Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: 10.Sınıf Mesleki Gelişim Modülü- Mesleki Gelişim Araştırma Teknikleri Konusu

  1. #1
    DaMaRcı
    Sponsorlu Bağlantı

    Icon14 10.Sınıf Mesleki Gelişim Modülü- Mesleki Gelişim Araştırma Teknikleri Konusu

    Sponsorlu Bağlantı

    1. ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ
    1.1. Bilim ve Bilimsel Bilgi
    Bu başlık altında anlatılanlar çok genel anlamda bilimsel bilgi ve bilimin tarihsel süreç
    içerisindeki kısa gelişimini aktararak, öğrenme merakını artırmak ve bilimin gelişim sürecine
    ilgi uyandırmak amacıyla dile getirilmiştir.
    İnsanoğlu varolalı beri üzerinde yaşadığı dünyayı, çevresini kuşatan evreni ve hayatı
    anlamlandırma çabası içerisinde olmuştur. Varlığı anlama ve yaşamı anlamlandırma çabası
    insanoğlunun yeryüzündeki serüvenini şekillendiren en temel etken olmuştur. Yeryüzünde
    yaşamını kolaylaştırma, geçmişi ve geleceği anlamlandırma çabası içersinde olan insan
    sürekli öğrenmeye ve bilgi edinmeye gayret etmiştir.
    Bu gayret sonucudur ki, insanlığa ait bilgi birikimi bin yılları bulan bir dönemden
    geçmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. İnsanlığa ait olan bu bilgi mirasında her millet kendi
    özelliklerine göre pay sahibi olmuş ve mirasın gelişimine katkıda bulunmuştur.
    İnsanlığa ait bilgi mirasına medeniyet diyecek olursak, tarihsel süreç içerisinde şu
    tespiti yapabiliriz. Medeniyet bir bayrak yarışı gibidir. Bayrak yarışlarında bir koşucu
    bayrağı alır, belirli bir mesafe gittikten sonra bir başkasına devreder ve yarış böylece sürer.
    Medeniyet yarışı da buna benzer. Dünya üzerindeki bilgi mirası bir toplumun elinde
    şekillenir, belli bir dönem gelişir ve zamanı gelince bir başka topluluğun eline geçer, o
    toplum da gelişir ve yine devredilir. Bu böyle devam edip gider. Burada, anlatılan
    dünyamızın gerçeğidir. Bilgi bir dönem Hint ve Çin’de, bir dönem Arabistan ve Mısır’da, bir
    dönem Türklerde en yüksek devrini yaşamış ve bayrak başka toplumlara teslim edilmiştir.
    Bu insanlık mirasında Asteklerden Babil’e, Sümerlerden Perslere Yunan’dan Roma’ya ve
    daha sayamadığımız birçok topluluğa ait katkılar bulunmaktadır.


    Şu anda dünya üzerinde bu medeniyetin taşıyıcısı durumunda olan topluluk ise batı
    adını verdiğimiz milletler grubudur.
    Batı insanlığa ait bilgi mirasını esasen 16. yüzyıllarda eline almış ve bugünlere kadar
    taşımıştır. Bir gün onlarda bayrağı bir başka medeniyete teslim edeceklerdir.
    Batının elinde şekillenen bilgi medeniyetine en genel anlamda pozitif bilim
    denmektedir. Pozitif bilimin kökleri doğal olarak
    çok eskilere dayansa da Avrupa da gelişimi
    Galileo ile başlatılabilir. Galileo yaptığı
    araştırmalarla insanlığa yeni ipuçları sunmuş ve
    dünya üzerinde çok ciddi değişimlere sebep
    olacak bilgi sürecini başlatmıştır. Galileo’nun
    bulduğu eylemsizlik kuramı batılıların tasavvur
    ettikleri evren anlayışını kökten değiştirmiş ve
    batıda ciddi bir zihinsel değişimin temellerini
    atmıştır. Eylemsizlik kavramıyla yola çıkan
    Galileo dünyanın dönebileceğini anlamış ve
    bunu bir iddia olarak ortaya atmıştır. O zamana
    kadar dünyayı evrenin en altında duran sabit bir
    yer olarak düşünen batılı zihniyeti bu bulguyla
    ciddi sarsıntılara maruz kalmış ve hatta bu
    büyük bilim adamını engizisyon mahkemelerinde yargılayarak idamını istemişlerdir. Galileo
    da baskılar karşısında geri adım atarak dünyanın döndüğü iddiasından vaz geçmiştir.
    Dünyanın dönüyor olmasının Avrupa’da bu kadar ciddi etkiler yapmasını anlamak
    bizim medeniyetimiz için zordur. Çünkü bizdeki evren anlayışı batıdakine benzemez.
    Galileo’nun engizisyonda yargılandığı dönemlerde bizler zaten Dünyanın döndüğünü biliyor
    ve hatta yıldızların ve Güneşin hareketlerini tesbit etmeye çalışıyorduk. Bu yüzden bu bilgi
    bizim için yeni değildi.
    Aynı zamanda bizi etkilememesinin bir diğer nedeni ise bizdeki dini anlayışın
    Hıristiyanlıktan farklı olmasıydı. Bizdeki dini anlayış belirli bir evren tipini zorunlu
    tutmuyordu. Hıristiyan inanışına göre dünya evrenin en alt katıydı ve zaten aşağılık olan
    insan burada yaşıyordu. Evrenin en üstünde ise tanrı bulunuyordu ve tanrı ile insanın
    arasında bulunan diğer katlarda yüce insanlar yani rahipler ve ruhban sınıfı bulunuyordu. Bu
    sınıf insanla tanrı arasında aracılık vazifesini yerine getiriyor ve tanrının isteklerini insana,
    insanın isteklerini ise tanrıya iletmekle görevli bulunuyorlardı. İşte bu dini inanıştan
    dolayıdır ki, Galileo’nun ortaya attığı düşünceler Avrupa’da ciddi sarsıntılara yol açmış ve
    bilim kiliseyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Kendi kutsal konumlarını kaybetmek
    istemeyen ruhban sınıfı bu yeni görüşlere karşı mücadele etmiştir.
    Galileo’nun bulgularıyla beslenen yeni fizik anlayışı Nevton’la en kusursuz dönemine
    ulaşmıştır. Nevton’un bulgularıyla insanlar artık evreni tamamen çözebileceklerine ve hatta
    ele geçirebileceklerine inanmışlardır. Nevton’un kurduğu mekanik fizik anlayışı şunu
    gerektiriyordu. Eğer biz nedenleri bilirsek her şeyin çözümüne ulaşabilir ve evrenin bütün
    sırlarını çözebiliriz. Bu fizik anlayışıyla yanılmaz ve kesin doğruların varlığına ve evrenin
    tüm sırlarının çözülebileceğine inanılmaya başlanmıştır.


    İşte dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zaman değişmeyecek kesin ve yanılmaz
    doğruların elde edilebileceğini iddia eden bu bilim görüşüne pozitif bilim denmiştir.
    İnsanlık pozitif bilimin verdiği inançla evrenin bütün sırlarını çözebileceğini
    düşünmüş, geçmiş ve geleceğe dair tüm sırların insan aklı ve çabasıyla elde edilebileceğine
    inanmıştır.
    Bugün hala bilime dair birçok tanımlama ve tespit bu pozitif bilim inancına bağlı
    olarak ortaya konmakta ve anlatılmaya çalışılmaktadır.
    Pozitif bilim inancı içerisinde bilim çeşitli özelliklerle tanımlanır. Bu özellikler
    şunlardır:
    Nesneldir; bilimin bulguları kişisel görüş ve beğenilerden uzaktır. Herkes tarafından
    ortak olarak gözlemlenebilecek ve değerlendirilebilecek doğruları içerir.
    Mantıksaldır; bilimin bulguları akla ters düşmez.
    Genelleyicidir; bilimin bulguları aynı durumdaki tüm olaylar için geçerlidir. Bulgular
    bütünü içerir.
    Sağlam ve değişmez gerçeklerdir; bilimsel bilgiyle elde edilen veriler zaman
    içerisinde değişmez. Tutarlı ve kalıcıdır.
    Bilime yönelik bu tür özellikler uzun bir süre varlığını ve inandırıcılığını korumuştur.
    Bahsedilen bu özellikler pozitif bilim görüşünün bir sonucu ve çıkarımlarıdır.
    Pozitif bilim ise yerini 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında daha farklı ve
    değişik görüşlere bırakmıştır. Pozitif bilim inancındaki en köklü değişimi Einstein ve Maks
    Plank yapmıştır. Bu iki büyük bilim adamı pozitif bilimin evreni çözeceği ve değişmez
    doğruları bulabileceği inancını değiştirmişlerdir. Einstein’in Rölativitesi ve Maks Plank’ın
    Kuantum Fiziği insanlığın bilim anlayışını farklı bir yöne kaydırmıştır. Bu bilim adamlarının
    bulgularından sonra bilimin tarafsız ve nesnel olmadığı düşünülmeye başlanmıştır.
    Bilimsel bilgide objektifliğin değil subjektifliğin var olduğu, kesinliğin değil olasılığın
    kendisini gösterdiğini bu bilim adamları ortaya koymuşlardır. Bu nedenle pozitif bilim 20.
    yüzyılın ilk yarısından sonra yerini modern bilime bırakmış ve bu anlayışta da ciddi
    değişimler meydana getirmiştir.
    Örneğin Einstein; insanın evreni çözemeyeceğini sadece onu yorumlayabileceğini ileri
    sürmüştür. Yani insanın yapabileceği evrenin sırlarını çözebileceğini değil, onu belli bir
    zaman ve durum aralığı içerisinde kendisine göre yorumlayabileceğini dile getirmiştir.
    Maks Plank ise yapılan bilimsel çalışmalarda kesinliğin değil ihtimallerin ve ihtimal
    hesaplarının esas olduğunu ortaya koymuştur.
    Bu iki görüş pozitif bilimi tamamen ortadan kaldırmamıştır.


    Bu bilim adamlarının bulgularından sonra şu ortaya çıkmıştır. Kesin doğrular olarak
    adlandırılan bilimsel bilgiler normal boyuttaki durumlar için geçerlidir. Makro ve mikro
    düzeydeki bilimsel araştırmalarda kesinlik ve nesnellik yoktur. Tam aksine bu düzeydeki
    araştırmalarda kişisellik ve olasılık esastır.
    Örneğin atom parçalanarak atom altı dünya incelendiğinde hem bilim adamının kişisel
    tercihleri deney ve gözlemi etkilemektedir ve hem de bulduğu veriler kesin doğru olmaktan
    uzak sadece doğru olma ihtimali olan bilgiler durumuna düşmektedir.
    Einstein ve Maks Plank’la bilim dünyasına kazandırılan en temel iki özellik bilimde
    makro ve mikro düzeylerde nesnelliğin ve kesinliğin olamayacağıdır.
    Mesela atom altı dünyasını incelerken nesnelliğin ve kesinliğin olamayacağına dair
    küçük bir örneği burada ele alalım.
    Normal bir termometreyle bir oda sıcaklığı ölçüldüğünde elde edilen bilgi kesin gibi
    gözükebilir. Oda sıcaklığı ölçülürken termometredeki ıssı odaya geçecektir fakat bu ısı çok
    düşük olduğundan odanın sıcaklığının ölçümüne ciddi bir etki yapmayacaktır ve yaptığımız
    ölçüm doğru olarak düşünülecektir. Fakat aynı ölçümü elektron ve protonlar düzeyinde
    yaptığımızda kullanacağımız ölçüm aleti ne kadar küçük olursa olsun sonucu çok büyük
    oranda etkileyecektir. Elektronlar çok küçük parçacıklar olduğu için ısıyı ölçmek amacıyla
    kullanacağımız herhangi bir ölçüm aracı sonucu çok büyük oranda değiştirecektir. Bu oda
    sıcaklığını kitaplık kadar büyük bir termometreyle ölçmeye benzeyecektir ki sonuç asla
    kesine yakın olmayacaktır. Çünkü kitaplık kadar büyük olan bir termometrenin sıcaklığı ister
    istemez oda sıcaklığını büyük ölçüde değiştirecektir.
    Maks Plank ve Einstein’le başlayan bilimsel bilgideki bu değişim bugün daha
    inanılmaz düzeylere varmıştır. Post modern yaklaşım tabiri altında toplanabilecek bu anlayış
    değişimleri bilimsel bilginin doğruluk, değişmezlik, nesnellik gibi özelliklerini ciddi
    boyutlarda sarsıntıya uğratacak düzeylere erişmiştir. Bu nedenle bilimsel bilginin gelişimi
    ciddi emek ve gayret sarfedilerek araştırılması ve öğrenilmesi gereken bir konu olarak
    karşımıza çıkmaktadır.

    1.2. Bilimsel Araştırmanın Amaç ve Çeşitleri
    Araştırma; soru sorma, inceleme, değerlendirme, yorumlama ve karar verme çabasının
    oluşturduğu bir öğrenme ve bilgi edinme sürecidir.
    Araştırma süreci soru sorabilmekle başlar ki, bu da en temelde merak etme yeteneğini
    gerektirir. Bir araştırmanın ortaya konabilmesi, yeni ve faydalı sonuçların oluşturulabilmesi
    için merak şarttır.
    Bilim adamını sıradan insanlardan ayıran ve onu insanlığa faydalı bir birey yapan
    özelliği merakı ve merak ettiği konuların sebep ve sonuçlarını ortaya çıkarmada gösterdiği
    samimi gayretidir.


    Merak edilmeyen hiçbir şey sorulmaz ve sorulmayan soruların da asla cevabı olmaz.
    Bu yüzden bilimsel araştırmayı başlatan temel faktör meraktır.
    Merak; öğrenme isteğidir. Öğrenme isteği ve çabasını gayret ve samimiyetle
    birleştirebilen ve öğrenme isteğinden vazgeçmeyen kişiler insanlığı daha iyi ve daha erdemli
    zeminlere taşıyabilir.
    Merak ve öğrenme arzusuyla oluşturulan bir sorunun, soru ile ilgili her türlü bilgi ve
    verinin incelenip değerlendirilmesi yorumlanarak bir hükme varılması, bir bilginin ortaya
    çıkarılması çabasına araştırma denir.
    Bilimsel araştırma ise; yeni bilgi, yöntem veya ürünleri elde etmeye yönelik belirli bir
    amacı, aşamaları ve yöntemi içeren bilgi üretme ya da derleme çabasıdır. Bilimsel
    araştırmaların amaç ve yöntemleri belli bir düzenliliği gerektirir. Buna bilimsel araştırma
    sistemi adı verilir ve her bilim türü kendine ait araştırma gerektirir. Tıp alanında yapılan
    çalışmaların sistemi farklı gökbiliminin sistemi farklıdır.
    Buna karşılık tüm bilimsel araştırmalarda gözetilen amaçlar ortaktır. Bilimsel
    araştırmalar şu amaçlarla oluşturulur.
    Bir sorunu çözmek: Bilimin her alanında çözüm bekleyen geliştirilmeye ve
    iyileştirilmeye ihtiyaç duyan sayısız sorun vardır. Bir araştırma alanıyla ilgili herhangi bir
    sorunu çözmeyi amaç edinebilir.
    Yeni bir ürün ortaya koymak: Bir araştırma o ana kadar hiç ele alınmamış bir ürün, bir
    bilgiyi ortaya çıkarmayı amaç edinebilir. Aynı zamanda var olan bilgi ya da ürünü
    geliştirmekde bir yeniliktir. Örneğin; telefon mevcut bir üründür. Fakat geliştirilip cep
    telefonu halini aldığında ortaya çıkan ürün de yenidir.
    Yeni bir yöntem geliştirmek: Bir sorunun çözümünde ortaya çıkarılabilecek yeni bir
    yöntem oluşturmak da bilimsel araştırmanın amaçlarındandır. Örneğin ilaç tedavisi yerine
    ışın tedavisi geliştirmek bir yeni yöntem oluşturmaktır.
    Faydalılık: Bilimsel araştırmanın temel amaçlarından birisi de insanlığa faydalı
    olmasıdır.
    Bilimsel araştırmaların ortak amaçlarının yanı sıra şu ortak niteliklerinden
    bahsedilebilir.
    Tarafsız ve sistemli bir süreçtir. Bir düşünceyi ya da görüşü kabul ettirmeyi değil
    tanımayı ve tanımlamayı hedefler.
    Bir uzmanlık işidir. Araştırma yöntem ve tekniklerinde yetişmişliği gerektirir.
    Olası tüm eleştiriler karşısında tutunabilecek nitelikte olmalıdır.
    Başkalarınca da tekrarlanabilir nitelikte olmalıdır.
    Önemli tüm süreç ve sonuçları ile rapor edilmelidir.
    Araştırmalar çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Araştırmalar; amaçları, yürütüldükleri
    ortamlar ve yöntemleri açısından sınıflandırılabilir. Araştırmacı araştırmanın konusu,nitelikleri ve veri türlerine göre uygun araştırma yöntemini belirleyebilir. Hatta araştırmanın
    yapısı gereği birden fazla araştırma yöntemi aynı araştırma için kullanılabilir.
    Araştırma türleri genel olarak şu şekilde sınıflandırılabilir.
    Kütüphane Araştırmaları: Mevcut kaynaklardan faydalanılarak yapılan değerlendirme
    nitelikli araştırmalardır.
    Laboratuar Araştırmaları: Laboratuar ortamlarında gerçekleştirilebilecek deneye
    dayalı teknik araştırmalardır. Fen ve teknik bilimlerde kullanılan bir araştırma yöntemidir.
    Gözleme Dayalı Araştırmalar: Bazen laboratuar verilerini tamamlamak bazen de başlı
    başına veri toplamak amaçlı yapılan gözleme dayalı araştırma türüdür. Çevre, tarım,
    gökbilimi, madencilik vb. alanların kullandığı araştırma yöntemlerindendir.
    Anket Araştırmaları: Belirli konularda kişilerin görüşlerini almak amacıyla uygulanan
    araştırma yöntemidir. Anket araştırmaları alan araştırmaları olarak da adlandırılır.
    Analitik Araştırmalar: Eldeki verileri kullanarak mevcut durumun veya durumun
    ileride alacağı boyutun tahmin edildiği araştırma türleridir.
    Araştırma - Geliştirme Araştırmaları: Ürün ve yöntem geliştirmeye yönelik
    araştırmalardır.

    1.3. Araştırmanın Planlanması
    Araştırmaların, araştırmacının niteliklerine beklentilerine ve araştırmanın içeriğine
    göre planlanmasında ayrılıklar gözlenebilir. Fakat genel olarak bir araştırmanın
    planlanmasında şu aşamalar görülür.
    Fikir Üretme: Her araştırma bir düşünce aşaması içerir. Araştırmacının ilgileri,
    karşılaştığı güçlükler, yetenek ve kabiliyetleri, bilgi birikimi, çevre ve daha birçok etken
    araştırmacıyı bir öğrenme isteğine götürebilir.
    Fikir üretme süreci bir merak, ilgi ve ihtiyacın sonucunda araştırmacıda oluşan ve
    çözüm gerektiren sorulardır.
    Araştırma Konusunun Belirlenmesi: Araştırmacının, öğrenmek, bulmak, ortaya
    çıkarmak veya geliştirmek niyetiyle oluşturduğu sorular ve merak alanlarının bir araştırma
    konusuna dönüşebilmesi, fikirlerin çerçevesinin daha açık ve net olarak çizilmesini
    gerektirir. Bu amaçla konuyla ilgili yapılmış çalışmalar, çalışmaların yöntem ve vardıkları
    sonuçlar hakkında genel bir bilgilenme süreci gerekir. Araştırmacının sorusuyla ilgili
    gerçekleştireceği bilgi edinme süreci, soruyu ya da sorunu araştırılabilir bir konu biçimine
    dönüştürmesine olanak sağlayacaktır.
    Bir araştırma konusu şu özellikleri taşımalıdır.
    Konu yeni ve özgün olmalıdır.
    Konu anlamlı ve uygulanabilir olmalıdır.
    Konu bir amaç ve hipotez içermelidir.
    Konu araştırmacı ve diğer kişiler için ilgi çekici olmalıdır.

    Konu araştırmaya ayrılacak zaman içerisinde gerçekleştirilebilecek nitelikte olmalıdır.
    Bu özellikler değerlendirilirken konunun yeni ve özgün olması, araştırmanın başkaları
    için de önem taşıması açısından gerekli bir unsurdur. Aksi taktirde araştırmacı kendi
    öğrenme düzeyini artırmak ve başkaları için yeni olmayan fakat kendisinin bilmediği bir
    konuyu da araştırabilir.
    Ciddi bir araştırmanın gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan en temel özellik
    araştırmacının ilgi ve sevgisidir. Eğer bir araştırmacı herhangi bir konuyu gerçekten
    inceleme isteği duyarsa o konuyla ilgili ne kadar güçlük varsa aşabilir ve yeni görüş ve
    düşünceler üretebilir. Zaten büyük bilim adamlarının ayırıcı vasfı da budur. Bazen bir ömür
    süren araştırmaların ve öğrenme çabalarının gerçekten insanlığın kaderini etkileyen buluşları
    ortaya çıkardığı muhakkaktır. Bilim adamlarını var eden bu büyük öğrenme tutkusu
    olmuştur.
    Araştırma Probleminin Belirlenmesi: Araştırmacının çözmek istediği sorunun edinilen
    bilgiler sonucunda netleştirilip, araştırmayı yönlendirecek şekilde düzenlenmiş halidir.
    Bazen araştırmalar tek problem içermeyebilir. Gerçekleştirilen öğrenme ve düşünme süreci
    konuya bağlı farklı problemlerin oluşturulmasına fırsat verebilir.
    Araştırma Hipotezinin Oluşturulması: Araştırmacının oluşturduğu probleme cevap
    olabileceğini düşündüğü varsayımlara hipotez denir.
    Hipotez araştırmacının olabileceğini düşündüğü muhtemel cevaptır. Bu yüzden
    tanımlama ya da yargı içermesi gerekir. Fakat hipotezin ille de gerçekleşeceği ve
    doğruluğunun ortaya çıkarılacağı düşünülemez.
    Yöntem: Belirleme Aşaması; sorunun ve hedefin belirlenmesinden sonra uygun
    yöntemin belirlenmesi gerekir. Hangi verilere ihtiyaç olduğu ve bu verilerin nasıl elde
    edileceği sorusuna verilen cevap araştırmanın yöntemini ortaya çıkarır.
    Verilerin Toplanması, analizi ve değerlendirilmesi: Araştırma süreci anlamına da
    gelen bu aşamada araştırmacı kendisini beklediği çözüme götürecek her türlü bilgiyi toplar
    ve değerlendirir.
    Araştırmanın Sunumu: Tamamlanan araştırmanın ne şekilde başkalarına
    ulaştırılacağının ortaya konduğu aşamadır.

    1.4. Araştırma Yöntemleri
    1.4.1. Deneysel Araştırma Yöntemleri
    Herhangi bir materyali işleme tabi tutarak veya işleme tabi tutmadan oluşturulmuş bir
    ortamda değişken ve etkenlerinin denetlenebildiği, sonucun izlendiği araştırma yöntemidir.
    Deneysel yöntemde amaç, incelenen olaydaki neden sonuç ilişkilerinin ortaya
    çıkartılmasıdır. Bu ilişkilerin gerçek niteliğini bulabilmek için sonucu etkileyebileceği
    düşünülen tüm etkenler denenebilir.
    Deneysel yöntem dendiğinde laboratuvarlar akla gelse de mümkün olan tüm çevre ve
    ortamlarda kullanılabilen bir yöntemdir.

    1.4.2. Alan Araştırmaları
    Alan araştırmaları, incelemenin incelenen varlıkların doğal ortamlarında yapılması
    anlamına gelir. Laboratuvar araştırmalarından temel farkı gözlemcinin doğal ortamları
    kullanmasıdır.
    Deneysel araştırmalarda araştırmacı kendi kurgusunu oluşturur ve oluşturduğu ortam
    içerisinde sonuçları almaya çalışır. Oysa alan araştırmalarında kişi ile incelenen değerler
    arasında bir mesafe ve kurgu yoktur. Araştırmacı ortama dahil olur ve mevcut durumu
    değerlendirmeyi amaçlar. Bu tip araştırmalarda bir kurgu söz konusu olmadığı için olay ve
    davranışlar daha farklı biçimleri ile gözlemlenebilir. Bu da araştırmacı açısından bir
    zenginlik oluşturur.
    Alan araştırmalarının bir niteliği de bir araştırmacının kurduğu hipotezi
    doğrulamaktan çok hipotez oluşturmaya yönelik olmalarıdır.

    1.4.3. Tanıtıcı Araştırmalar
    Belirli bir bilgi kümesinin ilgi duyulan bazı özelliklerini ortaya koymayı amaçlayan
    araştırma türleridir. Tanıtıcı araştırmaların amacı genelde neden sonuç ilişkilerini
    gözlemlemek değil durum ya da olayların genel niteliklerini belirleyebilmektir.
    Bu tür araştırmalarda amaçlanan özelliklerin doğru olarak ölçümlenebilmesi ve gerçek
    niteliklerin belirlenebilmesidir.
    Tanıtıcı araştırmaların en bilineni monografiler ve tarihsel araştırmalardır.
    Monografiler: Olay ve olguları olduğu gibi tanıtmayı amaçlayan çalışmalardır. Örnek
    olay ve değişim monografileri olmak üzere iki türü vardır.
    Örnek olay monografileri: Temsil niteliğine sahip tek bir kişi, kurum veya olayın ele
    alınarak ayrıntılı bir biçimde tanıtılmasına yönelik çalışmalardır.
    Değişim monografileri: Mevcut durumun tanıtılması yanında olayların zaman içindeki
    değişimlerinin de izlenmesi amacına yönelik çalışmalardır.
    Tarihsel araştırmalar: Toplumsal olayların geçmişteki durumunu incelemeye yönelik
    araştırmalardır. Bu tür araştırmaların verileri oldukça fazladır. Geçmişe ait olan her bilgi bu
    araştırmalar için bir veri oluşturabilir. Fosillerden antlaşmalara, silahlardan mektuplara kadar
    sayısız veri söz konusudur.


    14.4. İstatistik Araştırmaları
    İstatistik biliminin tekniklerinin kullanılabileceği araştırmalardır. Bu nedenle hem fen
    bilimlerinde hem de sosyal bilimlerde kullanılabilecek bir araştırma türüdür. İstatistik
    araştırmaları, araştırma verilerinin sayısal nitelikte ifadesi ve istatistik yöntemlerinin
    yardımıyla yorumlanması ve değerlendirilmesini içerir.


    1.5. Veri Çeşitleri ve Veri Toplama Yöntemleri

    Araştırmacının problemini çözmek amacıyla kullanabileceği her türlü bilgiye veri
    denir. Bilgi alanlarının çokluğu ve çeşitliliğine bağlı olarak sayısız veriden söz edilebilir. Bir
    atomun yörüngesinden, aile ilişkilerine, yıldız kümelerinden balık türlerine her türlü bilgi
    kaynağı herhangi bir araştırma için veri olarak kullanılabilir. İnsanlar, aileler, kuruluşlar,
    yayınlanmış veya yayınlanmamış belge, bulgu, dokümanlar ve doğanın kendisi araştırmacı
    için veri kaynağı olabilir.
    Her bilim dalı için veriler farklı olduğundan veri toplama yöntemleri de bilim dallarına
    göre değişiklik arz eder. Bilim dallarını fen bilimleri ve sosyal bilimler olarak ele alırsak fen
    bilimleri için veri toplama yöntemi araştırmanın niteliğine bağlı olarak yapılan deney ve
    gözlemler sonucunda elde edilen bilgilerdir.
    Tıp alanında deneklerin ilaca verdikleri tepkiler bir veri kümesi oluştururken, gök
    bilim için yıldızlardan yayılan ışığın yeryüzüne ulaşma süreleri birer veri oluşturabilir. Aynı
    yaklaşım teknik bilimler için de geçerlidir.
    Sosyal bilimler açısından ise belli başlı beş tür veri toplama yöntemi vardır. Bu
    yöntemler fen bilimlerinde yapılan kimi araştırmalarda da kullanılabileceği gibi sosyal
    bilimlerde de bu yöntemlerin bir kaçı bir arada kullanılabilir.
    Sosyal bilimlerde kullanılan veri toplama yöntemleri şunlardır.
    Görüşme: Bilgi alınacak kişilerle karşılıklı konuşma yoluyla veri toplama yöntemidir.
    Bu yöntemle veri toplamanın faydası bilgilerin birinci kaynaktan elde edilmesi ve
    araştırmacıya daha geniş bilgi edinme imkanı sunmasıdır.

    Bu tür veri toplamada görüşmecinin ve görüşülen kişilerin tutum ve tavırlarının bilgiyi
    etkileme olasılığının yüksekliği dikkate alınmalıdır. Çünkü kişilerin bazen olayların ve
    durumların etkisi altında kalabilir ve yorumları sonucu doğruluktan uzaklaştırabilir.
    Görüşme yoluyla veri toplanırken araştırmacının konuya yönelik yeteri kadar bilgi
    birikimine sahip olması ve mutlaka bir hazırlık yapması gereklidir.
    Anket: Araştırmacı tarafından oluşturulan, bilgi alınacak kişilere doğrudan doğruya
    okuyup cevaplandıracakları soruların hazırlanması ile yapılan bilgi edinme, veri toplama
    yöntemidir.
    Örnekleme: Anket ya da görüşme yönteminin uygulanmasında kullanılan bir
    yöntemdir. Örnekleme bir bütünün içerisinden seçilmiş bir parçasıyla temsil edilmesidir.
    İncelenen ana grubun sayısının tek tek ele alınmasının güç olduğu durumlarda örnekleme
    yöntemi kullanılır. Bir araştırmanın kapsamına milyonlarca unsur girebilir. Örneğin,
    Türkiye’de herhangi bir konuda halkın gösterdiği tepki ölçülmek istendiğinde tam sonuç
    ancak tüm Türklerin tek tek ele alınmasıyla mümkün olur. Bu da araştırmayı imkânsız kılar.
    Bu gibi durumlarda incelenecek unsurların bir bölümü ele alınır ve elde edilen sonuçlardan
    genellemeye gidilir. Örnekleme için örneğin temsil yeteneğine sahip olması ve belirlenen
    örnek hacminin genellemeye varabilmek için yeteri düzeyde seçilmesi şarttır.
    İki tür örnekleme yöntemi vardır.
    Tesadüfi örnekleme: Örnek grubu oluşturan tekil unsurların tesadüfen belirlenmesi ile
    yapılan örnekleme türüdür. Tesadüfî örneklemede kıstas rasgelelik değil, deneklerden
    herhangi birinin seçilme şansının eşitliğidir.
    Koşullu örnekleme: Araştırmanın amacına göre deneklerin seçiminin yapıldığı,
    örneklemelerdir. Bu tür örneklemelerde denek kitlesi büyük tutulduğunda bile deneklerde
    aranan özellikler önceden belirlenir ve buna uygun denekler seçilir.
    Gözlem: Araştırılacak unsurların doğal ortamlarındaki yapılarının incelenmesi sonucu
    veri elde etme yöntemidir. Gözlemin araştırmanın amacına hizmet edecek şekilde ve
    sonuçlarının değerlendirilebilecek nitelikte yapılması gerekir.
    Belgesel kaynak derlemesi: Araştırmacının konusuyla ilgili mevcut kaynakların
    değerlendirilmesi yoluyla veri elde etme yöntemidir. Kaynaklar denince akla yazılı eserler
    gelmelidir. Bunlar; kitap, makale, gazete, belge, tutanak, anı,
    biyografi vb.dir.

    1.6. Anket Formlarının Hazırlanması.

    Herhangi bir konuda kişilerin görüşlerini almak amacıyla hazırlanmış soruların ve
    muhtemel cevapların bulunduğu soru kağıdına anket denir.
    Anket yöntemiyle veri toplamanın yararları şunlardır:
    Bilgi edinme süresini kısaltır.
    Maliyeti düşüktür.
    Bilgiye doğrudan ulaşılır.
    Ulaşılabilecek veri kaynağını sayısal olarak artırmak çok kolaydır.
    Planlanması ve uygulanması kolaydır.
    Anket yönteminin olumsuz yönleri ise şunlardır:
    Uygulanan kişilerin tutum ve tavırları sonuçları etkiler.
    Uygulamada bir zorunluluk içermediği için soruların cevapsız kalma olasılığı vardır.
    Anketörlerin kişisel özellikleri, uygulayıcının olumlu veya olumsuz tavır almasına
    neden olabilir.
    Uzun süreç gerektiren anketlerde değişimleri takip etmek güçtür.
    Bir anket formunda bulunması gereken kısımlar şunlardır:
    Anketi yapan kişi ya da kurumun adı.
    Anketin konusu.
    Anketin tarihi.
    Anketörün adı soyadı.
    Anketi cevaplayana ait kişisel bilgiler.
    Anket soruları.
    Anketi yapan kişi ya da kurumun haberleşme adresi.
    Anket formu hazırlanırken formun şekil itibariyle özenli hazırlanmasında fayda vardır.
    Form kolayca okunabilecek ve cevaplanması olabildiğince kolay olacak türde hazırlanırsa
    araştırmacının istediği sonuca ulaşması daha kolay olacaktır.
    Bir anket formu hazırlanırken öncelikle anketle elde edilecek bilgilerin bir temel
    amacı ortaya konmalıdır. Araştırmacının ankete koyacağı sorular bu esas amaca yönelik
    olmalıdır.
    Anket soruları hazırlanırken şu noktalara dikkat edilmelidir.
    Soru tipi belirlenmelidir.
    Soru sayısı belirlenmelidir.
    Soruların sıralamasına özen gösterilmelidir.
    Sorular amaca uygun seçilmelidir.
    Soruların açık ve net olmasına özen gösterilmelidir.
    Bilinmeyen kelimeler kullanılmamalıdır.
    Anket soruları oluşturulurken araştırmacı, tutum, davranış ya da bilgi ölçmeyi
    isteyebilir. Bu amaçla oluşturulacak soru tipleri şunlardır.
    Kapalı uçlu sorular; soruya verilecek cevabın anketör tarafından belirlendiği
    sorulardır.
    Örneğin; kitap okur musunuz? Evet Hayır
    Açık uçlu sorular; cevabı önceden belirlenmemiş ve anketi cevaplayan kişinin
    açıklamasını gerektiren sorulardır.
    Örnek, eviniz kaç odalıdır?
    Çoktan seçmeli sorular, cevaplayıcının birini tercih edebileceği ikiden çok alternatifin
    sunulduğu sorulardır.
    Örnek; En çok sevdiğiniz ders aşağıdakilerden hangisidir?
    □ Matematik □ Tarih □ Türkçe □ Fizik
    - Birden çok seçenekli sorular; cevaplayanın birkaçını tercih etmesine olanak tanıyan
    çok şıklı sorulardır.
    Örnek; aşağıdaki derslerden hangilerine ilgi duyuyorsunuz?
    Matematik □ Türkçe □ Fizik □ Kimya □ Tarih □ Resim □
    Anket hazırlanırken aşağıda verilen önerilere dikkat edilmesi faydalı olacaktır.
    Sorular cevaplanabilir nitelikte olmalıdır.
    Ankete cevap veren kişiye sorumluluk yüklenmemelidir.
    Sorularda hata olmamalıdır.
    İhtiyaç duyulan bilgiler sorulmalıdır.
    Soruların cevaplanması kolay olmalıdır.
    Anket uygulanmadan önce sorular cevaplanarak denenmelidir
    .


    1.7. Verilerin Düzenlenmesi ve Analizi
    Araştırma sonucu çeşitli yöntemlerle elde edilen verilerin bir anlam ifade edebilmesi,
    bir hüküm bildirebilmesi için düzenlenmesi ve yorumlanması gerekir. Araştırmacının
    derlediği verilerin sayısı az ise yorumlanması kolay olacaktır. Fakat araştırmalarda az sayıda
    veri ile yetinmek genellemelere varmayı güçleştireceğinden araştırmanın geçerliliği
    açısından daha çok verinin toplanması gerekir. Veri sayısı arttıkça da verilerin yorumlanması
    güçleşecektir. Örneğin; bin kişiye uygulanan on soruluk bir anketin sonuçlarının belli bir
    analiz yöntemi kullanmadan değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. İşte bu amaçla
    bilimsel araştırmalarda verilerin yorumlanmasını sağlayacak yöntemlere ihtiyaç duyulur. Bu
    yöntemleri ise istatistik bilimi ele alır.

    İstatistik; sayısal bilgileri toplama, analiz etme, anlamını açıklama, bilgilerin
    güvenilirliğini yansız bir biçimde yorumlamayı ve ortaya çıkarmayı hedef edinen bir bilim
    dalıdır.
    Tanımdan da anlaşılacağı üzere bir verinin istatistik yöntemleriyle incelenebilmesi
    için o verinin sayısal bir dille ifade edilmesi gerekir. Araştırmanın alanı ne olursa olsun
    araştırmadan elde edilen verilere sayısal bir nitelik kazandırılabilir. Örneğin; bir sınıfta
    öğrencilerin okuma alışkanlıklarını inceleyen bir araştırmada ilk bakışta sayısal verilerin yeri
    yokmuş gibi görünebilir. Ama araştırmacının bir sonuca varabilmesi için verileri
    sayısallaştırması gerekir. O halde önce öğrencilerin hangi kitapları okuduklarına dair bir soru
    formu oluşturulur. Alınan bilgiler ışığında verilen kitap isimleri belli gruplara ayrılabilir.
    Diyelim bu sınıfta otuz öğrenci olsun, öğrencilerin verdiği isimlere göre kitapları roman,
    hikaye, tarih, fizik ve gökbilimi olmak üzere beş gruba ayırıp her gruba düşen kitap sayısı
    belirlenir ve bu sayı yorumlanabilir. Araştırma sonucunda öğrencilerin en çok ilgi duydukları
    okuma alanı sayısal olarak belirlenebilir.
    Sayısallaştırılan bu veriler artık istatistik yöntemleriyle incelenip yorumlanabilir.
    İstatistiki yorumlama için bilinmesi gereken temel kavramlar şunlardır:
    Yığın: Veri birimlerinin oluşturduğu topluluktur.
    Değişken: Sayılarla ifade edilen verilere değişken denir.
    Değişken değer aralığı: Bir değişkenin alabileceği en küçük değer ile en büyük değer
    arasındaki sayıların tümüne değer aralığı denir.
    Bu kavramları bir örnekle anlamaya çalışalım. Örneğimiz; A okulundaki öğrencilerin
    ortalama ne kadar harçlıkla okula geldiklerinin araştırılması olsun.
    Bu örneğe göre:
    Değişken; her bir öğrencinin cebindeki harçlık miktarıdır.
    Yığın; tüm okul öğrencilerinin harçlıklarının tek tek oluşturduğu bütündür.
    Değişken değer aralığı; en az harçlığı olan öğrenciyle harçlığı en çok olan öğrencinin
    harçlıkları arasındaki değerlerdir.
    Bu örnek bizi farklı bir probleme götürmektedir. Okulda 1000 öğrenci olsa her birinin
    harçlığını değerlendirmek zor bir iş olacaktır. Bunun kolaylaştırılması için bu verilerin
    düzenlenmesi gerekir.
    Bu düzenleme iki şekilde yapılabilir.
    Sıralı Dizi: Sayısal bilgilerin küçükten büyüğe ya da büyükten küçüğe doğru
    sıralanmasıyla elde edilen dizidir.
    Çokluk Bölünümü (Gruplandırma): Verilerin belli sayıda büyüklük sınıflarına göre
    gruplara ayrılmasıdır. Böyle oluşturulan gruplara sınıf, her sınıftaki birim sayısına sınıf
    çokluğu denir.
    Yukarıda verilen örnekte öğrencilerin harçlık değerlerini en küçükten en büyüğe doğru
    sıralayarak yazarsak bir sıralı dizi oluşturmuş oluruz.
    Eğer öğrencilerin harçlıklarını onar liralık bölümlere ayırırsak çokluk bölümünü
    halinde sınıflandırmış oluruz
    Konu DmŁα tarafından (20.10.10 Saat 22:45 ) değiştirilmiştir.



  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    10.Sınıf Mesleki Gelişim Modülü- Mesleki Gelişim Araştırma Teknikleri Konusu

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 2 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 1,00 puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.12.10, 15:31
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.11.10, 03:04
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.11.10, 21:52
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.10.10, 13:52

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.