Sponsorlu Bağlantı

2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: İşletme Bürokrasi Yaklaşımı Bürokrasi Yaklaşımı Nedir? Bürokrasi Yaklaşımının Tanımı

  1. #1
    Mavi Admin
    Sponsorlu Bağlantı

    İşletme Bürokrasi Yaklaşımı Bürokrasi Yaklaşımı Nedir? Bürokrasi Yaklaşımının Tanımı

    Sponsorlu Bağlantı

    İşletme Bürokrasi Yaklaşımı Bürokrasi Nedir? Bürokrasi Yaklaşımı Nedir? Bürokrasi Yaklaşımı Neanlama Gelir? Bürokrasi Yaklaşımı Hakkında Bilgi Bürokrasi Yaklaşımının Tanımı Bürokrasi Sunumu İndir
    1. Bürokrasinin tanımı; Latince “burra” ve Yunanca “kratos” sözcüklerinden türetilmiştir. “Burra” masaları örtmede kullanılan koyu renkli kumaş: “kratos” ise egemenlik, yönetim anlamına gelmektedir. Buna göre bürokrasi “masaların ya da büroların egemenliği anlamındadır. Bu kavaramın ortaya çıktığı dönemde memurların, hizmet yürüttükleri masaların üzeri koyu renkli kumaşla örtülmekteydi. Aslında bu benzetme ile ifade edilmek istenen, memurların toplum üzerinde giderek artan egemenliğidir. Memurların bu egemenliği, onların hizmet yürüttükleri bir araçla (yazı masası) ya da mekanla (büro) nitelendirilmiştir.(1) Bürokrasi daha çok olumsuz ve kötüleyici bir anlam ifade eder. Bu anlamda bürokrasi verimsizlik, işlerin ağır yürümesi, kuralcılık, kırtasiyecilik, sorumluluktan kaçma, yönetimde gizlilik, yetki devretmekte isteksizlik, otoriteye aşırı bağlılık gibi olumsuz davranış ve işlemlerdir.(2) Sözlük anlamı ile bürokrasi “ Devletin işlerin yürütülmesinde yazışmalara gereğinden çok önem verme kırtasiyecilik” olarak tanımlanmaktadır. (3) Toplum açısından ise bürokrasi memur egemenliği devlet işlerinde bir işin yapılması için gerekli izinler, onaylar, imzalar, uyulması gereken kurallar ve genelliklede işlerin yokuşa sürülmesi ve zaman kaybı olarak anlaşılmaktadır.(4) Bürokrasiyi “devletin örgütleyici çalışmalarının toplumdan çıkarak toplumun üstünde yer alan ayrıcalıklı kişilerce yürütülmesi diye tanımlanabilir.(5) Bürokrasi, burjuva devletin örgütleyici çalışmaların seçimlik, sorumu ve azledilebilir olmayan, ayrıcalıklı ve kalıcı bir memurların ordusu eliyle yürütülmesinde somutlaşan özgül bir yönetim biçimidir.(6) Bürokrasi, sistemli kurallarla tanımlanan özelliği olan işlerin bütünleşmiş hiyerarşisini işaret eder. Biçimsel yetkinin işi yapan kimseye değil,işi yapmakla yükümlü bulunan daireye verilmiş olduğu, şahsa ait olmayan, rutin hale gelmiş bir yapıdır.(7) 2. Max Weber’e göre bürokrasi tanımı; Max Weber’in üzerinde durduğu bürokrasi, günlük dilde kullanılan işlerin yoluşa sürülmesi, geciktirilmesi anlamının tam aksine etkinlik açısından ideal bir organizasyon yapısını göstermektedir.(8) 1 Eryılmaz,Bilal;Kamu Yönetimi,Akademi kitapevi,İzmir,1995,s.204 2 Eryılmaz,a.g.e,s.205 3 Ataman,Göksel;İşletmeYönetimi,Türkmen Kitapevi, İstanbul,2001,s.92 4 Ataman, a.g.e, s.93 5 Dişel,Kurthan,Yönetim,Sevinç Matbaa,Ankara,1979,s.65 6 Dişel, a.g.e, s.67 7 Herbert G.Hicks,C.Ray Gullet; Organizasyonlar: Teori ve Davranış,(Çev.Besim Baykal),İ.İ.T.İ.A. İşletme Bilimleri Enstitüsü Yayınları, İstanbul,s.99 8 Mucuk, İsmet, Modern İşletmecilik, Der yayınları, İstanbul, 1985,s.11 Weber’in bürokrasi görüşü endüstriyel kuruluşlar, politik örgütler, kilise ve benzeri dinsel örgütler için de geçerli olmakla birlikte daha çok kamuya ilişkin işlevler için tasarlanmıştır. Herhangi bir örgütte bürokrasinin belirtileri; açık ve kesin olarak belirlenmiş bir hiyerarşi, her bir servisin sorumlulukları ve kişisellik dışı anlayışıyla

    Microsoft Powerpoint

    DOWNLOAD
    Eğer bir gün
    dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa,
    Rabb'ine dönüp "benim büyük bir derdim var" deme!

    Derdine dönüp "BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABB'İM VAR!" de!



  2. #2
    Mavi Admin

    Cevap: İşletme Bürokrasi Yaklaşımı Bürokrasi Yaklaşımı Nedir? Bürokrasi Yaklaşımının

    BÜROKRASİ


    Bürokrasi terimi ilk olarak 1745 yılında Vin-cent de Gournay tarafından, büroların kamu yönetiminde artan egemenliğini tanımlamak için kullanılmıştır. Bürokrasi, latince "burrus" ve "kratic" kelimelerinden oluşmuştur. Kın-tie/kratos üstünlük, hakimiyet anlamında olup bürokrasi ofisin, büronun veya makamın üstünlüğünü ifade etmek üzere kullanılmıştır. Nasıl eski Yunanistan'da "demos" halk, "de*mokrasi" iktidarın halkta olduğu siyasî yapıyı anlatıyorsa, "bürokrasi" de bürolarda çalışan*ların (bürokratların) iktidara sahip olduğu ve*ya en azından siyasal hayatta Önemli rol oyna*dıkları bir yönetim biçimini anlatmaktadır.
    Bürokrasi olgusunun da bu denli önem ka*zanması yeni burjuvazi ve ulus devletin ortaya çıkması ile yakından ilgilidir. Batı Avrupa'da yeni oluşan burjuvazi, feodal yapıyı yıkarak da*ha geniş bir alanda ticarî faaliyette bulunmak İstiyordu. Böylece kilise, senyörlerve kral ara*sında bölünmüş otorite alanlarının tek bir merkez hiyerarşisinde bütünleşmesi, merkeze bağlı bir bürokratlar sınıfını gerektiriyor veya burjuvazinin isteklerine uygun merkezî yapı, bürokrasi sayesinde mümkün olabiliyordu. Bölünmüş toplumsal yapı, gelişen burjuvazi*nin ticarî faaliyet ve ihtiyaçlarına cevap vere*miyordu. Gelişen burjuvazi ile birlikte eski otorite sahipleri olan senyörlerve kilise gittik*çe güç kaybederek dirençleri kırıldı. Bu geliş*me sürecinde burjuvazinin isteğine uygun güç*lü krallıklar ortaya çıktı. Geniş bir coğrafî alanda rakipsiz otoritelerini kuran krallar emirlerini yerine getirecek olan güvenilir bü*rokratik yapılr kurmaya başladılar. Ortaya çı*kan en önemli bürokratik kurum ulusal savun*ma ve iç düzenin sağlayıcısı olarak ordu kuru*mu olmuştur. Ulusal devlet bu sürekli ordula*rı ayakta tutmak ve bazı kamu hizmetlerini gerçekleştirmek için sürekli bir gelir kaynağı*na ihtiyaç duymuş, vergi sisteminde bir takım reformlara girişmiştir. Bu da meslekî bilgileri yüksek devlet personeli yetiştirilmesi ve güve*nilir örgütler kurulmasını gerektirmiştir. Geli*şen iç ve dış ticaret, aynî ekonomiden para ekonomisine geçiş sonucu rasyonel hukuk ku*ralları ihtiyacı doğmuş. Roma hukuku Avru*pa'da önem kazanmış ve akademik eğitim gör*müş hukukçular bürokraside önemli yer tut*maya başlamıştır. Ayrıca aristokrat soylu sını*fın siyasal iktidarı tekrar ele geçirme çabaları kralları kendilerine bağlı bir memurlar grubu oluşturmaya zorlamıştır. Böylece İdarî görev*leri yürütebilmek amacıyla giderek artan sayı*da memur görev almıştır. Ortaya çıkan me*mur görevliler ordusu, demokratikleşmenin gelişmesiyle krala bağlılıktan ulus adına vazi*fe görmeye başlamış, teknolojik ve toplumsal değişmeyle birlikte bu görevliler için iş bölü*mü ve uzmanlaşma önem kazanmıştır.
    Bugün bürokrasi kelimesi değişik anlamlar*da kullanılmaktadır. Bu kullanımlara baktığı*mızda kelimenin, biri nesnel ve tanımlayıcı, di*ğeri duygusal ve kötüleyici olmak üzere iki an*lamda kullanıldığını görmekteyiz. Nesnel an*lamda kavram, bir örgütün programlarını ger*çekleştirmek İçin kullandığı insan gücü, bina*lar, yöntem ve otorite sistemini belirtmek için kullanılırken, duygusal anlamda işlerin uzama*sı, yetkisini kötüye kullanan, kendi çıkarını ön planda tutan asalak bir toplumsal sınıf, kırtasi*yecilik, sorumlu tukyüklenmcklen kaçınma an*lamında kullanılmaktadır. 1798'de yayımla*nan Fransız Akademisi Sözlüğü, 1813 tarihli Alınan Yabancı Terimler sözlüğü, Meydan Lcı-mttsse Ansiklopedisi bu kelimeyi olumsuz an*lamda kullanmışlardır. Kelime, anlam olarak, 1- İşlerin yürütülmesinde idarenin gücü ya da etkisi,
    2- Memurlar/bürokratlar topluluğu,
    3- Devlet örgütüne ya da herhangi bir idarî Ör*güte bağlı üyelerin gücü anlamlarını ihtiva et*mektedir.
    Bugün kelime sosyal bilimlerde "hiyerarşik bir yapı içinde örgütlenmiş, kişisel olmayan ge*nel kurallara ve işleyiş ilkelerine göre çalışan profesyonel görevliler grubu" olarak kabul edilmekte ve günlük kullanımlarda görülen olumsuz anlamı taşımamaktadır. Yukarıda be*lirtilen olumsuz özellikler ortaya çıktığında da bürokrasinin işleyiş özelliği olarak ele alınıp incelenmektedir.
    Bürokrasinin farklı işlevleri üzerinde de du*rulabilir. Bürokrasinin sosyal bütünleştirme iş*levi, üzerinde durulan İlk yönü olmuştur. Uzak habercisi olarak Platon'u gördüğümüz bu yön, toplumu bir filozoflar grubunun yönel*mesi ve mülkiyet sahibi olmayan bir görevliler sınıfının varlığı, bu ideal düzen ve istikrar ça*balarının ilk işareti olarak görülmektedir. Ba*tı Avrupa'daki tarihsel gelişmeyi yakından iz*leyen Hegel, bürokrasinin toplumu bütünleşti*rici fonksiyonu üzerinde düşünerek, toplum*sal denge ve ulusal bütünleşmenin sağlanma*sında bürokrasiye önemli roller yüklemiştir. Hegel'c göre bürokrasi, sivil toplumun, ayni ti*carî sınıfın gözetemediği genel çıkarları göze*tecek; yeni rekabetçi ticarî sınıfa, yani sivil top*luma karşı rasyonelliğin temsilcisi olacak ve toplumsal çatışmayı önleyecektir. Wittfogel de Oıiental Despotizm adlı çalışmasında bü*rokrasinin bu bütünleştirme fonksiyonu üze*rinde durmuş, Doğu toplumlarında mutlak ik*tidarın güçlü bir bürokrasi sayesinde kuruldu*ğunu, toplumsal düzen ve dengenin bu sayede sağlandığını belirtmiştir. Aynı doğrultuda Şe*rif Mardin, Eski Roma, Bizans, Sasani ve Os*manlı toplumlarının sosyal plüraliznıi çözme*de "devlet" örgütünü ortaya çıkararak başarı sağladıklarını belirtmiştir. Burada devlet deni*len Örgüt, bizim bürokrasi dediğimi/, olguyla çakışmakta ve merkeze bağlı görevlileri ifade etmektedir. Bugün bürokrasi az gelişmiş ülke*lerde yeni ulus yaratma ve sosyal plüralizmlerİ Çözme görevlerini önemli ölçüde yerine getir*mektedir. Faşist, Nasyonal Sosyalist ve hatta Sosyalist ülkelerin, bürokrasinin bütünleştirmc Fonksiyonundan önemli ölçüde yararlandı*ğı söylenebilir.
    Bürokrasiye Hegcl'in tam karşı kutbunda olumsuz tavır Marks'tan gelmiştir. Marks bü*rokrasiyi evrensel bir sınıf olarak görmemek*te, sosyal yapıyla birlikte ele almaktadır. He-gel'in ideal yaklaşımı Marks'ta tersine dön*müştür. Marks bürokrasinin toplumda denge sağlamaktan ziyade hakim sınıfın baskı aracı olduğunu belirtmiştir. Bürokrasi toplumda or*ganik bir yere sahip değildir. Üretim ilişkileri*nin bir sonucudur. Sınıflaşmanın kalktığı bir toplumda bürokrasi de kalkacaktır. Marks bü*rokrasinin muhteva yerine biçimi koyacağına da İşareı etmiştir.
    Bürokrasiyi Özerk bir alan ve sistematik ola*rak ilk İnceleyen Max Webcr olmuştur. We-ber bürokrasi olgusunu bir Örgüt sorunu ola*rak ele almıştır. Bürokrasinin incelenmesi, an*laşılması ve sınıflandırılmasının örgüt içinde*ki: 1-İş bölümü,
    2- Otoritenin yapısı ve daya*nağı,
    3- Her görevlinin konumu ve rolü,
    4- Gö*revliler arasındaki ilişkileri düzenleyen kural*ların niteliği aracılığıyla sağlanabileceğini be*lirtmiştir.
    Weber üç otorite tipi çizmiştir. Bunlar İdeal tipler olup, otoritenin araçsal olarak kavram-laştırılmasıdır. Bu otorite tiplerine tekabül eden yönetim tipleri vardır. VVeber'in asıl üze*rinde durduğu modern gelişmeye en uygun bü*rokrasi tipinin yasal-rasyoncl bürokrasi oldu*ğudur. Bu bürokrasinin temel özellikleri ise şunlardır.
    1- İşbölümü ve uzmanlaşma kaçınıl*mazdır
    . 2- Yönelim kurallarının konuş biçimi*nin yasal-rasyoncl olduğuna olan inanç, otor-teyi meşru kılar.
    3-Hiyerarşİk kademe akılcı ve kişisel olmayan İlkelere göre düzenlenir.
    4- Memurlar İşe alınırken liyakat esasına göre alınır ve kullandıı araçlar kendine değil, göre*ve tahsis edilmiştir. Bürokrasinin temel işlevi hizmet ifa etmek olduğundan siyasal iktidar değişse bile hizmetler aynı şekilde sürdürüle*cektir. Weber çağdaş sanayi toplumunun ge*rektirdiği ihtiyaçlara ancak bu şekilde iyi dü*zenlenmiş, uzmanlaşmış bir bürokrasinin ce*vap verebileceği kanaatindedir. Bu şekilde ör*gütlenmenin sanayi toplumunun bir gereği ol-
    duğunu, sadece devletin değil büyük sanayi şir*ketlerinin de bu şekilde örgütlenmesinin kaçı*nılmaz olduğunu belirtmiştir. Weber bu ya-sal-rasyonel bürokrasiyle ilgili bazı olumsuz gelişmelere de dikkat çekmiştir. İlk olarak tüm toplumun bürokrat [aşabileceği tehlikesi*ne dikkat çekmiştir. Bu, ilişkileri de İçine alan rasyonel mekanik bir dünya hayalı tehlikesi*dir. Weber statünün iş görmeden daha Öne ge*çebileceği ve bürokratların kamu çıkarını de-ğil, kendi çıkarlarını ön plana alacakları ve gi*derek toplumu siyaset dışı bırakmaya çalışa*caklarından kuşku duymaktadır.
    Weber bürokrasiyi sosyal İlişkiler içinde ele almış, ayrıca Marks'ın yaklaşımına katkı ola*rak özerk bir alan olarak sistematik bir şekil*de inceleyip teorisini kurmakla birlikte konu*nun İşlevsel olmayan yönleri ve insan ilişkile*riyle ilgili yönü zerinde fazla durmamıştır. Bu eleştirileri şu noktalarda toplayabiliriz:
    a) Bürokratik yapının hakimiyeti, teknokra*si: Marks bürokrasinin kendini devletin en son amacı olarak göreceğini, muhteva yerine biçim koyacağını belirtmiştir. R.Michels, Bru-no Rizzİ, James Burnham, M.Djilas, Galbra-İth ve Mills bürokrasiyi oligarşik bir egemen*lik sistemi olarak gördüler. Djilas Yeni Sınıf adlı eserinde sosyalist ülkelerde bürokrasinin yeni bir yönetici sınıf olarak kapitalistler gibi halkı sömürdüğünü İleri sürmektedir. Burn*ham da sanayinin gelişmesi, işlerin karmaşık*laşması aşırı bilgi ve uzmanlık istemesi sonu*cu siyasî ve ekonomik bürokrasinin geliştiğini, siyasî ve ekonomik iktidarın bürokrasinin en üst kademelerindekilere geçtiğini belirtir. Bu Galbraith'in Yeni Endüstri Toplumu adlı çalış*masında "t ckno-strüktür" adını verdiği, Duver-gern'in "teknokrasi" dediği teknokrat sınıfın yönetimidir, bu gelişmeler klasik demokrasi anlayışın güzden geçirilmesini gerekli kılacak niteliktedir.
    b) Bürokraside İşlevsel olmayan yönler: Amerikalı Sosyolog Robert Mcrton, Weberci bir yaklaşımla bürokrasinin soyut ve genel dü*zenlemeler gerektirdiğini kabul ederek, kural*ların tarafsız bir şekilde uygulanmasının stan*dart bir davranışla mümkün olduğunu söylemckte ve aracın amacın yerine geçişi olan bi*çimciliği şöyle açıklamaktadır7: Nasıl bazı di*nî ayinlerde davranışın temelinde yatan kural kendi başına bir amaç olarak alınıyorsa, bü*rokraside de standartlaştırılmış disiplin ve dav*ranışlar amaç niteliği kazanmaktadır. Mer-ton'a göre bir bürokratik örgütü incelediğimiz*de İdeal model olmak yerine kurallara bağlılı*ğın hem işlevsel olduğu ve örgütsel verimi art*tırdığı, hem de işlevsel olmadığı (dış fonksiyo*nel) ve verimi azalttığı görülebilir. Merton bu*nun dışında Örgütte işlevsiz yapıların da oldu*ğunu belirtmiştir.
    c) Bürokraside insan ilişkileri yönü, grup ve çatışma: Amerikalı sosyolog Melville Dalton bir örgülte örgüt üyelerinin ve örgütsel grupla*rın daha geniş örgütsel amaçların zararına da olsa kendi kişisel çıkarları peşinde koşabile*ceklerini, güçlerini artırma mücadelesi verebi*leceklerini ortaya koymuştur. Bu çatışmaların giderek örgütsel yaşamın her alanını etkiledi*ğini, faaliyette bulunanlarca da faaliyetin res*mî politikalara uyumlu görünmesinin sağlandı*ğını belirtir. Fransız Sosyolog Crozier örgüt*sel yapının İç işleyişini daha ayrıntılı olarak açıklamaktadır. Crozier bürokratik yapıda ko*nan genel ve soyut kuralların hiç bir zaman her alanı kapsamadığını, her grubun kendi yet*ki alanını genişletmeye, bağımsızlığını koru*maya ve üst konumdakilerin keyfî müdahalele*rinden korunmak İçin mevzuatı ustalıkla kul*lanmaya çalıştığını belirtmektedir. Bürokrasi*de mevzuattan doğan belirsiz alanların her za*man olduğunu, bu durumun örgütteki meslek grupları arasında çatışma doğurduğunu bclir-lir. Mevzuatla düzenlenmeyen alanı dcncllc-yen grubun stratejik üstünlüğe sahip olduğu*nu ve Örgütsel ödüllerden büyük pay aldığını belirtir.
    d) Diğeryaklaşımlar: Bürokrasiyle ilgili deği*şik görüşler ortaya konmuştur. Bunlardan ör*gütsel büyüme ve örgütsel yeteneksizliğin ku*rumsallaşması yaklaşımı, konunun değişik yönlerine ışık tutacak niteliktedir. Merton ör*gütlerin başlangıçta amaçlarını etkinlikle ycrİ-nc getirirken, zamanla nötr veya olumsuz iş*levler edinebildiklerini göstermiştir, parkin-
    son ise buna rağmen Örgütlerin bir büyüme İÇİnde olduklarını, iş yapmaktan ziyade kendi kendileri için genişlediklerini bclritmiştir. Bü*rokratik örgütlere bu olumsuz yaklaşımlardan bir tanesi Peter Prensibi adı verilen, bürokra*tik örgütlerin hiyerarşik yapısıyla alay eden ve örgütleri bir beceriksizler yığını olarak tanım*layan çalışmadır. Pcter, Örgütlerde herkesin başarılı olduğu müddetçe ilerlediğini, başarı*sızlık sınırına gelen kişinin ilerlemesinin dur*duğunu, dolayısıyla bürokratik Örgütlerde ba*şarısızlığa prim verildiğini belirtir.

    Toplumsal Yapılar ve Bürokrasinin Niteliği


    Bürokratik yapıların incelenmesinde dikka*te değer bir yaklaşım da bürokrasinin nitelikle*rinin toplumların içinde bulundukları bazı de*ğişkenlerle ne tür ilişki içinde olduğunun ince*lenmesidir. Bu yaklaşımda toplumun İçinde bulunduğu sosyoekonomik koşullar, toplumla*rın gelişme düzeyleri, tarihî geçmişleri, top*lumsal güçler dengesi, toplumun politik terci*hi vb. bürokrasinin çevresi olarak incelenmek*te ve bürokrasi üzerinde yaptığı etkiler ele alınmakladır.
    Az gelişmiş ülkelerde bürokrasi sorunlarını inceleyen Einscnstat, az gelişmiş ülkelerin bü*rokrasilerinin, gelişmiş ülkelerinkinden farklı olduğunu, onların gelişmiş ülke bürokrasileri*ni taklit etliklerini, ülkenin yeni bağımsız ol*ması, geçmişte sömürge olması ve eski gele*neksel bir devletin devamında kurulması gibi olguların bürokrasinin yapısı ve işleyişi üzerin*de önemli etkisi olduğunu ve bu değişkenlerin bürokrasilerde önemli farklılıklar yarattığını belirtmiştir. Dolayısıyla lıcr toplumun tarihî geçmiş ve uygulaması bir bürokratik kültür ya*ratarak devam etmektedir. Bu yaklaşımda ge*nel olarak, sivil toplum alanının gelişmediği toplumlarda kalkınma çabalarını yürütme, ye*ni bir ulus yaratma çabalan bürokrasi eliyle sürdürülmekte ve bürokrasi bu toplumlarda gelişmiş ülkelere göre çok daha merkezî bir yer işgal et inektedir. Tarihî geleneği olan ülke*lerde de geleneksel bürokratik üslup devam etmektedir. Bu yaklaşım az gelişmiş ülkelerde gelişmiş ülkelere göre bürokrasinin üslubu*nun daha emredici olmasına dikkat çekmekte*dir. Ancak bu ülkelerde bürokrasi yeterince farklılaşmış ve uzmanlaşmış değildir.
    Günümüzde bürokrasinin iş bölümü ve uz*manlaşma özelliklerine sahip olarak belirli bir hiyerarşik yapı içinde örgütlenmiş, kişisel ol*mayan, genel kurallara göre İşleri yürüten gö*revliler olduğu söylenebilir. Artık günümüzde sadece kamu sektörü değil sanayi işletmeleri de büyük bürokratik örgütler olarak belirmek*tedirler, hicks, serbest bireysel girişimin, ilk aşamasından sonra kurumsallaşarak bürokra*tik bir örgütle sürdüğünü, kalıcılığın bürokra*si ile mümkün olduğunu Webervârî bir üslup*la belirtmektedir. Dolayısıyla bürokrasi XX.-yüzyıl toplumları için kaçınılmaz bir olgudur. Pek çok İnsan, yaşamını belirli bir bürokratik mekanizmanın yönlendirdiği çevrede geçir*mektedir. Bu durumun insan zihninde bir ta*kım hoşnutsuzluklar yarattığına Peter L.Ber-ger tarafından işaret edilmiştir. Büyük bürok*ratik Örgütlere karşı bir başka karşı çıkış da E.F.Schumacher'den gelmiştir. Schumacher, Küçük Güzeldir adlı yapıtında aşırı büyüme*nin sınırına gelindiğini, etkinliğin ve yenilik ya*ratma güdüsünün azaldığını belirterek aşın büyümeye karşı daha ufak örgütlenmeleri önermektedir. Crozier de idarenin etkinliği*nin insan öğesini de dikkate alarak katı bir akılcılığı geçersiz kılan yöntemlerle yeniden düzenlenmesini önermektedir. Bürokrasinin toplum çıkan yerine kendi çıkarını ön plana al*ması, giderek toplumu siyaset dışı bırakarak kendini onun yerine koyması tehlikesi ise her zaman mevcuttur. Bugün sorun, bürokrasiyi reddetme değil, bu tür aksaklıkların giderilme*si sorunudur. Bu sorun bugünün ve geleceğin toplumlarını en fazla meşgul edecek sorunlar*dan biri olarak gözükmektedir.
    Türkiye'de Bürokrasi


    Osmanlı devletinin yükseldiği yıllarda sivil bürokrasi, yönetici grup içerisinde ikinci plan*da katmıştır. Bu dönemde yönetici grupta as*kerî bürokratlar egemendir. XVI.yüzyı1ın so-
    nuna kadar süren bu dönemde padişahlık ku*rumu çok güçlüydü ve bürokrasiyi denetliyor*du, yani ona hakimdi. Gerileme dönemindey-se söz konusu yapı önemli değişiklikler geçir*miştir. Çeşitli nedenlerle merkezin gelirlerin*de düşmeler olmuştur. Bu durumun sonucu olarak doğrudan vergilendirme yerine iltizam sistemi getirilmiştir. Ayrıca merkezde bürok*ratları yetiştiren eğitim sistemi (Enderun Mektebi) bozulmuştur. Bunlar ve diğer ne*denlerden ötürü merkezde oligarşik bir siya*sal sistem gelişmiş, siyasal güç, padişah ile as*ker, dinî ve sivil bürokratlar arasında paylaşıl*maya başlanmıştır. Tanzimat döneminden iti*baren sivil bürokrasinin, reform hareketleri*nin başını çektiği görülür. Sivil bürokrasi bu dönemde padişahlık kurumu karşısında bir öl*çüde hareket özgürlüğü kazanmış, bu özgürlü*ğü kurumlaştırmaya çalışmıştır. Cumhuriyet Türkiyesi ise padişaha bağlı ve büyük Ölçüde kendi çıkarını düşünen bir bürokrat kadro devralmış, bu nedenle de Cumhuriyet'in kuru*cuları, temelde biçimsel bir akılcılığa sahip, araç niteliğinde bir bürokrat kadro geliştirme*ye çalışmışlardır.
    Aytekin YILDIZ Bk. Burjuvazi; Devlet; Ordu; Sosyal Sınıflar.
    Eğer bir gün
    dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa,
    Rabb'ine dönüp "benim büyük bir derdim var" deme!

    Derdine dönüp "BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABB'İM VAR!" de!

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    İşletme Bürokrasi Yaklaşımı Bürokrasi Yaklaşımı Nedir? Bürokrasi Yaklaşımının Tanımı


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.03.14, 10:27
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.05.11, 21:47
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.03.10, 21:47
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.05.09, 12:52
  5. İşletme nedir? İşletme Eğitiminin Amacı
    By MaqiwoL in forum İşletme
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.01.09, 16:58

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.