Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
Sayfa 2/2 İlkİlk 12
8 sonuçtan 6 ile 8 arası

Konu: Cemiyetlerin Faaliyetlerini İşgal Eden Ve Bu İşgale Karşı Yapılan Mücadeleleri Neler

  1. #6
    LaDy

    Standart Cevap: Cemiyetlerin Faaliyetlerini İşgal Eden Ve Bu İşgale Karşı Yapılan Mücadeleleri

    Millî Mücadeleye Karşı Olan Cemiyetler

    Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasındaki işgal ve kışkırtmalar, gayrimüslim azınlıkların evvelce gizli olarak kurdukları cemiyetlerin ayrılıkçı faaliyetlerini yoğunlaştırmalarına ve bu arada aynı amaçla yeni cemiyetler kurmalarına zemin hazırladı. Özellikle Yunanistan, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu tarihsel hedefi olan Megali İdea'yı (Büyük İdeal) gerçekleştirmek için fırsat olarak gördüğünden bu faaliyetleri örgütleme ve yönlendirme görevini üstlenmişti.Rum azınlığın kurduğu cemiyetlerin en önemlisi Mavri Mira Cemiyeti idi İstanbul Rum Patrikhanesinde Patrik Vekili Droteos'un başkanlığında kurulan bu cemiyet, doğrudan Yunan başbakanı Venizelos'tan direktif almaktaydı. Büyük bir maddî güce sahip olan cemiyetin elindeki altın miktarı o günkü Yunan hükümetinin sahip olduğu altın miktarından daha fazlaydı. Mavri Mira Cemiyeti Megali İdea'nın gerçekleşmesini sağlamak için gerekli faaliyetleri yürütmek için kurulmuştu. Cemiyet bu amaçla Osmanlı vilayetleri dahilinde çeteler kurmayı ve yönetmeyi, miting ve diğer propaganda faaliyetlerinde bulunmayı üstlenmişti. Yunan Kızılhaçı ile resmi muhacirin komisyonu da bu cemiyete bağlıydı. İstanbul Patrikhanesi ve Yunan Konsolosluğu silah ve cephane deposu haline getirilmiş, kiliseler ibadet yerinden çok askeri ambarlar şekline dönüştürülmüştü. Ermeni Patriği Zaven Efendi'yi de satın alan Mavri Mira Cemiyeti Rum okullarındaki izci örgütlerini de yönetmekteydi.
    Pontus Rum Cemiyeti, ilk defa 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji'nde gizli olarak kurulmuştu. 1908 yılında Samsun'da Müdafaa-i Meşrute, daha sonra Mukaddes Anadolu Rum cemiyetlerinin kurulmasıyla Pontus teşkilatı genişletilmiş, Batum'dan İnebolu'ya kadar olan bölgede bir çok şube açılmıştı. Pontus Rum Cemiyeti 1909 yılında atina'daki Küçük Asya (Asya-yı Suğra) Cemiyeti'nin emri altına girmiş, ertesi yıl Pontus adlı bir risale yayınlayarak çalışamalarını daha da yoğunlaştırmıştı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgal döneminin himaye ettiği bu faaliyetler ateşkes sonrasında bu kez Yunanistan'ın güdümünde yeniden hız kazanmıştı. Cemiyetin amacı Batum'dan Sinop'a kadar uzanan Karadeniz sahillerinde başkenti Trabzon veya Samsun olan bir Karadeniz Rum Cumhuriyeti kurmaktı. Bu amaçla İstanbul'da Pontus adıyla bir gazete çıkarmaya başlamış, Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde Rum azınlığın yaşadığı yörelerde silahlı çeteler oluşturmuştu.

    Diğer taraftan aynı amaç doğrultusunda siyasî faaliyetlerde bulunmak üzere Avrupa'ya heyetler göndermekteydi. Pontusçu Rumlar bir taraftan da Ermenilerle asıl sahiplerini unutmuş göründükleri Trabzon'u paylaşamamak yüzünden rekabet halinde bulunuyorlardı. Bu cemiyetin iç yüzü 16 Şubat 1921'de Merzifon Amerikan Koleji'ne yapılan ani bir baskın sonucunda ortaya çıkarıldı. Ayrıca kolejin Amerikalı yönetiminin ele geçen evrakında, İslam ve Osmanlı devleti Hristiyanlığın en büyük engeli ve düşmanı olarak gösterilmekte, Rum ve Ermeni çocuklarını din ve devlet düşmanı olarak eğitirken amaçları anlaşılmasın diye bir kaç müslüman çocuğa yaptıkları yardımı büyük günah saydıkları ve bunun için Hazreti İsa'dan af diledikleri belirtilmekteydi.

    Rum azınlık tarafından kurulmuş diğer bir cemiyet İstanbul'da Galata'da Minevra Hanı'nda Rum Muhacirleri Merkez Komisyonu açık adıyla faaliyet gösteren, gerçekte Etnik-i Eterya'nın kolu olarak çalışan Kordos cemiyetiydi. Cemiyet, orta ve doğu Karadeniz bölgesinde Rum nüfusu artırmak için göçmenler ve bu arada göçmen adı altında silahlı Pontus çetelerini yönetecek Yunanlı subay ve ajanlar göndermekteydi.



    Yine Bakırköy'de kurulan Nea Zoi (Yeni Hayat) Cemiyeti'nin amacı, İstanbul'un Yunanistan'a katılmasını veya Rumlara özerklik verilmesini sağlamaktı. Cemiyet ABD'deki Rum cemiyetleri ile irtibat halinde bulunuyor, onlardan para yardımı alıyordu.
    Bilindiği gibi İtilaf devletleri Mondros Ateşkes anlaşmasının 24'üncü maddesini Doğu Anadolu Bölgesi'nde bağımsız bir Ermeni devletinin kuruluşunu çağrıştıracak şekilde düzenlemişlerdi.
    Oysa bu devletlerin bölgedeki Ermeni varlığının böyle bir devletin kurulabilmesi için son derece yetersiz olduğunu bilmemeleri düşünülemezdi. Bundan amaçlarının Türkiye Ermenilerini hayali bir Ermenistan projesiyle kışkırtıp Yunanistan ve yerli Rumlardan sonra onların gücünden de yararlanmak olduğu anlaşılıyordu. İşte Millî Mücadele döneminde ayrılıkçı Ermeni faaliyetlerinin itici gücünü batılı devletlerinin ortaya attıkları Ermenistan projesi oluşturmuştu. Ayrıca Erivan'daki Taşnak Ermeni Hükümeti, Yunanistan ve onların etkisindeki Ermeni Patriği Zaven Efendi bu faaliyetleri teşvik eden ve örgütleyenlerin başında gelmişlerdi.
    Ermeni Taşnak ve Hınçak cemiyetlerine mensup komiteciler, Mondros ateşkes antlaşmasından hemen osnra İstanbul'a dönmüşler, bunlara Rusya'dan gelen bazı komiteciler de katılmıştı. Taşnaklar, İstanbul Tepebaşı'nda Amerikan elçilği karşısındaki bir binada faaliyete geçmişlerdi. Bir yandan günlük bir gazetenin neşrine başlamışlar, diğer yandan da silahlı teröre başvurmuşlardı. Bu terörün kurbanları arasında bazı Ermeniler de yeralmışlardı. Taşnaklar Ermeni yazarlarından Hınçak Cemiyeti Üyesi H. Aramyan'la siyasî şubede birinci sınıf memur A. Mıgırdıç'ı öldürmüşler, ayrıca kamu görevi yapan tüm Ermeni memurları ölümle tehdit etmişlerdi.

    Hınçak Cemiyeti de Beyoğlu'nda faaliyet gösteriyordu. Cemiyet, günlük bir gazete çıkarmakta, aynı zamanda Paris'teki Bogos Nubar Paşa'nın kurduğu Vahdet-i Milliye (Millî Birlik) Komitesi'nin İstanbul şubesi temsilciliğini yürütmekteydi. Diğer taraftan Taşnak ve Hınçak cemiyetleri arasında anlaşmazlık ve rekabet hüküm sürmekte, Erivan'daki Taşnak hükümeti kendi yanlısı olan Ermeni Patriği sayesinde Patrikhanenin içişlerine müdahale edebilmekteydi.

    Gayrimüslim azınlıkların bütü bu faaliyetlerinde dikkati çeken ortak bir nokta, Rum ve Ermeni kiliselerinin bu faaliyetleri odak noktasını oluşturmalarıydı. Her iki kilisenin önderleri bu faaliyetlerin bayraktarlığını yapıyorlardı. Kiliseler, Türklerin mabetlere olan saygısı istismar edilerek birer silah deposu haline getirilmişlerdi. Dikkati çeken diğer bir nokta da yabancıların kapıtülasyonlardan yararlanmak suretiyle açtıkları okulların bu türden faaliyetler için birer üs ve ihanet yuvası olarak kullanılmalarıydı.

    Millî mücadeleye karşı olan cemiyetler arasında bazı Türk ve Müslümanlar tarafından kurulmuş cemiyet ve partiler de bulunmaktaydı. Bunlar düşman işgali altında bulunan İstanbul'da kurulmuşlar, burada ve kısmen de Anadolu'da faaliyet göstermişlerdi. Hemen tümü açık veya gizli İngilizlerin desteğine sahip bulunuyorlardı. Yabancı ve güçlü bir devletin desteğine dayanmak, saltanat ve hilafete bağlı kalmak ortak özelliklerindendi. Bir ortak yanları da o günkü durumun sorumlusu olarak gördükleri İttihatçılara düşmanlık duymalarıydı. Genelde Hürriyet ve İtilaf Fırkası etrafında toplanmış olan bu kuruluşlar gerek savundukları esaslar gerekse İttihatçıların Anadolu'daki ilk direniş hareketlerini başlatmaktaki rolleri nedeniyle millî mücadeleye ters düşmüşlerdi.




  2. #7
    LaDy

    Standart Cevap: Cemiyetlerin Faaliyetlerini İşgal Eden Ve Bu İşgale Karşı Yapılan Mücadeleleri

    Hürriyet ve İtilaf Fırkası 1911 yılında kurulmuş, II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki'nin karşısında en büyük ve en güçlü muhalfet partisi olmuştu. 1913 yılında faaliyetini durdurmuş, Mondros Ateşkes'inden sonra İttihat ve Terakki'nin çekilmesiyle ortaya çıkan boşluğu doldurmak üzere yeniden faaliyete geçmişti. Hürriyet ve İtilaf Fırkası Anadolu'daki yaygın teşkilatı ve etrafına topladığı diğer cemiyet ve partilerle birlikte Millî Mücadele karşısında bir blok oluşturdu. İç ayaklanmalarda kışkırtıcı rol oynadı. Kuva-yı Milliye'yi sabun köpüğünden farksız bir hareket olarak nitelerken Müdafaa-i Hukukçuları cinayet komitesi ve türediler grubu olarak ilan etti. Anadolu hareketine karşı çıkan her kişi ve örgüt gibi zaferin kazanılmasıyla tarih sahnesinden silindi. Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası, Sulh ve Selamet Cemiyet ile Selamet-i Osmaniye Fırkası'nın birleşmeleriyle kuruldu. Meşrutiyet ve demokrasi esaslarının benimsemiş, çalışmalarının itici gücünü İttihat ve Terakki düşmanlığı oluşturmuştur. Bununla beraber Hürriyet ve İtilaf Fırkası'yla da tam bir uyum içinde olmamış, Anadolu ile sert bir diyaloğa girmemiştir.
    Kürdistan Teali Cemiyeti 1918 yılında İstanbul'da kuruldu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da şubeler açtı. Anadolu hareketine karşı olduğundan Hürriyet ve İtilaf fırkası ve İngiliz Muhibleri Cemiyeti gibi kuruluşlarla yakınlık kurdu. İngilizlere derin ve samîmî bir itimatla bağlanmayı öngördü. İngilizlerin güdümündeki bu cemiyetin ayrılıkçı faaliyetleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı tarafından tepkiyle karşılandı. İstanbul Hükümeti'ne çekilen telgraflarda bu cemiyetin bölge halkıyla hiç bir ilişkisinin olmadığı Kürtlerin Osmanlı camiasına içten bağlı oldukları belirtildi.
    İslam Teali Cemiyeti, 1919 yılında İstanbul'da kuruldu. Hilafet ve ümmetçilik esaslarını benimsemiştir. Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın yan kuruluşu gibi çalışmıştır. İslam adını kullanarak kurulan bu cemiyet Kuva-yı Milliyecileri maskaralar, Kuva-yı Milliye hareketini isyan ve Mustafa Kemal'i de eşkiya olarak ilan etti. Savaşta yenildikten sonra uslu oturmak ve yenilginin sonuçlarına katlanmak gerektiğini savundu. Barış yapıldığı halde Kuva-yı Milliye'nin isyanını sürdürmesi yüzünden galiplerin İstanbul'u da elimizden alacakları endişesini dile getirdi. İngiliz emellerine ve propagandasına vasıta olan cemiyetin hazırladığı bildiriler Yunan uçaklarınca atılmaktaydı.
    İngiliz Muhipleri Cemiyeti 1919 yılında İstanbul'da kuruldu. 20 Ağustos 1920'de yapılan resmî açılış töreninde Sait Molla, İttihat ve Terakki'nin uğraşa uğraşa başa çıkamadığı Türk-Alman Dostluk Yurdu'nun yerine İngiliz Muhipleri Cemiyeti'ni teşkil ve tesis etmekle övünç duyduğunu söyledi. Cemiyet İngiliz parasıyla İngiliz kontrolünde İngiliz politikasının savunuculuğunu üstlenmiş Türkler tarafından kurulmuştu. Kurucu ve yöneticileri arasında II. Meşrutiyet'in ilanından beri İstanbul'da rahip kimliğiyle yaşayan İngiliz haberalma servisinin İstanbul'daki örgüt başkanı Dr. Robert Frew'de bulunmaktaydı. İstanbul'da ve Anadolu'da şubeler açmıştır. Hürriyet ve İtilaf Fırkasıyla tam bir işbirliği içinde olan cemiyetin görünürdeki amacı, Osmanlı İmparatorluğu ve halifeliği ile Büyük Britanya İmparatorluğu arasındaki geleneksel dostluğun sürdürülmesiydi. Cemiyetin kurucularından Sait Molla, Anadolu'daki belediye başkanlarına çektiği telgraflarda İngiliz mandasını ve koruyuculuğunu biricik kurtuluş yolu olarak bildirmişti. Cemiyetin gizli amacı ülkede ayaklanma ve karışıklıklar çıkarmak, uyanmaya başlayan millî bilinci boğmak ve böylece yabancı müdahalesini kolaylaştırmaktı.
    Wilson Prensipleri Cemiyeti Amerikan mandasını savunan yazar ve gazeteciler tarafından kuruldu. ABD başkanı W. Wilson'un yayınladığı bildiriden etkilendikleri anlaşılan cemiyetin kurucularından bazıları daha sonra millî mücadele saflarına katıldılar.
    Ayrıca Nigehbân Cemiyet-i Askeriyesi ve Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti gibi kuruluşlar da Hürriyet ve İtilaf Fırkası paralelinde faaliyet göstermişlerdi.

  3. #8
    LaDy

    Standart Cevap: Cemiyetlerin Faaliyetlerini İşgal Eden Ve Bu İşgale Karşı Yapılan Mücadeleleri

    Milli Mücadele Sırasında Kurulmuş Yararlı/Zararlı Cemiyetler..

    Zararlı Cemiyetler

    Azınlıkların Kurduğu Zararlı Cemiyetler


    Özellikleri Nelerdir?
    Mondros Mütarekesi’nden sonra, ordunun terhis edilmesi ve devlet otoritesinin kalmaması üzerine ortaya çıktı.Azınlıklar tarafından, işgalci emellerine hizmet eden kuruluşlardı.Anadolu hareketine ve Türklerin milli devletine karşıydılar.Bu cemiyetlerin hepsi Rum Patrikhanesi tarafından yönetiliyordu.


    İtilaf Devletlerince ekonomik ve siyasi açıdan destekleniyorlardı.
    Wilson İlkeleri’ne göre bulundukları yerlerin kendilerine verilmesini istiyorlardı.
    Mondros Mütarekesi’nin yedinci ve yirmi dördüncü maddelerini uygulatmak istiyorlardı.


    Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesi şu şekildeydi : “İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde, herhangi bir bölgeyi işgal edebilecek.”


    Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 24. maddesi şu şekildeydi: Altı Vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa, bu vilayetlerin herhangi bir kısmı işgal edilebilecek.


    Cemiyetler


    Mondros Mütarekesi’nden sonra Türk ordusunun terhisinden cesaret alan bazı azınlıklar, Milli Mücadele’ye karşı bir takım cemiyetler kurmuşlardı.


    Mavri Mira


    İstanbul’daki Rum Patrikhanesi tarafından kurulan bu cemiyet, Bizans İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak ve Ege Bölgesi’nde ilerleyen Yunan ordusuna yardımcı olmak amacını güdüyordu. Çalışma alanı; Bursa, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul ve Bandırma idi. Yunan Kızılhaç, Resmi Göçmenler Komisyonu, Rum okullarındaki izcilik kurumları, Mavri Mira’nın emrinde çalışıyordu.


    Trakya ve Yunan Komitesi


    Trakya’nın işgalinden doğan sorunları Yunanistan açısından çözmeye çalışan bir örgüttür. Buradaki milli direnişi ortadan kaldırmak ve tüm Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini sağlamak temel amaçlarıydı.


    Pontus Rum Cemiyeti


    Yunanistan’ın milli örgütü olan ve Yunanistan’ın 1829′da bağımsız olmasını sağlayan Etnik-i Eterya Cemiyeti Trabzon ve dolaylarında bir Rum Pontus Devleti kurmak amacıyla Pontus Rum Cemiyeti’ni meydana getirdi.


    Kordos Cemiyeti


    Yunanistan tarafından İstanbul’da “Rum Göçmenleri Merkez Komisyonu” adıyla kurduruldu. Derneğe İstanbul, Trakya, Trabzon, Marmara kıyıları ve İzmir gibi yörelerde düzeni bozma, Yunanistan’dan gelen özel görevlileri Rum göçmeni göstererek Doğu Karadeniz dolaylarına yerleştirme, bu yörelerdeki Rum azınlığı sayıca çoğaltma görevi verilmiştir.
    Ermenilerin Kurduğu Cemiyetler


    Daha önceleri Ermenilerin kurmuş oldukları “Taşnaksütyun” ve “Hıncak” adlı gizli örgütler milli mücadeleye karşı çıktılar ve işgalcilerle işbirliği yaptılar.
    Ermeni Patriği Zaven Efendi de Mavri Mira’ya benzer bir örgüt kurup Rumlarla işbirliği yaptı. Zaven Efendi tarafından kurulan bu cemiyetin adı, “Rum-Ermeni Birliği Komitesi” idi. Ermeni İntikam Alayları da, Fransızlardan aldıkları destek ile Adana ve dolaylarında faaliyet gösteriyorlardı.


    Yahudi Cemiyetleri


    Yahudilerin çok büyük bir çoğunluğu bölücü çalışmalarda bulunmadı, ancak “Makkabi Cemiyeti” ve “Alyans israilit Cemiyeti” işgalcilere destek verdi.


    Milli Varlığa Düşman Cemiyetler


    Özellikleri Nelerdir?


    Milliyetçi amaçlara tamamen karşıydılar.
    Osmanlıcı ve hilafetçiydiler.
    Başat Hürriyet ve İtilaf Fırkası etrafına toplanmışlardı.
    Anadolu hareketine karşıydılar.
    Ulusal örgütlere karşı direniş göstermişlerdir.
    Manda ve himaye taraftarıydılar.


    Hürriyet ve İtilaf Partisi


    Kasım 1911′de Trablusgarp Savaşı’nın yarattığı kaos döneminde Ahrar ve Mutedil Hürriyetperveran Fırkalarının birleşmesinden oluşmuştur. İttihat ve Terakki karşıtı olan bu fırka, bağımsızların ve gayr-i müslüm mebusların desteğiyle güçlendi. Fırka’nın temel amacı, İttihat ve Terakki iktidarını yıkmaktı. Programında Osmanlcılığı, özyönetimi, özel girişimi, meşrutiyeti ve liberal iktisat’ı savunmaktaydı. 1912 “sopalı seçimleri” ne kadar iktidarda kalan parti bu seçimde ancak 6 milletvekilini Meclis’e sokabildi.
    Bundan sonra parti sıkı bir muhalefete yöneldi. “İkdam” ve “Alemdar” gazeteleri partinin yayın organı oldu. 1913′deki Babıali Baskını’ndan sonra parti dağılmaya başladı.
    Mahmut Şevket Paşa suikastından sonra bir kısım parti mensubu yargılandı, idam edildi, Sinop’a dürgün edildi ve ordan Avrupa’ya kaçtı.


    Diğer Cemiyetler


    Bu cemiyetler Mondros Mütarekesi’nden sonra Osmanlı Devleti’nin bağımsız yaşayamayacağını düşünen, Milli Mücadele’ye karşı manda ve himaye yanlısıydılar.


    Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası


    Bu cemiyet milli mücadeleye karşı çıkan Damat Ferit Hükümeti’ni desteklemiş, padişah ve halifeye bağlı kalmakla vatanın kurtulacağını savunmuştur.


    Kürdistan Teali Cemiyeti


    Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra kurulan bu cemiyet Wilson İlkeleri’nden yararlanarak özerk bir Kürt devleti kurmak için mücadele etmiştir.
    Teali-i İslam Cemiyeti


    İşgalcilerle mücadele edilemeyeceğini, bundan dolayı halifenin etrafında toplanmanın gerekliliğini savunmuşlardır.


    İngiliz Muhibleri Cemiyeti


    Bu cemiyetin başkanı bir İngiliz din adamı olan Rahip Fru idi. İşgallere karşı koymanın olanaksız olduğunu savunan bu cemiyete Damat Ferit de üye idi.


    Wilson Prensipleri Cemiyeti


    Ülkeyi Milletler Cemiyeti içerisinde diğer devletlerle eşit haklara sahip bir varlık haline getirmek amacıyla kurulmuştur.
    Kurucularının Amerika Birleşik Devletleri’nin manda ve himayesi altına girmekten yana oldukları bilinmektedir.


    Hürriyet ve İtilaf Fırkası


    İttihat ve Terakki Partisi’ne düşman olarak çıkan bu cemiyet, Anadolu’daki milli kurtuluş hareketine karşı en büyük tepkiyi göstermiştir. Bu parti (fırka) Damat Ferit tarafından özellikle milli direnişe karşı yönlendirilmiştir.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Cemiyetlerin Faaliyetlerini İşgal Eden Ve Bu İşgale Karşı Yapılan Mücadeleleri Neler


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.10.12, 23:50
  2. Ülkemizi İşgal Eden Devletler Hangileridir?
    By LaDyRoSe in forum Soru Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.11, 01:08
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.05.11, 03:28
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.03.11, 23:39
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.01.11, 12:33

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.