" unvanı tevcih edilmiştir.

    1970'li yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı, ortaöğretimde modem matematik okutulmasını kararlaştırmıştı. Fakat mevcut öğretmenler, modern matematik bilgilerine sahip değildi. Terzioğlu, Silivri tesislerinde Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak kurslar düzenleyerek matematik öğretmenlerinin modem matematiği öğrenmesini sağlamış ve bu sayede okullarda öğretime geçilebilmiştir.

    Silivri'deki arazinin arta kalan bölümünde, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne bağlı "Silivri Toplum Sağlığı Enstitüsü" kurulmuştur. Günümüzde bu tesisler, "İstanbul Üniversitesi Toplum Hekimliği Uygulama ve Araştırma Merkezi" adını taşımaktadır. Burada, ayrıca Sağlık Bakanlığı ile ortak faaliyet gösteren "Silivri, Çatalca, Büyükçekmece

    Sağlık Grup Başkanlığı Ünitesi" de yer almaktadır. Buraya bağlı sağlık ocaklarında, tıp öğrencileri kırsal hekimlik stajı yapmakta ve yöre halkına da sağlık hizmeti götürülmektedir. Matematik Araştırma Enstitüsü'nün Silivri'deki binalarında bugün İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsü'ne bağlı, "Prof. Dr. Nazım Terzioğlu Üniversite Sonrası Araştırma ve Uygulama Merkezi", kısa adıyla "UNİSAM" faaliyetini sürdürmektedir. Burada yılda 4 kez yöneticilik ve işletme idaresi programı uygulanmakta ve firmaların orta kademe yöneticilerine hitab eden kısa süreli uzmanlık seminerleri yapılmaktadır. Ayrıca Sorbonne Üniversitesi Matematik Bölümü ve New York'taki New School, 2 senede bir, 3-4hafta süren uluslararası matematik seminerleri düzenlemektedir.

    Nazım Terzioğlu'nun rektörlüğü dönemindeki hizmetlerinden biri de Enez'de Dragonya adı verilen yörede, İstanbul Üniversitesi için, 100 dönümlük bir arazi temin etmesi olmuştur. Burada su ve güneşin insan sağlığı üzerindeki etkilerini incelemek üzere, İstanbul Üniversitesi Mediko-Sosyal Hidro-Helyo Terapi Araştırma Merkezi'nin kurulmasına önayak olmuş ve bugün kullanılmakta olan, İstanbul Üniversitesi Enez Sosyal Tesisleri'nin büyük bir kısmının yapımını gerçekleştirmiştir.

    1924'de Atatürk'ün emriyle kurulan İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, eski Medresetü'l-Kuzât binasına yerleştirilmişti. Buraya Yıldız Sarayı'ndan, çok değerli elyazma ve basma eserler, fotoğraf albümleri ile belgeler getirilmişti. Zamanla biriken yeni yayınlar da eklenince bu bina kitapları taşıyamaz bir duruma gelmiş ve çökme tehlikesi başgöstermişti. Bunun üzerine yeni bir kütüphane binası yapmak için teşebbüse geçilmiş ve 1961-1962 yıllarında, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'nin arsası temin edilmişti. İstanbul Belediyesi ile çıkan bir uyuşmazlık nedeniyle inşaatına bir türlü başlanamamıştı. Terzioğlu'nun bürokratik engelleri aşması sonucunda, 14 Ekim 1970'te temeli atılan İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'ne, yeni kitap ve dergiler taşınmış, elyazma eserler ile belgeler ise müze haline getirilen eski binada bırakılmıştır.

    İstanbul Üniversitesi'nin Avcılar Kampüsü'nün inşaatı da Terzioğlu'nun rektörlüğü sırasında başlamıştır. 25.8.1972'de zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından temeli atılan kampüste, bugün, kuruluşunda Terzioğlu'nun büyük emeği bulunan Veteriner Fakültesi ile İşletme ve Mühendislik Fakülteleri, Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu öğretimlerini sürdürmektedir.

    Matematik biliminin yurdumuzda gelişmesi yolunda büyük çabalar sarf eden Terzioğlu, matematiği, hevesli ve yetenekli öğrenci kitlelerine yaymak gerektiğini düşünüyordu. Bu amaçla ilk kez, Türkiye çapında, lise öğrencilerine yönelik bir matematik yarışması organize etmiştir (1961). Kurucu üyelerinden olduğu ve 20 yıl başkanlığını yaptığı (1956-1976) Türk Sırfî ve Tatbikî Matematik Derneği'nde, meslekdaşları ile birlikte lise öğrencileri için, 1963-1969 yılları arasında, 34 matematik kitabının yayınlanmasını sağlamıştır. Daha sonra, Türk Matematik Derneği adını alan bu kuruluş Terzioğlu'nun gayretleriyle, matematiğin gençlere sevdirilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Terzioğlu ayrıca, 1972 yılında Fen Fakültesi Matematik Bölümü'nde, bir Nümerik ve Hesap Makineleri Kürsüsü kurmuştur. Başkanlığını yürüttüğü bu kürsü vefatından sonra lağvedilmiştir.

    Nazım Terzioğlu, 1 Mart 1942 tarihinde Zeynep Hanım Konağı ile birlikte yanmış olan İstanbul Darülfünunu Fen Şubesi Matematik Kütüphanesi'ni .kurmak için büyük çabalar harcamış, NATO ve çeşitli ülkelerden sağladığı bağışlarla Fen Fakültesi Matematik Kütüphanesi'ni zenginleştirmiştir.

    Matematik kültürümüze ve bilim tarihine yaptığı katkılardan biri de direktörlüğünü yaptığı Matematik Araştırmaları Enstitüsü'nde bir program dahilinde matematiğe ait İslâm literatürünü taratmak ve antik matematikte kalan koniklere ait bilgileri değerlendirerek bilim dünyasına sunmak olmuştur. Bu çalışmalar sonunda, Arapça iki eski matematik metninin tıpkıbasımını yayınlamıştır. İlki, Pergeli Apollonios'un (MÖ 262-190) koniklere dair, Conica adlı eserinin, Benî Mûsâ b. Şâkir (ö.873) tarafından Mecmuâtü'r-risâil adı ile yapılan Arapça çevirisinin önsözüdür. Das Vorwort des Astronomen Banî Mûsâ b. Şâkir adı ile basılan bu önsöz, Pergeli Apollonios'un Conica adlı eserinin İslam dünyasına geçişini canlı bir şekilde anlatmaktadır. Bundan sonra, Îbnü'l-Heysem'in (965-1039) Apollonios'un Conica adlı eserinin konikler hakkındaki kayıp 8. kitabının başka kaynaklardan yararlanarak yeniden yazmış olduğu nüshasının tıpkıbasımını yayınlamıştır. Das Achte Buch zu den Conica des Apollonios von Perge adını taşıyan bu kitabın giriş bölümünde özetle şu bilgiler verilmektedir:

    "Antik matematikte koniklere karşı ilgi Menaichmos (MÖ IV. yy) ile başlar ve Pergeli Apollonios ile zirveye ulaşır. Apollonios kendinden önceki bilgileri işlemek ve kendi buluşlarını da katmak sureti ile Conica adlı ünlü eserini yazmıştır. Sekiz kitaptan oluşan bu eserin ilk 7 kitabı bilinmekte olup 8. kitabı kayıptır. Bu alanda çalışan İslâm ve Batı matematikçileri 8. kitabın yeniden inşasına (rekonstruksiyon) çalışmışlardır. Bunların en başarılısı Edmund Halley'in (1656-1742) Apollonii Per-gaei conicorum (Oxoniae, 1710) adlı eseridir. îbn el-Heysem'in yeniden inşa ettiği, Conica'yı tamamlayan 8. kitabı, Manisa Kütüphanesi No. 1796'da kayıtlı olan Mecmu'âtü'r-risâil'de 4. makale olarak yer alan Makâlâtü'l-Hasan b.el-Hasan b.el Heysem fî el-kitâbü'l-mahrûtât adını taşımaktadır. îbn el-Heysem'in bu çalışmayı Hallcy'den yaklaşık olarak 700 sene önce yapmış olması ilginçtir."

    Terzioğlu, bu program çerçevesinde, İbnü'l-Heysem'in 415 / 1024 tarihinde kendinden önce yapılmış çevirileri de inceleyerek Arapça'ya çevirdiği, Conica'nm ilk 7 kitabını yayına hazırlıyordu. Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya, No.2762'de bulunan yazmanın tıpkıbasımı bittiği sırada Terzioğlu vefat etmişti. Kitabın başına koymak istediği koniklerin tarihine dair bölüm yarım kaldığı için baskıdan çıkarılmış ve basımı Kitâb al-Mahrûtât Das Buch der Kegelschnitte des Apollonios von Perge adıyla Matematik Araştırma Enstitüsü tarafından tamamlanmıştır. Yazmanın tavsifi ve mukaddimesinin mealen çevirisinin verildiği Türkçe ve Almanca bir bölüm ihtiva etmektedir.

    Terzioğlu'nun Türk bilim tarihine yaptığı en önemli hizmetlerden biri de Türk Matematik Derneği Başkanı olduğu yıllarda Salih Zeki Bey'in (1863-1921) Asâr-ı Bakiye (C. I-II, İstanbul, 1329/1913) adlı eserinin basılı ilk iki cildi ile elyazması 3. cildini (Yazma nüshaları için bkz. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi TY. 903, 904, 905) Latin harflerine çevirterek genç kuşakların istifadesine sunmayı düşünmüş olmasıdır. Fen Fakültesi'nde dekanlık yapmış olan Prof. Dr. Hüsnü Hamit Sayman tarafından çevrilen ve matematik tarihimize ışık tutacak olan Asâr-ı Bâkiye'nin yayın hakkı Türk Matematik Derneği'ne aittir. Hâlâ basılmamış olması bilim tarihimiz açısından büyük bir kayıptır.

    II. Dünya Savaşı öncesi kurulmuş olan Balkan Matematikçiler Uni-onu'nun (Union Balkanique des Mathematiciens) canlanmasında önemli payı olan Terzioğlu, iki dönem bu kuruluşun başkanlığını yapmıştır (1966-1971). Ayrıca bu birliğin, 29 Ağustos 1972 tarihinde İstanbul'da düzenlediği, IV. Balkan Matematikçileri Kongresi'nin de başkanlığına getirilmiştir. Diğer uluslararası faaliyetleri arasında Türkiye'yi uluslararası Matematik Birliği'ne (International Mathematical Union) üye yapması da unutulamayacak bir hizmettir.

    Nazım Terzioğlu, öğrenci olaylarının yoğunlaştığı 1970 yılında, Hamdullah Suphi Tanriöver'in varislerinden, Horhor'daki Abdüllatif Suphi Paşa Konağı'nın satın alınmasını gerçekleştirmiştir. Rektörlük, rektörlüğe bağlı kuruluşlar ve büroların taşındığı konak, 1983 yılında, İstanbul Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı'na tahsis edilmiştir. Terzioğlu'nun ölümünün 10. yılında, 19 Aralık 1986 tarihinde yapılan bir törenle, bu binanın bir salonuna, "Prof. Dr. Nazım Terzioğlu Kütüphanesi" adı verilmiştir. Bu satırların yazarı bu odada oturmaktan kıvanç duymaktadır.

    1973 yılında Hahnemann Medical Society of America üyeliğine seçilen Terzioğlu, 1974'te Türk-alman ilişkilerinin gelişmesindeki gayret ve çalışmaları nedeniyle Alman Cumhurbaşkanı tarafından Federal Alman Cumhuriyeti'nin Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Ayrıca, Prag Üniversitesi ile Finlandiya- Jyvackylan Üniversitesi'nce verilmiş iki madalyası vardır.

    Prof. Dr. Nazım Terzioğlu'nun anısına düzenlenen, III. Yurtiçi Matematikçiler Toplantısı'nda, 26 Mayıs 1977 günü yapılan bir törenle, Silivri'deki tesislerin bahçesine bir büstü dikilmiştir.

    Nazım Terzioğlu, yurdumuzda matematiğin gelişmesine yaptığı katkılar nedeniyle, 2 Aralık 1982 tarihinde TÜBİTAK Hizmet Ödülü'ne layık görülmüştür.

    Ailesi, hayatı boyunca Türkiye'de matematiğin gelişmesi, araştırma ortam ve potansiyelinin yaratılması için çaba göstermiş olan Terzioğlu'nun adına bir Matematik Araştırma Ödülü ihdas etmiştir. Bu ödül ilk kez ölümünün 5. yılında, 20 Eylül 1981 tarihinde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde düzenlenen bir törenle üç genç matematikçiye verilmiştir. 1982 yılı ödülü ise, Terzioğlu'nun kurucu rektör olarak görev yaptığı Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde, 14-24 Eylül 1982 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Matematik Simpozyumu'nun açılış töreninde genç bir matematikçiye verilmiştir.

    Kendi alanında yayınlanmış pek çok makalesi bulunan Terzioğlu'nun kitapları şunlardır:

    Über Finslersche Raeume (Münih 1936). Doktora Tezi.
    Fonksiyonlar Teorisine Başlangıç. Fonksiyonlar Teorisi. 2 Cilt. (Konrad Knopp'dan çeviri, İstanbul 1938-1939).
    Finsler Uzayında Gauss-Bonnet Teoremi. İstanbul 1948.
    Lise Fen Kolu İçin Modern Geometri: Konikler (Ahmet Nazmi İlker ile, İstanbul 1960).
    Liseler İçin Cebir Temrinleri (P. Aubert ve G. Papelier'den çeviri, İstanbul 1960).
    Diferansiyel ve integral Hesap (Edmund Landau'dan çeviri, İstanbul 1961).
    Lise Fen Kolu İçin Modern Geometri. Fasikül I-Kesenler; Fasikül II-Harmonik Bölme, Harmonik Demet, Daireye Göre Kuvvet vs.; Fasikül III-Daireye Göre Kutup ve Kutup Doğrusu (G. Papelier'den çeviri, İstanbul 1968). -Analiz Problemleri (İstanbul 1973).
    Das Vorwort des Astronomen Banî Musa b. Şâkir zu den Conica des Apollonios von Perge (İstanbul 1974).
    Das achte Buch zu den Conica des Apollonios von Perge re-konstruiert von Ibn al-Haysam (İstanbul 1974).
    Kitâb al-Mahrûtât Das Buch der Kegelschnitte des Apollonios von Perge (İstanbul 1981).

    Çalışma arkadaşı Prof. Dr. Suzan Kahramaner'in şu sözleri Terzioğlu'nun kişiliğini açık bir şekilde gözler önüne sermektedir:
    "Prof. Nazım Terzioğlu yetenekli ve ileri görüşlü yöneticiliği yanında her şeyden önce bir bilim adamı ve esaslı bir hoca niteliklerini taşıyordu. Herkese ve özellikle öğrencilerine karşı insancıl ve içtenlikli davranışları gençler üzerinde öyle derin bir güven etkisi yaratmıştı ki, aralarında hocaya 'Baba Nazım' adını takmışlardı. 1937'den 1976'ya kadar süren 40 yıllık öğretim üyeliği sırasında gerek verdiği dersler, gerek çeviri ve kitaplarıyla öğrencilere yol göstermiş, birçok öğretim üye ve yardımcısına, dış ülkelerde doktora ve bilimsel araştırma olanağı sağlamış, onlara maddi ve manevi destek olmuştur. Bilim adamı yetiştirmek için her uygun durumdan faydalanmıştır. Yeteneklerini ortaya çıkardığı matematikçiler arasında; İTÜ'den Prof. Dr. Selma Soysal ve ODTÜ'den, bugün TÜBİTAK Başkan Vekili olan oğlu Prof. Dr. Tosun Terzioğlu'nu sayabiliriz.

    "Prof. Dr. Nazım Terzioğlu'nun alçakgönüllü görünümü altında uzak görüşlü kişiliği, kurullarda ve uluslararası toplantılarda saygınlığını arttırdı. 60'lı yılların sonlarında Balkan Matematikçiler Birliği (UBM) yeniden canlandırıldığında, ülkemiz de birliğin üyesi olarak değişik Balkan ülkelerindeki toplantılara katılıyordu. Tüzük yapımı ve yönetim için her ülkeden üç delegenin katıldığı bu toplantılar çok tartışmalı geçiyor ve genellikle bir çözüme varılamıyordu. Anlaşmanın olanaksız gözüktüğü bir toplantının son anında Terzioğlu bazı öğütlerde bulundu ve gelecek kongrenin İstanbul'da yapılmasını önerdi. Oturumun havası yumuşadı ve birçok kararlar oybirliği ile onaylandı. Birliğin Genel Sekreteri; 'Başımıza bir Osmanlı geldiğine göre bundan sonra sorunlar kolaylıkla çözülür' demişti."

    Kaynaklar:

    "Ambarlı'daki Üniversite Sitesi'nin Temeli Dün Atıldı", Hürriyet Gazetesi, 23 Ağustos 1972.
    "Autobiographische Notizen Der Wiener Akademie der Wissenschaften gewidmet", Constantin Caratheodory Gesammelte Mathematische Schriften. Fünter Band. München MCMLVII, s. 389-409.
    İpekçi, Abdi: "Her Hafta Bir Sohbet. Konumuz: Üniversiteler Açılırken Sorunlar. Bu Haftaki Konuğumuz Nazım Terzioğlu (İstanbul Üniversitesi Rektörü)", Milliyet Gazetesi, 1 Kasım 1971.
    İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Personel Müdürlüğü Arşivi, Nazım Terzioğlu Dosyası.
    İstanbul Üniversitesi Yeni Yapıları 1964-1974,İstanbul 1974.
    Naas,Josef-Hermann Ludvig Schmid:MathenatischesWörterbuch.. Band 1,Berlin 1962. s. 239-240.
    Onar, Sıddık Sami: "Üniversite Kütüphanesi", Milliyet Gazetesi, 4 Şubat 1970.
    Schimidt, Erhard: "Constantin Caratheodory", Constantin Caratheodory Gesammelte Mathematische Schriften. Fünfter Band, München MCMLVII, s. 409.
    Seyhan, Muvaffak: "Fen Fakültesi'nin Altın Çağı", Cumhuriyet Gazetesi, 5 Mart 1972.
    Seyhan, Muvaffak: "Bir bilim adamı daha vakitsiz öldü", Milliyet Gazetesi, 22 Kasım 1976.
    Songar, Ayhan: "Nazım Terzioğlu'nu Kaybettik", Yeni Simpozyum, S. 1 s. 4-6,1977.
    Songar, Ayhan: "Nazım Terzioğlu'nu Kaybettik", Çeşitleme, s. 203-204, İstanbul 1981.
    Sturdza, Mihail Dimitri: Grandes Families deGrece d'Albanie et de Constantinople. Paris 1983, s. 259-260.
    Ünver, A. Süheyl: "Kuruluşlar ve Yürütmeleri", İstanbul Gazetesi, 23 Eylül 1973.

  3. #18
    LaDy

    Standart Cevap: Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçilerimiz

    Ünlü Türk Matematikçi (EBU'L VEFA BUZCANİ 940 - 988)

    Onuncu yüzyılda, İslam aleminde yetişmiş büyük matematik ve astronomi alimi,

    ismi Muhammed bin Yahya bin İsmail bin Abbas'tır. 10 Haziran 940 (H.328)

    tarihinde Horosan'ın Buzcan kasabasında doğdu.Bu yüzden Ebü'l-Vefa Buzcani

    diye meşhur oldu. 1 Temmuz 988 (H.388) tarihinde Bağdat'ta vefat etti.

    İlim tahsiline amcası Ebu Amr Mugazili ve Ebu Yahya bin Kanib'İn yanında

    başlayan Ebü'l Vefa, on dokuz yaşında Bağdat'a gitti (959). Ölümüne kadar

    burada ilim ile meşgul oldu. Şerefüddevle'nin sarayında yaptırdığı rasathanede

    çalışan alimIer arasında yer aldı. Matematik başta olmak üzere, ömrünün

    büyük kısmını astronomik gözlemler yapmak, eser telif etmek ve ders vermekle

    geçirdi.

    Ebu'l Vefa, Matematik ve astronomideki hizmetleriyle ilim tarihinde

    unutulmazlar arasında yerini almıştır .Onu, gerek klasik ve gerekse modern

    matematik konularında gördüğümüz birçok trigonometrik kavram, tarif, teorem

    ve formülleri ilk defa ortaya koyan bir Müslüman bilgin olarak tanıyoruz. Yazdığı

    eserler, yüzyıllarca hem İslam dünyasında, hem de Avrupa'da kaynak kitaplar

    olarak kabul edilmiştir.

    Ebü'l Vefa, trigonometride büyük hizmetlerde bulundu, ona büyük ölçüde

    açıklık kazandırdı. Bilhassa, küresel trigonometride sinüs konusunu ilmi bir

    düşünceyle inceledi. Tanjant tabloları düzenledi. Trigonometriye tanjant,

    kotanjat, sekant A=1/Cos A ve kosekant A=1/sinüs A tarifve kavramlarını

    kazandırdı. Trigonometrinin altı esas eğrisi (grafiği) arasındaki trigonometrik

    oranlan ilk defa belirtti. Bu oranlar, bugün bile trigonometride grafiklerin

    tarifinde aynen kullanılmaktadır .

    Ebü'l Vefa, çağına kadar hiçbir matematikçinin yapamadığı incelikte

    trigonometrik çizelgeler düzenledi. Astronomik gözlemleri için gerkli olan sinüs

    ve tanjant değerlerini gösteren çizelgeleri on beşer dakikalık (açı dakikası)

    aralıklarla hesaplayarak hazırladı.

    Onun matematiğe kazandırdığı bu yenilikleri, Avrupa'da ancak beş yüzyıl kadar

    sonra Alman bilgini Johann Müller (1436-1476) tarafından ilk defa ortaya atılıp

    kullanılabildi.

    Bu demektir ki, Avrupa, ancak Ebü'l Vefa'nın eserlerinin Batı dillerine

    çevrilmesinden sonra, bu konudaki bilgilere sahip olabilmiştir. Diophantos'un ve

    Batlamyus'un eserlerini inceleyip, açıkladı. Zamanına kadar hiçbir

    matematikçinin yapamadığı hassaslıkta trigonometrik çizelgeler hazırladı.

    Astronomik gözlemlere için gerekli ceyb (sinüs) ve zıl (tanjant) değerlerini

    gösteren çizelgeleri, on beşer dakikalık açı aralıklarıyla hesapladı.

    Trigonometrinin altı esas oranı arasındaki trigonometrik münasebetlerini ilk defa

    açıkladı. Bu oranlar, günümüzde de aynen kullanılmaktadır .

    Ünlü bilim tarihçisi Plorian Cajori, History of Mathematick adlı eserinde onun

    hakkında: " Ebü'l Vefa şüphesiz ki, Harezmi'nin matematik ve cebirdeki

    buluşlarını önemli ölçüde geliştirdi. Özellikle geometri ile cebir arasındaki

    münasebetler üzerinde durdu. Böylece bazı cebirsel denklemleri geometri

    yoluyla çözmeyi başardı ve diferansiyel hesabın ve analitik geometrinin

    temelini kurdu. Bilindiği gibi, diferansiyel hesap, insan zekasının bulduğu mühim

    ve pek faydalı bir mevzu olup, ilim ve teknolojik muasır gelişmelerin temel

    kaynağını teşkil etmektedir.

    Ayrıca, Battani'nin trigonometreleriyle ilgili eserlerini inceleyerek, girift ve

    anlaşılmayan yönlerini açıklığa kavuşturdu." demektedir.

    Sekant'ın kaşifi olarak genellikle Kopernik bilinirse de, ünlü bilim tarihçilerinden

    Morite Candon ve Carra da Vaux'un araştırmaları sonucu, bu buluşan Ebü'l

    Vefa'ya ait olduğu tesbit edilmiştir. Ebü'l Vefa, sinüs değerlerinin hesabı için

    yeni bir metod geliştirdi. Böylece hazırladığı cetvellerinde 30 derece ve 15

    derecelik açının sinüsünü son derece dakik olarak, virgülden sonraki sekiz

    ondalık basamak halinde hesapladı.

    Trigonometrinin yanında cebir ilmi üzerinde de derinlemesine çalışmalarda

    bulunan Ebü'l Vefa, o zamana kadar bilİnmeyen dördüncü dereceden

    denklemlerin çözümünü gerçekleştirdi. Bugün, 30 derecelik yayın sinüs

    değerinin hesaplama metodlarını da, Ebü'l Vefa'ya borçlu bulunuyoruz. Onun

    bulduğu bu değerin bugün bulunan değerlere göre ilk sekiz ondalık kesrinin

    denkliği görülmektedir. Ebul Vefa, trigonometrik çizelgeleri hazırlamada da

    öylesine bir incelik göstermiştir ki, onun 10 dakikalık aralıkla düzenlediği sinüs

    çizelgesindeki incelik (prezisyon) 1/604 kadardır .

    Ebu'l Vefa, Encylopedia Britanica'nın yazdığına göre,tanjantı, yayın bir

    fonksiyonel olarak trigonometriye katmıştır. "Zıll=Gölge" dediği çizgileri, yayın

    iki katı; tanjantı ve sekantı da "kutr zıll" diye tarifetmiştir. Ebü'l Vefa, üçgenler

    üzerinde ilk ciddi çalışmayı yapan bilgin olarak tarihe kaydolmuştur. Onun bu

    konudaki keşifleri, tarifleri, kavramları, çizelgeleri, daha sonra Avrupa'nın ünlü

    matematikçilerinden D'Alembert (1717-1178) ve Laplace ( 17 49-1827) ile

    çağdaşları olan büyük matematikçilerin fikir yapıIarının temelinde yer

    bulmuştur.

    Demek oluyor ki, klasik ve modem matematikte görülen, düzlem ve küresel

    trigonometriye ait tarif, kavram ve formüllerin çoğunluğunu ilk defa ortaya

    koyan, trigonometriye tanjant kavramı kazandıran, tanjantı yayın bir

    fonksiyonu olarak düşünerek trigonometrik bilgileri sistematik bir disiplin haline

    getiren Ebu'l Vefa'dır.

    Her ne kadar müsteşrik Henrich Suter, İslam Ansiklopedisi'ne yazdığı makalede,

    trigonometriye tanjant, kontenjant, sekant, kosekant ile ilgili tarif ve

    kavramların daha önce yaşayan Habeş EI-Hasib tarafından bilindiğini

    kaydetmekteyse de, yapılan araştırmalar sonucunda bu görüşün doğru

    olmadığı anlaşılmıştır.

    Ebu'l Vefa, sadece tanjant cetvellerini düzenlemek, trigonometriye sekant ve

    kosekantı kazandırmakla kalmadı, Sinüs problemini derinden derine inceledi.

    Trigonometrinin alt temes çizgisi arasındaki oranları belirtti. Onun tespit ettiği

    bu oranlar, bugün bile o çizgilerin tarifinde kullanılmaktadır. Aynca Ebu'l Vefa,

    Battani (858-929)'nin trigonometriyle ilgili eserini, hatırı sayılır derecede

    geliştirdi. Virgülden sonra üçüncü haneye kadar hesaplama imkanını veren

    sinüs cetvellerinin yeni hesaplama metodlarını buldu. Ebu'l Vefa'nın ulaştığı bu

    yüksek basamağı, Avrupa ancak asırlarca sonra aşabilmiştir .

    Ebu'l Vefa'nın yaptığı hizmetler sadece bunlardan ibaret değildir. O, aynı

    zamanda büyük maharet sahibi bir geometriciydi. Birçok problemlerle uğraştı

    ve parabolün ekseni atrafında döndürülmesi ve parabolliod'un hacmi konularıyla

    meşgul oldu.

    Ebu'l Vefa sadece matematikte değil, astronomide de isim yaptı. O kadar ki,

    bu sahada yaptığı keşif onu büyük bir şöhrete kavuşturdu. O, Avrupa'da

    Batlamyus'un ay teorisi üzerinde ilk defa araştırma yapan Tycho Brahe'den (

    1546-1601) tam 600 sene önce teorinin kritiğini yaptı, ona tenkitler yöneltti.

    Noksanlarını görüp yeniden gözlemlerde bulundu ve ayın üçüncü değişimini

    keşfetti. Bu, Ebu'l Vefa için, keşfe ismini verdirecek kadar büyüktü.

    Zamanında, birçok Müslüman astronomi ve matematik alimi, Ebu'l Vefa'nın

    çalışmalarını ve eserlerini görmek üzere Bağdat'a gittiler ve derslerinde

    bulundular. Günümüzde birçok Batılı ilim adamı, Ebü'l Vefa'nın eserleri üzerinde

    araştırma yapmaktadır. Onun yaptığı ilmi çalışmalar, o devirde İslam alimlerinin

    ilim ve fende ne kadar ileri olduğunu açık bir şekilde göstermektedir .

    Zahiruddin Beyhaki, Tarihu Hukema-il-İslam kitabında, Ebü'l Vefa'nın şu

    sözlerini nakletmektedir: " Mal, can emniyeti ve sıhhat olmadan yaşanılan

    hayat, hayat değildir. Bir kimse sana, söz ile üstün gelirse aldırma, yeter ki

    sükut ile galip gelmesin. Bir kimsenin seviyesine uygun olarak arkadaşlık et.

    Eğer sen cahile ilimle, laubaliye ciddiyetle muamele edersen, arkadaşına eziyet

    etmiş olursun. Halbuki sen, onlara sıkıntı vermekten uzaksın. Sözüne ancak

    ihtiyacı anında kıymet verenle sohbet etme. Hocanın hakkını gözetmemek

    ahlaka sığmaz. Düşük, karaktersiz kimselerle görüşüp konuşma! "

    ESERLERİ

    1- Kitab'ül-Kamil: Trigonometri ve astronomiden

    bahseden meşhur eseridir.

    Birinci bölümde, yıldızların hareketinden önce bilinmesi gereken meseleler ,

    ikinci kısmında yıldızların hareketlerinin incelenmesi, üçüncü kısımda yıldızların

    hareketlerine arız olan şeyler anlatılmaktadır. Eserin yazma bir nüshası Paris

    National Kütüphanesi'nde, 1138 numarada kayıtlıdır.

    L.P .E.A. Sedilot tarafından, eser tercüme edilerek basılmıştır .

    2- Ez-Ziyc'üs şamil: Ebu'l Vefa'nın astronomiden

    bahseden en önemli eseri budur. Ziyc-i şamil de denilen bu kitap, ince ve

    isabetli gözlemlerle dolu bir faaliyet abidesidir. Öyle ki, bu Ziyc (astronomi

    cetveli) Harizmi (780-850) ve Ferganalı Ahmed bin Kesir'in ziycleri gibi asırlar

    sonra bölüm bölüm D'Alembert (1717-1783) ve Laplace (1749-1827) gibi Batılı

    büyük matematikçi ve astronomların eserlerinde yer buldu.

    3- Kitabün fi Amel-il-Mistarati vel-Pergar vel-Gunye,

    4- Kitab ma Yahtacu İleyh-il-Küttab vel Ummal min İlm-il-Hisab,

    5- Kitabun Fahirün bil Hisab,

    6- Kitabun fi ilmi Hisab-il-musellesat-il-Küreviyye,

    7- Kitabun fil-Felek,

    8- Kitabun fil-Hendese,

    9- Kitab'ül-Medhal ila Aritmetik,

    10- Tefsir-üi-Harezmi fil Cebri vel-Mukabele.

  4. #19
    LaDy

    Yeni Ünlü Türk Matematikçi (HAZİNİ ) - ( ? - 1155 )

    Ünlü Türk Matematikçi (HAZİNİ ) - ( ? - 1155 )

    Fiziğin dinamik ve hidrostatik konularına ağırğlık verip bilhassa hidrostatik üzerine yöneldi. Sıvıların yoğunluğunu ölçme aletini keşfetti.

    Yoğunlukları ölçmek için aerometre kullandı. Sıvı maddelerin yoğunluğunu hesaplama metodunu ve cisimlerin hava içindeki ağırlıklarını hesaplamak için hikmet terazi si denilen beş kefeli teraziyi geliştirdi.

    On ikinci yüzyılda Türkistan'da yetişen yerçekimi ve terazilerle alakalı çalışmalar yapan fizik, astronomi ve matematik ilimi. İsmi Abdurrahman el- Mansur el-Hazini olup,künyesi Ebü'l Feth'tir. Doğum tarihi belli değildir. Türkistan'ın Merv şehrinde yetişti ve 1118 (H.512) senesinden itibaren tanınıp meşhur oldu. 1155 (H.550) senesinde vefat etti. Bazan Ebü Ca'fer Ali Hazini adlı başka bir alim ile karıştırılmaktadır. Ebü Ca'fer Ali el-Hazini de devrinin önde gelen isimlerindendi ve bilhassa matematik ve astronomi ilimlerinde söz sahibiydi. İlim dünyasında İbn-ül-Heysem'e (AI-Hazen) denildiği için de Hazini ile karıştırılmaktadır.

    Abdurrahman Hazini, doğup büyüdüğü Merv şehrinin ünlü alimlerinden iyi bir tahsil gördü. Özellikle fizik, astronomi.. ve matematik ilimlerinde devrinde söz sahibi oldu. İbn-i Heysem ve Biruni'nin eserlerini inceleyip istifade etti. Astronomiye çok önem verdi. Birçok İslam şehirlerinde kıblenin nasıl bulunabileceği hususunda esaslı çalışmalar yaptı.

    Fiziğin dinamik ve hidrostatik konularına ağırlık verip bilhassa hidrostatik üzerine yöneldi. Sıvıların yoğunluğunu ölçme aletini keşfetti. Ayrıca, Biruni'nin kullandığı altı geniş, üstü dar konik bir kap biçimindeki alet ile, cisimlerin sıvılar içindeki sürüklenme mukavemetleri konusunu da inceledi. Birçok katı ve sıvı cismin yoğunluklarını son derece hassas ve bugünkü neticelere yakın bir şekilde tesbit etti.

    Ünlü ilim tarihçisi Aldo Mieli, Biruni'nin ve Hazini'nin yapmış oldukları katı maddelerin yoğunluk tespitlerini modem değerlerle şöyle mukayese etmektedir:


    Madde****Biruni'ye göre****Hazini'ye göre****Modern ölçüm
    Altın----------19.26-------------19.05-----------19.26
    Demir----------7.82--------------7.74------------7.79
    Bakır-----------8.92--------------8.83------------8.85
    Yakut----------3.75--------------3.60------------3.52
    Zümrüt---------2.73--------------2.62------------2.73
    Kuvars---------2.53--------------2.58-------------2.58
    Kalay---------11.40--------------11.29-----------11.35
    İnci-----------2.73---------------2.62-------------2.75

    Yine Hazini, yoğunlukları ölçmek için aerometre kullandı. Sıvı maddelerin yoğunluğunu hesaplama metodunu ve cisimlerin hava içindeki ağırlıklarını hesaplamak için hikmet terazisi denilen beş kefeli teraziyi geliştirdi.
    Hazini havanın ağırlığının bulunduğunu ve ölçülebileceğini ortaya koymakla, Toriçelli'den önce meseleyi ele almış ve incelemiş olmaktadır. Hazini, sıvılar gibi havanın da bir ağırlığı ve kaldırma kuvveti bulunduğunu ve hava içinde bulunan cismin ağırlığının, kaldırma kuvveti sebebiyle azalmış olduğunu ve cismin noksanlaşan bu ağırlığının, havanın kesafetine göre değişeceğini söyledi. Arşimed kanununun sadece sıvılar için geçerli olmadığını, gazlar için de söz konusu olduğunu ve bunun bütün sıvılar için böyle olduğunu ifade etti. Hazini'nin bu ve benzeri ilmi araştırmaları, barometrenin (basınç ölçme aleti) keşfedilmesinde temel teşkil etmiştir. Böylece o, Toriçelli, Paskal, Boyle ve bazı diğer batılı bilim adamlarına öncülük etmiş oldu ve Akışkanlar Mekaniği ilmini kurdu. .

    Hazini, ışığın kırılma prensiplerini de inceledi ve gök küreye temas eden güneş ışınlarının dünyaya doğrudan doğruya dik olarak değil de kırılarak ulaştığını söyledi. Ayrıca, yer çekimi konusu üzerinde araştırmalarda bulundu. Birçok ilmi deneyler yaptı ve sonunda bütün cisimlerin yer kürenin merkezine doğru, bir cazibe kuvveti (gravitasyon) ile çekildiklerini gösterdi. Cisimlerin bu çekilme kuvvetinin farklı oluşunu da, düşen cisim ile çekim merkezi arasındaki mesafeye bağlı olduğunu söyledi. Biruni'nin yaptığı araştırmayı geliştirerek, kütleler arasındaki çekim prensibini ortaya koydu. Bu konuyu eserinde şöyle anlatır:
    "Kuvvet, hacim, şekil ve alemin merkezinden uzaklık bakımından birbirinin aynı olan cisimlerin ağırlıkları birbirlerine eşittir. Dünyanın merkezine muayyen uzaklıktaki ağırlığı belli olan her cismin, dünyanın merkezine olan uzaklığının farklılığına göre ağırlığı da farklıdır. Dünyanın merkezine olan uzaklık arttıkça, ağırlık da artar, yaklaştıkça hafifler. Bu sebeple bir cismin ağırlığının diğer cismin ağırlığına nispeti, onların dünyanın merkezine olan uzaklıklarının nispeti gibidir." Görüldüğü gibi yer çekimini Newton (1665) değil, ondan beş yüz elli sene önce yaşayan iki İslam alimi keşfetmiştir. Hazini vardığı bütün bu ilmi neticeleri, tamamen ilmi deneyler ve mukayeselere dayandırıyordu. Bu özelliğinden dolayı Hazini'ye; "Dinamik ve Hidrostatiğin üstadı, öncüsü ve Akışkanlar Mekaniğinin ve Gravitasyon prensibinin kaşifi" unvanını vermek gerekir.

    Eserleri:

    1. Ez-Zic-ül-Mu'teber-il-Senceri: Merv şehrindeki rasathanesinde yaptığı astronomik gözlemler sonucu hazırladığı bu eserini, Sultan Melikşah'ın oğlu Sultan Sencer'e sundu. Eserinde, bütün gezegenlerin gözlem sonuçlarını, pozisyonlarının hesaplanmasını yaptı. Güneş ve ay'ın pozisyonlarını hesapladı. Sonraki asırlarda Kutbüddin Şirazi'nin çalışmalarına zemin hazırladı. Bu eserini hazırlarken, Hüsameddin Salar ve Envari adlı iki ilim adamıyla çalışarak gözlemler yaptı. Ayrıca bu eserinde, Merv şehri enlemine göre yıldızların durumları hakkında da bilgi vermektedir.

    2. Kitab-ül-Alat-il-Acibeti: Bu eserinde rasad aletleri üzerinde durmakta ve astronomi nazariyesini ortaya koymaktadır.

    3. Kitabu Mizan-il-Hikme: Bu eser sekiz ciltten meydana gelmiştir. Her ciltte ayrı konular ele alınmaktadır. Birinci ciltte; hidrostatik konuları, ikinci ciltte muhtelif yoğunluk hesaplamaları, üçüncü ciltte yerçekim nazariyeleri, dördüncü ciltte Arşimet ve Menelaos'un hidrostatikle ilgili görüşleri, beşinci ciltte muhtelif maddelerin ağırlık ölçümleri, altıncı ciltte muhtelif cisimlerin yoğunluklarının hesaplanması, yedinci ciltte muhtelif konularda kendi buluşlarına ait örneklerin incelenmesi, sekizinci ciltte ise astronomi ile ilgili konular anlatılmaktadır.

    Hazini'nin beş eseri M.Khanikov tarafından kısmen incelenmiş ve İngilizce’ye tercüme edilerek Amerika'da New Haven'de 1859'da neşredilmiştir.
    Eserlerini inceleyen bilim adamları hayranlıklarını ifade ve itiraf etmekten kendilerini alamamışlardır. Fizik konularındaki buluşları, günümüzün modern üniversitelerinde incelenmekte olup, sahasına ışık tutmaktadır. Bilim Tarihi otoritelerinin çoğu, Hazini'nin bütün asırların fizik üstadı olduğunu, İbn-i Sina, Biruni ve İbn-i Heysem gibi üstatlarını bu sahada geride bıraktığını kabul etmektedirler. Hazini, Mizan-ül-Hikme'sinde, düşmekte olan cismin 'sürati, aldığı mesafe ve geçen zaman arasındaki münasebet (ilişki) üzerinde de geniş inceleme ve araştırmalarda bulundu. Onun tespit edip incelediği bu mühim münasebet, çıkan mühim ilmi prensip ve denklemler, batılı bilim adamlarına (mesela Galileo, Keppler ve Newton) mal edilmektedir ki, bunun apaçık bir hata ve yanlışlık olduğu ortaya çıkmış bulunmaktadır. İşin doğrusu şu ki, Abdurrahman Hazini'nin bu pek mühim eseri orta çağlarda batı dillerine tercüme edilmiş, onun ilmi görüşlerinden Avrupa ilim fazlasıyla istifade etmişlerdir. Bilim tarihçisi G.Sarton, Hazini'nin Mizan-ül-Hikme'sini, ortaçağlar İslam dehasının en önde gelen eseri olarak vasıflandırılmakta ve o devir dünyası için eşsis bir eser saymaktadır.

    4- Cami-üt-Tevarih, 5- Kitabün fil-fecriveş-Şafak, 6- Kitab-üt-Tefhim

  5. #20
    LaDy

    Yeni Ünlü Türk Matematikçi (Mirim Çelebi)

    Ünlü Türk Matematikçi (Mirim Çelebi)

    Mirim Çelebi, asıl adı Mahmud b. Mehmed olan ve 16. yüzyıl Osmanlı Türkiye'sinin en ileri gelen astronom ve matematikçilerindendir. İstanbul'da doğmuş, medreselerde okumuş ve Beyazıd'ın şehzadeliği zamanında hocalık yapmış ve önemli makamlarda görev almıştır.

    Kadızade ve Ali Kuşçu'nun torunu olan Çelebi'nin en önemli eserlerinden biri Uluğ Bey'in Zic'ine Farsça olarak Düstürü'l-amel ve tashihü'l-cedvel adında yazdığı bir şerhdir. Yazar eserde konuları çok çeşitli şekillerde anlatmış, örneğin bir derecelik yayın sinüsünü hesaplamak için gayet anlaşılır biçimde 5 ayrı çözüm yolu göstermiştir.

    Mirim Çelebi aynı zamanda kendisini çok seven Yavuz Sultan Selim'in ısrarları sonucunda dedesi Ali Kuşçu'nun astronomi ile ilgili Fethiye eserini de şerh etmiştir. Matematik ve astronomi ile ilgili yedi sekiz risalesi bulunmaktadır. Mirim Çelebi, Osmanlı ülkesinde astronomi ve matematik ilimlerinin ilerlemesi için kuşkusuz en çok çalışan müslüman bilim insanlarındandır.

+ Cevap Ver
Sayfa 4/6 İlkİlk ... 23456 SonSon
  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçiler - Ünlü Türk Matematikçilerimiz


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.11.11, 22:24
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.05.11, 02:36
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.05.11, 19:33
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.12.10, 04:08
  5. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.11.09, 18:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.