Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Sineklerin Tanrısı Özet,Sineklerin Tanrısı kitap özeti,sineklerin tanrısı kahramaıl

  1. #1
    Özel Üye
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Sineklerin Tanrısı Özet,Sineklerin Tanrısı kitap özeti,sineklerin tanrısı kahramaıl

    Sponsorlu Bağlantı

    Sineklerin Tanrısı Özet,Sineklerin Tanrısı kitap özeti,sineklerin tanrısı kahramaıl


    SİNEKLERİN TANRISI




    Yazar Hakkında Bilgiler...

    1983 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan İngiliz romancısı William Golding 1911’de İngiltere’de doğdu. İngiliz edebiyetını okuyarak Oxford Üniversitesin’de eğitim gördü. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce ve sonra uzun süre öğretmen olarak çalıştı. Savaşta deniz eri oldu, müttefiklerin Normandie çıkartmasına ve daha birçok çarpışmaya katılıp subaylığa yükseldi.

    Golding, 1934’te hiç kimsenin ilgisini çekmeyen bir şiir kitabı çıkarmıştı. “Şiir yazamadığım için düz yazı yazıyorum” diyen Golding, yirmi yıl sustuktan sonra 1954’te Sineklerin Tanrısı’nı (The Lord of the Flies) yazdı. Bir söylentiye göre, yirmiye yakın yayınevi bu kitabı basmaya yanaşmamıştı. Ne var ki, Sineklerin Tanrısı basılır basılmaz, Goldimg büyük bir üne kavuştu. Peter Brook, 1963’te, çağımızın klasiklerinden sayıldığı için okullarda ve üniversitelerde okutulan bu kitabın oldukça ilginç bir filmini çevirdi. Golding, Sineklerin Tanrısı’ndan sonra beş roman daha yazdı: The Inheritors, Pincher Martin, Free Fall, The Spire, The Pyramid. Bunlar da değerli yapıtlar olmakla birlikte, belki Sineklerin Tanrısı’ndan daha çapraşık, anlaşılması çok daha güç olduğundan, bu ilk kitaplar kadar ilgi görmedi.



    Kitap Hakkında Bilgiler...

    Sineklerin Tanrısı, günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir.
    Konusu, R.M. Ballantyne’ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini göz önüne sermek amacıyla Mercan Adası’ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yöne gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken Sineklerin Tanrısı, daha çok Conrad’ın kısa romanı Karanlığın Yüreği’ni andırır. Golding’in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı’nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.
























    SİNEKLERİN TANRISI


    Sineklerin Tanrısı, Ralph ile Domuzcuğun tanışmasıyla başlar. On iki yaşlarında olan Ralph, iyi huylu, zeki, güzel bir çocuktur. Deniz Kuvvetlerinde bin başı olan babası gelip onları kurtarıncaya kadar, bu ıssız adada, yetişkinlerin baskısından uzak, çok hoş vakit geçireceklerine inandığından, sevinç içindedir. Aynı sevinci paylaşmayan Domuzcuk düşünmektedir. Burası bir adadır der. Bir çare düşünüp kurtulmanın yollarını bulmazlarsa ölünceye dek burada kalacaklar. Onun için hemen örgütlenmeleri gerekmektedir. Adanın şurasına burasına dağılmış çocukları bir araya getirmeli, kaç kişi olduklarını saptayan listeler hazırlanmalı, bir toplantı yapıp kurtuluş çareleri düşünülmelidir.

    Domuzcuğun önerisi üzerine Ralph, sudan çıkardıkları şeytanminaresi biçiminde bir deniz kabuğunu boru gibi öttürerek çocukları toplantıya çağırır. Toplantıda ilk alınan kararlardan biri, şeytanminaresini elinde tutana söz hakkı verilmesidir. Böylece, her toplantıdan önce öttürülen bu güzel deniz kabuğu, demokratça bir düzen içinde herkesin dilediği gibi konuşmasının, yani düşünce özgürlüğünün bir simgesi olur.
    Bu deniz kabuğundan tüm adada duyulan bir ses çıkarabilenin doğuştan bir önder olduğunu sezmişçesine, çocuklar oy birliği ile Ralph’ı şef seçerler. Bu karara karşı çıkan tek kişi Jack’dır. Jack ile Ralph arasında iktidarı elde etme savaşı çıkmadan önce Ralph, Jack’ın etkileyici kişiliğine kapılır; onula dost olmak ister. Hızlı koşamadığı, kayalara çabuk tırmanamadığı için, Ralph, Domuzcuğa pek önem vermez ilkin. Ama olaylar geliştikçe, şefliğinin sorumluluğu altınca ezildikçe, Domuzcuğun değerini anlar. Kendisinin şef olduğunu ve Domuzcuğun hiçbir zaman şef olamayacağını bildiği halde, kafasını Domuzcuk gibi işletebilme yeteneğinden yoksun olduğunun farkındadır. İşte bu yüzden Domuzcuk, Ralph’ın akıl hocası olur. Tek başına bir beyin takımı işini görür. Ralph şefliğinin sorumluluğunu artık taşıyamayacak kadar umutsuzluğa düşünce de, Domuzcuğun direnmesi ve ona destek olması sayesinde görevini sürdürür.
    İlk toplantıda olumlu kararlar alınır. Gene domuzcuğun önerisiyle, sahilde barınaklar yapılması ve açıktan geçecek gemilere işaret vermek üzere, dağın tepesinde bir ateş yakılması kararlaştırılır. Hiçbir zaman sönmemesi gereken bu ateş, çocukların kurtuluş umudunun bir simgesi, bu ıssız adayla dünya arasında tek haberleşme aracıdır.
    Zamanla tüm adaya egemen olan korku, altı – yedi yaşındaki küçüklerin önce yılan gibi şeyden sonra da bir canavardan yakınmalarıyla başlar. Kendi benliğinde de bir canavar gizlediği için, adada bir canavarın gizlenebileceğine aklı yatar Jack’ın. Domuzcuk, küçüklerin geceleri doğal olarak duydukları korkunun bir simgesi olan bu canavara inanmaz. O aydınlık kafasını işleterek, böyle hayal ürünü yaratıklardan değil, ancak insanlardan korkulması gerektiğini söyler. Ralph da canavara ilkin inanmaz. Ama bir süre sonra dağın doruğuna konan korkunç şeyi gecenin karanlığında kendi gözleriyle görünce, canavarın varlığını yadsıyamaz hale gelir.
    Çocukların canavar sandıklar, ölü bir paraşütçüdür aslında. Şefliğinin sorumluluğu altında ezilen Ralph, büyüklerin dünyasından küçüklere yardım edebilecek, yol gösterebilecek bir işaret beklemişti.
    Adanın üstünde bir hava savaşı sürüp gittiği sırada ışık saçan bir patlama olur; ta yükseklerden düşen ölü paraşütçü, çocukların tek umudu olan ateşin bir daha yakılmasını engellercesine, dağın doruğuna konar ve paraşüt rüzgârdan şiştikçe, ölü olan pilot canlıymış gibi hareket eder. Çocukların canavara inanmalarıyla birlikte, Jack ile Ralph arasındaki düşmanlık açığa çıkar. Şimdiye dek hep Ralph’ın öttürdüğü deniz kabuğu ile artık Jack çocukları toplantıya çağırır. Ralph’ı korkaklık açısından Domuzcuğa benzetmekle, gerçek bir şef olmamakla suçlayan Jack, bir hükümet darbesi yapıp iktidarı ele geçirmek için kıyasıya bir savaş verir.
    Domuzcuk, kafasını işleterek dağın doruğunda canavardan ötürü yakılamayan ateşin kumsalda yakılmasını önermiştir ama, Jack ile kabilesi geceleyin barınaklara bir baskın yapıp Domuzcuğun tek camlı gözlüğünü çalarlar. Adada ateş yakmanın tek yolu da, Domuzcuğun gözlüğünün merceği ile kuru yaprakları tutuşturmak olduğu için, çocukların kurtuluş umudu olan ateş artık hiç yanmayacaktır; çünkü Jack, açıktan geçen gemilere işaret vermek için değil, ancak avladığı domuzları kızartabilmek için gözlüğü çalmıştır. Böylece çocuklar, korkularının ürünü olan canavarla birlikte, belki ölünceye dek bu adada kalacaklar.
    Canavara inanmayan tek çocuk Simon’dur. Simon, insanları çok sevdiği halde, ara sıra tek başına kalabilmek için, ormanda gizli bir yer bulmuştur kendine. O gizli yerde Sineklerin Tanrısı ile karşılaşır günün birinde. Çocukların karabasanlarına giren canavar olduğunu açıklayan Sineklerin Tanrısı, çocuklar arasında ancak Simon’un gerçeği bildiğinin farkındadır. Çünkü ancak Simon canavarın çocukların içinde olduğunu, bundan ötürü hiçbir zaman öldürülemeyeceğini anlamıştır. Simon geri döner ve dağın doruğuna çıkmaya karar verir. Orada bir canavar olmadığını çoktan sezmiştir. Simon canavarı düşündükçe gözünün önüne bir insan geliyordu. Hem yiğit hem de hasta bir insan. Nitekim gecenin karanlığında, bitkin bir halde, düşe kalka dağa tırmanınca, canavar sanılan şeyin aslında ne olduğunu görür. Ölü pilot gülünç bir kukla gibi devinip durmasın diye, paraşütün çalılara ve kayalara takılmış olan iplerini çözer. Sonra durumu bildirmek için dağa iner.
    O sırada korkunç bir fırtına patlak verir. Kapkaranlık gecede çakan şimşeklerden, gök gürültüsünden ödü kopan çocukları oyalamak için Jack çılgın bir dansa zorladı onları. Yürüyecek hali olmadığından emekleye emekleye ilerleyen Simon, ormandan çıkar. Tepedeki ölü adam diye bir şeyler anlatmaya çalışarak halkanın içine girer. Ve hem korkudan deliren, hem de yabansı bir öldürme hırsına kapılan çocuklar, canavarın olmadığını müjdelemeye gelen Simon’u canavar sanıp paramparça ederler. Simon’un ölümüyle birlikte güçlü bir rüzgâr ölü pilotun paraşütünü şişirir. Paraşüt dağın doruğundan havalanır, adanın üstünden uçar, ölüyü alıp okyanusa gömer.
    Şafağın kısa süren serinliğinde, dört çocuk, eskiden ateşin yandığı kara lekenin çevresinde toplandılar. Ralph çömelip ateşi üfledi. Ralph’ın soluğu kurşuni renkli tüy gibi külleri şuraya buraya savurdu, ama küllerin arasında tek kıvılcım yoktu. Arkadaşlarına hep birlikte üflemeyi önerdi. Hep birlikte ateşi üflemeye başladılar. Duman gittikçe çoğalıyordu. Aradan iki gün geçmişti, umutlar gitgide tükeniyordu.
    Ralph sendeleyerek ayağa kalktı, başını kaldırdı. Siperli kocaman bir kasket gördü. Kasket beyazdı ve yeşil siperliğin üstünde bir taç, bir çapa altın renkli dallar vardı. Beyaz denizci giysisini, apoletleri,üniformanın önündeki sıra sıra yıldızlı düğmeleri gördü. Bir deniz subayı, kumda durmuş, başını eğmiş, hem tetikte hem de hayretle Ralph’e bakıyordu.
    -Aranızda yetişkinler yani büyükler var mı diye sordu.
    Ralph konuşamadı başıyla hayır dedi.
    -Subay neşeli bir yüzle Ralph’e dumanınızı gördük dedi, kaç kişisiniz diye sordu.
    -Ralph kafasını sallayarak bilmiyorum dedi ve sessizce subaya baktı. Ralph’ın gözlerinden yaşlar boşandı, hıçkıra hıçkıra, titreye titreye ağladı. Buraya geleli ilk kez kendini koyuveriyor ağlıyordu. Ralph’ın acısı, öteki çocuklara da geçti; onlarda titremeye, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar. Ve çocuklar arasında Ralph, kirli bedeni, karmakarışık saçları, silinmemiş burnuyla, çocukluk döneminin bitmesine, insan yüreğinin karanlığına ve Domuzcuk denilen o gerçek, o akıllı arkadaşın havalara uçup ölmesine ağladı.
    Bu gürültülerin arasında kalan subay, duygulanmış, ne yapacağını da biraz şaşırmıştı. Çocuklar toparlanmaya vakit bulsun diye, sırtını çevirdi; uzaktaki biçimli kruvazöre bakarak bekledi.



    -------------------------------------SON-----------------------------SON------------------------------------------------
    SİNEKLERİN TANRISI






    *Kahramanların Özellikleri...





    Jack :
    Jack kendinden başkasını hor gören, zorbaca bir baskıya inanan, kötülüğe yönelik bir çocuktu. Jack görülür görülmez, onun küçük bir faşist, çekirdek halinde bir başbuğ olduğu anlaşılır. Jack’ın iyi yanlarıda vardır fakat Jack’ta kötülük ağır basar, kendini sürekli önder, lider gören biri idi.





    *Domuzcuk :

    Domuzcuğun gerçek adının ne olduğu hiçbir zaman bilinmez. Şişmanlığından ötürü ona böyle bir ad takılmıştır. Domuzcuk, yalnız şişman olduğu için değil, nerdeyse kör denecek kadar miyop olduğundan gözlük taktığı için, ikide bir nefes darlığı nöbetleri geçirdiği için ve aşağı sınıflara özgü bir şiveyle konuşan tek çocuk olduğu için, ötekilerden ayrıdır. Domuzcuk’un kötü yanları da vardır ama iyilik yanları ağır basar.
    *Simon :
    Simon’un İsa’yı andıran bir kişiliği olduğunu, sezgileriyle gerçeği görebildiğini söylemiştir. Simon yalnız gerçeği değil geleceği de bilir. Örneğin Ralph’ın günün birinde adadan kurtulacağı, evine geri döneceği içine doğduğu gibi, canavarın dış dünyada değil, çocukların kendi içlerinde olabileceğini anlamıştı. Simon’da, Ralph ve Domuzcuk gibi iyilikten ve doğruluktan yana olan bir çocuktur.




    *Ralph :
    Ralph eşitliğe, sevgiye ve anlaşmaya inanan, iyiliğe yönelen bir çocuk idi. Ralph ile Jack birbirlerinin rakibidir, Ralph doğruluktan yana olduğu için Jack’i hiç sevmez. Ralph kafasını fazla kullanabilen bir çocuk değildi. Bundan dolayı Ralph şef iken domuzcuk Ralph’in akıl hocası olur.

    sineklerin tanrısı özet, sineklerin tanrısı kitap özeti, sineklerin tanrısı kahramanları, mercan adası özeti, lord of the flies özet, sineklerin tanrısı kahramanlar, mercan adası kitabının özeti, mercan adası özet sineklerin tanrısı uzun özet, ıssız ada kitap özeti ,sineklerin tanrısı william golding kitap özeti, canavar adası kitabı özeti ,lord of the flies kitap özeti ,sineklerin tanrısı kitabının özetisineklerinn tanrısı kahramanlar



  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    Sineklerin Tanrısı Özet,Sineklerin Tanrısı kitap özeti,sineklerin tanrısı kahramaıl

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 3 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 4,33 puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.10.09, 15:15
  2. Apollon ve Dafni-Yunan Deniz Tanrısı Peneus'un kızı
    By ѕυρєяisi in forum Mitolojik Hikayeler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.05.09, 23:07
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.03.09, 00:59
  4. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.03.09, 19:06
  5. Sineklerin Tanrısı / William GOLDING
    By ѕυρєяisi in forum Kitap Tanıtımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.11.08, 21:18

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.