Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Doğal Afetler Nerelerde Görülür? Doğal Afetlerin En Sık Görüldüğü Yerler Nerelerdir?

  1. #1
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Icon5 Doğal Afetler Nerelerde Görülür? Doğal Afetlerin En Sık Görüldüğü Yerler Nerelerdir?

    Sponsorlu Bağlantı

    Doğal Afetler Nerelerde Görülür? Doğal Afetlerin En Sık Görüldüğü Yerler Nerelerdir?


    doğal afet, en geniş anlamı ile insanlara zarar veren olaylara denir. Başka bir ifade ile can ve mal kaybına yol açan doğal olaylardır. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir. Bazı afetlerin yeryüzünün nerelerinde daha çok olduğu bilinmektedir. Örneğin deprem, heyelan, çığ, sel, don ve kaya düşmesi gibi afetlerin nerelerde daha çok görülebileceği bilinmektedir Depremler tamamen doğal kökenlidir. Onun için insanların hiçbir şekilde müdahalesi söz konusu değildir. Ama söz gelişi heyelan, sel ve çığ olaylarının meydana gelmesinde doğrudan veya dolaylı olarak insanların etkisi bulunabilmektedir
    Bazı afetler, başka bir afetin doğmasına yol açar. Örneğin sel ve su baskınından sonra salgın hastalıklar ortaya çıkabilmektedir
    Hem meydana gelişi ve hem de doğurmuş olduğu zararın uzun süreli olması, bazı olayları afet dışında bırakmaktadır. Bunların başında da toprak erozyonu gelmektedir. Esasında toprak erozyonu, ülkeler ve insanlar için çok önemli zararlar doğuran hatta sonunda insanları göçe ve açlığa mahkum eden bir olaydır. Bu özelliği ile bir afet olma özelliği taşır, ancak ani olarak değil de çok uzun zaman içerisinde gelişerek aşama aşama gelişmesi ve ayrıca insanlar tarafından önlenebilir olması, bu önemli olayın doğal afetler dışında tutulmasına yol açmaktadır.
    Bazı afetlerin sonuçları depremde olduğu gibi doğrudan ve hemen ortaya çıkar. Ama kuraklıkta olduğu gibi bazılarının sonuçları ise uzun bir zaman sonra ve dolaylı olarak görülür.

    Türleri


    Jeolojik kökenliler


    Bir yanardağ patlaması


    Bunlar doğrudan doğruya kaynağını yer kabuğu ya da yerin derinliklerinden alan doğal afetlerdir.

    • Deprem
    • Heyelan
    • Yanardağ patlamaları


    Meteorolojik kökenliler

    Atmosferdeki doğa olayları sonucunda meydana gelirler.

    • Sel
    • Aşırı soğuklar
    • Çığ
    • Fırtına
    • Kuraklık
    • Orman yangını
    • İklim değişiklikleri
    • yangın

    Meteorolojik afetlerin oluşumunu hazırlayan temel etkenler atmosfer kökenli olmasına rağmen, bazılarında afetin oluştuğu yerin özellikleri de etkili olmaktadır. Sel, çığ ve sis buna örnek olarak verilebilir



    şu halde doğal afetlerin belli bir alanda görüldüğü söylenemez




  2. #2
    Moderator

    Standart Cevap: Doğal Afetler Nerelerde Görülür? Doğal Afetlerin En Sık Görüldüğü Yerler Nerel

    DOĞAL AFETLER

    Jeolojik Afetler

    Meteorolojik Afetler



    Doğada hiçbir şey durağan değildir. Gerçekte doğa, düzenli değişimlere sahiptir.


    Bu değişimler bazen önceden tahmin edilebilir gelişmelerdir veya mevsimsel hava koşullarında olduğu gibi normal bir döngüsel olaylar dizisidir. Buna rağmen büyük çoğunluğu önceden tahmin edilememektedir. Önceden tahmin edilemeyen bir olay meydana geldiğinde ve bu olay olağanüstü bir özellik gösterdiğinde hem insanlar, hem de çevrenin diğer öğeleri için bir tehlike halini alır. Bu durumda, böylesi bir olay, doğal afet olarak tanımlanır.


    Doğal afet kavramının ortaya çıkışı ile ilgili bir diğer özellik ise, doğal bir çevrede varlığını sürdüren toplumların beklenmedik bir anda canlarının, mallarının ya da güvenliklerinin tehlikeye girmesi veya yok olmasıdır. Bunlar çığ, kıyı erozyonu, kuraklık, deprem, sel, sis, don, dolu, toprak kayması, yıldırım, kar, kasırga (tropikal siklon, tayfun), hortum, volkanik patlamalar, tsunami ve rüzgârdır. Bazı çevresel bozulmalar da bir afet nedeni olabilir veya bunların yayılmaları bir afetin ortaya çıkmasına sebep olabilir (sözgelimi, ormanların yok edilmesi ve çölleşme gibi ).


    En genel tanımıyla afet; insanların yaralanmalarına ya da yaşamlarını yitirmelerine neden olan ve/veya mal, tarım ve çevreye zarar veren tehlikeli durumlar veya olaylardır.


    Sıklık ve tehdit: Bazıları çok sık meydana gelirler ve bu nedenle de diğerlerine göre çok daha büyük bir tehdit oluştururlar


    Etki süresi: Bazıları uzun bir dönem sonrasında biterken, bazıları ise süre sınırlamasına sahip değildir (bir hortum sınırlı bir sürede sona ererken, bir kuraklık yıllarca sürebilir).


    Başlangıç hızı: Bazı felaketler aniden bazıları da günler ya da saatler öncesinden uyararak meydana gelirler


    Etki alanı: Bazı felaketler küçük bir alanda etkili olurken bazıları ülkenin tamamını etkileyebilirler. Bazıları ise tek bir afetin neden olduğu ve başlangıçta küçük bir alanda etkili olan fakat zincirleme reaksiyonlarla diğer birçok afete de sebep teşkil eden ve böylece çok daha büyük alanlarda etkisini gösteren felaketlerdir


    Tahrip gücü: Bu durum çoğunlukla zararın tipine göre değişir.


    Önceden tahmin edilebilirliği: Bazı afetler belirli bir düzende ve belirli bir yolu izlerler, bazıları ise aniden ortaya çıkarlar ve etkileri tahmin edilemez (sözgelimi, bir nehir taşkını, genellikle, taşkın ovası olarak bilinen bir alanla sınırlıyken, zehirli gaz sızıntıları sınır tanımazlar ).


    Kontrol edilebilirliği ve insanlara zararı: Bazı felaketlerde, bizler, tamamen çaresiz kalırız ve felaketleri kendi doğal akışlarına bırakmak zorunda oluruz. Bazılarında ise, oluşumlarını önleyemesek bile etkilerini en aza indirebilecek önlemleri almamız mümkündür (sözgelimi,


    tornadolar ve orman yangınları için önceden tedbir alınabilir ve kontrol altında tutulabilir.).


    Doğal Afetler Nelerdir?


    a) Deprem


    b) Kuraklık,


    c) Su Baskını (sel),


    d) Volkan Patlaması


    e) Kaya Düşmesi,


    f) Fırtınana, Kasırga, Tayfun, Hortumlar,


    g) heyelan,


    h) Tsunami (Dev dalgalar),


    i) Çığ.


    j) Göktaşı düşmesi


    k) Ani iklim değişimleri


    l) Doğal radyasyon




    Başa dön



    JEOLOJİK AFETLER


    Yer Kürenin Yapısı

    Levha Hareketleri
    Deprem ve Faylar




    Yer hareketlerinin meydana getirdiği Afetlere, Jeolojik afetler denir.


    Bunlar deprem, volkan patlamaları, toprak kayması, Tsunami ve benzerleri dir.


    Başa dön



    Yerküre'nin Yapısı



    Yerküre’nin içi ile ilgili bilgilerimiz en üst katmanlar dışında ikinci elden. Yerbilim (jeoloji) çalışmaları ile yapısı anlaşılmaya çalışılan Yerküre’ye ait bilgilerin çoğu, sismik dalgaların incelenmesi sayesinde elde ediliyor. Depremler sonucu oluşan doğal veya bilim adamlarının oluşturduğu yapay sismik dalgaların, farklı yapılardaki katmanlarda farklı davrandıkları biliniyor. Yerküre içinde hareket eden bu dalgaların davranışlarının incelenmesi sonucunda Yerküre’nin iç yapısı anlaşılabiliyor.




    Yerküre’nin merkezinde katı haldeki nikel ve demirden oluşan İç Çekirdek bulunuyor. Bu çekirdeği çevreleyen Dış Çekirdek ise, içindeki sülfür ve oksijen nedeniyle ergime noktası düştüğü için sıvı halde bulunan nikel ve demirden oluşuyor. 4.5 milyar yıldır soğumasına rağmen hala çok sıcak olan çekirdek, Yerküre’nin manyetik alanının oluşmasındaki etken. Daha sonra gelen ve Alt Manto ve Üst Manto diye ikiye ayrılan Manto ise, kısmen ya da tümüyle eriyik durumdaki kayaçlardan oluşan magmayı içeriyor. Demir, magnezyum, silikat ve oksijence zengin mineralleri içeren Manto’dan sonra, bu katmanların en incesi olan ve okyanuslar ile kıtaları barındıran Yerkabuğu bulunuyor. Oksijen ve silikatca zengin Yerkabuğu’nda, okyanus kabuğunu oluşturan bazalt, en çok


    bulunan kayaç. Kıtalardan oluşan kabuk kısmı ise bazalt ile daha az yoğun olan granit, kumtaşı, kireçtaşı gibi kayaçları barındırıyor..


    Yerküre’nin üst katmanları fiziksel olarak ayrı bir bölümlemeyle de incelenebilir. Litosfer (taşküre) adı verilen sert katman, Yerkabuğu ve Üst Manto’nun en üst kısmından oluşur. Astenosfer ise Litosfer’in altındaki, plastik özellikleri gösteren akışkan Üst Manto bölümüdür. Litosfer tek parça değildir, okyanus ve kıtaların sınırlarından farklı şekilde levhalara bölünmüştür.




    Manto katmanı, yeryüzündeki hareketliliğin en büyük nedenidir. Manto’nun alt bölümleri üst bölümlerine göre çok daha sıcaktır. Burada oluşan konveksiyonda, daha sıcak olan magma yükselir, soğur, katılaşır ve Üst Manto’daki daha soğuk kayaların batmasına neden olur. Batan bu kayalar, tekrar ısınır, ergir ve yükselir. Henüz tam anlamıyla modellenemeyen bu devinim, Litosfer’deki levhaların hareket etmesine neden olur.



    Levha Hareketleri

    Başa dön

    Yerküre’nin üst katmanları, bir bütün halinde olmayıp, sürekli hareket halinde olan levhalardan oluşuyor. Manto’daki ısı akımlarının neden olduğu bu hareketler sırasında levhalar birbirinden uzaklaşır, yaklaşır birbirlerine çarpar veya birbirlerine göre yanal olarak kayarlar . Bu hareketlilik sonucunda, levha sınırlarında, uzun zaman dilimleri ile baktığımızda yeni okyanuslar, yeni kıtalar, sıradağlar ve yanardağlar oluşur. Depremler ve volkanik aktivitelerin nedeni de tüm bu hareketliliktir.



    Günümüzde Litosfer’de 1 ila 15 cm/yıl arasında hızlarla hareket halinde bulunan 7 ana ve birçok küçük levha vardır. Bunların hareketleri çok karmaşıktır ve bu hareketlerin niteliğinin tam olarak saptanması, depremlerin zamanının önceden kestirilmesi için gereklidir.


    Levhaların birbirleriyle etkileşimleri bakımından levha hareketlerini 3 ana başlıkta toplayabiliriz. Uzaklaşma-ayrılma; yakınlaşma-çarpışma; yanal yer değiştirme-sıyırma. Bu hareket türleri, aynı zamanda bu sınırlarda oluşan depremlerin ve volkanik faaliyetlerin niteliklerini de belirler.


    Başa dön


    Uzaklaşan-Ayrılan Levhalar

    Birbirinden uzaklaşan levhaların aralarındaki yarıktan , Astenosfer’den gelen magma yeryüzüne yayılır. Bu eriyik yüzeye çıktıkça katılaşır ve yerkabuğuna eklenir. Astenosfer’den gelen eriyik kuvvet uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder. Bu ayrılma genelde daha ince olan okyanus tabanında görülür ve Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir. Bu ayrılma kıtada meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluşuyor demektir. Doğu Afrika’daki ayrılma henüz bir deniz oluşması için yeterli değilse de, gidiş o yöndedir. Bu tür ayrılmalar, Astenosfer’den gelen eriyiğin katılaşarak taşlaşmasına ve levhaların büyümesine neden olur.
    Uzaklaşan levhalar arasında Litosfer çok ince olduğu için, buralarda büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz. Buradaki depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır.

    Yakınlaşan-Çarpışan Levhalar

    Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç değişik şekilde olabilir:
    Okyanusal ve kıtasal levha karşılaşmalarında, daha yoğun olan okyanusal levha (yoğunluğu 2.8 - 3.0 gr/cm3) , kıtasal levhanın (yoğunluğu 2.7 gr/cm3) altına dalar. Alta dalan kısım derinlere indiğinde ergimeye başlar ve bu magmanın bir kısmı, kıta tarafında yanardağ kümelerinin oluşumuna neden olur. Güney Amerika Levhası’nın altına dalan Nazca Levhası’nın yol açtığı And Dağları buna bir örnektir.
    İki okyanusal levhanın karşılaşmasında da, yine bir levha diğerinin altına dalar. Yukarıdakine benzer şekilde yüzeye çıkan magma okyanus tabanında yanardağlar oluşturmaya başlar. Eğer bu aktivite devam ederse, yanardağ okyanus yüzeyini aşabilecek yüksekliğe erişir ve adalar oluşur. Filipinler’deki birçok volkanik ada bu şekilde oluşmuştur.
    İki kıtasal levhanın karşılaşmasında ise, genellikle levhalardan hiçbiri diğerinin altına dalmaz. Levhaların arada sıkışan bölümleri yeni dağlar oluşturur. Himalayalar’ın halen süren oluşumu buna iyi bir örnektir. Yakınlaşan ve çarpışan levhaların sınırlarında oluşan depremler çok değişik derinliklerde ve büyüklüklerde olabilir. Özellikle bir levhanın diğerinin altına daldığı bölgelerde odakları derinlerde büyük depremler oluşur.

    Yakın


    Yanal Yer Değiştirme-Sıyırma

    İki levhanın birbirini sıyırarak yer değiştirmesi sırasında Litosfer’de artma veya azalma olmaz. İki levha arasındaki sürtünme çok fazla olduğu için harekete belli bir süre direnç gösterirler. Bu bölgede artan gerilim periyodik büyük depremler ile çözülür. Kuzey Anadolu fay hattı ve Kaliforniya’daki San Andreas fay hattında bu tip levha hareketi gözlenir.
    Bu tip levha hareketlerinde oluşan depremlerin odakları çoğunlukla yüzeye yakın veya orta derinliktedir. Sürtünme ve kırılma uzunca bir hat boyunca oluşabileceği için büyük depremler meydana gelebilir.

    Sıcak Noktalar

    Depremlerin ve volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları çevresinde oluşur.


    Ancak volkanik kökenli olan Hawaii ve çevresindeki adalar örneğinde olduğu gibi levha sınırlarına çok uzak volkanik oluşumlar da vardır. Bunlar mantoda sıcaklığı çok yüksek olan ve bu nedenle sıcak nokta adı verilen küçük bölgelerden yerkabuğu dışına kadar yükselen magma etkisiyle oluşur. Levhalar hareketli ama sıcak noktalar sabit olduğu için sıra sıra yanardağlar veya yanardağ adaları ortaya çıkar.


    Levha hareketlerinin incelenmesi sayesinde bugün, büyük depremlerin % 90’nın nerelerde olacağını bilebiliyoruz. Ancak zamanlarını kestirmek için levha sınırlarındaki davranışların detaylı olarak araştırılması gerekiyor.



    Depremler ve Faylar

    Başa dön

    Hareket eden levhalar birbirleri üzerine kuvvet uygularlar. Bu kuvvet yerkabuğundaki kayaçların direnç göstermesi yüzünden belli bölgelerde enerji birikimine yol açar. Bu enerji, kayaçların kırılma sınırını aştığı anda da kırılma (faylanma) olur ve biriken enerji açığa çıkar. Levha hareketleri yüzünden birikmiş gerilme enerjisinin aniden boşalmasına deprem diyoruz. (Ayrıca aktif volkanların içindeki hareketlilik nedeniyle oluşan ve yapıları farklı olan küçük depremler de vardır.)






    Normal Fay

    Ters Fay
    Doğrultu Atımlı Faylar






    Çöküntü: İki normal faylanma arasındaki bloğun çökmesi sonucu oluşur

    Yükselti: İki normal faylanma arasında yüksekte kalan bloğa denir



    Deprem sırasında açığa çıkan enerji, ses veya su dalgalarına benzeyen ve sismik dalgalar adı verilen dalgalar ile yayılır. Bu dalgalardan Cisim Dalgaları, P dalgaları ve S dalgaları olarak ikiye ayrılır. P dalgaları, en hızlı yayılan bu yüzden deprem kayıt aletlerinde (sismograf) en önce görülen dalgalardır. P dalgalarında, titreşim hareketi yayılma doğrultusu ile aynıdır. Daha yavaş yayılan S dalgaları, kayıt aletlerinde ikincil olarak görülen ve titreşim hareketi yayılma doğrultusuna dik olan dalgalardır. S dalgaları sıvı içinde yayılamazlar. Yüzey Dalgaları ise Cisim Dalgaları’na göre daha yavaş yayılırlar ancak genlikleri daha büyüktür. Hızı daha fazla olan Love ve genliği daha büyük olan Rayleigh dalgaları olarak ikiye ayrılırlar. Yapılarda yıkıma yol açan dalgalar S dalgaları ile yüzey dalgalarıdır.






    Deprem sırasında yer yüzeyinde de çeşitli değişimler gözlenir:


    Yüzey Kırıkları: Deprem odağı eğer yüzeye yakınsa yüzeyde de kırılmalar görülür.


    Heyelanlar, Çökmeler: Sağlam olmayan zeminlerde, sismik dalgalar nedeniyle toprak hareket eder.


    Çamur Akıntıları: Yeraltı sularının harekete geçmesiyle oluşur.


    Zemin Sıvılaşması: Suya doygun zeminler sismik dalgalar nedeniyle sıvı gibi davranır.


    Tsunamiler: Okyanus kıyılarında dev deniz dalgaları oluşur.


    Başa dön






    METEOROLOJİK AFETLER


    Seller ve Nehir Taşkınları

    Kar ve Buzlanma
    Çığ Tehlikesi

    Kuraklık, Çölleşme ve Küresel Isınma

    Çevre Kirliliği ve Kıtlık Tehlikesi
    Diğerleri



    Atmosfer olayları sonucu ortaya çıkan afetlerdir.


    Başa dön


    Bunlar, atmosfer olaylarının, insan için yararlı olduğu en uygun sınırı aşmasıyla meydana gelirler. Meteorolojik olaylar, atmosfer olayları ve özelliklerinin insana yararlı olma sınırını aştığı andan itibaren afet özelliğini kazanmaktadır. Başka bir ifadeyle bunlar normale göre; aşırı, fazla şiddetli ya da eksik olduğu zaman, zararlı olmakta ve artık afet şeklinde nitelendirilmektedir.


    Yeryüzündeki doğal afetlerin çok büyük bir bölümü meteorolojik tehlikelerden kaynaklanır. Atmosferdeki hava hareketleriyle, okyanus yüzeyi ve yeryüzü şartlarına bağlı olarak gelişir, yer yer büyük zararlar doğururlar. Ülkeler ve mevsimlere göre değişen etkileri vardır. Bazıları başlı başına doğal afettir. Bireysel veya toplum düzeyde zaman zaman hayati derecede etkili sonuçlar doğuruyor.


    Meteorolojik ve Hidrolojik Karakterli Doğal Afetler


    1) Seller- Nehir Taşkınları-Su Baskını


    2) Kar, Buzlanma ve Tipi


    3) Çığ


    4) Don-aşırı soğuk


    5) Fırtına Şiddetli rüzgârlar, Hortumlar, Tayfunlar,


    6) Dev dalgalar, Tsunami


    7) İklim değişikliği, Kuraklık , küresel ısınma


    8) Yıldırım


    9) Sıcak hava dalgaları,


    10) Sağanak yağış, Dolu


    11) Sis


    12) Orman yangını




    1) SELLER ve NEHİR TAŞKINLARI


    Başa dön


    Sel hasarı


    Aşırı yağışlar veya diğer nedenlerle bir yerin geçici olarak sular altında kalması sonucu meydana gelen hasar ve kayıplardır. Yerleşim bölgelerinde, ekili alanlarda, ulaşım güzergâhlarında etkili olur.


    Ani sel


    Kısa süreli ve şiddetli yağışlar neticesinde nehirlerde, su kanallarında yağmur sularının hızla yükselerek, cadde ve sokaklarda akmasıyla oluşan hasarlar su altında bırakarak ve ulaşımı aksatarak etkili olur.


    Nehir taşkınları


    Meteorolojik nedenlerle kendiliğinden gelişen hallerde veya baraj kapaklarının açılmasıyla nehrin normal yatağının dışına taşarak çevreye zarar vermesi durumu su altında bırakarak, evleri ve altyapıyı yıkarak etkili olur.


    Nasıl etkiliyor


    Bir karış sel suyu bile insanı düşürebilir,


    Diz seviyesindeki sel suyu otomobili sürükler,


    Güçlü seller, ağaçları ve kayaları yuvarlar,


    Enerji ve iletişim hatlarını tahrip eder,


    Sellerin getirdiği çamur ve mil tabakası çevreyi kaplar,


    Toprak kaymalarına neden olur,


    Toprak kaymalarıyla akarsu yatağı genişler,


    Nehir yataklarında bulunan yerleşim alanlarını ve endüstriyel tesisleri yıkar,


    Altyapıyı kullanılmaz hale getirir,


    Hayvan barınaklarında kayıplara neden olur,


    Sulara kapılan canlılar boğulup ölebilir veya kaybolabilir,


    Neler yapılmalı


    Nehir ve dere yatakları mutlaka ıslah edilmelidir,


    Sel tehlikesine maruz alanlar yerleşime ve endüstriye kapatılmalıdır,


    Var olan yerleşimler daha güvenli bölgeleri nakledilmelidir,


    Meteorolojik gözlem ve tahminler dikkatle takip edilmelidir,


    Sürekli tehdit altında olan yerlerde erken uyarı sistemi oluşturulmalıdır,


    Erken uyarı mesajıyla tehlikeli bölge tahliye edilmelidir.




    2) KAR VE BUZLANMA


    Başa dön




    Sıfır derecenin altındaki hava sıcaklığında, buz kristalleri halinde yere ulaşan yağışın donarak buzlanması ve yaşamı olumsuz etkilemesi.


    Tipi


    Kar yağışı ve şiddetli rüzgâr nedeniyle görüş mesafesinin ortadan kalkmasının, yarattığı hayati tehlike.


    Nasıl etkiliyor


    Hava, deniz ve kara ulaşımı yavaşlar veya tamamen durur,


    Enerji hatları ve dağıtım noktaları sorunlar çıkar,


    Kazalar nedeniyle önemli ekonomik kayıplar oluşur,


    Donma sebebiyle can kaybına neden olur.


    Neler yapılmalı


    Meteorolojik tahminler ve uyarılar doğrultusunda davranılmalıdır,


    Zorunlu olmadıkça seyahat edilmemelidir,


    Ulaşıma çıkan araçlar gerekli tedbirleri almalıdır,


    Sağılıkla ilgili tedbirleri almadan evden dışarı çıkılmamalıdır.




    Don:


    Hava sıcaklığının kritik değerin altına düşmesi bitkilerin gelişimini engellediği için özellikle meyve ve sebze yetiştiriciliğinde bir çok zararlara neden olur. Ülkemizde don olayı, daha çok Akdeniz ve Ege Bölgesinde Mart, İç Anadolu ve Trakya’da Nisan, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Haziran ayına kadar görülebilmektedir.


    Don gerekli önlemler alınmadığında üretimin düşmesine neden olarak ülkemizin ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir. Don tahmini ve uyarıları özellikle hem tarım hem de ulaşım sektörleri için önemlidir.


    Dolu:


    Kümülonimbus gibi konvektif bulutlardan yere düşen, farklı şekil ve büyüklüğe sahip, topa benzer veya düzensiz parçalar halindeki sert buz şeklindeki yağış türü. Büyüklükleri ve hızlı düşüşleri nedeniyle insan, hayvan ve bitkiler için tehlike yaratabilirler. Aynı tehlike uçaklar içinde söz konusudur. Dolu kış yağışı değil yaz yağışıdır.


    Kar erimesinin etkileri


    Hidrolojik-Atmosferik modeller ve yeni izleme ve veri işleme teknolojilerin kullanımı ile kar suyundan sağlanacak faydalar ve taşkın zararlarının azaltılması önemli bir konudur. İlkbahar mevsimlerinde, dağlık bölgelerde kar erimesinden kaynaklanan su potansiyelinin belirlenmesi ve taşkınların doğuracağı zararların önlenmesi yurdumuz açısından önemlidir. Karla kaplı alanlar, uydu teknolojileri ile tespit edilebilir ve yüksek kotlara yerleştirilecek otomatik kar-meteorolojik rasat parkları ile su potansiyeli saptanarak ani erimelerden ve sağanak yağışlardan oluşacak sel felaketleri azaltılabilir.


    3) ÇIĞ TEHLİKESİ


    Başa dön


    Dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında, tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve dış etkilerle aşağı doğru hızla kayması çığ olarak adlandırılır.


    Kendiliğinden gelişen,


    Yer hareketleri (deprem, volkan patlaması vb.) ile tetiklenen,


    Kayakçılar tarafından oluşturulan,


    Ses sonucu meydana gelen, çığ olabilir.


    Nasıl etkiliyor


    Çığ, Ülkemizde genellikle kış aylarında oluşur,


    Hızla harekete geçerek yerleşim yerlerini, tesisleri ve yolları tamamen kapatabilir,


    Çığ altında kalanların yaşama şansı çok az olur,


    Neler yapılmalı


    Meteorolojik gözlemlere bağlı olarak çığ uyarılar takip edilmelidir,


    Çığ tehlikesi ve risk haritaları hazırlanmalıdır,


    Çığ tehlikesi olan yerlerde çığ kalkanları ve tüneller yapılmalıdır,


    Tetikleyici olabilecek gürültülere sebep olunmamalıdır.




    4) KURAKLIK, ÇÖLLEŞME ve KÜRESEL ISINMA


    Başa dön


    Kuraklık


    İklimin nem yönünden olumsuz değişmesi sonucu (bir bölgede nem miktarındaki geçici dengesizliğin o bölgedeki su kıtlığına neden olması) su kaynaklarını, tarımı ve tüm canlıları olumsuz etkilemesidir. Kuraklık, yavaş gelişen ancak çok derin zararlara neden olan doğal afettir. Kuraklık doğa kanunudur.


    ETKİLERİ


    Su kaynakları azalır,


    Nüfus artışıyla birlikte artan su ihtiyacı yeterince karşılanamaz,


    Tarımsal üretim düşer, giderek nüfusunun ihtiyacına yetmez.




    Neler yapılmalı


    Var olan su kaynaklarının yönetimi için planlar geliştirilmeli,


    Suyun dünyadaki dolaşımı olan “Hidrolojik Çevrim” bozulmamalı,




    Çölleşme


    Kuraklık nedeniyle dünya üzerindeki verimli toprak miktarının belirli bölgelerde hızla azalması, çorak hale gelmesidir. Çölleşen toprağı bir daha geri kazanmak mümkün olmaz.




    Ne yapılabilir


    Akarsu havzaları ve rejimleri kontrol altına alınmalı,


    Ağaçlandırma ve orman geliştirme programları uygulanmalı,


    Uluslar arası anlaşma ve sözleşmelere uyulmalıdır.




    Küresel ısınma


    Atmosferdeki doğal sera etkisinin, insan faaliyetleri sonucunda daha da artarak küresel boyutta aşırı ısınmaya neden olmasıdır.




    Nedenleri; Fosil yakıtların dumanı ve endüstri gazları dengeyi bozması,


    CO2, metan, vb gazlar kontrolsüz olarak atmosfere salınması,


    Yer atmosfer arasında, doğal “Karbon Döngüsü”nün dengesinin bozulması,


    Maliyet artışları getireceği için yeterli derecede önlem alınmamasıdır.


    ETKİLERİ


    Her yıl milyonlarca ton “Karbon”un atmosferde birikmesi,


    Atmosferdeki fazla ısınmanın hızlı bir iklim değişimi yaratması,


    Kutupların ve dağ buzulların erimesine sebep olması,


    Kıyılarda deniz seviyesinin yükselmesi,


    Okyanus akıntılarının değişimi ile iklim dengesizliği,


    1998 yılı tarihteki en sıcak yıl olarak kayda geçmiştir.


    Deniz Seviyesi Değişimleri


    Günümüzün en önemli çevre sorunlarından biri küresel ısınma ve küresel iklim değişimidir. İklim değişimi senaryolarına göre iklim değişikliğinden en fazla, deniz seviyesinin yükselmesinden dolayı, kıyı bölgelerimiz etkilenecektir. Özellikle deniz su seviyesi artan bir hızla yükselmeye devam ederse gelecekte tuzlu deniz suyu ve dalgalar, denizlerin fırtınalardan dolayı kabarmaları çok daha yıkıcı etkilere sahip olabilecektir. Bu etkiler,


    a. Alçak arazinin su altında kalması,


    b. Plajlar ve dik sahillerde erozyon,


    c. Yeraltı ve yüzey sularının tuzlanması,


    d. Taban suyunun yükselmesi,


    e. Fırtına ve sel tahribatının artması,


    f. Deniz suyu seviyesindeki yükselme şeklinde özetlenebilir.




    Neler yapılmalı


    Atmosfere salınan gazlar kontrol altına alınıp azaltılmalı,


    “Kyoto Protokolü” hükümleri istisnasız uygulanmalı,


    Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin uygulaması denetlenmeli,


    İhlal eden ülkelere ağır yaptırımlar getirilmelidir.






    5)ÇEVRE KİRLİLİĞİ ve KITLIK TEHLİKESİ


    Başa dön




    Kıtlık tehlikesi


    Kıtlık, tarımsal üretimin sağlıklı bir hayat sürmek için gerekli beslenmeye imkan vermeyecek düzeye düşmesidir.






    SEBEPLERİ


    Kuraklık ve yetersiz sulamanın, ürün verimini düşürmesi,


    Çevre kirliği ve tarım alanlarının yerleşime açılmasının üretimi azaltması,






    NELER YAPILABİLİR


    Uzun vadeli kuraklıkla mücadele planları hazırlanıp uygulanmalı.








    6)DİĞERLERİ


    Başa dön




    Hortum ve su hortumu:


    Hortum (tornado), dünyanın her yerinde meydana gelen insanların canı ve malı için önemli tehlikeler oluşturan atmosfer olaylarından biridir.


    Orman Yangınları:


    Orman yangınlarının çoğuna bilerek veya bilmeyerek insanlar neden olur; hava şartları ise yangınlarda önemli bir çevre ve tetik faktörüdür.


    Sıcak Hava Dalgaları:


    Çok sıcak ve nemli havalarda, havadaki yüksek nem vücuttan terin buharlaşmasını yavaşlatır. Terin buharlaşması canlılar için doğal bir soğuma mekanizmasıdır. Sıcak, nemli hava sadece bunaltıcı değil aynı zamanda insan sağlığı için de tehlikelidir. Yüksek sıcaklık ile nemin birlikte oluşması ölümlere sebep olabilir. Küresel ısınma ile birlikte ülkemizde sıcak hava dalgaları daha sık, daha uzun süreli ve şiddetli olabilecektir.


    Yıldırım:


    Tek bir yıldırım, 100,000 amper kadar büyüklükte elektrik akımı oluşturabilir çarptığında insanları ve hayvanları elektrikle yükleyebilirler. Birçok kurban tarlada çalışırken, ata binerken, dışarıda oynarken, spor veya çobanlık yaparken, dağlarda gezerken ya da küçük teknelerle denize açılmışken dolaylı veya doğrudan yıldırım tarafından çarpılmıştır. Yıldırımlardan dolayı olan can ve mal kayıplarını azaltabilmemiz için insanlarımızın açık arazide, bina içinde ve otomobilde nasıl davranmaları gerektiği ve yıldırımla ilgili uyarıların, ilk yardım hakkındaki bilgilerin, gerekli zamanlarda hava durumu programları ile verilmesi gerekir.


    Meteorolojik-Hidrolojik karakterli doğal afetleri deprem gibi diğer doğal afetlerden ayıran en önemli özellik, meteorolojik afetlerin “Önceden Tahmin Edilerek Erken Uyarılarının Yapılabilmesi" dir. Bu özellikten de yararlanarak, gelişmiş ülkelerin afet yönetim programlarının bir parçası olan meteorolojik tahmin ve erken uyarı, planlama ve eğitim ile can kayıplarında önemli azalmalar ve ekonomik zararlarda da önemli düşüşler sağlamıştır. Bu nedenle ülkemizde de meteorolojik karakterli sel, taşkın, çığ düşmesi dolu ve fırtına gibi doğal afetlerin zararlarını azaltmak ve gerekli tedbirleri alabilmek için bu tür afetlere yönelik tahminlerin yapılması ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.


    Bu tehlikeler hakkında bilgili olmak ve önerilen önlemleri uygulamakla etkileri azaltır.

  3. #3
    Misafir
    Guest

    Standart Cevap: Doğal Afetler Nerelerde Görülür? Doğal Afetlerin En Sık Görüldüğü Yerler Nerelerdir?

    Vanda sel erzurum vs çığ.........daha çoook var

  4. #4
    ModeratoR

    Standart Cevap: Doğal Afetler Nerelerde Görülür? Doğal Afetlerin En Sık Görüldüğü Yerler Nerelerdir?

    TÜRKİYE'DE DEPREM BÖLGELERİ






    Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı: Saros Körfezinden başlar, Marmara denizinden geçtikten sonra Kuzey Anadolu Dağlarının güneyini takip ederek Van Gölünün kuzeyine doğru uzanır.
    Batı Anadolu Deprem Kuşağı: Güney Marmara’dan başlar Ege Bölgesi’ndeki çöküntü ovalarını takip eder.
    Güney Anadolu Deprem Kuşağı: Hatay’dan başlar, Güney Anadolu Toroslar'ını takip ederek Van gölünün güneyine doğru devam eder.


    DEPREM TEHLİKESİNİN AZ OLDUĞU YERLER
    Konya, Karaman, Taşeli Platosu ve İçel çevresi.
    Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nin güneyi (Mardin-Ş. Urfa çevresi)
    Trakya'da Ergene havzası ve Yıldız Dağları,
    Doğu Karadeniz kıyıları ve Batı Karadeniz’de Sinop çevresi deprem tehlikesinin az olduğu yerlerdir.






    SEL


    Ülkemizde sel ve taşkın olayı en fazla Karadeniz Bölgesi’nde görülür. Bu durum üzerinde her mevsim bol yağışın olması ve arazinin engebeli olması etkilidir.
    Büyük şehirlerimizde de sel ve taşkın olayları fazla görülmektedir. Bu durumun başlıca nedeni aşırı nüfus artışı ve yetersiz alt yapıdır.


    ÇIĞ


    Deprem ve beşeri nedenlere bağlı titreşimler (kayakçı, silah, araç gürültüsü gibi) çığa neden olmaktadır.
    Türkiye’de çığ olayı Doğu ve G.Doğu Anadolu Bölgeleri ile Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde fazladır.
    Bu bölgelerdeki mezra tipi yerleşim birimlerinin çoğu çığ tehdidi altındadır.
    Ülkemizde hemen her yıl görülen çığ olayları can ve mal kayıplarına, yolların kapanmasına, doğal ekosistemlerin zarar görmesine, enerji ve iletişim hatlarının kopmasına yol açmaktadır.


    ORMAN YANGINLARI


    Ülkemizde orman yangınlarının fazla çıktığı Akdeniz ve Ege Bölgelerinde yangın sezonunda tam bir kuraklık etkisi sürmekte ve orman yangınları için büyük bir risk ortaya çıkmaktadır.
    Türkiye'de yangınların, yüzde 96'sı insan eliyle çıkmakta, yüzde 4'ü ise doğal nedenlerden (yıldırım) kaynaklanmaktadır.


    Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın, ölüme erken sevgiye geç,
    Yine gecikmişim bağışla sevgilim, sevgiye on kala ölüme beş..

    )̲̅ζø̸√̸£ ч̸ø̸µ

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Doğal Afetler Nerelerde Görülür? Doğal Afetlerin En Sık Görüldüğü Yerler Nerelerdir?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.11.11, 23:03
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.11.11, 17:48
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.11.11, 17:10
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.11.10, 01:43
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.02.10, 01:54

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.