Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: İstanbul'un Fethi Kompozisyon - İstanbul'un Fethi İle İlgili Kompozisyon

  1. #1
    LaDy
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni İstanbul'un Fethi Kompozisyon - İstanbul'un Fethi İle İlgili Kompozisyon

    Sponsorlu Bağlantı

    İstanbul'un Fethi Kompozisyon - İstanbul'un Fethi İle İlgili Kompozisyon


    İstanbulun Fethiyle ilgili kompozisyon, İstanbulun fethi kompozisyon örneği, İstanbulun fethiyle ilgili kompozisyon

    İstanbulun Fethini Kutlarken


    “Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan onu fetheden asker ne güzel askerdir.”Bu mübarek söz İstanbul’un fethi için İslam peygamberiHz.Muhammed(s.a.v.)tarafından söylenmiş mübarek bir sözdür…Önümüzde yine fetih ayı dediğimiz 29 Mayıs fetih haftası var.

    Her Mayıs ayına girişimizden itibaren duygularımız değişir, bazen sevinç duyarken bazen de hüzünleniriz.Hani Hz. Ömer(RA) dermiş ya; Cahiliye dönemini hatırladığımda bazen güler bazen ağlarım.” Sorarlar niye ağlayıp niye gülüyorsunuz? Diye Hz. Ömer (RA): Hamurdan put yapar, yolculuk esnasında onlara tapar, acıkınca da yerdik. Kendi elimizle yaptığımız putlara taptığımız aklıma gelince ağlıyorum, onları yediğimiz aklıma gelince de gülüyorum.”diyor.
    Mayıs ve Ağustos ayları gelince milletimizin tarihte yaptığı fetihler için sevinç duyuyorum, iftihar ediyorum.Fatih’in Rumeli Hisarının yapılması sırasında, hisarın yapılmasına engel olmak için Bizans İmparatoru’nun gönderdiği elçisine verdiği;”Benim gücümün eriştiği yere senin imparatorunun hayal ufukları eremez.”cevabı ve Bizans’ta vezir Notaras’ın;”Bizans sokaklarında kardinal kavuğu görmektense Türk sarığını görmeyi tercih ederim.”Sözü manidardır.Fetih ve mandacılık, fetih ve emperyalizm bir birini zıt anlamlarda tamamlayan sözcükler.
    Fetih: bir zulmün, bir haksızlığın, bir yanlışlığın ortadan kaldırılması için adalet ve güç sahibi bir milletten veya ülkeden mazlumların yardım istemesi ile o zulmün, haksızlığın, yanlışlığın ortadan kaldırılmasıdır. Fetihten sonra fethedilen yerin halkının mal, can ve inanç, kültür değerlerini serbestçe yaşamalarıdır ki, İstanbul un fethi tıpkı böyledir.
    Mandacılık: Kültürel erozyona uğramış, milli kültür ve inanç değerlerini yitirmiş, kendine güveni kalmamış, kurtuluşunu başka hâkim kültür ve toplumların sömürgesi olmakta arayan toplumların aydınlarının idaresini arzuladıkları devletin himayesini ve idaresini istemeleridir.Burada ne kültürel bağımsızlıktan nede din ve vicdan hürriyetinden bahsedilemez.
    Emperyalizm: Bir milletin veya devletin başka bir milletin ve devletin üzerinde zorla siyasi, kültürün, ekonomik ve askeri işgali ve baskı kurmasıdır.
    Fetih ile emperyalizm arasındaki fark; Bir ülkeyi veya beldeyi fetheden millet o beldeyi sömürmez, orada ne gibi bir sıkıntı, sorun varsa gidermek için elinden geleni yapar, aldığından fazlasını verir.(Osmanlının Bulgaristan’ın fethinden sonra aldığı vergilerin bir buçuk katını yatırım yapması gibi) İnsanların yüreklerindeki sızıyı giderir. O toprak parçasını ve insanlarını zenginleştirir. Emperyalist millet veya ülke ise işgal ettiği toprağın bütün maddi ve manevi imkânlarını sömürür, kendi zenginliklerine katar. İşgal ettiği beldeyi fakirleştirir.(Bu gün ABD’nin Irak işgalinde olduğu gibi)Ayrıca IRAK’ da bu gün 1.500 Milyon İnsan öldürülmüştür.İnsan haklarından bahseden ülkelere ithaf olunur!…
    Fetihle; defalarca bizzat Hıristiyan haçlılar tarafından yağmalanan Bizans’ın başkenti Kostantinapol imar edilmiş, dünyanın incisi haline gelmiştir. Dünyanın gözbebeği olmuştur. İstanbul yedi küpeli bir inci olup çıkmıştır. Binaları, yolları mamur, insanları zenginleşmiştir. Fetih İstanbul halkına hürriyet-huzur, can-mal emniyeti ve zenginlik getirmiştir. Fetih surlar yıkılmadan önce insanların gönüllerinde yapılmıştır. İnsanlar Fethi ve Fatihi bekler olmuşlardır. Askeri fetihten önce insanların yüreklerinde surlar yıkılmış sonrada diğer kale surları Şahi’lerle yerle bir edilmiştir. Ama önce gönüller feth edilmiştir.
    Dün bizi isteyip, bizim yönetimimize hasret olan milletlerin bu gün arkasında kaldık. Bizim adalet ve medeniyetimizi öven milletleri bu gün bizim aydın yaftalı insanlarımız övüyor onların idaresini, himayesini istiyorlar.
    Bu gün hem 29 Mayısları kutluyor, hem de batının Yahudi-Yunan kültürünün tezgâhtarlığını yapıyoruz. Hem Gemileri her yıl karadan Haliç’e indiriyor. Hem de AB parlamentosunun ve Avrupa mahkemelerini kendi yargımızın üzerine koyuyoruz.
    Gelecekte neslimizin durumu ne olacak? Adları Ahmet,Mehmet,Hasan,Hüseyin mi olacak yoksa Hans,Abraham,Coni mi olacak endişesi bizleri düşündürmüyorsa biz hangi feth’i kutlayacağız…
    Fatih Sultan Mehmet ve onun askeri İstanbul’u Bizanslılardan almak için bir peygamberin duasını almış bizlere bu mübarek vatan topraklarını bırakmışsa bizlerde bu gün yaşadığımız bu toprakları yabancılara peşkeş çeker hale gelmişsek hangi fetih’ten bahsedeceğiz?
    Kültürel değerlerimiz bir bir baltalanırken,yabancı hayranlığı körüklenirken,kısaca bağlarımız koparılırken,kardeşi kardeşe kırdıranlar kol kola dolaşırken hangi fetih’ten bahsedeceğiz?
    Terör örgütü PKK Fatih’in bize emanet ettiği topraklar üzerinde Türkiye Büyük Milleti Meclisinde yasal platformla dokunulmazlık zırhı ile yaptıkları bölücülük faaliyetleri ile yargılanması gerekirden hangi fethi kutlayacağız?
    İmralı’daki katili masum göstermeye çalışanlara şunu sormak gerekiyor “İmralı katilinin suçu neydi? Hırsızlık mı yaptı? Banka mı dolandır? Sahte evrak ı tanzim etti? Yoksa kapkaç mı yaptı? İmralı katilini savunanların bu sorulara cevap vermesi gerekmez mi? Katil ÖCALAN bunları yapmadı 40 bin masum insanın katili olarak İmralı adasında AB’li dostlarının da desteği ile ağırlanmaktadır.böyle bir ortamda hangi fethi kutlayacağız?
    Beyler ülke bölünmenin eşinde PKK sözcüleri meydan meydan gezip Kürdistan’dan bahsederek resmen bölücülük yaparak il il geziyorlar ertesi günde mecliste hiçbir şey olmamış gibi gelip oturuyorlar…her kes aklını başına devşirmelidir.bir takım aydın dediğimiz karanlık kişilerde bunlara çanak tutuyorlar…
    Aydın geçinen pek çok insanın TV programlarında ve gazetelerde söylediklerine, yazdıklarına bakıyoruz, Ülkenin bölünmesi için ittifak etmiş ve bu konuda her türlü çabayı göstermekten çekinmeyen AB sözcülerinin söylediklerine haklılık kazandırmak için teville çalışıyorlar.şu soruyu çok açık ve net sormamız gerekiyor.”Biz neyin mücadelesini verdik?İstanbul neden feth edildi? Kurtuluş savaşı neden verildi? Hangi mirasın üzerinde oturuyoruz? Tam bağımsızlık nedir?
    Fetihten ne anladığımızı ve AB ‘den ne anladığımızı tek tek soruşturmamız gerekiyor. Yeniden masaya yatırmamız gerekiyor. Toplumumuz tam bağımsız, iradesini icraya kadir, güçlü ve zengin bir toplum mu olacak? Yoksa kurtuluşu batı dünyası ile entegre olmaya bağlamış, Batının ve ABD’nin himmetini ve himayesini isteyen bir yasal devlet mi olacak?
    Fethi, gerçek anlamda, mana ve önemine uygun kutlayacaksak, AB ve ABD ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Aksi halde Fethi kutlamanın ne manası ne de gereği olamaz…
    Biz büyük bir ülkeyiz,büyük bir milletiz yüz yıllardır tüm dünya’ya adaletle hükmetmişiz hiçbir etnik çatışma yaşamadan kürdü,Çerkez’i, laz’ı, alevi’si, Sünni’siyle top yekun TÜRK MİLLETİ olarak tarihe yön vermiş bir milletiz. Eğer bu FETHİ kutlayacak isek tarihi geçmişimizi unutmadan ileriye doğru bakmalıyız…



  2. #2
    LaDy

    Standart Cevap: İstanbul'un Fethi Kompozisyon - İstanbul'un Fethi İle İlgili Kompozisyon

    İstanbul, Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö. 657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. Devletin Byzas adlı komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından alınmış. M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion’a, bu kez de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur.

    Stratejik önemi ve tabi güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken şehir, Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuşatıldı, fakat alınamadı. Bu yoğun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus, Silivri’den başlayarak Karadeniz’e kadar uzayan surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar tarafından da kuşatıldı. Fakat bu kuşatmalar da sonuçsuz kaldı.

    1203 yılında Haçlı orduları tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra tekrar Bizanslıların eline geçti.

    1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti, yavaş yavaş büyüyerek gelişti. Anadolu ve Rumeli’de genişlemeye devam etti. Anadolu ve Rumeli’deki topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla şehir, Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama alınamadı.

    1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin’in de teşvikiyle İstanbul’a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan’nın karşısına Rumelihisan’nı yaptırdı. Edirne’de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 günü, Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç’i zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu’nun şehre denizden girmesini önledi. 11 Nisan günü kuşatma tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin denizden de kuşatılması gerektiğini düşünen II. Mehmet, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan yürüterek Haliç’e indirdi.

    Bizanslılar, sabahleyin Osmanlı Donanması’nı Haliç’te görünce büyük bir korkuya ve paniğe kapıldılar. Haliç’ten ve karadan yapılan top atışlarıyla surlarda gedikler açıldı. Bunun üzerine, 29 Mayıs günü bir genel saldırı düzenlenmesine karar verildi. Hocası Akşemsettin II. Mehmet’e cesaret veriyor; Hz. Peygamberin, "Konstantin elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir" sözüyle müjdelenen komutanın kendisi olduğunu söylüyordu. Bu inançla 29 Mayıs günü son taarruz başladı. Çok kanlı ve zorlu bir savaştan sonra birçok şehit verildi. Bu şehitler arasında, Bizans surlarına Türk bayrağını diken Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, Mayıs 1453 Salı günü, İstanbul fethedildi.

    İstanbul’un fethi, hem Türk tarihi için hem de dünya tarihi için önemli bir olaydır. Türk tarihi için önemi İstanbul’un fethiyle, Osmanlıların, Balkanlardaki ilerlemelerine engel olacak hiçbir gücün kalmamasıdır.

    Avrupa’da ilerleyişini sürdüren Osmanlı Devleti, büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Dünya tarihi bakımından ise, İstanbul’un fethi, Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın açılmasına sebep olmasındandır.

    İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920 tarihine kadar Osmanlı Devleti ’nin başkenti olmuştur. Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs günü, aynı coşku ve sevinçle kutluyoruz.

  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    İstanbul'un Fethi Kompozisyon - İstanbul'un Fethi İle İlgili Kompozisyon

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 2 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 1,00 puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.12.11, 16:55
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.12.11, 16:47
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.12.11, 16:33
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.01.11, 21:00
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.03.10, 01:47

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.