Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?

  1. #1
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Icon5 Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?

    Sponsorlu Bağlantı

    Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?


    Türk adının geçtiği ilk Türk metin olup; taşlar üzerine yazılmış ilk Türk tarihi, Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması, devletin ve milletin karşılıklı vazifeleri, Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası, Türk askerinin dehasının, Türk askerlik sanatının esasları, Türk feragat ve faziletinin büyük örneğidir.

    Türk içtimai hayatının yüksek tablosu, Türk hitabet sanatının şaheseri, hükümdara ne eda ve ihtişamlı hitap tarzı… Türk Milliyetçiliği''nin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser, Türk yazı dilinin ilk örneği ve başlangıcını miladın ilk asırlarına çıkartan delil, Türk ordusunun kuruluşunu ilk asırlara götüren vesika… İnsanlık aleninin sosyal muhtevası, Türk feragat ve faziletinin büyük örneğidir.


    Danimarkalı bilgin, V. Tomsen 1893''te Orhun Yazıtını çözmeyi başarmıştır. Son olarak Türk bilgini, Talat Tekin, Amerika''da Orhun Türkçesi''nin bir gramerini ve kitabenin bir neşrini yapmıştır.


    Kitabelerde, Bilge Kağan ve Kül Tigin''in kahramanlıklarından söz eder:


    “Ey Türk Oğuz Beyleri, üstten gök çökmedikçe, alttan yer delinmedikçe, bil ki Türk Milleti, Türk yurdu, Türk Devleti, Türk töresi bozulmaz. Ey ölümsüz Türk Milleti! Kendine dön! Su gibi aktığın kanına, dağlar gibi yığdığın kemiklerine layık ol!


    Ey milletim! Bil ki ben, zengin ve parlak bir millete han olmadım. Zayıf ve zavallı bir milletin başına geçip tahta oturmadım. Kardeşim Kültigin ve yeğenlerim olan iki prens ile ant içtik. Babamın, amcamın, hayatlarını verdikleri milleti uğrunda biz de bütün gücümüzle çalıştık.


    Başına geçtiğim Türk Milleti''nin şan ve şevketi için gece uyumadım, gündüz oturmadım ölesiye, bitesiye çalıştım. Tanrı yardım etti, bahtım yar oldu, öldü sanılan milletimi dirilttim, yoksul milletimi zengin ettim. Türk Milleti''ni bütün milletlerden üstün kıldım!”


    Moğolistan, Sibirya ve Yedisu eyaletlerinde bulunan bu yazıtların içinde mezar taşları, kayalar ve üzeri yazılı çeşitli eşyalar önemlidir. Bütün bu yazıtlar, Orhun''dan Tuna''ya, Yakutistan''dan Gobi''ye kadar olan bölgeye yayılarak, bu bölgenin Türk kültürünü meydana getirdi. Yazıtlarda Tanrı soyundan olduğuna ve Tanrı buyruğuyla başa geçtiğine inanan kağan, budunun yoksul ve güçsüz döneminde kağanlığa geldiğini belirterek onlara kazandırdığı ganimet, yağma, zenginlik ve savaşçı olanaklarıyla değerini övgüyle onaylatmaktadır.


    Ayrıca işlenen başlıca düşünceler şunlardır: hükümdarlığı zamanında kazanılan savaş zaferleriyle övünç, bağımsızlık koşullarının ancak Ötüken bölgesinde kalmakla sağlanabileceği konusunda uyarılar…


    Türk tanrısının, Türk ilini koruduğu konusunda kesin inancın tekrarları, kağanlığın kuruluş ve kurtuluşunda emeği geçen yiğit Kültigin''in savaş yazılma nedeni olarak kazanılmış zenginlik ve varlık öğelerini hatırlatma…


    Kültigin anıtında doğal bir sevginin acısıyla insanca konuşan, alçak gönüllü ve içten davranan Bilge Kağan, ölen kardeşinin ve onun yas törenini ayrıntılarıyla anlatır, gerçekçi ve hak tanıyıcıdır. Kendi adını taşıyan yazıtta, gücünü artırmış bir kağan olarak Kültigin''in adını anmaz. “Gökte yaratılmış Türk Bilge Kağan” diye söze başlar, yalnız kendisinden söz eder, aynı tarih olayları özetini kişisel yeteneklerine ve gücüne bağlayarak açıklar.


    Ötüken, Oğuz Destanı''ndan Tiyanşan Dağları ile Orhun Havzası arasında bulunduğu belirtilen kutsal bölgedir. Oğuzların hâkimiyeti altında olan Ötüken''de önemli kararlar alınır, tanrılara kurbanlar sunulurdu. Ötüken, ormanlık geniş bir alandı. Türk hâkimiyetini temsil eden bu ormana yabancıların girmesi ile Türk Devleti''nin sona ereceğine inanılırdı. Ötüken bozkır orduları için bir üs ve mühimmat merkeziydi. Daha sonra bu bölgede Uygur Devleti kuruldu. 840''ta Uygur Devleti''nin ortadan kalkması, bozkır hâkimiyetinin Ötüken''e bağlı olduğu inancından yıkılmasına sebep oldu.
    Yazıtların dini, tarihi ve siyasi önemi

    Orhun ve Yenisey Yazıtları Türk dünyası için birçok yönden önem taşır. Bunların başında yazıtların Türkçenin ilk yazılı belgeleri olması gelir. Gerçektende günümüze dek yapılan araştırmalara göre Orhun alfabesiyle yazılmış yazıtlar ve belgeler, Türk dili tarihinin ilk somut verilerini oluşturur. Bu yazıtların dili incelendiği zaman Türkçenin o döneme göre oldukça gelişmiş bir dil olduğu sonucu çıkarılabilir. Gerek dilbilgisi birimlerinin çeşitliliği, gerek sözcük dağarcığının kullanarak uygulanması, bu belgelerdeki dilin sözlü ve yazılı anlatıma büyük yatkınlık gösterdiğini açıklamaktadır.


    Orhun yazıtları, düz yazı örnekleridir, bununla birlikte kimi dilciler yazıtların şiir biçiminde yazıldıklarını ileri sürmektedirler. Ancak bunu doğrulamak pek olanaklı değildir. Gerçi yazıtlardaki dil ve söyleyiş şiire elverişli görünmektedir. Ama bu özelliği onun türünden kaynaklanmaktadır.


    Orhun Yazıtları, anı-söylev karışımı bir türde yazılmıştır denilebilir. İlk bakışta dikkati, konuşan kişi, yani Bilge Kağan çekmektedir. Bilge Kağan''ı güçlü bir söylevci yapmaktadır. İkinci vurgulanması gereken yönde yazıtların tarihsel ve siyasal bir içerik taşımasıdır.


    Orhun Yazıtları, Türk tarihi, toplum yaşamı, kültürel yapısı yönünden de aydınlatıcı bilgilerle doludur. Yazıtlar Göktürk Kağanlığı''nın resmi ağızdan yazılmış bir tarihi görünümündedir. Tarihte ilk kez Türk adıyla kurulan bu devlet bozkır devletlerinin belirgin özelliklerini taşır. Aynı soydan gelen bütün boylarını “il” adıyla oluşturacak yapıda merkezi otoriteye bağlanması, siyasal erkin hemen bütünüyle orduya dayandırılması, dolayısıyla da iktisadi gücün bu orduyla sağlanması…


    Yazıtlar siyasal bir bildiriyle donatılmıştır; “Türklük bilincini oluşturmak ve Türk birliğini sağlamak.” Kendinden önceki Kağanlar gibi Bilge Kağan''da, Orta Asya''da Türk birliğini gerçekleştirmeyi siyasal amacı olarak her şeyin üstünde tutmuştur. Ulusuna geçmiş dönemin dağınıklığını, başka ulusların buyruğu alanında geçirilen yılların acılığını verirken çözümü de göstermektedir: “Bilgili ve cesur Kağanların çevresinde ulus toplanmak ve töreyi kurmak. Bir askerlik ve siyaset tarihinden çok farklı olmayan yazıtlarda, “il” e. Ulusal bilince ve ulusal birliğe verilen önemin her biçimde ön planda tutulması boşuna değildir. Var olanın temel koşulu budur. “Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölümlü doğmuştur.” Ama “il” sonsuza dek yaşayacaktır…


    İl tutacak yer, Ötüken ormanı imiş. Ötüken ormanında daha iyisi hiç yokmuş…



  2. #2
    Moderator

    Standart Cevap: Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?

    Büyük Türk Devletleri - Göktürkler

    Göktürk İmparatorluğu, Türk toplumu tarafından kurulan dördüncü devlettir. Köktürk İmparatorluğu 552 - 745 yılına kadar varlığını sürdürdü. Çin İmparatorluğu ile uzun süre rekabet ve savaş içinde bulundu. Kardeş kavgaları, iç savaşlar ve Çinliler ile olan uzun savaşlar yıkılmalarına neden oldu. Yine de Türk toplumu tarafından kurulmuş olan bu İmparatorluk Asya tarihinde kalıcı izler bıraktı.

    • Köktürk Tarihi (552 - 745)
    • I. Köktürk Kağanlığı (552581)
    • I. Köktürk Kağanlığı'nın Bölünmesi (581603)
    • Doğu Köktürk Kağanlığı'nın Çöküşü (603630)
    • Batı Köktürk Kağanlığı'nın Çöküşü (603659)
    • II. Köktürk Kağanlığı (681745)


    I.Kök Türk Kağanlığı(Doğu-Batı Kağanlıkları)

    Kök Türk Devleti, VI.yüzyılın ortasında, Asya'nın doğusunda
    Çin devletinin, batısında Sasani-İran devletinin sınırladığı İç-Asya bozkırlarında ,doğuda Avarlar, batıda Eftalit/Ak Hunlar ile yapılan mücadeleler sonucunda ortaya çıktı. Kurucuları doğuda Bumin Kağan, batıda kardeşi İstemi Kağan'dır.
    İli derleyen ve bu nedenle
    İliğ Kağan diye de adlandırılan Bumin Kağan'ın ölümünden sonra yerine oğlu Ko-lo/Kara Kağan geçtiyse de iktidarı kısa sürdü. Bir yıl sonra Mukan Kağan devletin başına geçti. Mukan Moğol soylu Kitanları yenerek Doğu Köktürk Devleti'nin sınırlarını Büyük Okyanus'a kadar genişletti. Mukan'dan sonra tahta Ta-po/Taspar Kağan geçti. Ta-po Budizmi kabul eden ve Çin'i baskı altında tutan yönleriyle sivrildi.
    Doğuda bunlar olup biterken batıda sınırlarını
    Kırım'a kadar genişletmiş İstemi Kağan öldü. Yerine oğlu Tardu Kağan geçti. Tardu, 603 yılına kadar hükümdarlığını sürdürdü. Doğuda Ta-po'nun ölümü üzerine tahta çıkan To-lo-pien(ya da sonraki adıyla Apa Tarkan) toyda/kurultayda yapılan kengeş'te (müzakere) onaylanmadı. Yerine Ta-po'nun yeğeni Şa-po-lio/İşbara Kağan ilan edildi. Çin politikalarının da tesiriyle batı kağanı Tardu, To-lo-pien'i destekledi. İşbara'nın Apa'nın annesini öldürtmesi doğu ile batı arasındaki ilişkileri bir daha düzelmemek üzere bozdu; iki budun artık birbirlerine düşman hale geldi. Tardu'nun ölümünden sonra Batı Kök Türkleri güçlerinin zayıfladığının bir göstergesi olan yabguluk ve şadlık adları altında Aşena ailesine mensup kişilerce yönetildikten sonra 630 yılında Çin egemenliğine girdi. Bundan sonra On Oklar adını alarak Türgiş boyunun önderliğindeki boylar federasyonu şeklinde yüzyılın sonuna kadar Çin hakimiyetinde kaldılar.
    Doğu Kök Türkleri ise,
    Şi-pi Kağan'nın 618'de ölümüne kadar benliklerini korudular. Ondan sonra görülen Hie-li/İliğ Kağan Çin'in başkentini kuşattı ise de tutsak alındı; esarette kederinden ölmesiyle I. Kök Türk İmparatorluğu tamamen yıkılmış oldu (630).
    Aynı tarihte Çin İmparatoru
    Tai-tsung kendisini Türklerin Gök Kağanı ilan ediyordu. Hakanlığa bağlı Türk ve yabancı boylar etrafa dağılmaya başladılar bir kısmı ise Çin'e sığındı. 50 yıl süren esaret hayatında Türk budununu toparlama çalışmaları ve Çin'e karşı başkaldırma hareketleri(isyanlar) eksik olmadı. Bunların en ünlüsü 639'da Kök-Türk prensi Kürşad'ın ihtilal denemesidir. Bu harekat dünyada ilk milliyetçi harekattır.

    • 1. Köktürk Kağanlığının doğu kanadı yönetimi: Bumin, Kolo,Mukan ,Tapo ,İşbara ( 581- 582 bölünme- 587)
    • 1. Köktürk Kağanlığının batı kanadı yönetimi: uzun ömürlü İstemi Yabgu, Tardu ( Tardu zamanında bölünme

    İdare ve Ordu

    Devleti
    Kağan ünvanlı hükümdâr idâre ederdi. Kağan'da Bilgelik, Alplik ve Erdemlilik özellikleri aranırdı. İl denilen ülkeyi bilgili, kahraman, özü sözü doğru, fazîletli devlet başkanı idâre ederdi. Kağan'ın vazîfeleri arasında savaş gücüyle devleti kurma ve düzene koyma, yeni alınan yerlere iskan, töre yâni kânunları düzenlemek, ahâliyi doyurup giydirmek vardır.Ülke geniş bölge teşkilâtı gereğince Doğu ve Batı olmak üzere ikili devlet sistemine göre idâre edilirdi.
    Kağanın eşine
    Hatun denirdi.Kağandan sonra gelen yüksek rütbe Yabguluktur'. Köktürkler, devlet idâresinin en soylu, tecrübeli Türk boylarının elinde kalmasına dikkat etmişlerdir.Önceleri sayısı bir olan Yabgu’ya, devlet genişledikçe ihtiyaç çoğalmış, Batı Türkistan gibi bölgelere de yenileri tâyin edilmiştir. Şehzâdelere Tigin veya Tegin, Şad; eşlerine de Konçuy adı verilirdi. Tiginler, umûmî vâlilik, başkumandanlık gibi mühim memuriyetleri yaparlardı. Boy hükümdârına Kağan (Han) denmektedir. Tarkan, Çur, Apa, Tudun, büyük memuriyetlerdendir.
    Köktürk ordusu, yükselme döneminde Asya’nın en güçlü askerî kuvvetiydi. Ordunun üçte ikisi süvâri, biri de piyâdeydi. Akınlarda ve savaşlarda sür’atli hareket etmek esastı. Gece ve gündüz sıkı yürüyüşle yol alan ve atlarına nöbetle binen Türk süvârisi, hiç ümit edilmedik anda, hiçbir haber alma şansı bırakmadan düşman ordusuna saldırırdı. Savaşta düşman asker miktârı yüzbinleri bulursa, Türk ordusu kırdırılmazdı. Bozkır taktiği ile ilk önce geri çekilinirdi. Merkez üssünden ayrılan düşman, vur kaç ve gerilla savaşı ile yıpratılıp, ânî baskınla yok edilirdi.Göktürklerin bayrak ve tuğlarının tepesinde altından yapılmış kurt başlı heykel bulunurdu. Tuğ ile davul da bağımsızlık sembolleriydi. Köktürklerin başşehri
    Ötüken’dir. Burası Orhun Irmağı ile Selenge Irmağı'nın Tarim kolu arasında, ormanlar içinde bitki örtüsü ve suyu bol bir şehirdi. Ötüken’den başka Barshan, Çargelen-Çumgal, Çaldıvar, Atbaş, Şirdakbeg, Nanageldi, Fergana, Yassıkugart,Çikircik başlıca Köktürk şehirleridir.

    Köktürklerde karar, seçim, insan ve hayvan sayımı için ziyâfetli devlet meclisi mâhiyetinde
    Kengeş (Müşâvere) Meclisi toplanırlardı


    Sanat ve Edebiyat

    Orta Asya'da yapılan araştırma ve kazılarda Köktürkçe yazılı eserler bulunmuştur. Para, taş ve ağaç üzerine yazılan metinlerden, para ve taşlar üzerine yazılanlar günümüze kadar gelmiştir.İlk Türk âbidelerinde yazılara altıncı yüzyılda rastlanmıştır. Bunlar kısa metinlerdir. Elde kalan Bengü Anıtları, Orhun Yazıtları veya Türük Bengü Taşlarıda denen üç büyük kitâbedir. Taşların üzeri oyulmak suretiyle yazılmıştır. Bu kitâbeler; Göktürk Kağan'ı Bilge Kağan, Kül Tigin ve Vezir Bilge Tonyukuk adlarına yazılıp, dikilmiştir. Kitâbeler kireç taşına yontularak yazıldığından zaman ve açık havanın tahribâtına mâruz kalıp, bozulmuştur. Bu yüzden bâzı satırları ve birçok kelimeleri okunamaz durumdadır. Kül Tigin kitâbesi, içlerinde en az tahribâta uğrayanıdır.
    Orhun Âbidelerinin yazıldığı Köktürk alfabesi 38 harflidir.Türklerin millî alfabesi olan bu yazı sisteminde 4 sesli, 9 birleşik, 25 de sessiz harf bulunmaktadır.Kelimeler birbirinden iki noktayla ayrılır. Türklerin İslâm dînini kabülünden önce yazılan Orhun Âbideleri, muhtevâ olarak
    Türk târihi ve kültürü bakımından önemlidir.Âbidelerde; Türklerin yabancıların siyâsetine âlet olduğu zamanlarda bozulduğu, devlet kademelerinde bilgili ve ehil olmayan kadronun iş başına getirildiği zaman idâre mekanizmasının iyi çalışmayıp, ahâlide hoşnutsuzluk görüldüğü, yabancı kültürünün Türk birliğini zedeleyip, şahsiyetini kaybettirdiği, hitâbet sanatına uygun bir anlatımla verilmiştir.Türk milletinin en zor şartlarda bile içinden kuvvetli şahsiyetler çıkıp, ülkeyi kurtarıp, devleti yeniden kurup, güçlendirdiği anlatılan âbidelerde, devlet tecrübesi yanında Türklüğün, istiklal fikrine yer verilmiştir.Ayrıca bu, Hâkanların millete hesap vermesidir. Bilge Kağan Âbidesinde bugünkü dille şöyle denmektedir:
    Türk Oğuz Beyleri, işitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ilini töreni kim bozabilir. Ey Türk Milleti! Kendine dön.Seni yükseltmiş Bilge Kağanı’na, hür ve müstakil ülkene karşı hatâ ettin, kötü duruma düşürdün. Milletin adı, sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım.Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiyle bitesiye çalıştım... Bu imparatorluk sadece
    Asya tarihini değil Türk siyasi tarihini ve aydınlatan anıtlar bıraktı, Orhun yazıtları. Köktürkler'in Göktanrı olarak adlandırılan bir inanca sahip oldukları tarih araştırmacıları tarafından dile getirilmektedir. Orhun yazitları bu görüşü doğrulamaktadır. Müslüman olmadan önce tarihte ilk kez Türk adını devlet adı olarak kullanmış Köktürklerin dini Göktanrı diniydi.
    Dil örnekleri klasik eski Türkçe kültürü (Köktürk 6/7/8yy. ile Orhun yazıtları) ve Türkiye Türkçesi kültürü


    KöktürkçeTurk Oguz begleri, budun, esidin uze tenri basmasar asra yir telinmeser Turk budun ilinin, törüngün kim artati udaçı ertiTürkiye TürkçesiTürk Oğuz beyleri, soyu, işitin; üstte gök Tanrı basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, ülkeni, töreni kim bozabilecekti?


    Türkiye TürkçesiGöktürk TürkçesiBirBirİkiİkiÜçÜçDörtTörtBeşBişAltıAltıYedi YidiSekizSekizDokuzTokuzO nOn


    Göktürklerin Kuruluş Mitolojisi

    Çin yazılı kaynaklarına göre (550-557 yılın tarih kronikileri), Göktürklerin kökleri Orta Asya Hunlar'dan gelir. Göktürklerde hükümdar soyunun adı yazılı Çin kaynaklarına ve Türk sözlü geleneğine göre Asen (Asena veya Zena) dir.Bu kaynaklarda Göktürk imparatorluğunu kuran Asena veya Zena ailesi kendi tanımlamada dişi bir kurdun soyundan geldiği anlatılmaktadır. Asena/Aşina/Zena/Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uğramış olduğu söylencesinde Göktürklerin erken tarihinde bir soyun topluca kıyımının toplumsal bilinci etkilediği bilinmemektedir

    Göktürk Kağanları

    I. Göktürk Kağanlığı Hükümdarları

    • 534-552Bumin Kağan
    • Qara-Issyk Khagan/Han <=> Kelo Khan <=> Kolo Khan <=> Kök-Khan (552)
    • Kushu Muqan-Khagan/Han <=> Sekin Khan (553-72)
    • Taspar Khan/Han <=> Arslan Tobo-Khan (572 -81)
    • Amrak <=> Tanhan Khagan/Han (581)
    • Shetu Baga İşbara Kağan/ Han (581-582-87)
    • Qara-Churin Turk Bogiu (Tardush)-Khan <=> Batının yabgusu Tardu 582 yılında tüm ülkenin kağanı olduğun ilan etti. Doğunun kağanı İşbara itiraz etti. Sonuçta ülke ikiye ayrıldı.

    582 yılı bölünme ve Doğu Göktürkler:
    • Shetu Baga İşbara Kağan/ Han (582-87)
    • Chulo-Khan Tolos-Shad (587-88)
    • Yun Yolliyg Dulan-Khan (588-99; ile Zhangar)
    • Kimin Kağan (600-609) Zhangar Kimin-Khan <=> Tuli Khan (597-609; Dulan-Khan ile Qara-Churin)
    • Şipi Kağan (609-619) (Dugi Shibir-Khan (609-19))
    • Çulo Kağan(619-621) (Chulo Khan (619-21))
    • Kieli Kağan(621-630) (Kat Ilkhan Tugbir <=> Xieli Khagan (621-30))

    582 yılı bölünme ve Batı Göktürkler:
    • Qara-Churin Turk Bogiu (Tardush)-Khan <=> Tardu (576dan 582'ye kadar yabgu- 582-603; Batı Göktürk Kağanı)
    • Tardunun Oğulları (?)
    • Tong Yabgu
    • Sebu Kağan

    630-680 arası Çin esaretindeki Göktürklerin Kağanları
    • Chebi-Khan (630-49; )
    • Symno ?? (639-41)
    • Nishu-Beg (679-80; )
    • Funian (680-81; )

    Devletin doğu kanadını yöneten İşbara

    Çinlilere yazdığı mektup:

    “ Size bağlı kalacak, haraç verecek kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem. Halkıma çin giysileri giydiremem. Adetlerimizi, kanunlarımızı değiştiremem. İmkan yoktur. Çünkü bu yönlerden bütün Türklerim, hassasiyetle çarpan tek bir kalptir.”



    Devletin batı kanadını yöneten İstemi Yabgu



    Bizans elçisine verilen cevap:

    O Romalılar siz değil misiniz ki on dille konuşursunuz ve herkesi aldatırsınız. Siz Romalılar niçin bizim elçilerimizi Kafkaslar üzerinden Bizansa götürüyorsunuz ve Romaya gidilecek başka yol yoktur diyorsunuz. Yani biz, yollar geçilmez, her taraf arızalı, dağlık taşlık zannedelim de Roma İmparatorluğuna hücum etmeyelim mi? Böyle düşüneceğimizi mi sanıyorsunuz? Fakat biz Dinyeper nehrinin nerede bulunduğunu, Tunanın nereye aktığını, Meriçin nereden geçtiğini çok iyi biliyoruz. Bize tabi olan kavimlerin Romaya nereden girdiklerini de çok iyi biliyoruz. Sizin kaleleriniz bizim için sır değildir...

    GÖKTÜRK ALFABESİ Gök Türkler Oniki hayvanlı Türk takvimini kullanmışlardır. Eski Türk takvimi, her biri bir hayvan adı ile anılan "12 yıllık" devre esasına dayanıyordu. Yılların adları şöyle idi:

    1. yıl = sıçkan (fare)

    2. yıl = ud (sığır, öküz)

    3. yıl = pars

    4. yıl = tabışkan (tavşan)

    5. yıl = lu (ejder)

    6. yıl = yılan

    7. yıl = yunt (at)

    8. yıl = koy (koyun)

    9. yıl = biçin (maymun)

    10. yıl = takagu (tavuk)

    11. yıl = it (köpek)

    12. yıl = tonguz (domuz)

    Bir yılda 12 ay vardı. Aylar, birinç (birinci) ay, ikinç, üçünc...... diye adlandırılmıştı. Bir gün 12 kısım sayılıyor ve her kısma "çağ" deniyordu. Yıl 365 gün, 5 küsûr saat itibar edilmekte idi. Günün başlangıcı gece yarısı idi. Yılbaşı Ocak - Şubat aylarına rastlardı. Aslında ay yılına dayanan bu "Oniki hayvanlı Türk Takvimi"nin Gök Türkler zamanında güneş yılına çevrildiği söylenmektedir.

    Menşei çok eski olması gereken, ayrıca 12 yıllık devrenin 5 katı 60 yıllık devreler olarak da faydalanılan bu takvim, Gök Türkler'de, Uygurlar'da, Batı Türkleri'nde ve muhakkak ki Hunlar'da kullanılmış olup, hem zaman, hem coğrafî yönden çok yaygın bir sistem gibi görünmekteydi. Gök Türkçe kitabeler, Uygur kitap ve hukukî belgeleri, Bulgar kitabeleri ve "Bulgar hakanları listesi", hatta Kırgızların Manas destanındaki bazı olaylar bu takvimle tarihlenmiştir. Bu eski Türk takvimi, son zamanlara kadar Orta Asya'da



    Göktürklerin TÜRK Tarihine Katkıları



    • Türk adını devlet adı olarak kullanan ilk Türk devletidir.
    • Türkler arasında bağımsız yaşama duygusunun gelişmesinde öncülük eden bir devlettir.
    • Bulgarlar ( Kazan Tatarları ) ve Yakutlar hariç tüm Türkçe konuşan Türk boylarını tek bir yönetim altında toplamıştır.
    • Bilinen İlk yazılı Türk alfabesini geliştirmişlerdir.
    • Orhun hitabelerini miras bırakmışlardır.
    • Batı Türkistanın ve Kafkasların Türkleşmesini sağlamışlardır.

    GÖKTÜRK GELENLENKLERİGök Türkler'de ölülere yapılan törene Yuğ (veya Yoğ) adı verilirdi. Birisi ölünce cenazesi önce çadırına konur. Bütün yakınları ölünün adına kurban olarak bir koyun ve bir at kesip çadırın dışına bırakırlar. Sonra feryad ederek atları çadırın çevresinde yedi defa koştururlar, çadırın giriş kısmının önünden geçerken bıçakla yüzlerini çizerler. Böylece kan ile gözyaşı birbirine karışır. Sonra ölüyü gömmek için uygun bir gün seçilir. Bir kimse bahar ve yaz mevsiminde ölmüşse, cenazesi ağaçların yaprakları dökülünceye kadar, güz veya kış mevsiminde ölmüşse ağaçlar yaprak çıkarıncaya kadar bekletilirdi. Önce ölünün atı yakılarak külleri, kullandığı eşya ile birlikte ölü ile gömülür. Gömme günü ölünün bütün yakınları kurban için çeşitli şeyler getirir, mezarın çevresinde at koşturarak feryad eder ve yüzlerini yaralarlar. Ölü gömüldükten sonra mezarı üzerine dikilen taşlar (Balbal) yenilen düşmanın öbür dünyada galip gelene hizmet edeceğine işaret ederdi. Orkun yazıtlarında, Bilge Kaan'ın kardeşi Kül Tegin'in ölümü dolayısıyla yaptığı matem merasimine komşu boylardan gelen heyetler arasında yas tutan (Yoğçı) ve ölüye ağlayan (Sığıtçı) kişilerin bulunduğu belirtilmektedir. Yas töreninde bulunan kişilerin, yas alâmeti olarak kulak ve saçlarını kesmeleri bir gelenekti.
    Gök Türk kaanları tahta çıkarılırken bir keçi üzerine konur ve yukarı kaldırılırlardı. Bu gelenek daha önce tobalarda görülür. Türkler'de tahta çıkma törenlerinin bir çeşit "göğe çıkma" gibi kutsal bir anlamı vardı. Altay ve Sibirya şamanlığında inanca göre şamanlar göğe çıkarlar ve göğün dokuz katını dolaştıktan sonra yere inerlerdi. Şamanın göğe çıkmasından önce bir tören yapılır ve şaman, dokuz şaman çırağının tuttuğu beyaz bir keçe üzerine konarak dokuz defa döndürülürdü. Yazıtlarda da Gök Türk kaanları, "Gökte olmuş, Gökte tahta oturmuş, kağanlığı ve buyruğu gökten almış" kimseler olarak nitelendirilmiştir. Anlaşıldığına göre bu geleneğin büyük bir dini anlamı bulunmaktadır.

  3. #3
    Moderator

    Standart Cevap: Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?

    GÖK-TÜRK (ORHUN) YAZITLARI Türk tarihinin belli bir dönemini hikaye ettikten başka bilinen en eski Türk yazısının ve bilhassa Türk dil ve edebiyatının çok önemli belgesi olan Gök-Türk (Kök-Türk) yazıtları, Doğuda
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Çin sınırlarında yaşamış Çin Halk Cumhuriyeti, yüzölçümü itibariyle dünyanın üçüncü, nüfus itibariyle en büyük ülke. Güney Doğu Asya'da yer alır. Yüzölçüm 'dir. Başkenti Pekin olan ülkenin resmi dili Çince, para birimi Yuan'dır. Doğusunda Güney Kore, kuzeydoğusunda ve kuzeybatısında Rusya, kuzeyde Moğolistan, güneybatıda Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindistan, Nepal, Butan, Birmanya Laos ve Kuzey Vietnam, doğusunda ise Büyük Okyanus ile çevrilidir.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Türklerin en önemli eserleridir. Bunlar Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manalarında kullanılmaktadır.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Orhun ırmağının eski yatağı yakınlarında Koço-Çaydam adlı göl civarında dikilmiş anıtlar üzerindeki yazıtlar (kitabeler) dir.

    Bir kilometrelik alan üzerindeki bu anıtlar, bugün Moğolistan topraklarındadır.

    Moğolistan, Orta Asya ile Doğu Asya arasında yer alan bir ülkedir. Rusya Federasyonu ve Çin arasında yer almaktadır. Kuzeyinde Rusya Federasyonu'na bağlı özerk cumhuriyet ve bölgeler yer alır. Bunlar Altay, Hakas ve Tuva Özerk Cumhuriyetleri ile Buryat Özerk Bölgesi 'dir. Güneyinde ve doğusunda ise Çin Halk Cumhuriyeti yer alır. Çin yönetimindeki Doğu Türkistan, İç Moğolistan ve Mançurya ile sınırı vardır.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Göktürk alfabesi ile yazılı bulunan ilk anıtlar, 6. yy Yenisey Kırkızları’na aittir. 8. yy Orhun anıtlarında ise edebi güzelliğe ulaşmıştır. Sayfaları fazlaca olan bu taşların en önemlileri bilge Vezir Tonyukuk adında 720 yılında, kendisi tarafından yazdırılmış Tonyukuk Anıtı ile 731’de ölen Orhun Alfabesi, Göktürkler tarafından kullanılan alfabedir.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Kül Tigin ve 734’te ölen
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Bilge Kağan Anıtı olmak üzere üç tanedir.

    Bu abidelerin varlığından ilk defa 13. yy Bilge Kağan, 683 yılında doğdu. Babası Göktürk Devleti'ni yeniden kuran İlteriş Kutlug Kağan, annesi İlbilge Hatun'dur. 8 yaşında babasını yitiren Bilge, 24 yıl boyunca Göktürk Devleti kağanlığı yapan amcası Kapağan Kağan'ın elinde büyüdü.

    Bilge Kağan, amcası öldüğünde yerine geçen oğlu İnal'ı devirerek 32 yaşında Göktürk Devleti'nin başına geçti. Devletin yönetimini ele alan Bilge'nin ilk işi iyi bir yönetim oluşturmak oldu. Bunun için, ordunun başına 31 yaşındaki kardeşi Kül
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    İlhanlılar devri tarihçisi Cüveyni (1226-1282) Tarih-i Cihan-Kuşa’sında söz etmiştir. Batılılarca 18. yy ortalarında bulunmuşsa da yazılar ancak 19. yy sonralarında Danimarkalı bilgin Thomsen (1842-1927) tarafından okuna bilmiştir. Türk tarihnin ilk yazılı vesikaları olan bu taşlar, tarih ve edebiyat yönünden büyük değer taşımaktadır.

    Bu yazıtların, anlattığı olaylar bakımından en dolgunu ve üslupça en güzeli İlhanlılar yada İlhanlılar Devleti, Cengiz Han'in (Çingiz Han)torunu Hülagû Han tarafından, merkez Tebriz olmak üzere İran'da kuruldu (1256). "İlhanlı" ismi; "Büyük Kağanlı" anlamına gelmektedir. Çünkü İlhanlılar'ın kendi bayrakları ve paraları olsa da, bir çeşit eyalet sistemiyle yönetilmekteydiler ve Moğollar'ın Büyük Kağan'ına bağlıydılar. İlhanlı kelimesinin tartışılan bir başka anlamı ise; İl-eyalet hanı olabileceğidir. Son derece büyük ve hızlı hareket eden bir orduları vardı
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    İlteriş Kutluk Kağan oğlu hükümdar Bilge Kağan’ın, kardeşi Kül Tiğin adına, saygı ve sevgiyle diktirip yazdırmış olduğu Kül Tiğin anıtıdır. Hükümdar ailesinden bir prens (tiğin) olan Yoluğ Tiğin’in kaleme aldığı Kül Tiğin yazıtı Türklerin o zamanki bir Kurtuluş Savaşı’nı anlatan bir edebi metindir. Arıca hükümdar Bilge Kağan ağziyle Türk halkına seslenen eşsiz bir hitabet örneğidir.

    “Bu kitabeyi çok gelişmiş, zengin kelimeli bol mecazlı edebi bir hitabe örneği olarak yazan prens, yazıtın güney-batı yüzünü şu sözlerle bitirmektedir: “Bilge ...Kitabesini ben Yolluğ Tiğin yazdım. Bunca binayı resmi ve heykelleri, süslemeleri ... Hakanın yeğeni Yolluğ Tiğin, ben, bir ay ve dört gün oturup yazdım, süsledim (ve yarattım?)” Çin emperyalizminin o zamanki usul ve hedeflerini bu yazıtta okurken daha sonra mazlum, dağınık ve vatan duygusunu yitirmiş milletler üzerine yönelen bütün istilacı ve sömürücü emellerin anahtarını buluruz.

    Kök-Türk devletinin kuruluşundan sonra 680 yılında Çin pençesine düşerek elli yıl esarette kalan, sonra babası İlteriş Kutluk Kağan tarafından kurtarılan Gök-Türk’lerin ibretli tarihini anlatan bu metinde, Bilge Kağan: Milli şuuru kaybederek Çince konuşan hatta Çin isimleri almaya başlayan beylerin feci akıbetlerini, millete kötülüklerini ve tutsak oluşlarının başka sebeplerini dile getirmektedir.

    Kurtuluşun hikayesini anlatmakta, kendisinin ve kardeşi Kül Tiğin’in millete hizmetlerini sayıp dökmekte halka ümit ve kuvvet telkini yapmakta, çalışmanın faydaları üzerinde durmaktadır. Aşağıda Kül Tiğin Yazıtı’nın bazı kuvvetli parçaları ve bunların bugünkü dilimizle ifadesi görülecek, ayrıca milletin tamamı verilecektir.

    KÜL TİĞİN YAZITLARI’NDAN PARÇALAR 1-Türk kara kamag budun ança timiş: “İllig budun ertim, ilim amatı kana? Kimke iliğ kazganur men?” tir ermiş. “Kağanlıg budun ertim, kağanım kanı? Ne kağanka işiğ küçüg birür men?” tir ermiş. Ança tip Tabgaç kağanka yağı bolmış. 2-Türk Oğuz beğleri, budun, eşiding! Öze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budın, ilingin törüngün kim artadı?

    3-Barduk yirde edgüg ol erinç: kanıng subça yügürti sönüküng tağça yattı. Beglik urı oğlın kul boldu, işilik kız oğlun küng boldı.

    4-Akanım kağan yiti yigirmi erin taşıkmış. “Taşra yorıyur” tiyin kü eşidip balıktaki tağıkmış, tağdaki inmiş, tirilip yitmiş er bolmuş. Tengri küç birdük üçün akanım kağan süsi böri teg ermiş, yağısı koy teg ermiş.

    5-İçre aşsız, taşra tonsız yabız, yablak budunda üze olurtım. İnim Kül Tiğin birle sözleştimiz. Akanımız, eçimiz kazganmış budın atı küsi yok bolmaasın tiyin, Türk budın içün tün udımadım; küntüz otırmadım. İnim Kül Tiğin birle, eki şad birle ölü yiti kazgandım.

    6-İnim Kül Tiğin kergek boldı. Özüm sakındım. Körür közüm teg, bilir biligim bilmez teg boldı... Kişi oğlı kop ölgeli törümiş. Bugünkü dilde: 1-Türk halkı şöyle demiş: “Vatanlı millet idim, vatanım şimdi hani? Kime vatan kazanacağım ben” dermiş. “Hakanlı millet idim, hakanım hani? Hangi hakana işimi gücümü vereceğim?” dermiş. Böylece söyleyip Çin hakanına düşman olmuş. 2-Türk Oğuz beyleri, millet işitin! Üsten gök basmasa alttan yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilir? 3-Vardığın yerde eline geçen şu oldu: Kanın su gibi aktı. Kemiğin dağ gibi yığıldı. Bey gibi oğlun kul oldu. Temiz kız çocuğun odalık oldu... 4-Babam hakan, on yedi erle dışarı kaçmış. “Dışarı yürüyor” diye haber işitince, şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş. Derlenip yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam hakanın askeri kurt gibi imiş. Düşman koyun gibi imiş. 5-İçi aşsız, dışı giyimsiz, zayıf çaresiz millet üzerine oturdum (Tahta çıktım). Küçük kardeşim Kül Tiğin ile sözleştik: Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçüğüm Kül Tiğin ve iki şad (şehzade) ile ölürcesine çalıştım. 6-Küçüğüm Kül Tiğin merhum oldu. Ben yas tuttum. Görür gözüm görmez, bilir bilgim bilmez oldu. Kişi oğlu hep ölü türermiş.

    DİL VE ALFABE

    İslamlıktan önceki Orta Asya Türkçe sinde başlıca iki edebi lehçe meydana gelmiştir. Bunlar, en kuvvetli örneği şu yazıtlarda gördüğümüz Göktürk lehçesi ile aşağıda göreceğimiz Uygur lehçesidir. Bu yazıtlar çok işlek nesir üslubu ile yazıldığına göre, aynı lehçe ile meydana gelmiş, fakat ele geçmemiş daha birçok eserler olsa gerektir. İlk devre edebiyatının en kuvvetli örneklerini veren bu lehçe, bazı değişmelere uğramış olmakla birlikte Batı (Anadolu) Türkçe sinin kaynağı olmuştur. Göktürkçe’nin Anadolu Türkçe sinden bazı önemli ayrılıkları şunlardır: 1-Bugün ile başlattığımız sözler, Göktürkçe’de ile başlar. Göz, gelmek, görmek kelimeleri köz, kelmek, körmek şeklindedir. 2-Göktürkçe’deki bazı ler bugün olmuştur. Timiş, tiyip yerine demiş, diyip gibi. 3-Bugün kullandığımız bazı lerin yerine Göktürkçe’de kullanılmıştır. Ayak, boy, uyumak yerine adak, bod, udımak gibi. 4-Bugünkü bazı lerin yerine Göktürkçe’de vardır: vermek, var, ev yerine bermek, bar, eb gibi. 5-Göktürkçe’de olmak fiili bolmak, su ismi sub şeklindedir. 6-İsmin (i-) hali Göktürkçe’de (-g veya –ig) şeklinde bulunur. Kişi-y-i, ordu-y-u, iş-i, yerine kişiğ, ordug, işig gibi. 7-İsimin (e)hali Göktürkçe’de (-ke, -ga)şeklindedir. Kime kağana yerine kim-ke, kağan-ka gibi. 8-Göktürkçe’de belirsiz isim takımları çoğunlukla takısız söylenir. Türk milleti, Türk hakanı, Gök tanrısı yerine Türk budın, Türk kağan, Kök tengir gibi. 9-Kelimelerden isim ve sıfat türetmeye yarayan –li (lı, lu lü) eki Göktürkçe’de –lig, lıg şeklindedir. Vatan-lı millet, Hakan-lı millet yerlerine il-lig budın, kağanlığ budın gibi.

    Göktürk yazıtlarında dil hemen hemen arı Türkçe’dir. Bununla birlikte Konçuy, biti-yad, yalmas (elmas) kamag (kamu) gibi yabancı kelimeler bu metinlerde de bulunmaktadır. Aradan 1200 yıl geçtiği düşünülürse Gök-Türkçeye göre bugünümüzdeki dilimizde görülün bu değişmeler pek önemli sayılmaz. Yazıtlardaki kelimelerin pek çoğu (Kara, il, kanı (hani), kağan, bey, işitmek, oğul, kul, sözleşmek, taşra, özüm, sakınmak vs.) bugün hemen hiç değişmemiş bulunmamaktadır. Ayrıca anlam veya biçim bakımından az çok değişmiş olarak yaşayan kelimeler pek çoktur. Göktürk yazıtları, Türklerin icadı olduğu sanılan Orhun alfabesi ile yazılmıştır. Yazıtlarda bu alfabenin en gelişmiş biçimi görülüyor. 6 yy. ait bulunan, Yenisey Kırgızları’nın mezar taşlarında ise, bu alfabenin daha ilkel şekillerine rastlanmıştır. Bu hal, Orhun yazısının Türkler tarafından bulunup geliştirildiğini düşündürmektedir. Ayrıca bu yazının, Türk damgalarından çıkmış olduğu anlaşılıyor. Çünkü, ok ve yay resmini andıran iki harf aynen “ok” ve “ya” diye okunmaktadır. Bu yazının Arami alfabesinden alınmış olup, Türkçüye uydurularak geliştirildiğini söyleye bilginler de vardır. Köktürk alfabesi 38 harflidir. Harflerin ayrık olarak, sağdan sola veya yukardan aşağıya doğru yazılır. Bu ayrık düzen, Köktürk harflerini kağıda yazılmaktansa, taşa yazılmayı daha uygun kılmıştır. Ne var ki bu yazının kağıt üzerindeki örnekleri de ele geçmiştir. 38 harfin, (4)ü sesli, (26) sı sessiz, 8 tanesi ise birleşik harflerdir. GÖKTÜRK’LERDE “TANRI” ANLAYIŞI İLE İSLAMİYETTE YÜCE ALLAH ANLAYIŞININ YAKINLIĞI Göktürk’lerde ve diğer Türk kavimlerinde, İslamiyet’ten önce de, genellikle “put ve maput”lar yoktu. Türkler “mekanı” belli olmayan ve çoğunca gökte oturduğu tasarlanan bir yüce kudrete inanıyorlardı. Gelecek bölümlerde görüleceği gibi, Türkler, onun için, hiçbir zorluk ve direniş göstermeden, en kısa bir tarih, döneminde, toptan Müslüman oldular. O kadar ki, bugün kendini Türk olarak bilen 300milyon insanın (Japon Denizinden Adriyatik’e kadar) hepsi Müslüman’dır. Hıristiyan veya Musevi olduğu ileri sürülen, az sayıda Türk toplulukları, bu kuralı bozmayacak kadar küçük aykırılar (istisnalar) sayılırlar. Bu gönülden benimseyişin sebebi, ileride açıklanacağı gibi, bütün Türk kütlerlerin, belki Hunlar’dan bu yana soyut bir tek tanrıya (çoğunda Gök Tanrıya) inanmış bulunmalarıdır. Türklerin İslam içindeki bu durumları, son ölçüde önemli bir keyfiyettir. Çünkü, Kur’an-ı Kerim’in indirildiği Arap dilini konuşan, Araplar içinde dahi azımsanmayacak sayıda hıristiyan’lar hala mevcuttur. Arap ırkındandırlar ama Hz. İsa dinine mensupturlar. Türkler ve Araplardan sonra İslamiyet’in diğer büyük kavimlerinden İranlılar arasında da bir miktar “hıristiyan” bulunuyor. Ancak, daha önemlisi: İranlıların bir bölüğü kendi eski dinlerinin ve esatir (mitoloji)’lerinin etkisi ile İslamiyet’i, esasında uzaklaştırmış ve hatta tanınmaz hale koymuşlardır.Buna karşılık Türklerin ezici çoğunluğu ise Kuran müslümanıdır. KÜL TİĞİN YAZITI (Güney Cephesi) Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilgi Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz tatar..! Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk Kağanı Ötüğen ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor.

    Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldanıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti öldün: Tanrı buyruğu için, kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep topladım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burada vurdum. Yanılıp öleceğini yine burada vurdum. Her ne sözüm varsa ebedi taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacaksınız?

  4. #4
    Moderator

    Standart Cevap: Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?

    Göktürkler (552-745):

    • Kuruluş tarihi bilinen ilk Türk devletidir.
    • Türk adını tarihte ilk kez Göktürkler kullanmıştır.
    • 12 hayvanlı takvimi ve yazıyı kullanmışlardır.
    • Yerleşik hayata geçemediler. (Göçebe)
    • Hunlardakı dinsel özellikler burada da aynıdır.


    Kutluk Devleti - II. Göktürkler (681-745):

    • Kurucusunun ismini alan ilk Türk devletidir.
    • Bilge, Kültiğin, Vezir Tonyukuk adına "Orhun Yazıtları"(Kitabeleri) hazırlamışlardır. (Yazılmasının amacı; siyasal ve kültürel devamlılığı sağlamaktır.)
    • Yerleşik hayata geçememişlerdir. (Göçebe)
    • Hunlardaki dinsel özellik burada da aynıdır.
    • 12 hayvanlı takvimi ve yazıyı kullanmışlardır.

  5. #5
    Moderator

    Standart Cevap: Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?

    Büyük Türk Devletleri - Göktürkler

    Türk adının geçtiği ilk Türk metin olup; taşlar üzerine yazılmış ilk Türk tarihi, Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması, devletin ve milletin karşılıklı vazifeleri, Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası, Türk askerinin dehasının, Türk askerlik sanatının esasları, Türk feragat ve faziletinin büyük örneğidir.


    Türk içtimai hayatının yüksek tablosu, Türk hitabet sanatının şaheseri, hükümdara ne eda ve ihtişamlı hitap tarzı… Türk Milliyetçiliği''nin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser, Türk yazı dilinin ilk örneği ve başlangıcını miladın ilk asırlarına çıkartan delil, Türk ordusunun kuruluşunu ilk asırlara götüren vesika… İnsanlık aleninin sosyal muhtevası, Türk feragat ve faziletinin büyük örneğidir.


    Danimarkalı bilgin, V. Tomsen 1893''te Orhun Yazıtını çözmeyi başarmıştır. Son olarak Türk bilgini, Talat Tekin, Amerika''da Orhun Türkçesi''nin bir gramerini ve kitabenin bir neşrini yapmıştır.


    Kitabelerde, Bilge Kağan ve Kül Tigin''in kahramanlıklarından söz eder:


    “Ey Türk Oğuz Beyleri, üstten gök çökmedikçe, alttan yer delinmedikçe, bil ki Türk Milleti, Türk yurdu, Türk Devleti, Türk töresi bozulmaz. Ey ölümsüz Türk Milleti! Kendine dön! Su gibi aktığın kanına, dağlar gibi yığdığın kemiklerine layık ol!


    Ey milletim! Bil ki ben, zengin ve parlak bir millete han olmadım. Zayıf ve zavallı bir milletin başına geçip tahta oturmadım. Kardeşim Kültigin ve yeğenlerim olan iki prens ile ant içtik. Babamın, amcamın, hayatlarını verdikleri milleti uğrunda biz de bütün gücümüzle çalıştık.


    Başına geçtiğim Türk Milleti''nin şan ve şevketi için gece uyumadım, gündüz oturmadım ölesiye, bitesiye çalıştım. Tanrı yardım etti, bahtım yar oldu, öldü sanılan milletimi dirilttim, yoksul milletimi zengin ettim. Türk Milleti''ni bütün milletlerden üstün kıldım!”


    Moğolistan, Sibirya ve Yedisu eyaletlerinde bulunan bu yazıtların içinde mezar taşları, kayalar ve üzeri yazılı çeşitli eşyalar önemlidir. Bütün bu yazıtlar, Orhun''dan Tuna''ya, Yakutistan''dan Gobi''ye kadar olan bölgeye yayılarak, bu bölgenin Türk kültürünü meydana getirdi. Yazıtlarda Tanrı soyundan olduğuna ve Tanrı buyruğuyla başa geçtiğine inanan kağan, budunun yoksul ve güçsüz döneminde kağanlığa geldiğini belirterek onlara kazandırdığı ganimet, yağma, zenginlik ve savaşçı olanaklarıyla değerini övgüyle onaylatmaktadır.


    Ayrıca işlenen başlıca düşünceler şunlardır: hükümdarlığı zamanında kazanılan savaş zaferleriyle övünç, bağımsızlık koşullarının ancak Ötüken bölgesinde kalmakla sağlanabileceği konusunda uyarılar…


    Türk tanrısının, Türk ilini koruduğu konusunda kesin inancın tekrarları, kağanlığın kuruluş ve kurtuluşunda emeği geçen yiğit Kültigin''in savaş yazılma nedeni olarak kazanılmış zenginlik ve varlık öğelerini hatırlatma…


    Kültigin anıtında doğal bir sevginin acısıyla insanca konuşan, alçak gönüllü ve içten davranan Bilge Kağan, ölen kardeşinin ve onun yas törenini ayrıntılarıyla anlatır, gerçekçi ve hak tanıyıcıdır. Kendi adını taşıyan yazıtta, gücünü artırmış bir kağan olarak Kültigin''in adını anmaz. “Gökte yaratılmış Türk Bilge Kağan” diye söze başlar, yalnız kendisinden söz eder, aynı tarih olayları özetini kişisel yeteneklerine ve gücüne bağlayarak açıklar.


    Ötüken, Oğuz Destanı''ndan Tiyanşan Dağları ile Orhun Havzası arasında bulunduğu belirtilen kutsal bölgedir. Oğuzların hâkimiyeti altında olan Ötüken''de önemli kararlar alınır, tanrılara kurbanlar sunulurdu. Ötüken, ormanlık geniş bir alandı. Türk hâkimiyetini temsil eden bu ormana yabancıların girmesi ile Türk Devleti''nin sona ereceğine inanılırdı. Ötüken bozkır orduları için bir üs ve mühimmat merkeziydi. Daha sonra bu bölgede Uygur Devleti kuruldu. 840''ta Uygur Devleti''nin ortadan kalkması, bozkır hâkimiyetinin Ötüken''e bağlı olduğu inancından yıkılmasına sebep oldu.


    Yazıtların dini, tarihi ve siyasi önemi


    Orhun ve Yenisey Yazıtları Türk dünyası için birçok yönden önem taşır. Bunların başında yazıtların Türkçenin ilk yazılı belgeleri olması gelir. Gerçektende günümüze dek yapılan araştırmalara göre Orhun alfabesiyle yazılmış yazıtlar ve belgeler, Türk dili tarihinin ilk somut verilerini oluşturur. Bu yazıtların dili incelendiği zaman Türkçenin o döneme göre oldukça gelişmiş bir dil olduğu sonucu çıkarılabilir. Gerek dilbilgisi birimlerinin çeşitliliği, gerek sözcük dağarcığının kullanarak uygulanması, bu belgelerdeki dilin sözlü ve yazılı anlatıma büyük yatkınlık gösterdiğini açıklamaktadır.


    Orhun yazıtları, düz yazı örnekleridir, bununla birlikte kimi dilciler yazıtların şiir biçiminde yazıldıklarını ileri sürmektedirler. Ancak bunu doğrulamak pek olanaklı değildir. Gerçi yazıtlardaki dil ve söyleyiş şiire elverişli görünmektedir. Ama bu özelliği onun türünden kaynaklanmaktadır.


    Orhun Yazıtları, anı-söylev karışımı bir türde yazılmıştır denilebilir. İlk bakışta dikkati, konuşan kişi, yani Bilge Kağan çekmektedir. Bilge Kağan''ı güçlü bir söylevci yapmaktadır. İkinci vurgulanması gereken yönde yazıtların tarihsel ve siyasal bir içerik taşımasıdır.


    Orhun Yazıtları, Türk tarihi, toplum yaşamı, kültürel yapısı yönünden de aydınlatıcı bilgilerle doludur. Yazıtlar Göktürk Kağanlığı''nın resmi ağızdan yazılmış bir tarihi görünümündedir. Tarihte ilk kez Türk adıyla kurulan bu devlet bozkır devletlerinin belirgin özelliklerini taşır. Aynı soydan gelen bütün boylarını “il” adıyla oluşturacak yapıda merkezi otoriteye bağlanması, siyasal erkin hemen bütünüyle orduya dayandırılması, dolayısıyla da iktisadi gücün bu orduyla sağlanması…


    Yazıtlar siyasal bir bildiriyle donatılmıştır; “Türklük bilincini oluşturmak ve Türk birliğini sağlamak.” Kendinden önceki Kağanlar gibi Bilge Kağan''da, Orta Asya''da Türk birliğini gerçekleştirmeyi siyasal amacı olarak her şeyin üstünde tutmuştur. Ulusuna geçmiş dönemin dağınıklığını, başka ulusların buyruğu alanında geçirilen yılların acılığını verirken çözümü de göstermektedir: “Bilgili ve cesur Kağanların çevresinde ulus toplanmak ve töreyi kurmak. Bir askerlik ve siyaset tarihinden çok farklı olmayan yazıtlarda, “il” e. Ulusal bilince ve ulusal birliğe verilen önemin her biçimde ön planda tutulması boşuna değildir. Var olanın temel koşulu budur. “Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölümlü doğmuştur.” Ama “il” sonsuza dek yaşayacaktır…


    İl tutacak yer, Ötüken ormanı imiş. Ötüken ormanında daha iyisi hiç ..........

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Göktürk Yazıtları - Göktürk Yazıtlarının Türk Dili Açısından Önemi Nedir?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.05.11, 19:27
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.05.11, 17:39
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.01.11, 20:46
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.01.11, 14:16
  5. Orhun (Göktürk - Köktürk) Yazıtlarının Özellikleri
    By Sword_of_HeLL in forum Edebiyat & Türkçe
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.07.09, 15:34

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.