Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: İnsanların Doğaya Etkileri Nasıldır? İnsanların Doğaya Etkileri Nelerdir?

  1. #1
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Icon5 İnsanların Doğaya Etkileri Nasıldır? İnsanların Doğaya Etkileri Nelerdir?

    Sponsorlu Bağlantı

    İnsanların Doğaya Etkileri Nasıldır? İnsanların Doğaya Etkileri Nelerdir?


    insanın çevreye verdiği zararlar ve alınması gereken önlemler
    konuyla ilgili olarak öncelikle çevre kirliliğinin nedenlerini bilmek gerekir..
    ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ
    Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliği oluşmasına neden olmaktadır. Hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine bağlı olarak endüstrileşmenin de artması gerekmektedir. Bu artış beraberinde var olan doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır.

    Çevre Kirliliğinin nedenleri aşağıda kısaca sıralanmıştır.
    *
    Hızlı nüfus artışı,
    *
    Plansız kentleşme,
    *
    Plansız endüstrileşme
    *
    Doğal kaynakların hoyratça kullanılması.
    Son yıllarda teknoloji ve sanayinin hızla gelişmesi, çevre sorunlarının da artmasına sebep olmuştur. Artan nüfusla birlikte devreye giren altyapılar, faaliyete geçtikleri günde bile yetersiz kalmaktadır. Bu plansız endüstrileşme ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, verimi artırmak amacıyla tarımda kimyasal maddelerin bilinçsizce kullanılmasıyla birlikte, gerekli çevresel önlemler alınmadan ve arıtma tesisleri kurulmadan yoğun üretime geçen sanayi tesisleri, çevre kirliliğini tehlikeli boyutlara çıkarmıştır. Yapılan araştırmalar Dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin % 50 ’sinin, son 35 yılda meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Hızlı nüfus artışı, çevre sorunlarına önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek nüfus artış oranına sahiptir.
    Birleşmiş milletlerin yaptığı nüfus tahminlerine göre, Türkiye nüfusunun 2025 yılında 92 milyona yükselmesi beklenmektedir. Bu durum ülkemizin bugün olduğu kadar, gelecekte de çevre sorunları ile karşılaşacağının bir göstergesidir.
    Bunlarla birlikte çevre sorunlarının diğer kaynakları şunlardır:
    1- Göçler ve düzensiz şehirleşme,
    2- Kişi başına kullanılan enerji, su, kağıt, kömür vb. artışı,
    3- Ormanların tahribi, yangınlar ve erozyon,
    4- Aşırı otlatma ve doğal bitki örtüsünün tahribi,
    5- Konutlardaki ve işyerlerindeki ısınmadan kaynaklanan (özellikle kalitesiz kömür kullanımı) hava
    kirliliği,
    6- Motorlu araçlar ve deniz araçları,
    7- Maden, kireç, taş ve kum ocakları,
    8- Gübre ve zirai mücadele ilaçları,
    9- Atmosferik olaylar ve doğal afetler,
    10-Kanalizasyon sularının arıtılmaksızm alıcı ortamlara verilmesi ve sulamada kullanılması,
    11-Katı atıklar ve çöp,
    12-Sulak alanların ve göllerin kurutulması,
    13-Arazilerin yanlış kullanımı,
    14-Kaçak avlanma,
    15-Televizyon, bilgisayar ve röntgen; tomografi vb; tıbbi cihazların yaygınlaşması ile meydana
    gelen radyasyon,
    16-Endüstriyel ve kentsel kaynaklı gürültü

    etiketler :çevre kirliliğinin sebebleri,çevre kirliliği sebebleri,çevre kirliliğinin nedenleri nelerdir,çevre kirliliği nedir,çevre kirliliği nedenleri

    hava, su,toprak kirliliğiniönlemek için neler yapmaliyiz
    çevre koruma,çevre kirliliğinde alınacak önlemler
    ÖNEMLİ HAFTALAR
    Haziran ayının ikinci haftası : Çevre Koruma Haftası
    ÖNEMLİ GÜNLER
    5 Haziran : Dünya Çevre Günü
    Çevre Koruma Haftası
    Her canlının toprağa, suya ve havaya ihtiyacı vardır. Bunlar olmadan yaşam olmaz. Bunların hepsinin genel adı doğadır. Doğa insanlara bir çok nimetler sunar. Bu nimetlerin hepsi insan içindir. Doğa zenginliklerimiz her geçen gün azalmaktadır. Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Günümüzde küresel ısınma ile iklim farklılıkları meydana gelmeye başlamıştır.
    Bu kirlenmeler sonucunda canlı türleri tükeniyor, ormanlar azalıyor, denizler ve akarsular kirleniyor. Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Cam şişenin doğada 4000 yıl,Plastiğin 1000 yıl,kola kutusunun 20-100 yıl, Sigara filtresinin 5 yıl kaldığı çevreciler tarafından tespit edilmiştir. İnsanlar bu durumda tedirgin olmaya başladılar. Doğanın korunması zorunludur. İşte bu sebeplerle Çevre Koruma Haftası ile çevre bilinci aşılanıyor ve çevreyi koruma adına bir şeyler yapanın zamanı geldiği anlaşılıyor.
    1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.
    Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmalıyız. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız. Sadece bu hafta boyunca değil, her gün çevremizi temiz tutmalıyız.
    Çevreyi Koruma İçin Üzerimize Düşen Görevler
    Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin.
    Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın.
    Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın.
    Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kullanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin.
    Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın.
    Büyük boy ürünleri kullanın. Hacmi fazla ürünler hem daha fazla kulanım hem de daha az ambalaj tüketimi demektir.
    Şişe ve kavanoz gibi cam saklama ürünlerini tekrar kullanın.
    Atmak istediğiniz cam malzemeleri organik çöplerle birlikte atmayın. Biriktirip en yakınınızdaki cam kumbaralarına atın.
    Cam şişe ve kavanozları atarken renklileri ve renksizleri ayırın. Metal kapakları çıkartın.
    Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın.
    Çocuklara oyuncak alırken dayanıklı olmasına dikkat edin. Oyuncaklar bozulduklarında çöpe giderler ve geri dönüşümleri çok zordur.
    Hediye olarak sevdiklerinize bir çevre örgütünün üyeliğini verin.
    DOĞAL ÇEVRENİN KORUNMASİ İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER
    Doğal çevrenin korunması : Bu konuda alınabilecek belli başlı önlemler şunlardır:
    Akar ve durgun sular, insan ve hayvan artıkları ile kirletilmemeli,
    Biriken çöpler hemen kaldırılmalı,
    Zararlı hayvanların, böceklerin özellikle, karasinek ve sivrisinekle*rin üreyip çoğalmaları engellenmeli,
    Kanalizasyon borularındaki patlamalar hemen ilgililere bildirilme*li.
    Yakıtların tam yakılması sağlanmalıdır. Böylece hem enerji kaybı, hem de hava kirliliği önlenmiş olur.
    Doğal çevrenin kirletilmesi yasalarımıza göre suçtur. Bu suçu işleyenlere para ve hapis cezaları verilir.
    Doğal çevre bizim çevremizdir. Biz doğayı korudukça doğa da bizleri korur. Havaya, suya, toprağa karışan kimyasal artıklar doğayı etkiliyor. Bu artıkların çoğalması insan sağlığını bozuyor. Kısaca çevre sorunları, sağlımızla yakından ilgili bir konudur.
    Bulunduğumuz yeri kirletmeyelim. Doğal çevrenin güzelliklerini korumak hepimizin görevidir. Bu konuda girişilen çalışma ve çabalara katılalım. Soluduğumuz havanın, içtiğimiz ve kullandığımız suların, bulunduğu*muz yerin temiz olmasını istiyorsak çevre kirlenmesine engel olalım. Sağlımıza uygun bir çevrede yaşamak için doğal çevremizi koruyalım.
    Dünya Çevre Günü
    İnsanların sürekli yaşadıkları yere çevre denir. Dağlar, ovalar, çayırlar, ormanlar, göller, denizler, ırmaklar, doğal çevreyi oluşturur.
    Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı. Her yıl Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerde 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak değerlendirilir.
    Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında Türkiye Çevre Sorunları Vakfı, daha sonra Çevre Müsteşarlığı kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı 5-11 Haziran tarihleri arasını Çevre Koruma Haftası olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gereği öğretilir. Hafta boyunca radyo ve televizyonda halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır. Gazete ve dergilerde doğal çevrenin korunmasına ilişkin yazılara yer verilir.
    Doğal çevrenin kirlenmesi bütün ülkelerin ortak sorunudur. Çevre kirlenmesi hepimizin günlük yaşayışını etkileyen bir olaydır. Uygarlığın gelişmesi, endüstrileşme sonucu fabrikalarda insan gücüne gereksinme arttı. Kırlarda, köylerde, doğal çevrede yaşayan insanlar kentlere göçtü. Kent nüfusu önemli ölçüde çoğaldı. Kentlerde nüfusun artışı ve endüstrileşme ile birlikte çevre sorunları ortaya çıktı. Bu sorunun en önemlisi çevre kirlenmesidir.
    Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir.
    Su kirlenmesi ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur. Kirli sularda avlanan balık ve öteki deniz ürünlerini yemeyelim. Böyle sularda yüzmeyelim.
    Hava kirliliği daha çok yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu ortaya çıkar. Kirli hava solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olur.
    Toprak kirlenmesi; çeşitli ilaç ve gübrelerle toprağın tarıma elveriş*siz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübre çeşidini ziraat mühendislerine, teknisyenlerine sormalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalı. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır.
    Bugün pek çok ilimiz çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Örneğin Ankara’da hava, İstanbul’da su. Mersin ve Adana’da toprak kirlenmesi birer çevre sorunudur.
    KONUŞMA
    Sevgili Arkadaşlar!
    1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Haziran ayının ikinci haftası ile başlayan haftayı, okullarımızda Çevre Koruma Haftası olarak kutlamaktayız.
    Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Ölümlere neden olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda olmaktadır. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında gelir.
    Sanayi atıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler, çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etkenlerdendir.
    Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Doğanın korunmasını ve tahribatının engellenmesi zorunludur. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek, yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir. Bilinçsizce sağa sola attığımız plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğini söylersek, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını biraz olsun anlayabiliriz. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız.
    Hepinize güzel ve temiz bir çevrede, mutlu ve sağlıklı bir ömür dilerim…
    …………
    çevre kirliliğinde bize düşen görevler,çevre kirliliğinde alınması gereken önlemler,çevre kirliliğinin önlenmesi,çevre kirliliği nasıl önlenir,çevre kirliliğini önlemek için neler yapmalıyız,çevre kirliliğini önlemek,çevre kirliliğini nasıl önleriz,çevre kirliliğini nasıl önleyebiliriz,çevre kirliliğini önlemek için ne yapmalıyız,insanın çevreye verdiği zararlar ve alınması gereken önlemler,temiz bir çevre için bize düşen görevler ,çevre kirliliğini önlemek için neler yapmalıyız ,çevrenin kirlenmesini önlemek amacıyla bize düşen görevler,çevre ile ilgili güzel sözler ,çevre kirliliğini nasıl önlenir ,çevre kirliliği ile ilgili şiir ,çevre kirliliğini nasıl önleyebiliriz ,çevre kirliliğini önlemede bize düşen görevler ,çevre kirliliğini önlemek için ne yapmalıyız ,temiz bir çevre için bize düşenler ,
    çevre kirliliği için alinabilecek önlemler,çevre kirliliği için neler yapmalıyız ,çevre kirliliği nasıl önlenir ,çevre kirliliğini önlemek için bize düşen görevler ,çevrenin kirlenmesini önlemek ,çevrenin kirlenmesini önlemek amacıyla bize düşen görevler nelerdir,çevreyi korumak için bize düşen görevler ,doğal çevreyi korumak için bize düşen görevler ,insanların çevreye verdiği zararlardan bize düşen görevler,insanların çevreye verdiği zararı nasıl önleriz ,insanın çevreye verdiği zararlar ve alınması gereken önlemler,küresel çevre sorunlari önlenmesi için neler yapmaliyiz,sağlıklı temiz çevre için üzerimize düşen görevler ,sağlıklı çevrede yaşamak için neler yapmalıyız? ,temiz bir çevre bırakmak için ne yapmalıyız ,temiz bir çevre için bize düşen görev ,temiz çevre görevlerimiz ,temiz çevre için bize düşen görevler ,çevre bilincinin gelişmesi için neler yapmalıyız ,çevrenin kirlenmemesi için bize düşen görevler ,çevredeki sorunlar için alınan önlemler nelerdir ,çevrenin kirlenmesini önlemek amacıyla çocuklara düşen görevler,çevreye kirliliği için insanlara düsen gorevler nedir ,çevreyi korumak için ne yapmalıyız ,ülkemizde çevre kirliliği nasıl önleriz ,ülkemizde çevreyi korumak için neler yapmalıyız ,



  2. #2
    Moderator

    Standart Cevap: İnsanların Doğaya Etkileri Nasıldır? İnsanların Doğaya Etkileri Nelerdir?

    İNSAN VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozgun çıktı. Yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırmaktadır ki vazgeçsinler.
    30 Rum Suresi 41

    İnsanoğlu yüzyıllardır çevresine ve doğaya verdiği zararların bedelini ödemektedir. Kişisel hırslarla, daha çok kazanmak arzusuyla, tembellikle, sorumsuzlukla doğaya zarar verenler kendilerinin doğanın bir parçası olduklarını ve verdikleri zararın kendilerine döneceği gerçeğini gözardı etmişlerdir. Yüzlerce yıldır çevreye verdiği zarardan çok çeken insanoğlunda bir çevre bilincinin oluşması (en azından önemli bir kısmında) çok yeni sayılır. 1970'li yıllardan sonra Dünya'da çevremizle ilgili hissedilir derecede bir duyarlılık oluşmuş ve bu olgu çevrebilim(ekoloji) adıyla bilimsel platformda yoğun bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır.
    Çevre bilincinin var olabileceğini kimsenin iddia edemeyeceği bir yüzyılda ve bir mekanda, Kuran'ın; insanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozgun çıkacağını, bunun sonuçlarının yine insanoğluna zarar vereceğini söylemesi ve bu konunun önemine dikkatleri yöneltmesi harika bir derstir.(çeviride deniz diye çevirdiğimiz kelimenin Arapçası "bahr"dır. Bu kelime temelde denizleri ifade ettiği gibi göl, ırmak gibi tüm büyük su topluluklarını da ifade etmektedir.) Günümüzde doğa üzerinde hoyratça tasarruflar yapamayacağımızı, eğer buna kalkışırsak bedelini ödeyeceğimizi iyice öğrenmiş bulunuyoruz. Ayrıca her bir insanın çevresine verdiği zararların, sebep olduğu kirliliklerin tüm yeryüzüne karasıyla, deniziyle bütün olarak zarar verdiğini de öğrendik. Bu yüzden hiç kimse bu konuda "Ben istediğimi yaparım. Her koyun kendi bacağından asılır." diyemez. Doğa hepimize Allah'ın bir armağanı olduğuna göre, ona zarar verenleri durdurmak hepimizin, tüm insanlığın ortak görevidir.
    ÇEVREYE VERİLEN ZARARLAR
    Çevre kirliliğinin doruğa ulaşmasında 19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi'nin büyük etkisi olduğu doğrudur. Fakat çevre kirliliğinin bu tarihte başladığını zannetmek büyük bir hatadır. çevre kirliliği çok eski çağlardan beri vardır. Fakat çevre biliminin ve ciddi bir ekolojik bilincin oluşması yenidir. örneğin ormanların bilerek yakılması insanoğlunun çevreye çağlar boyunca verdiği zararın bir örneğidir. Orman yangını, çağlar öncesinde insanların sık sık yakalandığı sinüzit ve antrakoz (akciğerlerde siyahlaşma) gibi hastalıkların başlıca nedenidir. Fakat bunu yapan insanların, bu hastalıkların sebebinin, doğaya kendi elleriyle verdikleri zararlar olduğunu anladıklarını hiç sanmıyoruz.
    Ortaçağ'da da çevre kirliliğinin önemli bir sorun olduğu anlaşılmaktadır. İngiltere'de evlerinin önüne insanların dışkılarını atmaları o kadar büyük bir sorun olmuştur ki 1345 yılında bunu yapanlar 2 şilin para cezasına çarptırılmaya başlanmıştır. 12. yüzyılda ise Fransa'da Philippe Auguste sokaklardaki iğrenç atıkların kaldırılmasını ilk emreden kral oldu. Bunun üzerine dışkılarını akarsulara atan halk kendi ana içme suyu kaynaklarını kirletti. çevre kirliliği hakkında ilk bilinen yasa 1388'de İngiltere Parlementosu'nda kabul edildi. Bu yasaya göre akarsulara ve sokaklara dışkı atılmayacaktı. Yasayı uygulamayan yönetici, o çevrede yaşayanlarca kralın mühürdarına şikayet edilecekti. İnsanların kendi elleriyle doğayı kirletmelerinin sonucunda, kendilerinin gördükleri zararın dayanılmaz boyuta ulaşmasıyla, ancak devlet yasasıyla kendilerini koruyacakları kanaatine vararak oluşturdukları ilk yasa, bahsettiğimiz yasadır.
    19. yüzyıl sanayileşmesinde ise ortaya çıkan tablo korkunçtur. Tüm sanayi bölgelerinde metalurji ve demir çelik kuruluşları karaları, suları, havayı kirlettiler. Charles Dickens'in romanları, komünizmin teorisyeni Friedrich Engels'in yazıları, Londra'nın kirlenmişliğinin kitaplardaki en bilinen delilleridir. 1930'da hava kirliliğinden Belçika'nın Mosa Vadisi'nde 63 kişi öldü. 1952 yılında ise Londra'da yaşanan felaket çok daha büyüktü. 4000'i aşkın kişi nefes alma zorluğundan, insanların doğayı tahribinin bir sonucu olarak öldü.
    Günümüzde de durum pek parlak değildir. Belki böyle toplu ölümlere rastlanmıyor ama Dünya Sağlık örgütü'nün açıklamalarına göre bir milyarı aşkın insan hava kirliliğinin doğrudan tehdidi altındadır. Yıllarca toplanan çöplerin denizlere dökülmesi sonucunda bu pislikten geçmişte ne kadar insanın zarar gördüğünü tespit etmek ise mümkün değildir. üstelik günümüzde de denizlere çöp dökülmesi şeklindeki uygulama tamamen terkedilmiş değildir. Gerek deniz altı canlılarını öldüren, gerekse bunların vücutlarında zararlı maddeler birikmesine yol açan deniz kirliliği, sonuçta yine insanoğluna zarar vermektedir. Günümüzde, sayamadığımız tüm bu kirliliklerin kanser gibi birçok hastalıkta önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir.

    Görüldüğü gibi insanlık tarihinde insanoğlunun en büyük düşmanlarından biri çevre kirliliğidir. Kuran'ın, çevre bilincinin oluşmadığı bir dönemde bu konuya dikkat çekmesi çok önemlidir. Kuran, insanların elleriyle yazılan kitaplar gibi, kendi toplum bilincinin, sosyolojik yapısının ve aktüel sorunlarının etkisiyle yazılmamıştır. O bütün zamanların ve bütün insanların Efendisi olan Allah'tandır. Bu yüzden Kuran kendi döneminde var olmayan bilgileri, bilinç düzeylerini, geçmişin olduğu kadar, geleceğin de sorunlarını aktarır.

    Aynen ayetteki ifadeye uygun olarak insanlar kendi elleriyle yapmakta, kendi elleriyle yaptıkları yüzünden kendileri çekmektedirler. Ayet, insanların başına gelenlerin, önceki davranışlarını düzeltmeleri için bir uyarı olduğunu da aktarmaktadır. Kendi ellerimizle yaptıklarımızı –tüm insanlık olarak ne kadar düzeltirsek başımıza gelmesi olası felaketlerden o derece sakınmış olacağız. Bu yüzden ekolojik dengenin sağlanmasına çabalayan tüm kişi ve kuruluşlara bir şekilde destek vermemizin çok isabetli olacağı kanaatindeyiz.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    İnsanların Doğaya Etkileri Nasıldır? İnsanların Doğaya Etkileri Nelerdir?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. İnsanların doğaya etkileri Nelerdir?
    By kittiydilan10 in forum Soru Cevap
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.05.12, 17:22
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.03.12, 15:34
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.03.12, 15:29
  4. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.01.12, 21:40
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.02.11, 18:51

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.