Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nelerdir?

  1. #1
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nelerdir?

    Sponsorlu Bağlantı

    Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nelerdir?


    2.1 Yerüstü Su Kaynakları
    2.2 Yeraltı Su Kaynakları
    Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Dünyadaki toplam suyun yaklaşık yılda ortalama 500.000 km3'ü denizlerde ve toprak yüzeyinde meydana gelen buharlaşmalar ile hidrolojik çevrim içerisinde yağmur ve kar olarak tekrar yeryüzüne düşmektedir.
    Dünya yüzeyine yağışla düşen su miktarı yılda ortalama yaklaşık olarak 100.000 km3 olup bunun, 40.000 km3'ü akışa geçerek nehirler vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere ulaşmaktadır. Bu miktarın da 9.000 km3'ü ise teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir durumdadır.
    Kullanılabilir suyun dengeli dağıldığını söylemek çok zordur. Bu nedenledir ki günümüzde dünya nüfusunun 1/3'ü yeterli ve sağlıklı su kaynaklarına sahip olamadıkları için su sıkıntıları yaşamaktadırlar
    Bugün pek çok insan tatlı su kaynaklarının, dünyada insanlığın yararına sunulmuş sonsuz bir doğal kaynak olduğunu düşünmektedir. Oysa, sonlu bir doğal kaynak olan tatlı su, yaşayan bir gezegen olan dünyamızın vazgeçilmez bir parçasıdır.
    Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli
    Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Türkiye göller ve nehirlerinden oluşan tatlı su kaynaklarına sahip olmasına rağmen, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir. Aksine, gerekli önlemler alınmadığı taktirde yakın gelecekte su sorunları yaşamaya aday bir ülke konumundadır.
    Türkiye'de; kuraklıklar ve diğer nedenler yüzünden mevcut su kapasitesinde azalmalar görülmektedir. Bunun başlıca nedenleri ise; topografyadaki düzensizlikler sebebiyle kaynakların kontrol edilemeyişi, yağışların ve kaynakların bölgelere göre dengesiz dağılımı, su kaynaklarının bütüncül havza bazında yaklaşımlarla uzun vadeli planlamalar yerine bölgesel, bağımsız ve kısa vadeli projelerle kullanıma açılması girişimleridir.

    2.1 Yerüstü Su Kaynakları


    Tablo-2: Türkiye'nin Yerüstü Su kaynakları
    Yıllık yüzey akış miktarı 186,00 km3 Yıllık yüzey akış/Yıllık yağış miktarı 37% Yıllık tükenebilir su miktarı 95,00 km3 Fiili yıllık tüketim 32,41 km3 Türkiye'nin yağış rejimi mevsimlere ve bölgelere göre çok büyük farklılık göstermekte olup, yıllık ortalama yağış 642,6 mm.dir. Bu da yılda ortalama 501 km3 suya karşılık gelmektedir.
    Bu miktarın 274 km3'ünün toprak ve su yüzeylerinden ve bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri döndüğü; 41 km3'ünün yüzeyden sızmalar suretiyle yeraltı suyu rezervlerini beslediği; 186 km3'ünün ise çeşitli büyüklükteki akarsular aracılığı ile denizlere, kapalı havzalardaki göllere ******** suretiyle akışa geçtiği kabul edilmektedir. Ayrıca, komşu ülkelerden doğan akarsular ile yılda 7 km3 suyun ülkemiz su potansiyeline dahil olduğu göz önüne alındığında, toplam yenilenebilir tatlı su potansiyelimiz brüt 234 km3 olmaktadır.
    Halihazırda teknik ve ekonomik anlamda tüketilebilecek yerüstü ve yeraltı suyu miktarının 110 km3 olduğu belirlenmiştir. Bu miktarın 95 km3'nün yurt içinden doğan akarsulardan; 3 km3 ünün yurt dışından ülkemize ulaşan akarsulardan 12,3 km3ünün ise yeraltı suyundan sağlanabileceği kabul edilmektedir.
    Türkiye'nin kişi başına düşen su potansiyeli (2000 yılı nüfus sayımının kesin olmayan sonuçlarına göre Türkiye nüfusunun 65 milyon kabulü ile 3600 m3 iken, kullanılabilir su varlığı bakımından kişi başına düşen su miktarı 1692 m3'dür. Ülkemizin, kişi başına düşen kullanılabilir su varlığı bakımından diğer bazı ülkeler ve dünya ortalaması ile karşılaştırıldığında, su kisiti bulunan ülkeler arasında yer aldığı görülmektedir.
    Günümüzde bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için yılda ortalama kişi başına 10.000 m3 su potansiyeline sahip olması gerektiği kabul edilmektedir. Oysa Türkiye 'kişi başına düşen su potansiyeli açısından da (3600 m3) bu değerin oldukça gerisindedir. Bu rakamlar da göstermektedir ki ülkemiz sınırlı miktarda su varlığına sahiptir.
    Devlet istatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre 2025 yılında nüfusumuzun 80 milyon olacağı hesaplanmaktadır. Bu durumda 2025 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1 375 m3'e düşeceği söylenebilir. Mevcut büyüme hızı, su tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerin etkisiyle su kaynakları üzerine olabilecek baskıları tahmin etmek mümkündür. Ayrıca tüm bu tahminler mevcut kaynakların 25 yıl sonrasına hiç tahrip edilmeden aktarılması durumunda geçerli olabilecektir. Dolayısıyla Türkiye'nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynaklarını çok iyi koruyup, akılcı kullanması gerekmektedir.
    Türkiye 26 adet hidrolojik.havzaya ayrılmıştır. Tablo 3 'de de görüleceği gibi havzaların verimleri son derece farklı olup, Fırat-Dicle havzalarının toplam ülke potansiyelinin yaklaşık %28,5' ine sahip olduğu görülmektedir.
    Şekil-1 : Akarsu Havzalarının Ortalama Yıllık Akış Miktarları
    Türkiye'de hali hazırda kullanılabilir yerüstü su potansiyelinin %33.15'inden faydalanılabilmekte olup, % 66.85'i henüz kullanıma sunulamamıştır.
    Tablo-3: Akarsu Havzalarının Yıllık Ortalama Su Potansiyeli ve Verimleri


    (xx) Dicle nehri ana kol yıllık akışı 16.24 km3'dür

    2.2 Yeraltı Su Kaynakları Tablo-4:Türkiye'nin Yeraltı Su Kaynakları

    Yıllık çekilebilir yeraltı suyu rezervi (yillikjjüvenilir verim)
    Yıllık çekilebilir yeraltı suyu rezervi (yillikjjüvenilir verim) 1 2,300 km3 DSİ' ce tahsis edilen yıllık miktar 9,650 km3 Fiili yıllık tüketim 6,000km3 Yeraltına sızan suların önemli bir bölümü Türkiye'nin kıyı kesimlerindeki dağlık bölgelerde yaygın yeraltı suyu rezervuarı oluşturmadan denizlere ********tadır. Bununla beraber yeraltı suyu potansiyelini belirleyebilmek için 342 ovada hidrojeolojik etütler yapılmış ve, 12,300 km3 potansiyele sahip "Emniyetli Yeraltı suyu İşletme Rezervi" tespit edilmiştir.
    1960 yılında yürürlüğe girmiş olan 167 sayılı "Yeraltı suları Hakkında Kanun" hükümlerine göre Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yurdumuzdaki yeraltı sularının araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili işlemlerinde görevlendirilmiştir. Bu göreve istinaden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bir yandan yeraltı suyu etüd çalışmalarını sürdürmekte, diğer yandan tespit ettiği yeraltı suyu işletme rezervlerini çeşitli amaçlı kullanımlara açmaktadır. Bu amaçla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yurdumuzdaki 12,3 km3 emniyetli yeraltı suyu işletme rezervinin bugüne kadar 3,51 km3' ünü devlet eliyle yapılan sulamalarda, 4,42 km3'ünü içme-kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçlarında ve 1,72 km3' ünü ise münferit özel sulamalarda olmak üzere toplam 9,65km3' ünü tahsis etmiştir. Ayrıca DSİ' ce izin verilmeden açılarak kullanıma sunulan çok sayıda kuyu da mevcuttur.
    Yerüstü suyu imkanı olmayan bölgelerde yeraltı suyu kaynaklarına ilgi her geçen gün artmakta ve kullanımı yaygınlaşmaktadır. Çeşitli amaçlı özel kullanımların yanı sıra Devlet Su işleri ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucunda, 1999 yılı sonu itibarıyla 420.706 ha arazi yeraltı suyundan sulamaya açılmış durumdadır. Ayrıca başta İzmir, Antalya, Şanlıurfa, Diyarbakır olmak üzere bir çok ilimizin ve irili ufaklı birçok yerleşim yerinin içme-kullanma suyu ihtiyacı yeraltı suyundan karşılanmaktadır.
    Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünce planlama kademesinde hidrojeolojik etüt çalışmaları tamamlanmış sahalar dışında; sulama, içme-kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla münferit hidrojeolojik etüt çalışmaları da yapılmıştır.
    Ülkemizde halihazırda kullanılabilir, iyi nitelikli yer altı su potansiyelinin %78,45'inden faydalanılabilmekte olup, %21,55'i henüz kullanıma sunulamamıştır.



  2. #2
    yeliz-sanat
    Guest

    Wub Cevap: Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nedir? Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nelerdir?

    bor demir yerüstü kaynakları ise su dur

  3. #3
    Moderator

    Icon14 Cevap: Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nedir? Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nelerdir?

    Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nedir? Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nelerdir?

    Yeraltı ve Yerüstü Su Kaynaklar
    Su Döngüsü

    Yeryüzünün 3/4'ü sular tarafından kaplanmıştır. Milyonlarca yıldan beri bu miktar hemen hemen sabittir. Suyun tümü atmosfer, deniz ve okyanuslar ile karalarda dağılmış durumdadır. Karasal sistemlerde sular, göl, akarsu, yer altısuları ve küçük birikintilerde yer alır. Doğal dengenin korunabilmesi için bu suların devamlı yer değiştirmesi gerekmektedir. Suyun hava, kara ve sucul sistemlerde yer değiştirmesine su döngüsü (çevrimi) denir.

    Yer Altı Suları

    Yeryüzüne inen suların bir kısmı kumlu ve çakıllı katmanlardan geçerek daha alt kısımlardaki geçirimsiz killi tabakaların üzerinde birikir. Bu sulara yer altı suları denir. Yer altı suları bazen iç katmanlarda hareketsiz bir şekilde toplanır. Bazen de yer altında akarak yer altı nehirlerini oluşturur. Yer altı suları eğim koşulları ve akışın uygun olduğu zayıf yerlerden yeryüzüne çıkabilir. Yeryüzüne çıkan bu sulara kaynak suları denir. Yer altı suları yerkürenin iç katmanlarında bulunan ısı enerjisinin yeryüzüne taşınmasını da sağlar. Bu enerji de jeotermal enerjinin kaynağını oluşturur.

    Yer altı suları en temiz sulardır. Buna karşılık baraj ve göllerde biriken suların içilebilir ve kullanılabilir olması için temizlenmesi gerekir. Bu nedenle, su şehir şebekesine ulaşıncaya kadar çeşitli işlemlerden geçirilir. Bunlar; dinlendirme, havalandırma, çöktürme, süzme ve mikroplardan arındırma işlemleridir.

    Baraj ve göllerde biriken sular, ilk olarak dinlendirme havuzlarında toplanır. Burada su içinde bulunan katı maddelerin kendiliğinden çökelmesi sağlanır. Dinlendirilen su şelâle gibi bir setten akıtılarak suyun hava ve güneşle temas etmesi sağlanır. Böylece suda bulunan bazı mikroplar ölürken zararlı gazlar da ayrılır. Havalandırılmış su, çöktürme havuzlarına alınır. Suyun içerisine şap adı verilen kimyasal bir madde atılır. Böylece su içinde asılı bulunan küçük tanecikler çöktürülmüş olur. Çöktürme işleminden sonra su, çakıl, kum ve ince kum katmanlarından oluşan süzgeçlerden geçirilerek süzülür. Böylece suyun bulanıklığı giderilmiş olur.

    Süzülen suya son işlem olarak çok az miktarda klor katılır. Klor zehirli bir gaz olup suyu mikroplardan arıtmak amacıyla kullanılır. Böylece su içilebilir ve kullanılabilir hâle gelir. Bu su depolarda toplanarak şehirlere gönderilir.

    Yer Üstü Su Kaynakları:

    Okyanus: Kıt’alar arasında büyük çukurları kaplayan geniş ve derin su kütlesi. Okyanuslar, yeryüzünün sularla kaplı olan geniş alanlarıdır. Dünya’nın %71’ini okyanuslar ve denizler kaplamıştır. Yeryüzünde üç okyanus vardır. Bunlar büyüklük sırasına göre şöyledir: Büyük Okyanus (Pasifik), Atlas Okyanusu (Atlantik), Hint Okyanusu. Kuzey ve Güney Amerika ile Asya ve Okyanusya kıt’aları arasında kalan alanda Büyük Okyanus yer alır. Afrika, Asya ve Okyanusya kıt’aları arasında kalan bölümde Hint Okyanusu bulunur. Kuzey ve Güney Amerika, Afrika ve Avrupa kıt’aları arasında da Atlas Okyanusu yer alır. Denizler, okyanusların kara içlerine sokulmuş kollarıdır. Okyanus ve deniz arasında genişlik ve derinlik bakımından farklılıklar vardır. Okyanuslar, denize göre daha geniş ve derindir. Bazı denizler birbirlerine ya da okyanuslara boğazlarla bağlanmıştır. Karalar arasında bulunan denizin daralmış kısımlarına “boğaz” denir. Örneğin; Çanakkale Boğazı, Marmara ve Ege Denizi’ni birbirine bağlar. Karaların bazı kesimlerinde denizler ve okyanuslar karalara doğru girintiler oluşturmuştur. Bu girintilerin büyüklerine “körfez” küçüklerine “koy” denir. Kıyılarımızda birçok körfez ve koy bulunur. Örneğin; Antalya Körfezi, Akdeniz üzerinde yer alan bir körfezdir. İç denizler; dar boğazlarla okyanusları birbirine bağlar. Örneğin; Marmara Denizi, bir iç denizdir. Karaların okyanusa ya da denize doğru sokulmuş, üç tarafı denizlerle çevrili kara parçalarına “yarımada” denir. Örneğin; Gelibolu Yarımadası, Ege Denizi üzerinde yer alan bir yarımadadır. Ada, etrafı sularla kaplı, kara parçasıdır. Örneğin; Kıbrıs Adası Akdeniz üzerinde bulanan bir adadır.

    Deniz: Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbirleriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Denizler okyanuslardan, yüzölçümlerinin küçüklüğü, derinliklerinin azlığı, tuzluluk oranlarının değişkenliği, kıt’a sahanlığının çokluğu ve kıyılarını dövdüğü kıtalarla olan bağlantılarının çokluğuyla ayırt edilir.

    Deniz suyu, genellikle litrede 35 g erimiş tuz içeren bir eriyiktir. Tuzluluk oranı, kutup bölgelerine yakın ya da çok sayıda akarsuyla beslenen denizlerde düşük, tropikal bölgelerde yer alan ya da kapalı olan denizlerde yüksektir. Deniz suyunda çok sayıda metal de eser miktarlarda bulunur. Güneş ışınlarından, rüzgârdan ve buharlaşmadan etkilenen yüzey sularında, çok büyük sıcaklık farklılıkları görülür. Deniz suyunun yoğunluğu (donma ve buz dağlarının oluşmasında önemli bir etkendir), tuz oranına, sıcaklığa ve basınca bağlıdır.

    Göl: Kapalı havzalarda yer alan geniş, durgun su kütlesi.

    Göller dünyanın her yerinde bulunur. Çoğunlukla ırmak boylarında, bol yağış alan bölgelerde ve denize yakın düzlüklerde bulunur.

    Göllerin suları tatlı ya da tuzlu olabilir. Suyu tatlı olan göllere tatlı su gölleri, suyu tuzlu olan göllere ise tuzlu su gölleri denir. Tatlı su göllerinin sayısı tuzlu su göllerine göre daha fazladır. Tuzlu su gölleri genel olarak kurak bölgelerde oluşur. Kurak bölge göllerinin suları tuz ve alkali bileşikler bakımından zengindir.

    Göller, çok çeşitli boyutlarda olabilir. Çoğunun yüzeyi 260 km2 ya da daha azdır. Yalnızca birkaçı bunun üzerine çıkar. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün alanı 3713 km2dir. Tuz Gölü de ikinci büyük gölümüzdür ve alanı 1500 km2dir.


    Akarsu: Yerin altında ya da üstünde, kıyıları az çok belirgin bir yatak içinde akan su kütlesi. Günümüz coğrafî adlandırmalarında, akış hâlindeki her tür su akıntısı için akarsu anlamı kullanılsa da akarsuyu tanımlayan temel özellik suyun belli bir yatak içinde akıyor olmasıdır. Akış hâlindeki su kütlesini büyüklüğüne göre yapılan adlandırmalarda; küçük akarsulara dere, çay, su ya da öz; büyük akarsulara da ırmak adı verilir.

    Yağmur ya da kar biçiminde yeryüzüne ulaşan suyun bir bölümü güneşin ve rüzgârın etkisiyle buharlaşarak yeniden atmosfere döner. Geri kalan suyun bir bölümü birleşerek dereleri ya da çayları oluştururken başka bir bölümü de toprağın altına sızar. Sızan suların çok büyük bir bölümü daha sonra kaynaklar hâlinde yeniden yeryüzüne çıkarak akar sulara karışır. Yağışsız mevsimlerde akarsuların kurumamasına yol açan, bu kaynak sularıdır. Kar ve buzlar da akarsuların beslenmesinde önemli rol oynar. Böylece dereler birleşerek, ırmakları oluşturur. Bir akarsuyun kat ettiği yola, akarsuyun çığırı denir. Bu yol boyunca akarsuya katılan dere ve çaylara da akarsuyun kolları adı verilir. Akaçlama havzası ya da havza anlamı, bir akarsuyun ve kollarının beslendiği, başka bir deyişle sularının topladığı alana verilen addır. Ayrıca jeomorfolojik süreçlerin en önemli etkenlerinden biri olan akarsular, yeryüzü şekillerinin oluşmasında temel rol oynar. Akarsuların aktığı yollar boyunca doğal şekiller oluşur. Şelâleler ve akarsu vadileri bunlardandır.

    Yer Altı Su Kaynakları:

    Artezyen Kuyusu: Yerin altında ya da üstünde, kıyıları az çok belirgin bir yatak içinde akan su kütlesi. Günümüz coğrafî adlandırmalarında, akış hâlindeki her tür su akıntısı için akarsu anlamı kullanılsa da akarsuyu tanımlayan temel özellik suyun belli bir yatak içinde akıyor olmasıdır. Akış hâlindeki su kütlesini büyüklüğüne göre yapılan adlandırmalarda; küçük akarsulara dere, çay, su ya da öz; büyük akarsulara da ırmak adı verilir.

    Yağmur ya da kar biçiminde yeryüzüne ulaşan suyun bir bölümü güneşin ve rüzgârın etkisiyle buharlaşarak yeniden atmosfere döner. Geri kalan suyun bir bölümü birleşerek dereleri ya da çayları oluştururken başka bir bölümü de toprağın altına sızar. Sızan suların çok büyük bir bölümü daha sonra kaynaklar hâlinde yeniden yeryüzüne çıkarak akar sulara karışır. Yağışsız mevsimlerde akarsuların kurumamasına yol açan, bu kaynak sularıdır. Kar ve buzlar da akarsuların beslenmesinde önemli rol oynar. Böylece dereler birleşerek, ırmakları oluşturur. Bir akarsuyun kat ettiği yola, akarsuyun çığırı denir. Bu yol boyunca akarsuya katılan dere ve çaylara da akarsuyun kolları adı verilir. Akaçlama havzası ya da havza anlamı, bir akarsuyun ve kollarının beslendiği, başka bir deyişle sularının topladığı alana verilen addır. Ayrıca jeomorfolojik süreçlerin en önemli etkenlerinden biri olan akarsular, yeryüzü şekillerinin oluşmasında temel rol oynar. Akarsuların aktığı yollar boyunca doğal şekiller oluşur. Şelâleler ve akarsu vadileri bunlardandır.

    Jeotermal Kaynak: Yer Kabuğunun derinliklerindeki ısı nedeniyle, sıcaklığı yüksek olan, diğer sulara göre daha fazla çözünmüş madde içren sıcak su, buhar ve gazlar jeotermal kaynak olarak adlandırılır.Jeotermal kaynaklar jeotermal enerji elde edilir.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Yeraltı Ve Yerüstü Kaynakları Nelerdir?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 31.01.14, 11:08
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.01.14, 23:37
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.01.13, 22:17
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.10.10, 21:13
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.02.10, 21:47

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.