Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon
6 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Ezan Nedir? Ezan Nasıl Okunur? Ezan Hakkında Genel Bilgiler

  1. #1
    Özel Üye
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Ezan Nedir? Ezan Nasıl Okunur? Ezan Hakkında Genel Bilgiler

    Sponsorlu Bağlantı

    Ezan, İslam dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için okunan sözdür.
    Namaz için ezan okumak vâcip kuvvetinde bir sünnet-i müekkededir. Ezan bir ibadet şekli değildir. Fakat ezan okunurken saygıdan dolayı toparlanıp öyle otururuz. Sözleri şöyledir:
    Arapça:
    4x الله اكبر
    2x اشهد ان لا اله الا الله
    2x اشهد ان محمدا رسول الله
    2x حي على الصلاة
    2x حي على الفلاح
    2x الصلاة خير من النوم (Sadece Sabah namazinda okunur.)
    2x الله اكبر
    1x لا اله الا الله
    Okunuşu:
    Allahu Ekber (4 kere)
    Eşhedu enla ilahe illallah (2 kere)
    Eşhedu enne Muhammeden resulullah (2 kere)
    Hayya alessalah (2 kere)
    Hayya alelfelah (2 kere)
    Allahu Ekber (2 kere)
    Lailaheillallah (Ancak sabah ezanlarında "Hayya lelfelah" dan sonra iki defa "Essalatü hayrün minen nevm" denilir.


    Eski İstanbul geleneğine göre:
    Sabah Ezanı: Sabâ, Dilkeşhâveran makamında
    Öğle Ezanı: Sabâ, Hicaz makamında
    İkindi Ezanı: Hicaz makamında
    Akşam Ezanı: Hicaz, Rast makamında
    Yatsı Ezanı: Hicaz, Bayatî, Nevâ veya Rast makamında okunurdu.
    Sabah namazında önce verilen salâ da Dilkeşhâveran makamından söylenirdi.


    Ezanın Başlangıcı
    İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Müslümanlar Medîne'ye geldikleri vakit toplanıyorlar ve namaz vakitlerini birbirlerine soruyorlardı. Namaz için kimse nidâ etmiyordu. Bir gün bu hususta konuştular. Bazıları:
    "Hristiyanların çanı gibi bir çan edinin" dedi. Bazıları da:
    "Yahudilerin boynuzu gibi bir boynuz edinerek (onu öttürün!)" dedi. Hz. Ömer (radıyallâhu anh):
    ''Bir adam çıkarsanız da namazı ilan etse!" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselam): "Ey BiIâI! Kalk! namazı ilan et!" dedi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2426)

    Ebü Umeyr İbnu Enes, Ensar'dan olan bir amcasından naklen anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) halkı namaza nasıl toplayacağı meselesine eğildi. Kendisine:
    "Namaz vakti olunca bir bayrak dik, onu görünce halk birbirine haber verir" dendi. Bu, Aleyhissalâtu vesselâm'ın hoşuna gitmedi. Bunun üzerine O'na, boynuz hatırlatıldı. Bu, yahudilerin borazanı idi. Onu bu da memnun etmedi ve hatta:
    "Bu yahudi işidir!" dedi. Bunun üzerine büyük çan hatırlatıldı. Efendimiz:
    "Bu hristiyanların işidir" dedi. Bu (konuşmalar)dan sonra Abdullah İbnu Zeyd el-Ensârî, Resülullah'ın üzüntüsüne üzülerek ayrıldı. Bunun üzerine rüyasında ezan öğretildi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2427)

    Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Ensardan bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resülü! Ben sizin üzüntünüzü görüp ayrıldığım vakit (rüyamdan) bir adam gördüm. Üzerinde yeşil renkli iki giysi vardı. Kalkıp mescidin üzerinde ezan okudu. Sonra bir miktar oturdu. Tekrar kalkıp aynı söylediklerini bir kere daha tekrarladı. Ancak bu sefer bir de kad kâmeti's-salât (namaz başlamıştır) cümlesini ilave etti. Eğer halkın (bana yalancı diyeceğinden korkum) olmasaydı ben "uykuda değildim, uyanıktım" diyecektim" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
    "Allah sana hayır göstermiş. Bilâl'e söyle (bu kelimeleri söyleyerek) ezan okusun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallâhu anh) de atılarak:
    "Onun gördüğünü aynen ben de gördüm, ancak o, anlatma işinde benden önce davranınca, ben utandım (anlatamadım)" dedi.
    "Adam anlattıkları arasında şunları da söyledi: "(Mescidin üzerine çıkan adam) kıbleye yöneldi ve dedi ki: "Allahu ekber Allahu akber Allahu ekber Allahu ekber, eşhedu en lâ ilâhe illallah, eşhedu en lâ ilâhe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resülullah eşhedü enne Muhammeden Resülullah, hayye ala's-salât -iki defa-, hayye ala'l-felâh -iki defa- Allahu ekber Allahu ekber, lâilâhe illallah."
    Sonra bir miktar durduruldu. Sonra adam tekrar kalktı, aynı şeyleri yeniden söyledi. Ancak bu sefer Hayye ala'l-felâh'tan sonra kad kâmeti's-salât kad kâmeti's-salât dedi. Râvi ilave etti: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm):
    "Bunu Bilâl'e öğret!" buyurdu. (Adam emri yerine getirdi) Bilâl de onları söyleyerek ezan okudu." (KÜTÜB-İ SİTTE /2428)

    Abdullah İbnu Zeyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm), halkı namaz için toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği zaman, ben uyurken yanıma bir adam geldi. Elinde bir çan vardı. Ben:
    "Ey Allah'ın kulu, bu çanı bana satar mısın?" dedim. Adam:
    "Pekala, ama bunu ne yapacaksın?" dedi. Ben:
    "Bununla insanları namaza çağıracağım" dedim. Bana:
    "Sana bu iş için daha hayırlı bir söz göstereyim mi?" dedi. Ben de ona: "Elbette!" dedim.
    "Öyleyse şunu söyle!" diyerek bana öğretti:
    "Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber.
    Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, eşhedü enne Muhammeden Resülullah.
    Hayye ala's-salât, Hayye ala's-salât.
    Hayye ala'l-felâh, Hayye ala'l-felâh.
    Allahu ekber Allahu ekber Lâilâhe illallah."
    Abdullah İbnu Zeyd (radıyallâhu anh) devamlı dedi ki: "(Rüyamdaki bu zat) benden biraz uzaklaştı sonra tekrar söze başlayıp:
    "Sonra namazı kılacağın zaman şunu söylersin" dedi ve öğretti:
    "Allahu ekber Allahu ekber-Eşhedu en lâ ilâhe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, Hayye ala's-salât, Hayye ala'l-felâh, Kad kâmeti's-salât, kad kameti's-salât, Allahu ekber Allahu ekber Lâilâhe illallah."
    Sabah olunca Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek (rüyamda) gördüklerimi haber verdim. Bana:
    "İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilâl'e öğret. O bunları söyleyerek ezan okusun. Zîra o, sesce senden daha gür!" buyurdu. Ben de Bilâl'le birlikte kalktım. Ona teker teker arzediyordum. 0 da bunları yüksek sesle söyleyerek ezan okumaya başladı.
    Bunu evinde olan Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallâhu anh) işitmişti. Hemen evden çıkıp ridâsını çekerek geldi ve:
    "Ey Allah'ın Resülü! diyordu, seni hak ile gönderen Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, onun gördüğünün aynısını ben de gördüm!"
    Bunu işiten Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm):
    "Elhamdülillah! Şimdi bu daha sağlam oldu!" dedi."
    Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: " (Bilâl ezanı okuyup sıra ikâmete gelince) Abdullah: "Onu ben gördüm, ben okumak isterim!" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) da: "Öyleyse sen de ikâmet getir!" buyurdu."
    Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Abdullah İbnu Zeyd ezanla ilgili kıssayı anlatırken elfazı ikişer ikişer zikretti, ikâmeti ise birer kere zikretti."
    Yine Tirmizî'nin bir rivayetinde denmiştir ki: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ezanı(nda elfaz) çift çift idi, ezanda da ikâmette de." (KÜTÜB-İ SİTTE /2429)

    Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "İnsanlar çoğalınca, herkesçe bilinecek olan bir şeyle namaz vaktinin duyurulmasının gerektiğini aralarında konuştular. (Bu meyanda bir ateş yakılması veya bir çan çalınması teklif edildi).
    Bunun üzerine ResUlullah (aleyhissalatu vesselam) Bilâl'e emrederek ikişer kere söyleyerek de ikâmet okumasını emretti. (KÜTÜB-İ SİTTE / 2430)

    Ebü Mahzüra (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü, bana ezanın usülünü öğret" dedim. Bunun üzerine başımın ön kısmını meshederek:
    "Allahu ekber, Allahu -ekber, Allahu ekber, Allahu ekber dersin ve bunları derken sesini yükseltirsin. Sonra: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedu enne Muhammeden Resülullah dersin ve bunları söylerken sesini alçaltırsın, sonra sesini şehadette tekrar yükseltirsin: Eşhedü en lâ ilâhe illallah eşhedü en lâ ilâhe illallah.
    Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, eşhedü enne Muhammeden Resülullah. Hayye ala's-salâti hayye ala's-salât. Hayye ala'l-felâhi hayye ala'l-felâh.
    Eğer okuduğun ezan sabah ezanı ise şunu da söylersen:
    "es-Salâtu hayrun mine'n-nevm, es-salâtu hayrun mine'n nevm (Namaz uykudan hayırlıdır). Allahu ekber Allahu ekber, Lâilâhe illallah."(KÜTÜB-İ SİTTE /2431)

    Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "(Ebü Mahzüra dedi ki): "Bana Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ikâmeti ikişer ikişer öğretti:
    "Allahu ekber, Allahu ekber,
    Eşhedu en lâ ilâhe illallah, Eşhedu en lâ ilâhe illallah.
    Eşhedu enne Muhammeden Resülullah, Eşhedu enne Muhammeden Resülullah.
    Hayye ala's-salât, Hayye ala's-salât.
    Hayye ala'l-felâh, Hayye ala'l-felâh.
    Allahu ekber, Allahu ekber.
    Lâilâhe illallah.
    Ebü Dâvud der ki: "Abdurrezzak rivayetinde de iki: "(Resûlullah devamla): "İkâmet getirince iki sefer de şunu söyle: Kad kâmeti's-salât, kad kâmeti's-salât!" (Aleyhissalâtu vesselâm ayrıca sordu):
    "Duydun mu?" (Ebü Mahzüra):
    "Evet!" dedi. (Hadisi rivayet eden râvi Sâib) der ki: "Ebü Mahzüra alnındaki saçı ne kestirir ne de ayırırdı. çünkü oraya Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın elleri değmiş idi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2432)

    İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Ezan Resülullah devrinde ikişer ikişer idi. İkâmet de birer birer. Ancak (müezzin), ayrıca ikişer sefer olmak üzere kad kâmeti'-salât, kad kâmeti's-salât da derdi."
    İbnu Ömer devam eder: "Biz, ikâmeti işittik mi abdest alır, namaza giderdik." (KÜTÜB-İ SİTTE /2433)

    İmam Mâlik'e ulaştığına göre: "Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'in yanına gider. Onu uyuyor bulunca:
    "Essalâtu hayrun mine'n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)" der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder." (KÜTÜB-İ SİTTE /2434)

    Mücahid (rahimehullah) anlatıyor: "Abdullah İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'le bir mescide girdim. Ezan çoktan okunmuştu. Biz namaz kılmak istiyorduk. Müezzin tesvîbte bulundu (ikâmet okudu). Abdullah mescidi terketti ve:
    "Haydi bizi bu bid'atçinin yanından çıkar!" dedi ve orada namaz kılmadı."
    Tirmizi der ki: "İbnu Ömer'den rivayet edildiğine göre, sabah ezanında es-salâtu hayrun mine'n nevm derdi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2435)

    Ebü Dâvud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Ben İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'le beraber idim, bir adam öğle veya ikindi namazında tesvîbte bulundu. Bunun üzerine (İbnu Ömer): "Bizi (buradan) çıkar, zîra şu (yapılan tesvîb) bid'attir" dedi."(KÜTÜB-İ SİTTE /2429)

    Hz. Bilâl (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: "Sabah hariç, sakın hiçbir namazda tesvîbte bulunma!" tembihini yaptı." (KÜTÜB-İ SİTTE /2437)
    Yine Hz. Bilâl (radıyallâhu anh) der ki: "Ezanın sonu şöyledir: "Allahu ekber, Allahu ekber, Lâilâhe illallah." (KÜTÜB-İ SİTTE /2438)


    Ezan Duası
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."
    Okunuşu:
    "Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't-tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved-dereceter-refîate. Vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tühlifü'l-mîâd."



  2. #2
    Özel Üye

    Standart Türkçe ezan uygulamasına geçiş

    1931 yılının Aralık ayında, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle dokuz hafız, Dolmabahçe Sarayı’nda ezanın ve hutbenin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başladı.
    Kur'an’ın Türkçe tercümesi ilk kez 22 Ocak1932 tarihinde İstanbul’da Yerebatan Camii’nde Hafız Yaşar (Okur) tarafından okundu. Bundan 8 gün sonra, 30 Ocak1932 tarihinde ise ilk Türkçe ezan, Hafız Rıfat Bey tarafından Fatih Camii’nde okundu. 3 Şubat1932 tarihine denk gelen Kadir Gecesi’nde de, Ayasofya Camii’nde Türkçe Kuran, tekbir ve kamet okundu. 18 Temmuz1932 tarihinde Diyanet İşleri Riyaseti, ezanın Türkçe okunmasına karar verdi. Takip eden günlerde, yurdun her yerindeki Evkaf Müdürlüklerine Türkçe ezan metni gönderildi. 4 Şubat1933 tarihinde, müftülüklere ezanı Türkçe okumalarını, buna uymayanların kati ve şedid (kesin ve şiddetli) bir şekilde cezalandırılacaklarını bildiren bir tamim gönderildi.

    Türkçe ezanın metni

    Tanrı uludur, Tanrı uludur, Tanrı uludur, Tanrı uludur Şüphesiz bilirim, bildiririm: Tanrı’dan başka yoktur tapacak Şüphesiz bilirim, bildiririm: Tanrı’dan başka yoktur tapacak Şüphesiz bilirim, bildiririm: Tanrı’nın elçisidir Muhammed Şüphesiz bilirim, bildiririm: Tanrı’nın elçisidir Muhammed Haydin namaza, haydin namaza Haydin felaha, haydin felaha (Namaz uykudan hayırlıdır, Namaz uykudan hayırlıdır) Tanrı uludur, Tanrı uludur Tanrı’dan başka yoktur tapacak. Türkçe ezan ilk olarak 1932 yılında İstanbul Fatih Camii'nde okundu.
    18 sene boyunca ezan Türkçe okunmuş, daha sonra Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi ile 16 Haziran1950'de ezanın Arapça da okunabilmesine izin verilmiştir. İlgili kararla, Türkçe ezan yasaklanmasa da, Türkçe ezan okunması tümüyle terkedilmiştir. Günümüzde, serbest olmasına karşın, camilerde yalnızca Arapça ezan okunmaktadır.

    Tarihte Türkçe ezan

    Macar halk edebiyatı bilgini Ignaz Kunoş, 1885'te İstanbul'u ziyaret eder ve Şehzadebaşı'nda dolaşır. Onun 1926 yılında İstanbul Üniversitesi'nde verdiği konferanstan şu parçayı aktarıyorum:
    "Gel Şehzadebaşı'ndaki sakin kahveler. Direklerarasındaki kıraathaneler... Biri söylerse öbürü dinler. Akşam da oldu ikindi, mumlar şamdanlara dikildi. Şerefeye çıkmış müezzinler, Kıble tarafına dönüp ellerini yüzlerine örtüp ince ince ezan okumaya başladılar: Yoktur tapacak / Çalabdır ancak."
    Demek ki ezanın Türkçe okunması da Atatürk devrinin icadı değilmiş. Daha 1880'lerde Şehzadebaşı'nda ezanı, hem de 13. yüzyıl Türkçesinden alınan sözcüklerle, Türkçe okuyan müezzinler varmış.

  3. #3
    Özel Üye

    Standart Ezan okuyanın dikkat edeceği hususların yanında dinleyenin de uyması gereken hususlar

    I) Ezan okunurken konuşulmaz. Hattâ Kur'ân-ı Kerîm okuyan bir kişi ezan başladığında okumayı bırakıp ezanı dinler.

    2) Ezan'ı dinleyen müslüman, müezzinin okuduğu ezanı tekrar eder ve böylece o da ezan okunmuş olur. "Hayya ala'ssalâh" ve "Hayya alalfelâh" cümlelerinde "lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur)" der. Sabah ezan'ında müezzinin "essalâtü hayrün mine'n-nevm" cümlesine "sadakte ve berirte (doğru söylüyorsun)" diye karşılık vermesi sünnettir.

    3) Ezanı işiten kişi cünüp de olsa yukarıdaki yükümlülükleri yerine getirir. Ancak hayızlı ve nifaslı olan kadınlar bunun dışındadır.

    4) Ezanın bitiminde dinleyen kişi ezan duasını okur.

    "Allahumma Rabbe hezihi'd-da' vati't-tamme ve's-salati'l-kâime âti seyyidina Muhammeden el-vesilete ve'l-fazilete ve'd-dereceti'r-rafiati'l âliye ve'b-ashû makamen mahmuden ellezi vaadtehu inneke la tuhlifu'lmi'ad. "

    "Ey bu üstün çağrının ve hazır namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed 'e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu kendisine vadetmiş olduğun övülmüş makama eriştir. Zira sen vaadinden dönmezsin "

    Bunların dışında ezan hakkında şu hususları belirtelim:

    Cuma namazında bir dış bir de iç ezan okunur diğer namazlarda her vakit için bir defa ezan okunur.

    Ezan ile kametin arasını biraz uzatmak gerekir ki namaza geç kalanlar cemâate yetişebilsin.

    Caminin dışında bir yerde de ezan okunabilir, ikamet getirilerek cemâatle namaz kılınabilir.

    Kaza namazları için de ezan okunabilir, ikamet getirilebilir. Bayram, Vitir, teravih ve cenaze namazları için ezan okunmaz.

    Ezan Vacib derecesinde sünneti müekkeddir.

  4. #4
    Özel Üye

    Standart Ezan Duası

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."

    Okunuşu: "Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't-tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved-dereceter-refîate. vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tühlifü'l-mîâd

  5. #5
    Özel Üye

    Standart Ezan'ın Manası

    Ezanın kelimeleri yedidir.

    1- Allahü ekber:

    Allahü teâlâ, büyüktür. Ona bir şey lazım değildir. Kullarının ibadetlerine de
    muhtaç olmaktan büyüktür. İbadetlerin, Ona faydası yoktur.

    Bunu, zihinlerde iyi yerleştirmek için, bu kelime, dört kere söylenir.

    2- Eşhedü en la ilahe illallah:

    Kibriyası, büyüklüğü ile ve kimsenin ibadetine muhtaç olmadığı halde, ibadet
    olunmaya Ondan başka kimsenin hakkı olmadığına şehadet eder, elbette inanırım.
    Hiçbir şey Ona benzemez.

    3- Eşhedü enne Muhammeden Resulullah:

    Muhammed aleyhisselamın, Onun gönderdiği Peygamberi olduğuna, Onun istediği
    ibadetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya, ancak Onun bildirdiği,
    gösterdiği ibadetlerin, yaraşır olduğuna şehadet eder, inanırım.

    4 ve 5- Hayye alessalah, hayye alelfelah:

    Müminleri, felaha, saadete, kurtuluşa sebep olan namaza çağıran iki kelimedir.

    6- Allahü ekber:

    Ona layık bir ibadeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibadetinin Ona layık,
    yakışır olmasından, çok büyüktür, çok uzaktır.

    7- La ilahe illallah:

    İbadete, karşısında alçalmaya müstehak olan, hakkı olan ancak Odur. Ona layık bir
    ibadeti kimse yapamamakla beraber, Ondan başka kimsenin ibadet olunmaya hakkı
    yoktur

+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon
  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Ezan Nedir? Ezan Nasıl Okunur? Ezan Hakkında Genel Bilgiler


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.03.11, 22:14
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.01.11, 21:30
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.01.11, 21:24
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.01.11, 21:12
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.01.11, 23:00

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.