Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

  1. #1
    AdministratoR
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    Sponsorlu Bağlantı

    Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    İki şey insanı "nitelikli insan" yapar:
    1 İradeye hakim olmak

    2 Uyumlu olmak
    İki şey "ekstra değer" katar :
    1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
    2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
    İki şey geri bırakır:
    1 Kararsızlık
    2 Cesaretsizlik
    İki şey kaşif yapar:
    1 Nitelikli cevre
    2Biraz delilik
    İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
    1 Baskın yeteneği bulmak
    2 Cidden sevdiğin işi yapmak
    İki şey başarının sırrıdır:
    1 Ustalardan ustalığı öğrenmek
    2 Kendini güncellemek
    İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
    1 Niyetin saf olması
    2 Ruhsal farkindalik
    İki şey milyonlarca insandan ayirir:
    1 Sorunun değil çözümün parçası olma
    2 Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı)bakış acısıyla yaklaşabilmek.
    İki şey gelişmeyi engeller:
    1 Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)
    2 Felakete odaklanmış olmak
    İki şey çözüm getirir:
    1 Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha değil!)
    2 Sukût (susmak)
    İki sey"kalitesiz insan"ın özelliğidir:
    1 Şikayetçilik
    2 Dedikodu
    İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
    1 Bakış acısını değiştirmek
    2 Karsındakinin yerine kendini koyabilmek
    İki şey yanlış yapmanı engeller:

    1 Şahıs ve olayları akil ve kalp süzgecinden geçirmek
    2 Hak yememek

    İki şey kişiyi gözden düşürür:
    1 Demagoji (laf kalabalığı)
    2 Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez göstermek)




    Hızlı okuma slaytını bilgisayarayınıza indirin.
    Stres Yönetimi ile ilgili bir slayt dikkatlice okuyun.


    1. Başarı kazanmanın kendisidir.

    2. Eğer büyük düşünürseniz büyük yaşarsınız. Mutluluk içinde yaşarsınız. Hem başarmış , hem yüksek gelirli olarak büyük yaşarsınız. Arkadaşlıklar büyük olur,saygılar büyük olur. D.J.SCHAWARTZ


    3. Sabır ağacına çıkmak güçtür, lakin meyvesi lezzetlidir. Mustafa Uludağ


    4. Gün boyunca ne düşünüyorsak o oluruz. Eğer ne düşüneceğinizi şansa bırakırsanız ya da gazete ,radyo istasyonlarına bırakacak olursak,kendi zihnimiz üzerindeki denetim gücümüzü büyük ölçüde yitiririz. EMERSON


    5. Bu kadar vaadler yeter! Düşünmenin sizi nasıl büyülediğini keşfetmek için hemen harekete geçip başlayın. Büyük filozof Disraeli’nin şu düşüncesiyle başlayın.” Yaşam küçük olmayacak kadar kısa.” D.J.SCHAWARTZ


    6. Asla mutluluğa giden yol yoktur. Çünkü mutluluğun kendisi yoldur. WAYNE DYER


    7. Ümidini kaybedenler için yaşamak , zaman öldürmekten ibarettir. Mustafa Uludağ8. Her sorunun bir çözümü vardır. Biri yoksa, öbürüne de sahip olamazsınız. Öyleyse, niçin sorunlarımızdan nefret ettiğimizi söyleriz? Niçin mücadelesiz bir hayat isteğini ileri süreriz. STEVE CHANDLER


    9. “Bu nasıl yapılır?” diyerek daima yapabileceğine inanan kişilerin kapısını çalar. D.J.SCHAWARTZ


    10. Başarı gücünün anahtarı ,en küçük şeyleri bile yapma, ama onları hemen yapma arzusu duymanızdadır. STEVE CHANDLAR



  2. #2
    AdministratoR

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    Kişisel gelişim;
    • Daha iyisini yapabilecekken daha kötüsünü yapmamak;
    • Daha ve fazlasını bilebilecekken daha azına razı olmamak;
    • Daha çoğuna sahip olabilecekken daha azına razı olmamak;
    • Daha iyilerle birlikte olma seçeneği varken vasatlarla ilişkide olmamak demektir.

    Kısacası,

    Kendinden daha fazlasını ve daha iyisini istemek ve kendini tüm bunları elde etmeye hazır hale getirmektir.



    Kişisel Gelişim

    1-Kendini Tanıma
    2-Kendini Disiplinize etme
    3-Kendini ifade etme


    7 Ana İlke


    1-Hayatta nasıl başarılı olduğunu öğren.Başaranlar, nasıl başarıyor, sen nasıl başarabilirsin, başarının sistem ve süreçleri nasıl çalışır?

    2-Kendini ve potansiyelini tanı.Kimsin, başkalarından farkın ne?

    3-Hayat amaçlarını tespit et.Neyi başarmak, nasıl bir hayat yaşamak istiyorsun?

    4-Amaçlarına ulaşmanın strateji ve planlarını hazırla.İstediklerini hangi aşamalarda, ne kadar sürede nasılbaşarabilirsin?

    5-Eyleme geç.Nereden başlaman gerektiğine karar ver ve başla!

    6-Sonuç alıncaya kadar esnek ol ve manevralarını yap.Kararlı ol, gerekenlerle iletişimini iyi kur.

    7-Sonuç al ve aldığın sonuçlardan öğren.


    Engeller


    1-İç Engeller


    Bilgilerimiz:
    Mesela IMF ile ilgili başarısız işbirliğine dair bilgiler.

    Değerlerimiz:
    Başarı, büyüme, aktiflik değil, rahatlık, problemsizlik, kanaat gibi değerlere inanma.

    Karakter:
    Tembel ve ağır kanlı, disiplinsiz

    Kendisi ve başkaları hakkındaki inançları:
    Başarı kendi elimde değil, yeterince donanım yok vs.

    Ahlak.

    Düşünceler:
    Kötümser, bu işi yapmaya değmez, faydası yok diyorsa

    Alışkanlıklar:
    Erteleme, zorlama olmadan yapmama

    Duygular:
    Korku, tükenmişlik, engellenmişlik

    Tecrübeler:
    Çok sayıda başarısız girişim varsa


    2-Dış Engeller


    Ailenin getirdiği sınırlamalar:
    Gençlerin pek çok projesi ailenin kafasına yatmadığı için gerçekleşmez.

    Siyasi sınırlamalar.

    Kültürel sınırlamalar:
    Ayıplanma, dışlanma korkusu, köyden orijinal eserler çıkmaz, insan gerçek kimliğini şehirde bulur

    Hukuki ve bürokratik sınırlamalar:
    Bir yabancının Türkiye’de iş kurabilmesi için 183 imza atması gerekiyormuş
    Ekonomik sınırlamalar

    Üstlerin sınırlamaları:
    Kızağa alma vs.

    İstikrarsızlık.

    Sistemin sınırlamaları:


    Kendini ve Başkasını Eyleme Geçirme Modeli

    1-Niyet Teyidi:
    İstiyormusun,İstemeyi istermiydin,istemeyi de istemiyorsa kaderiyle başbaşa bırak.

    2-Hedef Kurma:
    Hayat amaçlarını hatırlat, 10 yıl sonra nasıl bir hayat yaşayacağına dair fikri olsun.

    3-Telkin:
    Yapması gerekenleri biliyorsa hatırlati bilmiyorsa öğret.

    4-Gerekçeleme:
    İstenilen davranışı yapması için, 'Niçin'ler, 'Gerekçe'ler buldur.Yeterince neden bulursa harekete hazır hale gelir.

    5-Teknik Bilgi:
    Nasıl yapılacağını göster.

    6-Havuç:
    Yaparsa neler kazanacağını,neler tadacağını göster, hissettir.

    7-Sopa:
    Yapmazsa neler çekeceğini, acılarını, zorları göster, hissettir. (burayı anlamış değilim, sopa... )

    'Hayatın asıl amacı bilgi değil eylemdir
    Yapmanız gerekeni yapın
    Yapılması gerektiği zamanda, yapmanız gerektiği gibi yapın
    Tüm bunları isteseniz de istemeseniz de yapın.'

  3. #3
    AdministratoR

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    KİŞİSEL GELİŞİM, KİŞİSEL BAŞARI, BİREYSEL GELİŞİM, PSİKOLOJİ, KURUMSAL GELİŞİM
    KİŞİSEL GELİŞİM NASIL ORTAYA ÇIKTI.
    20.y. yüzyıla ait bir kavram olan kişisel\bireysel gelişim, 1960'larda Amerika'da İnsani Potansiyeller Akımı bağlamında kullanılmaya başlandığında, toplumsal gelişimi ön planda tutmadığı için eleştirilmişti. Günümüzde sıkça kullanılan "Sen değişirsen, dünya da değişir." bağlamda anlamlı bir mesaj içermekte ve kişisel / bireysel gelişim yolculuğunun ruhunu açıklıkla ifade etmektedir. (kişisel gelişim, kisisel gelisim, kişisel gelişim kitap, bireysel gelişim, kişisel gelişim eğitimleri )

    Kişisel gelişimin ataları diye bileceğimiz kişiler 'Wilhelm Reich'ın bio-enerji anlayışı, Frederick Pearl'ün Geştalt Terapisi, Abraham Maslow'un insani Psikolojisi, Jung'un mistik ve büyüsel gelenekler üstüne yap- tığı geniş çaplı araştırmalar. Doğu kökenli yoga, meditasyon teknikleri, Charlotte Selver ve îda Rolf'un Beden Terapileri bulunmaktadır.

    KİŞİSEL/ BİREYSEL GELİŞİM NEDİR?

    Kişisel / bireysel gelişim yolculuğunda öğreneceklerimiz, gündelik yaşamlarımızda uygulayabileceğimiz bilgelik/hikmet yöntemlerini kapsamaktadır. Buna Doğu/Batı Bilgeliği de diyebiliriz. Bu yolculuğun her durağı 'iyilik', 'mutluluk', 'ahlaksal cesaret' ve 'içsel huzurumuz' ile ilgilidir. (kişisel gelişim, kisisel gelisim, kişisel gelişim kitap, bireysel gelişim, &nbsp Kişisel / bireysel gelişim yolculuğumuzda kullanabileceğimiz kılavuz, hayatımızın üzerimize savurduğu ve savuracağı her türlü olgula yüzleşebilecek etkin bir akıl geliştirebilmemizin gerçekten ne anlama geldiğini bize açıklamaya çalışacak. İçsel özgürlük yolunda ilerleme sağlayacak. Bu anlamlı sözdeki gibi "Önce kendine ne olmak istediğin! sor, sonra ne yapman gerekiyorsa onu yap!" hayat şekillerimle ilgili değişiklikler yapabilirim. Hata ve yanlışlarımı azaltabilirim. Diğer insanların onayını almaya gereksinimim yok. Kendimi suçlu ya da endişeli hissetmeme gerek yok.


    İnsanlar dikkatim! "kendi güç alanın içine" odaklayabilirler. Mutluluğunu ya da mutsuzluğunu fark edip bunun kendi seçimi olduğunu fark edebiliir. İnsan olarak olumlu bir hedef, olumlu bir tutuma ve olumlu bir bakışa sahip olabiliriz.

    Kişisel / bireysel gelişim çalışmalarının aynasında kendimle yüzleşebilirim. Yaşantımızın ve davranışlarımızın 'sandığımız' kadar harika yada mükemmel olmadığını görebiliriz.

    Sadece kendin olarak öfkelendiğinde, yada başkalarını suçladığını görebilirsin, endişelere kapıldığını, kendini suçladığını görebilirisin. Arzularının ve nefretlerinin kendinden bağımsız olaylarmış gibi davrandıklarını, kurnaz yöneticiler gibi davranışlarını belirlemeye çalıştıklarını görebilirsin.

    Kontrol alanının dışındaki bir şeyi arzu edip ona ulaşamadığını zaman hayal kırıklığına uğradığını, arzu etmediğinı bir şeye sahip olduğunda da üzüldüğünü görebilirsin. (kişisel gelişim, kisisel gelisim, kişisel gelişim kitap, bireysel gelişim, ) Aslında bütün bu olumsuz duyguları yaşamın, psişik yükünü taşımanı ve çevrendekilere yansıtması gerekmiyor. Nesneler, insanlar ve olaylar seni incitemez. Seni inciten şey kendime, nesnelere, insanlara ve olaylara bakış şeklindir. Bana binlerce sorun yaratan kendi 'tutumlarını' ve tepkilerinidir. Bu yüzden hayatınızda değişiklikler yapmalı, kendi üzerime odaklanmalıyım. Bilgelik ve hikmet hayatına kendine adamış kişi kimseyi suçlamaz, kimsenin dedikodusunu yapmaz, kimse hakkında kötü bir şey düşünmezler. İnsanların değerlerini ve erdemlerini düşünürler. Kendini olaylardan ayırıp 'bağımsız gözlemci' olmayı başardıkça, olaylar ile bu olaylara karşı oluşan duygusal tepkilerin birbirinden farklı olduklarını görmeye başlarsın. (kişisel gelişim, kisisel gelisim, kişisel gelişim kitap, bireysel gelişim, )

    Kişisel erdemlerini yaratabilirsin. Başkalarından saygı ya da hayranlık beklememe gerek yok. Kendime saygı duyarsan, hiçbir olayın kendime olan saygını azaltmasına izin vermezsen işte bu sensin. Kendi üzerinde çalıştıkça, beslenme tarzını bile değiştirebilirsin.



    Hayatınızdaki zorlukları ve savaşmak, kendi içinize dönmek, kendi içsel güçlerinize; anımsamak ve kendi erdeminizi! yaratmak için, birer fırsat olarak görebilirsiniz. Bilgelik uygulaması fırsatı olarak görebilirsiniz. Çok cezbedici birisiyle karşılaştığınızda 'geri çekilme' gücünüzü, kötü sözler söyleyen birisiyle karşılaştığınızda ise 'sabır' gücünüzü kullanabilirsiniz.

    Diğer insanların negatif düşüncelerini ve görüşlerini almaktan, benimsemekten kaçınabilirsiniz. Merhamet ve sempatiyle dinleyebilirsiniz, negatif duygularınızı kapılmazsınız. Tutkulardan ve negatif duygulardan özgür olmak, zihninizi sakin ve huzurlu olması için ödediğiniz bedeldir. (kişisel gelişim, kisisel gelisim, kişisel gelişim kitap, bireysel gelişim, ) Tepki vermeyip geriye çekilebilirsiniz, daha geniş bir açıdan resme bakabilirsiniz, kendinizi sakin tutabilirsiniz. Sonra cevabınızı pozitif duygularla, aklı selim içinde 'bilgiyi' kullanarak verebilirsiniz Yaşam üslubunuz değiştikçe, arkadaşlarınızı değiştiğiniz de görebilirsiniz. Her şey kendiliğinden olacak. Kendinizi "efendisi" olduğunuzu göreceksiniz. Kendi potansiyelinizi farkına vardıkça, onları gerçekleştirmek için daha fazla çaba gösterebilirsiniz. Gerçek karakterinizi iradenizle seçeceğinizi değerlerinizi, erdemlerinizi etrafında sağlamlaştıracaktır. Farkındalığınızı önündeki algı filtrelerini temizledikçe, hayatı olduğu gibi görecek, açıklığı yaşayacaksınız. Ruhsal ve manevi çalışmalar bir ışıktır. Ruhsallık, kişisel gelişim serüveninde geçtiğiniz yolları aydınlatan bir ışıktır. Dikkatinizi bizim için özsel olana yönlendirdikçe, ruhsal farkındalığınızı artacaktır. Ruhsal farkındalık bize gücünüzün sınırlarını, tanrısal iradenin koyduğu sınırları gösterecek; onları anlayıp kabul etmemizi sağlayacaktır. Ruhsal farkındalık bizim içsel ışığımızdır. Yaşam yolculuğunda karşılaştığımız ölümlere ve felaketlere, dikkatli ve dürüst bir bakışla bakabilirsiniz. Kendimizi iki yüzlülükten, yanılsamalardan ve sahte ümitlerden kurtarmalısınız. Eğer bilgelik dolu bir yaşamı arzuluyorsak, kendi ilkelerinizle, kendi fikirlerinizle ve kendi gözlerinizle yaşayabilirsiniz.

    Bilgelik zeka, düzen, uyum, akıl ve farkındalıktır. İnsanın kendisinin efendisi olması, tanrısal iradenin amaç edinmemizi istediği şeydir. Zihninize hazineniz gibi davranmalı, ruhumuzun (bir ruh, ebedi bir ışık noktası olduğunuzu) varlığınızı hep anımsamalı ve amaçlarınıza sarılmalıyız. Biz amacımıza sarıldıkça; irademiz güçlenecek, irademiz güçlendikçe karakterimiz dönüşecektir. Amacımızı gerçekleştirmek için çaba harcamalıyız. Kişisel gelişim yolculuğu ve bilgelik, gerçekten ilgilendiğimiz bir konu ise, kimlerle arkadaşlık ettiğimize de dikkat etmeliyiz. Şunu kendimize sorabiliriz: Onların alışkanlıkları, değerleri ve davranışları bizi yüceltiyor mu, yoksa alçaltıyor mu? Bizimle alay edilse bile bunu sakinlikle karşılamalıyız. Onların ne yaptığı onları, bizim tepkimiz ise bizi ilgilendirir.

    En üst ruhsallık noktasıyla bağ kurmalıyız. Kim ve ne olduğumuzu, kiminle bağ içinde olduğumuzu bildiğimizde, ne yapacağımızı da bileceğiz. Bilgelik dolu bir yaşam farkındalık, dikkat ve uyanıklık üzerine kuruludur. Bilgeliği gündelik yaşamımızda doğrudan yaşamamız, Hegel ya da Marks'ın felsefesini bilmemizden daha önemlidir. Söylediğimiz ilkeleri ile yaşayan insanları örnek almalıyız.

    Sharon Labeil'in Epiktetos yorumunda yazdığı gibi;

    "Şimdi ideallerinizi yaşamayı ciddiye almanın zamanıdır. Örneğin, sahip olmak istediğiniz ruhsal ilkeler konusunda kararlı olduğunuzda, bu kurallar kanunmuş gibi bağlı kalın. Onlarla ilgili tavizde bulunmanız günah olacakmış gibi davranın. Ötekiler sizin düşüncelerinizi paylaşmıyorlarsa buna aldırmayın.

    Gerçekten kim olmak istiyorsanız o olmayı denemelisiniz. Bu andan itibaren kendinizi düş kırıklıklarına uğratmaya bir son verin. Kendinizi kalabalıktan ayırın. Sıradan olmaya ve size dayatılanları yapmaya daha ne kadar dayanacaksınız. Kendiniz olmak için pek fazla zamanınız yok."

  4. #4
    AdministratoR

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    KENDİNİ TANIMA
    Kendini tanıma isteği, bütün insanlarda görülür. Kendisiyle ilgili bilmediği bir şeyleri öğreneceği düşüncesi büyük bir heyecan yaratır insanda. Bu heyecan, korkuyla karışık bir merak duygusudur aslında. Bu tür duyguların yaşanması kaba bakışla şaşırtıcı gibi görünse de insanoğlunun kendisinden sakladığı bir şeylere sahip olduğunun farkında olmasından kaynaklanır bu durum. Herkes zaman zaman kendisini anlayamaz, yaptığı davranışa anlam veremez.
    İnsanın kendini tanıması, çoğu zaman davranışlarının bilinçdışı kaynaklarının bulunması olarak düşünülür. Oysa büyük bir yanılgıdır bu. İnsanın kendini tanıması, bilinçdışı kaynaklarının bulunmasından çok, insanın kendi ruhsal süreçlerinin işleyişini ve bilinebilen içeriğini bilmesidir.
    Kendini tanıma, insanın psikolojik ve fiziksel açıdan kendinde olanları bilmesi, kendinde olanların farkında olması ve bunları doğru değerlendirmesi ile ilgilidir. Bir insanın fiziksel özelliklerini, duygularını, düşüncelerini, istek ve gereksinimlerini, güçlü ve zayıf yönlerini, amaç ve değerlerini, yeteneklerini ve becerilerini tanıması / bilmesi ve bunların farkında olmasını ifade eder. Kendisini iyi tanıyan bir insan yaşayacakları karşısında neler hissedeceğini, neler düşüneceğini ve nasıl davranacağını olacağa/yaşanacağa yakın öngörebilir.
    Kendini tanıma denildiğinde esas olarak insanın kendisinin ruhsal özelliklerinin farkında olması, kendi ruhsal özeliklerini bilmesi kastediliyor olsa da insanın bedeninin farkında olması da kendini tanıması ile yakından ilişkilidir. Bir çok insan bedensel özelliklerinin farkında olsa da bunların bazılarını kabul etmek istemez – sanki öyle değilmiş gibi davranır. Örneğin bir çok kişinin şişman bulmadığı ve nesnel ölçütlerin normal vücut ağırlığında gösterdiği bazı kişiler kendilerini şişman bulabilirler. Normal vücut ağırlığında olan bu kişilerin bazıları da bu değerlendirmelerinden etkilenerek zayıflamak amacıyla çeşitli uğraşlara girerler. Verilen bu örnek kişinin bedenini değerlendirmesinde bir yanlışlık olduğunu ve bedenini yeterince ya da doğru tanımadığını göstermektedir.
    İnsanın ruhsal özelliklerini tanıması ise bedensel özelliklerini tanımasına göre daha zor gerçekleşebilen bir durumdur; ancak uzun süreli, sabırlı ve direşken bir çaba ile elde edilebilir. Diğer yandan kendini tanıma, sınırı olmayan/sonu olmayan bir süreçtir. Sınırı olmaması da insanın doğasından kaynaklanır. İnsan zihninin işleyişi ve bilinçdışı, insanın bütünüyle kendini tanımasını engeller. Kendini tanımanın en yüzeysel şekli kişinin hangi durumda nasıl davranacağını, ne tür duygular yaşayacağını bilmesidir. Bundan ötesi ise katman katman ruhsal dinamiklerin çözümlenmesini içerir. Bu çözümleme ise hem bilinçdışı, hem bilinçöncesi, hem de bilinçli ruhsal süreçlerin ele alınması ve bu ruhsal süreçler arasındaki ilişkilerin görülmesi ile mümkündür.
    Kendini tanıma sanıldığından zor bir süreçtir. İnsanın kendi davranışlarını gözlemesini, yorumlamasını ve yorumlarının doğruluğunu sonraki yaşantıları ile sınamasını; en azından belli dönemlerde kendisini ve başkasını yargılamayı bırakabilmesini, karşılaşacakları ile cesurca yüzleşebilmesini ve yaşadığı duygulara katlanabilmesini gerektirir. İnsanın kendini tanıma sürecinde zaman zaman başkalarının değerlendirmelerini alması ve diğer insanlar üzerinde yarattığı etkileri gözlemesi yararlı bilgiler vermektedir. Bu zor yolculuk için cesaret gösteren ve emek harcayanların çabalarının ürünlerini daha nitelikli ve doyumlu insan ilişkileri kurarak alırlar. Nitelikli ve doyumlu insan ilişkileri kurabilmesi, insanın kendisini ve diğer insanları tanıması ile mümkündür.
    Kendini tanımaya çalışan bir çok kişi çoğu zaman bu amaçla hazırlanmış olan anket ve ölçeklere başvurmaktır. Bu tür anket ve ölçeklerin yararlı bilgiler verebilecek olmalarına karşın tek başlarına belirleyici olmadıkları akılda tutulmalıdır. Özellikle bilimsel yöntemlerle hazırlanmamış anketlerde ortaya çıkan sonuçların olsa olsa bir ipucu gibi düşünülmesi ve bunun doğruluğunun günlük yaşamda sınanması gerekmektedir.
    Kendini tanıma uğraşına girmek isteyenlere biyopsikososyal bir bütün olarak varlığını sürdüren insanı anlamada bazı bileşenler verilecektir. Mesleki ve günlük deneyimlere dayanılarak tanımlanan bu bileşenlerin bir kılavuz niteliği taşıdığı, bilimsel araştırmalarla sınanmamış olduğu, sürekli yenilenmesinin gerektiği, her zaman için eksiğinin olacağı unutulmamalıdır. Belirtilmesi gereken en önemli konulardan birisi de kendini tanıma yolculuğunda ilk durağın zihnin (ruhsal yaşantının) işleyişi konusunda bilgi edinmek ve zihnin işleyiş düzeneklerini mümkün olduğunca anlamak olduğu ve bu yolculuğa çıkmak isteyenlerin mümkün olduğunca konuyla ilgili bilgi edinmesi gerektiğidir.

    Alıntıdır

  5. #5
    AdministratoR

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    KENDİNİ TANIMAK İÇİN KILAVUZ
    Beden
    Fiziksel özelliklerinizi tanımlayınız:
    Bedeninizin genel görünümü
    Yüzünüzün görünüşü
    Vücut ağırlığınız
    Boy uzunluğunuz
    Teninizin rengi
    Fiziksel özellikleriniz ile ilgili duygu ve düşünceleriniz
    Beğenip beğenmediğiniz
    Hoşnut olup olmadığınız
    Başkalarının fiziksel özellikleriniz hakkında ne düşündüğü
    Fiziksel özellikleriniz günlük yaşamınızı nasıl etkiliyor

    Duygu

    Yaşadığınız duyguların farkında mısınız ?
    “Şu an hangi duyguyu yaşıyorum, bu duyguyu yaşamamın kaynağı ne olabilir ?”
    “Yaşadığım duygunun düşündüklerimle bir ilgisi var mı ?”
    “Yaşadığım duygunun çevremdekilerle bir ilgisi var mı ?”
    “Çatışma sırasında ne tür duygular yaşıyorum ?”
    “Duygularının kendisini nasıl yönlendireceğinin farkında olmak”

    Düşünce

    Her zaman aklınızdan geçenleri ve neden böyle düşündüğünüzü bilir misiniz ?
    “Şu an ne düşünüyorum, böyle düşünmemin kaynağı ne olabilir”
    “Şu an yaşadığım duygular düşündüklerimi etkiliyor mu”

    Davranış

    Yaşadığınız olaylar karşısında nasıl bir davranış göstereceğinizi tahmin edebiliyor musunuz ?
    Yaşadığınız duygular davranışlarınızı etkiliyor mu ?
    “Şu an ben ne yapıyorum ?”
    “Neden böyle davranıyorum ?”
    “Böyle davranmamın kaynakları neler olabilir ?”

    İstek ve gereksinimler

    İstek ve gereksinimlerinizi tanımlayınız
    Nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığınızın farkında mısınız ?

    Amaç ve değerler

    Birey olarak yaşamdaki amaçlarınızı tanımlayınız
    Ahlaki, etik, sosyal ve bireysel değerlerinizi tanımlayınız

    Yetenek ve beceriler

    Yeteneklerinizi, becerilerinizi, güçlü ve zayıf yönlerinizi tanımlayınız
    Neyi bilip neyi bilmediğinizin farkında mısınız ?
    Neyi yapıp neyi yapamayacağınızı biliyor musunuz ?

    Sosyal çevre

    İnsanlarla ilişki kurma biçiminizi tanımlayınız
    İçinde bulunduğunuz sosyal çevreyi ve sosyal çevreniz içindeki rolünüzü tanımlayınız
    Sosyal çevrenizden kaynaklanan güçlerinizi tanımlayınız

    Kişilik Özellikleriniz

    Nasıl bir insansınız tanımlayınız
    Başa çıkma stratejilerinizi ve baş etme gücünüzü tanımlayınız
    Çatışma çözme biçiminizi tanımlayınız
    Çatışma çözme biçiminiz yaşadığınız duygulardan ne kadar etkileniyor ?
    Sizi en iyi hangi sıfatlar (çalışkan / tembel, sorumluluk sahibi / vurdumduymaz, sabırlı / sabırsız-
    tezcanlı, iyimser / kötümser gibi) tanımlar, belirtiniz
    Çatışmadan kaçınan bir kişi misiniz ?
    Ne olursa olsun çatışmayı kazanmak mı istersiniz ?
    Uzlaşmacı mısınız ?
    Ödün verebilir misiniz ?

  6. #6
    AdministratoR

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    Zihinsel Dengelerin Korunması

    Çocukların zihin gelişim dengesi incelendiğinde, bazılarında belli periyotlarla, birtakım akli işlevlerde duraksama, durgunluk gibi vakalara rastlamak mümkündür. Şartların açığa çıkarttığı huysuzluk, yaramazlık gibi haller, zamanla yerini yeni fonksiyonlara bırakır.

    Koşulların devamı ile hayata bakış tarzı, çocukluktaki o kalıba göre biçim alacaktır.

    Küçük yaşlarda yaşanılan sıkıntı ve değişimler, olgun düşünce yapısının göstergesi olabilmekle birlikte, beyinde hücre hasarı dolayısıyla belli fonksiyonları yerine getirememeye yol açabilir. Uzmanlar, beyin dokusunun gereksiz hücre faaliyetlerinden arınacak şekilde gelişme gösterdiğini ve bu gereksinimi otomasyonla yerine getirdiğini ifade ediyorlar.

    Genler, bir sonraki neslin konumunu oluştururken, çevre ve astroloji faktörlerini yanına almaktadır.
    Çocukluk ve yetişme çağında ortaya çıkan böyle aksaklıklar, beynin şuuru tekrar forme etmemesi ve yapılanmayı sağlayamaması yüzünden meydana gelmektedir.

    Zihinde yer eden kalıplaşmış düşünceler ve şartlanmalar yüzünden, başkalarının etkilenmediği olaylar karşısında, müthiş bir hasar ve yıkım gerçekleşmekte, hayaller yerle bir olmaktadır... Aradan zaman geçince,tutarsız ruh halinin yansıttığı "unutma" ve sallama" tavırları bir beceri sayılabilmekte,"duyarsız","umursamaz" bazen de "hırçın" davranışlar içine girilebilmektedir. İstatistikler, her on- on beş kişiden birinin melankolik ruh haline girebildiğini göstermektedir. Paranoya da, tedavisi en güç ruhsal hastalıklardanbiridir. Birey, sorunları, ters bulduğu olayları, kendiliğinden değil, muhatap olduğu kimselerden, dışarıdan kaynaklanıyor gibi algılamaktadır. Bu bazı düşünsel gerçeklere beynin yapısında yer bulunamamasının uzantısı olan bir duyumsayış biçimidir.

    Kuşku ve Hezeyan yaratan olumsuzluğun temeli, yine hücre bozukluğuna dayanır. Bu olay kişinin değerlendirişine göre bazen rahatsızlık bazen de değişik bakış açısı ile olayları yorumlamayı beraberinde getirir.,

    Tıp, kendini beden sanan düşünce biçiminin sonucu olan bu tip rahatsızlıklar için çok çeşitli çözüm ve tedavi olanaklarını araştırmaya, yeni yeni bulgular elde etmeye devam ediyor.

    İnsanı dış ve iç yapısıyla tanımaya teşvik eden mistisizm de, böyle durumlarda, kişisel uyarı getirip çeşitli önlemler alarak, en azından akıl istikametinde davranmayı, konuşmayı öngörüyor ve uymayanın da neticesi ile karşı karşıya kalacağını vurguluyor.

    Dengeli, sağlıklı, şuurlu yaşamanın geniş plandaki rolü dikkate alınırsa, herhangi bir düşünsel sorunu olan kişinin öncelikle bunu tesbit edip yeni bir yapılanmaya girmeye, farklılaşmaya, düşünsel kalıplarını, modellerini değiştirmeye kendini zorlaması son derece önem kazanmaktadır. Beyinde deforme olan hücrelerin yerine yenileri gelmediği için bunun başarılması, deformasyon oranına ve geride kalan fonksiyon gören hücrelerin aktivitesine bağlı gibi gözükmektedir.

    İnsani ilişkileri değerlendirirken de zihinsel fonksiyonları göz önünde tutmak, algılamalardaki çeşitliliği dikkate alıp ona göre davranmak gerekiyor.


    ÜŞENGEÇLİĞİNİZİ NASIL ATARSINIZ ? KENDİNİZİ NASIL HAREKETE GEÇİRİRSİNİZ ?

    Biz insanoğlunun en büyük sorunlarından birisi de kendi kendimizi harekete geçirecek enerjiyi bir türlü bulamamamızdır herhalde. Konuşmaya gelince herkes fikrini söyler. “Şöyle yapılmalı” “Evet evet , bunu yapmalıyız bana göre de”, “Hayır aslında buradaki temel nokta….vs”. Herkes adeta birer danışman edasıyla fikrini ortaya koyar. Belki iyi niyetle fikirler ortaya koyulur. Ama genel olarak bizim en büyük problemimiz harekete geçme ya da başka bir deyişle aktivitedir. Yani biz düşüncelerin önüne geçememiş fikirsel çatışmaların içinde kaybolup gideriz. Ne zaman ki birileri bunun farkına varırsa da o diğerlerinin önüne geçer. İlim adamı, işadamı, saygın bir siyasetçi, ya da falanca yerde bir yetkili olur. Peki bu kadar konuşmamıza rağmen neden kendimizi harekete geçirecek bu enerjiye bir türlü sahip olamıyoruz ? Herkes görüntüde şöyle yapılmalı, bu yapılmalı deyip güzel düşünceler ortaya koyabiliyor. İyi niyetini ortaya koyabiliyorken bunu neden uygulayamıyor ? Şimdi bunun nedenlerinden ve ne yapılması gerektiğinden kısaca bahsetmek istiyorum.

    Harekete geçmemizi engelleyen en büyük nedenlerden birincisi hiç kuşkusuz ki yetiştiriliş tarzımızdır. Daha küçük yaşlardan itibaren analarımız ve babalarımız bizlere toz kondurmazlar. Benim oğlum haklıdır veya benim oğlum / kızım bunu yapmaz derler. Çocuklarının hayata alışması için veya başka bir deyişle ayakta kalmayı öğrenmesi için pek bir şey yaptığımız söylenemez. Aman kızım sen yapma biz hallederiz. Falancayı devreye sokarız işlerini hallederiz. Aman oğlum neden yemeğini yemedin, dur sana hemen yiyecek bir şeyler hazırlayayım der annelerimiz. Hatta bazen anneler çocukları kocaman olmasına rağmen onlara kendileri yemek yedirmeye çalışır. Ben 7 yaşındaki çocuğuna yemeğini kendisi yemek istemediği için zorla ayakta çorba içirmeye çalışan anneler gördüm. Daha neler neler..
    O halde ilk nedenimiz; Birilerinin sizin yerinize bir şeyleri yapmasına alıştıysanız her şeyi önce başkalarının yapmasını beklersiniz. Zira insanoğlunun tabiatında her zaman kolay olana yönelmek vardır. Kolay olan bir başkasının yapmasını yapmaktır. Zira yeni doğan bir bebeğe ilk 3 gün biberonla mama verirseniz, bu daha sonra kendisine daha kolay geleceği için annesinden süt emmek istemeyecektir. Kolay olana yönelmek daha bu hayata geldiğimiz günden itibaren kazandığımız veya öğrendiğimiz bir tutumdur.

    Harekete geçmemizi engelleyen diğer unsurlardan birisi de içinde bulunduğumuz ruh halidir. Eğer uzunca bir süredir bir konuda çabalamış iseniz ve onda da bir başarı elde edememiş iseniz pek muhtemeldir ki sonrasında da bu sizde yılgınlığa neden olacaktır. Hatta öyle durumlar vardır ki bu sizin hayata küsmenize, depresyona girmenize veya bunların daha hafifleri olarak stres ve duygu durum bozukluklarına yol açacaktır. Hayata bir şekilde küsen insanlar hayata tutunmak için kendilerinde bir umit görmedikleri için harekete geçmezler. Nasıl olsa yine başaramayacağım derler. İçlerinde biraz korku, biraz yıpranmışlığın verdiği çaresizlikle artık ne yapabilirim ki derler.
    Çaresizlik insanı yıpratan ve bir adım öteye gitmesine engel olan en büyük nedenlerdendir. Daha önce sürekli kaybettiğini düşünen insan bu davranışı artık öğrenmiştir. Biz buna psikolojide öğrenilmiş çaresizlik duygu durumu deriz.

    Tembellik etmek veya gayret göstermemek te yine bizim harekete geçmemizi engelleyen unsurlardandır. Biz millet olarak rahatlığa alışmış bir topluluğuz. Bugün sokaktan herhangi birisini çevirip çok paran olsa ne yaparsın sorusunu sorsanız hemen hemen hepsinde de güzel bir tebessüm belirerek şunu yapacağım bunu yapacağım diyerek hayallerini anlatırlar. Hemen hemen tüm insanlarda rahat, bol kazançlı, daha az emek harcayarak daha çok para kazanma düşünceleri vardır. O yüzden ülkemiz girişimcileri sabit bir iş yapmadan sürekli o günün moda işi neyse veya o anda ne kazançlıysa onu yapmaya çalışırlar. O anı kurtarmak önemlidir çünkü. Örneğin TV’lerde yayınlanıp ta birincilerinin daha sonra hiçbir şekilde hatırlanmadığı yüzlerce yarışmayı aklınıza getirin. Veya yılbaşı günleri alınan milli piyango biletlerinin veya devir miktarı arttığı zaman sayısal loto bayilerinin önünde oluşan kuyrukları düşünün. Tembellik öylesine başa bela bir şeydir ki gerek fiziksel olarak ve gerekse de düşünsel olarak tüm insanların en büyük düşmanlarından birisidir. İnsana uyuşukluk verdiği gibi insanın içinde zaten kısıtlı olan gayret duygularını da ortadan kaldırır. İnsanın herhangi bir işi, daha başlamadan bitirmesine neden olur. Önce kafada ortaya çıkan bu tembellik bir süreden sonra sizin fizyolojik olarak ta sağlınızın bozulmasına neden olur. Yine bununla ilgili aklıma gelen güzel bir örneği vermek istiyorum. Örneğin eskiden zayıflama uzmanları egzersiz önerirlerdi. Ama gelişen ve tembelleşen dünyamızda bugün bitkisel adı altında öyle ilaçlar çıktı ki ve siz öyle şeyler vaat ediyorlar ki. Daha önce girişimci diye bahsettiğim kişi veya kuruluşlar o günün trendine uyarak ve ayrıca insanın tembellik içgüdüsünü de dürterek “Hareket etmeden falanca içerikli bitkisel hapları içerek zayıflayabilirsiniz diyorlar” Belki doğru , belki yanlış ama bunda bile kolaya kaçan biz yakında herhalde koltuğa yapışık olarak yaşamaya başlayacağız. Sokağa çıktığınızda altlarına tekerlek takılmış binlerce koltuk ve üzerinde birer tuşa basarak bu koltukların üzerinde bir yere gitmeye çalışan insanlar göreceksiniz. Oysa insan hareket ister ve buna göre yaratılmıştır.
    İçinizdeki tembellik içgüdüsünü ortadan kaldrımaz iseniz korkarım ki hem sağlığınızdan olacaksınız, hem de ruhsal olarak daha kötüye gideceksiniz. Zira içinizde biriken enerjiyi atabilmenizin ve rahatlamanızın tek yolu fiziksel olarak ta sağlıklı olmanızdır. Tembelliği hareket ederek yenersiniz.

    Yaptığınız her hareket neticesinde maddi bir kazanç beklemeyin. Evet yaptığınız her hareketin bir şeyler kazandıracağını düşünün ama burada önemli olan bunun sürekli olarak sizin olmasını beklemeyin. Burada önemli olan gerçekleştirdiğiniz her eylemin sizin için veya başka insanlar için faydalı olacağını düşünmenizdir. Bir iş yaparken hep kendinize faydası olup olmadığını sorgularsanız bu sizi bencil ve faydacı bir insan haline getirir. Faydacı bir insan olmak ise toplum tarafın kabul edilebilir bir insan tipi değildir. Yapacağınız işleri sadece kendinizin faydasını düşünerek yapmayın. Allah rızasını gözetin. Birilerinin sizin sayenizde mutlu olduğunu, belki hayatının kurtulduğunu hayal edin.
    Unutmayın ki hayatta her şey karşılıklıdır. Hayat öylesine adaletlidir ki. Siz bugün birileri için bir şey yaparsanız şuna adım gibi eminim ki siz zora düştüğünüzde de birileri size yardımcı olacaktır. O yüzden harekete geçmek için kendi faydanız olup olmadığına bakmayın. Yapacağınız iş sizin faydanıza değilse bile başka insanların faydasına olacaktır. Başkalarına yardım etmenin verdiği vicdani rahatlamayı, onlardan gelecek duayı hiçbir parayla alamazsınız. Geriye dönüp baktığında kim hayırlarla anılmayı istemez ki ?

    Alışkanlıklarınızı değiştirin ! Küçüklüğünüzden itibaren geliştirdiğiniz bir takım tutumlar olabilir. Kendinize özgü alışkanlıklarınız veya düşünce biçiminiz olabilir. Hatta sizin değişmez prensipleriniz de olabilir. Ama durup arada bir şöyle düşünmelisiniz. “Dünya bile sürekli değişirken benim düşünce biçimimde acaba hiç mi yanlışlık yok ? “ Kendinizi tıpkı arabaların servis bakımları gibi arada bir gözden geçirin. Zira kötü alışkanlıklar da insanın harekete geçmesine engel olan en büyük etkenlerdendir. Örneğin; Sürekli sigara içen biriyseniz bir süre sonra bunu bırakacak gücü bulamazsınız kendinizde. Bunun size zarar verdiğini bilirsiniz ama sürekli erteler ve üşenirsiniz sigarayı bırakmayı. Hatta daha sonra “Hayır efendim sigara içenlerinde hakları var” gibi bir saçmalık bile ortaya atabilirsiniz. Sahip olduğunuz kötü alışkanlık yüzünden doğrunun ne olduğu, hak hukuk teraziniz zarar görür. Doğrusu sigara içememek iken, kendinizi birden sigarayı içenleri savunurken bulursunuz. Bu benim insan hakkım der kendinizi kandırırsınız. Oysa yapmanız gereken alışkanlığınızın size ve çevrenize ne gibi bir zararı olduğunu sorgulamaktan başka bir şey değildir.
    Düşüncelerinizi arada bir gözden geçirmek iyidir. Her ne yaparsanız yapın ne düşünürseniz düşünün, alışkanlıklarınızın, yaşam stilinizin, düşüncelerinizin, kararlarınızın Hakk”a hukuka uygun olmasını esas alın. Bu sizin hayatla daha barışık olmanızı sağlayacaktır.

    PEKİ ÜŞENGEÇLİĞİ YENMEK İÇİN NE YAPMALI:

    1- Kendinizle barışık olun. Hep ben demeyin. İnsanlar içinde bir şeyler yapabilecek iken sadece kendiniz için bir şeyler yapmayın. Bana ne faydası olacak düşüncesi sizi bir süre sonra bencil ve herhangi bir olay karşısında hareketsiz bırakır. Bir süre sonra hiçbir olay karşısında hareket edemez hala gelirsiniz.
    2- Sağlıklı bir vücuda sahip olun. Egzersiz yapın. Eğer hergün belli bir saat aralığını fiziksel aktiviteye, spora ayırmaz iseniz bir süre sonra vücudunuz tembelleşir. Vücut ve beyin birbiriyle uyumlu iyi birer takım oyuncusudur. Birinden biri çalışmaz ise diğeri de durur.
    3- Vicdanınızı arada bir sorgulayın. Arada bir zihinsel muhasebe yapmak, iyi bir insan olacağım cümlesini kurmak sizi iyi bir insan olmaya yöneltecektir. Unutmayın ki önemli olan sadece ben iyi bir insanım demek değil. Başka ve çok çeşitli insanlar tarafından da evet sen iyi bir insansın diye geri bildirim almaktır.
    4- Alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Sizi hareketsiz bırakan her tür alışkanlık kötüdür. Sizin faydalı işler yapmanıza engel olan her tür alışkanlık kötüdür.
    5- Hiçbir şeyi sadece maddi kaygılarla yapmayın. Manevi kazançların aslında sizi daha çok ayakta tutacağını bilin.
    6- Kendiniz için bir yaşam felsefesi geliştirin. Davranışlarınızda tutarlı olun ve bunu hareketlerinizle de gösterin. Belirli durumlara hep aynı tepkiyi verin. Unutmayın ki olumlu davranışların tekrarı zamanla alışkanlığa dönüşecek ve siz farkında olmadan faydalı alışkanlıklarınız olacaktır.
    7- Öğrenilmiş çaresizliğinizi yenin. Her durum kendi başına bağımsız bir olaydır. Daha önce benzer bir olay karşısında yaşadığınız başarısızlık sonra da gerçekleşecek değildir. Pekala çabalayarak ve akılcı hareket ederek ve en önemlisi de sabrederek başarılı olabilirsiniz.
    8- Bir durum karşısında hep” aman canım bana ne” demeyin. Başkaları nasıl olsa yapar demeyin. Yani hep karşıdan beklemeyin. Bu sizin hep tereddüt etmenize neden olur. Çekimser, arka planda kalan, etliye sütlüye dokunmayan bir insan haline gelirsiniz. Bir süre sonrada bencilleşir ve sadece kendiniz için yaşayan ir insan olursunuz. Oysa herkes bir toplulukta yaşadığına göre o topluluğun her ferdi, insanların gerçekten faydasına olacak bir konuda Hakka hukuka uygun bir şekilde her duruma yardımcı olmalıdır. Destek vermelidir.
    9- Zihinsel süreçlerinizi geliştirerek sosyal bir insan olmaya karar vermelisiniz. Entellektüel sermayenizi ve Allah inancınızı ne kadar geliştirirseniz o kadar sorumlu ve vicdanı huzurlu bir insan olursunuz.
    10- Yaşamınızda hep empati yapın. Yani bir karar verirken acaba onun yerinde ben olsam ne yapardım deyin. Bir durum karşısında kendinizi hep o durumu yaşayan insanın yerine koyun. Eğer vicdan sahibi iseniz zaten bu sizi harekete geçmek için ikna edecektir.

    Psik.Dan. Selçuk Arıcı
    İnsan Kaynakları Uzmanı

  7. #7
    AdministratoR

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    STRESLE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

    Zaman zaman yaşantılarımız bizleri yorar ve ne yapacağımızı bilemeyiz. Böyle durumlarda bedenimiz sinyal vermeye başlar. Peki ne yapmak gerekiyor? İşte sizler için zor olmayan öneriler:

    * Sınırlarınızı net çizin.“Evet” yada “Hayır”larınız ne kadar net olursa hayatınızdaki stres kaynakları da o denli azalır.

    * Siz kendinizi nasıl görürseniz, diğer kişilerde sizi öyle görür. Dolayısıyla sevgi, saygı,ve güven duygularını öncelikle kendinize daha sonra başkalarına
    yöneltin.

    * Problem çözümünde probleminizin tamamını görmeye çalışmanız sizde tükenmişlik duygusu yaratabilir. Bu nedenle problem çözümünde kendinize ufak hedefler
    koyarak bu hedefleri gerçekleştirdikçe bir sonraki hedefinize geçin.

    * Probleminizin kendisine değil çıkış nedenine ve çözüm yollarına odaklanın.

    Biriktirilen negatif duygular tavan arasına atılmış eşyalar gibidir. Arasıra bu duyguları gözden geçirerek bunlardan kurtulursanız, hayatınızda ciddi bir
    yükü omuzlarınızdan atmış olursunuz

    * İletişim tekniklerini öğrenmeniz; yanlış anlaşmaları, gereksiz tartışmaları engelleyeceğinden stresinizin dolaylı yönden azalmasına olanak tanır.

    * Hatalarımızdan ders almak ve öfkemizin esiri olmamak da hayatımıza yeni bir pencere açacaktır.

    * Tıpkı problem çözümünde olduğu gibi; işlerinizi de sıraya koyarak planlamanız iş stresinizi azaltacaktır. Büyük hedefe giden küçük atlama taşlar
    ( küçük hedefler) varışınızı daha kolay ve zahmetsiz kılacaktır.

    * Hiçbir konuda umudunuzu yitirmeyin. Unutmayın ki; her gecenin bir sabahı, her yokuşun bir inişi vardır.

    * Yürüyüş ve egzersiz yapın; uyku ve beslenmenize dikkat edin.

    * Kendinize ve ailenize zaman ayırmayı ihmal etmeyin. Beraber paylaştığınız zaman ve aktiviteler arttıkça aile bağlarınızda daha kuvvetlenecektir.

    * Yaşamınızın reçetesini sürekli yenileyin

  8. #8
    Junior Member

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    sagolllllllllllllllll


  9. #9
    Junior Member

    Standart Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    nasıl kopyalıyacagızz tşk etık


  10. #10
    AdministratoR

    Cevap: Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?

    Alıntı aret Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    nasıl kopyalıyacagızz tşk etık
    Kopyalama özelliği açılmıştır. Tekrar deneyiniz.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Kişisel gelişim ile başarı arasında nasıl bir bağ vardır?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.06.12, 22:43
  2. Isı Ve Sıcaklık Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır
    By ArchAngeL in forum Fizik & Kimya
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.08.11, 21:34
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.11.10, 17:14
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.11.10, 01:14
  5. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.09.10, 16:30

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.