Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Fabl Nedir? // Fabl Özellikleri // Fabl Örnekleri // Fabl ve La Fontaine

  1. #1
    Moderator
    Sponsorlu Bağlantı

    Yeni Fabl Nedir? // Fabl Özellikleri // Fabl Örnekleri // Fabl ve La Fontaine

    Sponsorlu Bağlantı

    Fabl Nedir? // Fabl Özellikleri // Fabl Örnekleri // Fabl ve La Fontaine
    Fabl Nedir?

    Kişiler genellikle hayvan, bitki ve cansız varlıklar olan, ders verir nitelikli kısa Masalımsı öykülere fabl denir. -fabl’ın genel özellikleri- “fabl” sözcüğünün kökeni latince “hikaye” anlamına gelen “fabula”’dır. fakat bu sözcük zamanla bir Ahlak ilkesi veya davranış kuralını anlatan kısa sembolik (simgesel) bir hikaye türünün adı olmuştur. bu tür hikayelerin, kahramanları genellikle hayvanlardır. hikaye kahramanı bu hayvanlar, kendi özelliklerini korumakla birlikte insan gibi konuşurlar. esasen “fabl” bu özelliği nedeniyle Masalımsı eserler arasında yer alır. fabl’lar hem nazım, hem nesir biçiminde olurlar. fabl’ın sonunda her zaman bir ahlak dersi (kıssadan hisse) vardır. bu ders kısa, açık ve doğru olmalıdır ve mutlaka hikayenin doğal bir sonucu gibi görülmelidir. fabllarda öğretici (didaktik) bir amaç güdülür, gündelik hayatla ilgili dersler ve öğütler verilir. okurlar çoğu zaman verilen dersin veya öğüdün ne olduğunu anlamakta zorluk çekmezler. çünkü; bu ders veya öğüt eserin bir yerinde, çoğu kez sonunda, bir Atasözü veya özdeyiş biçiminde açıkça belirtilir. fabllarda basit ahlak ilkelerine değinildiği gibi insanların bir çok kusurlu yönlerine de dikkat çekilir. fabllar vasıtasıyla kanaatkarlık, özveri, yardımseverlik , iyi niyet gibi olumlu davranışlar çocuğa kazandırılabilir. özellikle 8-12 yaş grubu çocuklar fabl okumaktan ve dinlemekten büyük zevk alırlar. kanaatkarlık, tamahkarlık, kıskançlık, paylaşımcılık gibi çocuklar tarafından anlaşılması güç kavramların somut olaylarla anlatılması sebebiyle çok önemli bir eğitim aracı olarak kabul edilmelidir. fabllar insan belleğinde çok kolay saklanabilen ve ortaya çıkarılabilen özelliklere sahip olduğu için sözlü gelenek içinde de yaşatılabilmektedir. çoğu manzum olan fablların başlıca amacı belli bir ana fikrin yalın veya birkaç olayın yardımıyla en kısa yoldan açıklamaktır. bundan dolayı fabllar kısadır ve şu dört bölümden oluşur:

    1. Olayın ve kahramanların tanıtıldığı giriş bölümü

    2. Olayın entrikalarla düğümlendiği gelişme bölümü

    3. Düğümün çözüldüğü sonuç bölümü

    4. Olay ve olayların arkasında yatan ana fikrin açıklandığı ders bölümü (kıssadan hisse bölümü)

    Bütün uluslarda ortak bir nitelikte olan fabllar basit, pratik ahlak ilkeleridir. bu sebepledir ki fabl yazarı ünlü latin şairi phédre “ fabl insanların kusurlarını düzeltmeye yaramalıdır.” der. -fabl’dan yararlanma- kişilerin ve çocukların yakınlık duyduğu sevdiği varlıklar olduğu için fabllar, çocukların ilgisini çeker. öykülemenin kısa oluşu da çocukların fabllara duyduğu ilginin bir başka nedenidir. sıkmadan verilen öğütler, bu nedenle çocukların eğitiminde yararlı olur. fabllar eğlendirici ve sevimlidirler. dramatizasyona uygun oluşları anlatımlarındaki hareketliliği eyleme dönüştürmeye yardımcı olur. böylelikle yaşayarak öğrenmeye uygundurlar. fabllar olay anlattıkları için bir başka şiiri okumaktan veya ezberlemekten daha çok çocukların ilgisini çekerler. fabllardan resim çalışmalarında da yararlanılabilir.bir fablda anlatılan olayın bölümleri altı-yedi karede resimlenerek, resimlerin yorumlanması biçimindeki bir sözlü anlatım çalışması yapılabilir. ardından yapılacak yazılı anlatım çalışması da çocuğun dil ve anlatım yeteneğini geliştirmeye yardımcı olur. manzum biçimde yazılmış bir fabl düz yazıya, düz yazıyla yazılmış olan bir fablı da manzum biçimine çevirme çalışmaları yapılabilir. fakat bu tür çalışmalar, çocukların düzeyleri göz önünde bulundurularak yaptırılmalıdır. bu tür çalışmalar nazım, nesir uygulaması olabilecekleri gibi çocukların dil gelişimlerine de katkıda bulunurlar. fakat kimi düşünürler örneğin rousseau, emile(1762) adlı kitabında La Fontaine'nin fabl'lerinin çocuk için uygun olmadığını düşünürken, robinson kruze'yi çocuklara okutmanın önemini vurgulamaktaydı. benzer şekilde alman pedagog herbart da aynı tavrı sergiledi.

    Farklı Bir Kaynaktan Fabl Nedir ve Özellikleri

    Fabl insanlar arasında geçmekte olan ibret verici olayların, hayvanlar arasında geçen olaylar haline dönüştürülerek anlatılmasıdır. Fabl, hem didaktik, hem de dramatik bir türdür. Latince Fabula kelimesinden gelir; masal, hikaye demektir.

    Fabl'ler genellikle ahlak dersi veren Alegorik hikayelerdir. Fabl'lerde görülen kişilerin ve olayların altında, gerçek kişiler ve olaylar vardır. Bir fabl okunurken veya anlatılan olay takip edilirken, daima eserin iç dünyasına girilerek dile getirilmek istenen asıl düşünce ile temas kurulmalıdır. Aksi halde istenilen neticeye ulaşılamaz.

    Fabl'lerde kişiler, insan dışındaki çeşitli yaratıklar, hayvanlar, fırtına, ağaç vb. gibi varlıklar olabilir. Ancak eserin örgüsünde alegorik kişilerle, gerçek kişiler arasındaki münasebeti, canlı tutmak bir zarurettir. Sembol varlıkla, gerçek varlık arasında sağlam münasebetler kurulmasını sağlayacak hatırlatıcı çizgiler kesinlikle belirtilmelidir.

    Fabl'ler nesir olarak da yazılmakla beraber, genellikle manzum olarak kaleme alınırlar. Bu türün ilk örneklerini batıda La Fontaine, bizde ise XV. yüzyılda Şeyhi vermiştir. Tanzimatta ise Şinasi ile Ahmet Mithat Efendi bu türde eserler yazmışlardır.

    Fabl'ler mutlaka öğretici bir gaye taşırlar. Okuyucuya ahlak dersi verirler. Genellikle konu kısadır. Verilmek istenen mesaj eserin sonunda ya kahramanlardan birinin ağzından ya da Sanatçının dilinden açıklanır.Latin Dili ve Edebiyatı ile Yunan Dili ve Edebiyatı iç içe iki ana Bilim dalıdır ve Klasik filoloji olarak bilinmektedir. Latince'nin günümüzdeki önemi bilim dalı olmasıdır; bu nedenle batı dillerinin ve yazınlarının yanı sıra Eskiçağ ve Ortaçağ Tarihi, Felsefe tarihi, epigrafi, tiyatro tarihi, Roma Hukuku gibi bir çok alanda, ayrıca Osmanlı arşivlerinde bulunan Latince yazılmış belgeler üzerinde bilimsel araştırma yapmak için gereklidir.


    La Fontaine ve Fabl

    La Fontaine, tam adıyla Jean De La Fontaine,1621 ile 1695 yılları arasında yaşamış Fransız bir yazarıdır. Masalları dilden dile dolaşan bu ünlü yazar, uzun yıllar ormanlık bir bölgede yaşamış. La Fontaine'nin masallarında anlattığı hayvanlar onun için çok önemli olsa gerek... Masallarına konu olan hayvanlar, konuşuyorlar. Bu tür, hayvanların ağzından anlatılan masallara fabl adı verilir. Olaylar şiirsel bir dille anlatılır. Çok etkileyicidirler, öyle ki, sadece çocuklar değil büyükler de severek dinler bu masalları.

    Kurnaz tilkiler, kibirli arslanlar, çalışkan karıncılar ve bir dolu sevimli hayvancık La Fontaine'in masallarından bize seslenirler. Onların öykülerinden her zana kendimize uygun dersler çıkarabiliriz. En güzeli de bunu yaparken çok eğleniyor olmak.

    Fransız şâiri. Yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır. 1621’de Château Thierry’de doğdu. Varlıklı bir âilenin çocuğuydu. Paris’te kolejde okudu. Hukuk tahsili yaptı. Papaz yetiştirilmek istenildi ise de kiliseden ayrıldı. Okul hayatında başarılı bir öğrenci olamadı. Gençliğinde baba mesleği olan orman ve su kanalları işleriyle uğraştı. Çeşitli memurluklarda bulunmuş, düzensiz bir hayat yaşamıştır.

    1671 senesinde Paris’e gitmeden evvel bir ara Edebiyatçı Faquety’le tanıştırıldı. Bunun eserleri ile gözden düşmesi üzerine eserlerinde onu savundu. 1673 senesinde Madam de la Sablière’nin himâyesine girerek burada ilim adamları, felsefeciler ve yazarlarla tanıştı. İlk masallarını burada yazdı. Çağdaşları, La Fontaine’i bir masal yazarı olarak görüyorlardı. Halbuki La Fontaine, yazdığı masallarda Dede Korkut masallarındaki üslupla hayvanlara ahlâkî karakterler vererek onların şahıslarında bazı insan karakterlerini tenkid etmiş bir ahlâk dersi vermiştir. Buna edebiyatta teşhis ve intak sanatı denir. La Fontaine’in bu hususiyeti çok geç fark edilmiştir. Eserlerinde sâdelik ve açıklık görülür. Konuşma şeklinde akıcı şiirleri, hayvanlar üzerinde tenkitleri, incitmeden iğneleme usulleri ile Fransız edebiyatına büyük eserler kazandırmıştır.

    La Fontine masallarındaki konular, şark klasiklerinden alınmadır. La Fontaine’den çok önceleri yazılmış Beydeba’nın Kelile ve Dimne eserindeki hikâyelerin pekçoğu, bu Fransız edebiyatçısı tarafından şiir şeklinde tekrarlanmıştır. Masalları çoğunlukla herkesin anlayabileceği bir şekilde yazılmıştır. La Fontaine’in canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır. Kişilerini hemen dâimâ hayvanlar arasından seçerse de bâzan insanları, bilhassa köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, (yasak kelime kullandınız), tilki, eşek ve horozdur.

    La Fontaine, kötüyü göstererek iyinin ne olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Ancak şiirlerini okuyan çocuklarda herhangi bir açıklama yapılmazsa tam ters etkinin hâsıl olduğu da bir gerçektir.

    Masalları toplam olarak 238 adet olup, 12 kitapta toplanmıştır. 1668’de basılan ilk altı kitabında 124 masal vardır ve bunlar birinci cildi meydana getirir. İkinci cilt 1678’de basılan beş kitaptır. En son 1694’de bastırdığı üçüncü cilt ise tek kitaptan ibârettir.

    La Fontaine, roman ve piyes de yazmıştır. Nakaratlı uzunca şiirleri ve şiirli mektupları vardır. Hadım, Gülünç Mâcerâ, Floransalı, Büyük Maşrapa, Köy Sevdaları komedi türündeki eserlerindendir. Contes (Kont) isminde şiirli hikâyeler eserinden dolayı Fransız Akademisine kabul edildi. 1695’te Paris’te öldü.

    Eserleri birçok dile tercüme edilmiştir. Ancak hiçbir tercüme orijinalindeki sâdelik ve çekiciliği verememiştir.

    Türkçeye ise, Recaizâde Mahmud Ekrem, Tevfik Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir.


    Aşağıda, La Fontain'in masallrından seçmeler var. Eğer hala okumadıysanız, bulduklarınızı hemen okumanızı öneririz.

    1. Ağustosböceği ile Karınca
    2. Karga ile Tilki
    3. Kurt ile Kuzu
    4. Tavşanla Kaplumbağa
    5. Kurt ile Köpek
    6. Tilki ile Leylek
    7. Horoz ile Tilki
    8. Kedi ile Fareler
    9. Kurt ile Leylek
    10. Tarla Faresi ile Kent Faresi
    11. Kurbağa ile Korkak Tavşan
    12. Güvercin ile Karınca


    Fabl Örnekleri:


    Karga İle Tilki

    Bir dala konmuştu karga cenapları;
    Ağzında bir parça peynir vardı.
    Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
    Ona nağme yapmaya başladı:
    “-Ooo! Karga cenapları,merhaba!
    Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz!
    Gözüm kör olsun yalanım varsa.
    Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
    Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
    Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.
    Göstermek için güzel sesini
    Açınca ağzını,düşürdü nevalesini.
    Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
    Size güzel bir ders vereceğim:
    Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,
    Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”
    Karga şaşkın,mahcup,biraz da geç ama,
    Yemin etti gayrı faka basmayacağına


    La fonten Hikayeleri


    --------------------------------------------

    Agustosböceği İle Karınca

    Ağustosböceği bütün yaz Saz çalmış, türkü söylemiş. Karakış birden bastırınca Şafak atmış zavallıda; Bir şey bulamaz olmuş yiyecek: Koca ormanda ne bir kurtçuk, ne bir sinek. Gitmiş komşusu karıncaya: — Aman kardeş, demiş, hâlim fena; Bir şeycikler ver de kışı geçireyim. Yaz gelince öderim, Hem de faizi maiziyle; Ağustosu geçirmem bile. Ödemezsem böcek demeyin bana. Karınca iyidir hoştur ama Eli sıkıdır: Can verir, mal vermez. — Sormak ayıp olmasın ama, demiş; Bütün yaz ne yaptınız? — Ne mi yaptım? demiş ağustosböceği; Gece gündüz türkü söyledim; Fena mı ettim sizce? — Yoo, demiş karınca, ne . mutlu size; Ama hep türkü söylemek olmaz; Kışın da oynayın biraz.

    ------------------------------------------------------------------

    KARGA İLE TİLKİ

    Bay karga konmuş bir dala Koca bir peynir ağzında. Tilki kokuyu almış gelmiş:
    — Günaydın, Sayın Karga, demiş; Bu ne güzellik böyle: Bakmaya doyamıyorum size. Şu tüylere bakın, pırıl pırıl; Sesiniz bilmiyorum nasıl; O da renginiz kadar güzelse Ne yalan söyleyeyim Bu ormanda güzel yoktur üstünüze. Karga bu sözlere bitmiş:
    — Şuna bir gak diyeyim de ses görsün, demiş; Gak der demez peynir düşmüş, tilki yutmuş.
    — Kara bayım, demiş kargaya; Şu sözümü hiç unutma, Kaptırdığın peynire değer: Her dalkavuk çıkarı için över, Yüzüne güler, peynirini yer. Karganın aklı gelmiş başına
    İş işten geçtikten sonra.
    Jean de La Fontaine
    -------------------------------------------------------------------------------------------------

    Kurt İle Köpek

    Bir köpek ormanda gezerken kurtla karşılaşmış. Hasta ve çok zayıflamış olan kurt, ayakta zor durabiliyormuş. Köpek kurdun bu haline çok üzülmüş. "Ne kadar kötü görünüyorsun böyle kurt kardeş?" demiş. "Herkes bizi düşman bilse de, biz uzaktan akrabayız. Doğrusu sana yardım etmek isterim."
    "Hiç sorma." demiş kurt. "Ağır bir hastalığa yakalandığım için uzun süre avlanamadım. Şimdi iyileştim ama bir av yakalayacak kadar gücüm kalmadı artık. Ben de böyle aç susuz dolaşıyorum artık."
    "Sen hiç üzülme." demiş köpek. "Ben sana yardım edeceğim. Bu akşam sahibimin düğünü var. Akşam olunca köyün dışındaki çalılıklara gel. Ben sana düğün yemeklerinin artıklarını taşırım."
    Birkaç gün boyunca köpek tarafından beslenen kurt, sonunda kendini toparlayıp eski kuvvetine kavuşmuş. Teşekkür edip vedalaştıktan sonra da ormana gitmiş.
    Aradan yıllar geçmiş. Köpek iyice yaşlanınca sahibi onu dışarı atmış. Ormanda aylak aylak gezen köpek, eski dostu kurtla karşılaşmış. "Hayrola?" demiş kurt. "Çok perişan görünüyorsun."
    Köpek içini çekip; . "Yaşlandım artık!" demiş. "Sahibimin işine yaramadığım için beni kovdu."
    Kurt; "biz eski dost değil miyiz?" demiş. "Şimdi yardım etme sırası bende. Hatırlasana, benim hayatımı nasıl kurtarmıştın? Hemen bir plan yapmalıyız. Tamam buldum! Senin sahibinin küçük bir çocuğu vardı değil mi? Şimdi ben gidip onu kaçıracağım, sen de geri götüreceksin. Böylece sahibin seni el üstünde tutacak."
    Bu sözleri söyleyen kurt, kaşla göz arasında gidip, çocuğu ormana getirmiş. Köydeki herkes silahlanıp ormana koşmuş ancak daha ormana girmeden, yaşlı ve işe yaramaz diye evden kovdukları köpeğin çocuğu geri getirdiğini görmüşler.
    Bu olaydan sonra yaşlı köpeğin itibarı öyle artmış ki, insanlar onun kahramanlığını yüzlerce yıl çocuklarına anlatmışlar.
    Kurtla köpek arasındaki bu danışıklı dövüşü hiç kimse anlayamamış.



    Jean de La Fontaine

    ---------------------------------------------------------------------------
    Tavşan İle Kaplımbağa

    Tavşan ikide bir böbürleniyor:
    -Kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş. Sonunda kaplumbağa dayanamamış:
    -İstersen yarışalım, demiş.
    Koşuya başlamışlar. Tavşan epeyce yol aldıktan sonra, "Hıh, o sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?" diye düşünmüş.
    -Şu ağacın altına biraz uzanıp dinleneyim, demiş. Uyuyakalmış.
    Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenmeden yol almış.
    Tavşan bir ara gözünü açmış. Bir de ne görse beğenirsiniz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgar gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş.
    Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.

    Lafonten Hikayeleri La Fonten Hikayeleri Fabl Hikayeleri
    Jean de La Fontaine


    ------------------------------------------------------------------------
    Öküz Olmak İsteyen Kurbağa


    Bir varmis, bir yokmus evvel zaman içinde kalbur saman içinde öküz olmak isteyen bir kurbaga çikmis karsimiza:
    Kurbaga bir öküz görmüs çayirda, o kadar hoslanmis ki, bayilmis boyuna posuna. Kendisine baksaniz, boyu yumurta kadar ama kurbaga bu anlamaz ki , ille de öküze benzeyecek. Öküze bakmis kabarmis, kabardikça sismis., ikinmis, sikinmis , gerilmis. Bir görseniz gerginlikten nefes alamayacak hale gelmis. Esine sormus:
    - Nasil hanim öküz kadar oldum mu ?
    Hanimi söyel bir sagdan bakmis, birde soldan:
    - Nerdeee ? demis .
    Kurbaga daha bir hirslanmis
    - Al öyleyse demis. Simdi nasilim. Bunu söylemis ya, iyice sismis.Hanim gülmüs :
    - Vazgeç bu sevdadan demis.
    Bizimki iyice hiddetlenmis.
    -Sen dur hele bakalim demis.Sismis, birdaha, biraz daha. Biraz daha sismis. Derken çat diye çatlamis.

    Iste böyle çocuklar, dünya böyle sersemlerle dolu: Her bakkal illa han hamam yaptiracak, her küçük çobanin usaklari olacak, herkes kendinde olmayana böyle hayran hayran bakacak. Ondan sonrada çat diye çatlayacak.

    Lafonten . Hikayeleri La Fonten Hikayeleri Fabl Hikayeleri
    Jean de La Fontaine


    -----------------------------------------------------------
    Oduncu İle Azrail

    Yoksul bir oduncu varmış ormandan odun keser sırtına yüklenip satarmış bir gün gene odunu yüklenmiş gidiyor yol yokuşmuş yaşlı amcanın dizlerinde derman kalmamış odunları yere bırakır der ki:
    nedir benim bu geçtiğim borçlar,çocuklar birde bu yıllardır bi rahat nefes alamadım Ey Azrail gelde şu canımı al der demez Araili karşısında bulur azrail der:
    buyur benimi çağırdın oduncu:
    şey şu odunları sırtıma koyarmısın ama sakın canımı alma elbet bir alacaksın zaten der:

    Dertlerden kurtulmak ölüm çare değil insan her çeşit güçlüğe katlanır yeter ki ölüm olmasın.

    Jean de La Fontaine




  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Fabl Nedir? // Fabl Özellikleri // Fabl Örnekleri // Fabl ve La Fontaine


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.05.11, 11:44
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.05.11, 22:00
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.03.11, 19:25
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.11.10, 01:48
  5. Fabl Fabl Nedir? Fabl Edebiyat Fabl Hakkında Bilgi
    By Sword_of_HeLL in forum Edebiyat & Türkçe
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.09.10, 17:27

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.