Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Neşet Ertaş Kimdir? Neşet Ertaş'ın Hayatı - Neşet Ertaş'ın Eserleri Nelerdir?

  1. #1
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Icon5 Neşet Ertaş Kimdir? Neşet Ertaş'ın Hayatı - Neşet Ertaş'ın Eserleri Nelerdir?

    Sponsorlu Bağlantı

    Neşet Ertaş Kimdir? Neşet Ertaş'ın Hayatı - Neşet Ertaş'ın Eserleri Nelerdir?

    TÜRKÜ BABA NEŞET ERTAŞ
    1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılan, sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısı, yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

    İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğinde, “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938’de Kırtıllar’da dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice’yi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaş, ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evlilikten, Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede “abdallar” adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında iken, kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaş’ın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaş, hayatını, bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.

    TÜRKÜ BABANIN HAYAT DESTANI ŞİİRİ
    Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
    Kırtıllar köyünde geldin dediler
    Babama Muharrem, anama Döne
    Dediysen Ata’yı bildin dediler

    Dizinde sızıydı anamın derdi

    Tokacı saz yaptı elime verdi
    Yeni bitirmiştim üç ile dördü
    Baban gibi sazcı oldun dediler

    O zaman babamdan öğrendim sazı

    Engin gönül ile Hakk’a niyazı
    O yaşımda yaktı bir ahu gözü
    Mecnun gibi çölde kaldın dediler

    Zalım kader devranını dönderdi

    Tuttu bizi İbikli’ye gönderdi
    Babam saz çalarken bana zil verdi
    Oynadım meydanda köçek dediler

    Anam Döne İbikli’de ölünce

    Tam beş tane öksüz yetim kalınca
    Beşimiz de Perişan olunca
    Babamgile burdan göçek dediler

    Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru

    Bu hali görenin yanıyor bağrı
    Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
    Bunlara bir ana bulun dediler

    Yozgat’ın Kırıksoku Köyü’ne vardık

    Bize ana yok mu diyerek sorduk
    Adı Arzu dediler bir ana bulduk
    İşte bu anadır buldun dediler

    En küçük kardaşı kayıp eyledik

    Onun için gizli gizli ağladık
    Üstelik babamı asker eyledik
    Yine öksüz yetim kaldın dediler

    Zalım kader tebdilimi şaşırttı

    Heybe verdi dalımıza devşirtti
    Yardım etti Yerköy’üne göçürttü
    Biraz da burada kalın dediler

    Yerköy’den Kırıkkale’ye geldik

    Babam saz çalarken biz çümbüş aldık
    Kırşehir’e varınca kemanı çaldık
    Aferin arkadaş çaldın dediler


    Yarin aşkı ile arttı hep derdim

    Babamı bir yere dünür gönderdim
    Başlık çok istemişler haberin aldım
    İstemiyor yarin seni dediler

    Kırşehir’de yedi sene kalınca

    Düğün düzgün hepsi bize gelince
    Burada herkese yer daralınca
    Ankara’ya gider yolun dediler

    Ankara’da (sünnetçi) Veysel Usta’yı buldum

    Epeyce eğleştim, evinde kaldım
    Yüz lirayı verip bir yatak aldım
    Etti isen böyle buldun dediler

    Bir ev kiraladım münasip yerde

    Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de
    Bu aşk hançerini vurdu derinde
    Çaresini bulamazsan ölün dediler

    Yarin aşkı ile döndüm şaşkına

    Arada içerdim yarin aşkına
    Canan acımaz mı garip dostunaBuna da içeriye alın dediler


    Bu hasretlik duygusu Türkü babanın sanatına olumlu etki yaparak, memleketin taşına,toprağına, insanına hasret ve özlemle dolu pek çok türkünün doğmasına sebep oldu.
    Ana vatanımsın, baba yurdumsun
    Ozanlar diyarı şirin Kırşehir
    Uzak kaldım gurbet elde derdimsin
    Hasretin bağrımda derin Kırşehir.

    Feleğin yazdığı kara yazıynan

    Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
    Kara kaşlarıynan, kara gözüynen
    Aşık etti beni birin Kırşehir


    Gerçekten de “gönül” kelimesinin Ertaş’ın şahsi lügatinde çok özel bir yeri var. O adeta, tıpkı Yunus gibi, Hacı Bektaş-i veli gibi kendisini”gönüller yapmaya” adamış biri... “gönül”ün geçmediği türküsü yok dense yeri...

    Şu garip halimden bilen işveli nazlım
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
    Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    Bir başka türküsünde:

    Küstürdüm gönlümü güldüremedim
    Baharım güz oldu yazım kış oldu
    Gönüle yarini bulduramadım
    Baharım güz oldu, yazım kış oldu

    Diye dert yanar.

    Bir türküsünde babası Muharrem Ertaş’ı “gönül delisi” olarak niteler:

    Sazını çalarken kendinden geçen
    Gönülden gönüle kapılar açan
    Aşkın dolusunu nefessiz içen
    Gönül delisini neyledin dünya

    Muharrem Babaya ağıt

    Uzak yoldan geldim hasretim için
    Hani nerde babam Muharrem nerde
    Yaralı bülbülüm ses vermez niçin
    Yüreği yanığım o kerem nerde

    O garip gönüllüm, dertli bakışlım

    Feleğin elinde sinesi taşlım
    Yüreği yaralım, gözleri yaşlım
    Gönül evi yıkık, viranım nerde

    Fetholurdu feryadını dinleyen

    Feryadı içinde derdin anlayan
    Kuşlar gibi viranede ünleyen
    Ecinnice deli boranım nerde

    Okula gidemedim bu dert benimdi

    Hemi benim derdim, hem babamındı
    Hemi babam, hemi öğretmenimdi
    Garibim dersimi verenim nerde
    NEŞET ERTAŞ

    NEYLEDİN DÜNYA


    Ay dost deyince yeri göğü inleten
    Muharrem ustaydı bunu dinleten
    Gönül kırmazıdı bilerekten, bilmeden
    İnsan velisini neyledin dünya

    Sazını çalarken kendinden geçen
    Gönülden gönüle kapılar açan
    Aşkın dolusunu nefessiz içen
    Gönül delisini neyledin dünya

    Garibim babamdı Muharrem Usta
    Bilirim aşıktı sevdiği dosta
    “sazımın emaneti...” diyen en son nefeste
    Sazın ulusunu neyledin dünya,
    NEŞET ERTAŞ




  2. #2
    Moderator

    Standart Cevap: Neşet Ertaş Kimdir? Neşet Ertaş'ın Hayatı - Neşet Ertaş'ın Eserleri Nelerdir?

    Ö Z G E Ç M İ Ş

    Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırtıllar Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğludur. Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde çocukluk ve ilk gençlik yılları geçmiştir. 15 yasında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmektedir.


    Neşet Ertaş'i tanımak, asil onun ruh ve gönül macerasını bilmeyi gerektirir ki burada hemen karsımıza, Neşet Ertaş'la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalarından olan babası Muharrem Ertaş karsımıza çıkar.


    İste Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erisen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasını sağlamıştır.


    1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş'i farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Tasan ve Çekiç Ali'den de ayrılır. Bir başka söyleyişle onun sanatı için, basta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Tasan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karsımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.


    Sarısözen'in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazının ve sesinin insani büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarim asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medya tik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köse bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağrışımlarına pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insani tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.


    Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yasayan efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...


    Neşet Ertaş'in sanatı hayati ile hayati sanatı ile o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acili bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatim "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta isi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse fark etmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de fareden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.


    Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni bastan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karsı karsıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sinirli sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o sekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.


    Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası... Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir.


    Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.



    Neşet Ertaş / Sanatçı

    1943 Kırşehir
    Sesi ve bağlamaya vuruş düzeni ile ozanlar içinde ayrı bir yeri bulunan Neşet Ertaş, 1943′de Kırşehir’in Çiçekdağ ilçesine baglı Kırtıllar köyünde doğdu. Babası saz ustası Muharrem Ertaş annesi Döne Koç’tur. Ertaş iki yıl ilkokula gitti. Bu arada önce keman, sonra da saz çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ustayla yörenin düğünlerinde çalıp söyledi. Zaten usta kendisinin etkilendigi tek kişinin babası Muharrem Ertaş oldugunu her zaman ifade eder bunu; “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız” diye açıklar.

    1950 yılların sonunda İstanbul`a gelen usta burada ilk plağını Neden garip garip ötersin bülbül? adlı babası Muharrem Ertaş`a ait bir türküyle çıkarır. Halk tarafından çok begenilen bu plağı diger plak kaset ve halk konserleri takip eder. Bu arada Neşet Ertaş Ankara`ya yerleşir. Burda yaşadıgı sağlık sorunları nedeniyle Almanya`ya kardeşinin daveti üzere gider. Çoçuklarının egitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun bir süre Almanya`da kalan ustat 2000 yılında İstanbul`da verdigi muhteşem konserle hayranlarına merhaba der.

    Eserleri:

    1988–Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
    1988–Kendim Ettim Kendim Buldum
    1988–Kibar Kız
    1989–Hapishanelere Güneş Doğmuyor
    1989–Sazlı Sözlü Oyun Havaları
    1990–Gel Gayri Gel
    1992–Türküler Yolcu
    1992–Gitme Leylam
    1993–Kova Kova İndirdiler Yazıya
    1995–Seçmeler 2
    1995–Seçmeler 3
    1995–Seher Vakti
    1995–Altın Ezgiler 3
    1996-Polis Lojmanları
    1997–Benim Yurdum
    1998–Gönül Yarası
    1999–Zülüf Dökülmüş Yüze
    1999–Gönül Dağı
    1999–Mühür Gözlüm
    1999–Zahidem

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Neşet Ertaş Kimdir? Neşet Ertaş'ın Hayatı - Neşet Ertaş'ın Eserleri Nelerdir?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Ahirim Sensin Neşet Ertaş Şarkı Sözü
    By RedBuLL in forum Türk Halk Müziği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.10.12, 10:10
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.01.11, 02:37
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.01.11, 02:16
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.11.08, 11:21
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.10.08, 15:22

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.