Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir? Horu mu, Horon mu? Horon Kökeni Türk Müziği

  1. #1
    LLLLLAABB
    Guest
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir? Horu mu, Horon mu? Horon Kökeni Türk Müziği

    Sponsorlu Bağlantı

    Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir? Horu mu, Horon mu? Horon Kökeni Türk Müziği

    Horon'un Türk müziğinin adı ne????????????????????






    LÜTFEN CEVAP!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!11
    Konu Di@ßLeSsE tarafından (26.01.11 Saat 20:50 ) değiştirilmiştir.



  2. #2
    Moderator

    Standart Cevap: Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir? Horu mu, Horon mu? Horon Kökeni Türk M

    Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir?


    Türkler, tarihin akışı içinde Orta Asya'dan batı dünyasında doğru akarken, hiç kuşkusuz sosyal kültürel özelliklerini de birlikte götürmüşlerdir. Yoğun göç dalgaları ve tutulan yeni ''yurtluklar-vatan''da karşılaşılan değişik ulus ve halklarla da etkileşimde bulunmuşlardır. 1071 öncesi ve sonrasında Anadolu'ya akmaya başlayan Türk-*Budun-Boy ve Oymakları çok kısa bir zaman diliminde Anadolu'yu Türkleştirip, İslamlaştırırlar. Yalnız Türkler, Anadolu'nun ötesindeki Türk ellerinde İslamiyet'i her ne kadar benimsememişlerse de eski ''Gök dinleri'' ya da ''şamanist'' inanımlarının kalıntılarını çağımıza dek yaşatabilmişlerdir. Bugün Anadolu'nun kırsal ve dağlık kesimlerinde, Orta Asya'nın kültürel özelliklerini şamanist inanımlarını görmek mümkündür.

    Oğuz Türkleri 12. yy'dan itibaren sürekli ve yoğun bir şekilde Karadeniz yöresini yurt tutmaya başlarlar. 200 yıl içerisinde bu olgu tamamlanır, tüm Karadeniz yörelerini fetheden ve Türkleştiren Oğuz Türklerinden olan ''ÇEPNİLER''ir. Çepniler, bu yöreyi kıyı çizgisine paralel olarak doğu-batı yönünde fethederken Anadolu'nun iç kesimlerinden de diğer Türk boy ve oymakları Erzincan, Gümüşhane ve Harput dolaylarından sahile akmaya başlarlar. 1461 yılı başlarında iç kesimlerden gelen 100.000 Çepni Türk'ün Giresun-Trabzon arasına yerleştirildiğini, yine Yavuz Sultan Selim'in Trabzon'da, Şehzadeliği sırasında İran'da Şah İsmail'in kılıcından kaçan Akkoyunlu Türkleri'ni de Rize-Trabzon arasındaki yörelere yerleştirildiğini tarihi kaynaklardan biliyoruz. Yöreye yapılan bu tarihi göç Doğu Karadeniz'in kısa bir zaman içinde Türkleşmesini sağlar.

    Türkler Doğu Karadeniz bölgesine yerleştiklerinde yabancı olmadıkları bir doğa parçasıyla karşılaşırlar. Yöre çok engebeli, sarp, dik ve dağlıktır. Öte yandan bölgeyi kuzey yönünde baştan başa kuşatan, sürekli dalgalı ve hırçın bir deniz vardır. Bu acımasız özellikleri içeren bir doğa üzerinde mücadele veren insanların tipik, yöreye özgü Folkloru ve Halk Oyunları da böylece oluşur.

    Romanya'da düğünlerde oynanan halk danslarına ''Gagauz Türkleri ''nce ''horon" denilmektedir. Yine eski bir Bulgar ve Peçenek Türklerinde varolması dikkate şayandır. Öte yandan Erzincan, Malatya, Siirt ve Afyon'da birer yerin adı ''Horon''dur.

    Yunan XOGOS kelimesi ile büyük bir benzerlik gösteren horonun nereden geldiği hakkında bazı fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan birisi Yunanlıların Karadeniz'in doğu sahillerine yerleşmiş olması, bir diğeri ise; horonun kemençe gibi Cenevizlilerden kalmasıdır. Gerçekten Fransa'da ''Carole'' adı ile tanınmış bir oyun vardır ki bir halka oluşturularak oynanırdı. ''Carole'' kelimesini Fransızca sözlükler bozuk Latince ''Carola'' olarak gösteriyorlardı. Ancak, bu kelimenin diğer şekilleri olan ''Harol , Horol'' kelimeleri ve oyunun kalabalık oynanması dikkate alınırsa, Fransız oyunu ile Doğu Karadeniz oyunu (Horon) arasında şaşırtıcı bir benzerlik göstermektedir. O halde Yunanca

    XOGOS nedir?

    HOGOS -Hora, raks, dans Yunanca- Türkçe sözlükte;

    1. Takım, grup

    2. Bir kilisenin görevlilerinden oluşan kilise korosu

    3. Kilise görevlilerinin kilisede durdukları yer.

    Şimdi karşılaştırmaya geçelim:



    a. XOGOS kelimesinde ''topluluk'' esas olarak görülüyor. Bu Karadeniz horonlarında da böyledir.


    b. XOGOS kelimesinin üçüncü maddesi ''kilise görevlilerinin kilisede durdukları. yer'' dir. Kelimenin bu anlamı ile Carole kelimesinin ikinci anlamı olan ''Halka şeklinde oynanan oyun'' arasında açıkça görülen bir ilişki vardır.

    Mimari ve kuyumculukta daire teşkil eden birçok şeye ve 18. yy'da kilisedeki koro dairesine Carole deniyordu.

    Yukarıdaki karşılaştırmalar gösterir ki, Horon, Carole ve kelimeleri arasında bir anlam birliği oluşturur.

    Şimdi de bunlarla ilişkili olan diğer bir kelime üstünde duralım.

    Xor (hor) veya Kör -Destan söylenirken nakarat

    xoroy (horoy)-Sırayla durmak (Pekarski-Yakut sözlüğü)

    Esas vasıfları ''topluluk'' olan bu Yakutça kelimeler ile Karadeniz horonu, Fransız

    ''carole''sı ve Yunanca XOGOS arasındaki anlam birliğini tespit ettikten sonra yukarıdaki araştırmalarımızı şöylece özetleyebiliriz:


    Horon, Carole, XOGOS ,Hor, Kör, Horoy kelimeleri birbirlerinden ayrı olmayıp, aynı Hor kökünün muhtelif şekilleridir.


    Bu açıklamalarla yöredeki ''horom'' ve ''horon'' kelimelerinin kullanımı arasında benzerlik olduğu görülmektedir. Horom; mısır saplarının ve çayır (ot) 'ların 10-15 kucak bir araya getirilerek dikey durumda yığılıp, tarlada bulunan ''KABAK DEVEKLERİ'' ile üst kısımdan bağlanmasıdır. Başka bir deyişle daire (halka) şeklinde sıkıca bağlamaktır.

    Yöre oyunlarını oynarken bir arada toplanarak sıkıca elele tutup daire halinde horon kurmalarındaki şekil ve benzerlik Horon ile Horom sözcüğünün gerek mana gerekse kelime yapısı bakımından birbirini tamamlamaktadır. Horona başlarken ''Hayde bir horom kuralım'' sözü, bir araya toplanıp, sıkıca birbirimize bağlanalım demekten başka bir şey değildir.



    Horonların Oynandığı Yerler Ve Etkilendiği Unsurlar

    Horonlar neşeli zamanlarda; Bayram, düğün, dernek, askere uğurlama ve arkadaşlar arasında düzenlenen eğlencelerde oynanır.

    Yürekleri dolduran coşkular, sevinçler buralarda horona dönüşür. Nerede bir durak, bir oturak yeri varsa orası ''HORONDÜZÜ'' dür. üstünde horon oynanmayan tek bir düzlük yoktur Karadeniz'de...

    Horon Karadenizin soluk alışı, yürek atışı, dalgalanışıdır.

    Horon doğa ile insanın elele, kol kola şahlanışıdır.

    İneğiyle, çadırıyla, çoluğu-çocuğuyla, silahıyla, giysisiyle dağlara çıkması, yol boyunca yol havalarının kemençe ve davul-zurna eşliğinde çalınıp söylenmesi, horon oynaya oynaya yolların bitirilmesi ve yayla düzüne silah atarak, nara atarak ve tabi ki horon oynayarak (sallama ritminde) kollar halinde girmeleri, halka içinde saatlerce horon oynamaları bahara olan özlemin coşkuya dönüşmesi, dile gelmesidir.

    Karadeniz'e özgü horonun yapısında tarım kültürünün varlığı apaçık ortadadır. Horonda görülen öne eğilmeler ve kolların öne uzatılıp sallandırılması; tarlada kazma ile çapa yapılması gibidir. Horoncuların el tutması ve hamle yapmaları ile belcilerin ''VOL ATMA'' hamleleri aynıdır.


    Karadeniz'de yalnız başına iş yapmak çok zor olduğundan horon; Karadenizlinin her işte elele verilmesini, birlikte çalışmaya duyduğu ihtiyacı anlatmasıdır.


    Doğa yapısının sert ve dağlık oluşu, denizinin ve havasının kararsızlığı horon oyunlarında göze çarpar.



    ''Mısır Gumulları hep, beraber bağlanır;
    İşte, horoncular da, öyle halkalanırlar...


    Dizili horon ise, bel bellmek gibidir;

    Tavaya birer birer, hamsi dizilmesidir...


    Omuz titretmeleri, hamsi can çekişmesi;

    Çıkarılan o sesler, rüzgarın ıslık sesi...


    Hele o silkenmeler, ağaçlarda fırtına;

    O çabukluk benziyor, martı kanatlarına..


    Dalgalar gider-gelir, bir kararda durmazya;

    Horoncular da öyle, uyar davul zurnaya...


    Kemençe; horonun sevgi küpü, kaşığıdır;

    Neş'eli zannederler, en garip aşığıdır...


    Horon; yağmur duası, horon, çareye koşmak;

    Zafer için zıplamak,, yahut suyu okşamak...


    Horon; tetikte dumrak, kayık küreği çekmek;

    Horonda alın teri, horonda emek çekmek...


    Horon bayram yapmaktır, halk murada erince;
    Canlanmayan var mıdır, oynayanı görünce.



    Bu sevinç gösterisi, hem bolluk, hem bereket,
    Dağ-bayır, iniş-çıkış, elbet lazım hareket. ..

    Horon deyince akla Akçaabat geliyor,
    Bunu hem Türkiye ve hem de Dünya biliyor. ..

    Karadeniz horonu, horonların beyidir,
    Karadenizli korkmaz, eğlenceden bellidir...

    Fişek, saat ve çizme seferberlik işidir,
    Kalleşlik edenleri hesaba çekişidir...

    Horon, bir oyun değil, bir folklor kanunudur,
    Oyna horoncu oyna,i horon, milli konudur... ''



    Horonlar Üç Bölümden Oluşur

    1. DÜZ HORON BÖLÜMÜ: Horon oynanmaya başlarken ağır tempoda oynanır. Bundan ötürü oyunun bu bölümüne ''ağır horon bölümü'' de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türkülere ellerle tempo tutulur. Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve hareketli olurlar. Ritim arttıkça vücut dikleşir, kollar yukarıya kalkar. Gelen komutla ''yenlik yenlik'' ''alaşağı'' ya da ''ufak ufak'' diğer oyuncular da uyarılarak doğrudan sert bölüme geçildiği gibi yenlike bölüme de geçilir.

    2. YENLİK BÖLÜMÜ: Kollar aşağıya iner, dizler kırık ve bel kısmı dizlerin açısında öne doğru eğiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir. Vücudun yapmış olduğu çalımlar yumuşak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon bölümüne oranla biraz daha hızlıdır. Komutçudan gelen ''alaşağa'', ''aloğlum'', ''kimola'', ''taktum'', ''yıkoğlum'' veya ''ıslık'' şeklinde gelen komutla sert bölüme geçilir.

    3. SERT BÖLÜMÜ: Diğer bölümlere nazaran hareketler daha sert ve canlıdır. Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar. Oyunun en gösterişli, temposunun oldukça yüksek olduğu ve oyuncuların tüm yeteneklerini ortaya koyduğu bir bölümdür. Oyuna devam edilecekse tekrar düz horon bölümüne geçilir.



  3. #3
    Moderator

    Standart Cevap: Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir? Horu mu, Horon mu? Horon Kökeni Türk M

    Türkler tarihin akışı içinde Orta Asya'dan batı dünyasında doğru akarken hiç kuşkusuz sosyal kültürel özelliklerini de birlikte götürmüşlerdir. Yoğun göç dalgaları ve tutulan yeni ''yurtluklar-vatan''da karşılaşılan değişik ulus ve halklarla da etkileşimde bulunmuşlardır. 1071 öncesi ve sonrasında Anadolu'ya akmaya başlayan Türk-*Budun-Boy ve Oymakları çok kısa bir zaman diliminde Anadolu'yu Türkleştirip İslamlaştırırlar. Yalnız Türkler Anadolu'nun ötesindeki Türk ellerinde İslamiyet'i her ne kadar benimsememişlerse de eski ''Gök dinleri'' ya da ''şamanist'' inanımlarının kalıntılarını çağımıza dek yaşatabilmişlerdir. Bugün Anadolu'nun kırsal ve dağlık kesimlerinde Orta Asya'nın kültürel özelliklerini şamanist inanımlarını görmek mümkündür.

    Oğuz Türkleri 12. yy'dan itibaren sürekli ve yoğun bir şekilde Karadeniz yöresini yurt tutmaya başlarlar. 200 yıl içerisinde bu olgu tamamlanır tüm Karadeniz yörelerini fetheden ve Türkleştiren Oğuz Türklerinden olan ''ÇEPNİLER''ir. Çepniler bu yöreyi kıyı çizgisine paralel olarak doğu-batı yönünde fethederken Anadolu'nun iç kesimlerinden de diğer Türk boy ve oymakları Erzincan Gümüşhane ve Harput dolaylarından sahile akmaya başlarlar. 1461 yılı başlarında iç kesimlerden gelen 100.000 Çepni Türk'ün Giresun-Trabzon arasına yerleştirildiğini yine Yavuz Sultan Selim'in Trabzon'da Şehzadeliği sırasında İran'da Şah İsmail'in kılıcından kaçan Akkoyunlu Türkleri'ni de Rize-Trabzon arasındaki yörelere yerleştirildiğini tarihi kaynaklardan biliyoruz. Yöreye yapılan bu tarihi göç Doğu Karadeniz'in kısa bir zaman içinde Türkleşmesini sağlar.

    Türkler Doğu Karadeniz bölgesine yerleştiklerinde yabancı olmadıkları bir doğa parçasıyla karşılaşırlar. Yöre çok engebeli sarpdik ve dağlıktır. Öte yandan bölgeyi kuzey yönünde baştan başa kuşatan sürekli dalgalı ve hırçın bir deniz vardır. Bu acımasız özellikleri içeren bir doğa üzerinde mücadele veren insanların tipik yöreye özgü Folkloru ve Halk Oyunları da böylece oluşur.

    Romanya'da düğünlerde oynanan halk danslarına ''Gagauz Türkleri ''nce ''horon" denilmektedir. Yine eski bir Bulgar ve Peçenek Türklerinde varolması dikkate şayandır. Öte yandan Erzincan Malatya Siirt ve Afyon'da birer yerin adı ''Horon''dur.

    Yunan XOGOS kelimesi ile büyük bir benzerlik gösteren horonun nereden geldiği hakkında bazı fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan birisi Yunanlıların Karadeniz'in doğu sahillerine yerleşmiş olması bir diğeri ise; horonun kemençe gibi Cenevizlilerden kalmasıdır. Gerçekten Fransa'da ''Carole'' adı ile tanınmış bir oyun vardır ki bir halka oluşturularak oynanırdı. ''Carole'' kelimesini Fransızca sözlükler bozuk Latince ''Carola'' olarak gösteriyorlardı. Ancak bu kelimenin diğer şekilleri olan ''Harol Horol'' kelimeleri ve oyunun kalabalık oynanması dikkate alınırsa Fransız oyunu ile Doğu Karadeniz oyunu (Horon) arasında şaşırtıcı bir benzerlik göstermektedir.

  4. #4
    Moderator

    Standart Cevap: Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir? Horu mu, Horon mu? Horon Kökeni Türk M

    HORON

    İkizdere yöresinde yaşantının önemli kısmını oluştururdu. Dede, baba, kaynana, torun, kız veya gelinin bir horonda buluştuğu çok olurdu. Geçmişin temel eğlencesi, horon ile türkülerdi.

    Horon; Horon oynamak, horon kurmak, horon çevirmek, horona durmak, horon yapmak ve horon vurmak adlarıyla yörede bilinir.

    Şor Türklerinde or: Ot biçme. (Şor Sözlüğü, Nadejda N. Kupreşko Tannagaşeva-Doç. Dr. Şükrü Haluk)

    Hakas Türklerinde oram: Kıvrım, büklüm. (s. 325, Örnekli Hakasça-Türkçe Sözlük) Yine Hakas Türklerinde horim: Yüksek kaya.

    Özbekçe orım: Hasat. Orım-yığum: Ürün kaldırma. (s. 196, Özbekistan Türkçesi-Türkiye Türkçesi)

    Divan�da orom: Ot kesimi, orum-bi: Bir orakta çıkarılan ot.

    Kazakça oram: Paket. (s. 212, Kazak Türkçesi Sözlüğü)

    Tuva Türklerinde horum: Taş yığını. (s. 52, Tuva Türkçesi Sözlüğü, Ekrem Arıkoğlu-Klara Kuular)
    Azerice hora: Biçilmiş otun yerinde biten taze ot. Horum: Biçilen otların belirli büyüklükte kümelenerek bükülüp bağ haline getirilmesi. (s. 654, Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü, Seyfettin Altaylı)

    İkizdere�de horom: Kesilen otların bir çeşit sıkıştırılmış ve paketlenmiş şekli. (Horomlardan yapılan ot yükü, özellikle uzak mesafelerde sırtta taşınırken bozulmazdı)

    Horom, Doğu Karadeniz�de aynı anlamda yaygın kelime.

    Horon, şekil olarak çayırda ve horom yapımında yapılan işleri yansıttığı için, orom veya horom kelimesinden gelmesi en geçerli ve mantıklı ihtimaldir. Çünkü her folklor, çevre şartlarından bire bir etkilenir.

    Bazı izahatlarda horonun Yananca olduğu ve kilise korosundan geldi anlatılır. Horonda en önemli figürler, ayak hareketleridir. Ayak hareketlerinin sesi, kilisenin ilahi havasına katkısı ne olabilir? Kilisenin manevi, kasvetli ve ağır havası ile horonun coşkusunu ve neşesini bir arada düşünebilmek mümkün mü? İsimleri benzer olsa da, kilise korosuyla Karadeniz horonunu bir arada düşünmek çok gülünç olur.
    Gürcücede Horomi: Erkek dans adı. Rumca hora, horom. Yunanca horos: Dans, raks, balo, oyun, koro. Rusça hor: Koro. (Rusça-Türkçe Sözlük, Fono)

    Lazca horon, hoğoni.
    Hopa Hemşin�de ğoron.
    Gagauz Türklerinde horu: Hora. (bir halk oyunu) Horoya girme: Hora oyununa katılmak. (s. 118, Gagauz Türkçesinin Sözlüğü, Prof. N.A. Baskakov)

    Karaçay-Malkarlar Türklerinde horur: Eski Karaçay Şaman törenlerinde dans eden genç kız. (s. 221, Karaçay- Malkar Türkçesi Sözlüğü, Dr. Ufuk Tavkul)

    Kuman Türklerinde Horu: Sallanmak, yaylanmak. (s. 77) Horon: Horon.(s. 78, Kuman Lehçesi Sözlüğü, K. Grönbech)

    Kıpçakça urun-mak: Tepinmek, oynamak. (s. 222, Kıpçak Türkçesi Sözlüğü, Doç. Dr. Recep Toparlı) Yine Kıpçakça hor-mak: Sallanmak. (s. 85)

    Trabzon bölgesinde oynanan horonlardan �düz horon�un, Gökoğuz (Gagauz) Türklerinde de �düz horu� olarak oynandığı anlaşılmaktadır. (s. 350, XV-XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadi Hayat, Dr. M. Hanefi Bostan)

    Horon çeşitleri: Sıksaray, sallama, üçayak, atlama, düz horon, titreme, ağırlama, iki ayak, ters ayak gibi isimler Türkçe veya Türkçeleşmiş kelimelerdir.

    Maçka�daki horonlar: Siksara, ağırlama, biçak oyunu, dirvana, gız horonu, düz horon ve sallama çeşitleri diye belirtilmektedir. (s.127, Trabzon-Maçka Etimoloji Sözlüğü)
    Eski Türk kültüründe kötü ruhları korkutan, �sürat ve kuvvet� anlamına gelen �Kolbas� adı, koruyucu adlar arasındadır. (s. 23, Tarihte Türklük, Prof. L. Rasonyi) Günümüzde Kolbastı, sürat ve kuvvet anlamına uygun olarak ve Şaman danslarını çağrıştırır şekilde Trabzon yöresinde oynanmaktadır.

    Yunan kaynaklarında genişçe yararlanarak yazılan �Pontus Kültürü� kitabında, Of yöresinin oyunları şöyle: Düz horon, sıksara, hotsarı (Hotsarı, oynanmamakta), körçek (köçek�ten), sallama, atlama, Dön Demirağa. (s. 172, Pontus Kültürü, Ö. Asan) İşte çok ilginç Pontus horon isimleri! İşine gelen konuları evirip çevirerek ve hayal sınırlarını azami zorlayarak (bir örnek �ule� kelimesi, s. 174, Pontus Kültürü, Ö. Asan) geniş açıklamalar yapılırken, bölge çalgısı kemençeyi oluşturan kısımlardan Rumca veya Yunanca tek kelime yazılamamıştır. (s.186, Pontus Kültürü, Ö. Asan)
    Tulumdan ise tek cümle: O da, �Çok eski olmamakla birlikte tulum çalınırmış� (s. 186) ve bitti. Bölgemizde Pontus kültürünün temelini oluşturduğu iddia edilen kemençe, tulum ve horonun �Pontus kültürü�ndeki yeri!

    Yöre ağzında Rumca kelimelerin çokça olması, Türkiye Türkçesi içinde bolca Yunanca kelimelerin bulunması ama horon çeşitleri arasında bölgede tek Rumca horon isminin bilinmemesi, tulum ve kemençeyi oluşturan parçalar içinde bir tane dahi Rumca veya Yunanca kelimenin olmamasının izahı nasıl yapılacak?

    Kimileri kemençenin Yunanistan�da çalındığını ve benzer oyun veya giyimlerin aynı olduğunu icat bulmuş gibi söylerler. Orada çalınan kemençenin ve oynanan horonun hiç birini değil Yunanlılar, İstanbul�da, İzmir�de veya Anadolu�nun başka yerlerinde yaşamış ya da göç etmiş Rumlar dahi bilmezler. Yalnız Karadeniz bölgesinden gidenler, bölgemizden aldıkları kültürü Yunanistan�a taşımışlardır. Dolayısıyla kemençenin Yunan kökenli olduğunu iddia etmek, ya cahilliktir ya hainliktir.
    Bugüne kadar yüz binlerce Yunan heykelleri içinde kemençe çalan bir heykele tesadüf edilmiş değildir ve bunlar içinde Karadeniz�in milli giysilerini çağrıştıran ne bir heykel ve ne de bir resme rastlanılmıştır.

    Yunanlıların kısa etekli milli kıyafetleriyle, Karadenizlinin milli kıyafeti arasında ortak nokta bulmak veya burun yapılarını kıyaslamak mümkün mü?
    Bir kesim güruh da Türk isminin geçtiği yerde ve Türk�e ait olabilecek bir şeyde �Milliyetçi görüş� veya �resmi ideoloji� diye okuma, araştırma gereği duymadan ve yerine başka bir şey koyma ihtiyacı görmeden ret ederler. Bu �reddiyeciler� ve �milliyetsiz görüşler�, özellikle Anadolu topraklarının özelliğinden kaynaklansa gerek, her zaman yoğunluğunu hissettirmişlerdir. Bu konuda da her zaman yaptıkları ve beklenildiği gibi, bir yerlere yama olma gayretini göstermişlerdir, göstereceklerdir ve göstermektedirler.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Horon'un Kökeni Ve Kelime Anlamı Nedir? Horu mu, Horon mu? Horon Kökeni Türk Müziği


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.06.13, 01:31
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.06.11, 07:30
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.04.09, 16:24
  4. Trabzon horonu ve horon çeşitleri
    By MaqiwoL in forum Trabzon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.04.09, 02:13
  5. Zonguldak yaylasında horon
    By MaqiwoL in forum Zonguldak
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.03.09, 22:14

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.