Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Lise 9. Sınıf Edebiyat Soruları - Lise 9. Sınıf Edebiyat Yazılı Soruları ve Cevapları

  1. #1
    LaDy
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni Lise 9. Sınıf Edebiyat Soruları - Lise 9. Sınıf Edebiyat Yazılı Soruları ve Cevapları

    Sponsorlu Bağlantı

    Lise 9. Sınıf Edebiyat Soruları - Lise 9. Sınıf Edebiyat Yazılı Soruları ve Cevapları


    SORULAR

    1- Göktürk yazıtları kimlerin adına dikilmiştir ? Kitabelerde hangi alfabe kullanılmıştır ? Kitabelerin edebiyatımız açısından önemi nedir ?

    2- İslâmîyet’in kabulü ile edebiyatımızda ne gibi değişimler yaşanmıştır ? Açıklayınız.


    3- Aşağıdaki boşlukları doldurunuz.

    a) Tarih boyunca Türkler, ………………, ………………….., ……………, …………….. alfabelerini kullanmışlardır.

    b) Kutadgu Bilig’de adaleti …………………………, mutluluğu …………………………….. , ………………… Ögdülmüş, ………………………… Odgurmuş temsil eder.

    c) 14. yüzyılda başlayan ……………….. Edebiyatının ilk temsilcisi …………………………. ‘dir.

    İlim ilim bilmekdür ,Okumakdan mana ne
    İlim kendin bilmekdür Kişi Hakkk’ı bilmekdür
    Sen kendini bilmezsen Çün okudun bilmezsin
    Ya nice okumakdur Ha bir kuru emekdür
    Yunus Emre
    4-a)Şiirin nazım türü hakkında bilgi veriniz.(10p)
    b)Şiiri şekil bakımından inceleyiniz.(10p)
    c)Şiir hangi düşünceyi yansıtmaktadır?(5p)
    d)Yunus Emre’nin halkın gönlünde taht kurmasının nedeni nedir? Düşüncelerinizi yazınız.(5p)

    5) Geçiş Dönemi eserlerini yazarak, Divan-ı Hikmet hakkında bilgi veriniz.(10p)

    -A-
    İLAHİ
    Bülbül eder ah ü figan
    Hasret ile yandı bu can
    Benim gönülcüğüm ey can
    Hakka geldi Hakka gider
    Yunus Emre
    -B-
    MESNEVİ
    Mâşuk ile âşık oldı bir zât
    Mahv oldı vücûd-ı nefy ü isbat

    Cân ile ten oldı bîr hakîkat
    Vahdetten açıldı bâb-ı rahmet
    Mevlâna
    -C-
    GAZEL
    Güler düşmen benüm agladuguma
    Acep şol kâfirin imanı yok mı

    Su gibi kanumu topraga kardun
    Ne sanursın garîbin kanı yok mı
    Hoca Dehhâni
    1.Yukarıdaki şiir parçalarını biçim (nazım şekli,nazım birimi,ölçü,uyak- redif) bakımından karşılaştırınız.
    2.Yukarıdaki şiir parçalarını (şairlerin şiir anlayışlarını da göz önüne alarak) anlamca inceleyerek şiirleri karşılaştırınız.
    3. “Su gibi kanumu topraga kardun
    Ne sanursın garîbin kanı yok mı” dizelerindeki söz sanatlarını bularak nedenleri ile birlikte yazınız.
    5.Divan-ı Hikmet adlı eseri kim yazmıştır?Eserin yazılış amacını açıklayınız.
    6.Aşağıdaki cümlelerde boşlukları doldurunuz.
    a) Uygur dönemi eserlerinde……………………………………inançlarının etkisi görülür.
    b) İslamiyet Öncesi Edebiyatında sagu, Divan Edebiyatında………………………adını alır.
    c) 1069 yılında………………………..lehçesiyle yazılan eser………………………………………dir.

    7.Aşağıdaki cümlelerin karşısına doğru ise D, yanlış ise Y yazınız.
    a) Yunus Emre Tekke Edebiyatı şairlerindendir. ( )
    b) Kutadgu Bilig alegorik bir eserdir. ( )
    c) İlyada Destanı İslamiyet Öncesi Türk destanlarındandır. ( )
    d) Mersiye, Halk Edebiyatı nazım biçimlerindendir. ( )


    - Orhun Yazıtları bugünkü ............................ sınırları içerisindedir.
    - Göktürk Abideleri üç dikili taştan oluşmaktadır. Bunlar :
    1-...................................... 2-............................................... 3-.................................................
    8) Divan-ı Lugati't Türk adlı eserin Türk Edebiyatı açısından önemini yazınız.(10p)

    Ne varlığa sevinirim 9) a) Yandaki dörtlüğün nazım türü hakkında bilgi veriniz.(10p)
    Ne yokluğa yerinirim b) Dörtlüğü şekil açısından inceleyiniz.(5p)
    Aşkın ile avunurum c) Dörtlüğe hâkim olan edebi sanat hakkında bilgi veriniz.(5p)
    Bana seni gerek seni d) Dörtlük hangi düşünceyi yansıtmaktadır.(5p)
    Y.Emre.

    10) Sözlü Edebiyat döneminin özelliklerinden beş tanesini yazınız.(10p)
    I II
    Tümen çeçek tizildi ( Binlerce çiçek dizildi ) Yılan kendü egrisin bilmez, tevi boynun egritir.
    Bükümden ol yazıldı ( Tomurcuklarından çözüldü)
    Öküş yatıp özeldi (Uzun yatmaktan sıkıldı)
    Yirde kopa adrışur ( Yerden biter ,ayrışır )

    11 a) Yukarıdaki metinler İslamiyet öncesi hangi edebi ürünlerimizdendir? Bilgi veriniz.(4p)
    b) Metni şekil olarak inceleyiniz. (4p)
    c) Yukarıdaki edebi ürünlerimizin Halk Edebiyatındaki karşılıklarındaki karşılıklarını yazınız.(2p)


    12-Sözlü edebiyat döneminin özelliklerinden dördünü yazınız.
    13-Göktürk Yazıtları hakkında bilgi verip, yazıtların edebiyatımız ve dilimiz açısından önemini belirtiniz.
    14-Uygur metinlerinde daha çok hangi konu işlenmiştir? Neden?
    15-Kutadgu Bilig eseri hakkında bilgi veriniz.
    .
    16- Aşağıdaki bilgiler doğruysa ( d ) yanlışsa (y ) yazınız.
    - Mevlana 13.yy şairidir. ( )
    -İlahiler genellikle aruz ölçüsüyle yazılır. ( )
    -Divanü Lugati’t Türk mesnevi şeklinde yazılmıştır. ( )
    - Divan-ı Hikmet’te din dışı konular işlenmiştir. ( )
    -Atabet’ül Hakayık Yusuf Has Hacip’in eseridir. ( )
    17- Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları doldurunuz.
    - Sözlü edebiyat döneminde atasözlerine …………….. denirdi.
    - Türklerin en uzun destanı …………………… destanıdır.
    - Göktürk Yazıtları bugün …………………….. sınırları içerisindedir.
    - Mevlana şiirlerinde dil olarak …………….yı kullanmıştır.
    - Tasavvuf edebiyatının ilk şairi ………………………………………… dir.

    18.Uygur metinleri……………………… özellikler taşımaktadır.
    19. Ahmet Yesevi’nin Türk Edebiyatı içindeki önemini açıklayınız.
    20. Divan-ı Lügati’t Türk adlı eserin önemini belirtiniz.
    21. “Ne varlığa sevinirim,
    Ne yokluğa yerinirim,
    Aşkın ile avunurum, Parçayı şekil açısından inceleyiniz.
    Bana seni gerek seni.”
    22. Yukarıdaki dörtlük hangi düşünceyi yansıtmaktadır.
    23. Tasavvuf edebiyatının ilk temsilcilerini yazınız.


    24.Kutadgu Bilig adlı eser hakkında detaylı bilgi veriniz.(10 puan)


    25.Gözüm seni görmek için
    Elim sana ermek için
    Bugün canım yolda kodum
    Yarın seni bulmak için
    Yunus Emre

    Salanlı sallanı gelmiş pınara
    Kadir Mevlam işimizi onara
    Gün doğmadan şavkın düşmüş pınara
    Gün üstüne bir gün daha doğar mı?
    Karacaoğlan

    Yukarıdaki iki dörtlüğü aşk temasının işlenişi yönünden kıyaslayınız ve açıklayınız. (20 puan)

    Türk Edebiyatında “ilahi” türü hakkında bilgi veriniz.(10puan)


    27.Ne varlığa sevinirim
    Ne yokluğa yerinirim
    Aşkın ile avunurum
    Bana seni gerek seni
    Yunus Emre
    Yukarıdaki dörtlüğün türü nedir?Dörtlüğü açıklayınız.(10puan)


    28.Aşağıdaki tanımlamalarda boş bırakılan yerlere uygun ifadeleri yazınız. (20 puan)
    Gazellerin beyit sayısı …-… arasında değişir.
    Alevilikte nefes türünde yazılan şiirlere …………….. denir.
    Dede Korkut Hikayeleri …… tane hikaye ve bir önsözden oluşur.
    Divan-ı Hikmet, 12.yy’da ……………………………..tarafından yazılmıştır.
    ……………. adlı eser, Hakaniye Türkçesiyle yazılmıştır,eserin adı hakikatler basamağı anlamına gelir.


    29.Divan-ı Lügat-üt Türk adlı eser hakkında detaylı bilgi veriniz.(10 puan)

    30.Türk Edebiyatında “gazel” türü hakkında bilgi veriniz.(10puan)

    31.Cennet cennet dedikleri
    Bir ev ile birkaç huri
    İsteyene vergil onu
    Bana seni gerek seni
    Yunus Emre
    Yukarıdaki dörtlüğün türü nedir?Dörtlüğü açıklayınız.(10puan)

    32.Aşağıdaki tanımlamalarda boş bırakılan yerlere uygun ifadeleri yazınız. (20 puan)
    Kutagu Bilig adlı eserin yazarı,……………………………………..… dir.
    Deme olarak adlandırılan türe Bektaşilikte …………….. denir.
    ……………………………………Oğuz Türklerinin Rum,Abaza ve Gürcülerle yaptıkları savaşları konu alan destansı hikayelerdir.
    Atabet-ül Hakayık, 12.yy’da ……………………………..tarafından yazılmıştır.
    Türkler,……………………… döneminde Müslümanlığı kabul etmeye başlamışlardır.



    33.Uygurların kültürel yaşamları hakkında bilgi vererek bu kültürün edebiyatlarına yansımalarını açıklayınız. Uygurlara ait yazılı eserlerden ikisini yazınız.

    34. Aşağıda noktalı yerlere uygun sözcükleri yazınız.
    a)Kutadgu Bilig adlı eserle ………………………nazım şekli ………… nazım birimi…………… ölçüsü edebiyatımızda ilk kez kullanılmıştır.
    b)Divanü Lügati’t Türk ……………………………… tarafından kaleme alınmıştır.Türk Edebiyatının ilk ………………………….
    c)Kutadgu Biligde adaleti………………….. ,mutluluğu…………………..,aklı………………….,hayatın sonunu……………….. temsil eder.
    d)Bilge Kağan Yazıtı ……………………………………. tarafından yazılmıştır.
    35. Divan-ı Hikmet adlı eserin yazılış amacını açıklayarak yazarının ismini yazınız.

    36.İslamiyet öncesi Türk destanlarını yazınız. Bunlardan bir tanesini açıklayınız. (10 puan)

    37.Aşağıdaki boşlukları doldurunuz. (20 puan)
    Divan-ı Hikmet, ………………………..tarafından kaleme alınmış; eser, …………………………..şiirinin başlangıcı kabul edilmektedir.

    Yaratılış destanı, ………………….Türklerinin geçmişine değinen bir destandır.

    Din, tasavvuf, kahramanlık konularında yazılan …………………………nin beş tanesinin oluşturduğu esere ……………………….denir.

    İlk özel Türkçe gazete……………………………………………….dir.

    Sözlü edebiyat dönemi şairlerine ……………………, …………………., …………………….ve ……………………..denir.


    Veysel bu gurbetlik kâr etti cana
    Karıştır göçünü ulu kervana
    Gün geçirip fırsat verme zamana
    Sakın uzamasın yol deyi yazmış
    Âşık Veysel

    38. Aşağıdaki boşlukları doldurunuz.
    a) ...................... ............... geçiş döneminin ilk eseridir. Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır.Edebiyatımızda .......................
    .................... türünün ilk örneğidir.
    b) .................................................. ...... yazarı ......................... .........................’tur.Araplara Türkçe’yi öğretmek ve Türkçe’nin
    Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.
    c) ‘’Hikmet’’ adını verdiği şiirlerini ‘’Divan-ı Hikmet ‘’ adlı eserde toplayan ....................... ......................... edebiyatımızda
    ................................ kurucusu sayılır.

    39- Dede Korkut Hikayelerinde işlenen konular nelerdir ? Dede Korkut Hikayeleri kaç hikayeden oluşur ?


    40.Kutadgu Bilig ile Atebetü’l Hakayık’ı 5 madde ile karşılaştırınız. (20 p.)

    41.Göktürkler, Uygurlar ve Karahanlılar’da dini inanış ; kültürü, edebiyatı ve dili nasıl etkilemiştir? Açıklayınız.(15 p.)





  2. #2
    LaDy

    Yeni Cevap: Lise 9. Sınıf Edebiyat Soruları - Lise 9. Sınıf Edebiyat Yazılı Soruları ve Ce

    1. soru:
    Göktürk Kitabeleri ya da Orhun Yazıtları, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Göktürk Alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır.Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarını Yollug Tigin yazmıştır, Yollug Tigin aynı zamanda Bilge Kağan'ın yeğenidir.
    Yazıtlar, 1889 yılında Moğolistan'da Orhun Vadisi'ndeki anıtlarda saptanmıştır.Bu yazıtlar II.Köktürk devletine aittir. Yazılış tarihi 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Ludwig Peter Thomsen tarafından, Rus Türkolog Vasili Vasilyeviç Radlof'un yardımıyla çözülmüş ve aynı yılın 15 Aralık günü Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi'nde bilim dünyasına açıklanmıştır.


    Orhun Yazıtları, Göktürk İmparatorluğu'nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikilitaştır. Moğolistan'ın kuzeyinde, Baykal gölünün güneyinde, Orhun Vadisindeki Koşo Çaydam gölü Yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, Koşo Çaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk yazıtları ise, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı'nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, (Orhun Irmağı civarında olmamasına rağmen), Orhun yazıtlarıyla birlikte düşünülmesi, anılması Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olması ve aynı konuları içermesindendir. Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir. Kullanılan yazı dilinin olgunluğu ve zenginliği Türkçe'nin daha eski tarihli yazılı eserlerinin de bulunduğuna kesinlik kazandırmaktadır.
    Yazıtların üçü çok önemlidir. İki taştan oluşan Tonyukuk, 720; Kül Tigin, 732; Bilge Kağan, 735 yılında dikilmiştir. Kül Tigin yazıtı, Bilge Kağan'ın ağzından yazılmıştır. Kül Tigin, Bilge Kağan'ın kardeşi, buyrukçu ihtiyar Tonyukuk ise veziridir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.

    Kül Tigin Anıtı

    Yollug Tigin yazmıştır ve 3,35 metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cephelidir. Doğu-batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimetredir. Kuzey-güney cepheleri de aşağıda 46, yukarıda 44 santimetredir. Üst kısım kemer şeklinde ve yukarıda beş kenarlı olarak bitmektedir. Anıttaki satırların uzunluğu 235 santimetredir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13'er satır Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzünde ise, devrin Tang İmparatoru'nun Kül Tigin'in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı yüzde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır bulunmaktadır. Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur. Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan'ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong'ın yeğeni Çang Sengün'dür. Kül Tigin yazıtının doğu yüzünde, bütün Türk boylarının ortak damgası olduğu sanılan dağ keçisi damgasına; doğuya ve batıya bakan "tepelik" kısımlarında ise, kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir. Yazıt, geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Zira yazıtın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım yıldırım düşmesi sonucunda parçalanmıştır. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin de parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine oturtulmuştur. Ayrıca bu anıt 732 yılında dikilmiştir.Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar,Bilge Kağan`ın ağzından nakledilerek birlik,bütünlük mesajı verilir.

    Bilge Kağan Anıtı


    Çince kitabenin altından Türkçe kitabe devam etmektedir. Ancak Çince kitabe tamamen silinmiştir. Bilge Kağan'ın ölümünden 1 yıl sonra oğlu tarafından yaptırılmıştır. Kitabede Bilge Kağan ve yeğeni Yollug Tigin'in sözleri yer almaktadır. Bilge Kağan Kitabesi hem devrilmiş, hem de parçalanmıştır. O yüzden tahribat ve silinti Bilge Kağan Kitabesinde çok fazladır. Bu abidenin etrafında yine türbe enkazı, heykeller bulunmaktadır.

  3. #3
    LaDy

    Standart Cevap: Lise 9. Sınıf Edebiyat Soruları - Lise 9. Sınıf Edebiyat Yazılı Soruları ve Ce

    İslamiyet'ten önceki yazılı Türk edebiyatı


    Yazılı Edebiyat,Türkler arasında yazının kullanıldığı devirlerde başlayan bir edebiyattır. Eldeki en eski ürünler 5. ve 6.yüzyıllarda yazıldığı tahmin edilenYenisey Kırgızlarına ait balbal 'adı verilen mezar taşlarıdır. Ancak bu yazıtlar, adlar ve birkaç sözcükten oluşan Türkçe sözlerden ibarettir. Bu yazıtlardaki alfabe daha sonraki dönemlerde kullanılan Göktürk alfabesine göre ilkel bir nitelik taşır.
    Yazılı edebiyata ait en önemli örnekler 8.yüzyılda dikilen ve günümüze dek ulaşan Göktürk Kitabeleri'dir. Bu yazıtlara bugün Moğolistan'da bulunan Göktürk Kitabeleri,Orhun Irmağı'nın eski yatağı üzerinde bulunduğu için Orhun Yazıtları (Anıtları/Kitabeleri) denmiştir.Göktürk Kitabeleri'de Yenisey Yazıtları gibi dikili taşlar üzerine Göktürk alfabesiyle yazılmıştır.
    Yazıtlarda Doğu Göktürklerin tarihinden, komşularıyla olan ilişkilerinden savaşlarından ve yönetiminden söz etmektedir. Canlı bir söylev dili ve üslubu vardır. Bu yazıtlar,Türk dili tarihi açısından önemli belge niteliği taşır.

    Yazılı Dönem Ürünleri

    Orhun kitabeleri
    Uygur Metinleri

    Orhun kitabeleri:Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, Türk bütünlüğünü yeniden kurmak için içte ve dışta savaşan Köktürklerin hikâyesi anlatılır bu yazıtlarda. Bu abideler 38 harfli olan Köktürk alfabesiyle yazılmıştır. Bunlardan en önemli olanları 3 tanedir.
    1.Tonyukuk YazıtıEdebiyat sorularının cevapları lazım !!ört bakana vezirlik etmiş olan Tonyukuk tarafından yazılmıştır. Daha çok Çinlilerle yapılan savaşlar anlatılmaktadır.
    2.Kül Tigin Yazıtı:Köktürk hakanı Bilge Kağan'ın kardeşi Kül Tiğin'in ölümü üzerine Bilge Kağan tarafından dikilmiştir.
    3.Bilge Kağan Yazıtı:Göktürk hakanı Bilge Kağan'ın ölümünden sonra yazdırılmış bir abidedir. Son iki yazar daha çok dönemin olaylarından, törelerden ve Bilge Kağan'ın ulusuna dilediği iyi dileklerden söz eder.

    "Türk adının geçtiği ilk yazılı belge ve Türk Edebiyatı'nın ilk yazılı örnekleri olan Köktürk abidelerinde yazılar Prof. Thomsen ve Radloff tarafından okunmuştur.

    Uygur Dönemi Eserleri:Köktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir. Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikâyenin yanında *"kökünç" denilen bir ilkel tiyatro eserleri de vardır. Uygurlar bu eserleri 14 harfli Uygur alfabesiyle yazmışlardır.


    Sözlü Türk edebiyatı


    Sözlü Türk edebiyatı, Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Manihaizm, Budizm gibi dinler etkilemiştir.

    Sözlü Dönemin Özellikleri

    1."kopuz" adı verilen sazla dile getirilmiştir.
    2.Ölçü olarak ulusal ölçümüz olan "hece ölçüsü" kullanılmıştır.
    3.Nazım birimi "dörtlük" tür.
    4.Dönemine göre ayrı bir dili vardır.
    5.Dizelere genel olarak yarım uyak hakimdir.
    6.Daha çok doğa, aşk ve ölüm konuları işlenmiştir.
    7.Bu döneme yönelik elimizdeki en eski kaynak Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lügat-it Türk" adlı eseridir.
    8.Bu dönem ürünleri anonimdir.
    9.Avcı ve göçebe toplumun dinsel törenlerinden doğmuştur.
    10.Anlatım söze dayanmaktadır.
    11.Şiir ağırlıklıdır.
    12.Uyak düzeni aaab,cccb,dddb dir.

    Dönemin Ürünleri

    1.Koşuk:Sığır denilen sürek avlarında söylenen şiirlerdir Konusu daha çok doğa, aşk, şavaş ve yiğitliktir. Bu tür daha sonra halk edebiyatında koşma adıyla anılmıştır.
    2.SavEdebiyat sorularının cevapları lazım !!önemin özlü sözleridir. Bugünkü atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir.
    3.Sagu:"Yuğ" adı verilen ölüm törenlerinde ölen kişinin erdemlerini ve onun ölümünden duyulan hüznü dile getiren şiirlerdir.
    4.Destan:Toplumu derinden etkileyen olaylar sonucunda halk arasında kendiliğinden oluşan uzun nazım türüdür.

    Sözlü dönem destanlarının özellikleri

    1.Toplumun ortak görüşleri yansıtılmıştır.
    2.Olağanüstü özellikler bulunmaktadır.
    3.Önemli kişiler han, kral gibi seçkin kişilerden veya toplumun kabullendiği bir kahramandan ibarettir.
    4.Söyleyiş milli dil tarzındadır.
    5.Oldukça uzun yazılardır.
    6.Milli nazım ölçüsü kullanılmıştır.
    7.Konuları bakımından savaş, deprem, yangın, mizah, ünlü kişilerin yaşamları şeklinde gruplandırma yapmak mümkündür.

    Türk destanları

    Destanlarımız yazıya geçirilmedikleri için bugün bunların ancak konularını bilmekteyiz. Bunları da İran, Çin ve Arap kaynaklarından öğreniyoruz.

    Saka Devri Destanları

    1) Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarında Alp Er Tunga’nın yiğitliklerini ve bu savaşları anlatır.

    2) Şu Destanı: İskender’le Türkler arasındaki savaşı ve Türk hakanı Şu’nun kahramanlıklarını anlatır.



    Hun Devri Destanları

    Oğuz Destanı:Hun hükümdarı Oğuz(Mete)'un Orta Asya'da Türk birliğini nasıl kurduğu anlatılır.Bu destanın Uygurca yazılmş bir kopyası Paris'tedir.

    Göktürk Destanları

    1) Bozkurt Destanı: Göktürklerin dişi bir kurttan türeyişini anlatır.
    2) Ergenekon Destanı: Bir savaşta yenilen ve Ergenekon’a kaçan Türklerin orada bir demir dağı eritip intikamlarını almalarını anlatır.

  4. #4
    LaDy

    Standart Cevap: Lise 9. Sınıf Edebiyat Soruları - Lise 9. Sınıf Edebiyat Yazılı Soruları ve Ce

    Uygur Devri Destanları

    1) Türeyiş Destanı: Uygurların bir erkek kurttan türeyişini anlatır.
    2) Göç Destanı: Uygur Türklerinin anayurtlarından göçünü anlatır.

    NOT: Destanlar oluşumları bakımından iki grupta incelenebilir:
    a) Doğal Destanlar: Halk arasında ortaya çıkan anonim ürünlerdir. Bunlar genellikle daha sonra bir şair tarafından derlenip düzenlenmiştir. Bu türe örnek olarak şu destanları sıralayabiliriz.
    İliada, Odysseia, Yunanlıların (Homeros) Kalevala, Finlilerin Nibelungen, Almanların RamayanaEdebiyat sorularının cevapları lazım !! İspanyolların Chanson de Roland, Fransızların Gılgamış, Sümerlerin
    b) Yapma (Suni) Destanlar: Bir olayın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasıdır. Yapma destan örneği olarak şunları sıralayabiliriz:
    Virgilius Aeneit
    Dante İlahi Komedi
    Tasso Kurtarılmış Kudüs
    Milton Kaybedilmiş (Kaybolmuş) Cennet
    Firdevsi Şehnâme


    İslam etkisinde Türk edebiyatı


    Divan edebiyatı


    Divan edebiyatı Türklerin İslâm dinini benimsemesinden sonra ortaya çıkan yazılı edebiyattır. Arap ve Fars edebiyatının etkisi altında gelişmiştir. Bu etki, Arapça ve Farsça sözcüklerin Türkçe’ye girmesinin yanı sıra, bu dillerin anlatım biçimlerinin benimsenmesiyle de kendini gösterir. Divan edebiyatı denmesinin nedeni, şâirlerin şiirlerini divan denen el yazması kitaplarda toplamış olmalarıdır. Kur'anı Kerim’in Arapça olmasından dolayı pek çok toplumun kültür dili değişime uğradı. İranlılar 9. yüzyılda edebiyat ürünlerini, Yeni Farsça diye adlandırılan bir dille vermeye başladılar. İranTürk edebiyatı büyük ölçüde etkilenmiştir.
    Öte yandan Anadolu'da kurulan Türk devletleri, resmi yazışma dili olarak Arapça ve Farsça’yı kullandılar. Bu durum edebiyat dilinin değişmesine de yol açtı. Özellikle saray çevresindeki şairler ve yazarlar, yapıtlarını Arapça ve Farsça yazmaya başladılar. Osmanlı Devleti döneminde Arapça ve Farsça'nın yoğun etkisinde kalmış olan Osmanlıca dili divan edebiyatında kullanılan ana dildir.

    Nazım sözlük anlamıyla "sıra", "düzen" demektir. Ama Divan edebiyatında nazım dendiğinde şiiranlaşılır. Divan edebiyatı, daha çok şiir türünde örnekler içerir ve düzyazı eserler azdır. Divan şiiriEdebiyat sorularının cevapları lazım !! Muhammed'in sözleri olan hadisler, peygamber ve kutsal kişilere ilişkin öykülerEdebiyat sorularının cevapları lazım !! ünlü bir İran efsanesini konu alan Şehname gibi konular işlenmiştir. Bu şiirlerde Türk kültürüne ilişkin ögelerden de yararlanılmıştır.
    Divan şairi bu konuları, aruz ölçüleri içinde ve çok yaygın biçimiyle beyitlerle yazmıştır. Tek satırdan oluşan dize ya da mısra, genelde şiirin en küçük birimidir. Divan şiirinde ise en küçük birim beyittenEdebiyat sorularının cevapları lazım !! çift kanatlı bir kapının kanatlarından her birine verilen addır.
    Aruz ölçüsünde açık ve kapalı heceler çeşitli kalıplarda, kendilerine özgü bir düzen içinde sıralanır. Şairler eserlerini yazarken seçtikleri kalıba mutlaka uymak zorundadır. Aruz, esas olarak hecelerin uzunluğu ve kısalığı temeline dayanan bir şiir ölçüsüdür. İlk kez Arap dilcisi Fatih Erduran tarafından kullanılmıştır. Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra medrese kültürü ile yetişen şairlerin Farsça’yı edebiyat dili olarak benimsemeleri, aruzun Türk edebiyatına da girmesini sağlamıştır.
    Aruz ölçüsü nazım şekillerine göre değişik kalıplarda kullanılır. Örneğin Rubaî nazım şekli ahreb ve ahrem adı verilen belli aruz kalıplarıyla yazılabilir. Rubai'de mısralar; a+a+b+a şeklinde kafiyelidir.

    Divan Şiiri'nin nazım biçimleri

    Ölçülü ve kafiyeli söz ya da yazıya "manzum" ya da "manzume" denir. Şiirde mısra sayısı, dörtlük sayısı, sıralanış düzeni, kafiye yapısı gibi dış özelliklerin tümü, nazım biçimini oluşturur. Divan şiirinde pek çok nazım biçimi vardır
    Hintlilerin La Cid edebiyatının bu ürünlerinden kurallarını Arap ve İran edebiyatından alan aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Bunun yanında Nedim ve Şeyh Galip gibi bazı şairlerde hece ölçüsüyle yazılmış şiirlere de rastlamak mümkündür. Divan şiirinde daha çok Kur'an tasavvufun ortaya attığı sorular yani iki mısradan oluşur. Sözcük olarak beyit “ev” anlamına gelir. Mısra' ise Divan Edebiyatı'nda Nazım Birimi


    Nazım sözlük anlamıyla "sıra", "düzen" demektir. Ama Divan edebiyatında nazım dendiğinde şiiranlaşılır. Divan edebiyatı, daha çok şiir türünde örnekler içerir ve düzyazı eserler azdır. Divan şiiri, kurallarını Arap ve İran edebiyatından alan aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Bunun yanında Nedim ve Şeyh Galip gibi bazı şairlerde hece ölçüsüyle yazılmış şiirlere de rastlamak mümkündür. Divan şiirinde daha çok Kur'an, Muhammed'in sözleri olan hadisler, peygamber ve kutsal kişilere ilişkin öyküler, tasavvufun ortaya attığı sorular, ünlü bir İran efsanesini konu alan Şehname gibi konular işlenmiştir. Bu şiirlerde Türk kültürüne ilişkin ögelerden de yararlanılmıştır.
    Divan şairi bu konuları, aruz ölçüleri içinde ve çok yaygın biçimiyle beyitlerle yazmıştır. Tek satırdan oluşan dize ya da mısra, genelde şiirin en küçük birimidir. Divan şiirinde ise en küçük birim beyitten, yani iki mısradan oluşur. Sözcük olarak beyit “ev” anlamına gelir. Mısra' ise, çift kanatlı bir kapının kanatlarından her birine verilen addır.
    Aruz ölçüsünde açık ve kapalı heceler çeşitli kalıplarda, kendilerine özgü bir düzen içinde sıralanır. Şairler eserlerini yazarken seçtikleri kalıba mutlaka uymak zorundadır. Aruz, esas olarak hecelerin uzunluğu ve kısalığı temeline dayanan bir şiir ölçüsüdür. İlk kez Arap dilcisi Fatih Erduran tarafından kullanılmıştır. Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra medrese kültürü ile yetişen şairlerin Farsça’yı edebiyat dili olarak benimsemeleri, aruzun Türk edebiyatına da girmesini sağlamıştır.
    Aruz ölçüsü nazım şekillerine göre değişik kalıplarda kullanılır. Örneğin Rubaî nazım şekli ahreb ve ahrem adı verilen belli aruz kalıplarıyla yazılabilir. Rubai'de mısralar; a+a+b+a şeklinde kafiyelidir.

    Divan Şiiri'nin nazım biçimleri

    Ölçülü ve kafiyeli söz ya da yazıya "manzum" ya da "manzume" denir. Şiirde mısra sayısı, dörtlük sayısı, sıralanış düzeni, kafiye yapısı gibi dış özelliklerin tümü, nazım biçimini oluşturur. Divan şiirinde pek çok nazım biçimi vardır



    Divan Şiiri'nin konuları ve özellikleri

    Aşk teması,divan şiirinin merkezini oluşturur.Divan edebiyatı eserlerinde aşk-aşık-maşuk kalıbı her daim bulunur. Aşk uzlaşımsaldır; yani temel özellikleri hiç değişmez. Mesela bütün aşklar tek yanlıdır, aşık hep sever, acı çeker, hiçbir karşılık görmez, her zaman ondan ayrı kalışını dile getirir; ayrıca rakipleri de vardır. Bu yüzden hep kıskançlık içinde kıvranır durur. Sevgili ise hemen her zaman aşığa ilgisiz davranır, onu tanımazlıktan gelir. Sevgili (maşuk) hep bir sultan, efendi, sahip kimliğinde gösterilir. Sevgili şah, aşık ise kuldur. Aşık için en tehlikeli durum, sevgilinin eziyet ve cefa çektirmekten vazgeçmesidir.Divan şiirinde betimlenen sevgili tipi de tektir ve değişmez. Bütün divan şairleri farklı çağrışımlara yol açabilecek mazmunlar kullansalar da, gerçekte tek bir tip sevgili imajı çizerler. Bu geleneksel sevgili tipinin boyu servi gibi uzun, beli ince, saçları uzun ve siyah, yanakları gül kırmızısı, gözleri siyah, bakışları kılıç gibi keskin, ok gibi yaralayıcıdır. Başka bir özelliği de hep genç oluşudur. Böyle betimlenen sevgilinin aşığının (yani şairin) gözyaşı Nil ya da Fırat ırmakları gibi akar. Divan şiirinde bütün şairlerin kullandığı bu tür benzetmelere “mazmun” denir. Bu mazmunları yerli yerinde ve başarılı bir biçimde kullananlar başarılı şair sayılırdı.
    Divan şiirinde aşk iki türlü işlenmiştir. Dünya evi aşk ve ilahi aşk. Aşk konusu ozanın dünya görüşüne koşut olarak anlam kazanırdı.(ilahi aşk) Tasavvuf yoluna giren ozan için amaç mutlak güzellik olan tanrıya kavuşmaktır. Bu da ancak maddeden sıyrılıp benliği yitirmek ve aşk (dervişlik) yoluna girmekle olur. İlahi aşk; maddi aşkla başlar: dünya üstündeki bir güzele aşık olan ozan, dünyanın güzelliklerine aşık olan ozan, bu durumu soyutlama yoluyla ilahi aşka dönüştürür ve Tanrı’nın benliğine kavuşmaya çalışır; Tanrı’da kendi benliğini eritme anlamına gelen “fenafillah” aşamasına erişince de gerçek mutluluğu bulur. Ama bu aşama ölümden sonra gerçekleşebilecektir. Divan şiirinde sevgilinin, erkek kimliğinde görülmesi, doğrudan doğruya tasavvuftan kaynaklanır. Yunan düşünürü Platon’a kadar uzanan bu yaklaşımda, en saf ve en gerçek aşk önemlidir; tensel zevkler, cinsellik söz konusu edilemez. Tensel zevkler ancak neslin devamı sağlanması açısından kadınlara duyulan aşklarda söz konusu olabilir. Bu nedenle Tanrı’nın gerçek güzelliğinin yansıdığı, gerçek aşk kaynağı genç erkekler, ilahi aşkın nesnesi olmuştur.(dünyevi aşk) Aşk konusu, yaşama bağlı ozanlar tarafından da dindışı bir anlayışla ele alınmış ve işlenmiştir. Yaşamdaki güzellikler ve güzelliğiyle simgeleşen kadın, divan şiirinde önemli yer tutar. Dünya nimetlerine bağlı divan edebiyatı ozanları, bu nimetlerden zevk alarak yararlanmasını bilmişlerdir. Söz konusu ozanlar için kadın tapılacak biridir: güzelliğiyle büyüler, zaman zaman ilgi gösterip zaman zaman rakipleriyle gönül eğlendirerek ağşığını üzer. Aşık sürekli bir üzüntü içinde kıvranıp durur, daha doğrusu platonik aşkın girdabında boğulacak gibi olur.
    Divan şirinde yaygın işlenen konulardan biri de doğadır. Ama doğa, şairin hünerini göstermesi için bir araçtır. Çünkü şair, doğayı kendisinin gördüğü gibi değil, önceki usta şairlerin gözüyle yansıtır. Doğa, daha çok kasidelerin ve mesnevilerin konusu olmuştur. Bahar ve kış mevsimleri o kadar çok işlenmiştir ki, bu iki mevsimi anlatan şiirlere ayrı adlar bile verilmiştir. Baharı anlatan şiirlere bahariye, kışı anlatanlara da şitaiye denmiştir. Bahar, şair için sevinç kaynağıdır. Bahar için yapılan benzetmelerden biri sultandır. Örneğin bahar sultanı ordusunu toplar, kış sultanına hücum ederek onu yener. Bâkî'nin "Bahar Kasidesi", en güzel bahariye örneğidir. Bahar betimlenirken gül, bülbül, lâle, sümbül, çimen gibi sözcüklere sıkça başvurulmuştur. Divan şairine göre bahar, yaşam ve canlılığın kaynağıdır. Kış ise can sıkıcı ve bunaltıcıdır; zalim bir padişaha benzetilir.
    Divan şiirinde, işlendiği biçimiyle doğa belli öğelerle sınırlı kalmıştı. Örneğin orman, dağ, ova, rüzgâr, yağmur gibi öğeler Divan şiirinde hemen hiç kullanılmamıştır. Divan şiirinde kayıklar vardır, ama deniz yoktur. Divan şiirinde bilinçli olarak yapay bir dünya yaratılmıştır.

    Divan Şiiri'nde söz sanatları

    Divan şairinin başarılı olabilmesi için dilin inceliklerini bilmesi gerekirdi. Şairin söz sanatlarındaki ustalığı şiirinin değerini arttırırdı. Bu nedenle şairler, hüsn-i ta'lil ve teşbih sanatına sıkça başvurmuşlardır. Hüsn-i ta'lil, nedeni bilinen bir olayı, daha güzel biçimde açıklama ve anlamlandırma sanatıdır. Benzetme de denen teşbih ise, bir durumu, bir oluşu, bir varlığı daha güzel bir duruma, bir oluşa, bir varlığa benzetmektir. Divan şairi için benzetilenler, daha doğrusu neyin neye benzetileceği belliydi ve kalıplaşmıştı. Bu amaçla hazırlanmış listeler bile vardı. Ama asıl yenilik hüsn-i ta'lil sanatıyla ortaya koyulurdu. Böylece şair bir sözcüğe ya da deyime, kullandığı dili iyi bilmesi oranında artan anlamlar yüklenmiş oluyordu...

    Divan Edebiyatında Nesir

    Divan edebiyatında üç tür düzyazı biçimi vardır. Yalın düzyazı, süslü düzyazı ve orta düzyazı. Yalın düzyazıda halkın konuştuğu dil kullanılmış, halk kitapları, halk öyküleri, Kur’an tefsirleri, hadis açıklamaları bu türde yazılmıştır.
    Süslü düzyazıda hüner ve marifet göstermek amaçlanmıştır. Bu türe genellikle medrese öğrenimi görmüş, Osmanlıca’yı iyi bilen yazarlar yönelmiştir. Çok uzun cümlelerin, bol söz ve anlam oyunlarının göze çarptığı bu türün en belirgin örneklerini Veysi ve Nergisi vermiştir. Süslü düzyazıda çok ürün verilmiş bir alan da tezkire’dir. Bu türün ilk klasik örneğini, 16. yüzyılda Aşık Çelebi yazmış ve tezkire geleneği 19. yüzyılda Fatih Efendi’ye değin sürmüştür.
    Orta düzyazı ise, divan edebiyatının hemen hemen bütün klasik yazarlarının yazdığı bir türdür. Belirgin özellikleri, söz ve anlam oyunlarından, hüner ve marifet göstermekten kaçınılmış ve içeriğin ön planda tutulmuş olmasıdır. Özellikle tarih, gezi, coğrafya ve din kitapları bu türde yazıldı.

    Divan Edebiyatı'nın tarihsel gelişimi...

    Divan edebiyatının ilk örnekleri 13. yüzyılda ortaya çıktı. Bu edebiyatın ilk ürünlerini veren Mevlana Celaleddin Rumi bütün yapıtlarını Farsça yazdı. Aynı yüzyılın bir başka büyük şairi Hoca Dehhani'ydi. Horasan'dan gelip Konya'ya yerleşen Dehhani, özellikle İranlı şair Firdevsi’nin etkisinde şiirler kaleme aldı. 14. yüzyılda Konya, Niğde, Kastamonu, Sinop, Sivas, Kırşehir, İznik, Bursa gibi kültür merkezlerinde şairler ve yazarlar Divan edebiyatının yeni örneklerini verdiler. Bunların çoğu kahramanlık hikâyeleri, öğretici, eğitici ve dinsel yapıtlardı. Bu arada İran edebiyatının konuları da Türk edebiyatına girmeye başladı. Mesud bin Ahmed ile yeğeni İzzeddin'in 1350'de yazdıkları Süheyl ü Nevbahar, Şeyhoğlu Mustafa'nın 1387'de yazdığı Hurşidname, Süleyman Çelebi'nin (1351-1422) Vesiletü'n-Necât başlığını taşımakla birlikte Mevlid adıyla bilinen ünlü yapıtı, İran edebiyatının etkisiyle yazılmıştır.
    Divan edebiyatı, özellikle şiir alanında en parlak dönemini 16. yüzyılda yaşadı. Bâkî ve Fuzuli Divan şiirinin en iyi örneklerini verdiler. 17. yüzyıla girildiğinde Divan edebiyatının ulaştığı düzey, İran edebiyatınınkinden geri değildi. Divan şairleri, şiirlerinde fahriye denen ve kendilerini övdükleri bölümlerde şiir ustalığının doruğuna çıkmışlardı. Öğretici şiirleriyle tanınan Nabi ve bir yergi ustası olan Nef'i bu yüzyılın ünlü şairleriydi.
    Divan edebiyatı, en özgün şairlerinden olan Nedim’in ve Şeyh Galib'in ardından, 18. yüzyılda bir duraklama dönemine girdi. Daha sonraki şairler özellikle bu iki şairi taklit ettiler ve özgün yapıtlar ortaya koyamadılar. 19. yüzyılda Divan edebiyatı artık gözden düşmüş ve eleştiri konusu olmuştu. İlk eleştiriyi getiren Namık Kemal'di. Tanzimat'la birlikte Türk edebiyatında Batı etkisinde yeni biçimler, konular denenmeye başlandı. Divan edebiyatı böylece önemini yitirmekle birilikte, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı, Türk edebiyatının aruz ölçüsüyle son şiirlerini yazdılar, denilirse de zamanımızda da bu vezni kullanabilen şâirler vardır.
    Arûzun az kullanılıyor olması, zorluğundandır. Yoksa başka ölçülerle veya ölçüsüz yazılan şiirlerdeki lirizm ve âhenk âruzla yazılan şiirlerin yerini tutamaz.


    Türk halk edebiyatı


    Türklerin Anadolu'ya geldikten sonra edebiyatları beş gruba ayrılmıştır. Arapça ve Farsça'yı çok iyi bilen aydınların oluşturduğu "Yüksek Zümre Edebiyatı" [1] ve İslam öncesinden gelen sözlü bir "Halk Edebiyatı". Anadolu'ya göç eden Türkler arasında aynı ayrım devam etti. Medrese eğitimi gören aydın kesim Arap ve Fars edebiyatlarının tesirini devam ettirirken, halk yine saz şairleri aracılığıyla halk edebiyatını devam ettirdi. Dolayısı ile Anadolu Türk Edebiyatı iki grupta incelenmektedir. Bu gruplardan biri Halk Edebiyatı'dır.
    Oğuz Türkleri Anadolu'ya dilleriyle, gelenekleriyle, geleneksel halk edebiyatlarıyla gelmişlerdir. Ozansaz şairleri, Anadolu'nun gittikçe Türkleşen bölgelerinde, gezici şair olarak sazlarıyla şiirler dedikleri söylüyorlardı.

    13. Yüzyıl


    Bu yüzyılda ele geçen eserler daha çok fetih ve savaşlara aittir. Bunların en önemlileri İslami Türk destanlarıdır. Battal Gazi Destanı, Danişmentname bunlardan en ünlüleridir. Dönemin en ünlü kişisi Nasreddin Hoca'dır. O, zekasıyla, keskin görüşleri ve zeki söyleyişleriyle, nükteleriyle dünyaca tanınmış biridir. 13. yüzyılda yaşadığı halde halka mal olarak kendinden sonra gelen Timurlenk ile karşılaştırılmıştır. Bu asrın en önemli şairi Yunus Emre'dir.
    14. Yüzyıl

    Bu yüzyılın en önemli eseri Kitab-ı Dede Korkut 'tur.Bu kitapta hikayeler Oğuz Türkleri arasında yaşanmış ve yayılmıştır. Kitapta Oğuz Türkleri'nin Gürcüleri, Rumlar, Ermeniler ve diğer Türk boylarıyla yaptıkları barışlar anlatılır. Hikâyelerde nazım, nesir iç içedir. Dili destansı bir dildir. Bazı yönleriyle destana benzer. Bu yüzden destandan halk hikâyeciliğine geçiş ürünü olarak görülür.
    Bu asırdaki en ünlü şair, Yunus tarzı söyleyişleriyle ün kazanan tekke şairi Kaygusuz Abdal'dır. 'Kalın yazı

    15. Yüzyıl

    Bu yüzyılın tanınmış ismi Hacı Bayram Veli'dir. Ankara'da doğan Hacı Bayram Veli, çok güçlü bir medrese tahsili yapmıştır. Aruzla da yazmakla birlikte daha çok hece ölçüsünü kullanmış ve dini şiirler yazmıştır. İlahileri tekkelerde, zaviyelerde dillerden.

    16. Yüzyıl


    Bu yüzyılda sadece Tekke edebiyatının değil, din dışı konularda söylenen şiirlerin de metinleri ele geçmiştir. Ellerinde sazlarla diyar diyar dolaşan, nerede bir güzel görülürse ona aşık olan ve şiirler söyleyen şairler, ordularda, kışlalarda, hudut boylarında boy gösteren aşıklar eski halk geleneğini sürdürmüşler ve "Aşık Edebiyatı" denen edebiyatı yaşatmışlardır. Bunların en tanınmışı, yüzyılın sonlarında şöhret kazanan Köroğlu'dur. Ayrıca Kul Mehmet, Hayali, Bahşi adlı aşıklar da dönemin önemli şairleridir. Tekke Eedebiyatının bu dönemdeki temsilcisi Pir Sultan Abdal'dır. Pir Sultan Abdal tekke şairleri arasında şiirlerini sazla söyleyen ender kişilerdendir. Daha çok nefesleriyle tanınır.

    17. Yüzyıl



    Bu dönem Türk edebiyatının altın çağıdır. Hem Aşık edebiyatı hem Tekke edebiyatı hem de Anonim Halk edebiyatı ürünlerden bir çoğu ele geçmiştir. Tekke edebiyatının önde gelen şairleri Aziz Mahmut Hüdai ve Niyazi Mısri 'dir. Her iki şair de derin ilim sahibidirler.
    Bu asırda Aşık edebiyatında büyük gelişmeler olmuş, Divan şairlerine bile ilham verecek lirik şiirler söylenmiştir. Ayrıca aruzla şiir söyleyen saz şairleri, kendilerini Divan şairleri kadar başarılı saymışlardır. Bunların arasında Yeniçeri ordusunda bulunan ve Evliya Çelebi 'nin de dikkatini çeken Kâtibi, denizci olan Kayıkçı Kul Mustafa ünlüdür.
    Ancak günümüzde bile çok sevilen, şiirlerin çoğu halk türküsü haline gelen aşık Karacaoğlan'dır. Şiirlerinin tümünü hece ölçüsüyle söyleyen, halk anlayışını, yaşayışını şiirlerine en iyi şekilde yansıtan Karacaoğlan tabiat ve sevgili teması ile yazdığı koşmalarıyla tanınır.
    Dönemin diğer büyük saz şairi Aşık Ömer'dir. Halk şairleri arasında en kültürlü, en yaratıcı olarak tanınır.



    18. Yüzyıl



    Bu yüzyılda halk edebiyatı şairleri, divan şairleriyle boy ölçüşme, aruzla şiir söyleme bu devirde biraz daha yaygınlaşmıştır. Tekke edebiyatı bu dönemde bir duraklama içindedir. Dönemin en büyük tekke şairi, aynı zamanda büyük bir alim olan Erzurumlu İbrahim Hakkı'dır. İlahiname adlı divanında genellikle tasavvufi kasideler, gazeller, ilahiler bulunur. Ayrıca şairin Marifetname adında nesir eseri de vardır.



    19. Yüzyılda halk edebiyatı

    Halk şiir geleneği bu asırda klasik söyleyişini sürdürmüştür. Özellikle Âşık edebiyatının çok yetenekli saz şairleri görülür. Bunlardan biri de Bayburtlu Zihni'dir. Hem Divan hem de âşık tarzı şiirleriyle tanınmıştır. Çok iyi medrese eğitimi görmüştür. Bu nedenle divan tarzında yazdığı şiirler, Divan şairlerini aratmaz. Ayrıca halk tarzında söylediği şiirlerde tam bir âşık söyleyişi vardır. Dönemin diğer tanınmış şahsiyeti Erzurumlu Emrah'tır. Divan tarzı şiirleri pek başarılı değildir. Asıl lirik şiirleri, koşma tarzında söyledikleridir.

    Halk Edebiyatının Genel Özellikleri

    Şiirler çoğu zaman saz eşliğinde söylenir. Duruma göre şiir söyleyen âşıklar, şiirleri için bir ön hazırlık yapmazlar. Bu yüzden şiirlerinde derin bir anlam kusursuz bir biçim görülmez.
    Aruz ölçüsü ile şiir yazanlar olmasına rağmen asıl ölçü hece ölçüsüdür.
    Nazım birimi dörtlüktür. Ancak nadiren de olsa türkü ve ninnilerde üçlü, beşli söyleyişler görülür.
    Dili, halk dilidir. Bu dilin öz Türkçe olduğu söylenemez. Ancak halka mal olmamış sözcükler kullanılmamıştır.
    Şiirler hazırlıksız söylenildiğinden daha çok yarım kafiye ve redif kullanılmıştır.
    Nazım şekli olarak mani, koşma, varsağı, semai, destan v.s. kullanılmıştır.
    Konu olarak Âşık edebiyatında aşk, ölüm, hasret, ayrılık gibi duygusal konular, doğa sevgisi, yiğitlik, zamandan şikayet işlenmiştir. Tekke edebiyatında ise konu dindir.
    Söyleyişlerde doğa ile iç içe olmaktan kaynaklanan bir somutluk hâkimdir.
    Halk şairlerinin hayat hikâyeleri ve şiirleri cönk adı verilen eserlerde toplanır.


    Türk Halk Edebiyatında Düzyazı

    Türk Halk Edebiyatı’nın düzyazı alanındaki öyküleri, Türk, Arap ve İran-Hint kaynaklı olmak üzere 3 grupta toplanır. Türk kaynaklı öyküler arasında Dede Korkut, Köroğlu, Danişmendname gibi serüven-kahramanlık öyküleri, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Karacaoğlan ile İsmigan Sultan, Emrah ile Selvihan gibi âşıkların yaşam öyküleri çevresinde gelişen öyküler yer alır. Doğu Anadolu’da kaside adı verilen küçük öyküler, Güney Anadolu’da bozlaklar, meddah öyküleri ve Nasreddin Hoca fıkraları da halk edebiyatının düz yazı örneklerindendir. Yusuf ü Züleyha, Ebu Müslim, Battalname, Leyla ile Mecnun da Arap kaynaklı öykülerin en yaygın olanları ve bilinenleridir. Hint-İran kaynaklı öykülerin en ünlüleri arasında Ferhat ili Şirin ve Kelile ve Dimne sayılır.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Lise 9. Sınıf Edebiyat Soruları - Lise 9. Sınıf Edebiyat Yazılı Soruları ve Cevapları


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.12.11, 16:13
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.10.11, 23:57
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.01.11, 03:27
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.01.11, 02:12
  5. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 04.01.11, 02:07

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.