Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon
7 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir? Atatürk'ün Bilime Olan Katkıları Nedir?

  1. #1
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Icon5 Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir? Atatürk'ün Bilime Olan Katkıları Nedir?

    Sponsorlu Bağlantı

    Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir? Atatürk'ün Bilime Olan Katkıları Nedir?


    Atatürk ve Bilime, Bilim İnsanlarına Verilen Değer

    Prof. Dr. Semih Baskan


    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi;


    Reşit Galip: Bugün emsalsiz bir işin yapıldığı çok önemli bir gün. 500 yıl önce İstanbul fethedildiğinde Bizanslı bilim adamları İstanbul'u terk etmişti. Çoğu İtalya'ya gitti ve Rönesans İtalya'da doğdu. Bugün ise Avrupa'dan bilim adamlarının İstanbul'a gelmelerinin anlaşmasını imzaladık.


    Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi'nin 20 Ekim 2006 tarihli ve 1022 sayısında Prof. Dr. Münir Ülgür , Prof. Dr. Kerim Erim ve Dr. Adnan Adıvar 'n Prof. Dr. Albert Einstein ile görüşmeleri hakkındaki yazınız; CBT 2024'te ve Murat Bardakçı 'nın 29 Ekim 2006 tarihli Hürriyet gazetesindeki yazıları ile ünlü bilim adamlarının Atatürk tarafından ülkemize davet edilmesi ve Prof. Einstein'ın da Yahudi kökenli Alman bilim adamlarının ülkemizde çalışmaları için yazdığı mektuplar, 1933 yılında Üniversite reformunun yapıldığı dönemi yeniden anımsattı.


    Türkiye Cumhuriyeti'nin 83. yıldönümünü coşkuyla kutlarken bu eserin gerçek sahibi Mustafa Kemal Atatürk 'ün Cumhuriyetin kuruluşunun 10. yılında gerçekleştirdiği üniversite reformu, özellikle günümüzde her geçen gün daha bir anlam ve önem kazanıyor.


    İstanbul Darülfünun'un kapatılarak yerine İstanbul Üniversitesi'nin kurulması sırasında yaşanan gelişmelerden bugünün Türkiye'sini yönetenlerin çıkaracağı çok önemli dersler vardır.


    1933 yılında yurtdışından gelecek Alman bilim adamlarıyla ilgili İstanbul'da yapılan toplantı, bilim tarihi açısından son derece önemli bir köşe taşıdır. Dönemin Maarif Vekili Dr. Reşit Galip, yapılan toplantının sonunda görüşlerini şöyle dile getiriyordu:


    EMSALSİZ BİR İŞ


    "Bugün emsalsiz bir işin yapıldığı çok önemli bir gündür. 500 yıl önce İstanbul fethedildiğinde Bizanslı bilim adamları İstanbul'u terk etmişlerdir. Buna mani olunamamıştı. Bunların çoğu İtalya'ya gitti. Bunun sonucu olarak da Rönesans İtalya'da doğdu. Bugün bunun tam tersi olarak Avrupa'dan bilim adamlarının İstanbul'a gelmelerinin anlaşmasını imzaladık. Bunun ülkemize katkıda bulunacağını ve bir yenilik getireceğini ümit ediyoruz. Siz Avrupalı bilim adamları bize ilminizi, metotlarınızı getirin, gençlerimize ilerlemenin yollarının gösterin, size teşekkürlerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz." (1)


    Prof. Dr. Philipp Schwartz ise anılarında Maarif Vekili Dr. Reşit Galip 'le görüşmelerin sonucu şöyle yazıyordu: "Unutamayacağımız o yedi saat boyunca olağanüstü bir çalışma gerçekleştirdik. Dışarısı henüz aydınlıktı, vedalaştık. Zürih'e telgraf çektim. Üç değil otuz bilim adamı için anlaştık diye yazdım" (2). Darülfünun'un kapatılması esnasında öğretim üyelerinin bir kısmının ilişkisine son verilmişti. Edebiyat ve İlahiyat Fakültelerinden 10, Hukuk'tan 14, Fen'den 13, Tıp'tan 18, Eczacılık ve Diş Hekimliğinden 16 Profesör ile 13 Müderris muavini, 73 Başasistan ve Asistan, toplam 157 öğretim elemanı bu kapsama giriyordu.


    Yeni kurulan İstanbul Üniversitesi'nin öğretim üyeleri ve elemanları kadrosunu oluşturmak üzere 3 kaynak belirleniyordu. Bunlardan birinci grup Darülfünun'dan alınan ve sözleşmeleri yenilenen bilim adamlarıydı. Almanya'dan gelen bilim adamları 2. grubu oluşturuyordu. 3. grupta ise 8.04.1929 tarihinde yayınlanan ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebeler Hakkında Kanun ile yurtdışına yollanan ve orada eğitimlerini tamamlayarak yurda dönen genç bilim insanları yer alıyordu.


    Bu gruba örnek olarak daha sonraki yıllarda Türk Bilim, Kültür ve Sanat yaşamına çok değerli katkıları olan ve isimlerini dünyaya duyuran Cahit Arf, Ekrem Akurgal, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Ahmet Adnan Saygun, İhsan Ketin, Mustafa İnan, Kamile Şevki Mutlu yer alıyordu. Bilime ve bilim insanlarına gösterilen değere güzel bir örnek olarak Prof. Schwartz ve Prof. Neumark , anılarında belirttikleri gibi, bütün sözleşmeyi imzalayan Alman Profesörler aileleri ve asistanlarıyla birlikte yaklaşık 150 kişilik bir grup olarak 1933 Ekim ayında İstanbul'a gelerek Dış İşleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras tarafından Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen Cumhuriyetin 10. Yıldönümü Balosuna davet ediliyorlardı. (3)


    TÜRKÇE ÖĞRENME KOŞULU


    Günümüz Türkiye'sinde öne çıkarılmaya çalışılan yabancı dilde eğitim gibi düzenlemeler 1933 yılında Cumhuriyetimizin 10. yılında kabul edilecek bir uygulama alanı bulamıyordu. Bunun tam aksi olarak Üniversite reformu ile farklı düzenlemeler gündeme getiriliyordu. Örneğin sözleşme imzalayan Alman bilim adamlarına;


    * 2 yıl içerisinde Türkçe öğrenmeleri;


    * Bu süre sonunda derslerini Türkçe verebilmeleri


    * ve öğrencilere yönelik Türkçe ders kitapları yazmaları koşulları getiriliyordu.


    Dünyaca ünlü bilim adamları bu koşullara titizlikle uydu. Önce yardımcıları eşliğinde bu dersleri verdi; bir süre sonra güzel Türkçe'yle derslerini vermeye başladı. Türkçe'ye kazandırdıkları bilim alanındaki çok değerli kitapları da uzun yıllar öğrencilerin, asistanların ve uzmanların birer başvuru kitabı olma özelliğini korudu.


    Sözleşme imzalayan Alman orijinli bilim adamlarına milletvekili maaşlarından daha fazla bir meblağ aylık ödemeyi genç Türkiye Cumhuriyeti taahhüt ediyordu. Bununla ilgili olarak ünlü Alman maliyeci Prof. Dr. Neumark anılarında şöyle söylüyordu:


    "Başlangıçta birçoğumuz Türkiye Cumhuriyeti'nin mali konularda bize vaat edildiği gibi güvenilir olup olmadığı konusunda kuşkuluyduk. Bu kuşkularda dağılan Osmanlı İmparatorluğu'nun durumunun devletin şeklen iflası da dahil olmak üzere olumsuz biçimde anımsanması belirgin bir rol oynamaktaydı. Röpke'nin bana daha İstanbul'a varışından kısa bir süre önce İsviçre'den mektupla bildirdiği gibi "Bu ödemeler genç Türkiye Cumhuriyeti için bir yerde Ulusal Prestij meselesi idi". Hükümet, Atatürk'ün ruhuna sadık bir şekilde bizlere karşı kusursuz davranmaya büyük bir değer veriyordu. Bu da bu ülkeye minnettar olmak ve onu haksız suçlamalara karşı savunmak için başka bir nedendir"(4).


    Sonuç olarak Darülfünun'dan gelen Türk hocaların, yurt dışından gelen genç ve isimlerini ilerde duyuracak bilim insanlarının yanı sıra Almanya, Avusturya, Çekoslovakya, İsviçre ve Fransa'dan gelen son derece değerli ve yetenekli bilim adamlarıyla gerçekleştirilen üniversite reformuyla, başta İstanbul Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi olmak üzere pek çok bilim kuruluşunda uluslararası düzeyde bilim okutuldu ve araştırıldı. Bu son derece değerli eserin gerçek sahibi aynı devrimlerde de olduğu gibi Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'tür.


    Kaynaklar:


    1- Terzioğlu Aslan , Türk Tıp Tarihi Yıllığı IV Atatürk Döneminde Üniversite Reformu ve Tababet Simpozyumu 25 Ekim 1996, Sayfa 16 * 17


    2- Aytaç G. ve Ark. (Almancadan çeviri ) Mustafa Kemal Atatürk (1881*1981) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Yayını. Sayfa 160*161 Ankara, 1997


    3- Terzioğlu Aslan, Türk Tıp Tarihi Yıllığı IV Atatürk Döneminde Üniversite Reformu ve Tababet Simpozyumu 25 Ekim 1996, Sayfa 18


    4- Neumark Fritz, Boğaziçine Sığınanlar, Çeviren: Şefik Alp Bahadır, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Enstitüsü Yayını, Sayfa 17-18, Ercivan Matbaası İstanbul ,1982




  2. #2
    Moderator

    Icon5 Cevap: Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir? Atatürk'ün Bilime Olan Katkıları Nedir?

    Atatürk bilimin insan yaşamındaki önemli yerini Özgürlük Savaşımızın sona ermesi sıralarından başlayarak hemen her vesile ile tekrarlamış, vurgulamıştır. 22 Ekim 1922’de Bursa’da yaptığı bir konuşmada, Atatürk, Türkçe'si biraz sadeleştirilmiş şekliyle şöyle demiştir : Yurdumuzun en bayındır, en gözalıcı, en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nedir? Orduların sevk ve idaresinde bilim ve fen ilkelerinin kılavuz edinilmesindedir. Milletimizin siyasi ve içtimai hayatı ile ulusumuzun düşünümsel eğitiminde de yol göstericimiz bilim ve fen olacaktır. Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiiri ile edebiyatı okul sayesinde ve okulun vereceği bilim ve fen sayesinde bütün olağanüstü incelikleri ve güzellikleriyle oluşup gelişecektir.
    Aynı yılın 27 Ekim günü de, yine Bursa’da, Atatürk şunları söylüyor : Hiçbir mantıki kanıta dayanmaksızın birtakım geleneklere ve inançlara bağlı kalmakta ısrar eden milletlerin gelişmesi çok güç olur ve belki de hiç gerçekleşmez. Gelişim yolunda bağları koparamayan ve engelleri aşamayan uluslar akla uygun düşen ve gereksemelere ayak uydurabilen bir zihniyetle hayata bakamazlar. Bunlar engin hayat felsefelerine sahip başka milletlerin egemenliği altına girip onların tutsağı olmaktan kurtulamazlar.

    30 Ağustos 1924 günü Atatürk Dumlupınar’da yaptığı konuşmada da şöyle diyor :
    Yaşamanın şartı uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmaktır. Bu yol üzerinde ilerlemeyi değil de geriye bağlılığı benimseyenler, böyle bir bilgisizlik ve gaflette bulunanlar, evrensel uygarlığın coşup gelen seli altında bir gün boğulmaya mahkumdurlar.
    Yine aynı konuşmasında Atatürk şunları söylüyor : Uygarlığın yeni buluşlarının ve fennin harikalarının cihanı değişmeden değişmeye sürükleyip durduğu bir devirde yüzyılların eskittiği köhne zihniyetlerle, geçmişe kölecesine bağlılıkla varlığımızı sürdürmemiz mümkün değildir.
    Atatürk’ün “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” kısaltılmış şekliyle yaygınca bilinen sözünün tam metni ise aynen şöyledir :
    Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir; ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir. Yalnız, ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekamülünü idrak etmek ve terakkiyatını zamanında takip eylemek şarttır.

    Bilindiği üzere “ilim” sözcüğünün anlamı, mana kapsamı, gayet geniştir. Hatta aslı Arapça olan bu sözcüğün, Osmanlıca’daki kullanışıyla, günümüzde artık yaygınlaşmış olan bilim sözcüğünden daha geniş anlamlı olduğunu söyleyebiliriz. Fen, ise temel bilimler, yani matematik, astronomi, fizik, kimya, ve tabiî bilimler anlamına gelir. Liselerimize ilişkin olarak “fen kolu” ve üniversitelerimize ilişkin olarak “fen fakültesi” terimlerimiz bunu açıkça gösteriyor. Demek ki kılavuzluğunda yürünmesini Atatürk’ün öğütlediği bilim şümullü ve geniş kapsamlı bir bilimdir. Topluma ve insana ilişkin her türlü dizgeli bilgi ve bilimsel çalışmayı içermek durumundadır. Fakat, ayrıca, bilimler arasında temel bilimlere, matematiğe ve doğaya ilişkin bilimlere, burada özellikle işaret edilmektedir.

    Bilimin insan yaşamındaki en gerçek yol gösterici olduğuna dikkatimizi çektiğine göre, demek ki Atatürk bilimden başka gerçek yol göstericilerimizin de bulunduğunu kabul etmiş olmaktadır. Oysa, bu cümlesinin hemen arkasından, bilim ile fennin dışında mürşit aramanın, bunları dışta bırakan kılavuzlar peşinde yürümenin, dünyadan habersizlik, bilgisizlik, ve sapıklık demek olacağını vurgulayarak ifade etmektedir.

    Demek oluyor ki, Atatürk, burada bilim dışında kılavuzlarımız olsa da, bunların bilimle bağdaşabilen, bilim anlayışına ters düşmeyen, yol göstericiler olmaları gerektiğine kesin bir dille işaret etmek ihtiyacını duymuştur. Başka bir ifade ile, Atatürk, en başta kesinlikle bilim gelmek şartıyla, diğer birtakım gerçek kılavuzlarımızın da bulunduğunu, fakat bunların bilim yöntem ve kurallarından pay alabilen ve bilim kadar olmasa da, yine de az çok dizgilileşmiş, özgünleşmiş durumda bulunan bilgi ve gözlemlerimiz olduğuna, yahut da bunların, örneğin aklımız ve tecrübelerimiz gibi, bilimi oluşturan temel öğeler arasında yer almaları gerektiğine isabetle parmak basmış oluyor.

    İcraât, eylem, daima bir karara ulaşmayı gerektirir. Toplumun çeşitli sorunlarına ilişkin olarak, yönetici ve işadamının, ister istemez, belli evrelerde ve zaman zaman, yeterli bilgiye sahip olmaksızın da kendine bir davranış yolu, eylem doğrultusu belirlemesi, yeğlemesi gerekir. Bu nedenle, bilimin ancak zayıf ışıklarından pay alabilen çeşitli alanlarda ve konularda aklımızdan, sağduyumuzdan ve kamu anlayışının bize göstereceği yollardan yararlanmak zorunluluğu vardır. Ancak, bunlar, bilimsel sınamalarla değerlendirilebilecek mahiyette veya nitelikte olmadıkları zaman bile, ayrıntı bilgisinden ve bilimsel düşence ve zihniyet örneklerinden esinlendikleri ya da bunların yardımına dayandıklarıoranda, bize daha faydalı olabilirler. Demek ki aslında, başka gerçek kılavuzlarımızda bulunmasına rağmen, yine de bilim tek gerçek kılavuzumuz, en gerçek yol göstericimiz olmuş oluyor.

    Büyük Atatürk Türk ulusu için gerek maddesel ve gerekse dinsel, yani manevi alanlarda bağımsızlık, seçkinlik ve üstünlük sağlamak ve Türk milletini yüceltmek yolunda çeşitli doğrultularda çaplı bir takım süreçleri harekete getirmiş, hepimizin iyi bildiğimiz kalburüstü devrimlerini gerçekleştirmek için azimli girişimlerde bulunmuştur. Atatürk bu devrim ve reformlarında hep aklın kılavuzluğu altında ve geçmişte ki uzun tecrübelere, tarihsel yaşantılarımıza dayanan sağlam bilgi ışığında yürünmesi temel ilkesini her zaman için etkin ölçüde başatlı tutmaya özen göstermiştir.

    Bir yandan da, ulu önderimiz, temelsiz ve bâtıl düşünce ve inançlarla, muska, efsun ve üfürükçülük gibi ilkel ve çağdışı davranış ve uygulamalarla dizgeli ve yoğun bir mücadeleye girişmiş, ayrıca, üniversite inkılâbı ya da reformu ile yüksek öğretim kurumlarımızda bilimsel araştırmayı canlı bir süreç durumuna yükseltme tutumunun benimsenip edimselleşmesine doğru yakın tarihimizdeki en etkili adımın atılmasında önayak olmuş, böylece de yurdumuzda bilimin ve bilim zihniyetinin zafer yollarını açmıştır.

    Yukarıda aktarılan sözlerinin, kendisinden yapılan alıntıların, hepsinde Atatürk’ün bilim ile uygarlık arasında yakın ilişki kurduğuna ve her ikisini de dinamik yönleriyle vurgulamaya özen gösterdiğine tanıklık ediliyor. Batılılaşma teşebbüsümüzde en büyük güçlüğü doğuran bir sorun, örnek alınmış olan Batının büyük devingenliği, kendi kendini geride bırakma vasfı idi. Atatürk uygarlığın temeline bilimi koymakta ve Batı uygarlığının dinamizmini, esas itibariyle bilimden ve bilimin sınırsız gelişme yeteneğinden aldığına inanmaktadır.



  3. #3
    Moderator

    Icon5 Cevap: Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir? Atatürk'ün Bilime Olan Katkıları Nedir?

    ATATÜRKÜN BİLİMLE İLGİLİ SÖYLEDİĞİ SÖZLER

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 1
    Bilim, gerçeği bilmektir.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 2

    Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir; mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 3

    Ben askerî deha filân bilmiyorum. Herhangi bir zorluk önünde kaldığım zaman benim yaptığım iş şudur: Vaziyeti iyice tesbit etmek, sonra bu vaziyet karşısında alınacak tedbirin ne olduğuna karar vermek.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 4

    Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir. Fikri harekete getirmek birinci işimiz olmalıdır. Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin, yeter! Başlangıçta hatalı düşünse de, az zaman sonra bu hatayı düzeltebilir. Fikir bir kere faaliyete başladı mı, her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 5

    Gözlerimizi kapayıp, yalnız yaşadığımızı varsayamayız. Ülkemizi bir çember içine alıp dünya ile ilgilenmeksizin yaşayamayız. Tersine gelişmiş,uygarlaşmış bir ulus olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız: bu yaşam ancak bilim ve fenle olur. bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız. Bilim ve fen için bağ ve koşul yoktur. (1922; S.D. I )

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 6

    Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 7

    Fikirler anlamsız, mantıksız, boş sözlerle dolu olursa, o fikirler hastalıklıdır Aynı şekilde sosyal hayat akıl ve mantıktan uzak, faydasız, zararlı ve birtakım inançlar ve geleneklerle dolu olursa felce uğrar. (1922)

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 8

    Bizim akıl, mantık, zeka ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Bütün hayatımızı dolduran olaylar bu gerçeğin delilidirler. (1925)

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 9

    İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 10

    Dünyayı istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri belirleyen ve yayan kimselerdir. Fikrin özelliği de hiçbir itirazın bozamayacağı bir kesinlikle kendi kendisini kabul ettirmektir. Bu da fikrin yavaş yavaş duygular haline gelerek inanca dönüşmesiyle mümkündür ve böyle olduktan sonradır ki, onu sarsmak için bütün başka mantıkların, başka düşüncelerin hükmü olamaz. (1914)

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 11

    Evet; ulusumuzun siyasal, toplumsal yaşamında ulusumuzun düşünce bakımından eğitiminde de kılavuzumuz bilim ve fen olacaktır. (1922; S.D. II )

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 12

    İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma icat yeteneğidir. 1930

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 13

    Ülkemizin en bayındır, en latif , en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı yenen zaferin sırrı nerededir bilir misiniz ? Orduların yönetiminde , bilim ve fen ilkelerini kılavuz edinmektir. Ulusumuzu yetiştirmek için temel olan okullarımızın, yüksek okullarımızın kurulmasında aynı yolu izleyeceğiz.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 14

    Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 15

    Ülkemiz içinde uygar düşüncelerin , çağdaş ilerlemelerin bir an yitirmeksizin yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun için bütün bilim ve fen adamlarının bu konuda çalışmayı bir namus borcu bilmesi gerekir.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 16

    Öğretmenlerimiz , ozanlarımız , edebiyatçılarımız ulusa bu felaket günlerini ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazıp söyleyecekler, bu kara günlerin dönmemesi için dünya yüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye�nin varlığını tanımak istemeyenlere , onu tanımak zorunda olduğumuzu anımsatacaktır. (1922 / M.E.D.B. )

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 17

    Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. Bir insan başının ifade etmeyeceği hiçbir şeyi düşünemiyorum.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 18

    Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 19

    Dünyada her şey için ,yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. Bilim ve fennin dışında yol gösterici aramak aymazlık , bilgisizlik ,doğru yoldan çıkmışlıktır . Yalnız bilimin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki evrelerinin gelişimini anlamak ve ilerlemelerini izlemek koşuldur. Bin, iki bin , binlerce yıl önceki bilim ve fen dilinin çizdiği genel kuralları , şu kadar bin yıl önce bugün aynı biçimde uygulamaya kalkışmak , elbette bilim ve fennin içinde bulunmak değildir. (1924 ; S.D. II )

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 20

    İnsan vücudu bir kürsüdür; zeka cevherinin korunduğu yer olan başı, üzerinde taşımak için kurulmuş bir kürsü! Çünkü esas zekadır.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 21

    Ben, manevî miras olarak hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 22

    Fikirler, zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez!

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 23

    Allah dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasın diye yaratmıştır ve azamî derecede faydalanabilmek için de, bütün yaratıklardan esirgediği zekâyı, akıllı insanlara vermiştir. (1923)

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 24

    Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.

    Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 25

    Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş, olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa'ya, Amerika'ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye ok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk

  4. #4
    Unregistered
    Guest

    Icon7 atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili sözler

    atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili sözler

    atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili sözler
    atatürkün bilime verdiği önem vikipedi
    atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili şiir
    atatürkün bilime verdiği önem nedir
    atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili özdeyişler
    atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili anıları
    atatürkün bilime verdiği önem özet
    atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili resimler

    bunlardan herhangi birisini bulup paylaşabilirmisiniz

  5. #5
    LaDy

    Standart Cevap: Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir? Atatürk'ün Bilime Olan Katkıları Nedir?

    Atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili özlü sözler,Atatürkün bilime verdiği önem ile ilgili kısa sözler,Atatürkün bilime verdiği önemle ilgili sözler

    Atatürkün bilime verdiği önemle ilgili özdeyişler

    *Bilim, gerçeği bilmektir.

    *Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir; mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

    *Ben askerî deha filân bilmiyorum. Herhangi bir zorluk önünde kaldığım zaman benim yaptığım iş şudur: Vaziyeti iyice tesbit etmek, sonra bu vaziyet karşısında alınacak tedbirin ne olduğuna karar vermek.

    *Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir. Fikri harekete getirmek birinci işimiz olmalıdır. Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin, yeter! Başlangıçta hatalı düşünse de, az zaman sonra bu hatayı düzeltebilir. Fikir bir kere faaliyete başladı mı, her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir.

    *Gözlerimizi kapayıp, yalnız yaşadığımızı varsayamayız. Ülkemizi bir çember içine alıp dünya ile ilgilenmeksizin yaşayamayız. Tersine gelişmiş,uygarlaşmış bir ulus olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız: bu yaşam ancak bilim ve fenle olur. bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız. Bilim ve fen için bağ ve koşul yoktur. (1922; S.D. I )

    *Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir.

    *Fikirler anlamsız, mantıksız, boş sözlerle dolu olursa, o fikirler hastalıklıdır Aynı şekilde sosyal hayat akıl ve mantıktan uzak, faydasız, zararlı ve birtakım inançlar ve geleneklerle dolu olursa felce uğrar. (1922)

    *Bizim akıl, mantık, zeka ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Bütün hayatımızı dolduran olaylar bu gerçeğin delilidirler. (1925)

    *İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.

    *Dünyayı istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri belirleyen ve yayan kimselerdir. Fikrin özelliği de hiçbir itirazın bozamayacağı bir kesinlikle kendi kendisini kabul ettirmektir. Bu da fikrin yavaş yavaş duygular haline gelerek inanca dönüşmesiyle mümkündür ve böyle olduktan sonradır ki, onu sarsmak için bütün başka mantıkların, başka düşüncelerin hükmü olamaz. (1914)

    *Evet; ulusumuzun siyasal, toplumsal yaşamında ulusumuzun düşünce bakımından eğitiminde de kılavuzumuz bilim ve fen olacaktır. (1922; S.D. II )

    *İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma icat yeteneğidir. 1930

    *Ülkemizin en bayındır, en latif , en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı yenen zaferin sırrı nerededir bilir misiniz ? Orduların yönetiminde , bilim ve fen ilkelerini kılavuz edinmektir. Ulusumuzu yetiştirmek için temel olan okullarımızın, yüksek okullarımızın kurulmasında aynı yolu izleyeceğiz.

    *Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.

    *Ülkemiz içinde uygar düşüncelerin , çağdaş ilerlemelerin bir an yitirmeksizin yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun için bütün bilim ve fen adamlarının bu konuda çalışmayı bir namus borcu bilmesi gerekir.

    *Öğretmenlerimiz , ozanlarımız , edebiyatçılarımız ulusa bu felaket günlerini ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazıp söyleyecekler, bu kara günlerin dönmemesi için dünya yüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye’nin varlığını tanımak istemeyenlere , onu tanımak zorunda olduğumuzu anımsatacaktır. (1922 / M.E.D.B. )

    *Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. Bir insan başının ifade etmeyeceği hiçbir şeyi düşünemiyorum.


    *Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

    *Dünyada her şey için ,yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. Bilim ve fennin dışında yol gösterici aramak aymazlık , bilgisizlik ,doğru yoldan çıkmışlıktır . Yalnız bilimin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki evrelerinin gelişimini anlamak ve ilerlemelerini izlemek koşuldur. Bin, iki bin , binlerce yıl önceki bilim ve fen dilinin çizdiği genel kuralları , şu kadar bin yıl önce bugün aynı biçimde uygulamaya kalkışmak , elbette bilim ve fennin içinde bulunmak değildir. (1924 ; S.D. II )

    *İnsan vücudu bir kürsüdür; zeka cevherinin korunduğu yer olan başı, üzerinde taşımak için kurulmuş bir kürsü! Çünkü esas zekadır.

    *Ben, manevî miras olarak hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.

    *Fikirler, zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez!

    *Allah dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasın diye yaratmıştır ve azamî derecede faydalanabilmek için de, bütün yaratıklardan esirgediği zekâyı, akıllı insanlara vermiştir. (1923)


    *Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.

    *Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş, olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa'ya, Amerika'ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye ok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur.
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk





+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 SonSon
  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir? Atatürk'ün Bilime Olan Katkıları Nedir?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Aynştaynın Bilime Katkıları
    By gorko2626 in forum Soru Cevap
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.01.13, 19:43
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.01.12, 10:14
  3. Türk Bilim Adamlarının Bilime Katkıları
    By LaDyRoSe in forum Bilim Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.11.11, 20:21
  4. Atatürk'ün Bilime Katkıları Nelerdir?
    By ArchAngeL in forum Mustafa Kemal Atatürk
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.08.11, 19:33
  5. Benjamin franklın hayatı bilime katkıları
    By Sword_of_HeLL in forum Dünyadan Biyografiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.10.09, 00:00

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.