Sponsorlu Bağlantı

Sayfa 1/2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Şahmeran Şahmeran Hakkında Şahmeran Resimleri Şahmeran Efsanesi Şahmeran Bilgi

  1. #1
    Senior Member
    Sponsorlu Bağlantı

    Şahmeran Şahmeran Hakkında Şahmeran Resimleri Şahmeran Efsanesi Şahmeran Bilgi

    Sponsorlu Bağlantı

    Şahmeran Şahmeran Hakkında Şahmeran Resimleri Şahmeran Efsanesi Şahmeran BilgiŞahmeran ve Lokman Hekim
    == ŞAHMERAN EFSANESİ ==






    Şahmeran ile karşılaşan kişinin ismi Camsab’dır. Camsab yoksul bir ailenin oğlu olup. evinin geçimini arkadaşları ile odun yaparak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşları île birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab, arkadaşlarının aç gözlülüğü yüzünden, kuyunun içindeki bal bi¬tince kuyuya bırakılır. Kuyuda yalnız başına feryat ederken bir ak¬rebin toprağı delip kendisine doğru yaklaştığını görür. Akrebi öldü¬rür. Akrebin geldiği noktadan iğne gözü kadar gün ışığının geldiğini fark eder. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği yeri büyütmeye çalışır. Açılan geniş delikten geçer. Çiçeklerle dolu, ortasında havuzu bulu¬nan genişçe bir bahçeye girer. Havuzun çevresinde bir dizi oturaklar ve bahçede bir yığın yılan bulunmaktadır. Havuzun baş tarafında bulunan bir taht üzerinde oturmakta olan insan başlı, süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab’a kendi diliyle hitap eder;
    Hoş geldin insanoğlu … Benim misafırimsin, benden ve çevrendeki yılanlardan korkma. Benim adım Yemliha’dır. Benim halkım ve insanoğullan beni Şahmeran diye tanırlar. Bu taht ve bu ülke Cenabı Hakkın bir ihsanıdır. Burada benim h i may emdesin, diyen Şahmeran, Camsab’a türlü türlü yiyecekler ikram eder. Ey insanoğlu, benim ülkeme neden ve nasıl, hangi maksatla geldin? Bunu bana anlatır mısın? diye soran Şahmeran’a Camsab başından geçenleri anlatır. Şahmeran Camsab’ın hikâyesinden sonra başını sallar: İnsanoğlu nankördür, hilekârdır. Küçücük menfaatler Karsısında başkasının muazzam zararlarına razı olur. Geçmişte in¬sanoğlu bana çok zarar vermek istemiştir, diyen Şahmeran ile Camsab uzun uzun dertleşirler. Camsab mutlu ve memnun bir halde uzun yıllar Şahmeran’ın güvenini kazanır. Biribirlerine uzun uzun hikâyeler anlatırlar. Uzun bir zaman sonra Camsab Şahmeran’a;
    - Ey muhterem efendim! Ailemi çok özledim. Ne olur beni aileme kavuşturun! Bu lütfü bana bağışlayın, diyerek yalvarır. Bunun üzerine Şahmeran; -Camsab, ben sözümü tutup seni yurduna gönderirsem, sen de aynen bana söz verebilir misin ki, bir daha ömrünün sonuna kadar hamama girmeyeceksin? diye sordu. Camsab cevaben; - Ölünceye kadar hamam yüzü görmeyeceğime ve senin yerini yurdunu kimseye söylemiyeceğime yemin ederim, dedi ve yemin etti.
    Şahmeran bu yemin üzerine, artık kanaat getirerek, Camsab’a biraz yolluk ve bir hayli de dünyalık ziynet, cevahir ve hediyeler vere¬rek, orada duran yılanlara hitaben; Bunu o bal kuyusundan dışan çıkarın, emrini verdi. Yılanın Önüne katılarak bal kuyusundan çıkan Camsab, artık hür olmanın saadeti, sevinci içerisinde evine koştu, ailesine, sevdiklerine kavuştu. Ailesi büyük bir merak içerisinde Camsab’a beş yıldır nerelerde olduğunu sordular. Şahmeran’a verdiği sözü düşünerek hata yapmaktan çekinen Camsab:
    Yeminliyim, söylemek istemem. Bunu benden sormayın, deyince, annesi; Arkadaşların, senin dişi bir kaplan tarafından parçalandığını söylemişlerdi. O zamandan beri tam beş sene oldu. Azap ve keder içinde bu günleri geçirdiğimizi tahmin edersin herhalde. Buna rağmen sen bize bu ıstıraplı günlerin bir hesabını bile vermekten çekiniyorsun, dedi.
    Camsab sordu: Benim o hain ve vicdansız arkadaşlarını simdi nerededirler, sağ mıdırlar? - Oğlum hepsi sağ. Ticaret yapıyorlar, çok zengin oldular. Bazen bize yiyecek ve para yardımı yapıyorlar. Hâl ve hatırımızı soruyorlar, Allah’a şükür, deyince Camsab dayanamadı: Ana bunlardan birini çağınver. hadi var git, dedi. Anası: - Oğlum onlar bizim ayağımıza hiç gelirler mi? Onlar zengin, yüksek insanlar. Yann sabah sen git, onları evlerinde ya da iş yerlerinde ziyaret et, dedi. Camsab yine;
    İşin aslı öyle değil ana. Sen var git söyle onlara, “oğlum geldi, sizi istiyor” de, onlar koşa koşa gelirler, dedi. Gerçekten Camsab’ın annesi gidip bunlardan birisini bulunca adam telaş ve endişeye kapıldı. Diğer arkadaşlarını bulup, onlarla konuşup tartıştı, sonuçta hak ve adaletten korkarak, Camsab’tan af dilemeye, merhametini istemeye ve mallarının yarısını Canısab’a vermeye karar verdiler. Mallarının yarısını yanlarına alarak Camsab’ın evine geldiler. Camsab’ın elini ayağını öperek: - Ey kardeşimiz Camsab. bizim cahillik ve kusurumuz büyüktür. Bizim ettiğimizi sen etme. Bizi sen affet, malımızın yansını sana getirdik. Gel barışalım, diye çok yalvardılar. Camsab bunlara yine acıdı ve kabahatlerini bağışlıyarak yeniden dost oldular. Aradan yedi yıl geçti. Bu zaman içerisinde Camsab verdiği söz gereği hiç hamama gitmedi.
    Camsab’ın yaşadığı ülkenin hükümdarı Keyhüsrev bir gün fena bir hastalığa tutulmuştu. Tüm vücudu kıpkırmızı yaralar içinde idi. Hekimler, ilaçlar fayda etmedi. Hastalık gittikçe arttı, ağırlaştı. Hekimler bütün ümitlerini kestiler. Çaresizliği kabul ettiler. Keyhüsrev’in Şahmur isminde bir de veziri vardı. Sihir işlerinde Vezir kitaplarını karıştırırken, tek devanın Şahmeran’ın etini yemek olduğunu hükümdara söyledi. Keyhüsrev tellallar bağırtıp, Şahmeran’ın yerini bilene büyük vaadlerde bu¬lundu. Camsab verdiği söz üzerine ses çıkarmadı. Vezir yeniden bir hüküm çıkardı. “Şahmeran’ı gören bir kimsenin belden aşağısı balık gibi beyaz pullu olur.” Bunun üzerine bütün hamamcılara, halkın bedava yıkanmaları için emirîer verildi ve hamam masraflarının dev¬letçe ödeneceği bildirildi.
    Memurlara talimatlar verilerek, bütün halkın hamamlara gitmesi sağlandı. O sırada zorla da olsa Camsab’da hamama götürüldüğü için sır öğrenildi. Belinden aşağısı beyaz pullu olan Camsab yaka paça doğru hükümdarın huzuruna çıkarıldı. Keyhüsrev’in tedavisi için tek çarenin Camsab’ın elinde bulunduğunu kendisine anlatılarak. Şahmeran’ın yerini göstermesi emredildi. Camsab kaçamak bir yol arar gibi:
    Babam büyük bir hekimdir, belki de bir çare bulur. Ben ise mektepte bir şey öğrenemedim. Sanatta da çırak çıkamadım. Ben ne ilaç bilirim ki, dedi ise de Vezir ona: Biz senden ilaç istemiyoruz. Sen bize Şahmeran’ı bul yeter. Buna karşılık hükümdar sana büyük ihsanlar verecek, dedi. Camsab yine anlamamış gibi, kendini bir şeyden haberi yok gösterircesine: - Şahıneran nasıl şeydir? Ben onu hiç görmedim, dedi. Vezir: - Şahmeran’ı sen görmüş olmalısın. Zira belinden aşağısı pullu senin, dedi.
    Camsab: - Benim vücudum doğma büyüme böyle pulludur, dedi ve sırrını vermedi. Camsab’ı zorla söyletebilmek için bir hayli dövdükten sonra cellada teslim ettiler. Camsab hayatını kurtarabilmek için, son bir çare olarak hiç olmazsa Şahmeran’ın kuyusunu göstermeyi kabul etti. “Nasıl olsa onu oradan çıkaramazlar, ben de ölümden kurtulurum” diye düşünüyordu.
    Fakat hiç de öyle olmadı. Camsab kuyuyu gösterince, vezir ku¬yunun başında sinirini kullandı. Okudu, üfledi ve nihayet Şahmeran bir yılanın başında tuttuğu altın bir tepsi içinde görüldü. Şahmeran etrafına bakıp Camsab’ı
    görünce: İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmiyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım. Başa gelen kaderdir, dedi. Camsab utancından yerin dibine geçiyordu. Ağzını açıp cevap ve¬remedi. Kendisinin bu aşağı ruhlululuğunu. İhanetini bir türlü af edemiyordu. Rezil olmuştu. Vezir Şahmur Şahmeran’ı tutmak için elini uzatırken, Şahmeran ona:
    - Ey melun! Sen bana el sürme, yoksa hançerimle seni delik deşik ederim. Ey Camsab! Sen beni kucağına al götür, dedi. Camsab, Şahmeran’ı kucağında götürürken ona: Şahım, senden Keyhüsrev’in tedavisi için derman isteyecekler, dedi. Şahmeran:
    - Bu derman benim elimdir. Allah’ın dediği olur, ne yapalım! Eninde sonunda ölmeyecek miyim? Ey Camsab! Sana bir öğüdüm olsun. Sen bana belki de isteyerek kötülük ettin, fakat ben sana etmem. Bu melun beni sana belki de boğazlatacak. Sakın kabul etme. Sonra katil olursun. Bırak beni Şahmur kessin. Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirmek isteyecekler. Sakın içme. O suyu ona içir. Eğer dediklerimi aynen yaparsan kazanırsın. Ben nasıl olsa Öleceğim. Sen benim dediklerimi yaparsan, beni hayır dua ile anarsın, dedi.
    Hükümdarın sarayına gelindiği zaman Camsab ağlamaya başladı. Şahmur buna öfkelenmişti: - Sen deli misin? Bir yılan için ağlayacak ne var, diye bağırdı. Vezir nihayet Şahıneran’ı tutup kesti. Üç parçaya bölerek, bir toprak çömlek içinde kaynatmak üzere ateşin üstüne koyduğu sırada hükümdarın bir yaveri gelerek onu saraya istedi. Vezir gider¬ken Camsab’a dönerek: - Al bu şişeyi, içine Şahmeran’ın ikinci suyunu doldur. Ben içeceğim. Belimin Ağrısına şifadır. İlk suyunu da sen iç. Her türlü hastalıktan korunur, kurtulursun, dedi. Camsab Şahmeran’ın ilk suyunu şişeye koydu ve ikinci suyunu da kendi içti. Birden çömlekteki parçalar dile geldiler: - Biz hükümdarın hastalığına dermanız. İlk uç gün başımı yedir.
    Dördüncü gün hamama götür, şifa bulur, dediler. Koşarak gelen Vezir Şahmur, telaşla ikinci suyu sordu. Camsab şişeşe koyduğu ilk suyu Vezire uzattı. Şahmur’un karnı, aldanarak içtiği suyun tesiriyle davul gibi şişti. Kendisini yere can acısıyla atan Şahmur çırpına çırpına son nefesini verip öldü.
    Bu olay Kehsûrev’e iletilince, telaşa düşen hükümdar derhal Camsab’ı huzuruna çağırdı: - Şimdi Şahmur öldü. İlacı nasıl kullanacağımızı biliyor musun? Nasıl yapacağız? diye sorunca Camsab: - Efendimiz hîç merak buyurmayınız. Ben ilacın nasıl kullanılacağını iyice biliyorum. Yaralarınızı iyi edeceğim, diyerek Şahmeran’ın baş tarafını hükümdara yedirdi. O anda Keyhüsrev’in vücudunda bir kaşınma başladı. İkinci ve üçüncü parçalar da tesirini gösterdi. Dördüncü gün hamama götürülen hükümdar, harnam dönüşü Camsab’ı sarayına kadar getirdi, kendisine başvezirlik mührünü vererek, ona bir çok ihsanlar nail etti.
    Şahmeran’ın ikinci suyunu içen Camsab, hikmet ve kimya il¬minde büyük başarılar elde etti, eserler verdi. Bu su ona akıl ve feraset, zekâ ve hafıza bahsetmişti. camsab, bu suretleı kalan ömrü boyunca meşhur ve mesut yaşadı.



  2. #2
    Senior Member

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi


  3. #3
    Senior Member

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi


  4. #4
    AdministratoR

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi





  5. #5
    AdministratoR

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi







  6. #6
    AdministratoR

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi


    Şahmeran

    Daha çok güney, orta ve doğu Anadolu resminde, masallarında, hikayelerinde rastlanan akıllı ve iyicil olarak tanımlanan bellerinden aşağısı yılan, üstü ise insan, Meran adı verilen doğaüstü yaratıkların başındaki hiç yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan varlık. Farsça yılanların şahı anlamına gelen "şah-ı meran" dan gelir. Ancak, Şahmeran'a ilişkin tüm efsanevi kayıtlar ve Şahmeran efsanelerine özgü tüm betimlemelerde varlık dişidir. Akdeniz bölgesinin tarsus ilçesinde yaşadığına inanılıyor.
    Şahmeran, gittiğinde "bir cuma günü geleceğim" demiş. Bu efsaneyle bize ne öğretilir? Efsaneler, hiçbir zaman boş değildir. Örnek bir efsane de, "Mersin suyla, Adana yalanla, Tarsus yılanla yok olacak." diye bir inanç var. Şahmaran, bir çocuğun koyun otlatırken tesadüfen bir çukuru eşip ordan birden büyüyen bir delikten içeri düşmesiyle ortaya çıkmış. Çocuk, irili ufaklı yılanların ortasına düşer. Her ne hikmetse bağıramaz; ama aslında çok korkuyordur. O sırada bir ses ona seslenerek,"Gel, korkma! Ben istemedikçe onlar sana dokunmazlar. Bas üstlerine ve gel." der. Çocuk, ona doğru gider ve yaklaşır. "Ne arıyorsun burda?" diye sorar Şahmaran. O da, "Kuzum kayıptı. Onu ararken dinleneyim dedim ve bir delikle oynarken buraya düştüm." der. Şahmeran, elini çocuğun sırtına vurup, "Gözlerini kapat!" der ve açtığında çocuk yeryüzünde bulur kendini. Sonra eve gelir ve kimseye anlatmaz. Fakat çocuk, üçüncü gün duş alırken, sırtında beyaz-kara renklerin çıktığını fark eder. Giderek yılana benzer cilt rengi ve anlatır annesine. 1 hafta sonra da ölür.
    Diğer bir anlatışa göre de, Şahmaran'ı bir çoban bulur; ama kimseye bahsetmez Fakat birgün iki arkadaşına bahsetmek zorunda kalır. Çünkü sırtında izler çıkmıştır. Ve dilden dile dolaşır. Derken birgün o yörenin hükümdarı hastalanır. Hekimler ne yaparlarsa çare bulamazlar. Bir bilgine danışırlar. O da, "Şahmaran'ın kanını içmeniz gerek; ama şahmaran başı kesilerek ölmesi gerek." der. Onlar da, "Peki onu nasıl bulacağız?" derler. O da, "Onu bir delikanlı biliyor, görmüş. Onu bulsanız, Şahmeran da bulunur." der. "Peki nasıl bulacağız?" sorusuna da,"Onu gören her kimse, Şahmeran onda mutlaka bir iz bırakmıştır." der. Şahmeran ise, gence "Sakın ha, yerimi kimseye söyleme!" diye tembihlemiştir. Şahmeran, çocuktaki mertliği görmüştür zaten ve eklemiştir, "Söylediğin gün, sen ölürsün." demiştir. Askerler, her tarafta bu genci ararlar. İnsanları soyarlar tek tek. Derken çocuğu bulurlar. Sırtındaki işaretten anlarlar. Türlü işkencelere maruz kalan çocuk, konuşmak zorunda kalır. Askerler arkada, çocuk önde, o korkunç esrarengiz mağaraya benzer kapıya gelirler. Ama ne var ki askerler, içeri giremezler. Bir ürperti sarar içlerini. Çocuk, kendisi gider şaşkın bakışlar önünde. Şahmaran, "Neden geldin?" der. Çocuk, "Evet, ama mecburen geldim, işkencelere dayanamadım." der. Şahmeran da, "Korkma, biliyorum." der ve çocuğa kılıç verir. "Önce başımı kes, beynimi sen ye. Kalbimi sök, göm. Kanımı da bırak o aptal içsin." der. Çocuğa cesaret verir ve çocuk bunları yapar. Kral, şahmeranın kanını içer içmez ölür. Çocuksa müthiş bir zekaya kavuşup Lokman Hekim olur ve ilerde de ölüme çare bulacaktır.

  7. #7
    AdministratoR

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi

    Tarsus-Şahmeran Heykeli




    Şahmeran

    Tarsus ve çevresinde
    bilinen ve halk tarafından
    değişik yorumlarla anlatılan
    en eski en önemli mitolojik
    efsanelerden biridir.

    Kelime Farsça kökenli olup
    yılanların şahı anlamındadır.

    Başı insan, gövedesi yılan
    olarak tasvir edilmektedir





  8. #8
    AdministratoR

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi

    Lokman Hekim ve Şahmeran - Lokman Hekim Efsanesi


    Lokman Hekim Efsanesi

    Lokman Hekim doktor ve eczacıymış. Dükkânında her türlü hastalığın devası olan ilaçlar varmış. Hastalar içeri girdiklerinde, hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış. Bir gün içeri birisi girmiş. Ancak hiçbir şişe sallanmamış. Lokman Hekim bunun üzerine:
    "Senin hastalığının çaresi yok, öleceksin" demiş.



    Adam ölümden kurtuluşun olmadığını öğrenince çok üzülmüş. Her şeyini satmış. Yanma bir at, tüfek ve av köpeği alarak dağlara çıkmış. Vurduğu hayvanları yiyip, yörüklerden yoğurt, süt alarak yaşıyormuş. Bu arada hastalığı da iyice artmış.

    Bir ağacın altına gelmiş. Atını bağlayıp köskelmiş. O sırada bir yörük kadını, bir tas sütü saylığa koymuş. Yılanların sütü sevdikleri bilinir. Tasa yaklaşan bir yılan sütü içmiş, sonra da zehrini süte kusmuş. Tas yemyeşil olmuş.

    Ağrıları iyice artan adam:
    "Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım" diyerek zehirli sütü içmiş.

    Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini hissediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş.

    Lokman Hekim'e gidip: Ağrıları iyice artan adam:
    "Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım" diyerek zehirli sütü içmiş. Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini his-sediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş. Lokman Hekim'e gidip: "Sen bana öleceğimi söylemiştin. Ama ölmedim" demiş.

    Bunun üzerine Lokman:

    "Ben sana âlâ inek sütünü nereden bulayım, sütü yılana içirip, nasıl tasa kusturayım. Hastalığının çaresi vardı ama bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim" diye cevap vermiş.

    O gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması, halk tarafından Lokman Hekim'e dayandırılır.

    __________________________________________________ _______________



    Lokman Hekim ve Şahmeran


    Vaktiyle binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam yılanlar tarafından padişahları Şahmeran'a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir. Şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta günlerinin büyük bölümünü Şahmeran'la sohbet ederek geçirmektedir.

    Ne kadar rahat da olsa gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran'dan izin ister. Şahmeran adama güveninin tam olduğunu yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.

    Yeryüzünde normal hayatına dönen adam Şahmeran'ı gördüğünü hiç kimseye söylemez. Bu arada padişahın kızı hasta olmuş tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en çok isteyenlerden biri de vezirdir. Gerçek amacı kızla evlenip oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir bütün büyücüleri toplayarak bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi Şahmeran'ın bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler. Şahmeran'ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak Şahmeran'ı gören kişiyi bulur. Adam Şahmeran'ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider.

    Şahmeran'a bütün gerçekleri anlattıktan sonra ne yapması gerektiğini sorar. Şahmeran: Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum diyerek kendisini öldürmesini ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa dünyadaki bütün yılanlar insanlardan öç almaya kalkacaklardır. Daha sonra: Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki kısa zamanda ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki iyileşsin. Kafamın suyunu kaynat ve iç ki Lokman Hekim olasın diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara adamın misafiri olarak gideceğini çok uzun yıllar dönmeyeceğini kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar. Adam Şahmeran'ın dediklerini yapar. Vezir ölür. kız iyileşir kendisi de Lokman Hekim olur ................



  9. #9
    AdministratoR

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi

    Tarsus-Şahmeran Heykeli



    İran Hükümdarı Sardanapal'ın Tarsus'u işgalinden sonra Arap ülkelerinden gelen kervanların Anadolu'ya geçmesi için ilk büyük konak yeri Tarsus idi. İpek Yolu Tarsus'tan Antakya'ya, oradan da İran ve Mısır'a uzanıyordu.
    İran Hükümdarı Sardanapal Tarsus'u serbest bölge ilan etmişti. Mısırlı tüccarlar büyük kervanlarla Tarsus'a geliyorlardı. Bu tüccar*ların Tarsus'ta kalabilecekleri çok sayıda konaklama yeri, hamamlar ve açıkhava plajları bulunuyordu. Tarsus'tan akan Kydnos Nehrinin Toroslardan kar sulan ile birlikte kükürt getirdiği yine bili*nen gerçeklerdendi. Tarsuslular ırmağın kenarındaki plajlardan ya*rarlanırlar ve bu suların mafsal ağrılarına iyi geldiğini söylerlerdi. Kydnos Nehri'nde banyo yapanlar Sardanapal'ın vergi memurlarına vergi ödemek zorunda idiler.
    Mısırlı tüccarlardan birisi olan ve çok zengin olduğu bilinen Melikiya isimli bir kişi, her sene karlar erirken Mısır'dan yola çıkar, Bağdat, Antakya ve Tarsus'a gelir, buradaki plajlarda yıkanırdı. O seneki baharda Mısırlı Melikiya'yı Amanoslardan geçerken haramiler soydular. Melikiya'nın kervanı dağıldı, kendilerini zorlukla Tarsus'a atabildiler.
    Melikiya yiyecek alabilmesi için hizmetkârını şehre gönderdi. Kendisi de rahatlamak için açıkhava plajına, ırmak kenarına gitti. Yıkandı. Plajdan çıktı, elbiselerini giyinirken, bir subayla iki er gelerek Sardanapal'ın yıkanma hakkını istediler. Melikiya telaşa düştü. "Param yok, soyuldum" dediyse de kimseyi inandıramadı. O sırada yine imdadına hizmetkârı yetişti; "gemilerinin Sayda açıklarında battığını, gelecek sefere borcumuzu öderiz" dedi. Subay durumu Sardanapal'a anlatacağını söyleyerek giderken Melikiya subayın ar*kasından seslendi. Sardanapal'a dünyada bir eşi, benzeri bulunma* yan güzel bir armağan getireceğini de söylemesini subaydan istedi. Melikiya'yı iyi ve dürüst bir tüccar olarak bilirlerdi. Çünkü her sene vergisini ilk Melikiya öderdi.
    Melikiya Sardanapal'ın yardımı ile Mısır'a geri döndü. Yolda benzersiz armağanı nasıl bulacağını düşündü durdu. Kendisine yapılan iyiliği asla unutmuyordu.
    Melikiya Mısır'a geldikten sonra akıl küpü hizmetkârı ile konuştu, tanıdıkları ile görüştü. Ama değerli bir armağan bu*lamıyordu. Bir gün Melikiya'mn hizmetkârı koşa koşa geldi, sevinç ve telaş içinde idi. Hemen söze başladı:
    Efendim, ben eşsiz armağanı buldum.
    Hani nerede?
    Nil vadisinde ...
    Canlı mı?
    Hem canlı, hem de konuşuyor, yedi yılan başı var ve insan.
    Sen deli misin? Öyle bir yaratık olur mu?
    Olur efendim. İnsan gibi de konuşuyor.
    İsmi de var mı?
    Var efendim. Adı Şahmeran. Yılanların hükümdarıdır.
    Yılanlar bizi öldürür...l
    Efendim, biz onu kurtaracağız. Bir büyücünün elinde esir. O da bizimle birlikte Tarsus'a gelecektir. Sardanapal'dan azat edilme*sini ve memleketine gen gönderilmesini isteriz.
    Sardanapal kabul eder mi bu armağanı?
    Elbette edecektir. Dünyada bir eşi olmayan bir armağanı nasıl red edebilir ki?
    Melikiya ile hizmetkârı anlaştılar. Hizmetkâr gitti. Üç gece sonra bir devenin üzerine bindirilmiş büyük bir tahta sandıkla geri döndü. Sandık evin bahçesine konuldu, kapılar iyice kapatıldı. Sandık hizmetkârlar tarafından büyük bir dikkatle açıldı. Melikiya gördüğü manzara ve güzellik karşısında şaşkına döndü. Gözlerine inanamıyordu. Karşısında yere konulan ipek minderin üzerinde, dünya güzeli, san saçlı bir genç kız duruyordu ve kızın vücudunun, kol*larının altından ve omuz başlanndan yedi yılan insana saldırıyordu.
    Melikiya hizmetkarına sordu:
    Şahmeran bu mudur?
    Evet efendim.
    Melikiya Şahmeran'a sordu:
    Sen Şahmeran mısın?
    Ben Şahmeran'ım. Beni bırakın yurduma gideyim. Yoksa bütün dünyadaki yılanlar sizi rahat bırakmazlar.
    Biz sizi kurtarmak için büyücüden kaçırdık. Ülken nerede? Benim ülken Nil Vadisi'nde ve Afrika'da kimsenin bilmediği bir yerdedir. Beni bırakın sizi ve yedi sülalenizi zengin edeyim.
    -'Biz seni bırakacağız. Ancak yolculuğu beraber yapacağız ve bu yolculuk sonunda seni azat edeceğiz.
    -Eğer beni azat etmezseniz, dünya durdukça yeryüzündeki bütün yılanlar insanlara düşman olacaklardır. Size son defa söylüyorum, beni azat edin!
    Melikiya Şahmeran'a söz verdi. Şahmeran yere serilmiş bulunan ipek minderin üzerinde uyudu. Ertesi gün yol hazırlıklarına başlandı.
    Şahmeran, ülkesine dönme vaadine inanmıştı. Yolculuk için içerisi özel olarak döşenen sandığın içerisine girmişti. Kervan yola çıktı. Melikiya sevincinden uçuyordu. Önden haberciler göndererek, Sardanapal'a eşsiz bir armağan ile yola çıktığını bildirmek istedi. Bağdat'a geldiklerinde Şabmeran'ı ülkesinden kaçıran büyücünün binlerce yılan tarafından sokularak öldürüldüğünü duydular.
    Şahmeran olayı duymuştu. Melikiya'ya seslendi:
    - Yalan söylerseniz sizin de sonunuz böyle olacaktır.
    Kervan Birecik yakınlarında Sardanapal'ın askerleri tarafından karşılandı. Kafile ve kervan kazasız belasız önce Antakya'ya, sonra da Tarsus'a vardı. Kervanı Sardanapal'ın Valisi İmadetîîn karşıladı. Birlikte Bahçesaray denilen, ortasından Kydnos'un aktığı saraya ge*lindi. Kervan sarayın ortasında yıkıldı. Armağan sandığım büyük bir dikkatle taşıdılar. Taşıyıcılar uzaklaştıktan sonra sandığın kapağı açıldı ve Şahmeran'a seslenildi:
    - Sen de yıkanıp serinlemek ister misin? dedi Melikiya. Evet isterim, diyen Şahmeran sandıktan çıktı, ipek gibi sarı saçlarını dalgalandırarak plaj odasına gitti. Suya giren Şahmeran dinî inanışları başka olan insanlarla yaşamayı hiç sevmiyordu. Fakat katlanmak zorunda olduğunu da biliyordu.
    Şahmeran odanın ortasındaki şifalı suya girmişti ki, içeriye önce askerler, sonra da İri yan bir subay girdi. Bu Tarsus Valisi İmadettin idi. Cüssesine rağmen korkak, cinlere, şeytanlara ve büyücülere inanırdı. Vali İmadettlıı Şahmeran'ı görünce, önce güzelliğine ve saçlarına hayran kaldı. Sonra da bu güzel gövdeden çıkan korkunç yılan başlarını gördü.
    Eyvah! Bu armağan değil büyüdür, dedi. Sonra da askerlere:
    Öldürün! diye emir verdi.
    Şahmeran tehlikeyi sezmişti. Bir sıçrayışta havuzdan çıktı. Kendini öldürmek isteyen askerlere doğru saldırdı. Bu sırada bîr mızrak göğsüne saplandı. Acı ile inledi. Gürültüye Melikiya koştu. Fakat geç kalmıştı. Yılanlar yakaladıkları askerleri hemen öldürüyor*lardı. Korkunç bir savaş başlamıştı. Şahmeran'ın yılan başları teker teker düşmeye başlamıştı- Son bir sıçrama ile haykırdı ve Vali İmadettin'i yakaladı Şahmeran.
    Sizin dîninizde bir armağana böyle mi yaparlar? dedi. Vali İmadettin onu dinlemedi ve askerlere bağırdı:
    Öldürün!
    Askerler tekrar saldırdılar. Şahmeran'ın son yılan başı yeni bir hamle yaparak Vali İnıadettin'in üzerine saldırdı. Onu yere çarptı. Askerler perişan olarak kaçarlarken birisi baltasını Şahmeran'a savurdu. Şahmeran'ın ağzından "Allah!" kelimesi çıktı. Melikaya Şahmeran'a doğru koştu. Şahmeran'dan fışkıran kan hamamın duvarını kana boyadı. Şahmeran ağlıyarak Melikaya'ya bağırdı:
    - Bana yapacağın bu mu idi? Allah cezanı versin! dedi.
    Fakat o sırada inanılması güç bir olay meydana geldi. Yüzbinlerce irili ufaklı yılan Tarsus'a saldırmaya başladı. Aynı za*manda da yer sarsılmaya, evler, saraylar yıkılmaya başladı. Nehir köpürerek şehre saldırdı. Halk dağlara kaçışıyordu. Yer yanlıyor, insanlar gömülüyordu. Melikiya düştüğü yerden kalkarak "su su" diye inleyen Şahmeran'ın yanına koştu ve ona su verdi. O anda yedi büyük yılan ortaya çıktı ve Şahmeran'ı alarak denire doğru akıp gittiler.
    Olaylar yatışıp ta Sardanapal Tarsus'a girdiğinde, Tarsus'un yılanlar tarafından istilaya uğramış olduğunu öğrendi. Melikiya'yı arattı, bulduramadı. Anlatılanlara inanmak istemedi. Kendisini ha*mama götürdüler. Şahmeran'm kanı hâlâ duvarda idi. Göz açıp ka* payıncaya kadar süre içerisinde olanlara Sardanapal halâ inanamıyordu. Dudaklarından tarihe geçecek bir kaç sözcük döküldü:
    - Tarsus yılanlardan batmış!

  10. #10
    AdministratoR

    Standart Cevap: Şahmeran / Şahmeran Hakkında / Şahmeran Resimleri / Şahmeran biyogrofisi

    ŞAHMERAN...
    Şahmeran Hikayesi

    Günümüzden binlerce yıl önce, Güney Anadolu'da Tarsus kenti dolaylarında, yedi kat yerin dibindeki mağralarda yaşayan yaratıklar varmış. Meran adı verilen bu yaratıklar, çok akıllı ve iyi yüreklilermiş. Arkadaşlığa, dostluğa, sevgiye büyük önem vererek, barış içinde mutlu bir yaşam sürerlermiş. Meranların başlarında Şahmeran denilen eceleri varmış. Genç ve güzel bir kadın olan Şahmeran hiç yaşlanmaz, öldüğü zaman da ruhu kızının vücuduna geçermiş.
    Meranların yaşadığı dönemde, İran'ın Tebriz kentinde, Keyhüsrev adinda bir kral, acımasızlığıyla ün yapmış. Halkı ağır vergi yükü altında yoksulluk içinde yaşarken sarayda keyfi alemler yapılırmış. Bundan rahatsızlık duyan Dünyal adındaki bir bilgin Keyhüsrev'i doğru yola çekmek için çok uğraşmış ve bu uğurda yapmadığı şey kalmamış.
    Dünyada oğlu Camsap'tan başka hiç bir kimsesi olmayan bilgin, Meranların yaşadığı bölgeyi bilir, uzun uğraşlardan sonra bulmayı başardığı gizli geçitten geçerek onlara ulaşır ve Şahmeran ile dertleşirmiş.

    Ögrendiklerini ve gördüklerini bir kitap'ta toplayan bilgin Dünyal, yazdıklarını oğluna anlatır ve onu yetiştirmeye çalışırmış. Kitabın bir sayfasına çizdiği Şahmeran'ın resmini gören Camsap, Şahmeran gerçekten bu kadar güzel mi babacığım der. Babası ise evet oğlum resimdekinden çok daha güzel der.
    Camsap o kitapta bellerinden aşağısı yılan, üstü ise insan olan, Meran adı verilen bu yaratıkların başındaki Şahmeran'a aşık olur ve onu görmek için elinden gelen herşeyi yapacağını söyler.

    Babası ise Meran'lara vermiş olduğu sözden dolayı oğluna, oğlum dahi olmuş olsan Meran'lara nasıl ulaşabileceğini söyleyemem der. Keyhüsrev ordusunun saldırısına uğrayan bilginin evi sırasında Camsap evden kaçmayı başarır ve kaçarken yanına babasının Meran'lar hakkında yazmış olduğu kitabıda alır.
    Artık babasını Yitirmiş olan Camsap en iyi arkadaşı olan Şehmur'a durumu anlatır ve Onu ikna ettikten sonra Meran'ların şehrine ulaşmak için yola çıkarlar. Bu olaylar gelişirken Meran'ların kentinde de Anne Şahmeran ölümcül bir hastalığa yakalanır ve ölür. Kızı ecem ise danışma meclisince Meran'ların yeni Şahmeran'ı ilan edilir. Şahmeran olabilmesi için evlenmesi töreler gereği zorunludur. Danışma Meclisi töreleri gereği bir yarışma düzenler ve yarışmayı başarıyla tamamlayan kişi Ecem ile evlenmeye hak kazanacaktır. Ancak bir insana aşık olan Şahmeran törelere karşı koymaya çalışsada danışma heyeti tarafından ikna edilir ve töreler gereği yarışma yapılır. Onlarca kişiden sadece iki kişi başarılı olur. Bunlardan birisinin kesin kazanacağını anlayan Şahmeran benimle evlenecek gençi kendim sınavdan geçirmek isterim demiş.

    Bu iki genç Şahmeran'ın huzuruna getirilir ve gençlere ilk sorusunu yöneltir.
    1. Beni gercekten sevdiginiz için mi yoksa benimle evlenerek Meranların başına geçmek için mi sınava katıldınız? Diye sormuş.
    Gençler:
    - Sizi çok sevdiğimiz için diye yanıtlamışlar
    Şahmeran:
    - Uğrunda ölecek kadar mı seviyorsunuz? Diye sormuş ikinci sorusunu
    - Gençlerden bir tanesi kayıtsız kalırken diğeri:
    - Evet, diye yanıtlamış.
    Şahmeran Hüsrev'in hançerini gençe uzatarak:
    - Kanıtla öyleyse, demii

    Beklemediği bir durumla karşılaşan genç, bir süre bekledikten sonra hançeri havaya kaldırmış. Onu durduran Şahmeran:
    Beni eğer gerçekten sevmiş olsaydın, başkasına birakmaz ve kendini öldürmeye kalkmazdın demiş. Bu nedenle seninlede evlenemem demiş.Beklenen yanıt alınamadığından Danışma heyeti Şahmeran artık istediğin genç ile evlenebilirsin demiş. Ancak törelere o gün (yani aynı gün) olması şartmış. Bu sırada muhafızlardan bir tanesi Şahmeran'ın yanına gelerek mağra girişinde 2 tane insan bulduklarını söylemiş. Şahmeran oldukca heycanlanmış bunlardan bir tanesinin Aşık olduğu insan olabileceğini düşünerek Muhafızlarına onlara zarar vermeden getirin talimatı vermiş.
    Muhafızlar tarafından getirilen 2 kişiden birisi baygın haldeymiş. Ayık olana Şahmeran, Kimsiniz? Ne isiniz var burada diye sormuş? Verdiği cevapların doğru olmadığını sezen Şahmeran, ya doğruları söylersin yada hemen zindana atılırsın dediğinde Yerde yatan Camsap gösterek işte efendim herşey bunun yüzünden oldu demiş. Meran'ların ecesi Olan Şahmeran'a aşık olduğundan dolayı buraya geldiklerini belirten Şehmur'un sözlerini duyan Şahmeran gözlerini belli bir süre Camsap'tan ayıramamış.
    Camsap'ın sorguya çekilmesi için ayılması beklenmiş.
    Camsap ayıldığında Şahmeran'ı görmek istediğini söylemiş, ardından duyduğu bir ses ile şaşkına dönen Camsap dönüp baktığında karşısında Şahmeran'ı görmüş. Gerçekten de resimde gördüğümden çok daha güzelmişsiniz demiş.
    Camsap ta töreler gereği Şahmeran tarafından danışma meslisi ve Meran halkı önünde sınava tabii tutulur.
    Ona da daha öncekilere sorulan iki soru sorulur:
    İlk soru:
    Şahmeran:
    - İstesem benim için canını verirmisin?
    Camsap:
    - Seni büyük bir tehlikeden kurtarmak için canımı vermem gerkirse bir saniye bile düşünmeden veririm; ama sevgimi kanıtlamam için ise Hayır.
    Şahmeran:
    - Pekala sana iki senecek veriyorum. Ya beni kendi ellerinle başka birisine tutsak vereceksin ya da ölmeme göz yumacaksın. Zorunlu kalmış olsaydın bu seçeneklerden hangisini seçerdin?
    - Camsap:
    Zor bir soru. Ölüm her zaman en son düşünülecek bir yoldur. Zorunlu kalsaydım, ölmenize göz yummam kendi ellerimle başkasına verirdim. Seven insan sevdiğine güvenir, hangi şartlarda olursa olsun, içinde bu sevgi varken sevdiğinin başkasının olmayacağını bilir. Ayrıca, insan sağ oldukça ümit var demektir.

    Camsap'ın verdiği yanıtlar, orada bulunanların sayğıyla bakmalarına yol açar. Danışma meclisi Şahmeran ile Camsap'ın evlenebilmeleri için artık hiç bir engelin olmadığını söyler. Şahmeran benimle evlenirmisin der? Camsap ise hemen evet demiş.
    Sonra evlenmişler, aradan bir yıl geçmiş ve bir kızları olacakmış. Camsap son zamanlar ülkesini ve ülkesinin insanlarını çok merak eder olmuş. Babasının bıraktığı işi yerinden devam ettirmek ve halkını o kötü kıral olan Keyhüsrev'den kurtarabilmek için yanıp tutuşmaktaymış. Bunun bu halini gören Şahmeran'da çok üzülmekteymiş. Birgün Camsap'a içinin rahat olmadığını görüyorum istersen ülkene dönüp mücadele edebilirsin demiş. Buna çok sevinen Camsap yanına arkadaşı Şehmur'u da alarak yola koyulmuşlar.

    Ülkesine dönerken kralın muhafızlarına yakanalan Camsap ve Şehmur zındana atılmışlar ve idam edilecekleri günü bekliyorlarmış. Zindanda sinirden kıvranan Camsap bir ara yumruğunu duvara vurduğunda parmakları acıdığından elini okşamaya başlar. O sıra parmağındaki sihirli yüzük Şahmeran'ı yanına çağırır. Şahmeran görünmez olarak Camsap'ın yayındadır. Uzunca hasret giderirler ve Şahmeran Camsap'a bir ilaç ve birde hançer verir. İlaç ile: Kral keyhüsrev ölümcül bir hastalığa yakalanmış ancak bu ilaç ile iğleşir, huzuruna çağrıldığında seni affetmesi şartıyla bu ilaçı ona ver, hemen iyileşir der. Hançer ile: Bu hançer ile öldüremiyeceğin canlı varlık yoktur, hatta benim derime bile işler der. Kaf dağındaki devi bile öldürmeye yeter der. Muhafızlar tarafından kralın huzuruna götürelen Camap ve Şehmur'a kral derhal bunların kellesini uçurun der. O sıra efendim biliyorum ki ölümcül bir hastalığa yakalanmışsınız, elimdeki ilaç ile sizi iyleştirebilirim der, eğer beni serbest bırakırsanız size bu ilaçı vereceğim der. Bu teklifi kabul eden Kral'a ilaçı verir ve kral ileşir. Kralın danışmanı ise efendim Camsapı affettiniz ama bunu Deve teslim edeceğinize söz vermiştiniz der. Kral da bunu doğrular. Camsap ise Deve kendisinin gideceğini söyler. Kral'da arkadaşın Şehmur sen deve ulaşıncaya kadar burada mahkum kalacak der. Yola koyulan Camsap deve ulaşır ve Şahmeran'ın vermiş olduğu hançer ile devi öldürür ve halkının acısını almış olur. Kralın kızı olan Şahbanu da camsap'a deliler gibi aşıktır ve onunla evlenebilmek için yer yolu denemektedir.

    Geri döndüğünde Kralın kızı Camsap ile evlenmek ister, ancak bunu arzulamayan arkadaşı Şehmur kralın kızına Camsap evli der. Meran'lardan birisiyle evli der. Bundan hoşlanmayan Kral kızı o bir insan ile evlenmeli der. Duyduklarına inanmadığından Camsapı yanına çağırır ve onada sorar. Üzülmesini istemediğinden anlatmak istemesede kral kızı ona Şahmeran'ı yanına çağır onunla konuşacağım der. Şehmur bunuda anlatmıştır. Parmağındaki yüzüğünü okşar ve Şahmeran gelir. Sonra görünmesi istenir. Kral kizi Şahmeran'ın güzelliğine çok şaşırır. Evet ben Camsap ile evliyim ve üstelik birde kızımız var der. Bu sırada Camsap'taki hançeri kapan Şehmur bunu Şahmeran'a saplar ve yere yığılan Şahmeran'ın üzerine kapanan Camsap'ın sırtına da hançeri saplar. Şahbanu ile evlenip kral olmak istiyordur.Artık Şahmeran ölmüştür.. Camsap ise belli bir süre hasta yattıktan sonra iyileşmiştir. Şahmeran'ın acısını unutmak için Kral'ın güzel kızı ile evlenir… birde oğulları olur. Şehmur ise yaptıkları kötülüklerin hesabını zindan da çekmektedir.


Sayfa 1/2 12 SonSon
  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    Şahmeran Şahmeran Hakkında Şahmeran Resimleri Şahmeran Efsanesi Şahmeran Bilgi

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 2 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 5,00 puandır.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Lokman Hekim Şahmeran Efsanesi
    By RedBuLL in forum İslam Alimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.11.12, 17:16
  2. Şahmeran Gerçek Hikayesi
    By Kayıtsız Üye in forum Soru Cevap
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.09.12, 13:05
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.05.11, 04:43
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.04.11, 23:17
  5. Osiris Kimdir ve Efsanesi Nasıldır?
    By angelsss_aylisss in forum Mısır Mitolojisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.05.08, 21:07

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.