Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Savaşın çoçuklar üzerindeki etkisi, 2dünya savaşının sivil halk üzerindeki etkisi

  1. #1
    Özel Üye
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Savaşın çoçuklar üzerindeki etkisi, 2dünya savaşının sivil halk üzerindeki etkisi

    Sponsorlu Bağlantı

    Savaşın çoçuklar üzerindeki etkisi, 2dünya savaşının sivil halk üzerindeki etkisi


    amerika
    amerika’nın savaşa dahil olmasıyla hükümet, birden fazla cephede savaşa gireceği gerçeğini düşünüp ülke içi sorunlarla uğraşmamak için gerekli bütün hazırlıklarını tamamlamıştı. ilk etapta halkın tamamı karneye bağlandı. amaç, eldeki besin stokların maksimum sürede dayanması ve kullanılmasıydı. sırf bu amacın benimsenmesi için savaş sırasında minimum besin maddesi kullanılarak halkın yemek pişirmesine dayalı ‘’savaş sırasında yemek tarifleri’’ adlı kitaplar basılmıştı. zaten krizden yeni çıkan amerika halkı buna fazla dayanamadı ve kendi yiyeceklerini kendi üretti. amerikalı kadınlar yiyecek programına zafer bahçeleri adını verdikleri, evlerinin bahçelerinde oluşturulan sera ve sebze-meyve bahçeleriyle katkıda bulunuyordu. 1944 yılının sonlarına doğru amerika’daki evlerin %80 inde bu bahçelerden bulunuyordu. bunlar, hükümetin desteğiyle oluşturulan ve kamuoyu moralini yüksek tutan hareketlerin küçük bir parçasını oluşturmaktaydı. sinemalarda gösterilen radyo programları ve kısa filmler yapıldı. televizyon öncesi bu donemde, her gün görülen güçlü bir görsel mesaja hala ihtiyaç vardı. bunun için devlet ve endüstri, kitle medyasının en eski ürünlerinden biri olan posterlere başvurdu. binlercesi ülke boyunca yapıştırıldı. mesajları basit ve direktti. ‘’alay ettiler, kışkırttılar ve bölmeye çalıştılar’’. eldeki ateşlerin yanmasını sağlayan mesajları her eve taşıdılar. amerıka’nın gücünü ve haklılığını devamlı irdeleyen bu mesajlar halkın endişesini yatıştırmak için çok etkili oldu. ama propaganda yalnız başına zafere ulaşamazdı. bunun için uçaklar, gemiler ve savaş araçlarının kitlesel üretimi gerekiyordu. 1930’lu yıllarda birleşik devletler, tarihinin en büyük krizini yaşamıştı. ocak 1942 de bir çok amerikalının hala bir işi yoktu ve çok az bir kısmı maddi açıdan orta-üst seviyede yaşıyordu.
    hala büyük krizin etkisinde yalpalayan amerikan ekonomisi için savaşın başlaması acı ve zor bir durumdu. savaş üretimine başlamış olmak, amerika’yı ekonomik hareketsizlikten çekip çıkardı. askeriyenin büyük çapta asker ihtiyacı ve daha önce görülmemiş büyüklükteki malzeme ihtiyacı bir yıl önce %18 e ulaşan işsizliği ortadan kaldırdı. ancak savaştan galip çıkılabilmesi için amerikan ekonomisinin her yönüyle fazla mesaiye ihtiyacı vardı. ulusal bir savaş üretim dürtüsü yaratıldı.
    üretim dürtüsü var olan her savaş yatırım ürününü %25 oranında arttırmak anlamına geliyordu. güneyli çiftçiler savaş zamanı gelen yiyecek ve tahıl talepleriyle yeniden hayat buldu. uzun sure boş yatan fabrikalar yeniden hayata döndü. otomobil fabrikaları uçak yapmak için değişikliğe uğradı. tersaneler pearl harbour’daki gemilerin yerine yenilerini koymak için günde 24 saat aralıksız çalıştı. aniden işçilerin dolduramayacağı kadar iş yaratıldı. gençlere, yaşlılara hatta mahkumlara bile savaş üretimiyle ilgili işler verildi ve hala daha fazla emeğe ihtiyaç vardı. bu işleri yapmak için hem çok açık hem de hiç beklenmedik bir çözüm bulundu. kadınlar…
    amerika savaşa girmeden önce kadınlar amerikan emek gücünün %25’ini oluşturuyordu. 1944’e gelindiğinde bu oran % 36 ya yükseldi. o yıllar boyunca 5 milyondan fazla kadın çalışmaya başladı. din, dil, ırk, yaş gözetimi yapılmadı. bu kadınlar, kaynakçılıktan cephane işçiliğine ve kamyon şoförlüğünden uçak test pilotluğuna kadar o dönemlerde sadece erkeklerin yaptığı işlere verildi. zaman propaganda zamanıydı. perçinci rosie* savaşın en unutulmayan sembollerinden biri haline geldi.
    uzun süren savaş, halk üzerinde bir takım etkiler doğurmuştu.
    amerikan kadınlarının katlandığı en büyük sıkıntı yalnızlıktı. kocaları erkek arkadaşları yada yurt dışında savaşan oğulları vardı. amerikalı kadınlar sevdikleri insanlar için endişelenmek ve onlardan uzak kalmak duygularıyla baş etmek zorundaydı. evlerin camlarına asılan beyaz üzerine mavi yıldızlı bayrak, evden en az 1 kişinin savaşta veya benzer bir görevde olduğunu belertiyordu. o zamanlar western union’dan bir görevlinin, evin bahçesine girmesi yürek parçalayan bir olaydı. telgraflar trajik haberleri getiriyordu. sevilen biri öldüğünde penceredeki bayrak değişiyordu. altın bir yıldız mavi olanın yerine konuyor ve buda gelip gecen herkese büyük bir fedakarlığın yapıldığını hatırlatıyordu.
    1942’de 53 milyar dolardan fazla para savunma üretimine harcanmıştı. bu devasa masrafları dengelemek için hükümet savaş tahvilleri çıkarmaya başladı. bu tahviller aslında genel kamuoyunun savaş departmanına verdiği borçtu. hükümet her maaş çekinin bir kısmının savaş tahvillerine gitmesi için kamuoyunu güzel sözlerle kandıran devasa kampanyalara sponsorluk yaptı. okul çocuklarına 10 sentlik pulları yapıştırmak için pul defterleri verildi. bu defterler dolduğu zaman 1 tahvil yerine geçiyordu. hatta yurtdışında savaşan askerler bile ülke içindeki kampanyalardan etkilenip bu tahvillerden aldı. 1945’e gelindiğinde birleşik devletler nüfusunun yarıdan fazlası olan 85 milyon insan savaş tahvilleri satın almıştı.
    amerika, japonya’nın pearl harbour’a saldırmasından önce uyuyan bir devdi. devasa boyutlarda ekonomik kaynakları ve savaşı kazanmak için inanılmaz iradesi, savaşın gidişatını değiştiren en önemli belirleyici faktörlerden biri oldu. ayrıca, coğrafik izolasyonu da lehinde bir şeydi. 1000’lerce millik okyanus amerika’yı düşmanlarından ayırıyor ve değerli zamanını savaşa ayırmasına izin veriyordu. sonuç olarak rahat ve güvenli bir hayat yaşamaları, onları diğer müttefik ve düşman halklarından ayırıyordu.

    amerikalı japon halkı
    pearl harbour olayının yaşanmasının ardından amerıka da yaşayan 100.000 kadar japon ülke içerisinde halk tarafından zorlanıyor, aşağılanıyor ve dövülüyordu. kamuoyundan gelen baskılara dayanamayan amerikan hükümeti ülkenin ortasında ve güneybatı kesimlerinde bulunan kurak alanlara toplama kampları inşa ettirdi. bu kamplar içinde her aileye tek oda ve 2 yatak düşüyordu. elektrik ve su yoktu. kamplarda silahlı amerikan askerleri bulunuyordu. şartlar kotu yiyecek ve ısınma için gerekli malzeme yoktu. ayrıca kampa yerleştirildikten sonra sahip oldukları gayrimenkulleri ve paralarına hükümet ve halk tarafından el konulmuştu. bu durumun değişmesi yıllar aldı. savaşın ortalarında ihtiyaç duyulan asker talebi onlardan karşılandı. ya anavatanlarına karşı savaşacak yada savaş bitimine kadar bu kamplarda yaşamaya çalışacaklardı. japon gençleri ailelerini daha iyi şartlara taşımanın yolunun orduya katılmaktan geçtiğini anlamış ve birer birer orduya yazılmıştı. 422. * bölükte bulunan amerikalı japon askerleri 2. dünya savaşı sırasında ordu içinde en çok madalyayı alan bölüktü. bu başarı, ordu ve halk içinde tekrar eski konumlarını almalarını sağladı ve savaş bitince sadece otobüs paraları ve 50 usd olan yol harçlıkları verilerek serbest bırakıldılar.

    ingiltere
    1939 yılının ardından ingiltere için durum gerçektende gri ve karanlıktı. hitler’in avrupa istilası karşılık görmeden başlamış ve bir savaşın önlenemezliği ortaya çıkmıştı. londra’dan gelen dikkatli araştırmalar ingiliz adaları boyunca binlerce küçük kasabaya ulaşmıştı. hükümetin planı, alman bombardımanının başlaması durumunda çocukları şehirlerden kırsal alanlara götürmekti. 1939 yılında almanya’nın polonya’yı işgal etmesi boşaltama emrinin başlamasının doğruluğunu ortaya çıkardı. 4 gün içerisinde çoğunluğu çocuk olan 4,5 milyon insan londra, manchester ve diğer birçok ingiltere şehrini terk etti. 6 yaşındaki küçük çocuklar bile yanlarında ebeveynleri olmaksızın evlerinden ayrıldı. evlerinden ve ebeveynlerinden bu anı ayrılış, hazin ancak üzücü şekilde gereklidir. bir çok çocuk evlerini veya ebeveynlerini aylarca göremeyecek, bazı çocuklar için bu yıllar sürecekti.
    savaş programına geçildikten sonra ingiliz hükümetinin ilk yasası her vatandaşa bir kimlik ve gaz maskesi vermek oldu. kimlik kartları ölenleri belirlemek kadar sabotajcıları da ortaya çıkarmak anlamına geliyordu. gaz maskeleri de almanların olası gaz saldırısına karsı hazırlıklı olmak içindi. bu iki şeyi her zaman üzerinde taşımamak, 19. yüzyıl ingiltere’sinde bir suç haline gelmişti.
    alman yıldırım savaşı * batıya kayarken ingiltere’de aciliyet duygusu büyüdü. 1939 sonlarında işsizlik durumunu kontrol yasası denen bir yasa daha çıkarıldı ve bununla her sağlıklı vatandaş erkek ya da kadın, silahlı kuvvetlere yada bununla ilgili bir işe mecbur bırakıldı. savaş zamanı ingiltere içindede ciddi şekilde karneye bağlanma anlamına geliyordu. et, meyve, plastik benzin hatta elbiselerde bile kıtlık vardı. ingiliz aileleri tüm alışverişlerini yapmak için özel olarak belirlenmiş mağazalara kaydolmak zorundaydı. uzun kuyruklarda beklemek bir hayat tarzı haline geldi. hükümet, sınırlı gıdaların mümkün olduğu kadar dayanabilmesi için ‘’savaş zamanı yemek tarifi’’ kitapları bastırdı. bu ‘’kemer sıkma’’ yemek kitaplarının sayfalarında ‘’serçe payı’’ * gibi garip yemeklerde yer alıyordu.
    eylül 1940 da alman hava kuvvetleri büyük britanya’ya sonu gelmeyen hava saldırılarını başlattı. londra’nın endüstriyel doğu bolumu kısa zamanda bir moloz yığınına dönüştü. baskın gecesinde 1000’lerce yangın cıktı. sivil savunmanın zayıf ekipleri ve yetersiz personele sahip itfaiye departmanı bu yangınlarla uğraşmak zorunda kaldı.
    ingiliz kadınları, amerikalı hemcinslerinden farklı olarak üretim yerine direkt savaş faaliyetlerinin içinde yer aldılar. hava aydınlatma operasyonlarında çalıştılar ve alçaktan uçan alman savaş uçaklarını engellemek anlamına gelen büyük balon barajlarını* kurdular. belki de en etkileyicisi uçaksavar bataryalarını kullanmak için ekip oluşturmalarıydı. kadınların bu ekiplere yerleştirilme misyonu şüpheyle karşılandı. ancak 1. bataryanın komutan subayı bir alman uçağı vurunca güven hemen kazanılmıştı. öngörülmüş olmasına rağmen aynı zorluk derecesinde olduğu ortaya çıkan başka bir askeri istila daha vardı. amerikan ordusu istilası…
    zafer gününden aylar önce 1 milyondan fazla amerikan askeri ingiltere de konuşlandı. bu askerler ciddi şekilde ihtiyaç duyulan müttefiklerken bir çok ingiliz, amerikalıların varlığından hoşnut değildi. amerikan askerleri ingiliz meslektaşlarından 6 kat daha fazla para alıyordu. ingiliz halkının genel kanısı ‘’fazla para alıyorlar, fazla içki içiyorlar, fazla sex yapıyorlar’’ idi. amerikan generalleri iki halk arasında sürtüşmeyi azaltmak için kendi askerlerine bir disiplin programı uyguladı ve olaylar büyümeden kapatıldı. artık zafer zamanıydı…

    almanya
    ingilterede büyük sayıdaki askeri yığınak, önlenemez tek bir şeyi işaret ediyordu. avrupa’nın istilasına…
    ingiliz adalarındaki durum iyileşmeye başlarken, manş denizinin karşı tarafında başka bir sivil halk en karanlık günlerine girmekteydi.
    adolf hitler yönetiminin ilk yıllarında, yeni hükümetlerinin davranışından şok olan almanlar sessiz kaldı. alman halkının çoğunluğu için hayat, yüzyılın başından bu yana daha iyileşmişti. değer kaybeden alman markının düşüşü durmuş, işsizlik ortadan kalkmış ve alman devletinin yıldızı iyice parlamıştı. joseph goebbels’in yönettiği son derece etkili propaganda mekanizması, batılı demokrasilerin zayıflığını ve çöküşünü gösteren filmler üretti. amerikan kültürünün bir çok yanıyla alay ettiler. en iğneleyici saldırlar, yahudi ve afrika kökenli amerikalılara, yani zencilere karşı yapıldı. almanya için aşağılamanın bir sınır yoktu…
    almanya içındaki hayat, savaşın ilk yıllarında göreceli olara değişmedi. hitler inatçı bir şekilde gıdaya karne koymaya karsı cıktı. bu 1.dünya savaşında alman halkının başını belaya sokmuş ve ulusal çapta moral bozukluğuna katkıda bulunmuştu. ülkedeki elit grupların çocukları hitler gençliğine * katılmaya ikna edilmişti. bu aşırı milliyetçi programa, genç ari ırkın acık havanın tadını çıkaracağı gençlik programları da dahildi. şarkılar söyleniyor, spor müsabakaları örgütleniyor ve nazı propagandası ağır dozuyla, alman kardeşliğinin bağları sağlamlaştırılıyordu.
    amerika birleşik devletleri’nin 1941 de savaşa girmesi ve almanların 1942-1943 yıllarında de rus cephesinden geri dönmesi, alman halkının talihin değiştirdi. 1944 başlarında zafer günü yaklaşırken ürkütücü bir sakinlik duygusu almanya’ya yayıldı. hükümet kontrollü medya savaşının tam olarak planlandığı gibi devam ettiğinde ısrarcıydı. zafer hala garantiydi ama 6 haziran 1944 de normandiya işgali, alman halkı için her şeyi değiştirdi. yazın ortasına gelindiğinde müttefiklerin alman şehirlerini bombalaması iyice yoğunlaştı. gün içinde iki misline çıkarılan amerikan uçakları bombalarını bırakmaya devam etti. evlerini kaybetmiş insanlara, yiyecek ve sıcaklık sağlamak için meydan mutfakları kuruldu. bu donem boyunca alman yüksek komutanlığı, yaklaşmakta olan müttefik askerleri hakkında vatandaşlarını ikaz etmeye başladı. onlara, ülkeyi yağmalayacak ve insanları katledecek barbarlar olduğu söylendi. her şeyleri pahasına anavatanlarını savunmaya teşvik edildiler. birçok insan almanya’nın savunulacak neresinin kaldığını merak ediyordu. 1945 ocağına gelindiğinde ülke çöküşün eşiğindeydi. ingiliz ve amerikalılar rennes’i geçmiş ve almanya’nın merkezine girmişlerdi. toplama kamplarının varlığı ortaya çıkıncaya kadar, genel olarak halkın tamamına iyi davranılmıştı.
    alman halkı toplama kamplarında uygulanan şiddet gerçeği ile karşı karşıyaydı. bir çok sivil alman halkı, bu kamplarda yapılan işlerden habersiz olduğunu itiraf ediyordu. müttefik orduları, o kamplara halkı zorla götürerek mezarlar kazdırdı. halkın bu kamplar hakkında ne bildiği konusu ise asla cevap bulamadı.

    japonya
    japon imparatorluğu savaşa girmeden önce, savaş sırasında ve sonrasında oluşabilecek bütün senaryolara karşı hazırlıklıydı. yaşamsal destek*** stokları yapılmış, halk; savaşın getirebileceği iyi ve kötü şartlara karşı eğitilmişti. japonya’nın propaganda gibi bir endişesi yoktu. sonuçta ne almanya gibi işgal edecekleri bir hedefleri vardı nede amerika ve rusya gibi saldırıya uğramış, yenilgiyi tatmışlardı. kısacası, halkı hırslandırabilecek bir neden veya sebep bulunmuyordu.
    pearl harbor baskınının başarılı geçmesi ve amerikan kuvvetlerine pasifikte ağır bir darbe indirilmesi japon halkını çok fazla rahatlatmıştı. savaşta olmalarına rağmen diğer ülkelerdeki halklar gibi zor durumda değillerdi. zaten anakarayı çevreleyen okyanus, olası bir işgal için gerekli zorlaştırıcı etkiyi sağlıyordu. ta ki atom bombası saldırısı yapılana kadar…
    japon imparatorluğu, savaşın bu kadar acı bir sonla bitmesini düşünmemiş, hakkında hiçbir şey bilmedikleri atom bombası ve etkileri karşısında halkını eğitememişti. imparatorluk daha fazla direnemedi ve teslim oldu.
    halk amerikan donanmasını bir kurtarıcı gibi karşıladı. müttefik askerleri, pasifik cephesinde zorlu, acımasız ve inatçı olarak tanıdığı düşmanını, duygusal ve yardımlaşmaya hazır bir şekilde buldu. ilk etapta halk kendi çabalarıyla ingilizce öğrenmeye başladı. bu gelişme, şehirler içindeki etkilerini dükkanların açılış ve kapanış saatlerinin ingilizce olarak yazılması ile daha da arttı. iki yıllık işgal dönemi boyunca halk ve amerikan askerleri arasında sürtüşme yaşanmadı ve yeniden yapılanma adına hizmet eden asker ve siviller üzerinde manevi açıdan eşit ölçüler bıraktı.

    savaşın çoçuklar üzerindeki etkisi, 2dünya savaşının sivil halk üzerindeki etkisi, amerika ile savaş dümya savaşi yap,, 2 dünya savaşında savaşan ülkeler 2dünya savaşında türk halkı, ikinci dünya savaşında çocuklar, ikinci dünya savaşında savaşan devletler, 2 dünya savaşı öncesi amerika halkın durumu, 2dünya savaşı beyaz bayrak anlamı, 1dünya şavaşı yahudilerin alman cephesini bırakması, medyanın dünya üzerindeki etkisi, 1 dünya savaşında erkek kadın nüfusu, ikinci dünya savası sonrası alman halkı, 2 dünya savaşından sonra dünyanın durumu



  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Savaşın çoçuklar üzerindeki etkisi, 2dünya savaşının sivil halk üzerindeki etkisi


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.07.12, 00:33
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.07.11, 01:16
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.11.10, 04:16
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.02.10, 01:16
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.09.09, 12:28

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.