Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: İlk Müslümanlar - İlk Müslümanlar Kimlerdir - İlk Müslümanlar Kimdir İsimleri

  1. #1
    lug
    lug çevrimdışı
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart İlk Müslümanlar - İlk Müslümanlar Kimlerdir - İlk Müslümanlar Kimdir İsimleri

    Sponsorlu Bağlantı

    İlk Müslümanlar


    İlk Müslümanlar Hakkında Geniş Bilgi

    Hz. Muhammed’in çağrısı üzerine önce eşi Hatice, amcasının oğlu Ali, Mekke’nin önde gelen tüccarlarından Ebu Bekir ve Peygamber’in azatlı kölesi Zeyd, müslüman oldular. Bu dört kişi sanki o devirdeki Mekke toplumunun dört kesitin temsil ediyordu : zengin tüccar kesimini Ebu Bekir, kadınları Hatice, çocukları Ali ve köleleri Zeyd.

    Hz. EBU BEKİR ES SIDDIK (r.a) (571-634)


    Hz. Muhammed (s.a.s.)’in İslam’ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilki. Camiu’l Kur’an, es-Sıddık, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.

    Kur’an-ı Kerim’de hicret sırasında Rasullulah’la beraber olmasından dolayı, …ma arada bulunan iki kişi den biri… (et-Tevbe, 9/40) şeklinde ondan bahsedilmektedir. Asıl adı Abdülkabe olup, İslam’dan sonra rasullalah (s.a.s.)’ın ona Abdullah adını verdiyi kaydedilir. Azaptan azad edilmiş manasına “atik”; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da “sıddık” lakabıyla anılmıştır. “Deve yavrusunun babası “ manasına Ebu Bekir adıyla meşür olmuştur. Teym oğulları kabilesinden olan Ebu Bekir’in nesebi Mürre b. Ka’b’da Rasulullah2la birleşir. Annesinin adı Ümmü’l-Hayr Selma, babasının ki Ebu Kuhafe Osman’dır. Künyesi Abdullah b. Osman b. Amir b. Amir… b. Murra…et-Teymi’dir. Bedir savaşına kadar müşrik kalan oğlu abdurrahman dışında bitin ailesi müslüman olmuştur. Babası Ebu Kuhafe, Ebu Bekir’in Rasulullah (s.a.s.)’den bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir. İslam2dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulunmayan ‘hanif’ bir tacir olan Ebu Bekir, ölümüne kadar Hz. Peygamber’den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslam için harcamış, kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.
    Hz. Ebu Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571’de Mekke’de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. İçki içmek cahiliye döneminde çok yaygın bir adet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke’nin ileri gelenlerinde olup Arapların nesep ve ahbar ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhendi ki, bunun büyük bir kısmını islam için harcamıştır. Rasulullah’a iman eden Ebu Bekir (r.a) İslam davetçiliyine başlamış, osman b. affan, Zebeyr b. avvam, abdurrahman b. Avf, Sa’d. Ebi Vakkas ve Talha b. Ubeydullah gibi İslam’ın yüceleşmesinde büyük emekleri olan ilk müslümanların bir çoğu İslam’ı onun davetleriyle kabul ettmişlerdir.
    Hz. Ebu Bekir hayatı boyunca Rasulullah’ın yanında ayrılmamış, çocukluğundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuştur. Rasulullah birçok hususlarda onun görüşünü tercıh ederdi. Umumi ve hususi olan önemli işlerde ashabıyla müşevere eden Peygamber (s.a.s.) bazı hususlarda özellikle Ebu Bekir’e danışırdı. Araplar ona “Peygamber’in veziri” derlerdi.
    Teymoğulları kabilesi Mekke’de önemli bir yere sahipti. Ticaetle uğraşıyorlar, toplusal temasları ve geniş kültülükleri ile tanınıyorlardı. Hz ebu Bekir’in babası Mekke eşrafındandı. Hz Ebu Bekir, cahiliye döneminde de güzel ahlakı ile tanınan, sevilen bir kişi idi. Mekke’de “eşnak” diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işleirinin yürütülmesiyle görevliydi. Muhammed (s.a.s.) ile büyük bir doslukları vardı. Sık sık buluşur, allah’ın birliği Mekke müşriklerinin durumu ve ticaret gibi konularda müşavere ederdi. İkisi de cahiliye kültürüne karşıydılar, şir yazmaz ve şiiri sevmezlerdi, daha ziyade tefekkür ederlerdi.

    İslam’ı Benimsemesi

    Hz Ebu Bekir, Hira dağından dönen hz Muhammed ile karşılaştığında, Rasulullah (s.a.s.) ona “Allah’ın elşisi” olduğunu söyleyip “Yaratan Rabbinin adıyla oku” diye başlayan ayetleri bildirdiği zaman hemen ona: “ Allah’ın birliğine ve senin O’nun rasülü olduğuna iman ettim” demiştir. Hz Hatice’den sonra Rasulullah’a ilk iman eden odur. Hz peygamber (s.a.s) İslam’ı tebliğinin ilk zamanlarında kiminle konuştuysa en azından bir tereddüt görmüş, ancak Ebu Bekir şeksiz ve tereddürsüz bir şekilde kabul etmiştir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebu Bekir’in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı” diye latif bir benzetme de yapmıştır. Mü’min Ebu Bekir, hayatının sonunda kadar tüm varlığını İslam’a adamış, bütün hayırlı işlerde en başta gelmiştir.
    Ebu Bekir Mekke döneminde güçlü kailelere mensup kişileri İslam’a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müşriklerin işgencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen satın alıp azad etmekte kullandı. Bilal, Habbab, Lübeyne, Ebu Fukayhe, Amir, Zinnire, nahdiye, Ümmü Ubeys bunlardandır. Kendisi de Mecsid-I Haram müşrüklerin saldırısına uğramıştı. Ebu Bekir, iman ettikten sonra İslam’ı tebliğe gizli gizli devam ediyordu. Annesi, karısı Ümmü ruman ve kızı Esma da iman etmiş, fakat oğulları Abdullah, Abudurrahman ve babası Ebu Kunafe henüz iman etmemişlerdi. Osman b. Affan, Sa’d b. Ebi Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avvam, Talha b. Ubeydullah gibi ilk
    müslümanları İslam’a davet eden odur. Müşrüklerin eziyetleri çoğalıp müslümanlara yapılan baskılar arttıktan sonra Hz Peygamber Hz. Ebu Bekir’e de Habeşistan’a göç etmesini söylemişve Ebu Bekir yola çıkmış, ancak Berkü’l-Gımad’da Mekke’nin ileri gelen kabilelerinden İbn Dugunne ile karşılaştığında İbn Dugunne onu himayesine aldığını ve Mekke’ye dönmesi gerektiğini belirterek, ikisi birlikte Mekke’ye dömüşlerdir. Ancak şartlı olarak Ebu Bekir’I himayesine alan İbn Dugunne, Ebu Bekir’in açıktan açığa ibadet etmesi ve inancını yaymaya devam etmesi sebebiyle şartlarını yerina getirmediyini iddia ederek ona ibadetini gizli yapmasını söylediyinde Ebu Bekir, onun himayesine ihtiyaçı olmadığını, zaten kendisine söz vermediyini ifade etmişti: “Senin himayeni sana iade ediyorum. Bana Allah’ın himayesi yeter.” Böylece onüç yıl Mekke’de Rasulullah’ın yanında kalan Hz Ebu Bekir, Hz Aişe’nin rivayetine göre, Rasulullah hicret emrini alıp Ebu Bekir’e gelerek ona berberce hicret edeceklerini söyleyince Ebu bekir sevinçten ağlamaya başlamıştı.
    Hz. Peygamber’in bir gecede Mekke’den kudüs’e oradanda Sidretü’l Münteha2ya gittiği İsra ve Mirac hadisesini duyan müşrikler bunu Hz ebu Bekir’e yetiştirdikleri zaman; “O dediyse doğrudur.” Demiştir. Bu sözünden sonra Ebu Bekir’e; ihlaslı, asla yalan söylemeyen, özü doğru, itikanda şüphe olmayan anlamında, “Sıddık” lakabı verildi. Kur’an tabiriyle, “ O, ne iyi arkadaştı” denilebilir.
    İşte o “ Sıddık” ile o “Emin”, iki arkadaş beraberce Sevr dağındaki mağraya hareket ederek hicret etmişlerdir.

    Hicreti

    Sevr mağasına ilk giren Hz. Ebu Bekir(r.a.) mağarada keşif yaptıktan sonra Resullulah içeri girmiştir. Ebu Bekir’in kızı Esma yolda yemeleri için azıklarını hazırlamıştı. Onlar Mekke’den ayrılınca müşrikler her tarafa adamlarını yollayarak aramaya başladılar. Küreyş kabilesinin müşrikleri Ebu Cehil başkanlığında Esma’nın evini aradılar, hararet edip dayak attılar.
    Hz. Ebu Bekir (r.a.) hiçret yolculuğuna çıkarken yanına bütün parasını almıştı. Buna rağmen kızı Esma onun nerede olduğunu nereye gittiyini kafirlere söylememiştir. İz süren Mekkeli müşrikler sevr mağrasına kadar geldiler Resullulah bu sırada Kuran’da anlatıldığı biçimde şöyle diyordu : “Üzülme, Allah bizimledir” (et-Tevbe,104/40) nitekim Allah ona güven vermiş, göremedikleri askerleriyle onu desteklemiştir; Allah gülüdür, hakımdır. Kafirler tüm aramalara rağmen onları bulamadılar. Mağrada üç gün kaldıktan sonra Mediye yönelen Resullulah ile Ebu Bekir Kuba’ya vardılar.
    Ebu Bekir mağrada kaldıkları günü şöyle anlatır; “Rasullulah (s.a.s.) ile bir mağrada bulundum. Bir ara başımı kaldırıp baktım. O anda Küreyş casuslarını gördüm bunun üzerine, ‘Ya Rasullulah, bunlardan birkaçı gözünü aşağı eysede baksa muhakkak bizi görür’ dedim. O, sus ya Ebu Bekir. İki yoldaş ki Allah onların üçüncüsü ola endişe edilirmi?’ buyurdu.
    Kuba’da üç gün Resullullah ile Hz Ebu Bekir nihayet Medine’ye vardılar. Medine’de Hz Ebu Bekir humma hastalığına tutuldu. Hastalık ilerleyip düştüyünde Resullulah, “Allah’ım Mekke’yi sevgili kıldığın gibi Medine’yide bize sevgili kıl, hummayı bizden uzaklaştır diye dua ettiyi zaman Hz Ebu Bekir ve diyer sahabilier iyleştiler. Bu arada “Hz Aişe ile Hz Muhammed (s.a)’in düyünleri yapıldı. Mescidi Nebi inşa edildi. Masrafların bir kısmını Hz Ebu Bekir karşıladı. Medine’de kardeşlik tesis edildiyinde Ebu Bekir’in kardeşliyi Harise b. Zeyid oldu.
    Hz Ebu Bekir Medine’de Mescidi Nebi’nin inşasına katıldı. Resullulah İslamı yaymak ve duşmanlar hakkında bilgi toplamak için Seriyye denilen keşif kollarını Medine dışına yolluyor, bunlara bazen Hz Ebu Bekir’de katılıyordu. Resullulah ile birlikte bizzat savaşlarda (Bedir’de, Uhut’ta, Hendek’te) Ebu Bekir’de yer aldı. O, Müreysi, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyin, Taif gazvelerindede bulundu. Resullulah’ın bizzat idare ettiyi harplere gazve denir. Ebu Bekir bu sözü geçen büyük savaşlardan başka otuzdan fazla gazveye katılmıştır. Çarpışma olmaksızın Vetdan, Buvat, Bedir-I Ula, Uşeyre gazveriylede duşmanlar itaat altına alınmıştır. Bütün bu gazvelerde Hz Ebu Bekir, Resullulah’ın en yakının da yer almış olup onun “veziri” gibi idi. Bedir’de, oğlu Abdurrahman müşrikler safında yer aldığında Ebu Bekir oğluyla çarpışmıştır. Sadece o deyil Bedir’de birçok sahabi oğlu, kardeşi, babası, dayısı ile çarpışmıştır. Bedir savaşı, müslümanların İslam’ı herşeyden üstün tuttuklarını Allah için en yakın olan müşrüikleri kan bağı veya kabile taassubu içinde kalmadan, başka insanlardan ayırt etmeden öldürdüklerini göstermektedir. Resullulah’ın bir amcası Hamza islam ordusu safındayken öteki amcası Abbas düşman safındaydı. Yeyeni Ubeyde kandi yanındayken, öteki yeyenleri Ebu Sufyan ve Nevfel müşriklerle beraberdi. Hatta kızı Zeynep’in eşi Ebu’l-As da Resullulah’a karşı müşriklerle beraber savaşıyordu.
    Hicret’in 9 yılında Medine’de büyük nir kıtlık oldu. Bu arada Bzans imparatorui, Şamda Hicaz bölgesini istila etmek üzere büyük nir ordu hazırladı. Resullulah, bu orduya karşı islan ordusunu hazırlarken, kıtlık sebebiyle zorluklarla karşılaştı. Ebu Bekir mallarının hepsini bu ordunun hazırlanmasında kullandı. 10. yılda ” Veda Hacc” ında bulununan Allah’ın Resulu, 11. Yılda hastalandı.



  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    İlk Müslümanlar - İlk Müslümanlar Kimlerdir - İlk Müslümanlar Kimdir İsimleri


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. İlk Dört Müslümanlar Kimlerdir
    By Kayıtsız Üye in forum Soru Cevap
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.10.12, 22:01
  2. Ramazan Manileri ve Müslümanlar İçin Önemi
    By cohndoe in forum Ramazan & Oruç
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.06.12, 20:38
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.02.12, 18:58
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.04.11, 20:13
  5. iLk Müslümanlar Listesi
    By ßυяçìη ` in forum Hz.Muhammed (SAV)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.05.09, 15:38

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.