Sponsorlu Bağlantı

+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Mustafa Kemal’in gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?

  1. #1
    Özel Üye
    Sponsorlu Bağlantı

    Standart Mustafa Kemal’in gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?

    Sponsorlu Bağlantı

    Mustafa Kemal’in gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?

    Batı Cephesinin Kurulması



    Yunanlılar İzmir’i işgal ettikten sonra; Yunan birlikleri Menemen, Manisa ve Turgutlu’ya girdiler. Milli kuvvetlerin direnmesiyle karşılaştıkalrı için daha fazla ileriye gidemediler.
    Güneye doğru ilerleyen düşman kuvvetleri Aydın ve Nazilli’ye girmişlerdir.
    Bir yandan da denizden çıkardıkları kuvvetlerle Ayvalık’ı işgal etmişlerdir.
    Menemen üzerinden hareket eden düşman birlikleri Bergama’yı işgal etti.
    Düşmana karşı direnmenin giderek artması, bazı bölgelerde zafer sayılabilecek başarıların kazanılması, ulusal bilincin güçlenmesine yardımcı olmuştur. 1919 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında Balıkesir ve Alaşehir ‘de toplanan Milli kongrelerle Batı Anadolu’daki Kuvayi Milliye birliklerinin insan ve malzeme açısından desteklenmesine ve ortak bir cephe oluşturulmasına çalışılmıştır.
    Bu çalışmalar sonucunda Yunanlılar karşısında Ayvalık kıyılarından başlayıp Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarının batısından geçen bir hat üzerinde ulusal bir cephe (Batı Cephesi) oluşturulmuştur.
    Sivas Kongresinde alınan karar sonucu 9 Eylül 1919’da Ali Fuat (Cebesoy) Paşa Batı Anadolu’daki Kuvayi Milliye birliklerine komutan olarak atanmıştır.

    3-Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919)


    Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından TBMM’nin açılışına kadar geçen süre ulusal mücadelenin hazırlık dönemini oluşturur ve kongreler dönemi olarak adlandırılır.
    Mustafa Kemal; İstanbul’un resmen olmasa da işgal altında bulunmasından dolayı kurtuluşun ancak Anadolu’da gerçekleştirileceğine inanıyordu.
    30 Nisan 1919’da 9.Ordu müfettişliğine atanan Mustafa Kemal’in padişahça bu göreve getirilmesinin nedenleri şunlardır.
    1-Birinci Dünya Savaşına Osmanlı Devletinin girmesine neden olan İttihatçı asker kadro ile ters düşmesi ve bu kadroyu eleştirmesi
    2-İstanbul’a geldikten sonra padişah ve çevresinde güven verici bir izlenim bırakması, o dönemin ünlü komutanlarından biri olması
    3-İstanbul hükümetinin, Doğu Karadeniz’de Pontuscu rumlara karşı sivil direnişçilerle birleşen askerler üzerinde Mustafa Kemal’in caydırıcı bir etki yapacağını düşünmesi
    Mustafa Kemal’in gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?
    Türk halkını, tehlikelere karşı uyarıp halkı örgütlemek ve bağımsızlık mücadelesini başlatarak kayıtsız şartsız ulus egemenliğine dayanan bağımsız bir Türk Devleti kurmaktır.
    Bölgedeki tüm askeri ve sivil makamlara emir verme yetkisi olan Mustafa Kemal Samsun’da;
    a-Bütün yurttaki orduların ve silahların anlaşma devletlerine teslimini engellemeye çalıştı.
    b-Müdafaa-i Hukuk gruplarıyla ilişki kurarak “bölgesel kurtuluş” görüşünü ulusal bir niteliğe ve birliğe yükseltmeye çalıştı.

    19 Mayıs-25 Mayıs 1919 tarihleri arasında Samsun’da kalan Mustafa Kemal, İngilizlerin denetimindeki bir şehirde istediklerini yapamayacağı için 25 Mayıs’ta Havza’ya geçti. Burada;
    1-Anadolu’da dağınık bulunan birliklerin komutanlarını kendisine bağladı.
    2-Ateşkes hükümlerine göre askerlerin terhislerini önlemeye çalıştı.
    3-Yurdun her köşesinde mitingler düzenlettirme yolunda buyruklar verdi.
    4-Yapılacak mitinglerde azınlıklara kötü davranılmamasını istedi.
    Mustafa Kemal Paşa, hem ordunun hem de ulusun savaşa hazır hale getirilebilmesi amacıyla çeşitli komutanlarla (Erzurum-Kazım Karabekir, Sivas-Rıfat Bele, Ankara-Ali Fuat Cebesoy) görüş birliğine varmıştır.

    4-İşgallere Karşı İlk Direniş


    İşgal kuvvetlerine karşı ilk direniş Güney cephesinde Dörtyol’da başladı. 19 Aralık 1918 halk, Fransızlara silahla karşı koydu.

    5-Amasya Genelgesi – 22 Haziran 1919


    12 Haziran 1919’da Amasya’ya geçen Mustafa Kemal, burada hazırladığı genelgeyi tüm valiliklere ve ordu komutanlıklarına göndermiştir. Genelgenin halk üzerindeki etkisini artırmak amacıyla Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy’a da imzalatmıştır.
    Mustafa Kemal bu genelge ile, ülkenin içinde bulunduğu durumu, İstanbul hükümetinin tutumunu, bu durumdan nasıl kurtulabileceğimizi ve yapılacak işleri şöyle belirlemiştir:
    1-Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
    2-İstanbul’daki hükümet üstlendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir.
    3-Ulusun bağımsızlığını yine ulusun dayanma gücü ve kararlığı kurtaracaktır.
    4-Ulusun durumunu gözden geçirmek ve hak isteyen sesini dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir ulusal kurulun varlığı gereklidir.
    5-Anadolu’nun her yönden en güvenli yeri olan Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
    6-Bunun için tüm illerin her bölgesinden ulusun güvenini kazanmış üç delegenin seçilerek olabildiğince hızla yetişmek üzere, hemen yola çıkarılması gerekmektedir. Her olasılığa karşı, durumun ulusal bir sır olarak saklanması gereklidir.
    7-Ulusal kongreye katılacak delegelerin seçimini Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak dernekleri ile belediyeler yapacaklardır.
    8-Askeri ve ulusal birlikler hiçbir biçimde dağıtılmıyacaklardır.

    Önemi:
    1-Kurtuluş Savaşının amacını, gerekçesini ve yöntemini açıklamıştır.
    Amacı: Yurdu kurtarmak

    Gerekçe ve yöntemi: İstanbul hükümetinin görev yapmaması nedeniyle ulusun kendi kendini kurtarmak zorunda olması
    2-Kurtuluş savaşı için atılmış ilk önemli adım olup, Türk ulusu ilk kez hem Anlaşma devletlerine hem de Osmanlı hükümetine karşı ayaklanmaya davet edilmiştir. Bir “ihtilal beyannamesi” niteliğindedir.
    3-Türk halkına, ulusal egemenliğine kavuşması için yapılan bir çağrıdır. İlk kez ulusal egemenlik ilkesinden söz edilmiştir.
    4-Kurtuluş çalışmaları için ulusal kurulun gerektiği, kongreler yoluyla örgütlenme kararlaştırılmıştır. Çözümler önerilmiştir.
    İngilizlerin baskısı sonucunda 23 Haziran’a Mustafa Kemal 9. Ordu müfettişliğinden alınmış ve kendisiyle hiçbir ilişkiye girilmemesi, sözünün dinlenmemesi bütün ülkeye duyurulmuştur.
    Mustafa Kemal 8-9 Temmuz 1919’da askerlik mesleğinden ayrıldığını İstanbul’a bildirmiştir.

    6-Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)


    Mondros Ateşkes Antlaşmasının bir maddesine göre, Doğu Anadolu’daki altı ilde karışıklıklar çıktığı takdirde bu yerler işgal edilebilecekti. Bu maddede asıl amaç, Doğu Anadolu’da Ermenilere yurt sağlamaktı.
    Doğu illerinin haklarının savunulması gerekiyordu. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bu amaçla kuruldu. Cemiyet oluşacak tehlikelere karşı mücadelenin yöntem ve hedeflerini belirlemek için bir kongre toplamaya karar verdi.
    Bitlis, Erzurum, Sivas ve Trabzon delegelerinin katılmasıyla toplanmıştır. 23 Temmuz 1919’da toplanan kongre Mustafa Kemal’i Kongre başkanlığına seçti. 14 gün süren kongrede bir “tüzük” ile bir “bildiri” hazırlandı. Alınan kararlar:
    1-Ulusal sınırlar için vatan bir bütündür, bölünemez.
    2-Ne türlü olursa olsun, yabancıların topraklarımıza girmesine ve işlerimize karışmasına karşıyız. Ve Osmanlı hükümetinin dağılması halinde , ulus birlikte direnecek ve yurdu savunacaktır.
    3-Yurdun ve bağımsızlığının korunmasına ve güvenliğin sağlanmasına İstanbul hükümetinin gücü yetmezse, amacı gerçekleştirmek için, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri ulusal kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa bu seçimi Temsilciler kurulu yapacaktır.
    4-Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak temel ilkedir.
    5-Hıristiyan azınlıklara siyasal egemenliğimizi ve toplumsal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
    6-Yabancı devletlerin koruyuculuğu ve güdümü kabul edilemez.
    7 Ağustos 1919’da kongre Mustafa Kemal başkanlığında, dokuz kişilik bir temsil heyetini seçerek çalışmalarına başladı.

    Önemi:
    1-Ulusal sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve milli güçlerle ulusal egemenliğin sağlanması gerektiği ilk defa Erzurum kongresinde kararlaştırılmıştır.
    2-Amacı, toplanış şekli, niteliği bakımından bölgesel olmakla beraber işgallere karşı, yurdun her yanında mücadele edilmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Bu nedenle, ulusal nitelikli, ulusal egemenliğin gerçekleştirilmesini esas alan ilk kongredir.
    3-İlk kez yeni bir devletin kurulması düşüncesi belirtilmiştir.
    4-İlk kez manda ve himaye fikri reddedilmiş, ilk kez yabancı ve azınlıklara ayrıcalıklar verilmeyeceği açıklanmıştır.
    5-Sivas kongresine ışık tutmuş, ana ilkeleri saptayarak yaygınlaştırmış, Misak-ı milli kararlarına öncülük etmiştir.

    7-Balıkesir Kongresi (26-30 Temmuz)


    Toplanış amacı ve aldığı kararlar bakımından bölgesel bir kongredir. Yunanlılara karşı mücadele etmek amacıyla toplanmıştır. Ege Bölgesindeki direnişin örgütlenmesinde etkili olmuş, padişaha bağlılık bildirilmiştir. Amasya genelgesini onaylamıştır.

    8-Alaşehir Kongresi (15-25 Ağustos 1919)


    Balıkesir ve Erzurum kongresi sonuçlarını görüşmek için toplanmıştır. Bölgesel nitelikte bir kongredir.
    1-Amasya Genelgesi kararlarına uyulması onaylanmıştır.
    2-Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı direnilecek, silahlanma, askere alınma gibi her türlü işlem yapılacaktı.
    3-Gerekirse anlaşma devletlerinden de yardım istenecekti.
    4-Sivas kongresi katılma konusunda kongre üyeleri pek olumlu düşünmemiştir.

    9-Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)


    Amasya Genelgesinde alınan karar doğrultusunda Eylül’de çalışmalarına başladı.
    Sivas kongresinde;
    1-Vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığının sağlanması konusunda, Erzurum kongresinde alınmış olan kararlar aynen kabul edildi.
    2-Türk vatanının parçalanmasını önlemek için Anadolu ve Rumeli’de etkin olan direniş örgütleri “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmiştir.
    3-Kongre Mustafa Kemal’in başkanlığında bir Temsil Heyeti seçerek çalışmalarını tamamladı. Temsil Heyeti’ne, kongre adına görev yapma yetkisi verildi.
    4-Yayın yoluyla propaganda için İrade-i Milliye Gazetesinin çıkarılması kararlaştırılmıştır.
    5-Padişah tarafından kapatılan Osmanlı Mebuslar Meclisinin toplanmasına çalışılacağı belirtilmiştir.
    6-Batı Anadolu’da Kuvayi Milliye komutanlığına Ali Fuat Paşa getirilmiştir.

    Önemi:
    1-Ulusal derneklerin birleştirilmesiyle kuvvetlerin bir merkezden aynı amaç doğrultusunda yönlendirilmesi sağlandı.
    2-Bağımsızlık için manda gibi isteklerden vazgeçilmiştir.
    3-İstanbul’daki hükümetin tutumuna karşı kesinlikle cephe alınmış ve padişaha Meclis-i Mebusan’ı toplaması için baskıda bulunulmuştu.
    4-Sivas Kongresi amacı, toplanış biçimi ve aldığı kararlarla ulusal bir kongredir.
    5-Temsil Heyetini oluşturarak TBMM açılana kadar, Anadolu hareketini yürütme görevini üstlenmiştir.
    6-Ali Fuat Paşanın atanmasıyla ilk kez yürütme gücünü kullanmıştır.
    7-Taşıdığı özellikleriyle milli egemenliğin gerçekleştirilmesinde önemli bir adım atmıştır.
    8-Sivas Kongresinde Temsil Heyetinin sayısı 16 kişiye çıkarılarak “Heyet-i Temsiliye vatanın Heyet-i Umumiyesini temsil eder.” kararı alındı.




    10-Osmanlı Hükümetleri ve Temsil Heyeti


    Mustafa Kemal İstanbul’da yasal bir hükümet kuruluncaya kadar Anadolu ile İstanbul’un resmi haberleşmesinin kesilmesini emretti. Hükümetle ilgili yazışmaların Sivas’taki Temsil Heyeti ile yapılmasını ilgililere bildirdi. Bunun üzerine fazla direnemeyen Damat Ferit Paşa, istifa etmek zorunda kaldı. 4 Ekim 1919’da yerine Ali Rıza Paşa atandı. Böylece Sivas Kongresinde öngörülen hedeflerden biri gerçekleşmiş oluyordu.

    11-Amasya Görüşmesi (20-22 Ekim 1919)


    Amasya Görüşmeleri İstanbul Hükümetinin temsilcileriyle Anadolu arasında geçmiştir. Şu konularda anlaşmaya varıldı.
    1-Türk vatanının bağımsızlığı ve bütünlüğü korunacaktır.
    2-Müslüman olmayan topluluklara siyasi egemenlik ve sosyal dengemizi bozacak nitelikteki haklar verilmeyecektir.
    3-Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin hukuki varlığını İstanbul hükümeti tanıyacaktır.
    4-Mebuslar Meclisi, Anadolu’da İstanbul hükümetinin uygun göreceği güvenilir bir yerde toplanacaktır. Milletvekili seçimi serbest ve müdahalesiz yapılacaktır.
    Önemi:
    1-İstanbul hükümetinin, Anadolu hareketini tanıdığını gösteriyor.
    2-Mustafa Kemal, Temsil Heyeti’ni yeni bir devletin hükümetiymiş gibi Osmanlı Hükümetinin karşısında oturtmuş ve isteklerinin çoğunluğunu kabul ettirmiştir. Temsil Heyetinin hem nüfuzunu hem de güvenilirliğini artırmıştır.
    3-O dönem kadar Anadolu’ya katılmakta tereddüt edenlerin kesin karar vererek, Anadolu hareketlerine katılmaları hızlanmıştır.
    Belirtilen kararları İstanbul Hükümeti kabul etmedi.

    12-Temsil Kurulunun Ankara’ya Gelmesi (27 Aralık 1919)


    Meclise katılacak mebuslarla görüşmek üzere Ankara’ya giden Atatürk, bu arada Temsilciler Kurulu’nun Sivas’tan Ankara’ya taşınmasına karar verdi.
    Ankara’nın merkez seçilme nedenleri:
    1-Anadolu’nun her yeriyle haberleşme ve ulaşımın yeterli olması
    2-İstanbul’a yakın olması, hükümet çalışmalarının kolayca izlenebileceği
    3-Cephelere yakın olması, Kuvayi Milliye ile iletişim sağlayabilecek konumda olması
    4-Ankara henüz işgale uğramamış güvenli bir konumdaydı.
    Ankara ulusal mücadelenin merkezi oldu. Burada alınan kararlar yurdun her tarafında yankılanmaya, bağımsızlık savaşı da adım adım amacına ulaşmaya başladı.

    13-Meclisi-i Mebusan’ın Açılması


    Seçimler yapılıyordu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin adayları her yerde kazanıyordu. Mustafa Kemal Erzurum milletvekili seçilmiştir.
    Mustafa Kemal, Meclis-i Mebusan’dan Müdafaa-i Hukuk grubunun oluşmasını ve İstanbul’a gitmemesine rağmen kendisinin meclis başkanı seçilmesini istemiştir. Böylece Anadolu’daki ulusal hareketin Meclisi Mebusana egemen olduğu anlatılmış olacak ve Müdafaa-i Hukuk grubunun öncülüğünde yurdun kurtarılması için kararlar alınacaktı.
    Meclis 12 Ocak 1920’de toplandı.
    Mustafa Kemal başına getirilmemiş, Müdafaa-i Hukuk grubu yerine “Felah-ı Vatan” (Vatanın Kurtuluşu) grubu oluşmuştur. Reşat Hikmet Bey de meclis başkanlığına seçildi.
    28 Ocak 1920’de “Misak-ı Milli” (Ulusal And) kabul edildi.
    Not: Misak-ı Milli, Amasya Genelgesinden beri yapılan hazırlıkların, oluşan bilincin son Osmanlı Parlamentosu’nda benimsenmesidir.

    Misak-ı Milli’nin kapsamı:

    1-30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi imzalandığı andaki sınırlar esas alınarak kabul edilecektir. Düşman kuvvetlerinin işgali altında bulunan, çoğunluğu Arap olan yerlerin kaderi, ora halkının serbestçe vereceği karara bağlı kalacaktır.
    2-Halkın oyu ile Anavatana katılan Kars, Ardahan, Artvin için gerekirse tekrar oylama yapılacaktır.
    3-Batı Trakya’nın hukuki durumu, ora halkının serbestlikle beyan edeceği oya uygun olacaktır.
    4-İstanbul ve Marmara her türlü tehlikeden uzak tutulursa, boğazların dünya ticaretine açılması mümkün olacaktır.
    5-Azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki müslüman halkın haklarının korunması koşuluyla kabul edilecektir.
    6-Milli ve ekonomik gelişmemizi sağlamak amacıyla, tam bir bağımsızlık sağlanması gerekir. Kapitülasyonlar kaldırılmalıdır. Bunlar kabul edilmezse barış yapmak imkansızdır.

    Önemi:

    1-Milli ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırları belirlenmiştir.
    2-Kongrelerde belirlenen ulusal isteklerin Osmanlı Parlamentosuna yansımasıdır. Bu bakımdan Anadolu hareketinin ilk büyük siyasal zaferidir.
    3-Kars, Ardahan, Artvin, Batı Trakya ve Arap topraklarında halk oylamasının yapılması önerilerek, tartışma konusu olan topraklarda, sorunların barışçı yollarla çözümünden yana olunduğu gösterilmiştir.

    Misak-ı Milli’nin sonuçları:

    1-Alınan kararlar, Anlaşma Devletlerini kızdırdı. İstanbul hükümetine karşı baskılarını artırdılar.
    2-Ali Rıza Paşa hükümeti görevden ayrıldı, yerine Salih Paşa hükümet kurdu.
    3-Kararın geri alınması için milletvekillerine baskı yaptılar. Milletvekillerini tutukladılar.
    4-16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal ettiler.

    14-İstanbul’un İşgali (16 Mart 1920)


    Sonuçları:
    1-İstanbul’dan kaçan milletvekilleri, asker, yazar ve memur Ankara’ya gelerek ulusal mücadeleye güç kattılar. TBMM’nin toplanması için haklı bir neden ve ortam hazırlandı.
    2-Salih Paşa görevinden çekildi, yerine Damat Ferit Paşa tekrar atandı.
    3-Osmanlı Mebuslar Meclisi padişah tarafından 11 Nisan 1920’de kapatıldı.
    4-Kuvayi Milliye hareketine karşı Kuvayi İnzibatiye (Halifelik Ordusu) oluşturuldu.
    5-Saltanat ve halifelik yanlıları bu kurumları kurtarabilmek için ulusal mücadeleyi desteklemeye başladılar.
    6-Ulusal mücadeleye karşı bir fetva yayınlandı. (4 Mayıs 1920)
    7-Bu işgalle beraber Osmanlı Devleti tarihe karıştı. Bu durum Lozan’da tüm devletlerce kabul edildi.
    Not: Mustafa Kemal, İstanbul’un işgali üzerine ilk önlem olarak, bütün illere ve komutanlara gönderdiği telgraflarla, Hıristiyan halka karşı bir tepki olmamasını sağladı. İşgali İstanbul’daki elçilikler nezdinde protesto etti. İşgalci güçlerin yayınladığı bildirilerin de telgrafhanelerden geri çevrilmesini sağladı.

    TBMM’nin Açılması (23 Nisan 1920)


    TBMM 23 Nisan 1920’de Ankara’da kurulmuştur.
    Bu meclisin temeli Erzurum kongresinde atılmış, Sivas kongresinde de Milli Meclis kurulması yolunda karar alınmıştır.
    üMeclisin açılmasıyla Temsil Kurulunun görevi sona ermiştir.
    üKapatılan Meclis-i Mebusan’ın üyelerinden bir kısmı da yeni meclise üye olarak kabul edilmişlerdir.
    üMeclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilmiş, onun teklifiyle Meclis aşağıdaki kararları almıştır.
    1-Hükümet kurmak gereklidir.
    2-Geçici bir hükümet başkanı tanımak ya da padişah vekili atamak doğru değildir.
    3-Mecliste beliren milli iradenin yurdun alın yazısına doğrudan doğruya el koymasını kabul etmek temel ilkedir. TBMM’nin üzerinde bir kuvvet yoktur.
    4-Yasama ve yürütme görevleri TBMM’ye aittir.
    5-Meclis içerisinden seçilecek olan bir kurul, hükümet görevi görür. Meclis Başkanı da hükümet başkanıdır.
    6-Padişah ve halife, baskı ve zordan kurtarıldığı zaman, meclisin koyacağı yasal kurallar uyarınca durumunu alır.

    Kararların önemi:
    1-“Hükümet kurmak gereklidir. maddesi ile Meclis kuruculuk niteliğinin bulunduğunu göstermiştir.
    2-İkinci madde ile devamlılığını belirtmiştir.
    3-“TBMM üstünde bir kuvvet yoktur. maddesi ile İstanbul hükümetinin hukuken yık saymış, millet iradesi hakim kılınmıştır.
    4-TBMM önce yasama ve yürütme sonra da “gaflet, hıyanet” içinde bulunanlara karşı çıkarılan Hıyaneti-i Vataniye Kanunu ile yargı gücünü aldı. Buna “Güçler Birliği” ilkesi denir.
    5-Bir ihtilal meclisidir. Millet iradesine dayandığı ve milli egemenlik ilkesini esas aldığı için demokratik karakterde ve yapıdadır.
    6-İlk zamanlarda, ulusal birliğin bozulmasını önlemek, padişah ve halife yanlılarını da mücadeleye çekmek amacıyla TBMM bu kurumların durumlarını askıya almış ve her türlü tartışmanın dışında tutmuştur.
    7-23 Nisan 1920’de açılıp, 1 Nisan 1923’te seçimlerin yenilenmesine kadar görev yapan meclise I.TBMM denir.Hem millet egemenliğini geliştirmiş hem de Kurtuluş savaşını yönetmiştir.
    üI.Meclis inkılap olarak sadece saltanatı kaldırmıştır.

    TBMM ile İstanbul Hükümeti Arasındaki Mücadele


    TBMM ve Anadolu’da kurulan düzeni yıkmak isteyen Damat Ferit, amacına ulaşmak için her türlü yola başvurmuştur. Bunlardan birincisi halkı ayaklandırarak TBMM’yi güçsüz ve yetkisiz bir duruma düşürmek ve etkisiz kılmaktı. İkincisi ise, işgalci devletlerle hemen bir antlaşma yapmaktı. Böylece savaş hali sona ermiş sayılacak, halk yeni bir savaş için uğraşan Mustafa Kemal’i Takip etmeyecek ve çabaları boşa gidecekti.

    TBMM’ye Karşı Ayaklanmalar


    Doğrudan İstanbul Hükümetince Yürütülen Ayaklanmalar
    ðAnzavur ayaklanması
    ðKuvayi İnzibatiye ayaklanması
    İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerinin Kışkırtmasıyla Çıkan Ayaklanmalar
    ðBolu, Düzce, Hendek; Adapazarı ayaklanmaları
    ðYozgat ayaklanması
    ðAfyon ayaklanması
    ðKonya ayaklanması
    ðMilli Aşireti ayaklanması
    ðAzınlıkların çıkardığı ayaklanmalar
    ðKuvayi Milliye yanlısı olup saha sonra ayaklananlar
    ðTBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Tedbirler

    TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Tedbirler


    TBMM varlığını tehdit eden bu ayaklanmaların İstanbul hükümeti ve işgal devletleri tarafından çıkarıldığını biliyordu. Bu nedenle de önlemleri de bunlara yönelik almıştır.
    a-İstanbul ile her türlü resmi ilişkilerin ve haberleşmenin kesilmesi
    b-İstanbul hükümetinin tüm işlemlerin yok sayılması
    c-Şeyhülislamın halkı kışkırtıcı nitelikteki fetvalarına karşılık, Ankara müftüsü (Rıfat Börükçü) nün gerçek vatan hainlerinin İstanbul hükümetinin başında bulunanlar olduğuna ilişkin fetvalarının yayınlanması
    d-TBMM ayaklanmaları önlemek ve gücünü artırmak için 29 Nisan 1920’de Hıyanet-, Vataniye kanununu çıkarmıştır.
    > TBMM, ulusu temsil üstün bir güç olduğundan, ona karşı ayaklananlar sözle bile olsa varlığını inkar edenler vatan haini sayılacak ve cezalandırılacaktı.
    > İstanbul’dan gelen hiçbir evrak kabul edilmeyecek ve geri gönderilecektir. Buna uymayanlar vatan haini sayılacak ve cezalandırılacaktır.
    Bütün bunlar, yeni bir devlet düzeninin kurulduğunun işaretleri olduğu gibi, İstanbul’un Ankara üzerindeki yıkıcı etkilerini silmeye yönelik tedbirlerdir.
    > Ayaklananları yargılayıp cezalandırabilmek amacıyla TBMM milletvekilleri arasında seçilecek kişilerin oluşturduğu İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
    Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan İstiklal Mahkemeleri düzenli ordunun kurulmasında etkili olmuş, Meclis otoritesini sağlanmış, Cumhuriyet ilkelerinin yerleştirilmesinde de çok önemli rol oynamıştır.

    Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)


    Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde yenen devletler, yenilen devletlere ağır koşullarda antlaşmalar imzalatırken, Osmanlı Devleti ile ateşkes antlaşması imzalamakla yetinmişlerdir. Ancak 10 Ağustos 1920’de Sevr Barış Antlaşması imzalanmıştır.
    İtilaf devletlerinin aralarında anlaşmazlıklar olmasına rağmen bu antlaşmanın imzalanma nedenleri:
    1-TBMM’nin açılması. Yeni Türk Devletinin kuruluşunun 30 Nisan 1920’de dünyaya duyurulması
    2-Anadolu hareketinin güçlenmesi karşısında İstanbul hükümetinin varlığını sürdürebilmek amacıyla anlaşma devletleriyle hemen bir barış anlaşması imzalayarak Anadolu Hareketine son vermek istemesi
    3-Anlaşma devletlerinin Anadolu hareketinin güçlenmesi üzerine kendi anlaşmazlıklarının bir kenara bırakmaları
    4-İngiltere’nin desteklediği Yunan kuvvetlerinin 22 Haziran 1920’de Bursa-Uşak çizgisini aşarak Batı Anadolu’da işgallere başlaması, Trakya’yı işgal etmeleri üzerine Osmanlı yöneticilerinin telaşa düşmesi
    Barış imzalanırsa; savaş sona erecek, halk rahat edecek, Mustafa Kemal de yalnız kalacaktı.
    Osmanlı tarihinin kara lekesi olan Sevr Barış Antlaşması 10 Ağustos 1920’de Damat Ferit Paşa tarafından imzalandı.

    Anlaşmanın koşulları

    1-Boğazlar bütün devletlere daima açık olacak, Türklerin bulunmadığı bir komisyon tarafından yönetilecekti.
    2-Ege Bölgesinin büyük bir bölümü ile Doğu Trakya Yunanlılara verilecekti.
    3-Doğu Anadolu’da Bağımsız Ermenistan ve Kürdistan isimli iki devlet kurulacaktı.
    4-Antalya ve Konya dahil İç Batı Anadolu İtalya’ya verilecekti.
    5-Adana’dan Sivas’a kadar İç Anadolu Fransızlara ait olacaktı.
    6-Osmanlı İmparatorluğuna bağlı Suriye, Irak, Arabistan Fransızlarla İngilizler arasında paylaşılacaktı.
    7-İç güvenliği sağlamak için 50.000-70.000 kişilik ordu bulundurulabilecek ancak ağır silahlar olmayacaktı.
    8-Ekonomik, adli ve mali kapitülasyonlar galip devletlerin çıkarına yeniden düzenlenecek, azınlıklara geniş haklar verilecekti.
    9-Osmanlı Devleti anlaşmaya uymazsa, İstanbul elinden alınacaktı.

    Özellikleri

    üOsmanlı Devletini fiilen sona erdirmiştir.
    üOsmanlı Devletinin imzaladığı son antlaşmadır.
    üOsmanlı parlamentosunun onayından geçmediği için Kanun-i Esasiye ters düşmüştür. Osmanlı Parlamentosu yurdunun parçalanmasına razı olmayarak Misak-ı Milliyi kabul etmişti. Padişah anlaşmayı imzalayarak milli iradeye de karşı geliyordu.
    üTBMM ve Türk halkı tarafından kabul edilmediği için yürürlüğe girmemiştir.

    Sevr’e Karşı Tepkiler

    Sevr Barışına TBMM’nin tepkisi çok daha büyük olmuştur.
    1-TBMM, 19 Ağustos 1920’de yaptığı toplantıda, Sevr Barışını imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etmiştir.
    2-Sevr Barışını kesinlikle tanımadığını tüm ilgili devletlere bildirmiştir.
    3-Padişah ve Osmanlı yöneticilerinin vatan haini olduklarının anlaşılması halkın direnme gücünü kamçılamış ve ulusal mücadeleye katılım hız kazanmıştır.

    İstiklal Mahkemelerinin Kurulması


    Olağanüstü yetkiler taşıyan İstiklal Mahkemeleri Hıyaneti Vataniye Kanunu ile 18 Eylül 1920’de kurulmuştur.
    1949’da İstiklal Mahkemelerinin kuruluşunu oluşturan kanun kaldırılmıştır.

    Düzenli Ordunun Kurulması


    Osmanlı İmparatorluğunda ordu gerilemiştir. Modern esaslara dayanan ordu II.Mahmut tarafından kuruldu. Kurulan bu ordu XIX. Yüzyıldaki yenilik hareketlerine öncülük etti. II.Meşrutiyet ordunun eseridir.
    8 Kasım 1920’de TBMM ile kurulan devletin buyruğunda Ordu, tekrar örgütlendirilmiştir. Gücünü ulusal egemenlikten alan ordu Kurtuluş Savaşını başarıyla tamamlayacaktır.

    Düzenli ordu kurulmasının sebepleri
    1-Kuvayi Milliye birliklerinin askerlik yeteneğinden yoksun olması otorite altına alınamaması
    2-Olumsuz çalışmaları sonucunda halkın, Kuvayi Milliye birliklerine güven duygusunun azalması
    3-Yunan ilerleyişini durdurulamaması Batı Anadolu’nun büyük bir kısmının Yunanlıların eline geçmesi
    Mustafa Kemal Paşanın TBMM’de yaptığı konuşmalar sonuç verdi. Batı cephesi yeni ordunun ihtiyaçlarına göre Çerkez Ethem birlikleri dışında yeni baştan düzenlendi. Güneyde Kuvayi Milliye birlikleri Fransızlara karşı başarılıydı. Buradaki birlikler düzen ve disiplin altına alındı.

    Doğu Cephesi Ermeni Sorunu


    1878 Berlin antlaşmasından sonra İngiltere ve Rusya’nın çıkarları doğrultusunda Ermeni ayaklanmaları başladı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ruslar ülkelerinden getirdikleri Ermeni birliklerini Doğu Anadolu’da kullandılar. Osmanlı ülkesinde yaşayan Ermeniler de Rusların yanında yer almıştır. Doğu Anadolu’nun savunmasını zorlaştırdıkları için hükümet orada yaşayan Ermenileri bir başka yere göç ettirdi. (1915 Tehcir Yasası) Ermeniler Suriye ve Lübnan’a yerleştiler. Göç ettirilen Ermenilerin bir bölümü savaş hali, salgın hastalık ve asayişsizlik nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bu olay Ermeniler tarafından günümüze kadar kullanılmıştır.
    Wilson ilkelerinden hareketle batılı devletler ABD’nin mandasında Doğu Anadolu’da bir Ermenistan devletinin kurulmasını kararlaştırmışlardı. Amerikan senatosunun Ermenilerin Doğu Anadolu’da çoğunlukta bulunup bulunmadığını incelemek üzere gönderdiği General Harbord’un araştırması sonucunda Ermenilerin azınlıkta olduğu ortaya çıktı.
    Not: Birinci Dünya Savaşı sırasında yayınlanan Wilson ilkeleriyle ilk defa bağımsız bir Ermeni devletinden söz ediliyordu.
    Sevr antlaşmasında Doğu Anadolu’da Ermeni devleti kurulması maddesi yer almıştır.

    Ermenistan ile Savaş


    TBMM açılmadan önce Mustafa Kemal ile Kazım Karabekir, Ermeni saldırısını önlemek için gerekli tedbirleri alıyordu. TBMM açıldıktan Ermenistan saldırıları arttı. 1920 Haziranında TBMM Doğu cephesini kurdu. Komutanlığına da Kazım Karabekir getirildi.
    1-Ermeniler durdurularak Doğu Anadolu’dan atıldı.
    2-Batı Kuvayi Milliye birlikler Yunanlıların önünden çekiliyordu.
    3-Ermeniler 1920 Kasım ayı sonunda TBMM’ye barış için başvurdular.
    4-2-3 Aralık 1920’de Ermenilerle Gümrü Barışı imzalanmıştır. Barışa göre;
    a-Ermenistan bugünkü Doğu Anadolu sınırlarımızı tanıdı. Kars ve çevresi Türklere verildi.
    b-Ermenistan Cumhuriyeti Sevr Barışını geçersiz saydığını belirtiyordu.
    c-TBMM Doğu Anadolu’da yaşayıp da oradan geç eden Ermenilerin diledikleri takdirde 3 yıl içinde geri gelip eski yerlerine yerleşebileceklerini kabul ediyordu.
    d-Ermeniler Türkiye’ye karşı düşmanca davranamayacaklardı.
    e-Buna karşılık TBMM Hükümeti Ermenistan’a diledikleri takdirde askeri ve siyasal yardım yapacaktı.
    Önemi: TBMM’nin hem askeri hem de siyasal ilk başarısıdır.

    Sonuçları:
    1-TBMM Hükümeti Doğuda savaşı yürütmüş ve kazanmıştır. TBMM’nin varlığını kabul etmeyen Ermenistan bu tutumunu değiştirmiştir.
    2-Sevr barışını tanımadıklarını belirten Ermeniler kendilerine verilmek istenen Türk toprakları iddialarında vazgeçmişlerdir.
    3-TBMM içte ve dışta büyük saygınlık ve güç kazanmış, Doğu cephesi kapanmış buradaki güçler Batı cephesine kaydırılmıştır.
    4-TBMM Gümrü Barışı ile uluslararası varlığını ilk kez kanıtlamakta, TBMM ile kurulan devletin varlığını daha da pekiştirmektedir.
    5-Anlaşma metninde “Osmanlı Devleti” adı hiç geçmemekte TBMM’nin kurduğu devlet “Türkiye” adıyla belirtilmektedir.
    6-Doğu cephesinin kapanması İç Anadolu’da ayaklanmalarla, Batı Anadolu’da Yunanlılarla, Güneyde Fransızlarla çarpışan birlikleri rahatlatmıştır.
    Gümrü Barışından sonra Gürcistan ile de antlaşma yapıldı. Gürcistan’ın Mondros’tan sonra işgal ettiği Ardahan ve Artvin geri alındı. (23 Şubat 1921) Birkaç hafta sonra Batum’da bize geçti.
    Not:Batum sonradan Rusya’ya bırakılacaktır.

    Güney Cephesi


    Mondros’tan sonra Adana, Antep, Maraş ve Urfa bölgelerine İngilizler girmiş daha sonra buraları Fransızlara bırakmışlardır. İşgaller üzerine Türk halkının direniş başlayınca buraları kendi güçleriyle tutamayacaklarını anlayan Fransızlar Mısır ve Suriye’den Ermenileri getirerek onları teşkilatlandırıp Ermeni intikam alayları ve polis örgütü kurmuşlardır.
    Temsil Kurulu bölgedeki direnişi arttırmak ve halkı örgütlemek amacıyla bölgeye subaylar göndererek güneyde direniş cephesinin oluşmasını sağlamıştır.
    Not: Düzenli ordu güneyde görev almamıştır. Yöre halkı bölgesel güçleriyle Fransız ve Ermenilere karşı koymuşlardır. Maraş’ta Kuvayi Milliye’nin oluşmasında Sütçü İmamın Antep’te ise, Şahin Bey’in rolü olmuştur.
    Halkın yoğun direnişi sonucunda Maraş 2 Şubat 1920’de Urfa 10 Nisan 1920’de Fransız işgalinden kurtulmuştur. Antep on aylık bir savunmadan sonra teslim olmuştur.
    Sakarya Savaşından sonra Ankara antlaşmasını imzalayan Fransa Hatay ve İskenderun dışında bölgeyi terketmiştir.

    Batı Cephesinde Savaşlar ve Sonuçları


    Batı cephesinde Yunanlılara karşı mücadele verilmiştir. Düzenli orduların kullanıldığı bu cephede kazanılan başarılar Kurtuluş Savaşının bitimine kadar etkili olmuştur.
    Doğuda kazanılan başarılar, Güneyde Fransız ilerleyişinin yavaşlatılması ve pek çok kesimlerde durdurulması üzerine Kurtuluş Savaşı mücadelesi Batı cephesinde Türk-Yunan savaşına dönüştü.
    Batı cephesi komutanlığına İsmet Paşa getirildi. Batı cephesinin güney kesimlerinde de Rafet Paşa görevlendirildi.
    Yunanlılar, Ege Bölgesindeki rahat ilerleyişleri dolayısıyla Sevr Barışı ile kendilerine bırakılan yerlerle yetinmek istemiyorlardı. 1920 yılı sonlarında Yunanistan’da hem kral hem de hükümet değişmişti. Yeni kral “Megola İdea”yı gerçekleştirmek istiyor, bu nedenle Anadolu’da daha büyük parçayı almak istiyordu. Sevr’i mutlaka uygulatmak isteyen İngilizler de TBMM’ye gerekli baskıyı yapabilmek içim Yunanlıları yeni bir saldırıya kışkırtıyorlardı.

    I.İnönü Zaferi: 6-10 Ocak 1921


    Çerkez Ethem olayı:
    Düzenli ordu birliklerinin batı cephesinde başlattıkları ilk askeri etkinlik Yunanlılara karşı değil Çerkez Ethem’e karşı oldu.
    Ulusal ordu kurulmaya başlayınca Çerkez Ethem bundan hoşlanmadı. Ona göre kendisininki hareketli oynak birlikler geniş yetkilere sahip olmalı hem savaşmalı hem de bulundukları yöreleri yönetmeliydi. Kardeşleriyle beraber TBMM Hükümetini kötülemeye, yurdun kurtarılamayacağını açıkça belirtmeye başladı. Üzerindeki komutanları dinlemiyor, başına buyruk hareket ediyordu.
    27 Aralık 1920’de Çerkez Ethem Kütahya yöresinde TBMM hükümetine karşı ayaklandı. Ordu Ethem kuvvetlerinin üzerine yürüyerek 29 Aralık günü Kütahya’ya girdi. Gediz’e çekilen Ethem ve kardeşleri 5 Ocak 1921’de Yunanlılara sığındı.

    Yunanlılar I.İnönü Savaşıyla
    1-TBMM Hükümeti ordusunun güçlenmesini ortadan kaldırmak
    2-Eskişehir’i ele geçirip karargah olarak kullanmak
    3-Çerkez Ethem’e yardım etmek
    4-Yunan ordusun gücünü İtilaf devletlerine göstererek yardımlarını sağlamak
    istiyorlardı.
    Batı cephesi komutanı İsmet Paşa emrindeki Türk kuvvetleri İnönü’de yapılan savunma savaşı sonucunda başarılı oldu. Yunanlılar geri çekildi.

    Sonuçları:
    1-Düzenli ordunun Batı cephesindeki ilk başarısıdır.
    2-Bu savaş, ulusal kurtuluş heyecanını kamçılamış ulusun tek amaç etrafında birleşmesine yardımcı olmuştur.
    3-Düzenli orduya duyulan güveni artırmış, orduya katılım hızlanmıştır.
    4-Yenilen Yunan ordusu Eskişehir’den çekilmek zorunda kalmıştır.
    5-Anlaşma devletleri arasındaki anlaşmazlık su yüzüne çıkmıştır.
    Siyasal sonuçları:
    6-Londra konferansı toplanmıştır. Konferansa Osmanlı hükümeti ile TBMM Hükümeti de çağırıldı. Anlaşma devletleri, iki hükümet arasında rekabet yaratmak, bölücülük yapmak istiyorlardı.
    Konferansta sunulan ortak öneri, Sevr Barışının biraz değiştirilmiş biçimiydi, kabul edilemezdi.
    Sevr Barışının bazı hükümlerinin tartışma konusu yapılabilmesi ve şimdiye kadar Anadolu’yu tanımayan batılı devletlerin barış kurulumuzu kabul etmeye razı olmaları önemlidir.
    7-Doğu cephesinde kazanılan zafer Moskova Antlaşması görüşmelerine yol açmıştır. I.İnönü başarısı Rusların o güne kadar izledikleri ihtiyatlı siyasetten vazgeçerek 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşmasını imzalamasına neden oldu.
    Moskova antlaşmasına göre:
    >Rusya Sevr Barışını tanımıyor
    >TBMM hükümetine her türlü yardım ve destek sağlamayı yükümleniyordu.
    Not: I.İnönü zaferi, TBMM’nin dünyaya açılmasını sağlamıştır.

    Yeni Devletin İlk Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye)


    1920 yılı sonlarında hazırlanmaya başlanan Anayasa I.İnönü zaferinden sonra tamamlanarak 20 Ocak 1921’de yürürlüğe girdi.
    1-Ulusal egemenliği pekiştirmektedir.
    2-Yönetim esasını güçlerbirliği ilkesinde bulunmaktadır. Yürütme, yasama ve yargı yetkisi TBMM’de toplanmıştır.
    3-Yeni bir devletin kuruluşunu hukuki ve siyasi yönden belgelemiştir. Bir geçiş dönemi ve uyum anayasasıdır.
    4-Başkansız bir Cumhuriyet yönetiminin kurulmasını sağlamış, ulusal birliği bozmamak ve kamuoyunun hazır olmaması nedeniyle devletin yönetim biçimini belirtmemiştir. Demokratik ve ihtilalci bir karaktere sahiptir.
    5-Devletin resmi dinini belirmemiştir.
    Not: Birinci TBMM’nin dayandığı ulusal egemenlik ilkesiyle Kanun-i Esasi çeliştiği için, Birinci TBMM’nin varlığını yasal hale getirmek ve yeni devletin dayandığı temel ilkeleri belirlemek amacıyla Teşkilat-ı Esasi ilan edilmiştir.

    Afganistan Antlaşması (1 Mart 1921)


    Bir dostluk antlaşmasıdır.

    Londra Konferansı (23 Şubat-12 Mart 1921)


    Toplanma nedeni: I.İnönü Savaşından sonra aralarında anlaşmazlıklar başlayan İtilaf devletlerinin Fransa ve İtalya’nın baskısıyla Londra’da biraraya gelerek Sevr Barışının koşullarını biraz hafifleterek Türk halkına kabul ettirmek
    TBMM’nin konferansa katılma nedenleri:
    1-Anlaşma devletlerince yapılan “Türkler barış görüşmelerine katılmayarak savaşı sürdürüyorlar” propagandasını çürütmek
    2-TBMM’nin ve Türk ulusunun haklı davasını Dünya kamuoyuna duyurmak ve Türk ulusunun yasal temsilcisinin TBMM olduğunu göstererek, hukuksal varlığını kanıtlamak
    Önemi:
    Türk ulusunun haklı davası dünya kamuoyuna duyurulmuş, İtilaf devletleri TBMM’nin varlığını ilk kez tanımışlardır.

    Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)


    Önemi:
    1-Osmanlı Devleti ve Çarlık Rusya’sının sona erdiği belgelenmiştir.
    2-Misak-ı Milli sınırlarımız Sovyet Rusya tarafından kabul edilmiştir.
    3-İlk büyük bir devlet TBMM’yi ve onun kurduğu düzeni tanımıştır.
    4-TBMM ile Sovyet Rusya ilk siyasi ilişkilerini kurmuş ve İtilaf devletlerine karşı güç birliği sağlanmıştır.
    Not: 12 Mart 1921’de İstiklal Marşı kabul edilmiştir.

    II.İnönü Zaferi (31 Mart-1 Nisan 1921)


    23 Mart’ta eskisinden daha güçlü Yunan birlikleri İnönü-Afyon yörelerine saldırıya geçtiler. Kanlı çarpışmalar sonucunda Yunanlılar gene ilerleyemediler.
    Sonuçları:
    1-Batı cephesi komutanı İsmet Paşa komutasındaki Türk ordusu karşısındaki Yunan ordusu yenilerek Afyon Bozöyük çizgisinin gerisine çekildi.
    2-Türk ordusunun morali yükseldi.
    3-İsmet Paşa generalliğe getirildi.
    4-İtalya kuvvetlerini Anadolu’dan çekme kararı aldı.
    Not: Türk ordusu geriye çekilen Yunanlıları dağıtabilmek için 15 Nisan’a kadar, özellikle Aslıhanlar ve Dumlupınar yörelerinde çarpıştılarsa da I. ve II. İnönü savaşlarında güçsüz düştüğü için amacına ulaşamadı.

    Kütahya-Eskişehir Savaşları (10-24 Temmuz 1924)


    Yunanlılar, İnönü’den Afyon dolaylarına kadar uzanan geniş bir cepheden saldırıya başladılar. Türk ordusu ufak çarpışmalarla geriye çekilmeyi uygun buldu. 24 Temmuz’a kadar geri çekilme tamamlandı. Eskişehir, Afyon, Kütahya Yunanlıların eline geçti. Türk ordusu Sakarya ırmağının doğusuna çekildi.
    Sonuçları:
    1-Afyon, Kütahya ve Eskişehir kaybedildi, Yunanlılar Ankara’yı tehdit etmeye başladılar.
    2-İnönü zaferlerinin doğurduğu iyimserlik ortadan kalktı.
    3-Mustafa Kemal TBMM’den yetkileri üç aylığına kendisine vermesini istemiş ve 5 Ağustos 1921’de Başkomutanlık kanunuyla isteği yerine getirildi.
    Erzurum Kongresi öncesi askerlik görevinden istifa eden Mustafa Kemal, görevine yeniden dönmüştür.
    4-Mustafa Kemal Başkomutanlık kanununun kendisine verdiği yetkiyle ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Tekalif-i Milliye emirlerini (Ulusal yükümlülük buyruklarını) yayınlamıştır. (7-8 Ağustos 1921)

    Sakarya Meydan Savaşı (23 Ağustos-12 Eylül 1921)


    Ankara’yı ele geçirmeyi planlayan Yunanlılar, 14 Ağustos 1921’de yeniden ilerlediler. 23 Ağustos’ta Sakarya ırmağına geldiler. Irmağın doğusunu geçip, Polatlı, Haymana ve Çaldağı yörelerinde asıl çarpışmalar oldu.
    Hazırlıklarını tamamlayan Mustafa Kemal, kurmaylarıyla görüştükten sonra orduya “Savunma bir çizgi üzerinde değil bir yüzey üzerinde yapılacaktır. O yüzeyde bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı yurttaş kanı ile sulanmadıkça bırakılamaz. Küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana cephe kurarak savaşa devam eder. Yanlarındaki birliklerin çekilmek zorunda olduğunu gören birlikler, onlara bağlı olmaz. Bulunduğu yerde sonuna kadar direnmeye mecburdur.” buyruğunu verdi.
    >Mustafa Kemal bu buyruğu ile savaşın planını açıklamıştır. Savunmaya yönelik bir plandır.
    >Sakarya savaşında Genelkurmay başkanı Fevzi paşa ile Batı cephesi komutanı İsmet paşa de görev aldı.
    Düşmanının ileri hareketi durduruldu. 13 Eylül’de düşman Sakarya’nın doğusundan temizlendi.

    Sonuçları:
    İç siyasetteki sonuçları:
    1-Yunan ordularının saldırı gücü kırılmış, savunma yapmak zorunda bırakılmıştır.
    2-Düşman II.Viyana bozgunundan bu yana ilk defa geri püskürtülmüş, Türk orduları saldırı gücüne ulaşmıştır.
    3-TBMM Mustafa Kemal’e gazilik ünvanını ve mareşallik rütbesini vermiştir. (19 Eylül 1921)
    4-Devlet Anadolu’da kesin egemenlik kurmuştur.

    Dış siyasetteki sonuçları
    1-Anlaşma devletleri arasında sürdürülen dayanışma sona erdi. Fransa ile İtalya İngiltere’den iyice koptu.
    2-İtalya, kuvvetlerini Anadolu’dan çekti, işgal ettiği toprakları boşalttı.
    3-İtilaf devletleri TBMM’ye ateşkes ve barış önerileri sundular.
    4-Sovyet Rusya’nın egemenliği altına giren Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Cumhuriyetleri adına Sovyet Rusya 13 Ekim 1921’de TBMM hükümeti ile Kars Antlaşmasını imzaladı.
    Böylece doğu sınırı kesin güvenlik altına alındı. Ermeni sorunu kesin çözüldü. Sovyet Rusya ile imzalanan son ve kesin sınır belirlemesidir.
    5-TBMM ile Fransa arasında Ankara Antlaşması imzalandı. (20 Ekim 1921) Bu antlaşmayla
    a-Türkiye ile Fransa arasında savaş sona ermiş, Hatay-İskenderun dışında bugünkü Suriye sınırı belirlenmiştir.
    b-İskenderun bölgesi (Hatay) Fransızlarda kalacak, fakat çoğunluğu Türk olan yöre halkı kültür alanında serbestliğini koruyacak, Türkçe resmi dil olacaktır.
    c-İki ay içinde Fransa Anadolu’daki askerlerini geri çekecektir.
    d-9.maddeye göre, Süleyman Şah’ın türbesinin bulunduğu “Caber Kalesi” Türk toprağı sayılmış, burada asker bulundurmak, bayrak çekmek hakkı Türkiye’ye verilmiştir.

    Önemi:
    1-Fransa TBMM’nin kurduğu devleti ve Misak-ı Milliyi tanımıştır.
    2-Irak’a kadar olan güney sınırımız güvenceye alınmıştır.
    3-Anlaşma devletleri arasında birlik çözülmüştür.
    4-Güney cephesindeki birlikler batı cephesine kaydırılmıştır.
    5-Hatay’da özel bir yönetimin uygulanması, burasının Türk toprakları olduğunun Fransa tarafından kabul edildiğini gösterir.
    6-Yunanların savunduğu Megalo İdea düşüncesi sona ermiştir.
    Not: Kurtuluş Savaşı içinde son savunma savaşıdır. Anadolu’nun Türk yurdu olduğu bir kez daha belgelenmiştir. İngilizler Yunanlılardan desteğini çekmişlerdir. Kurtuluş savaşı artık salt bir Türk-Yunan mücadelesi durumunu almıştır.





    Büyük Taarruz (26 Ağustos-18 Eylül 1922)


    Mustafa Kemal bütün ordu birliklerine saldırı emri vermiştir. Saldırı planı, Yunan birliklerini bir baskınla çevirme ve yok etmedir. Saldırı 26 Ağustos 1922’de Türk topçularının atışlarıyla başlatılmıştır.
    30 Ağustos günü doğrudan doğruya başkomutan tarafından yönetilen bir meydan savaşı sonucunda, kuşatılan Yunan ordusunun asıl büyük kuvvetleri yokedildi. Kaçan Yunan askerleri takip edilerek 2 Eylül’de Uşak, 9 Eylül’de İzmir, 11 Eylül’de Bursa düşman işgalinden kurtarılmış, 18 Eylül’de tüm Batı Anadolu düşmandan tamamen temizlenmiştir.

    Sonuç:
    Büyük Taarruzun başlayıp gelişmesinden sonra, 18 Eylül gününe kadar süren izleme hareketleriyle Anadolu’daki Yunan varlığı yok olmuş, TBMM orduları onurlu, görkemli bir zafer kazanmışlardır. Sıra şimdi İstanbul’un, Boğazların ve Doğu Trakya’nın kurtarılmasına gelmiştir.
    Çünkü;
    sDoğu Trakya’da Yunanlılar vardı.
    sİzmir ve Çanakkale bölgesinde boğazları koruyan İngiliz birlikleri vardı.
    sİstanbul Anlaşma devletlerince işgal altında tutuluyordu.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması (1 Ekim 1922)


    1-Türk ve Yunan orduları arasındaki çarpışmalar durdurulmuş, ateşkes sağlanmıştır.
    2-Doğu Trakya’yı Yunanlılar 15 gün içinde boşaltacak.
    3-Yunanlıların Doğu Trakya’dan çekilmeleri sırasında, boşaltılan yerler ilk önce Anlaşma devletleri temsilcilerine, sonra da Türk memurlarına bırakılacak, bu işler en geç 30 gün içinde bitirilecektir.
    4-Kesin boşalma olunca, Doğu Trakya’dan yabancı kurullar uzaklaşacak, sadece Meriç’in batısında güvenlik için bir miktar Anlaşma devletleri birlikleri, barış imzalanıncaya kadar bulunacaklardır.
    5-Türk ordusu barış antlaşması imzalanıncaya kadar Çanakkale ve Kocaeli yarımadasında belirtilen çizgide duracak, Doğu Trakya’ya asker geçirmeyecektir.
    6-Barışa kadar TBMM hükümeti 8000 jandarma erini Doğu Trakya’da tutabilecektir.
    7-İstanbul’da ve Boğazlarda Anlaşma devletlerinin birlikleri barış imzalanıncaya kadar varlıklarını sürdüreceklerdir. (İçinde Yunanlılar yoktur.)
    Ateşkes antlaşması 15 Ekim de yürürlüğe girdi ve uygulanmaya başlandı.

    Önemi:
    1-Ateşkes görüşmelerinin ağırlık noktası Doğu Trakya’nın boşaltılması, ilke ise, bu vatan parçasının TBMM hükümetine teslimidir.
    2-Türk yurdu Yunanlılardan temizlenmiştir.
    3-İtilaf devletleri bu antlaşmayı imzalamakla yeni Türk devletinin varlığını resmen kabul etmişlerdir.
    4-Türk Kurtuluş Savaşı bütün dünyada kabul edilmiştir.
    Not: Mudanya Ateşkes antlaşması geçici bir düzenlemedir. Barış sağlanıncaya kadar silahların bırakılmasını ister. Boğazlar ve İstanbul henüz Anlaşma devletlerinin denetimindedir.Doğu Trakya’da askeri varlığımız sınırlıdır.



  2. #2
    Özel Üye

    Standart Cevap: Mustafa Kemal’in gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?

    Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)


    Nedenleri:
    1-TBMM’nin kazandığı başarıdan pay isteyen İstanbul hükümetinin haksızlığının vurgulanmış, bir ülkede iki ayrı hükümetin yaşayamayacağı gerçeği anlaşılmıştır.
    2-23 Nisan 1920’de kurulan TBMM’nin ulusal egemenlik ilkesine dayanması, saltanatın da ulusal egemenlik ilkesine ters düşmesi
    3-Padişah ve İstanbul hükümetinin Kurtuluş savaşı boyunca ulusal hareketi bölmeye çalışması
    4-İtilaf devletlerine karşı kesin zaferin kazanılması
    5-27 Ekim 1922’de Anlaşma devletleri, İsviçre’nin Lozan kentinde bir barış konferansı düzenlediklerini bildirerek, TBMM hükümetiyle beraber İstanbul hükümetini de konferansa çağırmışlardır.
    Sorunun kökten çözülmesi için TBMM’nin kararıyla 1 Kasım 1922 tarihinde saltanat ve halifeliği birbirinden ayıran ve saltanatı kaldıran kanun kabul edilmiştir.

    Önemi:
    1-Saltanatın kaldırılmasıyla millet egemenliğinin önündeki engel kaldırıldı. Osmanlı saltanatı sona erdi. Cumhuriyet yönetimine geçiş süreci hızlandı.
    2-Halifeliğin devlet başkanı özelliği ve siyasi gücü elinden alınmış, halife sembol durumuna düşürülmüştür.
    3-Anadolu’daki hükümet İstanbul’a tamamen hakim olmuştur.

    Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)


    İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyetinin amacı; Misak-ı Milli sınırları içinde bağımsız bir Türk devletinin kurulacağını göstermek ve ulusal egemenliğimizi sınırlayıcı koşulları ortadan kaldırmaktır.
    Lozan görüşmeleri, Osmanlı borçları, Türk-Yunan sınırı, boğazlar, kapitülasyonlar, azınlıklar ve savaş tazminatı konularında anlaşma sağlanamadığı için kesilmiş, 4 Şubat 1923’de Türk heyeti Ankara’ya dönmüştür. Savaşı sürdürme ihtimaline karşılık hazırlık yapıldı. İtilaf devletlerinin isteği üzerine, 23 Nisan 1923’te görüşmelere yeniden başlandı. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış antlaşması imzalandı.

    Sınırlar:

    1-Suriye sınırı: Fransa'yla imzalanan Ankara antlaşmasıyla belirlenen sınır kabul edildi.
    2-Irak sınırı: Musul üzerinde anlaşmaya varılamadı. Çözümü 9 ay içinde İngiltere ve Türkiye arasında dostça olacak
    3-Batı sınırı: Mudanya Ateşkes antlaşmasıyla belirlenen şekilde kabul edildi. Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye verildi. Balkan savaşları sonunda kaybedilmiş adalardan Türk sınırına yakın olanlarda asker bulundurulmayacaktır. (Midilli, Sakız, Nekarya, Sisam)

    Kapitülasyonlar, tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırılmıştır.

    Azınlıklar:

    1-Bütün azınlıklar Türk uyrukludur.
    2-Doğu Trakya ile Anadolu’daki Rumlarla, Yunanistan’daki Türkler değiştirilecektir.
    3-İstanbul’un yerlisi Rumlarla Batı Trakya’daki Türkler bu değişimin dışındadır.

    Devlet borçları, Osmanlı Devletinden ayrılan diğer devletlerle Türkiye arasında paylaştırılmış, Türkiye’ye düşen bölümü kağıt para esasına göre düzenli taksitlere bağlanmıştır.

    Boğazlar:
    1-Boğazlar Türkiye’ye geri verilmiştir.
    2-Boğazların her iki yakası askerden arındırılmıştır.
    3-Boğazların yönetimi Milletler cemiyetinin denetiminde başkanı Türk olan bir uluslararası komisyona bırakılmıştır.
    Savaş tazminatı: Yunanistan’dan Karaağaç ve yöresi alınmıştır.

    Lozan Antlaşmasının Önemi:
    1-Lozan barışı ile Osmanlı devletinin hukuken sona erdiği resmen kabul edilerek, yeni Türk Devletinin varlığını bütün dünyaya kabul ettirmiştir.
    2-Ermeni iddiaları tarihe gömülmüştür.
    3-Yeni Türk Devleti gerçekleştirmeyi düşündüğü düzenleme ve inkılaplar için barış ortamına kavuşmuştur.
    4-Bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi sınırlandıran bütün pürüzler ortadan kaldırılmıştır.
    Lozan antlaşması Birinci Dünya Savaşını sona erdiren son barış antlaşmasıdır.

    İzmir İktisat Kongresi (18 Şubat 1923)


    Ekonomik kalkınma için ortak amaçlar belirlemek ve bu amaçları gerçekleştirecek yöntemleri araştırmak ve saptamak amacıyla İzmir’de toplanmıştır.
    Temel fikri ekonomik bağımsızlık olan Misak-ı İktisadi (Ekonomik and) kabul edildi. “Devletçilik” ilkesinin uygulanması ön plana çıkmış, milli ekonomi ilkesi kabul edilmiştir.

    Cumhuriyet Dönemi


    23 Nisan 1920’de kurulan Birinci TBMM, zafer kazanılıncaya kadar dağılmama kararı almıştı.
    1 Nisan 1923’te seçimlerin yenilenmesine karar verildi.
    Mustafa Kemal planladığı İnkılapları gerçekleştirecek bir siyasal örgüt kurma gereği duyuyordu. 9 Ağustos 1923’te ilk siyasal parti Halk Fırkası adı altında kuruldu. Parti Cumhuriyetin ilanından sonra Cumhuriyet Halk Partisi adını aldı.
    Halk partinin kurulmasıyla Mustafa Kemal seçimlere yeni bir kadro ile girdi. 11 Ağustos 1923’te II.TBMM açıldı. Belli başlı inkılap hareketlerinin yasaları bu mecliste çıkarılmıştır, siyasal bunalımlar bu meclis tarafından giderilmiştir. 24 Temmuz 1923’te imzalan Lozan Barışı, 23 Ağustos 1923 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girdi. İstanbul’un kurtuluşu 2 Ekim 1923, Ankara’nın başkent oluşu 13 Ekim 1923 bu devrededir.
    II.TBMM 1 Ekim 1927 yılına kadar çalışmıştır. İkinci dönem meclise İnkılap Meclisi denir.

    Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)


    29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçildi. İlk cumhuriyet hükümetini kurma görevi Cumhurbaşkanı tarafından İsmet Paşaya verildi. TBMM başkanlığına Fethi Okyar seçildi.
    Cumhuriyetin ilanıyla, Atatürk ilkelerinden Cumhuriyetçilik ilkesi uygulama alanına geçer. Demokratikleşme yolunda önemli bir adım atıldı.



    Halifeliğin Kaldırılması ( 3 Mart 1924 )


    1 Kasım 1922’de Saltanatın kaldırılmasıyla, halifelik makamına TBMM Abdülmecid Efendiyi getirmişti.
    3 Mart 1924’te çıkarılan bir yasa ile halifelik kaldırıldı. Aynı kanunla Osmanlı ailesi üyelerinin de yurt dışına çıkarılmaları, ileride saltanat ve halifelik iddiasında bulunmamaları için kabul edildi.
    Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin birleştirilmesi) Kanunu kabul edildi.
    Laik ve çağdaş bir toplum yaratılmasında siyası alanda yapılan bir temel inkılaptır.

    1924 Anayasası ( 20 Nisan 1924)


    Özellikleri:
    1-“Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletine aittir.” maddesi ile milli egemenlik kesinleşmiştir. Ulusal egemenliğin bölünmez ilkesi kabul edilmiştir.
    2-“Yürütme görevini” hükümete bırakmakla 1924 Anayasası 1921 Anayasasından ayrılmaktadır.
    3-Birinci maddeye göre “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” Bu madde ile yönetimin adı Anayasada yer almıştır.
    4-İkinci maddede, “Türk Devletinin dini İslam, dili Türkçe, başkenti Ankara olduğu belirtilmiştir.
    ***1937’de Laiklik ilkesi Atatürk’ün diğer ilkeleriyle birlikte Anayasaya alınmıştır.

    Partiler ve Çok Partili Döneme Geçiş


    1-Halk Fırkası ( 9 Ağustos 1923 )
    2-Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ( 17 Kasım 1924 )

    Şeyh Sait İsyanı ( 13 Şubat 1925 )


    13 Şubat 1925’de Diyarbakır, Elazığ, Bingöl yörelerinde ayaklanma başlamış ve kısa sürede yayılmıştır. Fethi Okyar hükümeti ayaklanmayı bastıramayınca görevinden ayılmıştır. İsmet Paşa (İnönü) yeni hükümeti kurarak önlemler almıştır.
    Sonuçları:
    1-Diyarbakır, Elazığ ve Bingöl yörelerinde kısmi seferberlik ilan edilmiştir.
    2-İhanet-i Vataniye kanununa ek olarak, Takrir-i Sükun yasası çıkarılmış, kurulan İstiklal mahkemelerinde suçlular yargılanmıştır.
    3-Terakkiperver partisi isyanda parmağı olduğu gerekçesiyle kapatılmıştır.
    4-Türkiye Musul’daki haklarından bir süre vazgeçmek zorunda kalmıştır.
    1926 yılında yapılan antlaşma ile Musul İngiliz mandası altında Irak’a verilmiştir.
    Not: Ayaklanma, çok partili düzenin henüz uygulanamayacağını gösterdiği gibi Musul’un kaybedilmesine neden olur. Yeniden tek partili düzene geçilerek 1925-1930 yılları arasında önemli inkılaplar gerçekleştirilmiştir. Laik düzeni yıkmak isteyen ilk büyük ayaklanmadır.

    Mustafa Kemal’e Suikast Girişimi ( 18 Haziran 1926 )


    Serbest Cumhuriyet Fırkası ( 12 Ağustos 1930 )



    Menemen Olayı (23 Aralık 1930 )


    Menemen’de halk ayaklandırıldı. Ayaklanmayı bastırmak isteyen yedek subay Kubilay öldürüldü. Ordu duruma el koydu.
    Laik Cumhuriyet yönetimini yıkmaya çalışan ikinci büyük isyan hareketidir.

    İnkılapların Gelişimi-Devlet ve Toplum Kurumlarının Laikleşmesi


    Din-Devlet İlişkilerinin Aşamaları
    (Hukukta Laikliğe Geçiş)
    1-Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922)
    2-Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
    3-Şer’iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması (3 Mart 1924)
    4-Tevhid-i Tedrisat kanununun kabulü (3 Mart 1924)
    5-Tekke ve zaviyelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
    6-Kılık kıyafetin düzenlenmesi (25 Kasım 1925)
    7-Türk Medeni kanununun kabulü (1926)
    8-Kadınlara siyasal hakların verilmesi (1934)
    9-1928’de Anayasada laiklikle bağdaşmayan hükümler kaldırıldı.
    Medeni kanun 17 Şubat 1926’da kabul edilerek, 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi.
    Türk kadınları 1930’da Belediye seçimlerine katılma, 1934’te milletvekili seçme ve seçilme haklarını elde etti.

    Cumhuriyet Döneminde Eğitim Alanındaki Gelişmeler


    1-Tevhid-i Tedrisat kanunu kabul edildi.(3Mart 1924)
    2-Yeni Türk Harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
    3- 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu.

    Eğitim Politikası ve Eğitimde Uygulanacak İlkeler


    Eğitimde belirlenen hedeflere ulaşmak için izlenen yol eğitim politikasını oluşturur. Atatürk’e göre, eğitim ve öğretim ulusal ve çağdaş olmalıdır. Milli Eğitim politikası belirlenirken, Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı temel ilkeler göz önünde bulundurulur. Eğitimde uygulanacak ilkeler:
    a-Cumhuriyetçilik: Cumhuriyetin en iyi yönetim biçimi olduğu öğretilip benimsetilmeden, onun korunması ve geliştirilmesi sağlanamaz.
    b-Milliyetçilik: Türk ulusunu sevmeyi, vatanı ve ulusu her şeyin üzerinde tutmayı, aynı tarihten geldiğimizi öğretir.
    c-Halkçılık: Eğitimin yaygınlaştırılmasına ve fırsat eşitliğine yer verir.
    d-Laiklik: Fikri hür vicdanı hür gençler yetiştirilmesi
    e-Devletçilik: Milli Eğitim etkinliklerinin planlanmasını, yönlendirilmesini ve denetlenmesini devlet hizmetleri arasında sayar.
    f-İnkılapçılık: Eğitim sisteminin, devamlı olarak toplumun ihtiyaçları ve çağın gereklerine göre geliştirilmesi
    Toplumsal Yaşayışın Düzenlenmesi


    ü30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla, tekke, türbe ve zaviyeler kapatıldı.
    ü25 Kasım 1925’te Şapka giyilmesi hakkındaki kanun kabul edildi. Kıyafette değişiklik şapka konusunda yapıldı.
    ü26 aralık 1925’te Miladi takvim kabul edildi.
    ü1 Nisan 1931’te ölçü birimleri değiştirildi.
    ü21 Haziran 1934’te Soyadı kanunu kabul edildi.

    Ekonomik Alanda Gelişme



    ü17 Şubat 1925 Aşar vergisi kaldırıldı.
    ü1926’da Kabotaj kanunu kabul edildi.
    ü1926’da Teşvik-i Sanayi kanunu çıkarıldı.
    ü1933’de I.Beş Yıllık plan hazırlandı.

    Türkiye Cumhuriyetinin Dış Siyaseti



    Milletler Cemiyetine girişimiz (18 Temmuz 1932)
    Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
    Montrö Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)
    Sadabat Paktı (9 Temmuz 1937)
    Hatay’ın Anavatan katılması (29 Haziran 1939)

    Atatürk İlkeleri



    Atatürkçü dünya görüşünün temelini oluşturan altı ilke 5 Şubat 1937’de “Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçı”dır ifadesiyle Anayasaya girdi.

    a-Temel İlkeler


    1-Cumhuriyetçilik:
    Doğrudan doğruya ulus egemenliğine dayanan, yöneticileri halkın oyu ile belli bir süre için seçilen devlet biçimine cumhuriyet denir.
    üCumhuriyetçilik ilkesi temel ilkelerin başında gelir. Atatürk’ün ödün vermediği temel iki ilkeden birisidir. (Cumhuriyetçilik-Laiklik)
    üDevletimizin temel yapısını ve biçimini belirleyen ilkedir.
    üCumhuriyette son söz ulusça seçilmiş meclisindir.
    üUlusun yönetimi, belirli sınıfların, ailelerin ve toplumsal grupların eline bırakılamaz.
    üCumhuriyet, demokrasi içinde işleyen en ideal rejimdir.
    üCumhuriyetin korunması gelecek kuşaklara emanet edilmiştir.

    2-Milliyetçilik (Ulusçuluk):
    üBu ilke Atatürkçü anlamda İmparatorluk, Osmanlılık, ümmetçilik anlayışlarına karşı belirlenmiş ve önerilmiştir.
    üAtatürk; Misak-ı Millinin temellerini oluşturan fikirleri 1907’de ortaya atmış, imparatorluğun dağılacağını, temeli Türk olan devletin kurulmasının ve çizilecek sınırlar içinde korunmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyordu.
    üKurtuluş Savaşı, bütün kurumlarıyla bir önceki devletten farklı, milliyetçi bir Türk devleti kurmak için yapılmıştır.
    üTürkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Türk dili konuşan, Türk kültürü ile yetişen ve Türk fikrini benimseyen her bireyi Türk olarak kabul etmektedir.
    üÇağdaş olmayı kabul eden bu ilke, ulusu din ve mezhep farklılıkları ile bölmek isteyen her davranışın karşısındadır.
    üÜlkenin öz kaynakları, sanayi ve ticaretiyle kalkınmasını öngörür.
    üAtatürk’ün milliyetçilik ilkesi birleştirici ve bütünleştiricidir.
    üAtatürk’ün milliyetçilik anlayışı vatanın bütünlüğünü ve ulusun bağımsızlığını her şeyin üstünde tutar.
    üİnsana ve insanlığa değer verir. Barışçıdır, insancıldır, ırkçılığı reddeder.
    Atatürk milliyetçiliğinde, milli birlik ve beraberliği güçlendiren unsurlar:
    a-Milli Eğitim
    b-Misak-ı Milli
    c-Dil, tarih, kültür ve amaç birliği
    d-Milli Kültür
    e-Türklük şuur ve manevi değerler

    3-Halkçılık:
    Bir ulusu oluşturan çeşitli mesleklerin ve grupların içinde yer alan insanlara halk denir.
    Halkçılık ilkesi cumhuriyetçilik ve milliyetçilik (ulusçuluk) ilkelerinin doğal ve zorunlu bir sonucudur.
    Bu ilkeye göre, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Ulusun bütün bireyleri kanun önünde eşittir.
    Ulus egemenliğini esas alır, demokrasiyi öngörür.
    Bu ilkeye göre, Türk toplumunda sınıflaşma yoktur. Meslek ve çalışma grupları vardır.
    Devletin vatandaşa, vatandaşın da devlete karşı hak ve sorumluluklarını çağdaş bir şekilde düzenler.

    4-Devletçilik:
    üEkonomik kalkınmada, özel girişimcilik reddedilemez.
    üAncak, toplumun yararı gözetilerek devleti, düzenleyici, planlayıcı, işletmeci kabul etmek gerekir.
    Amaç: Türk toplumunun, çağdaş uygarlık ve refah düzeyine yükseltilmesidir.

    5-İnkılapçılık:
    Amaç: Her yönüyle çağdaş bir toplum haline gelmektir.
    üAtatürk inkılaplarının korunmasını ve geliştirilmesini öngörür.
    üAtatürk ilkelerine canlılık ve süreklilik kazandırır.
    üAtatürk’ün çizdiği yolda durmadan ilerlememizi sağlar.
    üBu ilke Atatürk inkılaplarını, Osmanlı Devleti yenileşme çabalarından ayıran temel farkı gösterir.

    6-Laiklik:
    Laiklik: Devlet düzeninin, hukuk kurallarının dine değil, insan aklının ürünü olan bilime dayandırılmasıdır.
    üKişiler dinsel inançlarında özgürdür.
    üDevlet dini inançlarından ötürü kişilere ayrıcalık tanımaz.
    üLaiklik anlayışında din, devlet işlerine ve politikaya karıştırılmaz.
    üHoşgörü, inanç ve vicdan hürriyeti esastır.

    b-Bütünleyici İlkeler


    1-Ulusal Egemenlik
    2-Ulusal birlik ve beraberlik, ülke bütünlüğü
    3-Yurtta sulh cihanda sulh
    4-Özgürlük ve bağımsızlık
    5-Akılcılık ve bilimsellik
    6-Çağdaşlık ve batılılaşma
    7-İnsan ve insanlık sevgisi
    Not:
    ü1924-1928 yılları arasında laiklik ilkesi doğrultusundaki inkılaplar tamamlanmıştır.
    ü1920-1923 yılları arasında Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusundaki inkılaplar tamamlanmıştır.
    üBütünleyici ilkeler yorumla ortaya çıkmışlardır.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Mustafa Kemal’in gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.02.11, 20:52
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.10.10, 02:21
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.05.10, 02:06
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.03.10, 00:12
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.12.09, 10:57

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.